Sponsor Reklamlar


Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Forumunda Bulunan  Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 13.08.13   #1
adsizkowboy
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2013
Nereden: Adsiz
Mesajlar: 347
Rep Puani : 0
Standart Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği



Kakailik tarikatı, ilk olarak 13. asrın sonlarında Barzanca köyünde doğan Sultan İshak tarafından sistemleştirilmiştir. Bu dönem, Abbasi Devleti’nde felsefi, mezhebi, siyasal ve genel olarak sosyal çekişmelerin doruğa ulaştığı ve Abbasi halifelerinin, devletin parçalanma sürecine karşı koyamadıkları döneme denk gelmektedir. Bu dönemde Kakailiğin merkezi konumundaki Şehri Zor bölgesinde başta Batınilik olmak üzere farklı dini hareketler hız kazanarak yayılmaya başlamıştır. Ayrıca bu bölge ve çevresinde bulunan Türk, Fars ve Kürt gibi farklı kültürel ve etnik kökenli unsurlar arasında mezhebi çekişmelerin yanı sıra etnik çatışmalar da süre gitmekteydi. Kakailik böyle bir ortam içerisinde ortaya çıkmış ve Sultan İshak tarafından sistemleştirilerek yayılmasına çalışılmıştır.

Sultan İshak, fıkıh, felsefe ve ilahiyat okumuş büyük bir alim olarak birtakım önde gelen din adamlarını etkisi altına alarak onların ilgi ve sempatisini dinin bu yorum ve anlayışına çekmeyi başarmıştı. Sultan İshak Kakailiğin temelini oluşturan görüşlerini Serencam adlı hacimli bir eserde toplamıştır.Sultan İshak kendisine bağlı olanlardan sahip oldukları akideyi gizli tutmalarını, kesinlike dışarıya ifşa etmemelerini istemiştir. Çünkü insanlar ilahi gerçeği bilmediklerindan dolayı, bu akidenin müritlerin kalbinde bir sır olarak kalması gerekmekteydi. Din ve itikat sırlarını söylemezler. Zira sırları derin sırlardır. Bu sırları kendi kadınlarına bile söylemezler. Çünkü onlara göre kadınların aklı zayıftır. İradeleri de öyle zayıf ki bu sırlar onlara kesinlikle emanet edilmez. Kakailer de sır tutmayı kendi akidelerinin bir gereği sayarlar. Bu da onların dini akidelerinin en önemli unsurudur. Hiçbir şekilde bilgilerini vermezler, sır saklamakla tanınırlar. Kakailerin alimleri ile şeyhleri dini toplantılarında mensuplarını hiçbir sırrı ifşa etmeme hususunda öğütlerler ve onlara Kakailiğin akaidinin sırrını yabancılara ifşa ettikleri takdirde, Cenab-ı Hak tarafından cezalandırılacakları ve onun öfkesine maruz kalabileceklerini söyleyerek onları uyarırlar.

Sultan İshak adetler ve örfler hakkında önemli görüşler dile getirerek toplumun dirlik ve düzeni için herkesin eşit olmasının gerekliliğini vurgulamıştır. Ayrıca zengin fakir ayrımcılığına son verilmesi gerektiğini söyleyerek tanasüh yolu ile kuvvetli ve zayıf arasındaki farkı ortadan kalkması gerektiğini belirtmiştir. Kakailikte fertler arasında tam bir yardımlaşma vardı. Zira Kakai Kakai’nin kardeşi, birinin evi herkesin evi, malı da herkesin malıdır. Birlik ve beraberlik içinde yaşarlar. Ailenin bir ferdi olduğunda herkes onunla olur. Biri de evlendiğinde herkes ona koşar hediyeler verir. Bir Kakai başka bir Kakainin malına göz dikmez, onu çalmaz. Bu helal değildir. Hiçbiri ötekini sözlü ya da fiili olarak korkutmaz

Sultan İshak henüz ortaya çıkmadan bu hareketi kurma fikrini ilk olarak ortaya atan Şah Hoşin ise de gerçek kurucusu Sultan İshak’tır. Şah Hoşin: Gerçek adı; Serencan adlı eserde Mübarek Şah b. Celale Hatun El-Loristanî olarak geçer. Bu eser Kakailik’te mukaddestir. Rivayete göre Loristan hakimi Merza Aman’ın Celale Hanım adında bir kızı vardır.Çok güzel olan Celale hanım bir gün uyarken bedenine ilahi bir nur girer. Bu olaydan sonra mucizevi bir şekilde hamile kalan Celale Hanıma babası, zina yaptığı zannıyla, kızarak katlini emreder. Kardeşleri onu öldürmek üzere uzak ve tenha bir yere götürürler ancak bu sırada küçük kardeşi ona merhamet eder ve diğer kardeşlerinden kız kardeşlerini öldürmeyip yabani hayvanlara yem olarak ıssız yerde bırakmalarını ister.

