Sponsor Reklamlar


nerede neyiz?

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Forumunda Bulunan  nerede neyiz? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 21.10.09   #1
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart nerede neyiz?


İnançlarımızın nedenlerle birlikte çeşitli eleştirilere olumlu oluşumlara bakacağız. Kim neden haklı veya haksız değil. Nereye gitmeliyiz ile öğrenme öğretme şekilleri bakışlarımızı değerlendireceğiz.
İnsandaahlak/inanç göreceli bir kavramıdır. İnsani kazanımlar toplumlara göre zamana göre değişiklikler arz etmiştir. Neyin doğru olup neyin yanlış olduğunu toplumların oluşum şekilleri karar verir. İnancımız noktasına geldiğimizde çeşitli öğrenme öğretme şekilleri mevcut olduğunu görüyoruz.
İnancın yanlışlığını veya eksikliğini kişiye anlatmak direk bu yanlış demek bir sorundur. Bir şeyi anlatmanın en iyi yollarından biri karşı olduğunuzu göstermektir. Bu fertte karşı cevap verme isteği doğurur. Bundan dolayıdır ki ister istemez kendi yanlışlarını doğrularını gözden gecirir. Böylelikle de zihinsel bir gelişme oluşur. Bu gelişme akılsaldır. Kişi henüz daha erken dönemdedir. Göreceli olan ahlaksal ve gerçek yaşamdaki olguları karşılaştırıp iyi ve kötüyü secemez. Buda kendi devamını toplumun doğrularıdır. Ahlak kurallar değişkendir. Kişiye fayda sağlayan davranış güzel hoş bunun zıttı ise kötüdür. Faydalı olan bireyden bireye değiştiğinden dolayı evrensel olan ahlak/inanc kuralları yoktur. Öğrenme sırasında bu değişiklikleri kişi hazmetmesi büyük zorluklar çeker.
Öğleki bu hal yalnızlaşma kendi toplumuna çekilmeyi de getirir. Tabii bir insan bir araştırma sonucunda belirli bir düşüncenin tutarlı olmadığı kanısına ulaşmışsa, bu düşünce bir şekilde gündeme geldiğinde onun neden tutarlı olmadığını kendince söyler. Bu bir anlamda inanç sahibine gerçek orada olamaz orada aramayın" mesajı dır.

Zıtlık önerme inanç konusunda en iyi öğrenme/öğretme şeklinin bir başka yoludur dedik. Bu süreçte biraz gözyaşı ve ruhsal acı geçici bir süre inanmama kayıplarda ola bilmektedir. Bu şekilde kendi nefsini(ruhunu) zihnini tanıma öğrenme bicimi geliştirilir. İşte burada birey sorgular ve içe dönüklük olgusu başlamaktadır. Öze dönüş kişinin en iyi kendi doğrusudur.

