Sponsor Reklamlar


HIZIR Paşadan İZZETTİN DOĞANA ASİMİLASYON !!!

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Forumunda Bulunan  HIZIR Paşadan İZZETTİN DOĞANA ASİMİLASYON !!! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç40Beğeni

 
Seçenekler
Alt 01.11.14   #211
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-Yezit ve Hızırpaşa-İZZETTİN DOĞAN.!!!


Sayısız Alevi açılımlarına bir yenisi ekleniyor


Kırmızı Haber | 31 Ekim 2014 | Alt Manşet, Kırmızı Haber, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Üst Haberler

“Bu çabalar tepkilerin sonucudur”





Başbakan Davutoğlunun Muharrem ayı içerisinde kamuoyuna duyuracağı bildirilen yeni alevi açılımı kurumlarda heyecan yaratmıyor.
Başbakan Davutoğlunun Kurmaylarıyla yaptığı 3 saatlik toplantıdan sonra karara vardığı anlaşılan açılımda Cemevlerinin ibadethane sayılması, dedelere maaş verilmesi, cemevlerinin ihtiyaçlarının devletçe karşılanması ve bir üniversitede Alevi kürsüsünün kurulması var.
Hükümetin aldığı bu kararları önümüzdeki günlerde Alevi temsilcilerle görüşeceği öğrenilirken, kurumlar açılıma temkinli yaklaşıyor.
Alevi Kültür Derneği Genel Başkanı Doğan Demir konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AKP’nin açılım yapacak kapasitesinin olmadığını ve bu çabaların alevi toplumunun sürekli eylemlerinin bir sonucu olduğunu söyledi.
Demir:” Bu çabalar, Devletin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları sonucunda zor duruma düşmesini engellemek içindir. Ancak Alevilerin sorunlarında odaklaşmadıkça bir sonuç getirmiyecektir” dedi.
Yeşilkent Pir Sultan Derneği kurucularından Sezgin Kartal ise “İktidar Alevi sorunlarının çevresinde oyalanıyor.Dedelere verilecek olan maaşlarla ya da sadece bir üniversitede alevi kürsüsü kurmakla alevi sorunlarını çözemez. Aleviler bütün inançlar gibi karşılanmadıkça ve iktidarın bilinçaltı alevilere karşı olan önyargılar temizlenmedikçe sorunun çözülmesi palyatiftir.
Alevi.net
--------------------------------------------------
KESİNLİKLE BU AÇILIMIN MUHATTAPLARI,
CEM VAKFININ İZZETTİN DOĞANI,
EHLİBEYT VAKFI BAŞKANI FERMANİ ALTUN,
VE MUAVİYE DİKTATÖRLÜĞÜNÜN,
KURDURDUĞU ÇAKMA ALEVİ DERNEKLEERİ,
MUHATAP ALINACAKTIR,
MUAVİYE VE YEZİT İKTİDARINCA.
ALEVİ DEDELERİNE MAAŞ DEGİL,
CEM EVLERİNİN İBADET HANE OLARAK,
KABUL EDİLMESİNİ İSTİYORUZ.
MAAŞLI DEDE CAMİ HOCASI GİBİ,
İKTİDARIN BORAZANLIĞINI YAPAR,
ALEVİ DÖNEKLİKLERİNİ VE ÇAKMA ALEVİ DERNEKLERİYLE
ALEVİ TOPLUMUNU ASİMİLASYONA UĞRAŞDIR BU,

ANGAJE ETMEYE ÇALIŞMAKTIR,
ALEVİLERİN KABESİ İNSANDIR,
YEZİT İKTİDARINA YALAMALIK VE YALAKALIK DEGİLDİR!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (01.11.14 Saat 18:17 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 05.11.14   #212
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-Yezit ve Hızırpaşa-İZZETTİN DOĞAN.!!!


Cemevi caminin alternatifidir!





Necdet Sara� | 05 Kasım 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Üst Haberler, Yazarlar

Birçok kişinin söylediğinin tersine aslında her inanç bir diğerinin alternatifidir. Eğer bir inanç bir diğer inancın alternatifi değilse asla var olma şansı bulamaz. Yaşayamaz!




Necdet Saraç / Bugün sona erecek olan Muharrem orucu nedeniyle AKP kurmaylarının “Alevi aşkı” son günlerde bir kez daha depreşti. “AK Saray”da adı bu yıl “muharrem aşı” olsa da basında ve konuşmalarda “iftar” kavramı yine öndeydi… Camilerde, bazı otellerde “Kerbela” ve “Hüseyin” gibi kavramlar, Diyanetin Sünnileşmiş bir Alevilik yaratmak için hazırladığı Alevi-Bektaşi klasiklerinden “Besmele Tefsiri” ve Ahmet Özhan’ın sesinden “Kerbela” albümü armağanlarıyla iç içe geçti… Bir türlü açılamasa da bir kez daha “yeni bir açılımdan” bahsedilmeye başlandı… Bütün bu gelişmeler içinde şaşmayan hedef bu yıl da aynıydı: Ne yapıp edip, Alevileri devletin arka bahçesine çekmek! Sünnilik içinde “ehlileştirmek”!
ALEVİLERE DON BİÇEN BİÇENE…

İşin doğrusu bazen güzel laflar da ediyorlar. “Kerbeladan ibret alalım” gibi bazıları kulağa çok da hoş geliyor. Ama lafı dolaştırıp duruyorlar, bir türlü asıl meseleye gelmiyorlar! Oysa ellerini tutan yok. Engel de… Üstelik mecliste grubu olan diğer partiler de “değişiklik için desteğe hazırız” diyorlar.
Baksanıza, “elbette ne Yavuz’u unutur, ne de İsmail’e yüz çeviririz” diyen Bahçeli ile MHP bile topa girdi. “Cem de bizimdir, semah da bizimdir. Camii de bizim, Cemevi de bizimdir” diyen Bahçeli, “bu konuda hariçten gazel okumaya gerek yoktur” dese de hemen arkasından kafasındaki Alevi profilini çizmeyi de ihmal etmedi: “Alevi kardeşlerimiz, Alevi İslam inancı dairesinde sadece inançlarının, kültürel miras ve geleneklerinin doğrultusunda yaşamak istemektedir.”
“Torba yasa” yapıp istedikleri yasayı anında geçirenler konu Alevilik olunca, Cemevi olunca oyalanıp durmayı tercih ediyorlar! Bu oyalanmayı da kendi yalanlarıyla beslemeyi ihmal etmiyorlar… Bu yalan, bazen “Alisiz Alevilik” oluyor, bazen de ”Alevilerin kendi aralarında anlaşamamaları” oluyor… Bazen de başka bir şey… Nasıl olsa ortada bir “açılım” lafı dolaşıp durmaya devam ediyor…
CEMEVİ CAMİYLE AYNI AYARDA DEĞİL!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan Davutoğlu’nun, Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in bu kadar laf kalabalığı yapmalarının ancak arkasından sorunu çözmeye yanaşmamalarının asıl nedeni laik ve demokrat olmamalarından, eşitliği reddetmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu yaklaşımların pratikte kilitlendiği ana başlık ise, Cemevi’ni bir ibadethane olarak görmemektir! Cemevi’ni, cami, mescit gibi “o ayarda” bir inanç merkezi olarak saymamaktır. Aleviler, ‘cemevi ibadethanemizdir’ dedikçe, bunların da sürekli olarak ‘cemevi caminin alternatifi değildir’ diye döne dolaşa anlatmaları boşuna değildir…
Cemevi’ne bir türlü ibadethane diyemeyen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in, “Cemevini bir Mevlevihane gibi, Bektaşi dergâhları gibi birer niyaz evi, içinde Allah’ın zikredildiği mekânlar olarak biliyorum. Cemevlerini caminin karşısında camiye alternatif farklı bir dinin mabedi gibi görmek mümkün değildir” demesi boşuna değildir!
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın, “Türkiye’de kimileri cemeviyle camiyi birbirinin karşısına dikmeye çalışıyor; bu fevkalade yanlıştır; cemevi caminin alternatifi değildir, cami de cemevinin alternatifi değildir” demesi de…
Şimdi dönüp gerçeğe bakalım!
YALANLARIN BAŞI SONU YOK!
Devlet erkanının döne dolaşa dile getirdiği “Cemevi caminin alternatifi değildir” söylemi büyük bir demogojidir! Tıpkı “bin yıllık kardeşlik” gibi… “Etle tırnak gibiyiz” söylemi gibi…
Davutoğlu’nun, Afyon’da “Aleviler, Sünni kardeşlerimiz gibi bu toprakların asli vatandaşlarısınız. Size kimse ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapamaz. Kim aramıza fitne sokmak isterse omuz omuza durmalıyız. Ortak tarih bilincini harekete geçirmeliyiz” demesi gibi…
Ya da Erdoğan’ın “bu ülkede nefes alıp veren hem Alevi, hem Sünni kardeşlerime tam bir samimiyetle sesleniyorum: Acılarımız ortak, kıblemiz ortak, kitabımız ortak, Ehl-i Beyt’imiz ortak” demesi gibi…
Bunların hepsi koca birer yalan: Bin yıllık kardeşlik; Acıların ortak oluşu; Kıblemizin ortak oluşu; Alevilerin asli vatandaş olması… Hele hele “ortak tarih bilinci” söylemi tam bir felaket. Neresinden tutsan elinde kalır…
Bırakın uzak geçmişi: Kerbela’yı, Nesimi’yi, Bedreddin’i, Şah İsmail’i, Kalender Çelebi’yi, Pir Sultan’ı, Vaka-i Hayriye’yi… Yakın geçmişe daha düne, önceki güne dönüp baksak tablo belli: Maraş’a gidip, 1978 katliamını lanetleyeceğine “ben Sünni’yim Kılıçdaroğlu Alevi” diyen ve meydanlarda Alevileri yuhalatan sanki onlar değil! Cemevlerine “ucube” diyenler de…Üçüncü “Yavuz Sultan Selim” adını veren de… Sivas katliamı sanıklarını savunan avukatları, milletvekili, bakan, müdür yapan da… Gezi’yi bir “Alevi ayaklanması” olarak gösteren, Berkin Elvan’ı da her fırsatta “terörist” olarak gösteren de… Alevi çocuklarına Sünniliğin öğretildiği zorunlu din dersini reva gören de… Sonra da gelsin, eşitlik, kardeşlik ve ortak tarih yalanları!