Ancak kardeşlerinden biri kızkardeşinin yanında kalır ve öteki kardeşlerinden babalarına dönmelerini ister. Kardeşler dönünce, kız kardeşlerinin ayak ve ellerini bağlar ve kılıcını çeker; ancak tam o esnada gayıptan bir ses gelir:“Kız kardeşin temizdir, karnındaki çocuk ise Allah’ın bir nurudur. O, yakında doğacak ve insanlara hayır ve adalette rehber olacaktır.” Erkek kardeşi bu çağrıyı duyunca, kalbine korku girer ve kız kardeşinin ellerini ve ayaklarını öpmeye başlar. Af diledikten sonra baba evine dönerler ve ailesine olayı anlatırlar. Babaları, bu durumun Allah’ın bir emri olduğunu belirttikten sonra kızını affeder. Daha sonra çocuk doğar ve Mübarek Şah yani Şah Hoşin adı verilir. Ardından Kak Rıza isminde bir kişi Celale Hatun’a gelir ve ona “Allah sana Mübarek Şah’ı hediye etti. Yakında insanları doğruluk ve hakka davet edecek.” der.
Sponsor Reklamlar

adsizkowboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.08.13   #2
adsizkowboy
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2013
Nereden: Adsiz
Mesajlar: 347
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği


İlk Kakai fikirler Havraman ve Şehri Zor’a Şah Hoşin tarftarları kanalı ile ulaşmıştır. Şah Hoşin hayatta iken taraftarlarına Tanbur sesi duyulduğu zaman, onun halifesinin ortaya çıkacağını söylediğinden ötürü, Hoşin’in tabileri tanbur sesini beklemişlerdir. Serket *köyünde bir ağaç altında beklerken, tanbur sesini duyduklarında, zuhur zamanının geldiğini anlarlarmış. Vaat edilen Baba Navus El-Caf 11. asırda yaşadı. Asıl adı İbrahim b. Ahmet olup, lakabı Navus’tur. Navus lakabı ile tanınan bu zat, garip ve anlamsız şeylerden söz ettiğinden dolayı insanlar tarafından deli olarak kabul edilirdi. Bu yüzden ona Deli İbrahim denmiştir. İbrahim b. Ahmet, Serket’te doğdu. Çoğu Baba Hoşin’in *tarafatarlarından oluşan insanlar ona katıldı. Ancak kayda değer bir şey yapamadı. Ölümünden sonra ona bağlı olanlar Havraman topraklarına taşınarak tarım ve ziraatle uğraştılar.

Ancak bölgenin ileri gelenleri ile çatıştıklarından orada uzun süre yaşayamadılar. Daha sonra Barzanca bölgesine göç ettiler. Orada Şeyh İsa Barzancı onları konuk etti. Kendisi o bölgenin önde gelen reislerindendi. Hoşin’in tabileri Barzancı’nın yanında kalmaya karar vererek onun muridi oldular. Bunlar Davut, Bünyamin ve Musa adında üç kişiydiler.Şeyh İsa’nın Muhammed Nur ve Seyyid Musa adında iki kardeşi vardı. Şeyh İsa ile kardeşleri Hac farizasini yapmak üzere Hac yolculuğuna çıktılar. Hac’dan sonra kuzeyden dönerek Irak’a doğru ilerlediler.Barzanca bölgesine vardılar. Bir gece Seyyid İsa *Peygamberi rüyasında görür ve peygamber *ondan orada kalmasını ve bir mescit yapmasını ister. Bu rüya üzerine iki kardeş Barzanca köyünde kalmaya karar verirler. Ancak Muhammed Nur, Hemedan’a dönmeyi tercih eder. Kalanlar ise o topraklara yerleşir. Bu topraklar Şeyh Halit’e ait topraklardır. Şeyh Halit, Şeyh Muhammed Tacu’l-Arifin Ebi’l-Vefa’nın torunudur. Mezarı Barazanca yakınındaki Bostin köyündedir. Şeyh Halit bu toprakların Şeyh Musa ve İsa tarafından kullanıldığını duyunca sevinir. Onlara bu toprağı hediye eder. Bu topraklar yerleşim bölgelerine yakındı.

Şeyh Halit kızını Şeyh Musa ile evlendirmiştir. Daha sonra Ağceler bölgesine giderler. Burada davette bulunurken Şeyh Musa suikaste uğrayıp öldürülür. Seyyid İsa el-Barzancı haberi duyunca Musa’yı Barzanca’ya götürüp oraya defneder. Ardından Seyid İsa kardeşinden kalan dul yengesi Fatma ile evlenir ve kendisinden Abdülkerim, Seyid Muhammed, Seyyid Tarık, Seyyid Mirsur, Seyid Visaliddin, Sultan İshak, Kemalettin, Cemalettin, Abbas, Bayezid, Hüseyin ve Hasan adında on iki oğlu olur. Kakai kaynaklara göre Şeyh İsa’nın ilk eşi Gazavi kabilesindendir. İlk eşinden üç oğlu olmuştur. Oğulları Şeyh Abdülsettar, Seyit Abdülkerim ve Seyit Abdülkadir’dir. Rivayete göre Şeyh İsa yaşlılığında bir gün üç derviş tarafından ziyaret edilmiştir. Bu dervişler kendisinden tekrar evlenmesi konusunda ricada bulunurlar. Şeyh İsa çok yaşlı olduğu için tekrar evlenmeyi uygun görmeyip dervişlerin ricasını nazikçe geri çevirir. Ancak bir süre düşündükten sonra ikinci kez evlenmeyi uygun görür. Şeyh İsa, Hüseyin Bek’in güzel ahlak ve takvası ile ün kazanmış olan kızı Deyrak Hatun ile evlenmek ister. Hüseyin Bek çok sert bir mizaca sahip biridir ve Zahirî mezhebine mensuptur. Bu nedenle Şeyh İsa’nın bu isteğini reddederek gelen aracıların öldürülmesini emreder. Ancak dervişler öldürüldükten hemen sonra tekrar hayata dönerler. Bu olay, dervişlerin mucizeleri anlaşılana kadar iki-üç defa tekrarlanır. Hüseyin Bek yaşanan olaylardan sonra kavminin ileri gelenlerine danışarak Şeyh İsa’nın kendi kızı ile evlenmesine razı olur. Fakat bu evliliği istemediği için çok ağır şartlar ortaya koyar. Tekke ile kendi evi arasındaki yolun çok kıymetli eşyalar ile döşenmesini, buna ek olarak da üç gün içerisinde altın yüklü bin katır ve bin atın kendisine verilmesini ister. Hüseyin Bek’in istekleri üzerine üç derviş yola çıkarlar ve ertesi sabah bütün isteklerini yerine getirmiş olarak geri dönerler. Böylelikle Mir Muhammed’in istekleri gerçekleşmiştir ve evlilik için hiçbir engel yoktur.Mir Muhammed’in kızı Deyrak Hatun ile Şeyh İsa evlenir. Evliliğin üzerinden bir yıl geçtikten sonra 1272-1273 yılında Seyit İshak dünyaya gelir ve günümüze kadar gelen Kakailiğin tarihçesi başlar.

