Sponsor Reklamlar


Alevi duruşu.

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Forumunda Bulunan  Alevi duruşu. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 03.05.16   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Alevi duruşu.



ALEVİLİK en zor süreçlerinden birinde daha geçiyor,
muaviye yezit iktidarının alevileri birbiririne düşürmek,
asimileyi hızlandırmak için kurdurduğu çakma alevi dernekleriyle olsun,
bazı dönek alevi vakıf dernekleriyle olsun yıllardır,
aleviligin özünü parçalamaya çalışıyor,
farklı bir inanç olarak kabul etmedigi aleviligi,
avrupa insan hakları mahkemesi kararlarını görmezden gelerek,
alevi asimilasyonuna tam gaz devam ediyor.
zaman alevilerin aleyhine hızla akıp gidiyor,
son olarakda amaç alevi köylerinin etrafına,
ışid ve el nusra denetimindeki kamplar oluşturularak,
alevi toplumuna göç yollarına düşürmek,
ve alevilere aba altında sopa göstermektir.
geçmşte bu ülkede sanki alevi katliamı olmamış gibi,
alevi köylerini çevreleyen yerlere ışid denetimndeki kamplar,
kurmakta amaç alevileri asimilasyonu tüm yurda yaymak,
ve mezhep çatışmasının tohumlarını atarak,
kürt illerindeki iç savaşın benzerlerini
kamplara karşı gelen alevi il veye ilçelerinde uygulamak,
aleviler her zamankinde fazla birbirne kenetlenmeli,
demokatik hakları için kararlı mücadele vermelidir.
muaviye yezit iktidarıyla iş birligi içinde olan
çakma ve iş birlikçi dönekleri dışlamalıdır.
karanlığı aydınlatmada güneş olamıyorsak,
hep birlikte en az birer yıldız olalım...

bilgeyol
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 04.05.16   #2
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi duruşu.


bilgeyol Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

ALEVİLİK en zor süreçlerinden birinde daha geçiyor,
muaviye yezit iktidarının alevileri birbiririne düşürmek,
asimileyi hızlandırmak için kurdurduğu çakma alevi dernekleriyle olsun,
bazı dönek alevi vakıf dernekleriyle olsun yıllardır,
aleviligin özünü parçalamaya çalışıyor,
farklı bir inanç olarak kabul etmedigi aleviligi,
avrupa insan hakları mahkemesi kararlarını görmezden gelerek,
alevi asimilasyonuna tam gaz devam ediyor.
zaman alevilerin aleyhine hızla akıp gidiyor,
son olarakda amaç alevi köylerinin etrafına,
ışid ve el nusra denetimindeki kamplar oluşturularak,
alevi toplumuna göç yollarına düşürmek,
ve alevilere aba altında sopa göstermektir.
geçmşte bu ülkede sanki alevi katliamı olmamış gibi,
alevi köylerini çevreleyen yerlere ışid denetimndeki kamplar,
kurmakta amaç alevileri asimilasyonu tüm yurda yaymak,
ve mezhep çatışmasının tohumlarını atarak,
kürt illerindeki iç savaşın benzerlerini
kamplara karşı gelen alevi il veye ilçelerinde uygulamak,
aleviler her zamankinde fazla birbirne kenetlenmeli,
demokatik hakları için kararlı mücadele vermelidir.
muaviye yezit iktidarıyla iş birligi içinde olan
çakma ve iş birlikçi dönekleri dışlamalıdır.
karanlığı aydınlatmada güneş olamıyorsak,
hep birlikte en az birer yıldız olalım...

bilgeyol

Çocuklara
maket Kabe etrafında
tavaf dersi

GÜNCEL04 Mayıs 2016 04:55
İstanbul Bayrampaşa’daki Oğuzhan İlkokulunda okuyan küçük yaştaki öğrencilerin maket kabe etrafında tavaf ettirildiği ortaya çıktı.
Eylem NAZLIER
İstanbul

İstanbul Bayrampaşa’daki Oğuzhan İlkokulunda geçtiğimiz aylarda “Kutlu Doğum” haftasını bahane eden okul yönetimi hac vazifesinin nasıl yerine getirildiğine dair bir simülasyon ile öğrencileri maket Kabe etrafında tavaf ettirdi. Evrensel’in ulaştığı fotoğraflarda görüldüğü üzere, erkek çocuklarına hacca giderken kullanılan ihram giydirildi, bazı çocuklara ise takke takıldı, ellerine de tespih verildi. Kız çocuklarına ise türban takıldı. Okul yönetimi ayrıca bu kıyafetlerle çocuklara toplu olarak fotoğraf çektirdi. Etkinliğe öğrencilerin gönüllü dahil olduğu ancak bütün öğrencilerin etkinliği izlemeye zorunlu tutulduğu öğrenildi.

‘SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ’

Evrensel'e konuşan Eğitim Sen 4 No’lu Şube Başkanı İzzet İldeş konuyla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını ifade ederek, “Son zamanlarda memleketin bir çok okulunda gözlemlenen bu kareler aslında eğitim sistemine kendinden menkul, münferit denilemeyecek bir yönelimin açık mesajlarıdır. Eğitim sisteminin olmazsa olmazı laikliğin tartışıldığı bugünlerde sınırsız ve sorumsuz bu yaklaşımlar bir toplumun eğitim açısından geleceğinin köküne kibrit suyu dökmektir. Çok tehlikelidir. Çok önemlidir. Yapılan suçtur. Suç duyurusunda bulunularak gerekli kanuni işlemler başlatılacaktır” dedi.

http://www.evrensel.net/haber/279160...da-tavaf-dersi
----------------------------------------------------------
MUAVİYE YEZİT ZİHNİYETİNİN,
GERİCİ YOBAZ UYGULAMALARI,
DEVEVAM EDİYOR BUNA KARŞIN,
GEREKLİ TEPKİYİ KOYUYORMUYUZ,
KARANLIĞA HER GÜN BİR ADIM DAHA GÖMÜLÜYORUZ,
ALEVİLER BUNUN BİLİNCİNDE OLARAK,
İVEDİ KAYNAŞMALI TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR..!
Sponsor Reklamlar

Aleviyolu bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.05.16   #3
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi duruşu.


Cihatçıların bastığı
Alevi köyünde katliam endişesi

DÜNYA12 Mayıs 2016 19:17
Suriye'de cihatçılar, Humus'un Zara köyüne saldırdı. Köyde alıkonulan Alevilerin katledildiği iddia ediliyor.
Suriye’de 48 saatlik ateşkes sona erdi. El Kaide’ye bağlı el Nusra ile Ahrar’uş Şam gibi diğer cihatçı örgütlerin, Humus kentindeki Zara köyünü ele geçirdiği ve köydeki Alevileri kaçırdığı bildirildi. Alıkonulanların katledildiği iddia ediliyor.