HER İNANÇ DİĞERİNİN ALTERNATİFİDİR!
Demogoji ve yalan giderek ezbere, ezber de zamanla genel kabul gören, itiraz edilemeyen, kanıksanan bir durum yaratır! Bir süre sonra söylenenlere sen de inanmaya başlarsın! Yalan birden gerçekmiş gibi olur. Yapılmak istenen tam da budur! “Cemevi caminin alternatifi değildir” söylemi tam da böyle bir söylemdir.
Birçok kişinin söylediğinin tersine aslında her inanç bir diğerinin alternatifidir. Eğer bir inanç bir diğer inancın alternatifi değilse asla var olma şansı bulamaz. Yaşayamaz! Kaldı ki; Eğer bir inanç bir diğer inancın alternatifi değilse, bu kadar din ve inanç neden var?
İnançlar birbirinin alternatifi olunca, onlara ait ibadethaneler de fiili olarak birbirinin alternatifi olur. Bu anlamıyla örneğin Cemevi caminin alternatifidir. Kilise’nin de Havra’nın da… Karşı taraftan baktığımızda da aynı gerçeklik geçerlidir! Yani Cami, Cemevi’nin de, Kilise’nin de alternatifidir! Yoksa niye “en son dinin mabedi” olsun…
Bırakın farklı dinlerin ve inançların birbirinin alternatifi olmasını, dini veya inanç topluluklarının kendi içlerindeki tarikatlar bile fiili olarak birbirinin alternatifidir. Bundan dolayı, örneğin Almanya’da “İslam’ın ortak mabedi olan cami” her İslami tarikatın ve siyasi eğilimin “kendine özgü camisi”ne döner! Süleymancıların, Nurcuların, Kaplancıların camileri birbirinden farklıdır. Diyanetin camileri de… Biri ötekine gidip namaz bile kılmaz! İtirazı olan varsa, lütfen dönsün ve Almanya’daki bir tanıdığına sorsun! Bu gerçek Hristiyanlıkta ayrı ayrı Kilisleri olan Ortodokslar, Protestanlar, ve Katolikler için de geçerlidir…
ÖTEKİ BANA BENZESİN!
Türkiye’de “Allah’ın bildiğini kuldan saklama” alışkanlığı bir toplumsal geleneğe dönüştüğü için hep gerçeklerden kaçılır. Herkes birbirine gerçek hayatla hiçbir alakası olmayan hoşgörü edebiyatı yapıp durur! Örneğin, Türkiye her fırsatta diyaloğun ve hoşgörünün merkezi yapılır. Ancak gerçek hiç de böyle değildir. Sokakta yaşanan çok renklilik, sıra bu renkliliğin karar mekanizmalarında temsiline geldiğinde İslamın yeşiline dönüşerek tekleşir. Aleviler, Hıristiyanlar, Yahudiler ve diğerleri “marketing” için yalnızca birer “çeşni” olurlar… Çünkü siyasal sistem “tek bir inanç” üzerine şekillenmiştir ve bu tek inancın adı Sünniliktir. Sünnilik ise ısrarla ve bilinçli olarak büyük bir İslam şemsiyesi olarak pazarlanır ve diğer bütün farklı yorumlar ve yollar da bu şemsiyenin bir parçası olarak sunulur. Türkiye Cumhuriyeti böyle bir Cumhuriyettir. Bu nedenle Türkiye “yüzde 99’u Müslüman” bir ülke olarak tarif edilir. Başta Aleviler olmak üzere kimsenin bu “yüzde 99”luk büyük daireden çıkmasına izin verilmez! Gerçekler gizlenir. Eşitlik her fırsatta reddedilir. Her şey, ötekinin kendisine benzemesi üzerine kurgulanır. Asla kimsenin kendisi olması istenmez! “Ev sahibi ve misafir ilişkisi” bu yüzden ısrarla korunmak istenir! Bir asli olanlar vardır, bir de olmayanlar!
Hoşgörü sosuna batırılarak “gerçek ve eşit” diye sunulan her şeyde çoğunluğun görüşünü veya çoğunluğun inancını kabullenme zorunlu bir ön kabule dönüşür. Sistemin kimyasını bozmak istemezler. Bilirler ki; Cemevi bir ibadethane olarak kabul edildiğinde sistemin DNA’sı da değişir. Bilirler ki; inançlar arasında eşitlik olunca, karar mekanizmalarında da, devletin ve kamunun her türlü olanağının paylaşımında da Alevi Sünni eşitliği olur, bu yüzden ısrarla bundan uzak durulur. Bu yüzden Cemevine ibadethane dememek için kırk dereden su getirirler. Çünkü çoğunluk için aslolan her zaman azınlığın asimile olarak kendine benzemesidir.
HERKES KENDİSİ OLMALI!
Kardeşlik de, barış da bir niyet sorunu değil, bir sistem sorunudur! Bu sistemin sihirli kelimesi de eşitliktir! Yasalar önünde ve günlük hayatta eşit olmadan, söylenen her şey yalandır! Siyasal İslam’dan bu ülke de demokrasi ve özgürlük isteyen hiç kimseye yarar gelmez. Alevilere ise hiç ama hiç gelmez!
Aleviler kendilerini kandırmaktan da ihsan beklemekten de artık vazgeçmelidir. Eşitlik ve eşit ilişkiler, asla mağduru oynamakla, zavallı görünerek, camiyle yan yana gözükmeye çalışarak ve bolca hoşgörü lafı ederek asla sağlanmaz! Devlet erkanına şirin gözükmek için “Mihman Ali’dir” sözünün arkasına saklanarak da hiçbir sorun çözülemez…
Eşitlik, dini devletin kurumsal kimliği dışına itmeden, devletin asli işini “dünyevi işler” yapmadan, laikliği uygulamadan sağlamak mümkün değildir!
Alevi kurumları ve dedeleri “Saray’ın ilk konukları Aleviler oldu” zavallılığını da “Mihman Ali” demogojisini de reddetmeli, öncelikle kendileri olmalıdır! Kendisi olabilen Aleviler, Cumhurbaşkanıyla, Başbakanla, ilgili bakanlarla Alevilerin talepleri için yan yana gelmeleri, “müzakere” yapmaları daha kolay olur, elleri güçlenir!
5 Kasım 2014, İstanbul
Necdet Saraç

TAM İZZETTİN EKOLÜ
DEVLETİN İZZETTİNE
VERDİĞİ GÖREV TAMAMLANMIŞA BENZİYOR,
BAHÇELİ BİLE HEM FİKİR,
HAKİKATTEN,
DERSİMDEN,
KIRIKHANDANDAN,
MALATYADAN,
MARAŞDAN,
SİVASDAN,
GAZİDEN GÜNÜMÜZE ALEVİLERİ,
HER HALDE UZAYLILAR KATLETTİ!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (07.11.14 Saat 22:42 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.11.14   #213
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-Yezit ve Hızırpaşa-İZZETTİN DOĞAN.!!!


