Sponsor Reklamlar


8 Şubat 2015 İSTANBUL MİTİNGİNE Sende katıl...

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Forumunda Bulunan  8 Şubat 2015 İSTANBUL MİTİNGİNE Sende katıl... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 12.12.14   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart 8 Şubat 2015 İSTANBUL MİTİNGİNE Sende katıl...


ANA OKULLARINA ZORUNLU DİNDERSİ


MİLLİ EGİTİM ŞÜRASINDA ALINAN MEZHEPÇİ KARARLAR







Aleviler miting ve
‘okul boykotu’na hazırlanıyor!

Kırmızı Haber | 12 Aralık 2014 | Alt Manşet, Kırmızı Haber, Manşet, Numaralı Haberler, Üst Haberler
Aleviler, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması ve bu konuda alınan AİHM kararlarının uygulanmasını beklerken, Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitiminin ilkokul 1. sınıftan itibaren başlatılması kararı, Alevi-Bektaşi toplumunda büyük tepki yarattı. Bu kararı protesto etmek için 8 Şubat 2015’te, İstanbul’da büyük bir miting düzenlenecek. Alevi öğrenci ve öğretmenler, 9 Şubat’tan süreyle okula gitmeyecek.

Alevi-Bektaşi Federasyonu Başkanı Fevzi Gümüş, şûra kararlarını tanımadıklarını belirterek “Bu şûra, AKP’nin son dönemde gündeme getirdiği Alevi açılımlarının ne kadar sahte ve yalan olduğunun belgelenmesidir” dedi.



Büyük ‘Alevi Mitingi’

Din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını, devletin dinsel alana müdahale etmekten vazgeçmesini talep ettiklerini hatırlatan Gümüş, şöyle devam etti: “Yandaş sendikalarla, sahte şûralarla toplumun daha da dinselleştirilmesi yolunda adım atılmıştır. Zorunlu olmasın, AİHM kararları uygulansın diye beklerken AKP tam tersi bütün okulları imam hatibe çevirdi. Bu şûra, Alevilerin sorunlarının çözülmesi yolunda siyasi irade olmadığının göstergesidir.”
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (30.12.14 Saat 11:05 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.12.14   #2
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: ALEVİLER miting ve Okul BOYKOTUNA Hazırlanıyor!!!


