Sponsor Reklamlar


Alevilierde Muharrem Orucu nedir, nasil tutulur?

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi'likte İbadet Forumunda Bulunan  Alevilierde Muharrem Orucu nedir, nasil tutulur? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç9Beğeni

 
Seçenekler
Alt 27.10.14   #21
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevilierde Muharrem Orucu nedir, nasil tutulur?


Alevi İnancında Muharrem MatemOrucunun Önemi
Sevgili Canlar, eğer bir toplum kendi değerlerine, kültürüne, inancına sahip çıkmıyorsa, o halk zamanla yok olmaya mahkumdur. Haksızlığa boyun eğmeyen serdarların Şah-ı İmam Hüseyin ve yoldaşlarının Kerbela’da katledilmesi, 1400 yıldan beri günümüze kadar intikal edip ve unutulmayıp lanetleniyorsa, biraz düşünürsek nedenlerini bulmamız zor değildir. Asırlardan beri dilden dile gelenekselleşerek sürecek olan Hz. Hüseyin’in zalimlere karşı sürdürdüğü haklı davası ve uğradığı katliamın unutulması, Alevi toplumu açısından mümkün değildir.
Günümüzde de Yezit ile bütünleşmiş olan ikiyüzlü, bencil, hilekar, ahlaksız, bütün çirkin ,ve aşağılık düsüncelerin timsali olan sadist ruhlu kişilerin aramızda olduklarını unutmamak gerekir. Yezit yalnız fenalıkları, zalimlikleri ve kötülükleri ile malolmuş bir kişi olarak tarihe geçmiştir. Herkes tarafından, özellikle inananlar tarafinda ikiciligi yaratan, ikiyüzlü olan, hainliği ile dikkati çeken ahlaksız kimselere bugün dahi "Yezit"denilerek hitap edilmektedir. Burada önemli olan günümüzde yapılan (Maraş, Malatya, Çorum, Madimak-Sivas… vs) katliamların ve dünyanın neresinde olursa olsun, mazlum halklara karşı yapılan katliamları, birer Kerbela olarak görmek gerekir.
Muharrem Ayının başlamasıyla, Alevi toplumunda yas ve matem söz konusu olur. Alevi inancında, oruç tutmak farz değildir. Alevilikte oruç anlayışında zorlama söz konusu değildir. Oruç tutulması ile ilgili aile fertlerine, komşulara ve toplumsal yaşama karşı herhangi bir dayatma olmamalıdır. İnancımızda oruç tutmanın isteğe, gönül rızalığına ve samimiyete dayalı olmasına özen gösterilmelidir. Muharrem Ayındaki 12 günlük yas-ı matem orucunun esas amacı; inananların kendi nefsini ıslah etmesi, aç ve susuz olanların halinden anlaması, vicdani olarak kendisi ile muhasebe içerisine girmesidir.
Alevi toplumu olarak Muharrem, matem “yasli olma” durumu olarak algılandığı için gelenek, görenek ve inancımızdaki değerlerimize saygılı olmak üzere:
  • Her türlü eğlence, zevk ve keyif verici davranişlardan mümkün olduğunca uzak durulmalı. 12 gün boyunca düğün, nişan, sünnet, doğum günü… yapılmaz.
  • Alkol ve benzeri keyif verici maddelerden kaçınmak ve 12 boyunca mümkün olduğu kadar et ve etli yiyeceklerden uzak durmak gerekir.
  • Eğlenceler için yapılan davetlere katılmamak ve nedenlerini davet sahiplerine kırmadan, mutlaka açıkça anlatmak gerekir.
  • Aşırı ve gereksiz süslenmelerden, gösteriş ve lüks özentilerden kaçınılmalı.
  • Dargınlık ve kırgınlıklar varsa barışılır ve hoşgörülü olunur.

Yukarıda kısaca değindigimiz kıstaslara göre davranmak, Muharrem Ayında her Alevi insan için değerlerimize bağlılığın gereğidir. Ancak sağlık durumları, mesleki durumlar gibi zorunluluklar ve sorumluluklar doğal olarak ihmal edilmemeli. Muharrem Matemi, sağlığımızı bozmayacak, okul ve iş yaşamımızı aksatmayacak biçimde gönül rızalığı ile tutulmalıdır.
Sevgili Canlar, oruç açmak için havanın kararması dikkate alınır. Bunun dışında saatle, dakikayla oruç açmak veya sahura kalkmak gibi sunni islam geleneğinde olan dayatmalar; Muharrem matem orucu geleneği ile uyuşmaz.
Şehitlerin Şah-ı Hz. Hüseyin ve yoldaşlarının Kerbela’daki mücadelesi ve 12 İmamların izledikleri Yol; Hallac-i Mansur’un, Nesimi’nin, Hace Bektasi Veli’nin, Pir Sultan Abdal’ın, Şeyh Bedretin’in ve diğer yol önderlerimizin, insani değerler için vermiş oldukları onurlu mücadele, bugün de bizlerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor.
Kendine “Aleviyim” diyen her canın, bu onurlu mücadeleyi yaşatması gerekiyor. Bu değerlere sahip çıkmak ve bunları yaşatmak, bütün canların görevi olmalıdır.
Muharrem matemimiz cümle canlarımızın ve toplumumuzun birliğine, dirliğine vesile olsun. Bozatlı Hızır cümlemizin kılavuzu ve yoldaşı olsun.