Aleviler sınırda aşure dağıttı: Lokmamızı kardeşlerimizle paylaşıyoruz


9 Kasım
15:302014

Yazdır

��Resimler ile Kaydet��Kaydet



URFA (DİHA) - Xızır Lokması Alevi Dayanışması'nda yer alan 13 Alevi derneği, Kobanê ile dayanışmak için geldikleri Suruç'ta direniş nöbeti tutan yurttaşlar ile çadır kentlerde yaşayan Kobanêliler için aşure yaparak dağıttı. "Yezit askerleri ile IŞİD çeteleri aynıdır" diyen Sinemilli Ocağı Dedesi Ali Soysüren, "Aşure birlikteliğin ve dayanışmanın lokmasıdır. Aşure bir olmak, iri olmak ve diri olmaktır.Aşure lokmamızı kardeşlerimiz ile paylaşıyoruz" dedi.

Kobanê ile dayanışmak amacıyla Xızır Lokması Alevi Dayanışması içerisinde yer alan 13 Alevi derneği, kitlesel direniş nöbetlerinin tutulduğu Mehser köyünde aşure yaparak dağıttı. Aşure dağıtımı öncesi yapılan açıklamaya, HDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan, HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk ve nöbet direnişindeki yurttaşlar ile sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Açıklamanın yapıldığı yere Hz. Ali'nin posteri ile üzerinde "Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır" ve "Kerbela yasın değil, aşkla direnmenin manasıdır. Mana bugün zamanın Yezid anlayışı IŞİD'e karşı durmak, cümle can ile Hüseyin duruşu sergilemektir" yazılı pankartlar asıldı.

'Yezit askerleri ile IŞİD çeteleri aynıdır'

Alevi dernekleri adına açıklamayı yapan Sinemilli Ocağı Dedesi Ali Soysüren, "Her gün Kerbela, her gün aşure şiarıyla dara düşene yardım etmek Xızır olmaktır" dedi ve ekledi: "Hınzır paşaların zulmüne karşı Xızır olmak için buradayız." IŞİD'inYezid'in günümüzdeki devamı olduğunu söyleyen Soysüren, çetelerin yaptıkları vicdansızlığı unutup nefse köle olanların ne kadar zalim olabileceklerini gösterdiğini kaydetti. "Kerbela çölünde Hüseyin yarenlerini kuşatan Yezid askerleri ile Şengal Dağı'nda Êzidî halkını kuşatan IŞİD çeteleri aynıdır" diyen Soysüren, şöyle devam etti: "Zaman değişmiş mekan değişmiş ancak zihniyet değişmemiştir. Şii Türkmen kardeşlerimizi katleden, kadınlara tecavüz eden, genç kızlara köle diyen IŞİD ile Zeynep anaya eziyet edenler Yezitlerin birbirinden farkı yok. Lazkiye'de Maanda çocukları katledenler Kerbela'dan Ali Aşkar'ı şehit edenlerdir. İnsanların başlarını kesenler imam Hüseyin başını kesen Şimirlendendir. Kobanê'de ve Rojava'da katliam girişiminde bulunan IŞİD Kerbela'da Hüseyin ve 72 yarenini şehit eden Yezitlerin günümüzde takipçisidir."

'RojavaDevrimi'ni selamlıyoruz'

Kobanê'dekiIŞİD'in saldırılarını asıl hedefinin Rojava'dahayata geçirilen HZ. Muhammed Mustafa'nın Medine kardeşlik ve rıza şehri anlaşmasının pratikteki yansımalarını yok etmek olduğunu söyleyen Soysüren, "Zira bu insani ve toplumsal kazanımlar, IŞİD çetelerini yaratan AKP ve zihniyet kardeşlerinin asıl korkusudur. Yarin yanağından gayrı her şeyi paylaşmak gerek diyen biz Aleviler, Rojava devrimini saygıyla selamlıyoruz. IŞİD çetelerinin Kürtler Êzidîler, Türkmenler ve Araplar üzerinde yaptığı kıyımlar bu terörist çeteleri yaratan AKP ve zihniyet kardeşlerinin Türkiye'deki Alevilere yapmak istedikleridir. Bu tehlike ne yazık ki hiçte uzakta değil" diye belirtti.

'Aşure lokmamızı kardeşlerimiz ile paylaşıyoruz'

Kerbela direnişi neyse Rojava direnişinin de aynı olduğunu ve Dersim Katliamı da neyse Şengal'inde o olduğunu dile getiren Soysüren, şöyle konuştu: "Aleviler olarak haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır ve haksızlığa göz yumanlar haklarıyla birlikte onurlarını da kaybederler. Biz Aşure lokmamıza yurtlarından uzaklaşmak zorunda kalan kardeşlerimiz ile cümle ve canla paylaşıyoruz. Çünkü Alevilik paylaşmaktır. Aşure birlikteliğin ve dayanışmanın lokmasıdır. Aşure bir olmak, iri olmak ve diri olmaktır. Mağaradan çıkıp şehirler yaratan insanların bilinciyle bireysellikten toplumsallığa geçen insanlığın kazanımlarıyla lokmalarımızı paylaşıyoruz."

Yapılan açıklamanın ardından hazırlanan bin kişilik aşure yurttaşlara dağıtıldı. Öte yandan yine Alevi dernekleri tarafından yapılan 9 bin aşure de DAİŞ çetelerinin saldırıları sonucu Suruç'a gelerek çadır kentlere yerleşen Kobanêlilere dağıtıldı.

(ekip/rp/eb)
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.11.14   #214
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-Yezit ve Hızırpaşa-İZZETTİN DOĞAN.!!!


ANASAYFA / POLİTİKA


‘AKP, Aleviler üzerinden
cumhuriyetle hesaplaşmak istiyor’




  • Eklenme Tarihi: 10 Kasım 2014 05:10
AKP hükümetinin yeni bir Alevi açılımı hazırlığı içinde olduğu yönünde haberler sıklaşmış, beklentiler yükseltilmişti. Sözü edilen paket önceki gün Davutoğlu tarafından Hacıbektaş’ta açıklandı. Ancak açılım diye çıka çıka, Hacıbektaş ve Mevlana müzelerine ücretsiz giriş ve Madımak Oteli’nin müze yapılabileceği “müjdesi” çıktı. Davutoğlu’nun uzun konuşmasının şifrelerini, yanı sıra tekke ve zaviyeler yasasının kaldırılması gibi girişimleri Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez’le konuştuk. Başbakan’a “Aleviliği Alevilere tarif etmek de kimsenin haddi değildir” diye seslenen Geçmez, AKP’nin Aleviler üzerinden cumhuriyetle hesaplaşmak istediğini söylüyor.
Serpil İlgün
Davutoğlu önceki gün beklenen konuşmasını yaptı ancak açılım beklentisi, Hacıbektaş ve Mevlana müzelerine girişlerde ücret alınmayacağı ve Madımak’ın müzeye dönüştürülebileceği ile sınırlı kaldı. Ne diyeceksiniz?
Öncelikle, herhangi bir hayal kırıklığı yaşamadığımı belirtmek istiyorum. Aşureyi uluslararası bir törene çevirenlerin, Alevilik gibi bir dertlerinin olmadığı Sayın Başbakanın konuşmasında çok net anlaşıldı. Başbakan Alevilerin sorunlarını çözeceğine, Alevilere Alevilik tarifi yaptı. Bizim de itiraz ettiğimiz nokta tam burası. Alevilere Aleviliği öğretmek kimsenin haddi değildir. Konuşmadan bir şey çıkmadı; çıkmadığı gibi kısmi olarak Alevilere hakaret etti.

Nasıl?
Alevilik için “Sünniliğin dışındaki marjinal inanışlardır” dedi. Ne demek marjinal inanış? Bunu kamuoyuna açıklamak zorunda. Sayın Başbakanın konuşmasının tamamı yanlış, eksik. Bir din alimi olarak konuşuyorsa, saygı gösteririm. Ama Sayın Başbakan bir siyasetçidir ve bu ülkenin Başbakanıdır. Başbakan inanç tarif etmekten kesinlikle kaçınmalıdır. Türkiye’deki gelmiş geçmiş siyasetçilerin tamamının dili böyledir; “Siz bilmezsiniz, biz devletiz, sizin inancınızı sizden iyi biliriz, gerekirse size öğretiriz.” Konuşmanın içeriği buydu. Süreç, haklar üzerinden değil, din kardeşliği üzerinden götürülmeye çalışılıyor.