ANASAYFA / RÖPORTAJ


İşler iyice orman kanununa doğru gidiyor





  • Eklenme Tarihi: 15 Aralık 2014 05:14
19. Milli Eğitim Şurası’nın sonradan hayata geçirileceğinden kimsenin şüphe duymadığı “tavsiye” kararları, geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan başlıkları arasında yer aldı. Medyada daha çok Osmanlıca ve din eğitiminin ana sınıflara kadar indirilmesi üzerinden tartışılan şura kararlarının bir de öne çıkmayan başlıkları var. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi Koordinatörü Dr. Meral Apak, işte o öne çıkmayanlara, konuşulmayanlara işaret ediyor. Kadınların, Alevilerin, Hıristiyanların yok sayıldığı, herkesin Türk, Müslüman ve Sünni sayıldığı Eğitim Şurası’nın “dindar ve kindar nesil” yetiştirme hedefine uygun hareket ettiğini belirten Apak, Şura kararlarıyla özelleştirme politikalarının uyumuna dikkat çekiyor. Apak’a göre, “eyvah din eğitimini ana sınıflara kadar indirdiler”, “bu memlekette artık durulmaz” gibi panik hallerinden kurtulup “biz ne yapabiliriz”e yönelmek lazım.
Serpil İLGÜN
Eğitim Şurası’nın en tartışmalı başlıklarından biri “değerler eğitimi” oldu. Nedir bu değerler eğitimi?
Çocuklar eğitim sürecinde zaten bir değer kavrayışına sahip olur. Bu değer toplumsal, sosyal hayatı sürdürebilmek için dayanışma, özgürlük, demokrasi gibi değerler üstünden olabileceği gibi; İslam değerleri, işte “ecdadımız”, “Osmanlı”, “şanlı tarihimiz” üstünden de olabilir. O nedenle değerler kavramı, altını herhangi bir şekilde doldurulabileceğiniz muallâk bir kavram. Bir değere sahip olmak iyi bir şeydir. Dolayısıyla değer kelimesinin kendisi olumlu bir anlam evrenine sahip. Ama “kimin değeri”, “neye göre değer”, “kimin çıkarına bu değerler” ve “hangi bağlam içinde ele alınıyor”, bunları düşünmek lazım.
Eğitim Şurası’ndaki kararlara bakarak bu soruların yanıtını siz nasıl veriyorsunuz?
Bir kere milli, muhafazakâr, din referanslı değerlerden söz ediyoruz. Ama bu, toplumun her kesimini kapsamayan bir şey. Değer dediğimizde, bu değeri atfettiğiniz toplumu tekillik olarak görüyorsunuz. Bu tekillik ne? Müslüman, muhafazakâr. Yani herkes Allah’a inanacak, üstelik herkes Sünni Müslüman olacak, başka dil konuşmayacak. Bu değerlere sahip bir nesil yetiştirilmesi isteniyor.
Bu sadece Şura’da konuşulan bir şey değil; 4+4+4’ten bu yana eğitimin dini/muhafazakâr değerler üzerine kurulmasına ilişkin çeşitli söylemler, irili ufaklı düzenlemeler söz konusu. Şimdinin farkı ne?
Aslında 4+4+4’ten de önce, “Müslüman, dindar, kindar nesil yetiştireceğiz” diye söyleniyordu biliyorsunuz. Söylenen şeyi şimdi hayata geçirmeye çalışıyorlar.
Dolayısıyla ‘Yeni Türkiye’nin, yeni kuşaklarını yaratma hedefi böylece hız kazanmış mı oluyor?
Tabii. Bütün dünyada öyle ama Türkiye’de cumhuriyetin kuruluşundan bu yana bir şeyleri değiştirmek isteyenin, bir önceki iktidardan mutlu olmayanın ilk kurcaladığı yer eğitim. Müfredatı değiştirerek yeni bir nesil yaratabileceklerini düşünüyorlar. Ama şimdiye kadar hiç bu kadar kendi kendilerini beğenmeyip de sürekli kurcalayıp değiştirdikleri bir duruma rastlamamıştık.
Eğitim önceden de sisteme şekil vermek ya da reformlar yapmak için güçlü bir aparat, güçlü araçtı. Şimdi medyayı da kullanıyorlar. Eğitimde yapılan değişikliklerle, medyada yapılanlar birbiriyle eşgüdüm içinde. Örneğin Osmanlı ile ilgili bir sürü dizi çıktı. Muhtemelen o dizilerde teşvik etmek için Osmanlıca bir sürü kelime kullanılacaktır.
Osmanlıca tartışmasına gelmeden altyapı meselesini soralım. Okul sayısının azlığı, niteliği, kalitesi vs. başlı başına bir sorunken, örneğin Şura “değerler eğitimini verecek okul var mı, yok mu” kısmına neden eğilmiyor?
Altyapı meselesine eğilmiyor çünkü neo liberalizm eğitimi hak olmaktan çıkaran bir ekonomik süreç. Eğitimi hak olarak görmüyorsa, bireylerin bu işi kendi başlarına halletmelerini istiyor demektir. Halka bir yandan “okul öncesi çok önemlidir, çocuğunuzu okul öncesine vermek zorundasınız” diyorsunuz, bir yandan da okul öncesi kurum açmıyorsunuz. Bir şeyi hem zorunlu kılıp, hem de onun altyapısını hazırlamamak, özelleştirme demek. Özelleştirme insan niteliği, öğretmen kalitesi vs ile çok ilgilenmez. Biz de üç yaşındaki oğlumuz için fellik fellik ana okul aradık, bir sürü anaokulu görmüşlüğüm oldu. Çoğu öğretmen değil pedagojik formasyon almamış küçük kızlar çocuk bakıyor. Çocuklara doğru düzgün eğitim verilmiyor. Kaldı ki pedagojik formasyonları olsa ne olacak, cennet cehennem dedikten sonra, o çocuğun uykularını kaçırırsınız. Yani işler iyice orman kanununa doğru gidiyor.
4+4+4 ve dershaneler tartışması zaten özel okula yönelimi arttırmıştı. Hatta AKP, 2014 eğitim yılı başında çocuğunu özel okula gönderen velilere 3 bin lira destek kararı çıkarmıştı. Özel okul tercih etme nedenlerine şimdi bir de çocuğun değerler eğitimi almasını istememek eklenecek. Eğitimin ayrıştırıcı özelliği, özelleştirmeyi artıracak diyebilir miyiz?
Kesinlikle. Çocuğunuzu nasıl yetiştireceğinizin iradesi tamamen sizin elinizden alınmış oluyor. Eğer biraz paranız varsa, bu hakkı biraz satın alabiliyorsunuz özel okula göndererek. Ama sınıfsal bir şey bu... Tüm bu yapılanlara razı olmadığınız halde, ekonomik koşullarınız elvermediği için eliniz mahkûm mahalle okuluna göndereceksiniz çocuğunuzu.
Dediğiniz gibi geçen sene çok arttı özel okullar. Artık her mahallede bir iki özel okul görebilirsiniz. Çünkü teşvik edildi, piyasa yaratıldı buna. İnsanlar kaygılı, çocuklarının doğru düzgün eğitim almasını istiyorlar. Özel okulun kaç bin lira olduğunun hiç önemi yok bu noktada. İsterseniz yılda 50 bin değil, 500 TL verin, artık o eğitimin niteliği değişmiştir, hedefe ulaşılmıştır, o özel okuldur çünkü.
Böylece özelleştirmeye rıza göstermiş mi oluyoruz?
Rıza üretiminde sopayla havuç birlikte çalışır. Okulların nasıl eğitim vereceğini, müfredatı vs. değiştiriyorsunuz, insanları istemedikleri okullara gitmeye zorluyorsunuz ama bunları onların itiraz edemeyeceği değerlere bağlıyorsunuz.
Mesela?
Örneğin, “gençlerin yüksek faydası” gibi muğlâk kelimeler kullanarak. Rıza yaratmak, sadece ikna etmek değildir. Susmak da bir rızadır. Rızayı sağlamanın bir aracı da onu görmemektir. Ya da itiraz etmeyi aklından geçirmemektir. İktidarlar, bu rızayı kendi güçsüzlüğünüze inandırıldığınız için elde ederler. “Artık yapamam, bu ülkeyi terk etmem lazım” demek de bir rızadır. Bir şeyin yapılmasını istemiyorsunuzdur ama gücünüze güvenmediğiniz için itiraz etmiyorsanız, rıza gösteriyorsunuz. Demagoji çok kullanılıyor bu söylemlerde. İnsanların kabul edeceği bir şeye, kabul etmeyeceği bir şeyi ekliyorsunuz ve ikisini bir şeymiş gibi ortaya koyuyorsunuz. Mesela Osmanlıca öğrenmek... Osmanlıca öğrenmekte sorun yok, sorun olan “milli”, “manevi” deyip, bunu zorunlu hale getirmek. Siz “zorunlu hale getirilemez” diyorsunuz, o diyor ki, “vay sen Osmanlıca’ya karşı çıktın.” Rızayı sağlamada bu tür akıl oyunları da devreye giriyor.
Ve o arada da Kürtçe eğitim gündeme gelmiyor ya da Alevi çocuklarının AHİM kararlarına rağmen zorunlu din dersinden muaf tutulmaması meselesi yokmuş gibi davranılıyor…
Evet. Sosyal bilimlerde eleştirel söylem analizi diye bir şey var. Orda nelerin söylendiğine bakarsınız ama asıl nelerin söylenmediğine bakarak, analizinizi söylenmeyen üzerinden yaparsınız. Şura’ya eleştirel söylem analizi üzerinden baktığınızda, nelerin zinhar konuşulmadığı hakkında bir sempozyum konusu çıkarırsınız. Kadınlar yok, Aleviler yok, Kürtler yok, Hıristiyanlar zaten yok, herkes Türk, herkes Sünni Müslüman ve herkes erkek. “Yönetici niteliğinin arttırılması” diye bir başlık var, oradan anlıyoruz ki, erkekler kulübü olacak okullar. Şura konuşulacaksa, zaten ağzımızda sakız etmemizi istedikleri “vay Osmanlıca”, “vay anaokulunda din eğitimi” gibi altının doğru dürüst doldurulmadığı laf dalaşları. Tabii karşı çıkacağız ama nelerin söylenmediğini de konuşmalıyız. Çünkü esas güç orda! Bir insan, bir şeyi neden gündeme getirmez? Onunla savaşamayacağı için. Demek ki onların savaşabileceği bir şey olmadığı için sumenin altına kondu. Bizim onları görünür kılmamız lazım.
Hem sumenin altına konulanları görünür kılma, hem de eğitimin giderek daha fazla dinileştirilmesine itiraz etme noktasında nasıl sıkıntılar var sizce?
Biz kendi kendimiz o kadar şişiriyoruz ki “şöyle yapıyorlar”, “böyle yapıyorlar” diyerek. Sanıyoruz ki hiç bir şey yapamayız. Bu panik halinden kurtulmamız ve söylemimizi “biz ne yapabiliriz”e yönlendirmemiz lazım. Çünkü yapabilecek çok şey var ve esas güç kendini en güçsüz hissedenlerde, velilerde. Yaygın medyada hiç duymuyoruz ama veli inisiyatifleri var. Okulların satılmasına ya da imam hatibe dönüşmesine karşı çıkıyorlar. Birkaç başarı da elde edildi. Bunlar küçük belki ama örnek teşkil edebilecek ve diğer insanları da harekete geçirebilecek başarılar olduğu için yaygın medyada hiç rastlamıyoruz haberlerine. Çünkü gerçekten aynısı çok kolay yapılabilir ve haklarını geri alabilirler. Yani müthiş bir mücadele dönüyor aslında.
MUHAFAZAKARLIK TÜM DÜNYADA ÖZELLİKLE BESLENİYOR