Hak-Muhammed-Ali cümle canlarımızın yardımcısı olsun.
İABF İnanç (Dedeler) Kurulu
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 28.10.14   #22
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevilierde Muharrem Orucu nedir, nasil tutulur?


Ana Sayfa Köşe Yazıları Kemal BÜLBÜL
Kerbela Katliamı, hakikat ve zulmat


Kemal BÜLBÜL
Güncellenme : 20.11.2013 04:02
Miladi 10 Ekim 680’de, İmam Hüseyin ve yarenleri Yezit tarafından Kerbela’da katledildi! Kerbela Katliamı Yezit Bin Muaviye’nin insanlığa karşı işlediği suçtur! Kerbela, mazlum ile zalimin karşı karşıya geldiği meydandır. Katliam sadece İslam coğrafyasını etkilememiştir! Ortadoğu, Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır psikolojik, inançsal, kültürel, sosyal etkileri devam eden Kerbela Katliamı’nı bu kadar unutulmaz kılan nedir?

İmam Hüseyin’in babası Şahı Merdan Ali, Muhammet Mustafa’nın “Tebliği” ile İslam’ı kabul eden ilk kişidir. O’nun için destansı söylenceler vardır. İrat ettiği hutbeler, mektuplar, emirler Nechcül Belaga (Belagat Yolu, Muhammed Bin Hasan Musevi) adlı kitapta toplanmıştır. Ali’ye ithaf edilen hikmet, marifet ve kerametler bilinmektedir. Yeni kundaklanmış bebeği “Kabe’de kucağına alıp eve getiren” ve Ali Haydar ismini veren İslam Peygamberi’dir. Ali Haydar doğmadan İslam Peygamberi, Ali’nin babası, kendilerinin amcası Ebu Talip’in yanında kalmaktadır. Dolayısıyla Ali Haydar ile İslam Peygamberi arasındaki bağlar her yönüyle güçlüdür.

