Sponsor Reklamlar


Sirr-i faş

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi'likte İbadet Forumunda Bulunan  Sirr-i faş Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 31.05.13   #31
Cem Sultan
Cem Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: izmir
Mesajlar: 218
Rep Puani : 30
Standart Cevap: Sirr-i faş


HURUFİCAN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir gayeyi amac edinen ben ve benim gibi düşünenler verilen antı yerine getirmektedirler.Birilerinin fos olduğu, birilerinin sabırsızlığı birilerinde bana niye cevap vermediğin anlayışına daha önce yazdıklarım cevap niteliğindedir.Bu topikte bilgimi çoşkumu paylaşmaya aktarmaya devam edeceğim.

“Sırr-ı faş” edeceğim diye hızlı bir giriş yaptığımı söylemek mevzuyu feomeni-nesneyi yokuşa sürme ve kendi bildiğini okumak olduğu anlayışı olmaktadır.N e beklemektesiniz?Allahın yanından dün geldim size gördüklerimi açıklayacağım hatta fotoğraflarla birlikte yanımda değerli materyaller canlı ve cansızlar getirdim . sizlere konuşmalar yapaçaklar dememi bekliyorsun.
Fikir –bilgi eksikliğin varsa buda yorum ve yorumlama açısından sakat bir bakış acısı doğurur.Birde buna ön yargılar eklenirse al sana arap sacı…
Dünya dönüyor desekte artık bir fayda vermez. illa dünya dönmüyor olaçak olması gereğini savunur.Döker boşaltırsınız
Beni anlamayan anlamaz.Burada sorun yok.Sorun sürdüğümüz yolun makamları ve kapılarıdır.Her basamak yeni makamlara çıkılır.Bu çıkış manaya sahip olma tefekkür-bilgi akıl,şuur vect ile olur.Hikmet ve himmet cem edilir.Bunu söylemiştim.Burada kimseye iptila etmemekteyim.
Birileri kendini ahmak-bön yerine koymak isterse yapma böyle düşünme deriz.ısrarla illa o dairenin içine girmek isteyim bak ben bönüm derse yapacağımız bir şey yok.Tarik bellidir.Kamil olmak istersen kırk merdiveni hızır ile birlikte atın arka semerin de çıkarsın. Musa'nın hızıra suali hikmetsizliğin den karşı duruşu sabırsızlığından ahmaklığın-dandır. Hızır dan himmet isteyince hikmete kavuştu.Bu edeb ya hu ile taçlandı.Destur ile gelişti.
Bilgiye akılcı eleştiriye boyun bükerim.Amacımız ve ilerlememizde buna bağlı.
Lakin başı boş sözlere havada asılı ithamlara verecek cevabım zamanım yoktur.

Burada ne dAbBe,ne cemsultan ne renk nede kırıstalle alıp veremediğim olmadığı gibi bu canları yüreğime mihman ettim.

Pişmiş aş-a soğuk su değil pişirmeye yardım ile yeni baharatlar koyacak akılları hizmeti beklemekte olduğumu en baştan söylediğimi hatırlatayım.


Olaya kabak tadı vermeden,yan yattı çamura battı o oldu bu oldu demektense anlamaya çalışmak sabır etmek sübut delilleri görmek.Kalb ve akıl gözünü açmak ön yargılardan kurtulmak acaba sualini defalarca yenilemek olayı kişileştirmemek, yerine bilgiyi çoğaltmak gereği ile...
vesselam

güzel kardesim,
agır bir yükün altına girmissin kendi kendine. insanlar tabiki soru soracak tabiki elestirecek veya yargılayacak ve sende rüstünü ispatlamak zorunda kalacaksın haliyle fakat insanların sorularını cevaplayamadıktan sonra onları aydınlatamadıktan sonra sen cümle sırrı bildigini iddia etsen ne fayda?

neyse hevesini kırmak istemem o sebeple konuya pek müdahil olmayacagım artık lakin sunu da belirtmeden gecemem:
SIR denilen seye eren kisi bunu ne söyleyebilir nede dillendirebilir. Bunu söylemek yasak filan degil, herhangi bir yaptırımı, cezasıda yoktur fakat bu öyle birseydir ki dünyalar kadar cok istesende bunu söylemeye dil varmaz, söyleyemezsin...