Eğitimde muhafazakârlaşmaya, neo liberalizm ne diyor peki? Sonuçta kapitalizm ve neo liberalizm modern olanı savunuyorsa, nasıl oluyor da muhafazakârlıkla el ele yürüyebiliyor?
Kapitalizmin geldiği son aşama o kadar adaletsizliklerle dolu, o kadar insan aklına ve vicdanına aykırı uygulamaların ve pratikler yaşanıyor ki, kapitalizm iyice vahşileşmek zorunda. Bu sınırsız sömürünün sürmesi için, insanlara hareketsiz kalmaları, iradelerinden feragat etmeleri için ayrı bir inanç sistemi ve ayrı bir kendilik algısı vermeniz lazım. O kendilik algısının da güçsüzlüğe dayalı olması lazım. Kendisini güçsüz ve yalnız olduğunu hissetmesi lazım. “Benim kendimden ve Allahtan başka kimsem yok” demesi lazım. Biat etmesi lazım... Aynı zamanda bir tür tevekkül lazım harekete geçmemek için. O nedenle, bu yeni muhafazakârlık özellikle besleniyor. Dünyada birçok iktidar daha din referanslı olmaya başladı. Yanı başımızda Romanya, Macaristan var; onların da Erdoğanları var. Söylemler aynı. Çünkü orada da büyük yolsuzluklar var, yol inşaat ihaleleriyle aynı zenginlikler orada da yaratılmış. Dolayısıyla muhafazakârlaşmayla neo liberalizm el ele giden bir şey.
Öte yandan, başka bir dünya isteyecek kadar sarsıcı şeyler yaşıyoruz dünya çapında. Her şey anında, herkes tarafından bilinir ve duyulur hale gelebiliyor internet sayesinde. Dünyanın öbür ucundaki insanlar için burada eylemler yapabiliyoruz mesela. Bu insanlara güç veren de bir şey.
ALLAH SEVGİSİ BİR ‘DEĞER’ DEĞİL

Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere AKP kadroları diyor ki, ‘Canım, din öğrenmenin, çocukların dini değerlere sahip olmasının ne kötülüğü var?’ Yanıtınız nedir?

Din çok soyut bir kavram. Mesela, siz anaokulundaki çocuğa –ki burada 3 ila 5 yaş arasındaki bir çocuktan bahsediyoruz- “değerler eğitimi vereceğiz, Allah sevgisi, cennet cehennem algısını öğreteceğiz” derseniz, bu çocuğun soyut düşünemediğini atlamış olursunuz. Ayrıca değer dediğiniz, örneğin Allah sevgisi bir değer değil; cennet cehennem kavramı bir değer değil... Değer olmadığı gibi, bir takım fenomenler bunlar. Ayrıca somut şeyler de değiller. 4-5 yaş, çocukların yeni yeni algılamaya, nesnelere isim vermeye çalıştığı bir dönem. Yani daha soyut düşünme yok. Siz çocuğa Allah sevgisini vermeye kalktığınızda o Allah’ı bildiği bir şeye benzetecektir. Allah’ın resmini çizmeye çalışacaktır örneğin. Çocuklar böyle düşünür çünkü. Hadi bir şekilde Allah’ı öğrettiniz, cennet cehennemin kendisi yargı içeren bir kavram. Ve çocukların 7 yaşına kadar en çok ihtiyaç duydukları duygu, güvende olma duygusudur. Güvende olma duygusunun tersi ise kaygıdır. Kaygı duygusu, çocuklarda zihinsel gelişimi bile bozar. Cennet ve cehennem kavramlarını vermeye başladığınızda, çocuk her halükarda başına gelen kötü bir şeyi, Allah’ın kendisini cezalandırması olarak algılayacak ve ortaya benlik duygusu örselenmiş, sarsılmış, kendisini sürekli suçlu hisseden, bir yandan da kaygı içinde yaşayan, obsesyonlar geliştiren bir çocuk çıkacak.
OSMANLICA ÜSTÜNDEN ORTA VE ÜST SINIF MUHAFAZAKÂR KİMLİĞE OYNANIYOR

Gelelim ‘isteseler de istemeseler de öğrenecekler’ denilen Osmanlıca tartışmalarına... Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle, merak eden herkesin öğrenmesinde fayda var. Ama isteyenin! Osmanlıca saray dilidir, halk dili değil. Arap harfleriyle yazılan, Türkçe okunan ve koca bir Osmanlı imparatorluğu içerisindeki halkların yaşadığı tarihi şifreleyen bir dil. Yani esas zulüm gerçekten, Cumhuriyet reformuyla birlikte bu dilin belli bir kuşağa tamamen unutturulması. Bu, sonraki kuşakların o dilden, o dilin barındırdığı tarih bilgisinden, gelenekten, kültürden habersiz bir şekilde, sanki bıçakla kesilmiş gibi yeni bir evrene doğmasına neden oldu. Osmanlıca sözlü dil olarak değil ama yazılı dil olarak tarihimiz açısından önemli. Ama muhtemelen arşivlerin okunmasını bu iktidar da istemeyecektir.
Zorunlu olmasındaki ısrar, Cumhuriyetle hesaplaşmayı da içeriyor mu?
Ben Osmanlıcayı sembolik bağlamda bu kadar köpürttüklerini düşünüyorum. Osmanlıca üstünden orta ve üst sınıf muhafazakâr kimliğe oynanıyor. Onların Kemalizme karşı konumlanmış kimliğine hitap ediyor. Eski harfler, kılık kıyafet, karma eğitim… Bütün bunlar, bu yeni muhafazakâr orta ve üst sınıfların duyduklarında heyecan hissettikleri sihirli sözcükler.
AKILCI DÜŞÜNCEYİ İSTEMİYORLAR

Erdoğan 5. Din Şurası’nda, Cumhurbaşkanı olarak din konusunda teşvik edici olacağını söyleyerek, ‘aklın ve bilimin tek çıkış yolu olarak gösterilmesini’ eleştirdi. Bundan ne anlamalıyız?

Bunca adaletsizliğin döndüğü, bunca işçi katliamlarının olduğu, bunca çocuğun eğitim hakkından edildiği, bunca göçmen kadının fuhuş bataklığına saplandığı, bir sürü haksızlık içinde vıcık vıcık yürüdüğümüz bir ortamda, akılcı düşünmek herhalde bunlara göz yumanların çok istemeyeceği bir şey. “Aklın ve bilimin yolundan gitmek çok fayda sağlamıyor” demekle, felsefe, insan hakları, vatandaşlık derslerini kaldırmak tutarlı bir şey. “İnsan haklarıyla ilgilenme, vatandaşlık bilincin olmasın, özgür düşünme, sorgulama ama bol bol din dersi al!” Yaratmak istediği yeni nesil bu...



Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.12.14   #3
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: ALEVİLER miting ve Okul BOYKOTUNA Hazırlanıyor!!!