İslam müfessirleri Muhammet Mustafa’nın soyunu “Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, İsmail, Adnan’dan” rivayet ederler. Ki bu “Rivayet” kendilerinden nakledilir. İslam tarihindeki “Beni ümeyye” ve “Beni Haşim” oğulları aynı soydan gelir. İslam Peygamberinden sonra Haşim Oğulları “Ehlibeyt” olarak Şahı Merdan Ali ve Fatma Zehra’dan, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve dokuz imamla sürer. Ümeyye Oğulları ise Ebu Süfyan ve Hind’den, Muaviye ile Yezit’ten devam eder. İslam öncesi Kabe’yi Ümeyye ailesi kontrol etmektedir. Kabe’de, henüz doğmamış İslam dininin “Kutsal değerleri” yerine, pagan inancın putları vardır. Kabe, ziyaret edilmekte, çevresinde “Panayır” benzeri etkinlikler yapılmaktadır. Ümeyye Ailesi, Kabe’yi, ticareti kontrol eden “Nüfuzlu” bir ailedir. Yaklaşık 570’te doğan İslam Peygamberi yetim ve öksüz bir çocuk olarak amcası Ebu Talip’in yanında büyümüştür. Ümeyye ailesi gibi maddi servet sahibi değildir. “Kervanlarını yönettiği” 40 yaşındaki nüfuzlu ve zengin “Dul kadın” Hatice ile 25 yaşında evlenmiştir. Hatice ile İslam Peygamberi’nin evliliği, kadının yaşama etkileri açısından çok önemlidir. 610 yılında 40 yaşındayken Peygamber olan Muhemmed’ül Emin, “Çobanlık yapmış, inzivaya çekilmiş, tefekküre dalmıştır.” Ümeyye Ailesi’nin saldırıları karşısında yerini Şahı Merdan Ali’ye teslim edip, 622’de Medine’ye (Yesrib) hicret eder. Yesrib’den Kabe’yi ziyaret için Mekke’ye gelen kimi şahsiyetlerle 621 Akabe’de görüşmüş, onları “İslam’a davet etmiştir.” Bu görüşme Akabe Biatı diye bilinir. 73 erkek ve 2 kadın tebliği kabul etmiştir. O’nu Medine’ye davet edip, sahip çıkan bu şahsiyetlere İslam tarihinde “İyiliksever ve yardımcı” anlamında “Ensar” denir. İslam tarihinin ilk “Anayasası” olan “Medine Vesikası” hicretten “hemen sonra” Medine’de hazırlanmıştır. Medine Vesikası bir “Şehir devletinin kuruluş bildirgesidir.” Tarafları, hicret eden Müslümanlar (Muhacir), Müslüman olmayan Medineli Arapların Evs ve Hazreç kabileleri ve Mekke’deki Kureyşlilerle sıkı ticaret ilişkisi olan Yahudi’lerdir. Kendileri, Medine’deki şehir devletinin başkanı olmuş ve burada sekiz yıl kalmıştır. Bu arada “Mekkeli müşriklerle” 624’te Bedir, 625’te Uhud, 627’de Hendek savaşları yapılmıştır. Halit bin Velid ve Muaviye bin Ebusüfyan bu savaşlarda “Müşriklerin” komutanıdır! 630’da on bin kişi ile Mekke’ye dönen İslam Peygamberi şehri savaşsız teslim almış, Ümeyye Ailesinin Kabe’deki putlarını yıkmıştır. Peygamberliğin nazil olduğu 610 yılından, 630 yılına kadar O’na karşı çıkan, hicrete zorlayan ve savaş yapan “Müşriklerin baş komutanı” Ebu Süfyan, Eşi Hind, oğulları Muaviye, Halid bin Velid gibi “Müşrikler” Mekke’nin fethi ile “İslam’ı kabul etmişlerdir!” Aleviliğin İslam yorumuna göre, “Kabul” çıkarcı ve hesapçı bir “Kabuldür!” “Kabul” sonrasında Ebu Süfyan kızı Habibe’yi İslam Peygamberine eş olarak vermiştir. Ancak çıkara ve hesaba dayalı kabul “Davayı” bitirmemiştir!!! 661’de Zulmat zihniyeti Şahı Merdan Ali’yi katletmiştir. Sıffin Savaşı, Hakem olayı, Hariciler, Şia, Muaviye ve İmam Hasan çatışması, Kerbela Katliamı’nın ayrıntıları, Ebu Müslim’in Emevilere son vermesi, Abbasiler tarafından oyuna getirilip katledilmesi konunun detayları açısından önemlidir. Ancak “Yerim dar!”

Aleviliğin İslam yorumuna göre, Muhammet Mustafa ile Ebu süfyan arasındaki Hakikat Davası, Muaviye ile Şahı Merdan Ali, Yezit ile İmam Hüseyin arasında devam etmiştir. Hak ve hakikat ile zulmatın mücadelesi 68 yıl (610-680) sürmüştür. Yezit’in Kerbela’da yaptığı katliam ile İslam Muaviye soylu zihniyetin esaretine girmiştir. Kerbela’da İmam Hüseyin ve yarenlerinin katledilişinden beri yaşanan İslam değil, Muaviye soylu zihniyetin zulmatıdır!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.11.14   #23
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevilierde Muharrem Orucu nedir, nasil tutulur?


İmam Hüseyin


Adı Hüseyin Unvanı ( takma adı) Seyyid-uş- Şuheda ( Şehitler ulusu ),
ve ya Şah-i Şehidan (Şehitler şahı)
Anası Hz. Fatma (Hz. Muhammed`in kızı) Babası Hz. Ali Doğum yeri ve tarihi Medine, 626 Çocukları Ali Ekber, Ali Asker (ikisi de Kerbela`da şehit oldu), Zeynel Abidin; kızları Fatma, Sakine, Zeynep; soyları Zeynel Abidin`de yürümüştür. Şehadet tarihi Kerbela, 10 Ekim 680 (Hiçri:10 Muharrem 61) Türbesi Kerbela`da Şehadet sebebi Yezid ordularınca ( Muaviya oğlu Yezid ve taraftarlarınca) Kerbela`da şehid edildi.