Zaman geçmektedir ve Seyit İshak büyüyüp genç bir birey olmuştur. Seyit İshak’ın gençlik dönemlerinde babası Şeyh İsa’nın tekkesinin bakım ve onarıma ihtiyacı vardı. Tekkenin tavanının güçlendirilmesi için kullanılacak tahta yetersiz olunca Şeyh İsa düşünmeye başlamıştır. Babasının düşünceli halini gören Seyit İshak duvarlardan birinin üzerine çıkar ve büyük kardeşine (ağabeyine) “uzat kardeşim” diye bağırır. Tahta parçası kendiliğinden uzar böylece eksik tahta ihtiyacı giderilmiş olur. Babaları Şeyh İsa’nın vefatından sonra kardeşler arasında bir ihtilaf başlar. Özellikle kardeşleri babalarının hilafetini üstlenmek isteyen İshak’a karşıdır. Bu ihtilaf mirastan kaynaklanmaktadır. İshak ise uzaklaşmayı tercih eder; ancak anasından üç şey ister: Babasının seccadesi, yemek masası ve tenceresi. Bu eşyalar ise babasının tekkesine aittir. İshak yanında Davut, Bünyamin ve Musa adındaki üç dervişle eşyaları alıp gider. İshak’ın annesi Hatun Deyrak İshak’ın kardeşlerine İshak’ın aldığı eşyaların Şeyh İsa ailesinin onur ve gururu olduğunu ve ne pahasına olursa olsun geri getirmelerini ister.

* * * * *Bir rivayete göre kardeşleri İshak’tan eşyaları aldıktan sonra Barzanca’yı terk etmesini talep etmişlerdir. İshak oradan Pirdivar’a tabileri ile birlikte gider. İshak. Barzanca’yı terekedince, diğer kardeşlerinin yanına babalarının dervişlerinden biri gelir.Derviş onlardan mirasın nasıl taksim edildiğini sorar. Onlar da durumu dervişe anlatırlar. Derviş onlara “Niçin böyle yaptınız? Bundan büyük zararınız olmuştur. Kardeşiniz sizin babanızın kerametlerini almıştır. Derhal ondan aldıklarını geri alın.” der. Bunun üzerine kardeşleri hemen İshak’a karşı silahlı adamlar tutarak, İshak ve taraftarlarını takip etmelerini ve aldığı tüm mirası geri almalarını isterler. İshak bu haberi duyunca, Kehvi, Neva’ya sığınıp taraftarları ile orada gizlenir. Ancak takipçiler izini bulurlar ve onları üç gün ablukaya alırlar.İshak ise arkadaşlarından Pir Davut’tan seccadesinin altındaki topraktan iki elini doldurmasını ve kardeşlerinin üzerine atmasını ister. Davut İshak’ın bu talebini aynen yerine getirir. Bunun neticesinde takipçiler dağılır, bir kısmı ise öldürülürken, diğerleri de kaçarlar. Daha sonra İshak ve adamları yola devam ederler. Neticede Havraman’a gelip orada Niyazhane’yi inşa ederler ve böylece Kakailik tesis edilir

Kara koyunlu devleti döneminde Kakailerin sayıları arttı. Bu gelişim sonucunda Kakailerin önde gelen adamları kara koyunlu devleti tarafından sempati görerek merkeze çağırıldılar. Bu yakınlığın sonucunda Havraman ve Şehri Zor bölgesinde Havar, Davudan, Pirdivar, Şezhan, Şemiran, Serket, Kelbek, Mordin, Sazan, Arbet ve Horin Şeyhan köyleri inşa edildi.45 Atraf’taki sufilik akidesine inananlar tarafından kabul görmediği için Kakailik inancı başka bölgelerde kendisine taraftar bulma çabasına girişti. Buradaki Sufilerle Kakailer arasında görüş farklılığından doğan tartışma ve yaşanan gerilimler sonucunda Kakailer Havraman ve Şehri Zor’u terk ederek Süleymaniye bölgelerine göç ettiler.
Sponsor Reklamlar

adsizkowboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.08.13   #3
adsizkowboy
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2013
Nereden: Adsiz
Mesajlar: 347
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği


A- İNANÇLAR

1-Hulul : Kakailer de diğer Gulat fırkalar gibi Allah’ın kendisi yada ruhunun yedi ayrı biçimde insanlara geçtiğine ve insan biçiminde göründüğüne inanmaktalar. Onlara göre melekler Allah’ın insan biçimine girişini dört yada beş kez görmüşlerdi. İlah önce bir cevher içindeydi. Sonra ilk kez olarak dört melekle birlikte “Havedkar”, “yaratıcı” Ademi yaratan kişiliği ile göründü. Meleklerin adları Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail idi. İkinci kez olarak da Allah’ın ruhu Ali bin Ebi Talibe, Cebrail’in ruhu Selmani Farsi’ye, Mikail’in ruhu Ali’nin atının hizmetçisi Kanber’e, İsrafil ruhu *Muhammed b. Abdullah’a ve Azrail’in ruhu ise Nuseyr’e geçmiştir. Ayrıca Fatma, Hasan ve Hüseyin de Tanrısal ruhlar taşıyorlardı. Ama hangi Tanrısal ruhları taşıdıkları konusunda kaynaklarda herhangi bir bilgi verilmemektedir. Irak’taki Kakailer diğer bölgelerdekilerden farklı olarak * Ali için ilah demezler, ancak onu aşırı bir şekilde tazim ederler. İran’dakiler ise *Ali’yi ilah kabul ederler ve bu nedenle onlara Ali Allahî denilir. Ortak noktaları *Ali’dir. Allah'ın ruhu Ali’den sonra Baba Hoşin’e, sonra Sultan İshak’a, sonra Şah Kırmızı, sonra Mehmet Beg ve en son olarak da Ateş Beg’e geçmiştir.

2-Tenasüh : Tenasüh, ruhun bir bedenden başka bir bedene intikalidir. Ecir ve ceza cennet ve cehennemde verilir. Bunun açıklaması şudur; ruh ya mutlu bir bedene intikal eder, sonsuza kadar mutluluğu yakalar ya da eziyet çeker. *Kakailere göre ruhun intikali/devri 1001 kerede tamamlanır. Tenasüh devresi biten bir kimsenin ilahlık mertebesine yükseldiğine Allah'ın ruhunun içine dolduğuna inanırlar. Onlara göre *Ali birliğe ulaşmıştır. Allah peş peşe bazı insanlarda tecelli edebilir. *İshak da Ali’den sonra gelmiştir. Kutsal kabul ettikleri bazı mezarlar vardır. Bunlardan biri Seyyid İbrahim mezarıdır. Bu zatın altı kez tenasüh yoluyla dünyaya geldiğini ve son olarak da Mehdi’nin zuhur zamanı olan kıyamet günü tekrar yer
yüzüne döneceğine inanırlar. Tenasüh Kakailik mezhebinde temel ilke ve ana şart sayılır.

Tenasühün dereceleri vardır. Tenasuhun dereceleri, ruhun iyi veya kötü değerlendirilen canlılara geçişine göre değerlendirilir. Kakailik akidesine göre insan öldükten sonra ruhu bir başka insanın vücuduna yada bir hayvana,yabani hayvanlara, bitkiye, ağaçlara, yılan ve akreplere… intikal edebilir. Ruh önceki bedende bulunduğu sürece o insanın yaptıklarına göre değerlendirilip mutlu ya da mutsuz bir bedene geçer. Bu olay ölümden yedi gün sonra gerçekleşir. İnsan mutlaka toplam 1001 defa tecessüd aşamalarından geçer. Yaptıklarının ceza muhasebesini de bulur. Arınma imkanı doğada bulunan varlıkların özünü oluşturan cevhere göre gerçekleşir. Sarı çamurdan yaratılan insanlar seçkin ve baki kalanlardır. Siyah çamurdan yaratılanlar ise şer insanlardır. *Kakai veya Kakai olmayana da intikal edebilir. Doğrusu Kakai olmayanın ruhu da Kakai’ye taşınabilir. *İtikatlarına göre bu intikaller yani vücuttan bir başka vücuda geçmeler, ruhun arınması ve kemale ermesi ve en sonunda İlah ile birleşmesidir. Eski Kakailerin akidelerine göre, bireyler ölmeden önce yanlarında bulundurdukları dini kitaplarıyla birlikte gömülmelerini vasiyet ederlerdi. Onlar bu vasiyeti gelecekte tekrar bedenlerine bir ruhun gelmesi durumunda kendi kitaplarını yanlarında hazır bulmaları için yaparlar.

3-Kuran-ı Kerim : Kakailer Kuran-ı Kerim’i yeterince okumazlar. Buna gerekçe olrak da Osman’ın çoğalttığı nüshalar dışındaki Kuran-ı Kerim nüshalarını toplattırmasını gösterirler. Bazı Kuran ayetlerini ise kendi davranışlarına uygun olduğu için benimsiyormuş gibi görünürler

4-Ahiret : Kakailer, ölülerine şunu demektedirler; “ Eğer sana Münker ve Nekir melekleri gelirse, söyle benim bu kadar buğday ve arpam var hepsi de depolarda toplanmıştır. Eğer razı olmazlarsa bir tabak mercimek ve bir fincan içki ver. Eğer reddederlerse, ben Kakaiyim dersin. Git buradan başkasına git. O zaman giderler. Sen de hemen cennete git”. Bu olay ölülerine iki şahadeti telkin etmediklerini göstermektedir.Ruhun intikali ve tenasühü inanışı, ölüme fazla düşünmemelerine neden olmaktadır. Kakailer, ölüme ağlayıp sızlamazlar, çünkü ahiret gününe inanmazlar. Onlar için ölüme üzülmek haramdır. Kakailerde mezarları ziyaret etmek büyük saygı göstergesidir. Eğer biri ölürse, onlar bu kişinin kabrini davulla ziyaret ederler.