Başbakan, “din derslerinde bir mezhep kötüleniyorsa, eksikleri varsa düzeltelim” dedi. Oysa Aleviler bunu zaten söylüyor ve zorunlu din derslerinin kaldırılmasını talep ediyor. Bu talep de anlaşılmamış görünüyor…
“Yanlışsa düzeltelim” diyorsa, buyurun düzeltsin. Başbakan zorunlu din dersleriyle ilgili adeta takla attı. Kendisine raporlar verdik, öneriler sunduk. Bu önerilerin hiçbiri hayata geçirilmedi. 12 yıldır iktidar olmalarına, üstelik anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip olmalarına rağmen, halen Türkiye’de Alevilerin sorunları konuşuluyor.

Başbakanın konuşmasının neredeyse tamamında Mevlana ve Hacı Bektaş Veli karşılaştırması yapmasının nasıl bir anlamı var?
Mevlana, Hacıbektaş, Pir Sultan, Yunus Emre ve daha nice ardılı önderler, bu toprakların arif, bilge insanlarıdır. Böyle bir karşılaştırma yaparak Alevilerin sorunlarını çözeceklerini sanıyorlarsa bu yanlış. Alevilere bir de tarif yaptı Başbakan: “Alisiz Alevilik”, “Ehlibeyti sevmeyen Aleviler”, “Hüseyin’i sevmeyen Aleviler…” Sayın Başbakan, Ali’yi de, Hüseyin’i de sizden öğrenecek değiliz! Mevlana’yı, Hacı Bektaş’ı sizden öğrenecek değiliz! Alevilerin sorunu Mevlana’yı bilip bilmemek değildir. Alevilerin sorunu Anayasadan kaynaklanan haksızlıktır. Eşit yurttaşlık kavramının bir türlü Anayasaya yerleşmemesidir. Yürütmenin başındaki kişinin ısrarla bu topraklarda yaşayan diğer inançlardan kişileri karşılaştırarak sorunları çözebileceğini sanıyorsa, bu çok vahim.

Bu konuşmadan sonra, Alevi toplumunun AKP’den çözüm beklentisi sürer mi?
Şunu belirtmek lazım; ısrarla Alevilerin diyaloğa kapandığı söyleniyor. Bu haksız bir söz. Aleviler diyaloğa açık bir toplumdur. Ama bu dil, diyalog dili değildir. Bu dil makası biraz daha açmaya, sorunların çözümünü biraz daha ertelemeye hizmet eder. Alevileri siyasete alet etmek, seçim sürecine giden Türkiye’nin sorunlarını biraz daha sac üstünde sürekli oynatıp durma anlamına gelir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ak Saray’da iktidara yakın bazı Alevi kurum temsilcilerine verdiği iftar davetinde “Acılarımız ortak, kıblemiz ortak, kitabımız ortak, Ehl-i Beyt’imiz ortak. Birtakım devletlerin birtakım istihbarat örgütlerinin, üzerimizden oyun kurmalarına gelin artık müsaade etmeyelim. Gelin, Kerbela’dan ibret alıp kucaklaşalım, kardeşliğimizi büyütelim” dedi. Kardeşliği kim bozuyor, ‘dış güçler’ mi?
Bir kere, kardeşliği din kardeşliği üzerinden algılayan bir hükümetle karşı karşıyayız. Sürekli bir dış güçlerdir gidiyor. İnsana sormazlar mı, kardeşim siz 12 yıldır iktidardasınız. Bu dış güçler kim, bunları açıklayın! Bu dış güçler mi, AKP’li siyasetçilere mitinglerde Alevilere hakaret ettiriyor? Yani “Çorum’un kahramanı Ebu Suud’dur” diye dış güçler mi söyletiyor Başbakan’a? Eğer öyleyse Sayın Başbakan ve Cumhurbaşkanı dış güçlere teslim olmuş demektir.

TEKKE VE ZAVİYELERDEN ÖNCE ANAYASA SORUNU GELİR

Hükümetin Alevilerin taleplerini karşılamak bir yana 3. köprüye Yavuz Selim isminin verilmesi gibi incitici uygulamalarına karşı Alevi örgütlerinin bir eylem planı var mı?
Aralık ayında Büyük Alevi Kurultayı düşünüyoruz. Geçtiğimiz yıl Ankara’da yaptığımız kurultayı bu yıl İstanbul’da toplayacağız ve hükümete “elinizi inancımızdan çekin” diyeceğiz. Burada tabi Alevi örgütleri tabanıyla iyi buluşmak zorunda. “Alevi dedelerine maaş” dediğiniz andan itibaren Aleviliği bitirmiş olursunuz. Dergâhların Alevilere verilmesiyle ilgili olarak bir tekke ve zaviye yasasından bahsediyorlar mesela. İçeriği nedir tam bilmiyoruz. Benim gördüğüm kadarıyla hükümet cumhuriyetle hesaplaşmak istiyor ve bunu Aleviler üzerinden yapmak istiyor. Bu hükümet cumhuriyetle hesaplaşmak istiyorsa samimi olmak zorunda. Bunu Aleviler üzerinden gerçekleştirmesine müsaade edemeyiz. Alevilerin dergâhları Alevilere teslim edilmeli. Ama tekke ve zaviyeler yasasından önce Türkiye’de bir anayasa sorunu var; önce onu halletmesi lazım. İkincisi, bu takke ve zaviyelerin kime ait olduğuna ilişkin geçmişe dönük bir araştırma yapması lazım.

Bunu neden söylüyorsunuz?
Çünkü Alevilere ait bir sürü tekke ve zaviye başkalarının elinde. Bunu araştırıp, ondan sonra anayasada eşitlik ilkesi getirirse, buna itirazımız olmaz. Ama kuru kuruya sadece diğer grupların gönlünü hoş tutmak için “bakın ben cumhuriyetle hesaplaşıyorum, tekke ve zaviyeler yasasını kaldırıyorum, ey Aleviler daha ne istiyorsunuz, sizin tekkelerinizi size veriyorum” diye kurnazca bir iş yaparsa, bunun karşısında duracağız.

Cumhuriyetle hesaplaşmayı açar mısınız? Ne maksatla Aleviler üstünden yapılıyor bu hesaplaşma?
Tekke ve zaviyeler yasası denince, sadece Hacı Bektaş Dergâhı, Abdal Musa Dergâhı, Şahkulu ve Erikli Baba’yı anlıyor hükümet. Oysa tekke ve zaviye yasası bundan ibaret değildir. Hükümet dini kendi kontrolünde tutma işinden vazgeçmeden diğer gruplara da ayrıcalık vererek meseleyi götürmeye çalışıyor. Devlet tamamen dinin dışına çıktığı ve bunu da anayasal güvenceye aldığı andan itibaren biz tekke ve zaviyeler yasasının kaldırılmasından sıkıntı duymayız. Yoksa bu haliyle kaldırılırsa Konya’yı düşünemiyorum örneğin. Alevilerin halini düşünemiyorum. Bizim derdimiz örneğin Hacı Bektaş Dergâhını bize teslim edip etmeme meselesi değildir. Bizim derdimiz devletin dini argümanların tamamını kaldırması. Cumhuriyetle hesaplaşmayı söylerken bu anlamda söylüyorum. Halen 12 Eylül anayasasını kaldırmayan bir hükümet, kurnazlık yaparak Alevileri diğer gruplarla karşı karşıya getirmek gibi bir oyun peşinde.



Etiketler: AKP Hükümeti, Alevi açılımı, Ahmet Davutoğlu, Hacıbektaş, Madımak, CHP, Serpil İlgün, Ercan Geçmez, HBVAKV
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.11.14   #215
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-YEZİT. H.paşa-İZZETTİN doğan ve alevilik.


2



Diğer gruplar dediğiniz kim,
açar mısınız?