İmam Hüseyin Hz. Peygamber’in kızı Hz. Fatıma’nın ikinci oğludur. Hicretin dördüncü yılında dünyaya geldi. Büyük kardeşi İmam Hasan-ı Mücteba şehit olduktan sonra ‘imamet’ (Ehl-i Beyt bendelerine liderlik) makamına geçti ve on yıl önderlik yaptı.
Yaklaşık altı ay dışında bu müddetin tümü Muaviye’nin halifeliği zamanında en zor koşullar, acı durumlar ve en ağır baskılar altında geçti. Ehl-i Beyt’i ve Hz. Ali’nin ismini yok etmek istiyorlardı. Ayrıca Muaviye, oğlu Yezid’in halifelik temellerini atıp pekiştiriyordu. Halkın bir kısmı Yezid’in hiç bir şeye bağlı olmadığından, onun halifeliğine razı değillerdi. Muaviye de muhalefetlerin çoğalmasını önlemek için, daha fazla baskılara başvuruyordu.
Hicretin altmışıncı yılında Muaviye öldü ve oğlu Yezid babasının yerine oturdu.
Muaviye hayattayken tanınmış kişilerden Yezid’e biat almıştı. Fakat İmam Hüseyin’e dokunmayıp, biat teklifinde bulunmamıştı. Özellikle oğlu Yezid’e vasiyet etti ki “Hüseyin biat etmezse fazla ısrar etme ve öylece bırak kalsın”. Çünkü Muaviye meselenin önünü ve arkasını iyice algılayabilmişti.
Ancak Yezid, gururu ve çekememezliği sonucu babası ölünce onun vasiyetini unutup, Medine valisine emir verdi ki, İmam Hüseyin’den benim hilafetime biat etmesini iste, etmezse başını Şam’a gönder.
Medine valisi Yezid’in isteğini İmam Hüseyin’e duyurunca İmam ondan bu konuda düşünmesi için vakit aldı ve geceleyin ailesini de alarak Mekke’ye hareket etti. İmam Hüseyin yaklaşık dört ay Mekke’ye sığınarak yaşadı. Bu haber yavaş yavaş İslam ülkelerine yayıldı. Bir taraftan Muaviye devrindeki haksızlıklara razı olmayıp Yezid’in hilafetine karşı çıkanlar İmam Hüseyin’in yanına gelip yardım edeceklerine dair söz veriyorlardı. Bir taraftan da Irak’tan özellikle Küfe şehrinden aralıksız mektup gönderip İmam Hüseyin’in Irak’a gelip önderlik ederek zulüm ve adaletsizliği yok etmesini ısrarla istiyorlardı. Elbette bu durum Yezid için çok tehlikeli idi.
İmam Hüseyin biat etmemeğe kesin kararlıydı. Bu yolda şehit olacağını da iyi biliyordu.