Gündem
Cübbeli Ahmet Hoca: Cemevine abdestsiz girilebilir, saz çalınır, semah yapılır, o yüzden ibadethane sayılmaz!


'Halı sahada şortla maç yapmak caiz değil'








“Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, “Cemevi ile camiyi eş tutmak mümkün değil. Camilerde sadece Allah’a ibadet edilir ancak cemevlerinde saz çalınıp, şarkılar, şiirler söyleniyor” dedi. Ünlü, “Cemevine abdestsiz girilebilir. Semah ayini yapılıyor. Saz çalınıyor. Bunlar camide yapılabilir mi? Yapılamaz. O zaman fark var. O yüzden ‘Cemevi ibadethanedir’ denemez” diye konuştu.
Ahmet Mahmut Ünlü’nün Vahdet gazetesinin bugünkü (17 Aralık 2014) nüshasında yayımlanan, “Halı saha maçı caiz mi?” başlıklı yazısı şöyle:
‘Halı saha maçı caiz mi?’

Halı saha maçında iki noktaya dikkat etmek gerekiyor. İslami kurallara göre top oynayan kişilerin avret yeri kapalı mı? Maçın içinde bir iddia var mı?
Halı sahada maç yapıyorsan ben iki şeye bakarım. Birincisi bacağın açık mı, kapalı mı? Dizle göbek arası avrettir. Senin bacağını başkası görüyorsa bu caiz değil. Ama neden? Futbol oynamaktan değil, senin bacağın açık olduğu için.
İddia kumara girer

İkinci mesele ise kumara girme tehlikesi. Kaybedenler kazananlara pasta alacaksa, içki olmayıp pasta da olsa kumara girer. Veya kaybeden sahanın parasını ödeyecekse kumara girer. Bunlara dikkat etmek lazım!
Cemevi ibadethane olamaz

Cemevi ile camiyi eş tutmak mümkün değil. Camilerde sadece Allah’a ibadet edilir ancak cemevlerinde saz çalınıp, şarkılar, şiirler söyleniyor.
“Mescitler ancak Allah’a aittir, Allah ile birlikte hiç kimseye ibadet etmeyin.” (Cin Sûresi:18)
Onun için mescitte dünya kelamı konuşmak yasak, alışveriş yapmak yasak, kayıp ilanı vermek yasak. Mescitte zikir yapılır, vaaz edilir, dini ders okutulur. Bu ibadethane statüsü mescitle alakalıdır. Cemevine abdestsiz girilebilir. Semah ayini yapılıyor. Saz çalınıyor. Bunlar camide yapılabilir mi? Yapılamaz. O zaman fark var. O yüzden “Cemevi ibadethanedir” denemez. Çünkü sen bunu dediğin zaman geri kalan detaylar ne olacak? Abdestsiz, gusülsüz girmemesi lazım. Dünya kelamı konuşmaması lazım. Saz falan çalınmaması lazım. İbadette böyle şeyler yok ki! İbadet Allah’a kulluk demektir. Mabet de o kelimenin ismi mekanıdır. Çalgıyla, şiir söyleyerek Allah’a kulluk yapılmaz. Allah’a kulluk namazla, zikirle, Kur’an’la yapılır. Peki, Alevilerin cemevinde yaptıkları yasak mı? Ben öyle bir şey demedim. Bunlar tarikat ve tasavvufun Bektaşi, Mevlevi, Nakşi kültürüdür.
Dedelere maaş verilebilir

Cemevleri açık olsun. Bunda bir sorun yok. Ama senin, oraya abdestsiz bir şekilde girip çıkabilmenden, adetli kadınların girip çıkabilmesinden dolayı mescit gibi değerlendiremeyiz. Cemevi ibadet yeri değil ama arada zikir ediyorsan ibadet olur. Ama cami sırf ibadet yeridir.
Alevilerin vergi verdikleri için cemevlerinde dedelerine maaş, cemevlerine de ücretsiz elektrik ve su isteme talebi ise uygundur. Bu ayrı bir şey ama fıkha göre mescit dediğin zaman helal-haram konusuna girer. İdari olarak dedelerin maaşları verilsin, elektrik su faturasından muaf tutulsun bunda sıkıntı yok.
Asıl sorun Tekke ve Zaviyeler Kanunu

Burada esas sorun Tekke ve Zaviyeler Kanunu’dur. Burada Nakşilik yasaklanmış, Kadirilik, Mevlevilik vs. yasaklanmış. Bu kanunun kaldırılıp, buraların açılmasının serbest edilmesi lazım. Ancak tabi ki milletin parasını soyan, affedersiniz milletin ırzına namusuna kasteden, hasta okuyorum bahanesiyle şeriatsızlık yapanlara fırsat vermemek şartıyla.
Cemaati terk edenin akıbeti

40- 50 sene itikadın düzgün gider sonra sapıtabilirsin. Bundan çok zaman önce 70-80 yaşına gelmiş bir adam sohbetlere gitmeyi bırakıyor. Damadı hadi gidelim dediğinde “Ben çok gittim benim ihtiyacım yok artık” diyor. Bir süre sonra da “Bu kadar zamandır namaz kılıyorum hiçbir faydasını da görmedim.” demeye başlıyor. Damadı bana gelip danıştı ne yapacağız diye. Yaşlı adam, dua etmekten, anlatmaktan başka yapacak bir şey yok dedim. 3 katlı bir evde oturuyorlardı bir gün evde bulamadılar onu. Biraz aradıktan sonra bir de baktılar ki terasta asmış kendini. Cemaatten ayrılınca bu ilim meclislerinden ayrılınca buradaki kudretten, birlikten mahrum kalıyorsun tabi. Buralardaki feyz insandan uzaklaşınca da soğukluk başlıyor.
Şeriata uymayan tarikat olmaz

Osmanlı’da da tekkeler denetimdeydi. Yavuz Sultan Selim tebdili kıyafet yapıp bazı şeyhlerin sapık olduğunu görüp kafalarını uçurmuştur. O yüzden buna bir kontrol lazım. Çünkü milletin ırzı namusu var. Hoca diye, şeyh diye gider. O da ona: “Elimi değeceğim, şuranı okuyacağım” der. Kadın da hastayım diye ellettirir falan, bunlar caiz olmayan şeyler. Şeriata uymayan tarikat olmaz. Bundan dolayı İslam’ın genel kaidelerine uygun olmak kaydıyla farklılıklar olmasında bir sakınca yok.
Erkek çocuk sahibi olmak için…

