Sponsor Reklamlar


Bozatlı HIZIR,Ya (XİZİR)...

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Forumunda Bulunan  Bozatlı HIZIR,Ya (XİZİR)... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 24.10.14   #11
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


11

HIZIR, BIRÇOK DERSIMLI’YI TUTUP BOZAT’IN
TERKISINE ATAR!
(HIZIR’LA GITMEK, YA DA SIROLMAK)


Hızır’ın Dersim Inancı’ndaki konumu araştırıldığında, Dersimlilerin “Hızır’la gitmek” (Xızıri de şiyene) veya diğer adıyla onunla “sırolmak” (sırrbiyene) diye tanımladıkları konu da incelenmelidir. Sonra, Hızır tarafından kollarından kavranarak Bozat’ın terkisine konmayı kimler istememiş ki... Birçokları bunun özlemiyle yanıp kül olmuş... Ama bazıları da bu muratlarına ererek özlemlerini gidermişlerdir.

Neden sıroluyorlar? Neden Bozat’ın sırtında Hızır’ın terkisinde onunla gidiyorlar? Böylelerinin inançlarına çok düşkün oldukları şüphesizdir. Bunlar, Hızır’a öyle bir inanç duyarlar ki sabah akşam onun adını dillerinden düşüremez hayallerinden atamazlar... Gözleri bu dünyanın malına da mülküne de doymuştur... Hızır aşkına döktükleri gözyaşları asla kesilmez... Onun eteğinden tutarak bırakmaz ve akıllarından, fikirlerinden onu çıkarıp atamazlar. Işte insan böyle can-u gönülden Hızır’a yakarınca, belki o da bir gün merhamete gelir, terkisine atıp birlikte götürürebilir.

Konumuza ilişkin bazı örnekler verelim.

Tornê Dewrês Dıli67 Bava Hesen68, bize ceddinin yaşadığı olayı aktarıyor:



“Kızılbel’e (Qızılbêl) yakın tarlalar var. Dewrês Sıleman kızlarının elinden tutarak tarlaya gider. Biraz çalışır. Yorulunca mola verip dinlenmek ister. Oturunca bunun fikrinden tanrı geçer, bu da başlar tanrıya yakarmaya. Hızır adamla barışıkmış, buna yetişir der ki,

- Dewrês Sıleman! benimle gelir misin?

Bu, Bozat’ın ayaklarına atılır,

- Ben seninle geliyorum!

der.

Hızır, Dewrês Sıleman’ın kolundan kavrayarak Bozat’ın terkisine kor, yola koyulur. “Hêgaê Tuzıki” adndaki tarlanın karşısında bir patika yol var, oradan gitmekteler. Dewrês Sıleman’ın kızları da henüz küçük olduklarından babalırının ardısıra başlarlar ağlamaya.

Dewrês Sıleman ağlama sesini duyunca dönüp kızlara bakar. Hızır bunu farkedince şöle der:

- Hay vah hay!!! senin elin daha bu dünyadan olmuyor Dewrês Sıleman!

Bozat’ı durdurup bunu indirir. Elindeki asayı orada yere saplayarak çekip gider.”



Kızılbelli (Qızılbêl) Khurêsliler Hak’ka yakardıklarında okudukları ilahiye, cedlerinin başından geçen bu olayı da yansıtmaktalar.

Bava Hesen ilahiden, bu olayın anıldığı dizeleri bize aktarıyor:



“Yatırın69 önü fidanlar

Sen değil miydin evin arkasına süren,

çalarken davul zurnalar!

Ceddimin elinden tutup,

Bozat’ın70 terkisine attın!

Birlikte götürüyordun,

Hêgaye Tuzıki tarlasındaki patikada!

Demedin mi ki,

boynubükük ve öksüzler kalır ardımda!”



Dewrês Sıleman’dan sonra da Dewrês Kêkıl Hızır’la gitmeye kalkışır. Bu olayı da bize Bava Rızaye Garşiye anlatıyor:



“Dewrês Sıleman’ın ardından onun torunlarından Kêkê Dewrês Usıvi71, yani Dewrês Kêkıl Pelegoze köyünde Hak’ka yakarır. Cem bağlarlar, gecenin yarısı olur katılımcıların gözyaşları dinmez, yakarışların dozu artar hızı kesilmez. Dewrês Kêkıl büyük bir şairmiş, okuduğu ilahi onun ağzından bir tesbihin boncukları gibi tek tek dökülüp geliyormuş. Evin içi tıklım tıklım, haykırışlar hesapsız... Aniden bir gürültü kopar, Bozat’ın Süvarisi (Asparê Astorê Qıri/ Hızır) evin böğrüne dayanır. Evin tavanı uçar ve gökyüzünde yıldızlar görünür.

Dewrês Kêkıl döşeğinin üstünde bağdaş halde oturmaktaymış. Curasını kucağına oturtmuş hem çalıyor, hem söylüyor. Bu, döşeğin üstünden bağdaş haliyle havalanıyor ki Hızır’la gitsin. Katılımcıların gönlü razı olmadığından, bunu tutar bırakmazlar.”



Burada, Dersim Inancı’nın gün ışığına çıkan özelliklerinden birine daha işaret etmek istiyoruz. Dersimliler “Hak’ka yakaran bir bava şayet yirmidört saat içinde yakarışını kesmez, kendine gelmezse sırolur!” demekteler.

Işte Dewrês Kêkıl bu tip bavalardanmış.

Bir örnek daha verelim:



“Hızır, Khal Oli’yi de Bozat’ın terkisine atar. Khal Oli bir Kılauşialıdır72. Bunlar Karsanlı aşiretinin bir ezbetidir. Bu, inancına yoluna çok düşkünmüş. Sabah akşam demeden Hızır’a yakarır dururmuş. Bir gün bakar ki dik yamaçtan bir atlı geliyor. Sinek bile o haliyle bu dik yamaçta zor durabilirmiş, nasıl oluyor da buradan atlı gelebiliyor. O da bu atlıya acıyarak Hızır’a yakarır,

- Ya Hızır!! Ya Hızır!! şimdi bu atlı bu dik yamaçtan yuvarlanıp ölecek! Sen bunu imdadına yetişip kurtarasın!

Khal Oli bir taraftan dua ve dileklerde bulunurken, atlı da yamaçtan aşağıya sağ salim iner ve atını bunun yanına sürer.