Tanınmış kişilerden bir grup, İmam Hüseyin’in yanına gelip yezite biat etmesini istediler. Fakat İmam Hüseyin şöyle buyurdu:
“..Ben biat etmeyeceğim. Zulüm ve fesat hükümetine boyun eğmeyeceğim. Nereye gitsem, nerede olsam da beni öldüreceklerini biliyorum…”
İmam Hüseyin Kufe’ye gitmek üzere yola çıktı. Daha Kufe’ye birkaç günlük yol varken, oradaki durumu yerinde görmek ve uygun bir zemin sağlamak üzere Kûfe’ye önceden giden amca oğlu Müslüm b. Akıyl’in, Yezid’in valisi tarafından şehit edilip valinin emri ile ayaklarına ip bağlanalarak, Kufe sokaklarında gezdirildiğini duydu. Kufe ve yöresinin sıkı gözaltına alındığını ve İmam’la savaşacak mücehhez (donanımlı) bir ordunun hazırlandığını duyunca, Hz. Hüseyin, efradı ve bendeleri ölümden başka bir yol kalmadığını anladı.
İşte burada şehit olmak için kesin karar aldığını açıkça belirtti. Kufe’nin yaklaşık olarak yetmiş kilometre yakınlarında Kerbela Çölü’nde Yezid’in ordusu onları ablukaya aldı. Sekiz gün burada kaldılar. Bu arada günden güne abluka çemberi daralıyor ve sürekli düşmanın sayısı çoğalıyordu.
Bu bir kaç gün içinde İmam Hüseyin ordusunun yerlerini ayarlayıp dostlarının geri girmeye ısrarla teşvik etti.İmam Hüseyin yanındakilere kısa bir konuşmada şöyle buyurdu:
“..Bizim ölüm ve şehadetten başka bir yolumuz yoktur. Ben biatımı sizden kaldırdım. Gitmek isteyen, gecenin karanlığından faydalanıp kendisini bu tehlikeli meydandan kurtarsın. Çünkü onlar bir tek beni katletmek istiyorlar..”
Daha sonra ışıkların söndürülmesine emir verdi. Maddi maksatlar gözetenler o gece Hz. Hüseyin ve bendelerinden ayrılıp gittiler. Fakat hak aşıklarından çok azı (40 kişiye yakın yareni) ve Haşim’den olan akrabaları kaldılar.
İmam Hüseyin yine kalanları toplayıp konuştu ve şöyle buyurdu:
“..Sizden her kim isterse gecenin karanlığından faydalansın ve kendisini tehlikeden kurtarsın. Onlar bir tek beni istiyorlar…”
Fakat bu defa İmamın vefalı dostları bir bir kalkıp, çeşitli beyanlarla cevap verdiler ki, biz hiçbir zaman senin önder olduğun hak yolundan dönmeyeceğiz. Senin temiz eteğinden kopmayacağız, senin hürmetini koruyacağız.
Muharrem ayının dokuzuncu gününün sonlarında son teklif (ya biat ya savaş) düşman tarafından İmam Hüseyin’e ulaştı.
Hicretin 61. yılı (680) Muharrem ayının 10. günü İmam Hüseyin yanında kalan dostlarıyla (toplamı doksan kişiden azdı; Kırk kişi önceden yanında olanlar ve otuzdan biraz fazlası savaş günü ve gecesi düşman ordusundan dönenler, diğerleri de İmamın Haşimi akrabaları. Örneğin oğulları, kardeşleri, kardeşi ve bacısı oğulları ve amcası oğullarıydı) sayısız düşman ordusuyla karşı karşıya geldiler.
O gün sabahtan akşama kadar savaştılar. İmam Hüseyin ve efradı son kişiye kadar şehit oldular Şehitlerin içinde İmam Hasan’ın iki küçük oğlu, İmam Hüseyin’in bir küçük oğlu ve daha niceleri…
Savaş bittikten sonra düşman ordusu, İmam Hüseyin’in çadırlarını yağma ederek ateşe verdiler… Şehitlerin başını kesip, elbiselerini çıkardılar… Cesetleri defnetmeden Ehl-i Beyt Evlatları’nı korumasız kızları ve kadınları, şehitlerin başlarıyla birlikte Şam’a doğru hareket ettiler… Esirlerin içinde, erkek olarak İmam Hüseyin’in yirmi dört yaşındaki ağır hasta oğlu Zeynel Abidin’i de Yezid’in karşısına çıkardılar.
Kerbela katliamı, kadınların esir alınıp develere.. bindirilerek (!) teşhir için şehirde dolandırdılar… Esirler içinde bulunan, Hz. Ali’nin kızı Zeynep ve İmam Zeynel Abidin’in Kufe ve Şam’daki toplantı yerlerinde, konuşmaları Ümeyye oğullarını rezil etti… Ve Muaviye’nin yıllarca yaptığı tebligatı (Ehl-i Beyt’e karşı siyasi propagandayı) etkisiz bıraktılar.
Hatta Yezid, Kerbela’da memurları eliyle yapılan bu insanlık dışı katliamdan kendisini uzak tutmaya çalıştı… Kerbela katliamının etkisi, Ümeyye oğullarının saltanatını da sarsmaya başladı…
Hz. Muhammed`in ‘‘Hüseyin bendendir, ben Hüseyin’denim; Hüseyin’i seveni Allah sever‘‘ dediği torunu İmam Hüseyin, tek kelimeyle, Muaviye ve Yezid’in haksızlıklarına, yolsuzluklarına, baskı ve zulümlerine karşı baş eğmeyen yiğit bir liderdi.
Ezilen ve horlanan yoksul insanların dostuydu; sofrasındakilerini onlarla paylaşırdı. Destanlaşmış hayatı ve örnek duruşu ve kişiliğiyle Hz. Hüseyin gönüllere taht kurmuştu.
Hz. Hüseyin, haksızlığa karşı direnmenin ve baş kaldırmanın bir simgesidir.
Hz. Hüseyin’in Kerbela Meydanı’nda Yezid Orduları’na hitabesi:
“..Eğer sizin amacınız haksız yere benim kanımı dökmekse Ali oğullarına mazlumen ölmek zaten miras düşmüştür… Fikriniz eğer Peygambere eziyet etmekse İşte ben o ulu resulün torunuyum, hemen beni öldürün…!”
Ama hiç kuşku yok ki, zalimlerin ve mazlumların savaşında Kerbela’nın özel bir yeri vardır. Olaya, 1400 yıl evvel meydana gelmiş basit bir iktidar savaşı ya da İslam dinini temsil etme konusunda kabileler arası mücadele görüntüsü vererek dudak bükmek, basite alarak yüzeysel bir bakışın ifadesidir.
Kerbela Katliamı, asırlardan beri zalimle mazlumun, despotlukla hoşgörünün, zenginlik, ihtişam ve iktidarla yoksulluğun, ezilmişliğin ve insanı insan yapan değerlerin savaşı olarak, tüm insanlık aleminde akıllarda yer etmiştir.