Suriye devlet televizyonunun ve İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin bildirdiği habere göre, Zara’daki çok sayıda Alevi aile, köyü ele geçiren Nusra ile Ahrar’uş Şam militanları tarafından kaçırıldı. Köyde cihatçıların Alevilere yönelik yeni bir katliam düzenlemesinden endişe ediliyor.

Yakındoğuhaber'den Hasan Sivri, "Şam Şimdi" haber ajansına konuşan Şam kaynaklarının Rastan beldesine nakledilen sivillerin kafalarının kesilerek katledildiğini aktardı.

Al Masdar News, onlarca Ulusal Savunma Güçleri üyesinin öldürüldüğünü, çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 100 sivilin kaçırıldığını belirtti.

Köy, cihatçıların eline düşmesinin ardından Suriye uçakları tarafından bombalandı.

El Kaide’nin Suriye kolu olan el Nusra, ateşkes kararlarının ve Cenevre görüşmelerinin dışında tutulurken bir diğer cihatçı örgüt Ahrar’uş Şam, Batılı ve Türkiye gibi ülkeler tarafından “Suriye muhalefeti” olarak nitelendiriliyor. AKP Hükümeti’nin Ahrar’uş Şam’ı desteklediği de sık sık gündeme gelmişti.

Son dönemde Nusra'nın da ABD desteği alabilmesi için el Kaide'den ayrılması gündeme geldi.

RUSYA’DAN AB’YE ‘GÜVENLİ BÖLGE’ UYARISI

Öte yandan Rusya, Avrupa Birliği’nden Türkiye’nin sığınmacıların Suriye topraklarında barındırılması için gündeme getirdiği “güvenlikli bölge” önerisine destek “vermemesi” çağrısında bulundu. Alman Die Welt gazetesine konuşan Rus Büyükelçi Wladimir Tschischow, “Buraların İslamcı militanların sığındığı ve buradan silahlanarak yeniden savaş bölgelerine gideceği bölgeler olma ihtimali söz konusu. Bu Suriye’de kan gölünün daha uzun süre devam etmesine yol açar” dedi. (DIŞ HABERLER)

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Mayıs 2016 20:05
www.evrensel.net

-------------------------------------------------
CHP M.V LLERİ,
TEROLAR DİRENİŞİYLE DAYANIŞMALI,
NÖBETE KATKI SUNMALI...
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.05.16   #4
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi duruşu.


AFAD kampına
neden itiraz ediyoruz


22 Nisan 2016 05:00


e-posta adresiniz...

KAYDOL
Ali KENANOĞLU
@alikenanoglu

[email protected]

Maraş Terolar köyü mera alanına yapılmak istenen AFAD mülteci kampı inşaatı sürerken aynı şekilde direniş ve itirazlar da sürmeye devam ediyor. Direnişteki Maraşlı Aleviler dertlerinin mülteciler olmadığını çok net bir şekilde özetleyip; “Bizim derdimiz mültecilerle değil. Oradaki savaşta mağdur edilerek, yerlerinden yurtlarından edilmiş o mazlum halklarla bir sorunumuz yok. Mülteci olmanın ne demek olduğunu bu coğrafyada Pazarcık, Elbistan, Nurhak’taki Alevi, Kürt yurttaşlar iyi bilirler. Yıllarca mülteci olduk başka ülkelerde. Biz yer seçiminin yanlış olduğunu düşünüyoruz, bunca itiraza rağmen bu ısrara karşı da mücadele etmeye devam edeceğimizi söylüyoruz” diyorlar.
Maraşlı Aleviler itirazlarını ise şu şekilde özetliyorlar; “Şikayetlerimizi vali ve kaymakama aktarıyoruz, ancak bizi dikkate almıyorlar. İş makineleri çalışıyor. Engel olmaya çalışıyoruz. Bizler Maraş’ı yaşadık. İleride bir etnik çatışma çıkmasından korkuyoruz. Elbette mağdur durumdaki sığınmacılara karşı değiliz. Ancak buraya cihatçı çetelerinin IŞİD’in, el Nusra militanlarının yerleştirileceği bir üs kurulacağını düşünüyoruz. Kaygımız bu. Bizi cihatçıları kullanarak göçe zorlayacaklar. Burası dağın başı, cihatçıların eğitim kampı yapacaklar. Başka yer mi kalmadı? Maraş merkeze yapsınlar. Ama yapamazlar çünkü varlıklı aileler karşı çıkıyor.”
Kampın yapılmak istendiği alan Maraş ile Pazarcık ilçesi arasında bir alan ve Kürt-Alevi köylerinin tam ortasında, yaklaşık 30 bin kişilik kampa yerleştirilecek olan Suriyelilerin büyük bir bölümünün rejim karşıtı ve el Nusra-IŞİD gibi terör örgütlerine sempati duyan bir kesim olacağı aşikar. Bu durumun kendisi Alevi köylerinin itiraz etmesi için yeterlidir.
Maraş’a yapılacak olan AFAD mülteci kampları zaten kamuoyunda ilk olarak Hatay’daki Apaydın Kampı ile gündeme geldi. Bu kamp kamuoyunda Nusra’nın eğitim ve dinlenme kampı olarak tartışıldı. Ben bu kampa incelemeye giden heyet arasındaydım. Dönemin Milletvekilleri kampa alınmamış ve kamp bu yönüyle hayli şaibeli bir duruma düşmüştü. AFAD kamplarının kamuoyundaki bilinen yüzü böyledir.
Bu topraklarda devlet tarafından muhalif görülen toplumlara karşı iskan politikaları bilinçli bir şekilde yürütülmüş ve her dönemde zorunlu göçler - sürgünler ve kuşatmalar yapılmıştır. Bugün Kürtler ve Aleviler üzerinde benzer çalışmalar yürütülmekte bir taraftan göçe zorlanan halklar diğer taraftan da Suriye’den gelen rejim muhalifi Sünni mülteciler ile kuşatılmaktadır
Maraş’ta yürürlüğe konan politikanın Malatya, Sivas gibi bölgelerdeki Alevi yerleşim alanlarında da uygulanacağına dair bilgiler aktarılmaktadır. Aynı şekilde Rojava sınırının Türkiye tarafına bir şerit halinde Sünni Arap nüfusun yerleştirilme planları yapılmaktadır. Türkiye Kürtleri ile Rojava Kürtlerinin arasına yerleştirilen Arap nüfus Kürtlerin birbirleriyle olan ilişkisini kesmeye yöneliktir.
Bu politikalar bölgede bin yıldır uygulanmaktadır. Ancak bin yıldır da itiraz, isyan, zulüm, kan, gözyaşı durmamaktadır. Güvenlik politikaları ile iskan politikaları sorunları çözmediği gibi beraberinde yeni sorunlara da neden olmaktadır.
Bugün ülkemizde ve bölgede yaşanan Alevi ve Kürt sorunun yanına böyle giderse yakında bir de Arap sorunu ekleneceği kesindir. Hatta sadece devletle çatışan değil birbirleriyle çatışan topluluklar ile karşı karşıya kalacağımız tehlikeli bir süreç örülmektedir.
Çatışmaların getirdiği kan ve gözyaşının kimseyi mutlu etmeyeceğini en iyi bu ülkede yaşayan insanlar bilmektedir.
Alevi köylerine Sünni Araplardan oluşan bir mülteci kampı yapmanın izah edilebilecek hiçbir gerekçesi yoktur. AKP ve Saray devleti bu politikayla bu topraklara yeni kin ve nefret tohumları ekme peşindedir.


www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.05.16   #5
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi duruşu.