Gelir ki Hızır’ın (Bımbarek) kendisiymiş. Hızır bunu Bozat’ın terkisine atıp oradaki dağın zirvesine çıkarır. Buna,

- Öldüğünde mezarını buraya kazsınlar Khol Oli!

der, yeri belirleyerek çekip gider.

Khal Oli öldüğünde rençberlik zamanıymış. Hızır’ın belirlediği yerde bunu defnetmek için cenazeyi götürürken, her taraf ekili olduğundan ekine basmadan geçebilecekleri bir yol bulamazlar. Bakarlar ki olmuyor, çaresiz yetişmiş ekin tarlasından geçerler. Ekin, ayaklar altında kalarak yerde telef olur. Khal Oli’yi defnedip döndüklerinde bakarlar ki, ekin, sanki içinden kimse geçmemişçesine dikili duruyor.”



Khal Oli’nin mezarına “Mezela Sıpiye” deniyor. Kırdım (Qırdım) yöresindedir. Dersim’in kutsal yerleri arasında görülüyor. Hızır burada çok görüldüğünden, burasını da Hızır’ın mekânlarından sayarlar. Hızır’ın “Meymanê Mezela Sıpiye” (Mezela Sıpiye’nin Konuğu) ve “Meymanê Khal Oli” (Khal Oli’nin Konuğu) diye bilinen ünvanları da bundan esinlenmedir.

Khal Oli’nin torunlarından Piyê Bıra Dergi73 Hak’ka yakarırken, ceddinin başından geçen bu olaya okuduğu ilahide şu dizelerle değiniyor
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (25.10.14 Saat 00:44 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.10.14   #12
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


12

“Ayaklarına kurban olduğum!

Bu gece bana uyku yok

Gönlümden hep Hızır (Meymanê Khalıki) geçiyor

Haydi gel, haydi gel ayaklarına kurban olduğum!

Durumum ortada, zaten senden gizlenemez!

(...)

Ayaklarına kurban olduğum!

Ceddim bu perde’yi74 söylerdi

Hızır (Xızırê Khali/ Aksakallı Hızır) da sürerdi

yayladaki çadırın yanına!

Temiz yüreğine kurban olduğum!

Şimdi bu anı da o an yapsın,

şu kapıyı üstümüze açsın!

Bizi kimselere emanet etmesin!”75

HIZIR, DERSIMLILERE KONUK OLUR!



Hızır’ın konukluğu da, Dersimlinin inancında önmeli bir yere sahip. Birçoklarının ömrü bu sevdayla geçiyor, ama Hızır da kimi münasip görmüşse, varıp onu muradına erdirmiş. Hepsinin adını ve başından geçenleri burada yazmak mümkün değil tabii. Hızır’ın ad ve ünvanlarına bir göz atarsak, bunlardan bir kısmının adını belleyebiliriz.

Bu kişilerden bazılarını biz yukarıda anmıştık. Dewrês Sıleman, Dewrês Kêkıl, Khal Oli, Ana Yemise, Aliyê Sılemani, Aliyê Çholaxi, Pirê Xanıku, Khal Ferat...ve daha nicelerini sayabiliriz. Ama bu çalışmanın akışı içinde daha birçokları anılacaktır, burada tekrara ne hacet.

Tabii iş yalnız konuklukla kalmıyor, bunlarla Hızır’ın ad ve ünvanları da artıyor. Örneğin “Meymanê Khal Ferati” (Khal Ferat’ın Konuğu), ya da “Meymanê Ana Yemise” (Ana Yemise’nin Konuğu) gibi. Bunlardan bazılarını Hızır’ın ad ve ünvanlarıyla ilgili bölümde verdik.

Biz burada şu “konukluk” olayını ele alıp açıklamak istiyoruz.

Konukluk ile kastedilen, bir Tanrıyla Insan, ya da bir diğer tanımla bir Hak ile Kul buluşmasıdır. Konukluğun yüklendiği anlam budur. Kul neden Hak’kı görmeyi diler? Bir sebebi vardır elbette... Ana Pelguzare bize bir duasında şunları söyledi: “Sırtını duvara dayama, yıkılır! sırtını bir ihtiyara dayama, ölür! sırtını Tanrıya (Mıhemedê Homete76) daya; çünkü yalnız baki olan da odur, yıkılmayan da o!” Işte o dileğin yanıtı bu duada gizlidir...

Dersim Inancı’nda Hızır’ın resmi konukluğu Hızır Ayı’nda (Ocağın 13’den itibaren dört hafta) gerçekleşip dört hafta sürüyor. Dolayısıyla Dersim’de Hızır Orucu da dört haftaya yayılmıştır. Bu konuyu Hızır Orucu bölümünde bütün ayrıntılarıyla işleyeceğiz. Burada yalnız şunu söyliyebiliriz ki, Dersim Inancı’nda Hızır, Dersim halkının tümüne birden bir kerede konuk olmuyor. Bu ev ev, ocak ocak, aşiret aşiret değişiyor. Ama hepsi de bu dört haftadan birinde Hızır’ı kendilerine konuk ettiklerinden, her yıl yine aynı zamanda kendilerine konuk olacaklarına inanırlar.77

Hızır Ayı’nın haricinde bazı özel durumlarda da Hızır’ın konukluğundan sözedilebilir. Diyelim, Hızır bir kulunun carına yetişir, ya da bir yoksul ve yaşlının donuna bürünerek onları imtihandan geçirmek için gelir veya bir başka olay olabilir...

Bu özel durumları yansıtan iki kısa söylenceyi burada örnek olarak vermek istiyoruz:



“Adamın biri rençberlik yapmaya gider. Çok yorulur. Işine ara verir. Bir kavağın gölgesinde uzanır ki biraz dinlensin. Ağacın gölgesine uzanırken kendi kendine,

- Ya Hızır! Ya Hızır! nerede kaldın? der.

Hızır Bozat’ını bunun yanına sürer der ki,

- Ne diliyorsun?

Adam uzandığı yerden sıçrayıp Bozat’ın ayaklarına kapanır.

- Çok yorulmuştum, ondan seslendim! der.

Hızır buna der ki,

- Sen yoruluyorsun da, peki benim gibi bir ihtiyar yorulmaz mı? Bir daha darın olmadan “Nerde kaldın?” deme!”



Diğer örneği bize Bava Sayder78 aktarıyor.



“Inancına çok düşkün bir derviş varmış. Tanrısı kendisiyle barışık ve ikrarlı olduğundan seslendiğinde yanında hazırmış.