Eğer bu bir iktidar kavgası olsaydı, ölüm yerine yaşamayı seçer ve iktidarı ele geçirmek için fırsat kollardı. İmam Hüseyin’in iktidar peşinde olmadığı, onu ikna etmek için gelen Yezid’in komutanı Ömer’e verdiği cevapta saklıdır:
“..Nedir ki biat etmek? Eğilirsin olur biter. Her isteyen istediğine boyun eğdirirse, boyun eğmeyenlerin hali nice olur? Sanılmasın ki boyun eğmemek bir kibir işidir. Ben de boyun eğerim. Ama bilirim ki, Yezid’in önünde eğilirsem eğer, zalimlik azalmaz; çoğalır.
Bana ‘inat etme’ dersiniz. Peki, Yezid biat etmem için neden bu kadar inat etmektedir? Çünkü o güçlüdür. Gücünü de senin gibi kumandanların ordularından almaktadır.
Sanılmasın ki, kibrimden dolayı boyun eğmiyorum Yezid’e. Ben benden sonra gelecekleri düşünerek, bir insanın ne kadar güçlü olursa olsun, yine de gücünü kıracak birilerinin şu dünyada var olabileceğini göstermek istiyorum.”
Bu savaşta zalime boyun eğip refah içinde bir yaşam yerine ölümü seçen İmam Hüseyin mazlumluğun, inanmışlığın sembolü olurken, Yezit ise isim olmaktan çıkıp her devirde zalimlere verilen bir sıfat olmuştur…”


http://www.aabf-inanc-kurumu.com/12-imam/imam-huseyin/
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.11.14   #24
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevilierde Muharrem Orucu nedir, nasil tutulur?



Kerbela Katliamı



Kerbela günümüzde Irak sinirlari içinde yer alan* cografi bir terimdir. Kerbela’yi önemli kilan Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oglu üçüncü Imam Hüseyin’in 680’de Emevi halifesi Muaviye oglu Yezid’in askerleri tarafindan Kerbela’da sehit edilmesidir. Bu insanlik disi katliam tarihe “Kerbela Olayi” olarak geçmistir.
Kerbela olayi aradan asirlar da geçse unutulmayacak kadar derin, anlamli, ögreticidir.
Kerbela, iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, lanetli ile kutsalin, karanlik ile aydinligin hesaplasmasidir. Imam Hüseyin burada kutsalligi, mazlumu, aydinligi temsil etmektedir.
(*= Imam Hüseyin’in sehit edildigi ve Türbesinin bulundugu kenttir.)