Dersim Tertelesi:
Yalanlar ve Gerçekler-
Kazım Gündoğan



Dersim Tertelesi: Yalanlar ve Gerçekler.
4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu’nda alınan kararla gerçekleştirilen Dersim Tertelesi’nin 79. Yılında kefensiz ve mezarsız ölüleri saygıyla, bu zulmü gerçekleştiren karanlık zihniyeti ise lanetle anıyorum.
Gerici iktidarlar halklara karşı uyguladıkları politikalarına haklı ve meşru bir zemin hazırlamak isterler. Bunun için amaçlarını evrensel değerlerin ve kavramların içine yedirerek son derece etkili biçimde sunmaya çalışırlar.
Sözgelimi: yakın zamanda Amerikan emperyalizmi Irak işgalinin gerçek nedenini gizlemek için; “kimyasal silah var”, “Saddam diktatör”, “biz Irak’a özgürlük götüreceğiz” yalanını son derece etkili biçimde kullandı. Libya, Suriye, Afganistan vb. yerlerde de benzer söylemler. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit 19 Aralık 2000 de gerçekleştirdiği hapishane katliamını haklı göstermek için katliamın adına“ Hayata Dönüş” demişti. Ya da Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’ın temsil ettiği iktidar uyguladığı politikalara “ileri demokrasi” diyebiliyor. Ve daha başkaları…
Cumhuriyet Devletinin Dersim katliamını meşru göstermek için başvurduğu yalanlarda bunlardan farklı değildir. Yerine göre “feodalizmin tasfiyesi”, “İngilizlerin kışkırttığı Kürt isyanı”, “ ilkel, rafizi, Kızılbaşların devleti tanımaması”na karşı yapılan harekat… Veya gayri medeni yaşayan bir toplumu “medeniyet”e kavuşturma gibi ulvi amaçlar… Kim medeni, kim değil, demokrasi nedir, ilkellik nedir vb tartışmalara girmeyeceğim. Zira devletin Osmanlıdan beri uyguladığı İslamlaştırma politikalarına, Türkleştirme politikaları da eklenince kırımın nedenleri açıkça görülecektir.
1937-38 yıllarında Dersimde bir isyanın olup olmadığını anlamak için değişik açılardan bazı sorular sorarak yanıtlar almaya çalışalım. Hiç şüphesiz bu sorulara yeni ve değişik yanıtlar verilebilir. Bu bir yeniden öğrenme ve ortak görüş oluşturma sürecidir. Dolayısıyla soruların yanıtları mutlak doğrular değildir. Şöyle bir soruyla başlayalım:
1) “Dersimliler Cumhuriyete karşı”mıydı?
Genel olarak Alevi-Kızılbaş ve özel olarak ta Dersim toplumunun Osmanlıdan Cumhuriyete geçiş sürecinde nasıl bir tavır aldığını incelemek gerekir. Zira Dersim’in başından itibaren Cumhuriyet devletine karşı çıktığı ve isyan halinde olduğu görüşü yaygındır. Kanımca bu görüş doğru değildir.
Çoğunluğu İttihat-Terakki içinden gelen Cumhuriyet devletinin kurucu kadrolarının oluşturduğu 1. Meclis üzerinden Alevilerle ve Dersimlilerle kurulan ilişkiye bakıldığında 400 yıllık Osmanlı Saltanatı ve Hilafet baskısının, zulmünün kaldırılacağı vaadi üzerinedir. Bu vaad tek başına Alevi-Kızılbaş toplumunun Cumhuriyeti benimsemesi için hayati bir öneme sahip olmuştur.
Bu nedenledir ki; Dersim halkının da büyük çoğunluğu Cumhuriyeti benimseme eğilimindedir. Dersim aşiretleri Cumhuriyeti kuracak olan 1. Meclise 6 milletvekili (Abdulhak Tevfik Bey, Diyab Ağa, Hasan Hayri Bey, Mustafa Ağa, Mustafa Zeki Bey, Ramiz Bey ) gönderirler.
Osmanlıyla barışık olmayan Dersimlilerin sorunları Cumhuriyetle birlikte ortadan kaldırılmıyor elbet, ancak bunlara son verileceği vaadiyle ilişkiler önemli ölçüde yumuşatılıyor. Sancak beyleri üzerinden sürdürülen ilişkiler, aşiret liderleri ve Seyıtlerle doğrudan ilişkiye dönüşünce devletle ilişkilerin zemini güçleniyor. Dolaysıyla Dersimliler bu “yeni” ilişki biçimini Osmanlı devlet yapısı ve zihniyetine tercih ediyor ve esas olarak karşı çıkmıyor. Çok değişik nedenlerle Cumhuriyeti benimsemeyen Dersimli aşiretlerde vardır elbet. Ancak bunların toplamdaki yeri ve nüfusları azınlıktadır.
2) “Dersim isyanı, Koçgiri isyanın devamı” mıdır?
Dersim isyanı tezi bir yanıyla Koçgiri direnişi üzerinden temellendirilmeye çalışılır. Koçgiri katliamından sonra Dersim’e kaçan-sığınan Koçgirililerin Dersim isyanını organize ettikleri anlatımı hem resmi Türk tarih tezinde, hem de Kürt tarih tezinde yer almaktadır. Koçgiri direniş önderlerinin Dersim’e sığındıkları ve orada bir örgütleme çabasına girdikleri doğrudur. Hatta Koçgiri direnişini destekleyen birkaç aşiretin olduğunu da bilinmektedir. Ancak Dersim aşiretlerinin büyük çoğunluğu bu sürecin dışında kalmışlardır. Koçgirililerin çabası devletin 1925 yılında çıkardığı afla sona ermiştir. Aliser (Dakni) Efendi ve Zarife Xatun hariç direnişin liderleri Erzincan ve Elazığ da devlete teslim olmuşlardır. Kürt Tarih yazımı cephesinde “Dersim İsyanı” tezini geliştiren Baytar Nuri (Dersimi) 1926 yılından itibaren Dersimden ayrılarak Elazığ’a yerleşmiştir. Alişer Efendi’nin Dersimde ki varlığı devlete teslim olmama ve orada bir yaşam kurma biçiminde katledildiği 9 Temmuz 1937 yılına kadar devam etmiştir. Dolayısıyla Dersim de her hangi bir isyan olmadığı gibi bunun “Koçgiri isyanı”yla ilişkisinin kurulma çabası da temelsizdir ve bir kurgudur.
3) Dersimliler “Şeyh Sait isyanı”nı neden desteklemediler?
Ulusal ve dini içerikli bir kalkışma olan 1925 yılındaki “Şeyh Sait isyanı”na Dersimlilerin katılmaları bir yana bu isyana oldukça mesafeli durmuş olmaları üzerinde durulması gereken son derece önemli bir konudur. Zira Şeyh Sait isyanına karşı tutum Dersim’de Kürt ulusal bilincinin ve ulusal örgütlenme düzeyini görmek açısından önemlidir.
Kürdistan da Şeyh Sait ile başlayan ve 1930 Ağrı isyanına kadar devam eden Cumhuriyet dönemi Kürt ulusal direnişleri ve katliamları incelendiğinde Dersim aşiretlerinin hiç birine destek vermemiş olmaları düşündürücü değil midir? Bırakalım Dersim aşiretlerini; Kürt Teali Cemiyeti adına Dersim isyanına önderlik ettiği iddia edilen Baytar Nuri (Dersimi) bu dönemde nerededir ve ne yapmaktır?