Türkiye’nin laik gruplarıyla, Türkiye’nin dindar gruplarıyla, Türkiye’nin Kürtleriyle, Türkiye’nin Ermenileriyle, Süryanileriyle karşı karşıya getirerek, “bakın biz bunu istiyoruz ama Aleviler istemiyor, bunlar laikliği savunduğunu söylüyor ama laikliği savunmuyorlarmış” diyerek bizi bu kör topal işe alet etmek istiyorlar. Doğrudur, Türkiye hakikaten tekke ve zaviyeler yasasından kurtulmalıdır. Ama bu haliyle asla müsaade etmiyoruz.
AKP’nin bahsettiğiniz planı Aleviler üzerinden gerçekleştirmesi, Alevileri güçsüz, dağınık gördüğü için mi? Bunu nasıl yapacak?
Alevileri bölerek. Kendince radikal Alevi bir grup oluşturmak istiyor, kendince daha ılımlı bir Alevi grup oluşturmak istiyor ki, şimdiki Cumhurbaşkanının geçmişte bir sözü vardı; “Biz Türk Alevileriyle bu işi götüreceğiz” demişti. Bu bir işaretti zaten. Yani Aleviliği bir etnisiteye indirip, Kürt Alevisi, Türk Alevisi, Arap Alevisi deyip bölmeye çalıştılar. Burada başarılı olamadılar. Şimdi de diyecek ki “Tekke ve zaviyeler yasasını kaldırılmasını isteyenler ve istemeyenler… Daha ne istiyorsunuz, bakın dedenizin ismi yasaktı, mürşid ismi yasaktı, bunları serbest kılıyoruz.” Böyle kurnaz oyunlar… arkasını iyi okumak lazım…
Bütün bunların yedi ay sonra yapılacak seçimlerle ilgisini kurmak fazla mı komplocu olur?
Hayır. Hükümet gerek iç siyasette, gerek dış siyasette çok sıkışmış durumda, ciddi bir açmazın içinde. Hedefinde Alevilere hoş görünmek, onlardan oy almak olduğunu düşünmüyorum. Ama dindar, vicdan sahibi Sünnilere “Bakın biz de Alevilerin inancına saygılıyız, onlarla ilgili bir şey yapmaya çalışıyoruz ama bu Alevi örgütleri önümüzü kesiyor” diyerek bizi onlarla karşı karşıya getirmek istiyor. Bir de bu Hükümetin başkanlık sistemine geçmek gibi bir amacı var. Mesele, anayasayı değiştirebilecek çoğunluğa sahip olup başkanlık sistemine geçmek.
CHP PAKETİ MESELENİN ASLINA DOKUNMASA DA OLUMLU

CHP’nin Alevi paketini nasıl buldunuz?
Birinci Alevi Çalıştayı’na katılırken hükümete verdiğimiz bir rapor vardı. CHP’nin o raporu baz aldığı anlaşılıyor. Zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevleri, nefret söylemi gibi maddeler olumlu. Fakat asıl kaynağa, Diyanet’e dokunmamışlar. Laik bir devletin olabilmesi için devletin tamamen din işlerinden sıyrılması lazım. Diğer maddeler, bizim de raporumuzda yer alan maddeler. CHP daha önce bunlara karşı çıkıyordu ama şimdi bu noktaya gelmesi önemli. Ancak Alevi örgütlerini dinlemeden bir rapor yayınladılar. Bu başlı başlına bir sorun.
CHP’nin paketi için, “Alevi toplumunun talepleri, Sünni toplum için de kabul edilebilir bir seviyeye çekilmiş” denebilir mi?
Evet. “Alevilerin de hakları verilsin”i, anayasal haklardan, temel hukuk haklarından ziyade, ekonomik olarak algılamışlar. Bu doğru bir şey değil. Bizim isteğimiz “Alevilerin hakları teslim edilsin” değil; bizim isteğimiz devletin demokratik, laik bir devlet olabilmesi, eşit yurttaşlık kavramını kavrayabilmesi. Bunun için de öncelikle devletin dini değerlerden arınması gerekiyor. Kamunun tamamı dinsel bir kılıfa bürünmüş durumda. Siz buna dokunmazsanız, Diyanet İşleri Başkanlığı’na dokunmazsanız, bunlara bir çerçeve olarak bakmazsanız, öbürleri kısmi çözümler olarak kalır. Çünkü devleti oluşturan gruplar sadece Sünniler ve Aleviler değil. Devlet gerçekten laik bir devlet olacaksa, yurttaşların inançlarından ve dillerinden ötürü bir ayırıma gitmeden, bütün yurttaşlarına eşit bir mesafeden bakmayı becerebilmeli. Bizim verdiğimiz mücadele de bu.
DİYARBAKIR’DAKİ LAİKLERLE İZMİR’DEKİ LAİKLER ENİNDE SONUNDA İTTİFAK YAPACAK

Aysel Tuğluk’un, geçtiğimiz hafta Türkiye’nin laiklerine/sekülerlerine, AKP’ye karşı bir ittifak oluşturulması ve çözüm sürecine sahip çıkılması yönünde bir çağrısı oldu. Bu çağrıyı siz nasıl karşıladınız?
Ben de Sayın Tuğluk gibi düşünüyorum. Çünkü Kürt hareketi bölgede ciddi seküler, laik bir grup oluşturdu. Ki, Kürtler dindar bir toplumdur. Bu dindar toplum içinde böylesine büyük bir işi başarmak önemli bir şey. Türkiye’nin batıdaki laikleri için de önemli bir şey, ama henüz farkında değiller. Aleviler batıdaki Sünni laiklerine göre daha çok farkında. Özellikle sahil bölgelerindeki, büyük şehirlerdeki seküler laik toplulukların şunu görmesi gerekiyor; eninde sonunda Diyarbakır’daki seküler laiklerle, İzmir’deki seküler laikler ittifak etmek zorunda kalacak. Hem AKP’ye, hem de din eksenli siyaset yapan kişilere karşı… Tuğluk’un çağrısını ben böyle okuyorum, doğru ve önemli bir çağrı olarak görüyorum. Türkiye’nin, özellikle sürekli laikliği savunanların, Kemalist grupların bunu iyi değerlendirmeleri gerekiyor.
BERKİN ELVAN, ALEVİ DÜŞMANLIĞINI AÇIĞA ÇIKARIYOR