“Ey kuvvetli yakalayış ve ezici güç sahibi! Sen intikamına dayanılamayacak kahır sahibisin. Yâ Kāhir!”
Cübbeli Ahmet Hoca Efendi’nin 58. risalesi olan Erba‘în-i İdrîsiyye -İdrîs (Aleyhisselâm)a İndirilen Kırk İsm-i Şerîf- isimli risalesinin 187. sayfasında ifade edildiği vechile; evlenen kişi eşinin yanına girdiğinde bu ism-i şerîfi kırk (40) kere okursa, bu aile Allâh-u Teâlâ’nın izniyle birçok bereketlere kavuşur ve hayırlı çocuklara sahip olurlar. Her kim cimâa (eşiyle münâsebete) başlamadan önce bu ism-i şerîfi çokça okursa Allâh-u Teâlâ ona salih bir erkek çocuk nasip eder. Okuyanlar, bu hususta çok dikkatli olmalıdırlar.
(Şihâbüddîn es-Sühreverdî, Şerhu’l-esmâi’l-erbaʽîn, Yazma Nüsha, Ayasofya, no:377, verak:114; Ayasofya, no:3358, verak:148; Yazma Bağışlar, no: 2773, verak: 11-12; Beyazıd Devlet, no:1256, verak:19-20)
Peygamberimizi rüyada görmek için…

“Ey büyük Zat! Akılların, büyüklüğünü vasfetmeye yol bulamadığı Zat ancak Sensin. Yâ Kebîr!”
Cübbeli Ahmet Hoca Efendi’nin 58. risalesi olan Erba‘în-i İdrîsiyye -İdrîs (Aleyhisselâm)a İndirilen Kırk İsm-i Şerîf- isimli risalesinin 102. sayfasında ifade edildiği vechile; bu ism-i şerîfi her gece kırk bir defa okuyan Hızır (Aleyhisselâm) ile görüşür ama bunu Tîn (Vettîni) Sûresi’nin peşine okursa Nebî (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)i rüyâsında görür. (Şihâbüddîn es-Sühreverdî, Şerhu’l-esmâi’l-erbaʽîn, Yazma Nüsha, Ayasofya, no:377, verak:112-113; Ayasofya, no:3358, verak:144; Yazma
Bağışlar, no:2773, verak:4; Beyazıd
Devlet, no:1256, verak:12-13)
-----------------------------------------------------------------
MUAVİYE YEZİT SOYUNDA NE BEKLENİRKİ
ALEVİ DÖNEKLERİ VE ÇAKMALAR İÇİN ALINTILANMIŞTIR.

İKTİDARIN DALKAVUKLUĞUNU YAPAN CÜPPELİ HOCANIN DÜŞÜNCESİ...
DİYANET VE İKTİDARDA CÜPPELİ GİBİ DÜŞÜNÜYOR.
BUYRUN DÖNEK ÇAKMALAR!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (17.12.14 Saat 11:26 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.12.14   #4
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: ALEVİLER miting ve Okul BOYKOTUNA Hazırlanıyor!!!


Ana Sayfa Forum Forum Köşesi
Devletin

Alevi politikası


Bêritan Sarya
Güncellenme : 02.12.2014 08:50
Aleviler ve Dersim bir süredir yeniden devlet ve iktidar partileri arasında bir polemik ve yarış konusu gibi görünüyor. Devlet partilerinin son süreçte Aleviler konusundaki bu atakları gerçekten sadece seçimlerde oy kapma yarışından mı ibaret?

Türk-İslam sentezi doğrultusunda politika yapan AKP birkaç yıldır yürüttüğünü söylediği sözde alevi açılımını son dönemde bizzat başbakan Davutoğlu tarafından yürütülen Haci Bektaş ve Dersim ziyaretleriyle inandırıcı kılmaya çalıyor. Dersim katliamını dile getiren Davutoğlu’nun yine Kürt ve Alevilerin kanına eli fazlasıyla bulaşmış olan MHP’nin genelbaşkanı Devlet Bahçeli’yi Dersim’e sürmesi bu tabloyu tamamlar nitelikte.

AKP öncülüklü Türk devleti Türkiye’nin en temel demokrasi dinamiği olan Aleviler ve yurtsever Kürtlerin komünal yaşamdaki ısrarını, sömürü ve egemenliğe karşı direniş gücünü daha fazla birleştirip daha güçlü bir özgürlük ve demokrasi mücadelesi geliştirmesinin önüne geçmeye çalışıyor.

Alevisiyle, Sunisiyle Kürtler bu ülkenin en dinamik demokrasi gücüdür. Yine son bir iki yıllık süreçte görülmüştür ki büyük oranda sistem içileştirilerek devlete bağlandığı düşünülen Aleviler de bu ülkenin temel demokrasi dinamiklerinden biri olmaya devam etmektedir. Gezi olayları ve sonrası katledilen gençlerin büyük çoğunluğunun Alevi-Kürt gençleri olduğu görülmüştür. Bununla Alevi gençlerin tüm asimilasyon politikalarına karşın yine de devrimci-demokratik hareket ve direnişleri tercih ettikleri bir kez daha açığa çıkmıştır.

Yıl içerisinde gelişen Şengal katliamı da Alevi kitlesini Türk’ü ve Kürdüyle derinden etkilemiştir. Aleviler savunmasını iktidarın ellerine bırakan örgütsüz toplum gerçeğinin bizzat iktidarlar tarafından katliama açık bırakıldığını görmüşlerdir. Şengal’de hedef alınan Êzidîlerin yardımına sadece Kürt Özgürlük Hareketi’nin koşması, PKK’yi devletin propagandalarından tanıyan kimi Alevi kesimler içerisinde bile yargıları kırmıştır.

Şengal direnişiyle Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne sempatileri artan Aleviler 2 aydan fazladır faşist İŞİD çetelerine karşı yürütülen Kobanê direnişinden çok ciddi etkilenmişlerdir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigma, ideoloji ve felsefesini benimseyerek bu doğrultuda örgütlenen YPG, YPJ güçleri ve Kobanê halkının direnişinde kendi direniş ve yaşam felsefelerini gören Aleviler her platformda Kobanê direnişi ve Rojava Devrimi’ne olan desteklerini dile getirmişlerdir. Diğer devrimci-demokrat ve yurtsever gençler gibi Alevi gençleri de Kobanê direnişine katılmak üzere Kobanê’ye geçmiştir. Alevi toplumu Kobanê direnişine maddi ve manevi destek sunabilmek için seferber olmuştur ve olmaya devam edecektir. İşte bu gerçeklik sadece AKP’nin değil CHP’si, AKP’si, MHP’si, BBP’si de dahil olmak üzere açık ve gizli tüm devlet güçlerini atağa geçirmiştir. Her ne kadar polemik ve restleşmeler sürse de MHP de, CHP de, AKP de Türk ve Kürt Alevilerin Kürt Özgürlük Mücadelesi konusunda daha fazla bilinç sahibi olmasını ve daha fazla katılmasını inkarcı sistem için büyük tehlike olduğunun farkındadırlar. Nitekim Devlet Bahçeli Dersim’e gitmeden önce Dersim’in Kürt-Alevi kimliğini inkar ederek Seyid Rıza’ya “terörist Rıza” diye hakaret etmiş ama bunun hemen ardından kendi alevi açılımını deklare etmiştir.