Dersim aşiretleri Cumhuriyete bağlılığını bildirmek ve var olan sorunları diyalog yoluyla çözmek için 1926 yılında Ankara ya giderler. Aşiret reislerinin büyük kısmı buna katılır ve Çankaya Köşkünde ağırlanırlar. İşte bu gidişi ve görüşmeyi Vali Cemal Bardakçı ile Baytar Nuri Dersimi birlikte organize ederler. Bu durumu hem devlet belgelerinden, hem de Nuri Dersimi kitaplarından biliniyor. Burada iki yeni soruya yanıt bulunması gerekir. Bir; isyan liderlerinden ve ‘’Seyit Rıza’nın sağ kolu’’ konumundaki Nuri Dersimi neden böyle bir rol üstlenir ve bunu neden yapar? İki; İsyan etmek isteyen Dersimliler Ankara ya neden gider?
Bir başka soru: Nuri Dersimi 1926 yılında Vali Cemal Bardakçı’nın “ Dersim’in en şerir aşireti” olarak lanse ettiği Kocan aşiretine yönelik devlet tarafından gerçekleştirilen askeri harekâtta bazı Dersim aşiretleriyle birlikte neden yer alır?
Sorulması gereken pek çok soru var; ancak şu soruyla tartışmayı sürdürelim. Bu sorulara yanıt bulamadan Nuri Dersimi’nin “Dersim Kürt İsyanı” tezini temellendirmek için Dersim üzerine yazdıkları bugün veri olarak kabul edebilir mi?
4) Aşiret yapısı “kolektif isyan” örgütlenmesine uygun mudur?
Dersim aşiret yapısının ilişki ve çelişkilerini incelediğimizde iddia edildiği gibi uzun süreli bir ittifakla “ kolektif isyan” organizasyonu yapabilme gerçeğinden uzaktır. Öte yandan aşiret yapısını incelendiğinde ne kadar aşiret varsa o kadarda güç odağı olduğu ve bunların bir biriyle sürekli kavga halinde oldukları görülmektedir. Bu anlamda Dersim de homojen bir toplumsal yapıdan bahsetmek olanaklı değildir. Söz gelimi resmi tarih anlatımında “1926 Dersim İsyanı” denildiğinde zanedilir ki bütünlüklü bir isyan olmuştur. Oysa orada devletin bir aşirete (Kocan) yönelik harekâtı/ katliamı söz konusudur. Ve bunu diğer aşiretler desteklemediği gibi, devletin yanında bu harekâta katılan aşiretler olmuştur. Yâda “1930 Dersim isyanı”na bakalım; Pülümür kazasında devletin birkaç aşirete yönelik gerçekleştirdiği bir asayiş hareketine karşi aşiretlerin kendini savunması nedeniyle çıkan lokal çatışmanın adı resmi tarihte bilmem kaçıncı “Dersim İsyanı” olarak yazılmaktadır.
Belirtmek gerek ki Devlet, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren bütün Kürt illerinde ve Dersimde ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yaşam hakkında son derece ayrıntılı bilgiye sahiptir. Dersimde 1926 yılından itibaren sistematik olarak hazırlanan raporlar hem derin bir istihbarat bilgisi, hem de geniş bir sosyolojik analiz içermektedir. 1928 yılından itibaren aşiretler arası çelişkileri kışkırtmak ve ilişkileri bozmak amaçlı çalışmalar olduğu raporlardan da görebiliyoruz.
Devletin bütün aşiretlerin kadın-erkek nüfusları, ekonomik ve sosyal durumları, silah sayıları, hatta hayvan sayıları, devletle ilişkileri, diğer aşiretlerle ilişkileri vb konularda hem Mah (istihbarat), hem de Umumi Müfettişlik üzerinden detaylı çalışmaları vardır.
Nitekim gerek İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın 1931 yılı Dersim gezisi ve raporu, gerek Başbakan İnönü’nün 1935 Şark/Kürt Raporu, gerekse Jandarma Umum Komutanlığının hazırladığı raporlarda aşiretlerin devletle ilişkilerinin bütün detayları tespit ve analiz edilmektedir. Tabi bu raporlarda özellikle Şükrü Kaya ve İsmet İnönü’nün aşiret liderleriyle görüşmelerinden çıkardıkları sonuçlar oldukça önemlidir. Şükrü Kaya görüştüğü aşiret Liderlerinin hepsinin “muti” olduğunu belirtmektedir. Keza İnönü de benzer bir sonuca varmakla birlikte “ sayıları çok olmamakla birlikte 5-6 aşiretin Cumhuriyetin imar ve islah programına karşı” olduklarını rapor etmektedir. Tüm bu süreçleri bütünlüklü anlayabilmek için, bu aşiretlerin kimler olduklarını, nerede ve nasıl yaşadıklarını, hangi nedenlerle devletin imar ve ıslah programına karşı çıktıklarına, keza bu “imar ve iskan” denilen şeyin ne olduğuna da ayrıca bakmakta yarar var.
Elbette sayıları az olmakla birlikte Dersimin bazı aşiretleri çok farklı nedenlerle Osmanlıyı olduğu gibi Cumhuriyeti de benimsemediler. Devlet bunu bir asayiş konusu yaparak değişik yöntemlerle çözebilirdi. Oysa bu durumu oradaki etnik ve inançlara yönelik yapacağı katliamın gerekçesi olarak kullanmayı tercih etti. Buna rağmen genel bir direniş organize edilemedi, isteselerde edemezlerdi; zira silahlarını bir 1936 yılında teslim etmişlerdi. Direnen aşiretler oldu elbet. Evlerini, yurtlarını, yaşam tarzlarını, inançlarını, koruma güdüsüyle direndiler. Bu anlamda bir direnişten söz edilebilir. Bu haklı ve meşru bir direniştir. Ancak son derece güçsüz ve lokaldi.
5) ‘’İsyan’’cılar Neden silahlarını teslim ettiler?
Cumhuriyet Devleti 1936 yılında Dersim de silah toplama kararı çıkarır. Beş- altı aşiret dışında neredeyse bütün Dersimliler silahlarını teslim ederler. JGK’nın raporuna göre Dersim Aşiretlerinin elinde toplam 9.070 adet silah bulunmaktadır. Aynı rapora göre teslim edilen silah sayısı: 7.880 adettir. (N. Hakkı Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor). Burada şu soru sorulabilir; Silahını teslim etmeyen aşiretler hangileriydi ve neden teslim etmediler? Görüldüğü kadarıyla bu aşiretler daha çok Harçik suyunun kuzeyinde, Munzur suyunun kuzey doğusunda olan ve “iç Dersim” denilen bölgede yaşayan ve Başbakan İnönü’ün sözünü ettiği “ 5-6 aşiret”dir. Bu mıntıkanın coğrafi, ekonomik ve sosyal yapısı incelendiğinde o koşullarda neredeyse tek “geçim aracı” silahtır. Dolayısıyla ekonomik ve sosyal nedenlerle silahını teslim etmedikleri görülüyor.
6) “Devlet Dersim’e giremedi”mi?
Bu son derece tartışmalı bir konudur. Birincisi; bundan ne anlaşılmaktadır?