Bir de komşusu olur bunun. Bu, dervişin iki yakasına yapışıp kendisine yalvarır,

- Sen sabah akşam Hızır’la görüşüyorsun! Ne olur ona söyle ki bir kez de bana görünsün, ben de onunla konuşmak istiyorum!

Derviş bunu uyarır,

- Her insan onun hakkında gelemez.. Boş yere kendini yorma.. Neden durup dururken günaha giriyorsur?

Bu, her ne yaparsa yakalarını bunun elinden kendini kurtaramaz. Bir sevdadır tutulmuş, her ne yaparsa vazgeçemiyor komşu.

Derviş bakar ki bunun elinden kurtuluş yok, komşunun işini tanrıyla bağlar. Bir gün buna seslenip şöyle der:

- Yarın sabah erkenden şu köprüye git, Hızır o köprüde sana rastlayacak!

Bu, şafak vakti köprüye doğru gider. Aşağıdan da ona karşı biri geliyor. Köprüye gelip karşılaştıklarında bakar ki Tercanlı bir Türk. Bunun Hızır olabileceğine hiç ihtimal vermez, geçip gider.

Derviş aşağıdan kendisine haykırır,

- Ulan o geçip giden Hızır!!!

Komşu, arkasına bir döner ki ne Hızır var orta yerde, ne de Tercanlı Türk!

Dönüp gelince derviş buna,

- Hızır’dı senin o karşılaştığın! neden eline ayağına gitmedin?

diye sorar.

Komşu der ki,

- Bana, Tercanlı bir Türk’ün donuna bürünen Hızır lazım değil!”
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.10.14   #13
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


13


HIZIR’IN NAZARINDA
KADIN ILE ERKEK BIRDIR,
ANA YEMISE’YE
KONUK OLMASI DA BUNU GÖSTERIYOR!


Kadınların Dersim Inancı’ndaki konumu başlı başına bir yazı konusu. Hızır’la olan bağlatıdan dolayı biz bu konuyu burada biraz irdeliyeceğiz, ama öyle geniş ve ayrıntılarıyla değil tabii. Bu çalışmanın içeriğini değiştirmek niyetinde değiliz.

Dersim tanrılarından biri Khurês. Khurês de “Khurês’in Hurisi/ Meleği” (Weriya Khurêsi) ve “Khurês’in Masumu” (Xortê Khurêsi/ Masumê Khurêsi) ile somutlaşıyor. “Khurês’in Hurisi/ Meleği” (Weriya Khurêsi) genç kadın donundadır.

Yine bu halkın inancında, yukarılarda da değindiğimiz gibi, her evin bir “ev ve aile tanrısı/ tanrıçası” (wayırê çêi) var. Bunlar ekseriyetle kadın donludurlar.

Ibadette de bu öyledir. Yani birlikte ibadet eder, birlikte oturur, birlikte kalkarlar. Bava’lar varsa Ana’lar da var. Elbette kadın ile erkeğin Dersim Inancı’nda eşit olduğunu söyliyemeyiz, ama kadınların da konumu pek öyle aşağılarda bir yerlerde değil tabii.

Sadecene Kızılbelli (Qızılbêl) Khurêslilerden Ana Sultane, Ana Fidane ve Ana Cewayire’yi herkes bilir. Ana Fidane, Bava Rızaye Garşiye’nin annesidir. Bava Rıza bize “Ben bu duaların hepsini de annemden öğrendim” dedi.

Biz de sabah akşam Ana Pelguzare’nin yanında bulunduk. Onun curası yatağının yanında duvara asılıydı. Her zaman eline alır şelpe vurarak Hak’ka yakarırdı. Biz bunu kendi gözlerimiz ve kulaklarımızla tanık olduk. Hiç kimse, nasıl olur da bir kadın cura çalar, Hak’ka yakarır diye yadırgamazdı. Zaten bu fikir Dersim Inancı’na çok terstir.

Son yıllarda bir de “Ana Pê Pırdi”nin namını duyduğumuzdan bunu Bava Dewrês’e sorduk.

Bava Dewrês bize şunları aktardı:



“Ana Pê Pırdi Khurêslilerin Usenu kolundandır. Kocasının adı “Kêk”di ama kendisine “Beg” derlerdi. Milletin bu kadından ödü kopardı. Bu kadın Hak’ka yakarır, kendinden geçip gaipten konuşuyordu, cem bağlayıp kurban kesiyordu. Hani bava’lar nasıl Hak’ka yakarıyorsa, o da öyle yapardı. Kadın olmasına kadındı, ama yaptığı işi Hak adına yapıyordu, dolayısıyla insan bir söz söylemeye cesaret edemezdi. Adı her yerde almış yürümüştü... Bir kıvılcım gibiydi, halkımız kendisine çok değer verirdi.”

Bava Dewrês’e tekrar sorduk,

“Bava! Sen Ana Pê Pırdi’nin bir bava gibi Hak’ka yakardığını söylüyorsun. Acaba bizde Hak’ka yakardıklarında kadın ile erkek arasında bir ayırım gözetiyorlar mı?”

Cevabı şu oldu:

“Hak’ka yakarışta bunların birbirnden farkı yoktur. Hak’kın kimle olduğunu kim bilebilir? Kadınla mıdır, erkekle midir kim bilebilir? Bundan dolayı da insan kalkıp “Kadın da kim oluyor ki Hak’ka yakarıyor?” diyemez. Hak, böylesi fikirlerden asla hoşnut olamaz!”

Daha Ana Pê Pırdi gibi nice ana’larımız var ki namı dört bucakta duyulmuştur. Bunların, yanlarında birçok kişiyi de yetiştirdikleri aşikârdır. Erkek veya kız demeden çocuklarını eğitmiş, bunlardan değerli bava ve ana’lar çıkarmışlardır.

Burada sözü artık Ana Yemise’ye getirmek istiyoruz. Ana Yemise Taseniyeli bir Bamasur. Kocasının adı Bava Seydali, Seydali’nin babası da Sey Kılo’dur.

Bava Hesenê Kolu bize diyor ki,



“Ana Yemise Hızır Orucu’nda Hak’ka yakarıyor. Bonê Taseniye denen kutsal ev tıklım tıklım. Karakışın ortası. Kar, tipi, ayaz sorma gitsin... Ana Yemise’nin Hak’ka yakarışı esnasında, duvarın dibinde bir üzüm dalı yeşerip evin saçağına ulaşır. Ev titreyince ceme katılanlar dışarı fırlarlar, bakarlar ki Hızır (Asparê Astorê Qıri/ Bozat’ın Süvarisi) evin önüne sürmüş. Herkes bunu gözleriyle şahit oluyor. Kadın Hak’la barışıkmış. Onun, kendisine konuk olması da bundandır.”