Hak yolunu acık etsin Sevgilerimle...
Sponsor Reklamlar

__________________
"Biz Ehl-i Beyt’i Rahmeten lil âlemin’den ve Şecere-i Nübüvvet’teniz. İlim ve hikmet menbaı, ilim ve irfan madeni olduğumuzdan halkın belâsını çekeriz. Çünkü halkı Hakk’a davet ederiz."
(İmam Bakır)
Cem Sultan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 31.05.13   #32
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Sirr-i faş


Hakk meyhanesinde hal olan er, Köre ışık-ı tarif etse ne fayda? Nur aşk, gönül vect, vicdan dan bi hal olana ne söylense, ne gülü ne bülbülü bilir. Altını pul edecek olan itikada elmas mücevher vermiş olsak ne hacet. Eşeğe çüş, öküze oha, insana hu demek farzdır…
Lakin burası yeri değildir.Böyle bir sözden istiğrak ederim.
Yanlıştan dönmek hasetten dönmek insanlıktır. Yanlışlarımdan var olan hasedimden huccetullahları görünce boyun büker özrü hakk bilirim. Bundandır ki kimseye bizzat busun ,şu sun demem. Herkes kendi halini faş eder. Konuyu kişiselleştirmem. Anlayana eleştirimi yaparım.Anlamayana da sözüm yoktur.İmanı küfürle tartmam. Niteliğimi nicelik ile bilirim.
Bilmeyen sual eden eziktir. Bilen ise gafurdur. Bu bir saygı sevgi işidir. Hakk bilgedir. Adem cahil eziktir. Hakikatta bilene gerçeği görene “ulu’l emre” uymayan tamu-içine girmiştir. Bilgiyi infak etmeyiz. Zekatımızı hakk rızasında veririz. Bilmediğimizin kölesi hizmetçisiyiz. Gerçeğe hizmet halka oradan halk olanadır. Hakk kıyamet süresinde söyle söyler “yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parlayacaktır.” Sözünü biliriz.


Aşığın perişanlığı hakk demidir. Gelir geçer. Aşık olmayanın sinesi “ABDAL-ı” ne bilir! Arif olan münezzehtir. Çünkü geldiği noktada “LEDÜN”e ulaşmıştır. Bu dem-i gönül demliğin de vicdanında demleyen her can yudumlar. Muradımız bu hali yaşayan yaşlısı genci hangi halde ne olduğundan hareketle kırk kapı yolculuğuna inadına devam etmesidir. Böyle olunca elindeki gönül anahtarıyla “ sırr-ı faş ” eder. Cemalini her bir kapıyı bu sihirli anahtarla açmasıyla ışığın gösterdiği kabe’nin irşad’ın ta kendisi olduğunu bilir.Erenler bir Pazar kurmuştur.Hal ehline hal satar.Ne tartısı ne terazisi vardır.Hasmı sitemi ben neyleyim.Cemalinden ötürü gel gör ki canın acımasın benim canım acısında Dikensiz bir gül satarım.Hakk aşkı ve yükü bize sevinç verir.Gözümüzde katre olup can Kızılbaş sinemize süzülüp kırmızı gül ile bülbül olur…

Gelin cemalimizi parlatalım cevahirin kıymetini bilelim. Bahri ummanların zatlarına merhaba diyelim. Zahit olan,aşık olmamış gönül gemisine binmemiş vicdan yelkenini açmamış, dümen olan aşığın dost eşiğine yüz sürmemişse sözünü dinlemek cinayettir.Meydanda Her gaf-ı kır söyle sonra delil sorarsın.

Kusura bakmayın hasbıhal ettiklerim eline, diline hançer alanla hasbıhal etmem. Şeriat(sözde görünen hak kanunları)zahit olana bal aşığa ise ağu olur. Bilmeyen o zamanda kelamı aşığa dikta eder. Varsın söylesin Musa’ya Firavun, Hüseyin’e Yezit gerek. Sözümüz görünse de ayan beyan onu fehmeylemek her sineye nasip olmaz. Ali çoktur şah-ı merdan bulunmaz. Müftehirden korkarım kemter olup şu alemi gezerim. Noksanım bilirim Bildiğimi alana söyler. Dehr-i tamamlarım. Cemal cemale geldiğimde dizlerim bükülür yüreğim titrer nikap kalkar celal ortaya çıkar.
Aşk sırrı yaşamaktır. Görünür her dem hali Yazılsa söylense aşk vicdan Hakk ile hal olmayan Ali merdan olmayan naçar nadan kalır.Erenler dilden dile sırr-ı faş etmiş ancak hali bilen coşmuş ah demiş yar yaren demiş bizim söylediğimizde budur.Gönül vicdan Hanesi olmayana mihman uğramaz.Yani gönlü vicdanı olmayana boz atlı Hızır-Hakk uğramaz.
Aşk ile.
Sponsor Reklamlar

bab'ül ilim bunu beğendi.
HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.10.13   #33
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Sirr-i faş


Hakk ile hakk manasındaki istiva, ademi hakikat rahim-i havva dır. ol insanı fıtrat-ı cemal-i Wav ile biçimlendi tin ine nafs emanet eğlendi.Elif düşledi lam ile ayan oldu bil ile halak eğledi lam ile cisim ism oldu...
Bilesin ki Babanın sırr-ı evlatta evladın sırrı rahimde, rahimin sırrı cenni'de cenninin sırrı katre de katranın sırrı kırk dehr'de ol o düş hep duranda.
Dur hele sen bir damladan ibaretsin.Aklın feleğin kendi Felek aklı bildi de sen bundan niye ırak durmak istersin.Araf'ta berzah ha selam ederler.Sen ise iblistesin...
Alem İsa ruhullahta tuz ile ışk olan her dem-i alem-i sagır olan sen ne kadarda o...
Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.10.13   #34
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Sirr-i faş