5-Uluhiyet : *Bu inanç anlaşılması en zor ve belirsiz olan inançtır. İnancın temeli uluhiyettir. Allah’ı tasfir etmek ve nitelemek çok zordur. Buna rağmen Kakailik’te Allah hakkında nitelemede bulunmak doğru sayılmaz. İnsanlara görünmediği sürece onunla iletişim kurmak doğru değildir. Allah birkaç rolle insanlara göründü. Vücut görünmenin bir aracıdır. Allah vasf edilemez, o görünmez ve onun suretini görmek mümkün değildir. Gözlere, hülul (zuhur) yoluyla ile görünmüştür. Melekler de insanların suretini alır. Bu husus sadece *Ali’ye hasredilemez; çünkü *Ali’den önce ve sonra Allah’ın insan biçiminde pek çok kişide zuhur ettiğine inanmaktadırlar. Kakailer, kainatı yaratanın bir olduğuna inanırlar. Kendilerinin ondan olduklarına ve tekrar ona döneceklerine inanırlar. Allah'ın vasıflandırılmasına ve anlatılmasına karşıdırlar
Sponsor Reklamlar

adsizkowboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.08.13   #4
adsizkowboy
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2013
Nereden: Adsiz
Mesajlar: 347
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği


B- İBADETLER

1-Namaz : İlk başkanları olan Şah Hoşin ise namazı terk etmelerinin sebebini şöyle yorumlar; Allah’ü Teala’yı kelimenin tam anlamıyla tanımış ve ona ulaştıklarını iddia etmişlerdir, itaatları ve imanları ile dolup taştıkları için namaz kılmayı gereksiz ve biçimcilikten başka bir şey görmüyorlar. Onlara bağlı olanlar ve öğrencileri de namazı bıraktılar. Onlara göre ibadet, başkalarının yanında eda edilmez, zikir, tesbih, hatta salevat özel yerlerde yapılabilir ve bu yerleri sadece Allah bilmelidir. Bu, insanların önünde yapmaktan daha hayırlıdır

2-Oruç : Kakailer’in bir kısmı Ramazan ayında oruç tutmazlar. Muharrem ayının ilk on gününde oruç tutarlar.Onlara göre oruç tutmamalarının nedeni, Hz. Ali’nin Ramazan ayında öldürülmüş olmasıdır. Daha da aşırıya giderek şöyle derler; “Ramazan’ın eşeği çamura düştü. Biz onu kurtarınca bizi oruç tutmaktan muaf tuttu. Kakailerde Ramazan Orucunun dışında iki çeşit oruç daha vardır:

a)Allah için oruç tutmak ya da Garuni günleri için üç günlük oruç günleri vardır. Bu farzın sebebi Sultan İshak ve dervişlerinin Şendroy dağındaki Neva mağarasında yemeksiz ve susuz kalmalarıdır. Nitekim üç kardeşi ile tabileri onları yakalayıp öldürmek istedikleri için mağarada gizlenmişlerdir. Bu orucun zamanı Aralık ayının on ikisi, on üçü ve on dördüdür. Aynı zamanda kış mevsiminin kırkıncı günlerine rastlar

b) Kaltas Ashabı’nın tortusunu ihya etmek üzere üç gün oruç tutulur ve bu oruca Kaltas Orucu adı verilir. Rivayete göre İran bölgesinden gelen yedi kişi Şeyhan köyündeki Pirdivar - Halepçe’de bulunan Sultan İshak’ı ziyaret etmek üzere gelirken yoldaki Şaho dağının tepesinde tipiye tutulurlar. Tam üç gün kar altında mahsur kalırlar. Sultan İshak haberlerini duyunca onların kurtulmaları için Allah’a dua eder.Sultan İshak onları kurtarmak üzere bir grup gönderir. Sultan İshak onların gösterdikleri bu kahramanlık uğruna tabilerine üç günlük oruç tutmaları için emir verir. Bu oruca üç günlük Kaltas orucu adı verilir. Bu vesile ile oruç tutarlar.

3-Zekat : Kakaiyye’de zekat ibadeti üzerinde fazla durulmaz. Kutsal kitapları Serencam’da zikri de yoktur

4-Hac : Kakailer Hac ibadetinin yanında, ayrıca Ekabirlerini, Seyyit’lerin çocuklarını ve diğer kutsal saydıkları mezarlıkları ziyaret ederler. Ancak belirli bir zamanı yoktur

5-Lain-Küfür : Kakailer, küfretmeyi kınarlar. Kimseye karşı kin tutmazlar ve küfretmezler. Dünya’ya karşı hakaret etmezler ve herhangi bir akideyi protesto etmezler. Akide sahiplerine hiçbir zaman ihanet etmezler. Sofuların kabilelerinde küfretmek yasaklanmıştır. Çoğu kabile, suçu söven insana yükler, bazılarında küfretmek ise şeytana yasaktır. Bunların en tanınmış şeyhleri şeytana saygı duyar ve şeytana küfretmez. Yerlere hiçbir zaman tükürmezler
Sponsor Reklamlar

adsizkowboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.08.13   #5
adsizkowboy
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2013
Nereden: Adsiz
Mesajlar: 347
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği


Pirduvar’da Sultan İshak kendi çevresinde birkaç halka kurdu. Her halka yedi kişiden oluşuyordu. Yediler, yedi divan ve yedi halifeden ibaretti. Bu halkalar dışında başka halkalar da Sultan İshak’ın çevresinde bulunmaktadır. Yediler “Heftanlar” Sultan İshak’ın Pirduvar’daki yedi öğrencisidir. Öğrencileri ise;

1- Pir Bünyamin: Kakailerin başta gelen şeyhlerindendir. 1235’te Şaho dağının yakınlarında doğmuştu. Genç yaşlarında Sultan İshak’ın grubuna katıldı. Şeyhan köyünde Sultan İshak’ın bizatihi kendisinden eğitim aldı. Sultan İshak tarafından Kakailerin “Piri” olarak tayin edildi. Pir Bünyamin “Cibrail”den tecessüt etti. Yani Pir Bünyamin Cibrail’in ruhunu taşımayı hak etmiş oldu.