Burada sistem içileşen aleviliğin kabul göreceği ama özüne uygun bir biçimde zulme karşı direnen Aleviliğin ve Kürtlüğün inkar edileceği ifade etmiştir. Aslında Bahçeli mevcut devlet politikasını açıklıkla dile getirmiştir. Bahçeli’nin bu faşist yaklaşımlarıyla AKP’nin Alevi ve Dersim yaklaşımı şirinleştilmeye çalışılmıştır. Amiyane deyimle Dersimliler ve Aleviler “ölümü gösterip sıtmaya razı edilmek” istenmiştir. Yine Davutoğlu alevi açılımlarından ve Kürt sorununun çözümünden söz ederken her gün Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigması doğrulsunda Kürt sorunu, Alevi sorunu vb. her türlü toplumsal sorunu demokratik ve özgürlükçü bir biçimde çözme konusunda politikalar üreten HDP’yi hedef göstermektedir. Bu doğrultuda seçimler açısından da incelendiğinde Türk devleti için Alevi oylarının HDP’ye gitmesindense AKP, CHP ve MHP gibi sistem partileri arasında parçalanması her zaman için tercih edilendir.

Ama artık Aleviler üzerindeki bu devlet politikaları sonuç almayacaktır. Kobanê direnişiyle örgütlü toplum mücadelesinin en amansız faşizmi bile dize getireceğini gören Aleviler yine mücadelenin örgütlerini Kobanê direnişi ekseninde yeniden tanımış ve güven kazanmışlardır.


Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 19.12.14   #5
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: ALEVİLER miting ve Okul BOYKOTUNA Hazırlanıyor!!!


YAZARLAR / Ali KENANOĞLU / DİL BİZDEN


İslam ve Alevilik



  • Yayınlanma tarihi: 19 Aralık 2014 04:59



Tüm yazıları



Aleviliğin İslam’ın içinde mi yoksa İslam’dan bağımsız müstakil bir inanç mı olup olmadığı hususu Aleviler arasında tartışılırken bu konuda İslami kesimden gelen kimi açıklamalar Aleviliği müstakil bir inanç olarak tanımlayanların tezlerini hayli güçlendiriyor.
Medyadan öğrendiğimiz kadarıyla en son Cübbeli Ahmet’in yaptığı cemevi ve cami eşit olamaz açıklaması bu konuda aslında Sünni-Şii İslam ulemalarının ve mensuplarının ortak kanaatlerini dile getiren ve çoğu zaman susmayı tercih edenlere de tercüman olmuş oldu.
Cübbeli Ahmet; “Cemevi ile camiyi eş tutmak mümkün değil. Camilerde sadece Allah’a ibadet edilir ancak cemevlerinde saz çalınıp, şarkılar, şiirler söyleniyor” diyor. Cübbeli, cemevinin ibadethane statüsüne alınamayacağını söylüyor, bunun gerekçesini de içeride saz çalınmasına, abdestsiz girilebilmesine bağlayan Cüppeli, “Cemevini adetli kadınların girip çıkabilmesinden dolayı mescit gibi değerlendiremeyiz” demektedir.
Aslında Cübbeli Ahmet’in söyledikleri sadece kendi meczup fikirlerinin ürünü değildir. Burada söylenenlerin İslam’da karşılığı vardır. Şimdi İslamcı Aleviler çıkıp İslam bu değil ki deseler de genel kabul gören ve uygulanan halinin bu olduğu (Doğru olup olmadığı tartışmasından bağımsız) gerçeği ile karşı karşıyayız.
Ne diyor Cübbeli Ahmet; “Cemevlerinde saz çalınıp, şarkılar, şiirler söyleniyor, Cemevine abdestsiz girilebiliyor, cemevine adetli kadınlar girip çıkabiliyor ibadete katılabiliyorlar.” Burada söylenenlerin hepsi doğru. Ancak arada bir fark var; Cübbelinin saz dediğine biz “telli Kur’an” , Cübbelinin şiir dediğine biz; “deyiş” , Cübbelinin şarkı dediğine biz “duvaz” diyoruz. Abdest gibi bir kavramı kabul etmeyip şekli ibadeti anlamsız ve gereksiz görüyoruz. Bizim için önemli olan “ruh abdesti” olup onu da bu ibadetlerimizde yapmaya gayret ediyoruz.
Kadın ve regl (adet) konusunda ise; Hünkar Hace Bektaş Veli’nin dediği gibi “Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde, Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok, Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde” düsturu içerisinde bakıyor ve cemevlerimize gelen ve ibadete katılan herkesi “can” olarak görüp kadınlarımıza yönelik “regl” kontrolü yapmıyoruz. Bu bakış açısını ise kadınlara yönelik bir hakaret, aşağılama olarak kabul ediyoruz.
1836’da idamla yargılanan Hace Bektaş Dergahı Mürşidi Hamdullah Çelebi’nin kadıya dediği gibi bütün bu gerçekler ve farklılıklar ortadayken ikimizin de aynı anda İslam olması mümkün değil: “Ya sizin inancınız İslam ya bizim inancımız İslam, ya siz İslam değilsiniz ya biz İslam değiliz.”
Bu konuda Aleviliği İslam olarak kabul edenler devletin, diyanetin, Cübbeli Ahmet’in bahsettiği İslam’ı İslam olarak kabul etmeyip; Alevilerin Telli Kur’an’ını, ‘Kur’an-ı natık’ını, deyişini, duvazını, semahını, Hızır ve Muharrem orucunu, cemini, demini İslam olarak kabul etmektedirler.
Alevilik İslam’ın içindedir bunun bir parçasıdır diyenler mutlaka bu farkı da belirtmek durumundadırlar. Aksi takdirde kendileri Cübbeli Ahmet hocanın dile getirdiği ve hakim İslam inancının savunduğu ilkelerin taraftarı olarak algılanacaklardır ki bu ilkeler Aleviliği sapkınlık olarak görmektedir. Bakınız Cübbeli Ahmet hocanın sözleri.





Etiketler: Aleviler
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 19.12.14   #6
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: ALEVİLER miting ve Okul BOYKOTUNA Hazırlanıyor!!!



‘Maraş’ı uluslararası
mahkemeye taşıracağız’




İbrahim AÇIKYER / ANKARA



Alevi örgütleri, 36 yıldır adalet ve yüzleşmeyi bekleyen Maraş katliamını yine Maraş’ta lanetlerken, yaşamını yitirenleri de anacak. Katliamı 12 Eylül cunta rejiminin planladığını söyleyen PSAKD Genel Başkanı Müslüm Doğan, 36 yıldır karanlıklarda gizlenmeye çalışılan katliamı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıracaklarını belirtti.

Tüm yönleriyle açığa çıkarılmayı bekleyen Maraş katliamının üzerinden 36 yıl geçti. 19-24 Aralık 1978 tarihlerinde evlerde, işyerlerinde, sokakta katliama uğradı Aleviler. Resmi rakamlara göre 111 kişinin hayatını kaybettiği ifade edilen katliamda asıl rakam 150 olarak anılıyor. Kayıtlara düştüğü kadarıyla Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın işyeri tahrip edildi.