İkincisi; Osmanlı devleti idari yapısıyla Cumhuriyet devleti idari yapısı bir ve aynımıdır? Özellikle Osmanlı idari yapısı incelenmeden bunun yeterince anlaşılamayacağı kanısındayım. Devletin girmesi veya girememesinden ne anlıyoruz? Osmanlı ile en sorunlu dönemlerde bile devlet Osmanlı idari yapısı içinde “Sancak Beyliğı” üzerinden doğrudan veya dolaylı bir ilişki olduğu gibi, bu bölgenin değişik dönemlerde değişik idari merkezlere bağlı olduğunu biliyoruz. Söz gelimi Prof. Dr. Mehmet Ali ÜNAL’ın 16. yüzyılda Çemişgezek Sancağı adlı çalışması son derece önemli bir belgedir. Bu belgeler Osmanlı devletinin Dersim coğrafyasının esasında var olduğunu gösteriyor.
Keza Cumhuriyet Devleti’nin 1938’e kadar Dersim’e giremediği algısı da tamamen yanlıştır. 1925 yılına kadar Sancak yönetimiyle, Sancak yönetiminin kaldırılmasıyla da Kaymakamlıklar üzerinden Elazığ’a bağlanan Pertek, Çemişgezek, Mazgirt, Hozat, Nazimiye ve Erzincan’a bağlı olan Pülümür’ de devletin idari yapısı mevcuttur.
Ayrıca; Türkiye de 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında DİE raporlarına göre hemen tüm köylere dair detaylı nüfus bilgilerinin mevcut olduğu da görülmektedir.
1935 yılında yapılan genel nüfus sayımında da aynı ayrıntıları görmek mümkündür. Genel nüfus bilgilerini bir yana bırakalım Dersimde ki sakatlar hakkında bile çok net bilgiler toplayacak kadar Dersimde olan Devlet nasıl oluyor da “Dersim’e giremiyor”du?
Dersimde Sakat Nüfus: 1936 yılında 350 kör, 240 kolu çolak, 26 iki kolu çolak, 334 bir ayağı topal, 85 iki ayağı topal,131 sağır ve dilsiz, 36 kambur, 40 kötürüm, 79 müteaddit sakat, 31 sair sakat.
Dersim de Sağlam Nüfusun Toplamı: 91.807 kişidir. (Ö. Kemal Ağar. Tunceli Dersim Coğrafyası)
7) “Dersimliler vergi vermedi” mi?
Elbette vermeyenler vardı. Peki neden? Yokluk yoksulluk nedeniylemi yoksa “ ben seni tanımıyorum vergi vermeyeceğim” diye mi? Son derece zayıf bir ekonomik güce sahip olan bazı aşiret mensupları geçimini sağlamak için çoğu zaman komşu il, ilçe ve köylere “talan”a gider oradan getirdikleriyle yaşamını sürdürürlerdi. Bazı bölgeler için bir “talan ekonomisi” olduğu da söylenebilir. Bu gerçeklik içinde nasıl vergi verilebilir ki? Kaldı ki sırf vergi vermedi diye bir toplumu, bir kültürü hedef tahtasına koymak ve soykırıma tabi tutmak nasıl meşru görülebilir? Aynı dönemde ülkenin başka bölgelerinde vergi vermediler diye katliama uğratılan başka bir topluluk var mıdır? Kaldı ki Osmanlı tahrir defterleri ( M.Ali Ünal Çemişgesek Sancağı) incelendiğinde vergi oranları görülebilir. Keza Cumhuriyet döneminde de Dersimlilerin önemli oranda vergi verdiklerini 1939 yılından itibaren CHP Tunceli Milletvekili olan C. Sahir Sıla’dan öğreniyoruz. Sözgelimi; “1936-37 yıllarında Tunceli de belirlenen vergi ile tahsil edilen vergi rakamları birbirine yakındır. Bu rakamlar 1940’lı yıllar da devlet otoritesinin sağlandığı dönemlerle neredeyse aynıdır.” (C. Sahir Sıla. CHP milletvekili. Dersim Raporu)
8) “Dersimliler okullara karşı” mı çıktılar?
Bu da resmi tarih yalanlarından biridir. Varsayalım ki okula karşı çıktılar bu bir toplumu yok etmek için gerekçe yapılabilir mi? Kaldı ki; İzzetin Çalışlar “Osmanlı döneminde 1891 yılında Dersim’de 170 talebeli 6 medrese ve 750 talebeli 9 ilk mektep…” olduğunu yazmaktadır.
Cumhuriyet döneminde ve “1935 de Tunceli ili kurulduğu zaman il genelinde 18 ilk mektep vardır ve talebe sayısı 1.412’dir.
1936 yılından itibaren köylerde bile okullar vardır. Nazimiye, Mazgirt, Türüşmek, Dervişcemal, İncik, Şahsik, Türktanır ve Ovacık’ta toplam 8 okul bulunmaktadır ve bu okullarda küçümsenmeyecek oranda kız öğrenciler vardır.” ( İzzettin Çalışlar, Dersim Raporu.)
9) “Dersimliler askere gitmedi” mi?
Resmi tarih yalanlarından biri de bu konudadır: Osmanlı dönemini bir yana bırakarak yine C. Sahir Sıla’nın konu hakkındaki raporundan aktaralım: “ 930 ve 931 sene zarfında Dersimlilerden askere gidenlerin ve bakaya kalanların adedi:” dedikten sonra Mazgirt, Hozat, Nazimiye, Ovacık ilçelerinden toplam 605 kişinin askere gittiğini, 257 kişinin de “bakaya” kaldığını yazıyor. Ve devamında şöyle bir belirleme yapıyor: “ Bu nispet Dersimlileri vatani vazifelerine alıştırmak için bir asırdan beri başlayan gayretin ve mesainin ancak Cumhuriyet dönemine nasip olduğunu gösterir bir neticedir.” ( C. Sahir Sıla, D. Anadolu’da Top. Müh. Dersim-Sason 1934-1946, sf: 80-81)
Bu rapor; Dersim de Cumhuriyet döneminde askerlik sorunun esas olarak çözüldüğünü ve “asker vermediler” tezinin de doğru olmadığını gösteriyor.
Bu anlattıklarımız Cumhuriyet devletinin dolayısıyla resmi tarihçilerin katliamı/soykırımı meşru göstermek için geliştirdiği “Dersim isyanı” tezinin başlıca gerekçeleridir.
Oysa açığa çıkan belgeler, sözlü tarih çalışmaları, belgesel filmler, kitaplar, makaleler “isyan” tezin tamamen dayanaksız ve yanlış olduğunu açığa çıkarmış durumdadır.
O halde bu katliam/soykırım neden yapıldı? Bu soruya doğru yanıt verebilmek için öncelikle; Cumhuriyet Devletinin kuruluş felsefesi olan ırka dayalı ulus devlet anlayışının “siyaset belgesi” niteliğindeki “Şark Islahat Planı”na (1925) bakmamızda yarar var. Bu planın özü ve özetini dönemin Başbakanı İsmet İnönü şöyle formüle etmiştir:
“Vazifemiz, Türk vatanı içinde bulunanları mutlaka Türk yapmaktır. Türklüğe ve Türkçülüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız nitelikler her şeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır.” ( Başbakan İsmet İnönü, 1925)
Evet, Türk ırkına (Türk) ve Sünni İslam (Hanefi) inancına tabi olmayan “ unsurları kesip atacağız” diyen devletin Kürdistan’da, Dersim’de Kızılbaş, Kürt, Zaza, Ermeni unsurları kesip atması için kimsenin isyan etmesine gerek var mı?
Şunu da belirtmek isterim; Elbette ezilen her ulusun, her inancın ve ezilen her sınıfın baskıya ve zulme karşı isyan etme hakkı vardır; baskının ve zulmün olduğu yerde isyan etmek meşrudur. Dolayısıyla isyan etse bile yapılan katliam/soykırım meşru görülemez/gösterilemez! 3 Mayıs 2016
Kazım Gündoğan (Araştırmacı-Yazar)