Hızır’ın bir ünvanı Ana Yemise’den, birisi de Bonê Taseniye’den kaynaklanır. “Meymanê Ana Yemise” (Ana Yemise’nin Konuğu) ya da “Xızırê Bonê Taseniye” (Bonê Taseniye’nin Hızır’ı) denmesi bu esinden olmalı.

Taseniyeli Bamasurlar bazı Khurêslilerin pirleridirler. Dersim Inancı’nda pirsiz kimse yoktur. Taseniyeli Bamasurların da pirleri var elbet. Onlarınkisi de Sey Sabunlulardır.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (25.10.14 Saat 00:43 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.10.14   #14
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


14


HIZIR BIR YOKSUL VE YAŞLININ

DONUNA GIREREK DERSIMLI’LERI

IMTIHAN EDIYOR!




Dersim Inancı’nda Hızır bir yoksul ve yaşlının donuna bürünerek gelip Dersimlileri imtihan ediyor. Insan Hızır’ın karakterini belirlediği zaman onun bu özelliği çok önemli bir renk olarak karşımıza çıkıyor. Buna değinmeden geçersek büyük bir eksiklikle onu tanımlamaya kalkışırız. Ama şunu da söyliyelim ki bundan önce bu konuyu kapsayan ayrıntılı bir çalışmamız yayımlandı.79 Bu nedenle burada üzerinde çok kısa duracağız.

Dersimlilerin bu inancında Hızır kendisini değiştirip bir yoksul ve yaşlının donuna giriyor ki kimse onu tanıyamasın. Yani eğer insan kurnaz ve akıllıysa, Hızır insandan bin kez daha kurnaz ve akıllıdır. Bu nedenle öyle bir dona bürünüyor ki onun elinden kurtulan olmasın. Ekseriyetle yayadır. Bir gün aniden herhangi bir yerde insanın karşısına çıkıyor. Şayet insan onun dileğini karşılarsa imtihandan başırıyla çıkmış sayılıyor; yok eğer yüzünü çevirir de kendisine sahip çıkmazsa artık ömründe mutlu olamaz...

Dersimlilerin aniden karşılarına çıkan bir yoksul, ya da yaşlıdan korkmalarının nedeni işte bu inançlarıdır. Hemencecik Hızır’ı anımsarlar da ondan.

Neden Hızır bir yoksulla yaşlının donuna bürünüyor da başka birinin değil? Tabii yoksul ile yaşlılar bir toplumun yardıma en muhtaç kesimidirler de ondan. Hızır yoksul ile yaşlıların donuna girerek bir ölçüde onları temsil ediyor.

Peki, eğer insan yoksul ile yaşlılara sahip çıkmazsa bu durumda Hızır ne yapıyor? Bunu örnekliyelim.

Biz, bu örnekleri sözkonusu ayrıntılı çalışmamızda geniş olarak verdik.



Ilk örneğimiz iki kardeşle ilgiliydi. Bunlardan zengin olanı, yaşlı bir yoksul donuna giren Hızır’a bir parça ekmek vermiyor. Hızır da bu tutumundan dolayı zengin olan bu kardeşin ocağını söndürüyor. Diğer kardeşse yoksul bir çobanmış, ama bir parça kuru ekmeğini getirip ihtiyarla paylaşıyor. Hızır da bunu zenginliğe boğar.

Bir diğer örneğimizde, adamın biri mal mülk sahibiymiş, hayli zenginmiş. Bu malını kırpıp, yünü ortalıkta bir dağ gibi yığmış. Hızır yoksul bir ihtiyar çıkıp gelmiş, bundan kendisine bir çift çorap ördürmek için birazcık yün istemiş. Vermemiş tabii. Hızır da bunu ayı yapıp dağlara, ormanlara salmış.

Bir örnek de Bababan Deresi’nden Zeynelê Xırti idi. Harman zamanıymış. Hızır yaşlı bir yoksulun donunda harmanda bunun yanına gelir. Kendisinden lokma niyetine birazcık buğday ister. Bu, Hızır’ı tanıyamaz. Yüzünü çevirir. Bir de dönüp bakar ki ihtiyar yok olmuş. O an yaptığı hatanın farkına varır. Ama nafile... Bu olayın ardından Zeynelê Xırti aklını yitirir ve sonra kendisini asar.

Örneklerimizden birisi de oniki Dersimli’nin başından geçenlerdi. Bava Bedri H. Tornêcengi’ye bir türkü okuyor.80 Bunun adı “Koê Jiwani”dir. Konusu şu: Oniki gurbetçi Dersimli Istanbul’dan eve dönerler. Trabzon’a vardıklarında gidip bir handa kalırlar. Hızır, yoksul bir yaşlının donunda bu hana gelir. Yoksulun parası olmadığından han sahibi kendisini içeriye almaz. Bu oniki Dersimli de bu olayı görmelerine rağmen, içlerinden biri kalkıp bu yoksula yardım etmeyi aklından geçiremez. Biri bile Hızır’ı tanıyamaz. Hızır da bu hanı çığ altında bırakır, tümü ölürler.



Yani Hızır, Dersimlilerin fiilini amelini yaşlı ve yoksullara karşı olan tutumlarıyla ölçüyor. Tabii Dersim’in Hızır’ı böyle kararlı bir biçimde yoksul ve yaşlıları korursa, kuşkusuz Dersim halkı da kalkıp onu kendisine örnek alacaktır. Belli ki bu işin kökü Dersim’in bu kültürüne dek uzanıyor...

Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.10.14   #15
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


15

HIZIR, DERSIM INANCI’NDA

DAR GÜNÜN DOSTUDUR!


Hızır’ın ad ve ünvanlarından biri de “Mordemê Sata Tenge”dir (Dar Günün Dostu). Dersim Inancı’nda Hızır’ın karakterlerinden biri de budur. Yani dara düşenin imdadına Hızır yetişmektedir. O, her yerde hazır ve nazırdır. Insan can-u gönülden ona inanırsa, darında “Ya Hızır!” demesi yeter de artar bile... Yakın ile ırak onun nazarında bir mana ifade etmiyor, anında darına yetişir.

Bu halkın inancında onun bu özelliğinin anlamı şudur: Hızır bir kurtarıcıdır. Yani kullarının carına yetişip onları güçlüklerden kurtarmaktadır. “Xelasê Xelasu” (Kurtarıcılar Kurtarıcısı), onun, bu özelliğinden dolayı aldığı ünvandır.