Biz hakkın bazı sözlerini bazılarından üstün kıldık onlar "muhkem"dir. Aramice kuran ilahi okunan ruh-u rahatlatan kitap ismidir.Suryanilerin iki kitapdan biride bu kurandır.
... mekanların içine yusuf'un üçünü belgesiyle ayan ettik. Fezy-el kadir(furkan-kuran) burada tek tek eman edilir,muhasara(maide)...
Maranşah deccal idi lakin bunu Anadolu'ya anlatmak zor idi.Evirip çevirdik yezitte bu işi kılındı hep birlikte gördük. Hurufi bu işe ne uydu ne biçimlendi...Cuma günü fazl-ı hakk türab oldu, diriliştir perşembe olan(anasır erbaa)...

Günümüzde hurufilik yada diğer adımıyla bağlı bulunduğu batini ekoller içindeki düzlemi "anlam yitimi" olarak karşımıza çıkmaktadır.Anlam yitimi psikopatoloji terimdir.Hasta avucundaki nesnenin biçimini ve büyüklüğünü duyar ama ne olduğunu anlayamaz.Bunun sonucu olarak onun adını söyleyemez.İnsanın yaşadığı ekoloji çevresi dahilinde coğrafi-mekanı önem arz etmektedir.Bir cemiyetin inançları ve bu inançların merkezi yapının(emperyalist yapı) karşısında var olabilme koşulu yeni yapılanmalar çeşitli renk ve ölçülerde binalar kurarken bu bina diğer yapılanma karşısında gözüken fiiller yaratır.Asılda yapıya karşı tutum davranış içerisinde kendini savunurken de yapıya ait çok değişimleri de içine alır.Bu süreç neden sonuç ilişkisi ile açıklandığında taşlarda yerine oturduğunu görülür.


Hurufilik anlaşılır veya anlaşılmaz metinler olarak görmek sizin nerede olduğunuz ve nereden bakmanızla ilintili ilkelerle sahip olduğunuz doğru orantılıdır.Hurufilik metodolojisinin İlkeleri ana hatları kurucular tarafından belirlense de bunu geliştirme yayma olasılığı güçlükle devam ettiğinden ovada agnostik dağda ise anarşist bir yapıyla kendini gösterir.Yani çok iken "deli-veli" az-lık içinde ise akıllı politiktir...
Hakim kadro içerisinde üzerine kapatılmış topraktan çıkması için çeşitli şartları ve yerleri kullanarak benimsetmeyi öğreterek filiz vermiştir.Bu işlem Cümleler içerisinde kelimelere atıf edilerek çok şey ifade edilmiştir.Cümle kelimeyi acıklamıştır.Arapcadan, Farsça'ya, farsca dan aramice ,hint yunan mısır izlerine giden bir yolu izlemiş alem düzlemde görünür olduğundan kendini bu gün ifşa farş eylemiştir.
İslam arap hegemonyasın da Arap,farsda fars, Türkte Yunan da, Mısırda Hintte koşullara göre bir savunma bir saldırma yoluna gitmiştir.
Her manasız anlam verilmeyen harflere mana kazandırmak zamanın şartları ve aklı ile ilgilidir. Yoksa hiç bir nokta anlam kazanmadan hakkikatı temsil etmez.

Hurufculuk monolog yapı değil bil hasıl "poli" çoğulculuktur.Akıl kozmolojisinde-ki tüm bileşenleri kullanır.Vahiy edileni değil görüneli vahy eder(farş eder)
Bu algı gerçekciliğini inanç değerlerimiz de bizzat göstermektedir. Mufassal olarak Doğa-kozmoloji ,ruh akıl bize bizzat bunu izah eder.İkrar budur.İman bunu algılama işidir.Körü körüne birilerinin getirdiğine inanmak asla değildir.Alevilik-hurufilik pir inancı dar-ı fazıl dar-ı , Mansur bunun hayata yorumlanmış biçimlendirilmiş izafetidir. Kaostan çıkışta ancak bu yöntemle olur. Huruflar niceliklidir. Ama hurufilik asla böyle ifade tarzı kullanmaz.Görünümle idrak farklılığı ikisi çok farklı şeydir. Çelişme ve çelişmeyi besleyen damarları canlı tutma insani sömürünün ürünüdür.Diyalektik düalistliğin içinde bir hazinedir.Çatışma güçlü olanı var eder.Evrimleşme evolasyon buna bağlıdır...
Retorik söylemler geliştirme siyaseti tarihte kimin yanında kimlere ne getirdiğini görmek acısından bize önemli veriler sağlar.
Bizler mantığı ve epistemolojiyi statik hale çevirirsek gelinecek noktada bilineni bilinmiyormuş gibi hallendirip tevillerle onun içini boşaltmaktan başkaca bir şey yapmadığımızı görürüz.İşte günümüzde yapılan dik duruşun ayaklarını kesme onu kendi mekanında yok etmede budur.
Mefhum'un ismini onca düşünür koymuşken bunları ahmak absürt gibi düşündürmeye çalışanların yanında olmak alevilik açısından pek akıllıca bir iş sayılmamış olsa gerek...