Kazım Gündoğan
MirazYapım

[email protected]
www.dersiminkayipkizlari.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.05.16   #6
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi duruşu.


Suriye'de katliam: Lazikiye ve Tartus'ta ölü sayısı 100'ü aştı
Suriye’nin Lazkiye kentine bağlı Cebele ilçesi ile Tartus kentinde toplam yedi patlama meydana geldi. Suriye hükümeti en az 100 ölü olduğunu açıkladı!

FacebookTwitterGoogle+LinkedInWhatsAppEmailPrint
23.05.2016 12:23Suriye'de katliam: Lazikiye ve Tartus'ta ölü sayısı 100'ü aştı


Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Cebele’de dört, Tartus’ta ise üç ayrı patlama gerçekleştiğini açıkladı. Saldırılardan en az ikisinin canlı bomba ile gerçekleştirildiğini aktaran Gözlemevi, saldırıda hayatını kaybedenlerde olduğunu belirtti, ancak ölü ve yaralı sayısına ilişkin kesin bilgi vermedi.

Suriye hükümetine yakın İkbariye televizyonu ise Cebele’de üç patlama yaşandığını kaydetti ve patlamaları ‘terörist’ saldırı olarak niteledi. Cebele’deki patlamalardan birinde bir hastanenin hedef alındığı da vurgulandı.

Haber ayrıca, Tartus’taki saldırılardan birinin bomba yüklü araçla düzenlendiğini, birinin ise canlı bomba saldırı olduğu kaydedildi.

Suriye hükümeti ise konuyla ilgili bilgi verdi ve en az 100 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Devlet televizyonunun verdiği bilgilere göre, sayının artmasından korkuluyor...

IŞİD'in ilk saldırıları üstlendiği bilgisi geçildi. IŞİD'in medya kanalı Amaq ise saldırının "Tartus ve Ceble'de toplanan Alevileri hedef aldığını" açıkladı.


BİRGÜN

------------------------------------------------------------------
BU GÜN SURİYEDE,
YARIN TEROLARDA,
VE ALEVİLERİN AZINLIKTA OLDUĞU DİYER YERLERDE!!!!!!!!!!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (23.05.16 Saat 17:44 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.05.16   #7
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi duruşu.


Kamp imar mevzuatına aykırı, sosyal doku dikkate alınmadı
Maraş'ta yapılması planlanan mülteci kampına bilirkişiden de onay çıkmadı. Raporda, kampın imar mevzuatına aykırı olduğu, toplumsal ve sosyal dokunun dikkate alınmadığı belirtildi

FacebookTwitterGoogle+LinkedInWhatsAppEmailPrint
24.05.2016 11:50Kamp imar mevzuatına aykırı, sosyal doku dikkate alınmadı


RABİA YILMAZ - [email protected]

Maraş Sivricehüyük Mahallesi’nde mültecilerin kalması amacıyla yapılmak istenen ve büyük tepkiye yol açan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Kampı ile ilgili bilirkişi raporu açıklandı.

Dicle Üniversitesi Mimarlık Bölümü Şehircilik Anabilim Dalı tarafından hazırlanan raporda, bölgenin sosyal dokusunun dikkate alınmadığı ve kampın imar mevzuatına uygun olmadığı belirtildi.

Mülteci kampının yapılıp yapılmamasına ilişkin karar verme sürecine halkın katılımının sağlanmasının gerektiğinin ifade edildiği raporda, Çevresel Etki Değerlendirmesi'nin (ÇED) yapılmadığı ve doğal karakterteri korunacak alanlar üzerine inşa ediliyor olmasının kusurlu bulunduğu ifade edildi.



KÖYLÜLERİN ÖZEL MÜLKİYET HAKKI İHLAL EDİLİYOR

Köy sakinlerinin özel mülkiyet alanının ihlal edildiğini de aktaran raporda, ''Alan yer seçim kriterinin sadece kamusal mülkiyet olması (başka hiçbir maliyetin göz önüne alınmaması (Bakınız alan yer seçim sınırları, sadece tek parsel ve o parselin sınırları ile belirlenmiştir)'' denildi.