Hızır’ın bu yönünü daha fazla irdelemeye gerek duymuyoruz. Zaten onun bu yönü çok iyi biliniyor. Biz bunu folklorik açıdan destekleyip zenginleştirmek için örneklemek istiyoruz.

Ilk örneğimiz şöyle:



“Lawuka Sılê Feqiri” olarak bilinen Dersim halk türküsü, Erzincan yöresinde “Hewaye Sılê Qesabi” adıyla da tanınır. Bava Sayder bunu bize hem sazıyla çaldı- söyledi ve hem de konusunu anlattı. Bunun birçok variyantı bulunuyor.

Konusu şu:

Sıleman’a bir iftirada bulunurlar. Osmanlı Askeri gelir ki bunu tutuklayıp götürsün. Tutarlarsa asacaklar. Sıleman bunlardan kaçar. Ama asker peşini bırakmaz. Bunu, ekili bir tarlanın etrafında kovalıyarak üç kez dolanırlar. Bu kargaşada dahi, Sıleman ekine basmaz. Ama yakalanır, alıp götürürler.

Bu, Dersim’in kutsal yer ve yatırlarına yakınır, Hızır’a yakınır der ki “Beni bu haksızların elinden kurtarın!” Bava Sayder’in söylediği variyantta, Hızır, Pırdê Kotıre denen yerde Sıleman’a yetişir.

Bava Sayder bu kesiti şu dizelere yansıtıyor:



“Pırdê Kotıre’yi sorarsan ormanlık bir alan

Bozat’ın Süvarisi (Asparê Qıri)

sürdü geçti yanımdan!

Delibaşiyan81 sordu bana,

ÔSılo! bu kimdir?’

Dedim ki ÔNiyetten bahttan çağırdım,

Kıratlı Hızır’dır o! (Qıratli Xızır)



Hızır’ın gönlünde bir yer edinen asla yarı yolda kalmaz. Işte Sıleman böyle biriymiş. Bunu astıklarında, Hızır’ın eliyle ayaklarının dibinde buğday yeşerip boy atar ve bunu yukarıya doğru kaldırarak boğulmasını önler. Asker bu olayı görünce, bunu darağacından indirip evine yollarlar.

Ikinci bir örnek sunalım:



Bir gün Dersim’in bir yerinde çığ düşer, tabii altında kalanlar olur. Khurêsli bir ihtiyarın da bu çığın altında bir oğlu ve damadı kalmış. Ihtiyarın gücü bunların üstündeki kar’ı atmaya elvermediğinden çaresiz kalmış. Bu, curasını alıp çığın üstüne gelir ve tam üç gün üç gece Hak’ka yakarır “Hızır” deyip yanarmış. Hızır da bunların darına yetişmiş.

Yaşanıldığı söylenen bu olay da Dersim türkülerine konu olmuşdur. Birçok variyantı var. Bize, Rayber Bava Qız okuyor:



“Hızır (Asparê Gedıgan/ Engellerin Atlısı) göründü,

dünyanın dört bucağını nurlara bürdü!

Ona derdimi arzettim

Bozat’ın (Qır/ Boz) dizginlerini çevirdi,

Zülfükar’ı sallayarak çığı sildi süpürdü!

(...)

Evlat! ben tam üç gün üç gece yakardım!

Hızır tezcanlıdır, carıma yetişti!

Gönüller artık murada erdi!

Kalk haydi kurbanları hazırla!”

Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.10.14   #16
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


16


DERSIM INANCI’NDA
HIZIR, RÜYALARDA DA INSANLA BULUŞUYOR!


Rüyaların bu halkın inancındaki yeri de yadsınamaz. En önemli nedeni de, rüyalarında Dersim tanrılarıyla görüşür, onlardan mesajlar alırlar da ondan. Örneklersek, kendi ev ve aile tanrısını (wayırê çêi) görebiliyor, kutsal bir yer tanrısını (wayırê jiaru) görebiliyor, kendi aşiretinin koruyucu tanrısını (wayırê aşiru) görebiliyor; ya da Khurês, Hızır veya Duzgın’ı görebilirler. Böyle bir rüyanın ardından kurban ya da lokma kaçınılmaz olarak geliyor tabii.

Kimileri de kutsal yerleri ziyaret ettiklerinde, oralarda yatarak kutsal yer tanrılarıyla rüyada buluşmaya çalışırlar.

Pırdo Sur’dan Bava Ali, işte bize böyle bir olay aktarıyor:



“Sausen Beg (Şah Hüseyin Bey) kırk adamıyla Kêmerê Duzgıni’yi ziyaret eder. Burada da bazıları, yalnız kurban eti için gelip birbiriyle kapışırlar. Bu, adamlarına der ki,

- Siz kurbanları kesip bitirirseniz, önce bunları bir sıraya koyun, sonra kendilerine lokmaları dağıtın!

Bunlar oniki kurban keser, sonra birbiriyle kapışanları kamçılayarak bir sıraya dizer, ardından da etleri bunlara dağıtırlar.

Sausen Beg uyur ve kendisine bir rüya görür. Rüyada Duzgın buna demiş ki,

- Sen kim oluyorsun ki benim kurtlarımı kamçılatıyorsun?!

Bu uyanır. Adamların çağırıp tekrar oniki kurban kestirir, der,

- Olduğu gibi bırakın! kim kendine ne kadar alırsa varsın alsın!

Böylelikle dönüp eve gelir.”



Şüphesiz konumuz Hızır. Zaten buna açıklık kazandırmak için verdiğimiz örneğin ardından, şimdi bir örnek de Hızır’dan veriyoruz:



“Otuzsekiz Dersim kırımından sonra bir derviş’imizin gönlü soğumuş, Hızır’ın adını hiç aklından geçirmiyormuş. Hani, Otuzsekiz’de Dersim’i kırarlarken Hızır kendilerine sahip çıkmamış, darlarına yetişmemiş... Dervişin fikrinden bunlar geçiyor.

Bir gece bu bir rüya görür. Rüyada Hızır (Xızıro Khal/ Aksakallı Hızır), Bozat’ı (Qır/ Boz) bunun kapısının önünde durdurmuş. Buna,

- Neden benim adımı hiç fikrinden geçirmiyorsur? der.

Derviş şu cevabı verir:

- Devletin askeri bizi kırdı geçirdi! Biz Hızır dedik tutuştuk, ama sen darımıza yetişmedin!