Hakkikatı beyine gönderen ses(içteki ses) bileşene ihtiyaç duyar.Hakikatte tanrı insana ihtiyaç duyar ondandır ki bu var oluş olarak göründü. Yoksa durup dururken bu oluşum bana ibadet edilsin diye bir nedenle olmadı.İzafet sonuçsal olarak panteist doğurur. Hurfculuk değil Hurufilik budur...

Konu neden bir iki kelm etmek zorunda kaldığıma gelince;

Hurufilik veya hurufcular üzerinden bazı alevi sitelerinde arkadaşlar kelam etmektedir.Ama yanlış yerde tuttukları için bu hamurdan ekmek olmayacağı dünden belli.Neden mi ?una su katmadan mayasını bilmeden tuzunu katmadan bu işe girişenlerin elleri ançak unla kalır.Hurufilik kelimeler üzerinde oyun değildir.Bunu yanlış aksettirenler tarih boyuncada mevcut olmakla birlikte hurufçuluğun insanlık tarihi sürecinde hak arama ve mazlumlar(çiftci-sanatkar)yanında olan bir bileşen olduğunu erk anlayışı ile gözden kaçırmaktan başka bir şey değildir.Tahminler yapılaması tarih boyunca çeşitli coğrafyalarda kullanılmıştır."Mircea eliada" gibi antropolojinin-sosyoloji ve filoloji bakımından inançsal yönlerinin babası sayacağımız hocamızın yazıtlarında çokça örnekler vermİştim. Malum Alevi siteleri kaybolunca bu yazılanlar uçtu gitti emek zayi oldu yani...
Sosyal ve ekonomik yapılar değiştikçe insan aklı sokratestleştikçe, Aristo bulundukça çeşitli politik anlayışlar geliştiğini görünür.Bu genel yapıyı yayma veya yayılan etkisini kaldırma azaltma için çeşitli yöntemlere başvurulur.

Hurufiler gaybı geleceği bilmesi imkansızdır.Tahmin edemez demiyorum.Bunu belli aşamalardan geçmiş şartları analiz eden topluluklar olduğu gibi sizde bir sistem kurup yaparsınız.Arap dili(islam) yayılma sürecinde bir duruş sergileyen toplumlar kendilerine yıllardır şırınga ile yavaş yavaş her şartıda zamanla deneyen gürüh nedeniyle o dönemin akıl bilim ve felsefe sahipleri bir dal bularak tutunmayı bu herşeyi alıp görüren taşkın sudan korunmayı amaç edinmişlerdir.Bundan dolayı yaygın olan çeşitli lisanı kullanırkende alt yaygın dilleri kullanarakta bunu yapmış olduklarınıda görmekteyiz.Bununla birlikte ele alının ca Arapca kün emri ol demektir.Ol emrinden sonra her kes herşeyi çoğaltmaya başladı tüm ilahi kitaplardaki kelam çoğaldıkça asıdan uzaklaştırıldı.Çünkü asıl kozmoloji makrodan mikro akıla bir dinamik duruş sergilerken.İalhi kitaplar kaleme düşünce sabitlenmiştir.Buda kün emri ve bileşenlerinin karşısına yani hakikat karşısına geçilmiştir.Böylece Asıl basit iken bunun bulunmaması için insanlar savaş verdi.Kozmoloji tekrar künden önce var olan akılla(şuur) yönelmeyi şiar edilince çözüldükçe asıl olana bir yolculuk başladı.

Diğer bir hususta Huruflar kısa tutularak rakamlara oradan söz ile ses le ne söylendiğini akla bilmesi için tekrar anlatmakla ikilemler yaşayarak bir metot kullanır.Asıl yazılan tek harf olsa bile şuur okülistliği var ederek görünenin anlamsız görünmeyenin asılda hakikat olduğunu anlayarak "HU" saygı duyar.Hu son noktadır. Amaç Hu olmaktır."ene-l-hakk" bu sözün bir tevilidir.
Öz varmak ançak görünürle olur.Yani özün bilgisi görünümün bilgisidir.Akıl öz dür bundandır ki akıl kendini ancak görünenlerle bulur.Yani ifşa eder.Harfler çoğaldıkça karmaşa artmış olması hakikatı tarifi ile ilgilidir.Son tarifte öz'u açıklayan tüm olguların öz'ün çatı olduğunu keşif eder.Bu tüm harflerin bilginin tekliğine ifade eder.Öznel ve nesnel ilişki bize çok şeyler sunmuştur.Öz ile nesnel arasındaki ilişki usla(akıl) özdek ya da bilinçle(şuur) doğa arasındaki ilişkinin öze bir görünümüdür. insanın var olmasından önceki tarihi nesnel bir süreç izlemiştir.İnsansız olan evren insanlaşınca neden sonuç ilişkileri göçlerle birlikte kendini bulma izleme manalandırma yoluna gitmiş bunu çeşitli değerler geliştirmiş kullanmış ve aktararak çoğaltmıştır.Tekil olarak tam olduğu bir süreçten çoğalmayı geliştirmeyi yönlenmiştir.Yani ne nasıl çoğalırsa çoğalsın mevcudun içinde olduğundan dolayı manada asılda çoğalmamış ta sayılmaktadır.Bir bütünün içindeki kareli resimleri bulmacanın yap bozlarıdır. Çerçeveler bütün iken bunu görünür eden yine dışarıdaki öz-akıl kendisidir...
Devam edecek...
Sponsor Reklamlar