2- Pir Musa: Sultanın veziri ve katibi idi. 1290’da Şam’da doğmuştu. Pir Musa ise “İsrafil”den tecessüt etmişti.

3- Pir Davud: Gençliğinde Sultan İshak’ın grubuna katıldı. Görevi ise Kakailere rehberlik yapmaktı. Pir Davud ise “Mikail”den tecessüt etmişti.

4- Mustafa Davudan: 1276’da Şehri Zor’da doğdu. Genç yaşlarında Sultan İshak’ın grubuna katıldı. Mustafa Davudan ise “Azrail”den tecessüt etmişti.

5- Dayrak Hatun (Razbar): İshak’ın annesi idi.

6- Şah İbrahim: Hicri 725/1324’de Şeyhan köyünde doğdu. Genç yaşlarında Sultan İshak’a katıldı.Sultan emri ile Bağdat’a gitti ve oralarda dini eğitim almak için Hanekin ve Mendeli’de bulunan Kakailer Şah İbrahim’in tabilerindendir.

7- Seyit Ahmet (Baba Yadigar): 1359’da doğdu. Sultan İshak tarafından Hindistan ve Pakistan’a elçi olarak gönderildi. Oralarda Kakaî fikirleri yayma görevini üstlendi.

Heftan-ı Naciyan (Yedi kurtarıcı) ise Sultan İshak’ın aşağıdaki yedi evladıdır:

1- Seyit Ahmet (Mir Sur)
2- Seyit Mustafa
3- Seyit Muhammet (Muhammet Kura Suvar)
4- Seyit Haci (Alemdar)
5- Seyit Abdulvefa (Vefai)
6- Seyit Şehabeddin
7- Seyit Habib Şah

Heft Halife veya habercilere gelince, Sultan İshak tarafından yetmiş iki Şeyh seçilmiştir ve bu Şeyhler rehber veya mürşit olmuşlardır.

Haft Halife veya “yedi haberciler” şunlardır:

1- Halife Şehabettin: Şehri Zor’da doğdu ve orada irfan eğitimini tamamladı. Sultan İshak tarafından halife rütbesini aldı. Şeyhan köyünde öldü.
2- Halife Abdulaziz: Hicri yedinci asrın sonlarında doğdu ve Sultan İshak tarafından halife seçildi.
3- Halife Muhammed: Sultan İshak’ın en yakın dostlarından biri, Şeyhan köyünde doğdu ve orada vefat etti.
4- Halife Bapir: Sultan İshak tarafından halife rütbesini almıştır.
5- Halife Abdülcabbar: Hicri sekizinci asırda yaşamıştır. Sultan İshak’tan eğitim almıştır. Onda halife rütbesini almıştır. Şeyhan köyünde vefat etmiştir.
Pir Muhi ve Pir Neriman: Bunları Sultan İshak Yetmiş iki halife içinden seçmiştir. Kakailerin rehber ve mürşitleri olmuşlardır

Kakailerde her kişi rehber ve önde gelenlerin aileleri dahil olmak üzere bir rehber yada Seyit’e (din adamına) bağlı olmak zorundadır.Teorik olarak her Kakai kendi rehberini, pirini seçmekte serbest olmakla birlikte bu hususta seyitler serbest değildir. Uygulamada rehber, pir seçiminde babasına tabidir. Kişiye edilen vasiyet üzerine kendi piri veya rehberi öldüğünde aile içindeki herhangi bir mürit grubuna katılabilir.
Sponsor Reklamlar

adsizkowboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.08.13   #6
adsizkowboy
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2013
Nereden: Adsiz
Mesajlar: 347
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği


KAKAİLERİN DİNİ RÜTBELERİ
1-Sultan
2-Seyit (Pir)
3-Halife, Rehber (Mam)
4-Baba
5-Kelam Havan
6-Dervişler
7-Ammî

1-Kurban : Kakaiyye toplantıları kurbansız geçmez. Kurban Allah rızası için kesilir. Kakailerde kurban kesme işi kutsal bir zaruret sayılmaktadır. Kurban için en iyi hayvanlar; koyun, deve, keçi ve horozdur. İlk kurban,Cebrail’in Hz. İsmail yerine feda edilen ve gökten getirdiği koçtur. Zilhicce ayının onunda gerçekleşmiştir Kurban kesildikten sonra çok iyi yıkanır ve et kemikten ayrılana kadar pişirilir. Daha sonra Cem Hane’ye getirilir. Cem hizmetçisi ellerini dirseklerine kadar yıkar. Bir ibrik ve taşınır yıkayıcıyı eline alarak Cem Hane’deki herkesi dolaşır. “Bu ilk ve son” der. Suyu ellerine tek tek döker. Ancak ilk olarak Seyyid’in ellerinden başlar. Elleri yıkama merasiminden sonra bir kez daha “Bu ilk ve son” der ve yemek sofraya getirilir. Yemek sofrası ise ekmek, kurban etleri ve et suyunun tenceresinden ibarettir. Hepsi de Halife önüne konur. Etleri kemikten ayırır. Hizmetçi etleri büyük bir tepsiye koyar ve etlere tuz ekler. Halife yüksek sesle “Ya Hak! Bu ilk ve son” der ve etler eşit şekilde dağıtılır