Hızır (Bımbarek/ Mübarek), her iki kolunu da sıvar ki yaralarla dopdolular. Der,

- Peki, kollarımdaki bu yaraları nereden aldığı mı sanıyorsun?.. Onlar size vurdukça ben kollarımla savuşturmak istedim, işte bunlar o darbelerin izleri!.. Hakkında ancak bu kadar gelebildim!..

Derviş, sabah söker sökmez kalkıp kurbanını keser.”

Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (25.10.14 Saat 00:42 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.10.14   #17
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


17

B- HIZIR ORUCU


Dersim’de, Rumi takvime göre ocak ayına inançsal açıdan “Hızır Ay’ı” (Asma Xızıri) demekteler. Bu ayda Hızır Orucu’nu tutar, Hızır Kurbanı’nı adar, Hızır’ı gözler, onun adına niyazlar pişirip dağıtır ve kutsal yer ve yatırlara giderler. Bu aydaki dini etkinlikler yoğun bir biçimde onun adına yapıldığı için bu adı almış olmalı.

Miladi takvimde ayın 13’ü olduğunda, Rumi takvimde ayın1’i başlamaktadır. Bu hesaba göre Ocağın 13’de Hızır Ay’ı başlamış oluyor.

Dünyadaki her milletin kendine göre bir inancı ve ibadeti var elbet. Ama bilinen her inançta bazı günler vardır ki çok önemsenir, bu günlerde daha fazla Hak’ka yakarılır, ibadet edilir. Hiristiyanlıkta Noel, Müslümanlıkta Ramazan bu inançlarda önemli günlerdir.

Dersim Inancı’nda da böyle önemsenen günler var. Hızır Ay’ı, Dersimlilerde işte böyle bir ay. Bu ay inancımızda diğerlerinden üstündür. Kutsal bir aydır. Dersimliler “Bu ayda Hızır Bozat’ı (Astoro Qır) oynattığından çok tipi olur, rüzgar çok eser!” demekteler.

Bu ayda Hızır (Xzıro Khal/ Aksakallı Hızır) dört hafta boyunca konukluğa çıkmaktadır. Yani kul ile tanrı birbiriyle buluşurlar. Bozat’a (Qır/ Boz) binip kime ikrar vermişse, gidip ikrarına sahip çıkar. Bu ayda halkımız Konuğu (Hızır) için hazırlanır, onun yollarını gözler. Herkesin dileği de Hızır’ı kendine konuk etmek, yani Bozat’ın (Qır/ Boz) onların fakirhanesinden geçmesini sağlamaktır. Bu ayda Hızır’ı gözlerler. Onun, kendilerine uğramadan, Bozat’ın ayağını evlerinin önüne değdirmeden geçip gitmesini istemezler. Hızır kime konuk olmuşsa rızkları artmış, evleri “Hızır Hanesi”ne dönerek bereketi kesilmemiş ve ev halkını her tür kötülük ve kazalardan sakınmıştır.

Bu ayda ister ev halkı olsun ve isterse kapı komşu olsun birbirlerni incitmemeye çalışırlar. Birbirleriyle dargın olanlar, kırgın olanlar barışırlar. Bazılar iyiliksever ve yumuşak yüzlü olurlar. Kimilerine de merhamet gelir fakir fukaraya yardım ederler.

Düşmanlıklar bu ayda unutulur, dostça davranışlar sergilenir. Herkes toplumu, akrabaları, halkı ve taraftarları için Hızır’a yakarır, dileklerde bulunurlar.



HIZIR ORUCU’NU

NE ZAMAN TUTMAKTALAR?



Hızır Orucu’nu yukarıda da andığımız gibi Hızır Ayı’nda tutmaktalar. Ve bu, yalnız üç gündür. Kimin hangi haftada oruç tutacağı zaten babadan dededen bellidir. Bu aile geleneği özellikle sürdürülür. Ama buna rağman oruçlarını Hızır Ayı’nın hangi haftasında isterlerse onda da tutabilirler. Orucun, bu dört haftadan birinde tutulması gerekir.

Hızır Orucu’nun tutulacağı hafta tespit edildikten sonra salı, çarşamba ve perşembe günleri oruç tutar, cuma günü de kurban keser ve lokma dağıtırlar.

Hızır Orucu için dört hafta ve bu dört haftanın dört cuma gününü dikatte alırlar. Yani şayet Hızır Ay’ı, bu aydaki ilk cuma gününden üç gün önce başlıyorsa, bu durumda oruç tutmaya başlıyorlar. Yok eğer Hızır Ay’ı cuma gününden en az üç gün önce (salı günü) başlamıyorsa, yani cuma gününden önce üç günlük Hızır Orucu sığmıyorsa; bu durumda Hızır Orucu’nu erteliyerek ondan sonra gelen haftada tutmaya başlıyorlar.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi, Dersimliler bu hizmeti toplu olarak bir haftada yerine getirmiyorlar; yer yer, yöre yöre, aşiret aşiret ve ocak ocak değişmektedir. Ama herkes bu dört haftadan birisini benimseyip, o haftada Hızır Orucu’nu geçiriyor.

Hızır Ayı’ndaki bu dört haftanın adlarını burada sunuyoruz:



- Xızıro Veren (Hızır’ın ilk haftası)

- Xızıro Worteno Dıyen (Hızır’ın ikinci haftası)

- Xızıro Worteno Hirêen (Hızır’ın üçüncü haftası)

- Xızıro Pêyen (Hızır’ın dördüncü/ son haftası)



Öreğin, Balaban Deresi (Derê Balabanu) denen yerde Hızır Orucu’nu şöyle paylaşırlar, ama bu bir başka yarda değişebiliyor tabii:

- Hızır’ın ilk haftası; Demenliler,

- Hızır’ın ikinci haftası; Heyderular,

- Hızır’ın üçüncü haftası; Balabanlılar,

- Hızır’ın son haftası; Tercanlılar.

Burada, “Hızır Orucu’nun bir ayağı şubat ayına değmekte, şubattan birkaç gün almaktadır” diyorlar.



Taseniye köyü Pırdo Sur’a (Kırmızıköprü) taraftır. Her aşiretten bir hane bulunabilir. Bamasurların (Babamansur Ocağı) mekânıdır. Burada Hızır Orucu’nu şöyle paylaşırlar:

- Hızır’ın ilk haftası; Demenliler,

- Hızır’ın ikinci haftası; ?