Konu HURUFİCAN tarafından (24.10.13 Saat 17:14 ) değiştirilmiştir.
HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.10.13   #35
dAbBe
dAbBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: Oradan
Mesajlar: 2.172
Rep Puani : 32
Standart Cevap: Sirr-i faş


”Fe kâne kaabe kavseyn.” ”Muhammed, sizin erkeklerinizden herhangi birinin babasi degildir; o, Allah’in resulü ve nebilerin sonuncusudur.” "O kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler"

Su bir gerçek ki, biz seni, bir tanik, bir müjdeleyici ve bir uyarici olarak gönderdik. Allah'a ve resulüne inanasiniz, O'nu destekleyesiniz, O'nu yüce bilesiniz ve sabah-aksam O'nu tespih edesiniz diye.


Hurufi can bu ayetler senin icin ne ifade ediyor?
Sponsor Reklamlar

bab'ül ilim ve renk bunu beğendiler.
dAbBe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.10.13   #36
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Sirr-i faş


Şimdiye kadar Hurufilik ve bu mezhebin, daha doğrusu dinin kurucusu "Fadl Allah" hakkında etraflı bir inceleme yapılmamıştır diyebiliriz. Hurufilik hakkında en ciddi incelemeyi, Tehran Üniversitesi Pehlevi dili Profesörü Dr. Sadık Keya'nın "Vaja-Nama-i Gurgani" adlı eserinde buluyoruz. (Tehran Üniv. Yayını: 133, Tehran - 1330 Şemsi-Hicri; 350 sahife). Ancak üstad, bu değerli eserinde, bilhassa Gurgan lehçesiyle farsçayı kıyaslamayı esas tutmuş, bu yüzden de eserinde, pek değerli ve o zamana kadar yazılan ve bilinen bilgileri düzelten incelemelerini ancak 9-38 ve 28-313. sahifelerde hulasa etmiş, diğer kısımlardaysa lehçe hususiyetleri üzerinde durmuştur. Daha önce intişar eden ve sekiz Hurufi metnini de sunan, Celement Huart'ın ve rahmetli Rıza Tevfik'in birer incelemesini de ihtiva eden eseriyse, metinler hariç, bugün Fadl' Allah ve Hurufilik hakkında, hiç bir suretle ihticaca salih değildir
Prof.Celement Huart'in "Dieanfange der hurufisette" hurufiliğin başlangıcı isimli makalesi çok değerli bir yapıt olarak adlandırılmıştır.
..Fadl halifelerinden sayyid İshak-ı Astarabadi'nin "mahram-Name'si" Fadl Allah-ıHurufinin hayatını adım adım izlemek için incelenmesi gereken önemli bir eserdir.Fadl halifelerinden olan Mir Şerif'in "bayan-ul-Wakı'inde"Fadl seyyid olduğunu ve secereleri tek tek vererek aktarırken bu bilgi "işkurt dede" mevcud olduğunu görmekteyiz.Buradaki önemli husus" Batiniliğin" Yemende ki kolu ve merkezin başında bulunan ve seçere bakımından fadl'ın sekizinci ata sı olan Muhammed bin Hasan el-DAYLAMİ Hurufiliğin harflar bileşkesi havasın ele aldığı konudan çok bir baş kaldırışın olduğu nikabın ise bir giz ve sisle sağlanarak dailere makam ve ikrarına göre husisiyetlerin ne manaya geldiği misyonu ve vizyonları güven disiplin ile açıklayarak bir temelde vurucu gücü oluşturulduğunu görmekteyiz.Tarihte bu hareketin ismi" Şuubiyyeli "hareketi olarak geçmektedir. Bu bağlamda "Zenc" ayaklanması neden sonuçları takibiyatıda önemli konulardandır. Şuubiye hareketi Emeviler döneminde mevali adıyla anılan Arap olmayan Müslümanlar Araplarla eşit sayılmıyordu.Yönetimin bu tutumu İran ve Türk kökenli Müslümanları İslamın öngördüğü eşitliğin gerektirdiği hakları almak için mücadeleye yöneltti.