Malatya Valisi ve Emniyet Genel Müdürü görevlerinde bulunan Rafet Küçüktiryaki’nin "40 bin Alevi’ye kan kusturdum" sözleri devletin resmi belgelerinde yer alırken, katliamın ardından 23 yıl süren davalar sonunda 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1 ila 24 yıl arasında değişen cezalar aldı. Fakat katliamda asıl pay sahibi ve önemli rol oynadığı belirtilen 68 kişiye dokunulmadığı iddiaları da olayın karanlık yüzüne ilişkin soru işaretleri de bulunuyor.

“Tüm yönleriyle ortaya çıkarılmalı, deşifre edilmeli ve adalet tecelli etmeli” talebiyle yıllardır katliamı unutmayan ve unutturmamaya çalışarak mücadele yürüten Alevi örgütleri, bu yıl da Maraş’ta katliamı lanetleyip, yaşamını yitirenleri anacak. Etkinliği Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ile Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği (PSAKD), yereldeki Alevi örgütleriyle birlikte gerçekleştirecek.

Birçok kez Alevi çalıştayları yapan, geçmişle yüzleştiği yönünde politikalara imza attığını savunan AKP ise Maraş katliamı meselesinde ipe un serme politikası gütmeye devam ediyor. Alevi örgütleri, sümenaltı edilen davanın yeniden açılması kadar uluslararası mahkemeye de gitmeye hazırlanıyor.

21 Aralık’ta Maraş’ta miting kararı aldıklarını dile getiren PSAKD Genel Başkanı Müslüm Doğan, “On binleri oraya götüreceğiz. Devlet yetkilileriyle görüştük. Her şeye rağmen miting yapacağız dedik. Engelleyemezsiniz, örgütlerimizle oraya gideceğiz” diye kaydetti.

‘FAİLİ DEVLETTİR’

Doğan, Maraş katliamının nitelik olarak da farklı olduğunu belirterek, “Maraş sıkıyönetim komutanı insanların cinsiyetinin araştırılmasını istiyor. Diyorlar ki, ‘sünnetsizleri ayırın.’ 6-7 kişi ayrılıp, resimleri çekiliyor. Oradaki devrimci önderler olup olmadığı araştırılıyor. İnsanlık dışı vahşet işlendi. Bunun faili devlettir. O nedenle kitleleri oraya yığmamız lazım” dedi.

Alevi örgütleri olarak kargaşayı önlemek için de anma etkinliğine gelecek sol ve sosyalist partilerin genel başkanları ve Alevi örgütleri temsilcilerine 5’er dakikalık konuşma hakkı vereceklerini dile getiren Doğan, paneller ve söyleşiler yapacaklarını ifade etti.

‘KANLI ELLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞIZ’

“Katliamın faili olan devletin 12 Eylül şartlarını hazırlamak, gerekçe oluşturmak için Maraş katliamını gerçekleştirdiğini biliyoruz” diyen Doğan, şunları söyledi: “Paramiliter güç olarak kullanılan MHP’li faşistler ana davalarında bunu ifade ettiler. ‘Devlet tarafından kullanıldık’ dediler. Bunu oraya taşıyacağız. Uluslararası mahkemeye de götüreceğiz. Maraş, 12 Eylül davasıyla birleştirilemediği için uluslararası mahkemeye taşınamadı. Cuntacıların tüm konuşmalarında ve yazılı metinlerinde Maraş geçer. Burada devleti mahkum ettirmek gerekiyor. Devletin kanlı elini ortaya çıkartacağız.”

Doğan, “Yeni katliamlara neden olacak şeyleri engelleyeceğiz. Amacımız bu, kitleleri de hazır tutmak lazım” diyerek, şöyle konuştu: “Zaman aşımı insanlık suçu kapsamında olmuyor. Şimdi 12 Eylül rejimi sanıkları yargılanıyor. Maraş’la da o gündemi mahkemeye taşımak istiyor arkadaşlarımız. İç hukuk yolları tüketilmedi. Mücadelemiz devam edecek. Uluslararası mahkemeye taşınacak.”
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (19.12.14 Saat 15:55 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.12.14   #7
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: ALEVİLER miting ve Okul BOYKOTUNA Hazırlanıyor!!!


Gündem
İzmir'de okullara mescit genelgesi


İzmir'de İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün okullara gönderdiği genelgede, mescitlerin nasıl yapılması gerektiğine yönelik bilgiler yer aldı




İzmir'de İl Milli Eğitim Müdürlüğü, okullarda mescit açılması için yazı gönderdi. Genelgede, mescitlerin nasıl yapılmasına dair bilgiler de yer aldı.
Okullara mescitlere ilişkin genelgeler yollanmaya başlandı. Sol.org.tr'de yer alan habere göre, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden okullara gönderilen yazıda, mescit açılmasına ilişkin resmi yazı paylaşıldı.
Yazıda, okullarda mescitlerin aşağıdaki koşulların sağlanarak açılması isteniyor:
1. Okullarda açılacak mescitlerin günışığı alan pencereli yerde olması,
2. Kız ve erkek öğrenci mescitlerinin ayrı ayrı mekanlarda açılması,
3. Mescitlerin öğrenci sayısı bine kadar olan okullarda en az 12 m2 olması, mevcudu binden fazla olan okullarda ise her bin öğrenci için 12 m2 ilave olacak şekilde hazırlanması,
4. Mescitlerde ısıtma sistemlerinin olmasının sağlanması,
5. Mescit zeminlerinin ahşap malzemeden yapılması ve üzerine halı kaplanması,
6. Mescit girişlerinde ayakkabılık bulundurulması,
7. Mescit duvarına monte edilmiş bir askılık ve duvara monte edilmiş 20*50 cm. ebadında bir raf bulundurulması,
8. Pencerelerde tül perde bulundurulması.




ETİKETLER

ALEVİ KATLİAM VE ASİMİLASYONU HIZLA DEVAM EDİYOR,
BU MESCİTLERİ,
İLK OKULA GİDEN ALEVİ ÇOCUKLARI ASİMİLE,

AİLELERİNE MAHALLE BASKISINI ARTIRMAK İÇİN YAPILIYORLAR,
KESİNLİKLE BU ASİMİLASYONA KARŞI DİRENİLMEDİR.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (23.12.14 Saat 21:27 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.12.14   #8
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: ALEVİLER miting ve Okul BOYKOTUNA Hazırlanıyor!!!




Yabancı gençlerin cemevi deneyimi


Kırmızı Haber | 24 Aralık 2014 | Alt Manşet, Kırmızı Haber, Kültür - Sanat, Manşet, Numaralı Haberler
Türkiye’ye gelen İtalyan ve Makedon gençler, Çankaya Belediyesi Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevi’ne hayran kaldılar.