İnanç -İnanmak genelde olumlu bir zihinsel etkinlik olarak bilinir. Lakin bu olumluluk, inanılan şeyler doğru ve verimli şeyler olunca geçerlidir. İnanılan şeyler, akıldan aykırı, geçerliği olmayan fikirler ise faydasız fiillere yol acar. Bilinen Semavi dinlerin tarihçesinde, Tanrıya dayanan bilgileri akılla açıklamaya çalışılmış isede şartlar değişmesi ile akılcılık geçerliliğini zamanla yitirmiştir. Aklı/tecrübeyi araç olarak kullanan din düşünürleri dogmalarını akılla açıklamaya çalışırken yeni dogmaları ileri sürerek yeni tartışmalarla beraberinde getirmişlerdir. Bu akıllı düşünen neden sorularını soran fert için içinden çıkılmaz başka bir yol daha meydana getirmiştir Söylenenleri aklında olanları zihinin zamanın tecrübenin verileri ile değerlendirilir. Kendine bir yer seçer. İşte yer seçtikçe kendi olur. Bu her türlü hurafeler bir kısımda doğmadan kurtuluş veya azaltmadır. Hayır, bizde dogma yok demek bir yerde dogmanın olduğunu göstergesidir. İnanç olan yerde mutlak suretle gerek dorukta gerekse alt seviyelerde dogma mutlak suretle vardır. İnsanoğlu bunu aşamamış aşamayacaktır. Öğrenme aşamasında ki kişi her aşamada bu en-lelleri kaldırarak en aza indirmeyi hedefler. Amaç kendi ile kucaklaşmaktır.
İnançlar hakkında sayısız yapıt bırakılmıştır. Bilinen doğru var ki insan yaşadıkça da yazılmaya devam edecektir. İnanç, bilim,akıl,ruh arasında insan gidip gelecektir.İnanmak ile bilmek arasındaki kıyaslamalarda çıkan sonuçlardan bilme/ilim işlevinde düşüncenin/zihnin çeşitli aşamalarında yol aldığı ve bilginin bu periyotlardan sonra meydana çıktığı inançta ise, iç veya dıştan gelen nedenlerden dolayı bir önermenin doğruluğuna güvenmenin önem kazanmasıdır. Bilimsellikte akıl/zihin bir yönteme ve zaman ve ihtiyaç duyarken, inançta direk güvenme ve bağlanma söz konusudur. Bu nedenden ötürü ilim/ bilme zor ve engebeli inanmak ise daha rahat basit ve kolaycıdır.
Zaman ve şartlardan dolayı inançlar ilk çıktığı gibi kalmamış kendi içinde bölülmelere eklemelere çıkarmalara farklılaşmaya yeni isim almalara gitmiştir. Böyleliklede tek eksenli anlayış içerisinde bir Alevilikten bahsedemezsiniz. İnancını kendi gerçeğinde kurallar bölgelere döneme göre değişen topluma ayak uyduran denenmiş insani kazanımlar ile bazı mistik anlayışlar mevcududur.
Bu gün çeşitli suçlamalarla herkes kafasındaki Aleviliği yürütmeye çalışmaktadır. Hükümete yakın Alevilik, tarikat şeyhlerinin arkasındaki Alevilik, bunlara karşı çıkan inançtan çok siyasi sosyalist anlayışlı adı Alevilik. Türkçü alenilik, Arap, kürtçü zazacı Alevilik gibi çok çeşitli isimler konulmuştur. Göreceli birer felsefe anlayışı görünmektedir. Asimle edilmesi içinde Kızılbaş tarihinde baskılar cumhuriyet döneminde devam etmiş kendi kurallarını bundan ötürü koyamamış inanç özünden ayrılıp ırklara bölünmüştür. Bir kısım şah İsmail-i tarihi işine geldiği kaynaklarda suçlamış, bir kısımda göklere çıkararak objektif olamamışlardır. Burada yatan en önemli nedenlerde ise günümüz halkların kucağına verilen Alevilikle hiç alakası olmayan kabullensek de, kabullenmesek’ de ırkçılık yatmaktadır.
İnançlarda zihinlerde absürt anlayışlarda gizli faşizmim mevcuttur. Bizi belirli yerlerden gelen İslamcı Sünni tarikatçılar kafamızı karıştırıyor. Söylemler ile temelde Görünmeyen bir milliyetçiliğin başlangıç söylemleridir. Bu gün görünen Alevilikte Sünnilik arasındaki bağlantıları nasıl kurulur. Bireyin inancı yokta inanca davet mi ediliyor. Bazı aklı eksikler kurt görünümde kuzular veya Arapçı Türkçü Alevilik bizi yok ediyor söylemleri hiç bir akılcı felsefeye dayanmaktadır. Alevilik kimsenin malı değildir. Her kes anladığı ölçülerde Alevilidir. Kime yakınsa o toplum içinde görünür. Önemli olan modernin çağda çıkarlarımız ve temel inanışlarımız bütününde bir arada olmaktır. Bu gün bundan uzağız.