KERBELA OLAYI NASIL GELISTI
Kerbela Olayi’nin kökeni Hz. Peygamberin veda haci’na ve yazilmayan vasiyetine kadar gider. Bilindigi gibi Hz. Muhammed peygamberligini açikladiktan sonra Islamiyet hizla gelisti. Bu gelisme Mekkeli müsrikleri telaslandirdi. Onlar Hz. Muhammed’e olmadik engeller çikardilar. Hz. Muhammed bütün bu engelleri asti. Hz. Muhammed bütün bu müsriklerin, putperestlerin çikardigi sorunlar ve engellerle mücadelede en büyük yardimi Hz. Ali’den görüyordu. Hz. Ali Peygamberin yaninda egitim almis, Islamiyet’i ilk kabul etmis ve ayni zamanda Peygamberin kizi Hz. Fatma ile evlenerek Peygamberin soyunun sürdürücüsü olmustu. Hz. Ali Kuran’da geçen ve onlarca hadiste geçen Ehlibeyt’tendir. Ehlibeyt Hz. Muhammed’in ailesi demektir. Ehlibeyt Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den olusmaktadir.
Hz. Muhammed’in Medine’ye hicretinden sonra Islam dini gelismeye devam etti. O kadar gelisti ki, Mekkeli putperestler bile Müslüman oldular. Iste bu putperestlerin içinde Mekke’nin en zengin kisilerinden biri olan Ebu Süfyan da vardi. Ebu Süfyan ve benzerleri Islam’a Peygambere inandiklari için Müslüman olmadilar. Onlar gelisen Islamiyet’in maddi degerlerine sahip olmak için Müslüman oluyorlardi. Hz. Muhammed bütün bunlari görüyor ve ona göre de önlem aliyordu. Hz. Muhammed çok açik bir sekilde kendisinden sonra Müslümanlarin önderinin (Halifesinin) Hz. Ali olmasi gerektigini beyan etmistir. Ama bütün bunlar hiçe sayildi. Hz. Muhammed’in vefatindan sonra bu eskinin putperest, müsrik bezirganlari bir ara geçis dönemi hazirladilar. Bu dönemde sirasiyla Ebubekir, Ömer ve Osman halife oldular. Daha sonraki dönemde ise Hz. Ali halife oldu. Hz. Ali’nin halifeligi daha bastan engellenmis ve onun asagilanmasi, yigitliginin, fedakârliginin basitlestirilmesi saglanmisti. Hz. Ali bütün bu oyunlara karsi dogru bildigi Hak yolundan sasmamis, dünya malina, paraya pula tamah göstermemisti. Hz. Ali kendisine yapilan onca haksizliga karsin sabir göstermis, Islam toplumunun içine nifak sokulmasin diye, kan dökülmesin diye insanlari dogruluga davetini sürdürmüstür. Ama ne yazik ki, Hz. Ali’nin bütün bu çabalarina karsin dünya malina tamah gösterenler, gözünü iktidar hirsi bürümüs olanlar bunu anlamiyordu.
Nitekim Ebu Süfyan oglu Muaviye yaptigi bin bir dalavere ve haksizlikla kendisini halife ilân ediyordu. Islamiyet’i bir iktidar araci olarak görüyordu. Muaviye Hilafeti de babadan ogula geçecek bir kurum olarak sekillendiriyordu. Muaviye dönemindeki Emevi saltanati salt Hilafet için degil, ayni zamanda kendi iktidarlarina hizmet edecek bütün din disi gelenekleri, töreleri, adetleri din adina kurallastiriyor, kurumlastiriyordu.
Hz. Ali ve Ehlibeyt var gücüyle bütün olumsuzluklari gidermeye çalisiyor, insanlari gerçege davete devam ediyorlardi. Ama Muaviye acimasizdi. Hz. Ali sehit ediliyor, ardindan ikinci imam Hasan zehirlettirilerek sehit ediliyordu. Bu arada Muaviye ölüyor, yerine oglu Yezid geçiyordu. Yezid kendi iktidari için Imam Hüseyin’i tehlikeli görüyordu. Çünkü Imam Hüseyin Ehlibeyttendir. Yani Hz. Peygamberin torunu, Hz. Ali’nin ogluydu. O, dogrulugun, hakkin, adaletin, gerçeklerin yilmaz savunucusuydu.
Bu arada Emevi saraylarinda din disi ne varsa din adina mesru gösteriliyordu. Halk isyan ediyor ama Emevilerin kurdugu askeri teskilat halka göz açtirmiyordu. Iste Küfe halki da baskilardan bikmisti. Küfeliler her gün Imam Hüseyin’e davet üstüne davet gönderip, kendisini halife olarak kabul ettiklerini belirtiyorlardi. Imam Hüseyin engin öngörüsüyle Küfelilerin ihanet edebileceklerini biliyor buna karsin kendi sorunlulugunun geregini yerine getirecegini söylüyordu. Ve Imam Hüseyin yakin aile çevresi ile Küfe’ye varmak için yola çikiyordu. Emevi saltanatinin sürdürücüsü lanetli Yezid bu durumu haber aliyor ve önüne engeller çikariyor, onu öldürmek için planlar kuruyordu. Yezid ve taraftarlari Küfelilerden Hz. Hüseyin taraftarlarini baski altina aldilar. Bazilarini ise rüsvetle ve çesitli vaatlerle Imam Hüseyin’den bagliliklarini vazgeçirdiler. Imam Hüseyin’in ailesi yaklasik 70 kisiden olusuyordu. Buna karsin Yezid’in ordusu ise binlerce kisiden. Yezid’in komutanlari, Imam Hüseyin’e Yezid’e biat etmesini ve böylelikle onu birakacaklarini söylediler. Imam Hüseyin asla zalime biat etmeyecegini, boyun egmeyecegini ve gerekirse bunun için sehit olacagini defalarca tekrarladi.
Imam Hüseyin dedigi gibi yapti ve Yezid’e biat etmeyerek, onurlu bir sekilde direnerek sehit düstü.
Kerbela Olayi Islam’da saflari netlestirmistir. Zalime asla biat edilmeyecegini göstermistir. Alevilik inancinda Kerbela Olayi büyük bir öneme haizdir. Aleviler dünyanin neresinde olurlarsa olsunlar, adlari ne olursa olsunlar, Hz. Hüseyin’e baglidirlar. Onun için oruç tutarlar, yas tutarlar. Onun çektigi acilari bir nebze de olsa hissetmek için çile çekerler. Aleviler sadece yas tutarak Imam Hüseyin’i anmazlar. Ayni zamanda ondan her defasindan bir seyler ögrenirler. Dünya döndükçe, insanlar varoldukça Kerbela unutulmayacak.