Okmeydanı cemevindeyiz. Uğur Kurt burada katledildi. Yine buradan birkaç metre ötede Berkin Elvan katledildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta başında yaptığı konuşmada Berkin için yine olumsuz ifadeler kullandı. Hem bu ayırımcı, dışlayıcı dilin devam ediyor olması, hem katillerin hesap vermemesi hali için ne söylersiniz?
Cumhurbaşkanı, henüz cumhurbaşkanı olduğunun farkında değil. Ya da Alevilerin cumhurbaşkanı olmadığını açık ediyor. Berkin Elvan her gece Erdoğan’ın rüyasına giriyor olmalı ki, paranoya yaşıyor. Bir insanın 15 yaşındaki bir çocuğun sabah ekmek almaya giderken polis kurşunuyla öldürülmesini terörize etmesi, onun üzerinden siyaset yapması, zaten vicdanını kaybettiği anlamına gelir. Cumhurbaşkanının bilinçaltında ciddi bir Alevi düşmanlığı olduğunun açığa çıkmasıdır Berkin Elvan. Cumhurbaşkanı, haklarını aramasınlar, Türkiye’de yaşanan işçi katliamlarını, yolsuzlukları, yoksullukları görmesinler, bunları konuşmasınlar diye Berkin Elvan üzerinden insanları birbirine düşman etmeye çalışıyor.
KERBELA BUGÜN KOBANİ’DİR
Muharrem ayı vesilesiyle İktidardan Alevi kanaat önderlerine, Kerbela daha yoğun tartışıldı. “Aslında ne olmuştu”, “Kerbela gerçek mi, mitoloji mi”, “Kerbela’nın bugün için anlamı” gibi başlıklara Kobani de eklendi ve IŞİD çetelerine karşı yürütülen savaşın Kerbela’ya denk düştüğü ifade edildi. Siz ne dersiniz?
Kerbela’yı doğru anlamak lazım. Birileri gibi “Alevilik Ali’yi sevmekse biz Aleviyiz”, “Kerbela’nın acısını biz de hissediyoruz” diyerek anlaşılmaz. Kerbela’da yaşanan katliamı, zulmü vicdanlarında görmeyenler Kerbela’yı tanımazlar, Kerbela’nın yüzyıllara nasıl aktığını da hissetmezler. Kerbela, 10 muharrem 1334’te İmam Hüseyin’in Yezid’in ordusuna karşı bir direnişidir. Haksızın önünde baş eğmemesidir. Hüseyin isteseydi Kerbela olmazdı. İsteseydi o da iktidarın, gücün yanında olurdu ve saltanat içinde yaşardı. Ama Hüseyin bunu yapmadı. Günümüze uyarlarsak, haksızlığın yanında olmak mı yoksa karşısında durmak mı, zenginlerin yanında durmak mı yoksa yoksulların yanında olmak mı? Kerbelayı bugün böyle algılamak lazım.
Dolayısıyla sınıfsal bir yanı da var?
Kesinlikle sınıfsal yönü var. Çünkü İmam Hüseyin’e Bağdat Valiliği teklif edilmişti ve ciddi bir para karşılığında edilmişti. Hüseyin sınıfını belli etti; oradaki ezilmişlerden, yoksullardan yana bir tercih yaptı. Bu tercihi bugüne uyarlarsak, Kerbela elbette bugün Kobani’dir. Kerbela elbette Filistin’dir. Irak’ta yaşanan katliamlardır. Kerbela elbette Dersim’dir, Maraş’tır, Sivas’tır, Gazi’dir, Gezi’de ölen çocuklardır. Kerbela yurtlarından sürülüp teknelerde boğulan insanlardır. Kerbela elbette maden ocaklarında katledilen maden işçileridir. Ancak bunlar Kerbela olabilir. Yoksa iktidardakilerin sofrasında Kerbela’yı anmak başlı başına bir sorundur.
Alevi toplumunun IŞİD barbarlığına karşı mücadele eden Kürtlere desteğine, hatta IŞİD’e karşı birleşme imkânına ilişkin ne söylersiniz? Çünkü IŞİD’in hedeflerinden biri de Aleviler.
Alevilerin IŞİD’e karşı net. Alevi örgütleri, IŞİD’in katliamına uğrayan Ezidilerle, Türkmenlerle, Kürtlerle, Hıristiyanlarla birlikte olduklarını hem söylemleriyle, hem eylemleriyle gösteriyor. Alevi örgütleri bölgeye de gitti, yardım kampanyası açtı. 12 Ekim’de eğitim ve hak ihlallerine yönelik yaptığımız mitingde de öne çıkardığımız sorunlardan biri buydu. Tavrımızın, IŞİD vahşetine karşı duranlarla birlikte hareket etmek olduğuna inanıyorum. Alevilerin bölgede yaşayan zulme sessiz kalması imkânsız. Kalmıyor ama bunu daha güçlü bir şekilde bölgeye hissettirilmeli.
Bu açıdan Alevi örgütlerinde ayrı düşmeler var mı?
Elbette. Yani iktidarın masasına iftira gidenlerin IŞİD gibi bir sorunu olduğunu düşünmüyorum.
ÇOCUKLARIMIZA DİNLER TARİHİNİ ÖĞRETMEK KÖTÜ MÜ?
Alevi toplumunun taleplerinin başında zorunlu din derslerinin kaldırılması geliyor. Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) iki defa mahkûm olmasına rağmen, din derslerinin zorunlu olmasında neden ısrar ediyor?
Belirttiğiniz gibi AHİM’in kararı var, Danıştay’ın kararı var ama halen Alevi çocuklarına zorla din dersi veriyorlar. Cumhurbaşkanı’na bakıyoruz “Niye kimse zorunlu kimya dersine, fizik dersine sorgulamıyor” gibi insan aklını zorlayan ifadeler kullanıyor. Aleviliği, Sünniliğin bakış açısıyla yorumluyor.
Erdoğan, “çocukların din dersini öğrenmesi kötü mü olur” diye soruyor...
Siz din dersinin tamamını Sünni inanışa göre yorumlar ve tamamını zorunlu kılarsanız kötü olur elbette. Bu dersi kaldırırsınız, dinler tarihi diye bir ders koyarsınız, çocuklar en azından dinin ne olduğunu, dinin İslam’dan ibaret olmadığını, dünyada ne kadar çeşitli dinler olduğunu görür ve ona göre bir karar verir.
Ortalama bir Sünni yurttaş, “Alevi çocuğunun dua, namaz vs. öğrenmesinde ne sakınca var” diye düşünebilir. Yanıtınız ne?
Zaten sorun tam da burada yatıyor. Türkiye’de sorunun Alevilik değil, Sünnilik olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü çoğunluğu onlar oluşturuyor ve özgürleşemiyorlar bir türlü. Çünkü dinlerini devletin verdiği değerlere göre algılıyorlar. Bu belki sokaktaki vatandaş için safiyane bir soru olabilir. Ama bu soruyu siyasetçiler sorarsa, o zaman çok sıkıntılı olur. Ve siyasetçilerin bu soruyu halka sordurmamaları gerekiyor. Tersine siyasetçiler izledikleri politikalarla halka bu soruyu sordurtuyorlar. Çünkü dini siyasi bir araç olarak kullanıyorlar. Sokağın sorusunu değiştirmenin yolu, sokağa şunu da sorarak olur; “Çocuklarınız başka dinleri öğrenseler çok mu kötü olur?” İnancın insana ait bir şey olduğunu, devlete ait bir şey olmadığını öğrenmek anlamında hayır, çok iyi olur.
CHP DE AKP DE YÜZDE 10 BARAJINDAN MEMNUN
CHP’nin “biz etnik ve inançsal kimlik siyaseti yapmıyoruz” demesi, yine açıkladığı pakette Diyanet’in kaldırılmasının yer almaması CHP’nin 2015 seçimleri planı için ne söylüyor size? CHP’nin Alevileri “doğal seçmen” olarak görme alışkanlığının değişmediğini gösterir mi?
Evet, değişmediğinin göstergesi. Biz de CHP’den etnik ve dinsel siyaset yapmasını zaten istemiyoruz.
Bu ne kadar karşılık buluyor?
Karşılık bulmuyor. Siyasetçiler bunu şöyle algılıyorlar; “biz sizin dediğinizi yapıyoruz.” Oysa biz öyle demiyoruz. Biz örneğin daha demokratik bir ülke istiyoruz. CHP’nin yapması gereken şey, insan hakları merkezli bir demokrasi. Laik, sosyal, bir hukuk devleti. Bunun anlamı, şu anki mevcut devlet değil. Mesela CHP cesaretle “Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmeli” diyebilmeli.
Ama CHP bunu söylemediği gibi destekliyor?
Destekliyor. CHP şunu diyebilmeli, ana dilde eğim haktır. Sünni vatandaşlarımızın inançlarını özgürleştirmek için elimizden gelen desteği vereceğiz diyebilmeli. CHP bunları kırmadıktan sonra ve öbür taraftan AKP siyaseti dini argümanlar üzerinden yürüttüğü sürece haliyle Aleviler çaresiz kalıyor. Çünkü karşılarında hayatta yaşadıkları pratikler var. Nedir bunlar? Kamunun bütün alanı dinselleştirildi. 12 yıldır Adalet Bakanlığı’na Alevi bir hâkim savcı alınmadı örneğin. Kamuda Alevilere görev verilmiyor. AKP’nin karşısında alternatif olarak CHP görülüyor. Böyle olunca elim de kırılsa, yine oy vereyim demek zorunda kalıyorlar. Ama bunu kötü kullanıyor CHP.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’nin aday tercihi, Alevilerce muhakkak sorgulandı. Bu sorgulama genel seçimlere ne kadar yansır?
Sorgulandı. CHP ciddi şekilde Alevilerden oy kaybetti. Ama cumhurbaşkanlığı seçimleriyle genel seçimleri birbirine karıştırmamak lazım. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi; iki, Selahattin Demirtaş’ın özgürlükçü söylemleri vardı ve Alevi tabanı bundan etkilendi. HDP buna devam ederse bence CHP’ye giden Alevi oylardan bir kısmını yine alacak gibi görünüyor. Ama bunun cumhurbaşkanlığı seçimindeki kadar olmayacağı belli.
CHP’nin cumhurbaşkanlığındaki aday seçiminin, o döneme özgü olarak görülmesi ne kadar doğru. Neticede bu politik bir tutum değil mi?
Türkiye’nin en büyük sorunu insanların siyasi tercihleriyle ilgili olarak kafalarını değiştirmemeleri, siyasetin de bunun önünü açmaması. O anlamda cumhurbaşkanlığı seçimi bunun önünü açtı. Ama öyle bir korku tünelinde yaşıyor ki Türkiye’nin demokratları, laikleri, Alevileri. Yani 361 oy aldığı gün AKP’nin Türkiye’ye şeriatı getireceğine inanıyor Aleviler. AKP’nin uygulamaları da buna zemin hazırlıyor. Alevi mahallelerine İmam Hatip liseleri açmak, Alevi köylerine cami yapmak, Alevilerin kamudaki durumlarının tamamen dinsel bir argüman içinde algılanması, insanların tercihlerini etkileyen bir şey. Ama seçim sistemi değiştiği günden itibaren, emin olun parlamento çok farklı oluşacaktır. Yani yüzde 10 baraj sistemi, diktatör rejiminin uyguladığı bir sistemdir. Ve insanların aslında kafasından geçenlerin çoğunu yapmadıkları bir seçim sistemi… Bunu hem AKP, hem CHP çok iyi kullanıyor. İkisi de aslında durumdan memnun. “Başkaları olmasın, biz sürekli birbirimizle çelik çomak oynayalım.” Bence Türkiye kamuoyu, seçim yasasının değiştirmesiyle ilgili ciddi bir baskı ittifakı oluşturmak zorunda. Gerekirse seçim 6 ay, bir yıl ertelensin ama güçlü bir ittifakın, örneğin milyonlarca insanın bir anda meclise yürüdüğü bir eylemlilik yapmak lazım. O zaman meclis halkın meclisi olur, AKP sultanlık yapamaz, CHP “şeriat geliyor” şantajını kullanamaz. Bu alternatifi toplumun önüne getirmek lazım. Bu da sivil toplum örgütlerine düşüyor.
Aynı zamanda size de?
Mutlaka.
evrensel
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.11.14   #216
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-YEZİT. H.paşa-İZZETTİN doğan ve alevilik.