- Hızır’ın üçüncü haftası; Taseniye halkı ve Balabanlılar,

- Hızır’ın son haftası; ırmağın öte yakası, Sansa’da bazıları bu haftayı seçmekteler.



Kızılbel (Qızılbêl) köyü bir Khurêsli (Khurêsli Ocağı) mekânı. Kırdım (Qırdım) yöresinde Fêm köyüne yakın bir yer. Burada Hızır Orucu’nu ikinci haftada tutmaktalar.



Çayırlı ve Erzincan’ın diğer bazı yörelerinde kimileri de Hızır Ay’ı geldiğinde ilk haftada bir, ikincide bir ve üçüncüde de bir olmak üzere toplam üç haftada üç gün oruç tutar ve son dördüncü haftanın cuma gününde de kurban kesip, niyaz pişirirler. Bava Dewrês Hızır Orucu’nu böyle tutanlardan.



Ovacık yöresinden tanıdığımız bazı dostlar bize “Biz Hızır Orucu’muzu üçüncü haftada tutmaktayız” diye belirttiler
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.10.14   #18
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


18

DERSIM’DE
NEDEN HIZIR ORUCU’NU BIRLIKTE TUTMUYORLAR DA,
HERKES KENDINE GÖRE
AYRI BIR HAFTADA TUTMAKTA?



Şimdi bazı okuyucularımız kendi kendilerine “Neden Hızır Orucu’nu birlikte değil de, herkes kendine göre ayrı bir haftada tutmakta?” diye sorabilirler.

Insan bu sorunun yanıtını şöyle verebilir:

Kimler Hızır’ı kendilerine hangi haftanın cuma gününde konuk etmişlerse, o haftada da oruçlarını tutmakta, kurbanlarını kesmekteler. Dersim ilinde de Hızır her eve, aşirete, ocağa, köye ve yere başka başka haftalarda konuk olmuştur. Bu nedenle de halkımız hep birlikte bir haftada Hızır Orucu’nu tutmamaktadır.

Bununla ilgili bir örnek verelim:



Kızılbelli (Qızılbêl) Khurêsliler neden Hızır Orucu’nu son haftada tutmaktan ikinci haftaya değiştiriyorlar?

Kızılbel (Qızılbêl) köylü ve kökenli Khurêsliler Hızır Orucu’nu devamlı son haftada tutarlarmış. Hızır (Xızıro Khal/ Aksakallı Hızır) bunların cedlerine verdiği ikrarı bu son haftada yerine getiriyormuş. Yani O, ikrarında durarak son haftanın cuma gününde Kızılbel’e (Qızılbêl) konuk oluyormuş. Onlar da Konuklarını (Hızır) ağırlamak için hazırlıklarını hep bu son haftada görüyorlarmış.

Kızılbel (Qızılbêl) halkı bunu kuşak kuşak sürdürerek getirip Dewrês Hesenê Deri’ye ulaştırırlar. Dewrês Hesenê Deri de bir Hızır Ayı’nda curasını eline alarak gözünde yaşlarla Hızır’ın eteğinden tutup,

- Gel tanrım!.. Gel be tanrım!..

diye yakarıp durmuş.

Ikinci haftanın cuma gününde Hızır (Xızıro Khal/ Aksakallı Hızır), Bozat’ı (Astorê Qıri) bugün halâ yıkıntıları olan evin önüne sürüp Dewrês Hesen’i muradına erdirmiş.

Bunun ardından Kızılbel’de (Qızılbêl), artık Hızır Orucu’nu son haftada tutmayıp ikinci haftaya değiştirirler. Hızır, Dewrês Hesen’den itibaren ikinci haftada konuk olmaya başlamış da ondan. Odur budur burada, bugüne dek Hızır Orucu’nu bu ikinci haftada tutmaktalar.



Ikinci bir örneği de Taseniyeli Bamasurlardan verelim:

Taseniyeli Bamasurlar Hızır Orucu’nu üçüncü haftada tutmaktalar. Hızır’ın bunlara verdiği ikrar bu haftada gerçekleşiyor. Bu nedenle hem Taseniyeli Bamasurlar ve hem de çevresindeki halk onlarla birlikte bu haftada Konuklarını ağırlamak için hazırlanırlar.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (25.10.14 Saat 00:41 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.10.14   #19
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


19

CUMA GECESI HIZIR’I GÖZLERLER!



Hızır Ay’ı yaklaşmaya başlayınca, Hızır’a kesmek için gönüllerinden geçen hayvanı ayırıp ya bir samanlığa korlar, ya da başka bir yerde yemesi için önüne bolca yem ve ot doldururlar ki, kurban vakti gelmeden tavlansın.

Oruç tutmaya başlamadan önce evleri temizler, çamaşırları yıkar, banyo yapar ve her tarafı süpürürler. Her yanı temizleyip işleri bitince, artık salı günü oruçlarını tutmaya başlıyorlar.

Üç gün oruç tutuyorlar. Perşebe akşamı oruçlarını açtıktan sonra, bu kez de Konukları (Hızır) için hazırlıklara girişiyorlar. Hızır Ayı’nda Konuk (Hızır) cuma gecesi geliyor ve bundan dolayı da bizde çok kutsal bir gecedir. Dersimlilerin “cuma gecesi” dedikleri bu gece, perşembeyi cumaya bağlıyan gecedir.

Cuma gecesi şu etkinliklerde bulunuyorlar:



- Önce bir ormana giderler. Balta ya da bıckıyla bir meşe ağacını kesip eve getirirler. Bunu evde baltayla budar ve kabuğunu soyarlar. Adına Hızır’ın Kütüğü (Qila Xızıri) derler. Ocağı hazırlar ve bu kütüğü tutuşturup öyle yatağa gidirler. Sabaha dek bu böyle yanıyor ki ocağın taşları iyicene ısınsın. Şafak vakti kalktıklarında ocak ısınıp hazır olacağından, hemen niyazlarını pişirebilirler.

- Akşam yaktıkları kütüğün ateşine de Hızır’ın Közü (Tıramiya Xızıri) demekteler. Bir avuç unu getirip bu közün üstüne serpiştirirler.

- Edik pişirir ve bunu götürüp hayvanların ağılına saçarlar. Derler ki “Malımız, davarımız artsın!”

- Evin içine su serpiştirip, “Ailemiz çoğalsın!” derler.