2-Bıyık : Kakailerde bıyık en önemli ayrıcalıklardan biridir. Asla kesmezler. Onlarda bıyığın bir kılını kesmek bile haram sayılır. Bıyığını kesen kim olursa onlar için zındık sayılır.
Bıyık kesmemelerinin en önemli nedenleri:
Bazılarına göre Hz. Ali’nin çok büyük bir bıyığı varmış. Bıyığını ne kesmiş ne de düzeltmiştir. Kimilerine göre tıraş bıçağı Hz. Ali’nin bıyığının hiçbir kılını dahi düzeltememiştir. Ancak Hoca Abbas El-Azzavi der ki onlarda bıyık kesmeme nedeni bir ayrıcalık alametidir. Nitekim onlara göre Hz. Ali, peygamber öldüğünde onu yıkadıktan sonra göbeğinde biriken suyu içmiştir. Akabinde Hz. Ali bıyığını kesmiş, ancak bıyığı tekrar uzamış, bunun üzerine bıyığını yeniden kesmiş, ancak tekrar uzamıştır Diğer sebebe gelince, Kakailer bunu ruhani bir nedene dayandırırlar. Zira Cenabı Hak Allahu Teala Hz.Adem’i çamurdan yaratıp onun cesedine üflediği ruh ağzından geçmiştir. Dolayısıyla. İnsan ağzındaki kıllar ilahi ve kutsal bir hediyedir. Allahü Teala bu hediyeyi Hz. Adem’e verdiğinden bıyığını kesmesi ya da düzeltmesi bu ayete göre kesinlikle caiz değildir

3-Keşif Gecesi : İfadesine göre Kakailerin dini törenleri ve özel ibadet ile tarikatları kendilerine has ve özeldir. Bu taifeye mensup olmayanların bu törenleri izlemesi yasaktır. Ancak bir gün dışarıdan bir yabancı Cem Evi’ne katılarak töreni izlemeye kalkışmıştır.Törene gelen yabancı, töreni engellemek ve töhmeti yakıştırmak için fenerleri bilerek söndürür.İzleyici olan bu yabancı şahıs, bunu cinsel ilişkilerde serbestlik ya da keşif gecesi olarak adlandırıp yanlış bir yorumda bulunmuştur Onlara göre Pazartesi ve Cuma kutsal günlerdir; Geleneklerini, evliliklerini ve genel toplantılarını bu günlerde yaparlar.

4-Evlilik ve Boşanma : Kakailere göre evlilik kutsaldır. Ama herhangi bir törene bağlı değildir. Fakat basit bir niyet bildirisi ve akitle şeyhlerinin eliyle kıyılır. Evlenecek olanların babalarının ve akrabalarının rızası alınmaz. Evlilik, evlenecek olanların rızasıyla olur. Evliliğin temelini eşlerin birbirini sevmesi oluşturur. Nikah Cuma ve Pazartesi günü kıyılır. Çoğunlukla Pazartesi günleri tercih edilir. Genel toplantılar da Pazartesi ve Cuma günleri yapılır. Geleneklerine göre birden fazla kadınla evlenmek yasaktır ve dini emirlere muhaliftir. Mürit, Şeyh’in kızı ile evlenemez, çünkü birbirleri ile kardeş sayılırlar. Şeyhler de Mürit’lerin kızıyla evlenemez çünkü onun kız kardeşidir.Boşanma tek taraflı olamaz. Eğer boşanma olacaksa iki tarafın rızasıyla olmalıdır. Taraflardan biri kabul etmedikçe boşanma gerçekleşmez. Kakailerde ikinci evlilik ancak eşin ölmesi, devamlı hasta olması veya çocuğunun olmaması halinde mümkündür. Bu hallerde de erkeğin eşinden rıza alması şarttır. Kakailerde yakın evlilik doğaldır. Amca ve dayı çocukları evlenebilirler. Ölen erkek kardeşin eşiyle evlenmek yadırganmaz. Kakailer Kakai olmayanlarla evlenebilirler.

Kakailik Kızılbaşlık, Bektaşilik, Nusayrilik ve Şebeklerle birtakım benzerlikler arzetse de, bu benzerliklerin tarihi, dini ve sosyal temelleri net olmayıp aydınlatılması gereken hususlardır.
Sponsor Reklamlar

adsizkowboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.08.13   #7
adsizkowboy
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2013
Nereden: Adsiz
Mesajlar: 347
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği



Kakailik bana oldukça ilginç geldi. İlginç gelmesinin nedeni de pek çok dinin içinde bulundurdugu gelenek ve görenekleri toplu olarak ihtiva etmesi. Sanki Alevilik, İslamiyet, Budizm, Brahmanizm, Eski Sümer motifleri, Hiristiyanlık ve Musevilik herbiri bu mezhebin içerisinde birleşmiş. Gene ilginç olanı da yayıldıgı aalnlar bütün bu dinsel akımların da geçiş ve sürükleniş yerleri. Eski Asur evlenme törelerinden Mucize doguma İbrahimin çok yaşlı evlenmesinden 7 uyurlara kadar tüm motifleri içerisinde barındırıyor. Bıyık kesmemekle Kalenderilere yaklaşıyorlar. Aleviligin tüm törelerini önselliyorlar. Satır satır tahlil edilirse her şeyden bir parça bulabilmek mümkün.