Fars dili Arapça'ya üstün kılınması bu manada Anadolu'da Bektaşiler sayesinde de "Türk dili "diğer dillerden üstün kılınma nedenleri ve niçinlerini tarih bize bilhasıl açıklayarak anlatmaktadır.Bu gün sır kozmolojinin kendi olduğuna dünya insanları hem fikir olarak icma etmişlerdir.Lakin sorun Yezit- maranşah(şer-i hüküm) ilkeleri kendini koruması(erk emperyalist bakış)olduğu açıktır. Hurufilikte etnisite kokusu kuranın arapca indirildiği söylenen(Aramice) kitaba rağmen uydurulan hadislerle fars dili ve geleceği de garanti altına alınarak çeşitli argümanlar jargonlar geliştirilerek coğrafyalara hakim olunmak istenmiştir.


Fadıl aklındakileri gerçekleştirmek için bana göre dönemin tüm silahlarını kullanmıştır. Seyyidlik kutsallık perdeleri rüya yorumları retoriğin en iyi halleriyle mitler-masallar çeşitli inzivaya çekilmeler daha önce kazanımlarda bulunanları taklit etmelerle amaca uygun misyonu yaparak vizyonu tamamlamak istemiştir.Çok propaganda taraf bulmalarla bu iş ilerleyerek zaten halkın Arap islam sömürü anlayışının dili olduğundan destekleri artarak ilerlemiş olduğunu görmekteyiz.Bu Propaganda tuzu bulunan Kemaleddin Haşimi,Amır Aliyy-i Dagani,Pir Hasan-ı Damgani,Seyyid Tacaddin Bahlaki gibi Fadılın adamları gibi önemli isimler olarak sayabiliriz.Merkezi eserin astarabadi-Gurgan lehçelerinde yazılma nedenleri üzerinde durulması gereken hususlardan olması ile de Türkçe yazılan Hurufilik eserleri Hurufiliğin boyut anlam ve idrak metodlarının analitiğini anlamamız ve sıralamamız açısından önemlidir.
Fadl kurandaki ibrahim süresi 4.ayete beyanla "Biz, her peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın” kendi dilini ve ırkını korumayı ele alırken haliflerin içindeki diğer görüşler konularda uzmanlaştıkça bir dil ve yöntem açısından ayrımlar olması hurufiliğin zamanla ana tema bileşenlerinden koptuğunu her halk veya mazlumlar kendi mücadelesini verdiğini görmekteyiz.
Bu manada" kızılbaş Türkçe'si "ile Farsca" inançsal olarak bazı taşları yerinde kalması koşuluyla bir birleriyle üstünlük adı altında hasım olmuşlardır.


Not:Bazıları anlamsız ve manasız gelen sözleri anlamadığını teknik olarak bu nedir diye mana veremediğini söylemlerle birlikte illa bir metot ve matematiğini beklemektedir. hurufiliğin içeriğini sırrın bittiği başka sırların aşına olarak geldiği bunu çeşitli kurmacalar ve cümleler içinde olacağını halen anlamamış gözükmektedirler.O çağa ait bir iki kelam duymak istemekte olmalarıda garip...
Alevi ozanların sözleri temel dayanağı neyin üzerinde olduğu görmemek Cemhaneyi Camihane ile bir yaparak sıffını birdaha yaşatmaktan gayri bir şey değildir.
Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.10.13   #37
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Sirr-i faş


konumuza devam edeceğiz...
Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.10.13   #38
dAbBe
dAbBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: Oradan
Mesajlar: 2.172
Rep Puani : 32
Standart Cevap: Sirr-i faş


Bu ayetler hurufilerin eserlerinde sikca gectigi icin sormustum.
Yoksa bi art niyet düsüncesiyle degil.
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
dAbBe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 27.10.13   #39
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Sirr-i faş


Hurufi metinler açısından 117 eser mevcut iken bunların 28 tanesi Türkçedir.
Bu bağlamda Bektaşilerin ikinci piri olan balım sultan bir nefesinde

İstivayı özler gözüm
Enel Hakk-ı söyler sözüm
Haber olduk Muhkamat'dan
Balım Nihan söyler Hakk'dan
Sabl-matanidir yüzüm
Mirasımız dar-dır bizim
Seçmeyiz zatı sıfattan
İrşadımız sırdır bizim.

kaynak:A.Gölpınarlı Alevi-Bektaşi şairleri s.23-24)

Yine Ottman baba ve onun tarikinden dalından gelen Akyazılı ibrahim, Muhiddin Abdal,Yemini Hurufi inançlarını Türkçe yaymakta olduklarını görmekteyiz.

...Azerbaycan ve İran 'dan Anadolu'ya yayılan Hurufilik M.S.9 ve 15 yüzyıllardan itibaren Arapca,Farça vaz geçip Türkçeyi kabul etmişlerdir. Nesimi bir divan tertib ederek"MUKADDİMATUL HAKA-IK"isimli eser"Türkçe"olarak kaleme alınan şiirler olarak karşımıza çıkmaktadır.(dönemin kullanılan Türkçesi ile)

Seyyid Nesiminin halifesi "Rafi-i Abdül Macid" Işk name ve Ahret-name" Türkçe kaleme alınmıştır.Yine küçük abdal ,kasim-ide Türkçe şiirler yazmışlardır.Derviş Mürteza 17. yüzyılda Cavidan-nameyi" Türkçeye çevirmiştir.(kynurr-i Yatim.A.G.)