Avrupa Birliği Gençlik Değişim Programı kapsamında Türkiye’ye gelen İtalyan ve Makedon gençler, Çankaya Belediyesi Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevi’ne hayran kaldılar.
Köprü Gençlik Grubu Derneği tarafından organize edilen projede Türk kültürünü tanımaya gelen İtalyan, Makedon ve Türk gençler, Türkiye’nin en büyük ve en modern Cemevi’ni gezerek Alevi kültürü hakkında bilgi aldılar.
Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi ve Cemevi girişinde bulunan Cennet Kapısı’ndan Kırklar Meydanı’na geçen gençler, Hacı Bektaş felsefesini anlatan yöneticileri dikkatle dinlediler.
Alevi kültürünü ve inancını yansıtan simgeler ve unsurların yer aldığı merkezde farklı bir deneyim yaşadıklarını ifade eden gençler, burada aldıkları bilgiler ışığında ülkelerine döndüklerinde Alevi kültürüne dair daha fazla araştırma yapacaklarını söylediler.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 30.12.14   #9
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: ALEVİLER miting ve Okul BOYKOTUNA Hazırlanıyor!!!




Alevi köyünde camiye var,
cemevine yok!



Kırmızı Haber | 29 Aralık 2014 | Kırmızı Haber, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Üst Haberler
KIRMIZI HABER – AKP Alevileri Sünnileştirmek için camiler arasında bile ayrım yapıyor. Samsun’un Vezirköprü İlçesi’nin iki Alevi köyünden bir olan Güldere Köyü’ndeki camiye 10 bin Lira yardım yaparken, Sünni köylerindeki camilere 3-5 bin Lira yardım yapılmış.
Samsun Vezirköprü Güldere Köyü Dernek Başkanı Satılmış Akyüz, “Alevi Köyü’ndeki camiye 10 bin lira veren devlet, köyün Cemevi’ne bir kuruş bile yardım etmedi” diyor. “Bunun nedeni belli, köylüleri etkilemek” diyen Akyüz, “bu bir ayıptır. Ankara’da yaşayan yaklaşık 500 hanemiz bu uygulamaya çok tepkili. Devlet dönüyor dolaşıyor Alevileri asimile etmeye çalışışıyor, en küçük bir samimiyet yok. Devlet artık elini dinden çekmeli, yapacağı kamu yardımlarını da eşit yapmalıdır” diyor.
AKP’nin bu hamlelerine CHP’nin bölge milletvekillerinin cevap veremediğini, Alevi köyleriyle ilgilenmediğini de belirten dernek başkanı Satılmış Akyüz, “bu yanlışı CHP düzeltmelidir” diyor. “Ben 1993’den beri CHP’liyim. CHP bizleri çantada keklik görüp, örneğin Ankara’daki derneğimizi ziyaret bile etmiyor. Oysa AKP Vezirköprü Belediye Başkanı ta Vezirköprü’den kalkıp bizi ziyaret ediyor…”
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 30.12.14   #10
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: ALEVİLER miting ve Okul BOYKOTUNA Hazırlanıyor!!!


AYFA / GÜNCEL


Madımak sanıklarının
kırmızı bültenini kaldırmak istediler






  • Eklenme Tarihi: 30 Aralık 2014 07:33
Madımak Katliamı ana davasının zaman aşımına uğratılmasının ardından, yeni bir karartma hamlesi de İçişleri Bakanlığından geldi. Üç firari sanık hakkında devam eden davada, bakanlık sanıklar hakkında çıkarılan kırmızı bülten kararını zaman aşımı bahanesiyle kaldırmak istedi.
Hasan AKBAŞ
Ankara

Madımak Katliamı’nın 3 firari sanığı hakkında devam eden davanın 3. duruşması Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dün görülen duruşmada, İçişleri Bakanlığının, Adalet Bakanlığı aracılığıyla, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na 3 firari sanık hakkında çıkarılan kırmızı bültenin zamanaşımı nedeniyle kaldırılacağı yönünde yazı gönderdiği ortaya çıktı.
Adalet Bakanlığı tarafından Başsavcılığa gönderilen yazıda İçişleri Bakanlığının bilgi talebinde bulunduğu belirtildi. Yazıda şu ifadeler yer aldı: “İçişleri Bakanlığının bahsi geçen yazısında, İnterpol Genel Sekreterliğinden alınan bir yazıya atfen, anılan kırmızı bültene konu olan suçun ceza zamanaşımı süresinin, 26 Aralık 2014 tarihinde dolacağı, yeni zamanaşımı tarihi olup olmadığı hususunun 6 ay içerisinde (22 Aralık 2014 tarihine kadar) iletilmemesi halinde söz konusu kırmızı bültenin İNTERPOL veri tabanından silineceğinin bildirildiği belirtilerek, zamanaşımı tarihinde bir değişiklik olup olmadığı ile olması halinde yeni zamanaşımı tarihinin 22 Aralık 2014 tarihine kadar bildirilmesi talep edilmiştir.”
MAHKEME: İVEDİLİKLE ARAYIN
Başsavcılık aracılığıyla Adalet Bakanlığı’na yanıt veren mahkeme heyeti ise zamanaşımının 2023 yılında dolacağını belirterek aramanın ve yakalama işleminin ivedilikle yapılmasını istedi. Yanıtta, 765 sayılı Türk Ceza Yasası’nda anayasal düzene karşı işlenen suçlara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiği, bu nedenle zamanaşımının 30 yıl olduğuna dikkat çekildi. Öte yandan davayı ilk olarak yürüten eski Özel Yetkili 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2014 yılı Aralık ayında davanın zamanaşımına uğrayacağı öngörüsünde bulunulmuştu.
BAKANLIK SORUMLULUĞU ÜZERİNDEN ATTI
Davada Adalet Bakanlığı, Suudi Arabistan’da olduğu jandarma tarafından daha önce kesinleştirilen Murat Karataş’ın ifadesinin telekonferans yoluyla alınması talebine karşılık ise mahkemeye ilginç bir yanıt gönderdi. Bakanlık, “Karataş’ın adresinin tespiti talebinin bakanlığımız aracı kılınmaksızın, doğrudan Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Dairesi Başkanlığı’na iletilmesi gerekmektedir.” dedi.
NE OLMUŞTU?
Sivas Madımak ana davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesinin ardından üç firari sanık Murat Karataş, Eren Ceylan ve Murat Sonkur’un yargılandığı başka bir dava ortaya çıkmıştı. Dava sürecinde sanıkların yurtdışında olduğu ve yakalanmaları talep edilmiş, haklarında kırmızı bülten çıkarılmıştı. Sanıkların yurtdışında oldukları ise Jandarma Genel Komutanlığı ve İNTERPOL’un araştırmaları neticesinde kesinleştirilmişti.




Etiketler: Madımak Davası, Madımak Katliamı, Hasan Akbaş, Murat Karataş, Eren Ceylan, Murat Sonkur
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aleviler 7 Ekim'de büyük bir miting gerçekleştirecek! Pir Mehmet Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 11 06.10.12 23:49
CHP Nereye Gidiyor? Deniz Haber Merkezi 9 16.09.12 20:55
Füze kalkanına karşı 19 Kasım'da Malatya'da miting Alevi Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 1 17.11.11 21:29
Benzin 5 TL'ye gidiyor Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 1 06.09.11 00:29
Akp 2011 Secımlerınde Kullanıcagı Miting Müziği Alevi Komik Videolar 0 04.02.11 16:27






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2