TOPLUMSAL UYUM VE SOSYAL DOKU DİKKATE ALINMIYOR

Toplumsal uyum ve sosyal dokunun dikkate alınmadığının vurgulandığı raporun devamında şu ifadelere yer verildi:

''İstihdam potansiyeli bulunan büyük kent merkez ve/ya çeperinde entegre konut üretimi ile çözülebilecek bir yerleşme yerine kırsal alanda hiçbir üretim perspektifi olmayan yer seçimi olması gibi temel nedenler başta olmak üzere Genel Şehircilik ilkeleri, Planlama Esasları ve Kamu yararı açısında uygun olmadığı; özeliği itibariyle Şehir Planlarının ve planlarının bütünlüğü, genel yapısı, kapsadığı alanının nitelikleri gibi olgular ile uygulama bütünü, yönü, büyüklüğü ve şekliyle, nüfus, yapılaşma biçimi gibi temel kavramları da dikkate alındığında üst ölçekli planlara ve imar mevzuatına uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.''
http://www.birgun.net/haber-detay/ka...di-113338.html
.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 26.05.16   #8
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi duruşu.


Necmettin Erbakan Üniversitesi
Dekan yardımcısı: ‘Aleviler problem yaratıyor’

Dekan yardımcısı, Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nde yaptığı konuşmada tehlikeli ifadeler kullandı: Aleviler Suriye ve Türkiye için sıkıntı yaratıyor. Kürtler tampon. ‘Terör’ Alevi bölgelerinden besleniyor.

FacebookTwitterGoogle+LinkedInWhatsAppEmailPrint
26.05.2016 12:20Necmettin Erbakan Üniversitesi Dekan yardımcısı: ‘Aleviler problem yaratıyor’


ERK ACARER
[email protected]
@eacarer

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Dekan Yardımcısı, Dr. Mustafa Güçlü, Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nin (HİSDER) düzenlediği söyleşide, skandal ifadelere imza attı. Aynı zamanda Aydınlar Ocağı Başkanı olan Yrd. Doç. Güçlü, bir ay önce Selçuklu Belediyesi’ne ait Ahmet Keleşoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, tarihsel süreci anlatırken, Alevileri vatanlarına ihanet eden kesim olarak gösterdi. Güçlü, Kürtlerin ise tampon olarak bölgeye yerleştirildiklerini belirtti.

Aleviler düşman Kürtler tampon



Dr. Mustafa Güçlü yaptığı konuşmada Alevilerle ilgili olarak şu skandal ifadeleri kullandı: “Alevi-Sünni meselesinin tarihi seyri boyunca halledilemediğine işaret ederek günümüzde Batı’da yaşayan Aleviler “ulusalcı anlayışa” sahipken Orta Anadolu’daki Aleviler devlet yanlısı politika izlerken Doğu’da Lazkiye’den başlayan Malatya, Maraş ve Tunceli hattı Türkiye için bir hayli problem yaratıyor. DHKP-C’de bu bölgeden besleniyor.” Necmettin Erbakan Üniversitesi Dekan yardımcısı Kürtlerin de Doğu’ya tampon olarak yerleştirildiğini anlatarak, konuyla ilgili şunları aktardı: “Safevi Devleti’nin kurulmasıyla Türkmenler İran’a göç edince Anadolu’nun altı oyulmaya başlandı. Selim Sultan, Şii tehlikesini ön plana çıkınca babası Bayezit’i devirerek tahta geçti. Güney’de yer alan Kürtlerden İdris-i Bitlisi’den gelen taleple Doğu’ya Kürtler yerleştirildi. İran ile Anadolu arasında Kürtler tampon bölge oluşturdu.”

Lazkiye-Maraş hattı sıkıntı yaratıyormuş!

Lazkiye ve Tartus’ta Alevilere yönelik Türkiye destekli çeteler tarafından katliamlar gerçekleştirilirken, Maraş’taki Alevi bölgesine ‘bir Sünni-Arap kemeri yaratmak amacıyla’ sığınmacı kampı inadı sürüyor. Tam bu günlerde bir dekan yardımcısının Doğu’da ‘Lazkiye’den başlayan Malatya, Maraş ve Tunceli hattı Türkiye için bir hayli problem yaratıyor’ demesi büyük tepkilere neden oldu.

--------------------------------------------------------
ASIL PROBLEMİ ,
ÜLKEYİ ORTA ÇAĞ KARANLIĞINA GÖTÜREN,
IŞİDİ DESTEKLEYEN AKP
FAŞİST DİKTATÖRLGÜ YAPIYOR.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 08.06.16   #9
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi duruşu.


ABF 8. Kongresi'nden
ortak mücadele çağrısı

GÜNCEL05 Haziran 2016 15:09
Alevi Bektaşi Federasyonunun laiklik ve barış taleplerinin dile getirildiği 8. kongresinde, AKP hükümetinin mezhepçi politikalarına tepki gösterildi.
Alevi Bektaşi Federasyonu'nun laiklik, demokrasi ve barış taleplerinin dile getirildiği 8. kongresinde, AKP hükümetinin içerde ve dışarıdaki mezhepçi politikalarına tepki gösterildi. Alevi örgütleri arasındaki birliğin de tartışıldığı kongrede, Alevilerin başta kendi içerisinde olmak üzere toplumun tüm kesimleriyle bir an önce birleşik bir mücadeleye girmesi gerektiği vurgulandı.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) 8. Genel Kongresi Ankara'da yapılıyor. Semah gösterisiyle başlayan kongrede açılış konuşmasını yapan ABF Genel Başkanı Baki Düzgün, "Daha dün Adalet Bakanı Bekir Bozdağ 'bizim geçmişimizde insanları diri diri yakma yoktur' dedi. Hatırlatalım Sivas'ı Maraş'ı Çorum'u unutmadık. Aradan geçen 38 yıldan sonra dahi aynı senaryo tekrarlanmak isteniyor. Suriye'den getirilecek IŞİD ve cihatçı örgütler mültecilerle birlikte Alevilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde kamplara yerleştirilmek isteniyor. Türkiye'ye getirilerek Alevilerin yoğun yaşadığı şehirlere 27 bin mülteci kampına yerleştirilmeye çalışılması bizi kaygılandırıyor" diye konuştu. Kürt illerinde yaşanan siyasi ortamın savaşın hukuksuzluğunu ortaya koyduğunu belirten Düzgün, saldırıların genişlemesiyle bölgenin insansızlaştıırlmasın istendiğini söyledi. Farklılıkları ne olursa olsun insanların katledilmelerini kınadıklarını ifade eden Düzgün, "Güneydoğuda aylardır süre savaş konusunda ve katliamlara ağzını açmayan Diyanet, konu Aleviler olunca fetvalar yayınlamaktadır" dedi. Meclis Başkanı'nın yeni anayasada laiklik olmaması sözlerine de tepki gösteren Düzgün, tüm bu dayatmalara rağmen eşit ve özgür yurttaşlık taleplerini her zaman dile getireceklerini söyledi.