Bu değişimin nedenlerini coğrafyadan yaşam ırk Siyasi-politik, nedenler olduğunu daha önceleri aktarmıştım.Keşke ALEVİWEB.sitesi çökmeseydi orada bu dokümanları tekrardan burada neşir ederdik.

Hurufiliğin mazlumların yanında olması onun yayılmasını ezilmiş cemiyetlerin sesi olması bakımından neden çok taraftarı topladığını da anlamamız adına bize bir ipucu vermesi gerekekmektedir.

Hurufilik harflerle bir oyun değil Tüm fıkraların- kuran nass-larını dönemin şartlarına göre yorumlama biçiminin (iştihad) şekli olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir.Erk bayrağını sallayan Diğerleri bunu yapınca oldu diye kabul etmek ,erkin neyi seçip neyi seçmediğini anlayışı ile az çok mürekkep yalamış aklı selimlerin analitik yaparak nasıl bir sonuç çıkaracağını bilmekteyim.

Türkçe YAZI DİLİ ile mevzular açarken çok alakasız gözüken " Arapça, farsca " kelimelerin burada ne işi var algısını düşünme yorma algısı olarak arz ettiğimi söyleyeyim.Çünkü oradaki kelime asılda cümle takiyye olup kelime "remiz" olarak alıp asıla "Temellük" etme olduğunu vurgulayayım.Dönemin aşıkları ozanları bu tarzı uygulamaları yapmışlardır.Anlaşılması ancak belli bir ölçü bilgiden sonra gerçekleşen küçük bir sır niteliği taşıyan metinler manasız anlamsız olarak nitelenmesi de bizim nerede olduğumuzu neye nasıl baktığımızı göstermektedir. Bu mevzularda biraz daha özveri ve hoşgörü saygıya yer verilmelidir.

"Huruf-i aliyyat"(tanrının amacı sırları) anlayan bu günkü bilim medeniyet insanlık ilerlerken bizimde nerede olacağımız açıktır. Eğer ki "aleviler bektaşiler" bir "evrad"(dua-niyaz tanrıyla içten konuşma) edeceklerse bu birlik bütünlük içerisinde "CEM" olmaktan geçen bir dua olmalıdır.Yoksa "Huruf-i Aliyye"(elif-vav,ye)harfleri Tasavvufta eski metinlerde yaratma(alevilikte var olma hep olma doğma) fiilleri oyununu takiyyesini çok oynarız. Sırr-faş olmuştur.Bilgi insanlık paylaşım bölüşüm hoşgörü, erke ve sömürüye bir yumruk gibi olmadır.Sırr budur.
Artık ne "Huruf-i sakile"(kalın sesli harfler),Ne Huruf-i şemsiyye (Kendinden önce gelen harflarde okunmayan harfler),nede,Huruf-i Zevlakiyye(dil dudak sesleri),nede Hurufi sakine(sakin harfler) ihtiyaç duymadan.Kendimiz olmalıyız.
Bir geleneği sürdüren(ekol) kendini özgürce ifade edebilmektedir.Büyük acılar çekerek aşağılanmalar yakılmaları, sürülmeler bitmiştir. Amacta tüm ezilen halklar birleşmeli eşit hakk hukuk adalet ve diğer insana dair ne varsa paylaşılması gereğini de tüm hurufat-ı(alfabeyi)kullanarak seslerle(retorik) anlatılmalıdır.Ey İnsanlık ve ey' sömüren zalim insanlık Edirne'den Hakkariy'ye Mürteci olanlarla,medeni olanlar arasında(dilleri ile dinleri) arasına sıkışmış olan beyinlere uyanmaları gerektiğini bunun bir ilahi doğa-Tanrı emri olduğunu hatırlatma zamanıdır...
devam edeceğiz...
Sponsor Reklamlar


Konu HURUFİCAN tarafından (27.10.13 Saat 16:37 ) değiştirilmiştir.
HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 04.11.13   #40
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Sirr-i faş