IMAM HÜSEYIN
Imam Hüseyin, milâdî takvime göre, 625 (626) Medine’de dogmustur. 10 ekim 680’de Kerbelâ’da sehit edilmistir. Imam Hüseyin, Islâm peygamberi Hz. Muhammed’in torunudur. Birinci imam Hz. Ali’nin oglu ve ayni zamanda üçüncü imamdir.
Imam Hüseyin, yasantisiyla, davranislariyla, cesaretiyle sadece Islâm âleminde degil, bütün insanlik için görkemli bir abidedir. Imam Hüseyin’in yasadigi dönemde zalim Emevi egemenligi hüküm sürüyordu. Emevi iktidarini kurumlastiran Muaviye, Imam Hüseyin’in babasi Hz. Ali’yi ve abisi ikinci Imam Hasan’i kendi iktidari için tehlikeli görmüs ve binbir entrikayla onlari sehit etmisti. Muaviye ölünce yerine oglu Yezid’i tayin etmisti. Ogul Yezid’te babasinin kanli iktidarini korumak istiyordu. Muaviye, Hz. Peygamberle yillarca savasmis olan, Mekkeli müsriklerin önderi olan bir ailedendi. Hz. Peygamberin hicretinden sonraki dönemde Islâmiyet’in gelismesi ile beraber bu aile artik Müslümanlari yenemeyecegini görünce takkiye yaparak Islamiyet’i seçmislerdi. Oysa bilinir ki; bu ve benzer ailelerin amaci gelisen Islâmiyet’in degerlerine sahip olmakti. Bunlar bu amaçla Islâmiyet’i benimsiyorlardi.
Dolayisiyla Islâmiyet’in ilk temsilcileri olanlari, yani gerçek Müslümanlari saf disi birakiyorlardi. Bu müsrikler günümüze degin sürecek bir çatismanin tohumlarini o zaman basariyla ektiler. Iste sevgili Imam Hüseyin, böylesi bir çagda ya dedesinin, babasinin ve abisinin yolunda gidecekti, yani Hak yolunu bütün zorluklarina ragmen taviz vermeden savunacakti, ya da müsriklerin temsilcisi Yezid’e boyun egip, biat edecekti.
Imam Hüseyin, Emevi iktidarinin halki baski ve zulüm altinda inlettigi bu dönemde Küfe kentindeki halktan bir davet aldi. Bu davette Küfeliler artik Yezid’in zulmünden biktiklarini ve kendisini önder (Halife) olarak kabul ettiklerini belirtiyorlardi. Imam Hüseyin insanlari dolayisiyla Küfelileri iyi taniyordu. Ve giderse basina neler gelecegini biliyordu. Bütün bunlara ragmen Imam Hüseyin kendisine bagli ailesi ve bir grupla Küfe sehrine dogru yola çikti. Imam Hüseyin`in yola çiktigini haber alir almaz hemen planlara baslayan Yezid, onu durdurmanin ve kendisine biat ettirmenin yollarini aradi. Yezid 5 (bes) bin kisilik bir orduyla Kerbelâ çölünde Imam Hüseyin’e pusu kurdu. Ordunun komutanlari, Imam Hüseyin’e Yezid’e biat ettigini beyan etmesini istediler. Imam Hüseyin Yezid’e boyun egmekten ve onun kanli zulüm iktidarini tanimaktansa sehit olmayi yegledigini kararlilikla Yezid’in gözlerini para hirsi bürümüs askerlerine ve korkup sözlerinin arkasinda durmayan Küfelilere haykirdi.
Bundan sonrasi dünyanin gördügü en haksiz savaslardan biriydi. Bir tarafta Islâmin peygamberinin torunu, diger tarafta kanli iktidarin temsilcileri. Imam Hüseyin’in gücü 72 kisiydi. Yezid’in askerleri ise 5 000. Imam Hüseyin ve arkadaslari serefli bir sekilde Yezid’in askerlerine karsi direndiler. Ama güç dengelerinin esitsiz oldugu bu savasta yenildiler.
Imam Hüseyin aldigi onlarca kiliç ve ok darbesi sonucu yarali düstü. Yezid’in askerleri vahsete doymuyordu. Ve Yezid’in komutanlarindan Simr Imam Hüseyin`in mübarek basini keserek bir tepsi içinde Sam’daki sarayinda Yezid’e sundu. Daha sonra sevgili imamin basi Sam sokaklarinda gezdirildi.
Tarihe Kerbelâ olayi olarak geçen bu hadise Islâm aleminde saflari netlestirmisti. Imam Hüseyin sadece yasantisiyla degil, sahadetiyle bütün insanliga bir mesaj vermistir. Imam Hüseyin bir semboldür. Yigitligin, fedakârligin, mazlum olmanin sembolü. Imam Hüseyin, verdigi mesajda sonu ne olursa olsun asla ama asla Yezid’e, dolayisiyla zalime ve onun zulmüne boyun egmeyecegini bütün dünyaya sahadetiyle kanitlamistir. Insanlik var oldukça Imam Hüseyin var olacaktir.

ALINTI
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Muharrem Orucu Alevi 12 İmam Yas Orucu 7 17.09.12 20:55
Muharrem Orucu ve Asure sert ismail Hz.Ali 0 12.12.11 15:53
Muharrem Orucu ve Kur'an Dede-baba Alevi Araştırmaları 2 30.11.11 08:24
Muharrem Orucu Kerbelanın_Şahı Sorularla Alevi'lik 1 08.11.11 20:47
muharrem orucu nedir? 12 imam orucu nedir? Bu orucu tutmak farz mıdır? hasan 12 İmam Yas Orucu 4 08.11.11 03:44






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2