Aygün’den Davutoğlu’na
Hacı Bektaş mektubu



Kırmızı Haber | 10 Kasım 2014 | Alt Manşet, Gündem, Kırmızı Haber, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Siyaset, Üst Haberler

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na hitaben yazdığı mektupta Davutoğlu’nun Hacı Bektaş Veli’ye koruma ordusuyla gittiği vurgulanarak, Dergah içinde çifte standarda son verilmesi gerektiği dile getirildi.



CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na Hacıbektaş mektubu yazdı. Aygün, Davutoğlu’na ‘Yeni Türkiye’nin Başbakanı’ diye hitap ederken “Koruma ordusu, çevik kuvvet ekipleri, keskin nişancılar eşliğinde ve etrafında geniş güvenlik ‘koridoru’ oluşturarak Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli’den “destur almaya, ikrar vermeye, nasip almaya” gittiğinizi TRT’den öğrendik. Yanınıza bir de tank, top, tüfek ve TOMA, gaz bombası almış olsaydınız ‘hizmetiniz’ anında kabul görecekti” dedi.
‘SESİNİZİ ÇIKARMAYACAKSINIZ’
CHP’li Aygün bir yanda Ömer El Beşir, El Bağdadi, Mursi, El Nusra ve ÖSO’nun temsilcilerinin diğer yanda ise Pir Hacı Bektaş’a ‘ikrar verme’, ‘talip olma’ sevdası olduğunu belirterek “Her iki durumu idare etmek büyük bir ‘marifet’ olsa gerek. Bir yandan Kerbela acısı, İmam Hüseyin yasını içinizden hissedeceksiniz diğer yandan Suriye ve Irak’ta Hıristiyan, Şii, Alevi, Türkmen, Süryani, Ermeni ve Şebekler’e ‘kafir’ deyip başını kesen, katliam yapan, Şengal Dağı’nı Ezidilerin kanı ile boyayan, Kobane’yi iki aydır kuşatan ‘öfkeli ve dışlanmış gruplara’ sesinizi çıkarmayacaksınız’ ifadelerini kullandı.

‘KADININ İSMİNİ DİLİNİZİN UCUNA BİLE GETİRMEDİNİZ’
Hüseyin Aygün, Davutoğlu’na “1500 yıllık tarihi cinsiyetçi bir yaklaşım ile okuyup hiçbir kadının ismini dilinizin ucuna bile getirmediniz. Oysaki huzurunda bir saat ‘nutuk attığınız’ Pir der ki: ‘Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde, Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok, Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde.’ Ve yine ‘konuşmanızın’ tümünü, sanki bu ülkede başka millet ve inançtan kimse yaşamıyormuş gibi ‘Alevi/ler-Sünni/ler’ üzerinden kurgulamanız. Alevilerin talepleri adına hiçbir şey yapmayacağınız anlamına gelir. Çünkü Alevi öğretisinin temel düsturu cümle cihanı bir vücut görüp insanı insandan ayırmamaktır ve Aleviler der ki Yetmiş iki fırkayı bir nazar ile görmeyen halka müderris olsa hakikatte asidir’” dedi.

‘ÇİFTE STANDARDA BİR ÖRNEK’
Alevi Bektaşi dergahlarının yıkılıp, kapatıldığını, temsilcilerinin katlediğini bir kısmının ise idamla yargılandığını vurgulayan Aygün “1826 Alevi Bektaşi kıyımından sonra 1834 yılında Hacı Bektaş Veli Dergâhı içine bir cami inşa edilir ve bu cami bir simge olarak hala dergâh içinde durmaktadır. Bu çelişkili durumu ifade ederken camiye karşı olduğumuz gibi bir algıya hiç kimse asla ve katta kapılmasın. Fakat dergâh bütünlüğü içinde bulunan caminin müze statüsü dışında tutulması ve ücretsiz olarak giriş ve çıkışların yapılması büyük bir çelişkidir. Keza aynı şekilde Aleviler’in kült merkezi ve kutsal mekânı olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı ibadete kapalı olması ve dergâh bütünlüğü içinde bulunan caminin ibadete açık olması çifte standartta açık bir örnektir. Bu çifte standarttı dile getirirken hiç kimsenin ibadethanesi ve ibadetine yönelik olumsuz bir talep olarak okunmamasını özellikle belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

‘ALEVİLERE VERİLMELİ’
Hüseyin Aygün, Davutoğlu’na hitaben yazdığı mektubu “Sayın Başbakan, Alevi toplumunun kült merkezi ve kutsal mekânı olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı için ilkesel olarak, ivediyle yapılması gereken, dergâhın bir bütün olarak halen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün elinde bulunan mülkiyeti ile birlikte asıl sahipleri olan Aleviler’e verilmesi ve bir Meydan-ı Ali olarak ibadete açılmasıdır. Diğer türlü ‘destur almaya, ikrar vermeye, nasip almaya’ gittiğiniz dergâhın ziyaretine dair sanki bir lütufmuş gibi ‘bilet sözü’ vermeniz Alevi toplumu nezdinde hiçbir anlam ifade etmez” sözleriyle bitirdi.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.11.14   #217
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-YEZİT. H.paşa-İZZETTİN doğan ve alevilik.


Cemevine

‘vakıf’ formülü


Kırmızı Haber | 13 Kasım 2014 | Alt Manşet, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Siyaset, Üst Haberler




Diyanet ‘ibadethane’ statüsüne sıcak bakmayınca hükümet, yeni seçeneklere yöneldi.

Emine Kaplan / Cumhuriyet - Her seçim döneminde Alevi açılımı başlatan AKP, genel seçimler öncesinde cemevlerinin statüsü konusunda bir karar verilebilirse bazı adımlar atmayı planlıyor. Diyanet’in cemevlerine ‘ibadethane’ statüsü verilmesi ve Diyanet içinde bir birim oluşturulmasına soğuk yaklaşması nedeniyle ortaya konan formüller içinde “kamu yararına dernek” statüsü verilecek bir vakıf kurulması, devlet bütçesinden ödenek ayrılması formülü öne çıkıyor. 1500’e yakın Alevi dedesine maaş verilmesi üzerinde duruluyor.
‘Hükümet samimi değil’
Hükümetin 5 yıl önce başlattığı, ancak bugüne kadar sonuçlandırılamayan ve genel seçim öncesi yeniden gündeme getirilen Alevi açılımı konusunda 7 Haziran 2015’te yapılacak seçim sürecinde bazı adımlar atılması bekleniyor. Partinin yaptırdığı anketlere göre Alevi kesiminin yalnızca yüzde 12’sinden oy alabilen AKP, bazı adımlarla bu kesimden partiye oy çekebileceği hesabını yapıyor. Genel seçimde anayasayı değiştirecek sandalye sayısına ulaşmak isteyen AKP yönetimi, bu kez Alevi açılımına büyük önem veriyor.
Cemevlerine statü verilmesi konusunda Diyanet içinde Alevilerle ilgili bir birim oluşturulması, Kültür Bakanlığı bünyesinde “Alevilik Kültür ve İnanç Merkezi” adıyla kurul benzeri bir yapılanmaya gidilmesi seçenekleri üzerinde duruluyor. Ancak Diyanet, kendi bünyesinde böyle bir birim kurulması ile cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi konusuna baştan beri sıcak yaklaşmıyor. Öne çıkan formül ise, “kamu yararına dernek ya da vakıf” statüsünde bir vakıf kurulması. Böyle bir vakfın kurulmasına karar verilmesi durumunda devlet bütçesinden kaynak aktarılması söz konusu olabilecek. Bu kaynakla 1500’e yakın Alevi dedesine ödenek aktarımı yapılarak vakıf aracılığıyla maaş verilmesi, cemevlerinde görev yapan diğer personelin giderlerinin karşılanması formülü değerlendiriliyor. Ancak, bu vakfın yönetiminin kimlerden oluşacağı, hükümetin vakıfta yer alacak isimlere müdahale edip etmeyeceği ise önem kazanıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Hacıbektaş’ı ziyareti öncesinde de Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği “kamu yararına dernek” statüsüne alınmıştı.
-----------------------------------------------------------------
ALEVİLİK İSMİNDEN VE CEMEVİNDEN BU KADAR ÜRKEN,
MUAVİYE YEZİT DİKTATÖRLÜĞÜ,
BUNA ANCAK ALEVİ DÖNEKLERİ VE ÇAKMALAR İNANIR.
ALEVİLERİN İBADET HANESİ CEMEVİDİR.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (13.11.14 Saat 19:14 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.11.14   #218
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-YEZİT. H.paşa-İZZETTİN doğan ve alevilik.


bilgeyol Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Cemevine

‘vakıf’ formülü


Kırmızı Haber | 13 Kasım 2014 | Alt Manşet, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Siyaset, Üst Haberler




Diyanet’in cemevlerine ‘ibadethane’ statüsü verilmesi ve Diyanet içinde bir birim oluşturulmasına soğuk yaklaşması nedeniyle ortaya konan formüller içinde “kamu yararına dernek” statüsü verilecek bir vakıf kurulması, devlet bütçesinden ödenek ayrılması formülü öne çıkıyor. 1500’e yakın Alevi dedesine maaş verilmesi üzerinde duruluyor.
-----------------------------------------------------------------
ALEVİLİK İSMİNDEN VE CEMEVİNDEN BU KADAR ÜRKEN,
MUAVİYE YEZİT DİKTATÖRLÜĞÜ,
BUNA ANCAK ALEVİ DÖNEKLERİ VE ÇAKMALAR İNANIR.
ALEVİLERİN İBADET HANESİ CEMEVİDİR.