1-
...
Huruf Metodolojisini anlatmaya çalışan biri Hac ramazan orucu namaz zekat vb. Dini akideleri yerine getiren Şafi mezhep yetişmesi terbiyesi alan birine mütelize-ismail sonrasında tasavvuf sihirli değneği değince hemen alevi mi oluyor?Bu mantıkla Yazık Hassan Sabb'a...
..Kuranıkerim'de philon ilk alevi olsun o zaman.
Hurufilik siyasal hareket olduğuna inanmakla beraber bunu giz altına sokarak dönemin şartlarının boyasında biçimlendirmenin getirilerini tartışmak güzel olmakla beraber içerisinde insan ve insana ayrım yapmadan hizmet olan her şey olması asla dayanan kuram ve kural olduğunu aşinalığını unutmayalım. Sırr bitmiştir onu diğer mesajlarım da anlattım.
Fadl ölümünden 20-25 yıl sonra Hurufi ibadet şekilleri belirlenmiştir.Bunu "istiva-Name"acıkça ilk örneklerini görmekteyiz.Özellikle Hamza'nın halifesi İşkurt dede "salat name'sinde"Namaz,Cuma ve bayram namazları, diğer vakitli namazlar, bahsederken de ayrıca Fadıl bu kitapta Allah olmuş olduğunuda gördüğümüzü Arapça yazılan bu bahsettiğim kaynakta görmekteyiz.Bu konuda elimdeki belgeler kitaplar ve anladığım tasavvuf ve geçmişte olan huruf hareketlerini Cem ederek anlatacağım.Tabi Forumda yine suçlamalar aforoz edilmez isem...

Antik çağ ve ulusların evrelerine daha sonra dönmek koşuluyla kuran anlayışının hakim olduğu yıllarla mevzuyu aralandı rayım.

Şöyle ki; kuranı kerimde 114 süre ,6666 veya 6616 ayet,77.437 veya 77937 sözcük,huruf sayısı 323671 veya 326.084.Bazı görüşe göre 66 ayet neshedilmiş. Yine kuranı kerimin süre ayet sözcük ve hurufları,Şam,Küfe,Basra ve Hicazlıların lehçe ve fonetiğiyle göre olması ile birlikte okunuş tarzında Nafi,Hamza,Aşr,Ebu Amr,Ebu Cafer,Kisai gibi daha nice şair dil bilimcisi tarafından söz bilginlerine Kuranda Bazı ayetler sessiz ile başlamakta işte yorumda burada hemen işe koyulmuş.Hatta ilk işlerden biri kuran"Feyz el- kadir"namını almıştır. Haric ve dahil olmak üzere iki kısıma ayırmaktadır ki ben Araf-ı da ortaya koymam gerekliğini aç parantez bu vesiyle ile söyleyeyim.
Acaba batın-i kollarda olan Rüşd gibi filozofların yerli yerince sualini Kuranın Allah'ın değil Muhammedin uydurması olasılığı biz alevi-KIZILBAŞ camiası olarak ne ölçülerde ve ne kadar kendimize sorduk.Bu bağlamda Vahiy getiren Cebrail değil bizzat zaman şartları ve bunu hazırlayan akıl olarak değerlendirmiyor muyuz?
Şimdi Hz. Musa acaba tanrı ile konuşurken"çalı"mıydı tanrı yoksa neydi?Maddeci mi olalım yoksa Musa bunu kulaklarında ses ile duyduğunu bununda akılla olabileceğini düşünelim.Bu mantıkla vahiyler ve devamı konularda bir rüyacı da rüyalara bezenen Fadl kimin ne yolunu izlediği acıkça görünmüyor mu?Acaba neden Kum ekolü sonradan Hurufiliğe girmiş olduğunu neden düşünmüyoruz?Yahudi-Musevi devamında Muhammedi olan Hurufcuların ismailliler Fatimiler ve Nizarileri etkisiyle bu verdiğim ve vereceğim ekollerle bağlantısını neden düşünmüyoruz?Şimdi Tanrı bilgisi harf kelama dönüşebilir mi?Bunu neden birinci el değilde sonraki eller neden yapmış olduğu suali önemli değil mi?Hakkın kelamı sözsüz -kelamsız bir düşünce tabiatın kuralları olduğu düşüncesi neden günümüz batı toplumlarında "in" de bizde halen out...
Tanrı “kün” emrinden sonramı kendinin farkına vardı.Ses ve soyut huruflarlamı somut hurufla kendini cemalini gösterdi.
Şimdi bir başka konuda elimizde ki Kuranıkerim Kureşlilerin lehçesiyle bildirilmiştir.Bu lehçe tüm Araplar da kullanmazken.Bunu anlamış olan büyük teoloji uzmanları İmam Yusuf ve Muhammed Arapça fonetiği taklit edemeyenlere ilk çıkışı gösterirken Acemlere ilk direnme yolunuda açmıştır.Acemler artık" Huday Büzrük est,be nam-ı huday-ı büzrük" söylemiyle çok tartışılacak ve tartışılmış olan konuları medreselere akademik çerçevelere çekerek insanlığa farklı boyutların üzerinde gezinmelerine mantık akıl süzgeciyle eleştiriyi kazanıma çevirme yolu açmış olmaktadırlar..Ha bu başlı başına bir konu...
NOT: Canım istedikçe bu konuya devam edeceğim.Eleştirileri yazılı kaynakları yazılanların birleştirme ayrımlarını İnsanlık tarihinden itibaren alacağız.Lakin öncelik Kuranın hakim olduğu bizimde etkilendiğimiz yıllarla başlayayım dedim.
Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Nokta-i sirr Seyri Alem Alevilik ve Aleviler /Ana Forum 0 26.07.12 02:02






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2