'ÖNCE KENDİ SORUNLARIMIZI ÇÖZMELİYİZ'
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ABF'nin yaptığı işlerin çok değerli ve önemli olduğunu söyledi. Ancak federasyonunda öncelikle kişisel kariyer planlarının bırakılarak örgütün ve toplumun sorunlarının gündeme getirilmeleri gerektiğini dile getirdi. Türkiye'de Alevilerin devletten önce toplumla yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan Geçmez, federasyon yönetiminde kişisel çıkarların öne plana geçmesini eleştirdi. Geçmez, “ABF Türkiye'nin sorunlarını çözecekse önce kendi içindeki sorunları çözmekle mükelleftir. ABF, ülkemizde yoksulluğun, savaşın, alabildiğince yozlaşan bir inancın ve Alman Nazilerine hayranlıkla ilerleyen bir siyasetin arkasından girmek yerine o siyaseti deşifre edecek eylemler yapmakla mükelleftir” dedi.
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir de “Bizim dağıtmadan toparlamamız lazım” dedi. Kolay şartlarda mücadele vermediklerini kaydeden Demir, “Hükümetin baskısı devletin asimilasyonu, hergün gözaltı ve baskılar, zorunlu din dersleri gibi hak ihlalleri Aleviler için devam ediyor. İnadına barış ve halkların kardeşliği için mücadele etmek zorundayız “diye konuştu.

SORUN MÜLTECİLER DEĞİL ASİMİLASYON
Konuk konuşmalarında söz alan Maraş Yaşam Platformu'ndan Anıl Engizek, "Bizim savaştan kaçıp ülkemize gelen mültecilerle bir sorunumuz yoktur. Ancak iktidarın yapmak istediği bölgedeki Alevilerin asimile edilmesidir" dedi.

CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, ülkenin dış politikasının bile mezhep ayrımcılığı üzerine kurulduğunu belirten Yılmaz, yıllardır tartışmalı olan laiklikliğin bile ülkeye çok görüldüğünü söyledi.

HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, Alevilerin Türkiye'nin en önemli dinamiklerinden olduğunu söyledi. Hala Türkiye'de insanların ibadethanelerinin neresi olduğunun gösterilmesi ve onların çocuklarına zorunlu din dersi verilmesinden utanç duyuyoruz" diye konuştu.

Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan ise “Eğer daha fazla eşitliğe, kardeşliği, barışa ve gerçek laikliğe ihtiyacımız varsa, yan yana gelmek zorundayız. Kongrenizin hem kendi içinizdeki birliği sağlamaya yönelik, hem de gerçek taleplerimizin ülkede karşılık bulması için kongrenize başarılar diliyorum” dedi.

Kongreye CHP Ankara Milletvekilleri Şenal Saruhan, Ali Haydar Hakverdi, Murat Emir, Halkevleri MYK üyesi Dilşat Aktaş, HDP Siirt Milletvekili Besime Konca, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Hayır, HDP MYK üyesi Çilem Öz de katıldı. (Ankara/EVRENSEL)



Son Düzenlenme Tarihi: 05 Haziran 2016 16:00
www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 08.06.16   #10
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi duruşu.


ABF Başkanı: Hedefimiz
‘demokrasi cephesi’ kurmak

GÜNCEL08 Haziran 2016 14:58
Baki Düzgün yeni dönemde Alevi hareketinin mücadelesinin ana unsurunu asimilasyona karşı mücadele ve eşit yurttaşlık talebinin oluşturacağını söyledi.
Deniz NAZLIM

Son genel kurul toplantısı sonucu bir kez daha Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı seçilen Baki Düzgün, yeni dönemde Alevi hareketinin mücadelesinin ana unsurunu her çeşit asimilasyona karşı mücadele ve eşit yurttaşlık talebinin oluşturacağını söyledi. ABF olarak temel hedeflerinin ise “demokrasi cephesi”nin oluşturulması olduğunu vurgulayan Düzgün, Alevi ve Kürt halkının ortak mücadele hattı örmesinin ise daha güçlü bir demokrasi anlamına geldiğini ifade etti.

Düzgün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği faşizan politikalar karşısında Alevi hareketinin çok daha sistematik, programlı ve ısrarlı bir mücadele hattı izleyeceğini söyledi. ABF’nin özellikle temmuz 2015’ten sonra başlayan savaş sürecine karşı “barış” temasıyla ciddi bir mücadele hattı çizmeye çalıştığını belirten Düzgün, “Saray halkları birbirine kırdırtmak istiyor, ayrıştırma ve Türkleştirme politikası izliyor. Kürtleri katlederken, Alevileri asimile etmek için hazırlıklar yapıyor. Maraş, Sivas, Dersim’de mülteci kampları kurmak istiyor” dedi. Düzgün, yeni dönemde ABF’nin asıl hedeflerinden birinin de ‘demokrasi cephesi’ni oluşturmak olduğunu ifade etti.

Türkiye’de iş, ekmek ve yoksulluk gibi birçok sorun olduğunu, ancak ‘yaşama sorunu’nun bunların ötesine geçtiğini kaydeden Düzgün, “Farklılıklar bu ülkede yaşayamıyor. Böyle bir noktaya gelmişken artık tüm demokratik kesimlerin bir araya gelerek ortak bir cephede buluşması lazım” diye konuştu.

‘HİÇBİR ÖN YARGI VE ŞARTIMIZ OLMAYACAK’
Türkiye halklarının “demokrasi cephesi” ihtiyacının altını çizen Düzgün, “Genel kurulumuzda da konuştuk. Eğer bir cephe oluşturuluyorsa, hiçbir ön yargı ve şart koşmadan Türkiye’nin barış, demokrasi ve insan hakları için altına imzamızı atarız” ifadelerini kullandı.

Düzgün, bu noktada tüm muhalif ve demokratik kurumlara da şu çağrıyı yaptı: “Bu tarihsel bir süreçtir. 12 Eylül’ü yargılarken sadece o dönemdeki katliamcıları, darbecileri yargılamıyoruz. O dönem politika üretmeyen, halklar adına yan yana gelmeyenlere de sorumluluk yüklüyoruz. Artık bugün o noktada olmamalıyız. Ders alıp bütün farklılıkları bir araya getirerek bu mücadeleyi genişletmek zorundayız. Artık yan yana gelmek zorundayız. Barış, demokrasi ve özgürlükler için. Özgür yaşam için eşit yurttaşlık için bir arada olmak zorundayız” dedi. (Ankara/DİHA)



www.evrensel.net
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
alevi fotoğrafları alevi Resimleri alevi karikatür Alevi Alevi Resimleri 11 25.10.14 18:18






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2