DEVLETİN GÜDÜMÜNDEKİ ALEVİLİGE,
AŞAĞIDAKİ DÖNEK VE ÇAKMA DERNEKLER,
ÇIKARLARI İÇİN OLUMLU BAKABİLİR,

İŞTE TAYYİP ALEVİLİĞİNİ,
DESTEKLEYEBİLECEK DÖNEK VE ÇAKMA DERNEKLER
.

Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Ehli Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Cemal Canpolat, Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Cengiz Hortoğlu, Hacıbektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (15.11.14 Saat 20:29 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.11.14   #219
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-YEZİT. H.paşa-İZZETTİN doğan ve alevilik.


Asıl sorun zihniyette!



Kırmızı Haber | 15 Kasım 2014 | Kırmızı Haber, Manşet, Numaralı Haberler, Siyaset, Üst Haberler
Sitemiz www.kirmizihaber.com ‘un da yazarlarından olan Necdet Saraç’ın “Diyanet’i lağvetmeden, Diyanet’i ortadan kaldırmadan bu ülkede inançlar arasında eşitlik yakalayamazsınız” demesi siyasal İslamcı çevrelerde rahatsızlık yarattı. ”Dini haberler” sitesi “Gazeteci Necdet Saraç, Alevi meselesinin bu toprakların en eski sorunu olduğunu söyledi ve sapla samanı birbirine karıştırdı. Köleleşmiş zihniyetin son versiyonu” dedi.
Necdet Saraç konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Önceki gün CNN TÜRK’te, dün de Kanal 7′de bir kez daha gördüm ki, bu ülkede asıl sorun sistemde ve onun yarattığı zihniyette! “Dini haberler” sitesi “Diyanet kaldırılmadan eşitlik olamaz” tespitime de, “Alevilik bu toprakların en eski sorunu” dememe de çok bozulmuş… “Gazeteci Necdet Saraç, sapla samanı birbirine karıştırdı” diye başlık, arkasından da “hadi oradan” diye de posta atmış. Bana cevabı ise Erdoğan’dan bir alıntı ile vermiş…”
Haber şöyle:
Gazeteci Necdet Saraç, sapla samanı birbirine karıştırdı
Gazeteci Necdet Saraç, Alevi meselesinin bu toprakların en eski sorunu olduğunu söyledi ve sapla samanı birbirine karıştırdı. Köleleşmiş zihniyetin son versiyonu…
Gazeteci müsvettesi Necdat Saraç’ın kin kokan acıklaması:
Gazeteci Necdat Saraç, CNNTürk’te yayınlanan Tarafsız Bölge programında yaptığı konuşmada, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesi gerektiğini belirterek, Diyanet olduğu sürece inançlar arası eşitliğin sağlanamayacağını söyledi.
Necdet Saraç, Tarafsız Bölge programında şunları söyledi:
“Bu ülkede Alevilerle ilgili bütün önyargıların kaynağı devlettir, siyasi iktidarlardır ve 700 yıllık geçmişi vardır. Bu tesadüfi bir iş değil. Şimdi siz Kılıçdaroğlu Alevi, Demirtaş Zaza, İhsanoğlu da öteki derseniz kurguyu da ona göre yaparsınız.
Alevi meselesi kadar siyasi olan hiçbir mesele yoktur. Kürt meselesi 150 yıllık meseledir, Ermeni meselesi 100 yıllık meseledir. Alevi meselesi 600 yıllık meseledir.
Diyanet’i kimse bu ülkede tartışmıyor. Diyanet’i lağvetmeden, Diyanet’i ortadan kaldırmadan bu ülkede inançlar arasında eşitlik yakalayamazsınız.
Bütün kurgu Sünni İslam üstüne kurulmuştur. Bu ülkede iki okuldan biri imam hatip oldu. Kim itiraz ediyor? Kimse itiraz etmiyor.
İtiraz noktası şudur cemevinde. ‘Cemevi, alternatif değildir’ deniyor, bal gibi alternatifidir.
’1000 yıldır etle tırnak gibiyiz’, ‘kardeşiz’ söylemlerinin hepsi yalandır”
CEMEVLERİ KÜLTÜR EVİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Alevilik din mi diye soruluyor” ve cevaben şu açıklamalarda bulunuyor:
“Din değil. İslam içinde bir kurum olarak görünüyor. Net bir tanımı yok. Biz geçmişte Ali’yi çok sevenler olarak görürdük ama bunların Hazreti Ali ile alakaları yok yaşam tarzı olarak. Bizim yaşam tarzımıza uygun olan Türk Alevileri. Öbürleri ise tamamen farklı yerde. Cemevleri ibadethane değil. İslam’da tek ibadethane vardır, cami. Cemevleri kültür evleridir. Alevilerin sorunları Kürtlerden fazladır söylemi de doğru değil. Onların sesleri fazla çıkıyor.
http://www.dinihaberler.com/gazeteci...rdi-69186.html
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.11.14   #220
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Muaviye-YEZİT. H.paşa-İZZETTİN doğan ve alevilik.




Saraç: “Diyanet kaldırılmadan eşitlik sağlanamaz”


Kırmızı Haber | 15 Kasım 2014 | Alt Manşet, Gündem, Kırmızı Haber, Manşet, Üst Haberler
Gazeteci Necdet Saraç, CNN TÜRK’te “Tarafsız Bölge’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesi gerektiğini belirterek, Diyanet olduğu sürece inançlar arası eşitliğin sağlanamayacağını söyledi.’
Necdet Saraç, Tarafsız Bölge programında şunları söyledi:

“Bu ülkede Alevilerle ilgili bütün önyargıların kaynağı devlettir, siyasi iktidarlardır ve 700 yıllık geçmişi vardır. Bu tesadüfi bir iş değil. Şimdi siz Kılıçdaroğlu Alevi, Demirtaş Zaza, İhsanoğlu da öteki derseniz kurguyu da ona göre yaparsınız.

Alevi meselesi kadar siyasi olan hiçbir mesele yoktur. Kürt meselesi 150 yıllık meseledir, Ermeni meselesi 100 yıllık meseledir. Alevi meselesi 600 yıllık meseledir.

Diyanet’i kimse bu ülkede tartışmıyor. Diyanet’i lağvetmeden, Diyanet’i ortadan kaldırmadan bu ülkede inançlar arasında eşitlik yakalayamazsınız.

Bütün kurgu Sünni İslam üstüne kurulmuştur. Bu ülkede iki okuldan biri imam hatip oldu. Kim itiraz ediyor? Kimse itiraz etmiyor.

İtiraz noktası şudur cemevinde. ‘Cemevi, caminin alternatifi değildir’ deniyor, bal gibi alternatifidir.

http://ohaber.com/-diyanet-kaldirilm...–h-486253.html

’1000 yıldır etle tırnak gibiyiz’, ‘kardeşiz’ söylemlerinin hepsi yalandır”
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bir sindirim sistemi olarak '' Devlet '' Partizan Video Arşivi 0 25.10.11 18:52
Selam ben bİr sunnİyİm alevİlİĞİ tartiŞacak bİrİsİ varmi sivasolayları Alevilik ve Aleviler /Ana Forum 3 04.08.11 21:10
AlevİlİĞİ bİtİrme eylem plani gencalevi Pir Yolu Haber Merkezi 5 06.03.11 13:58
Alevi Beldede Devlet Yok dosteli Pir Yolu Haber Merkezi 4 21.02.11 00:38
devlet ilk kez MADIMAK'ta mmuratkkaratas Pir Yolu Haber Merkezi 1 02.07.10 17:04






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2