Toplumun eğitimi dönem şartları sosyolojik ekonomik dünya şartları yok sayılmış inançlar çok zor durumda bırakmıştır. Bazı aklı eksikler Kafasındaki inanç felsefe Aleviliği geliştirememe veya bu görüşte olan kişinin Aleviliği anlamama gibi bir durumu zorlamaktadırlar. Bu anlayışa karşı suçlama çok basit ama o kadarda hızlıdır. İçi boş fakat söylemler politik uyarıcıdır. Bu söylemlerin Akıldan gerçek ilimsellikten inançtan uyumluluğu yoktur. Emevi anlayışlı söylemlerdir.
Akılcı insanın yapacağı en iyi şey kültürel/hümanist milliyetçiliktir. Günümüzde inanç milliyetçiliği ile ırkçı/milliyetçilik dünyada yerini almıştır. Bundan dolayıdır ki bireyin inancı ile ırkı arasında nasıl bir ilişki kurulmalıdır. Toplumları ayakta tutan inancımı yoksa ırklarımı bu tarihi bir yapı içerisinde sosyolojik bir kavramdır. Atatürkü seven Alevilikle nefret eden Alevilik anlayışından tarihi olaylar sebebiyle ırkçılık yatmaktadır. Böylelikle de Alevilik dolayısı ile hümanist anlayış adına esamisi bili okunmaz. Bir alevi diğer alevi yi nasıl karşılar siyasi ırkı bir mesele olmuştur. Böylelikle de bir bölünmeyi de getirmiştir.
Bu günkü Alevilik İslam eksenli kadimci ışıkçı Zerdüştçü, mani, Hint eksenli Alevilik daha saymadığım kolları olduğunu görüyoruz. Bunun nedenlerine üç aşağı beş yukarı değindik. Bu inanç felsefesi içindeki temelleri unutularak dışarıda dönük bir inanç oluşturulmuştur. Araştırmacı yazarı çizeri görmek istediği Aleviliği kaleme alarak Anadolu’da ki süre gelen ve etkilenen ritüelleri günümüze taşıyarak kafa karıştırmaktadırlar. Sır bulundu diyenden ciliğe kadar bir dağınıklık içerisindedir. Bu devirde hangi sır kaldı. Sormak gerekir. Zekât ve hac anlayışı namaz anlayışı olmayan ve kurana inanıp kendi felsefesiyle birlikte nedenlerden dolayı farklı anlayışlar çıkarmaya çalışan Alevilikle doğruları başka olan Anadolu kadim felsefesi çarpışmaktadır. Ben İslam’ ım diyen alevi ile ben sadece aleviyim diyen anlayışı kim ne kadar alevi diye bir yere koymak zor. Eğer İslam ise neden alevi diyor kendini Ali İslam yanlısı değimliydi? O zaman neden İslam yanlısıyım değilde Ali yanlısıyım gibi akıldan eksik bazı bize ait olmayan boşlukları dolduruyoruz mu acaba? Veya kadimci tüm insani kazanımlar haricinde kendi dinsel anlayışlarını Hızır-ı kurbanı vb. anlayışlarını getiren anlayışında temel getirdikleri inanış kime neye dayanmaktadır. Sormak gerekmektedir? Bu anlayışların birleştirilmesi şimdilik çok güç gözükmektedir. Hukuksal kazanımlarla birlikte Eğitimsel olarak bir çatı kurulmayana kadar bu böyle gidecektir.
Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ali'nin Kura'nı Nerede ? Enel-Hak Sorularla Alevi'lik 21 26.08.12 13:16
Cikis butonu nerede? DEMAN Forum Kuralları ve Kullanılması 1 22.03.11 03:09
Mutluluk Nerede ? Asi_Kardelen Her Telden 11 10.03.11 19:55






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2