İsterseniz Kakailerin bir de hac yerlerine ve kutsal saydıkları mezarlara bir göz gezdirelim. Bu mezarların bulundugu yerler bu mezhebe baglı olanların oturdukları yerleri de gösteriyor, mezhebin milliyet yapısını da belirtiyor. Mezhebe baglı olanlara Kakaki deniyor. Aslında içlerinde yaşadıkları cografya neden tüm inançların bileşkesini bize sunduklarını da açıklıyor. Yalnız egemen ideoloji olamamaları, temellerindeki kardeşlik yapısının da izahını sunuyor.
Sponsor Reklamlar


Konu adsizkowboy tarafından (14.08.13 Saat 18:18 ) değiştirilmiştir.
adsizkowboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.08.13   #8
adsizkowboy
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2013
Nereden: Adsiz
Mesajlar: 347
Rep Puani : 0
Standart Cevap: Irak Ehl-i Haklarının (Kakailer) Alevilik Süreği


Başlıca Kakai mezarları ve Hac yerleri :

1-Sultan İshak’ın Mezarı: Bu mezar Havraman köyündeki Havraman dağında bulunmaktadır. Kakailer için çok kutsal bir kabirdir. Her yıl oraya gidip ziyaret ederler, ziyaret etmeleri için özel bir günleri yoktur. Çoğunlukla İlkbahar aylarında gidip ziyaret edilir. Onlar için Sultan İshak Hz. Ali’den sonra en kutsal insandır.

2-Seyit İbrahim’in Mezarı: Mezar Bağdat’ta Şeyh Ömer caddesi üzerinde bulunmaktadır. Seyit İbrahim en yüce insanlardan birisidir. Altı defa tenasüh ettiği söylenmektedir. Kakailer ise Seyit İbrahim’in yedinci kez tenasüh etmesinini görmeyi beklemektedirler. Ona çok büyük saygıları vardır ve Mehdi Muntazar diye adlandırırlar.

3-Dukkani Davud: Davud, Sultan Ahmet’in halifesi ve mürşididir. Dukkan Davud, Serpolizahab ile
Baytak arasındaki bir mahallenin ismidir. Kara Mesin ve Hemedan kentleri arasında yüksek bir dağda mağaranın içinde ziyaret edilir. Çevresinde Kakaiyye ve Şia mezarları vardır. Bu mezarlar onlar için delil niteliğindedir.

4-el-Hac Ahmet Virani Sultan’ın Mezarı: Irak’ta çok saygı görür. Tavuk, Tuzhurmatu ve Tisin
çevresinde ona tapanlar vardır. Necef’te Bektaş tekkesinde yaşamıştır. Göğe yükselerek arslana dönüştüğüne inanılır. Necef’e gidilirken ona çok saygı gösterirler. Mezarının önünde diz çökerek toprağını öperler.

5-İmam Ahmet Mezarı: Kerkük’te Musulla mahallesindedir.

6-Bava Yadgar: İran’da Serdeşt’te mezarı vardır. Ünlü ziyaret yerlerinden biridir.

7-Ömer Mendan Mezarı: Kerkük’le Erbil arasında adıyla adlandırılmış bir köyde bulunmaktadır.
Seyitlerin soyundan gelir.

8-İmam İsmail Mezarı: Kızlarbat ilçesindedir. Özel bir günde ona kurban keserler. Onun hakkında yalan söyleyen kişilerin ağızları eğrilir, ağzı eğri olan kişilerin onu ziyaret ettiğinde iyileşeceğine inanırlar.

9-Bava Haydar Mezarı: İran’da bulunur.

10-Şah Hayyas Mezarı: Erbil’le Musul arasında Verdek köyünde bulunmaktadr.

11-İmam Kasım: Mezarı Kerkük’tedir.

12-Havaş Mezarı: Ali Saray’ın yakınlarındadır. Burası Kerkük’ün Tavuk ilçesine bağlıdır.

Kerkük’te Tanınmış Ünlü Şair Hicri Dede : *Kakailerin ünlü şahsiyetlerinden “Hicri Dede” 1880 yılında Kerkük’te doğmuştur. Hicri Dede’nin gerçek ismi Mahmut Hicri b. Molla Ali Efendi b. Naziri Dede b. Kaysar’dır. Onun edebiyatla çok sıkı bir bağı vardır. Yayınlanmış birçok divanı vardır. Halka olan büyük ilgisi bilinir. Farsça ve Türkçe eğitim almıştır. Anadili Azerbaycan Türkçesidir. Hicri Dede’nin birçok divanı Türkçe’dir. Hicri Dede bu edebi kişiliğinin yanında aynı zamanda Kakailerin ünlü aydınlardan biridir.

(Tüm metin alıntıdır.)
Sponsor Reklamlar

adsizkowboy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Irak Alevileri: Kakailer adsizkowboy Genel Kültür 3 16.07.13 21:31
1991'DEN 2003'E TÜRKiYE'NİN KUZEY IRAK POLİTiKASI - BARlŞ TERKOĞLU profet Siyaset/Politika Tartışma Mekanı 0 14.04.11 01:15
Irak sınırına bordo bereliler sevk edildi AmaethoN Pir Yolu Haber Merkezi 0 19.06.10 16:00






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2