- Genç kızlar ve delikanlılar bu gece ateş üstünde sacda kavrulmuş dövülmüş buğdayı yavan yerler. Yani bu gece hiç su içmemeye çalışırlar ki, uyurken rüyalarında kimin elinden su içecekler. Rüyada biri kendilerine su ikram ederse, bunu onunla evleneceklerine dair bir işaret olarak görür ve inanırlar. 82

Cuma gecesi şu etkinliklerle de Hızır’ı gözlerler:



- Akşam bir miktar unu bir güzel elerler. Bununla sabah Hızır Niyazı’nı pişirecekler. Eleği kaldırıp eledikleri unu bir sini veya küçük bir sofrada yayarlar. Üzerinden oklavayla geçerek düzeltirler. Bundan sonra kimse eliyle una dokunmaz. Unun etrafına mumlar dikerek yakarlar. Kaç mum olduğuna bakmazlar, on da olabilir, yirmi de olabilir. Etrafında mumlar yanan bu unu kimi evin orta yerine, kimisi de “teberık” adıyla bilinen, kutsal yer ve yatırlardan getirilen özdeklerin bir torbacıkta asılı olduğu duvar ya da sütunun önüne götürüp indirirler. Sabaha dek mumlar burada yanar. Sebebini şöyle açıklıyorlar: “Şayet Hızır bize konuk olursa ya elini bu una basar, ya da Bozat’ın (Qır/ Boz) ayağını!”

- Sacı ateşe koyup içine dövülmüş buğdayı döküyor ve bunu karıştırarak iyicene kavuruyorlar. Adı, “Bızereki” olarak bilinir. Bunları da yine geniş ve düz bir kaba koyup üstünden geçerek düzeltirler. Götürüp bir yüklüğün altına indiriyorlar. Bunun için de yine aynı açıklamada bulunurlar: “Hızır geldiğinde ya avcunu, ya da Bozat’ın ayağını buraya basar!”

- Bazıları da kavurdukları bu döğülmüş buğdayı bir eldeğirmeniyle öğütürler. Buna da “Qawute” (kavut) denmektedir. Diğerlerinde olduğu gibi kavutu da düzeltiyor, etrafında mumlar yakarak kutsal özdeklerin önünde indiriyorlar. Hızır’ın avuç, ya da Bozat’ın ayak izini burda da göreceklerini umuyorlar.

- Kavutun çok hoş bir kokusu var. Bu nedenle de “Kavutun kokusunu hem ölüler, hem melekler alır!” diyenlerin yanında, bazıları da “Hızır kavutun kokusunu alarak çıkıp bize gelir!” demekteler.

Ama şunu da belirtelim ki, yer yer bava’lar evlerinde kavut pişirtmezler, onunla Hızır’ı gözlemezler, “Günühtır!” derler. Neden günah olduğunu henüz çözemedik.

- Bazıları da bacadan aldıkları kurumu götürüp yollara, evin etrafına saçarlar, “Hızır gelirse Bozat’ın ayak izleri burada çıkar!” diye açıklarlar.

Dersimlilerin gözleri o gece yolları gözlemekten yorulur. Gönüllerinde Konuklarının (Hızır) aşkı, gözleri yaşlı dua ve dileklerle Hak’ka yakararak sabahlarlar.

Örneğin Bava Sayder okuduğu bir ilahide şu dizelerle Hızır’a yakarıyor:



“Hele şu curanın sedasına şelpesine

Benziyor bugün Hızır’ın sesine!

Hızır! sen cömert birisin!

Bizi mekânında hatırlamalısın!”

Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24.10.14   #20
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bozatlı HIZIR...


20

CUMA GÜNÜ NIYAZ PIŞIRIR,
KURBANLAR ADARLAR!


Cuma günü olunca, şafak vakti daha gün doğmadan uyanırlar. Hızır’ı gözlerken un hazırlayanlar una, kavut hazırlayanlar kavuta, dövülmüş buğday kavurup bekletenler ona, kurum saçanlar da gidip ona bakarak bunlarda Hızır ve Bozat’ın izlerini ararlar. Eğer bunlarda Hızır’ın el izi veya Bozat’ın ayak izine rastlarlarsa mutluluktan kanatlanırlar. Kapı komşu arasında sesler yükselir, kurbanlar artar. Gönlünden bir kurban geçiren iki, koç geçiren boğa keser.

Yok şayet bir el ya da at ayağı izine rastlamazlarsa, bu durumda her şey tasarladıkları şekliyle yürür, hangi hayvanı niyet etmişlerse onu keserler. Akşam eleyip etrafını mumlarla donattıkları unla Hızır Niyazı’nı pişirirler. Kavutu da şeker ve bal katarak yerler.

Niyaz pişer ve kurban işi biterse götürüp kapı komşunun lokmasını dağıtırlar.

Bekar genç kız ve delikanlılar, pişirilen Hızır Niyazı’ndan bir parça götürüp evlerinin saçaklarına korlar. Kargalar bunu kapıp hangi eve doğru uçarlarsa, “Kaderi oradan açılacak, oradan evlenecek!” diye inanırlar.

Kurbanı kestiklerinde bir ellerini kurban kanına batırır, sonra da evin dış yüzünde kapı ya da duvara avuçlarını açarak basarlar. Nedenini şöyle açıklıyorlar: “Dünyada tufan ya da bir başka felaket olursa, Hızır hangi evin kapı ya da duvarında kurban kanından bu el resmini görürse, ilk önce onların darına yetişiyor!”

Bazıları kutsal yer ve yatırları ziyaret ederk kurbanlarını orada yaparlar. Taseniye köyünde kurbanları Ana Yemise’nin evinde yapar ve burada akşam da cem bağlar Hak’ka yakarırlar.

Dersim’de Hızır Orucu böyle kutlanır, böyle geçer.



Çeviren: M. COMERD



http://zazaki.de/zazakide/itiqad/mcomerd-hizir.htm
-----------------------------------------------------------------------------------------
HIZIR YARDIMCIMIZ OLSUN
Herkese sağlık hastalara şifa versin,
Yoksula güçsüze yoldaş olsun,
BARIŞA ve KARDEŞLİĞE vesile olsun.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (25.10.14 Saat 00:09 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hizir orucu acma saatleri Keno Hızır Orucu 6 06.02.11 22:52
Bozatlı hızır Alevi Alevi Hikayeleri 0 18.04.10 18:50
Ya Hizir Semahi izle Alevi Semah Ve Cem İcerikli Videolar 0 15.04.10 14:48
Hizir Ceminden goruntuler Alevi Alevi Resimleri 1 21.01.10 17:57




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2