Sponsor Reklamlar


Büyük ALEVİ Kurultayı.

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Forumunda Bulunan  Büyük ALEVİ Kurultayı. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 14.05.13   #21
Aşıktalibi
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Sep 2011
Nereden: İstanbul'dan
Mesajlar: 77
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


Pkk sempatizanlarına yaranmaktan başak bir şey değildi dinledim birazını ve çok öfkelendim!! AABF tamamı ile yolu erkanı kirleten Alisiz Aleviliği gençlere öğreten bir kocaman safsata itibar edilmemeli özellikle Boş laf eden Turgut ÖKER!.. Gerçek yol erkanı süren ve avrupa da mücadele veren bir kuruluş görmek istiyorsanız Avusturya da ki İslam Alevi Örgütüne bakın! Adamlar cemevlerini ibadethane yaptırdı üniversitelerde islami mezhep olarak okuturdu ve kendine resmi statü kazandırdı İslami Sünni mezhepten ayrı İslami Alevi Mezhebi olarak adını avrupaya yazdırdı ve çok iyi bir İslam Alevi yol erkan öğretisi veriyor! Ama AABF Hala avrupada statü kazandıramadı kendine nedeni İslamdan kendisini ayıran Alisiz Aleviliği savunduğu için Alevilik dindir dediği için Avrupa böyle bir dinin önderi ve kitabı olmadığı için tanıyamayız diyor ve hala Turgut ÖKER ve Yandaşları diretiyor Aleviliği kirletiyor. İçimiz de ki Yezitleri dışlamamız Lazım!
Sponsor Reklamlar

__________________
ALİSİZ IŞIKCILARA LANET.
YOLDAN İKRARDAN DÖNMÜŞ HERBİRİ GIYBET.
OLMUŞLAR ŞİMDİ IŞIKCI MERVAN.
YEDİ ULU DERKİ MÜRVET YA ALİ MÜRVET.
KERBELAYA HÜRMET YA ALİ MUHAMMED.
ERENLER OLMUŞ TAKKİYE ALTINDA İSLAM.
ALMIŞ KERBELADAN SANCAĞI ÇEKMİŞ DARA.
GELMEK İSTERSEN BU YOLA DUR ALİ DİVANINA.
ERKANDAN, PİRİN ETEĞİNDEN SAPMA.
İŞ İŞTEN GEÇERSE KARANLIKTA KALMA.
Aşıktalibi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.05.13   #22
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


3. Büyük Alevi Kurultayı Ankara’da toplandı…

Kırmızı Haber | 13 Mayıs 2013 |



Alevi Kurultayı’ndan ‘barış mücadelesi’ için çağrı

Ankara’da gerçekleşen 3. Alevi Kurultayı’na barış süreci ve Reyhanlı’daki patlama damga vurdu. Konuşmalarda barış sürecinde Siyasal İslam’ın öne çıkması eleştirildi. Reyhanlı’daki patlamanın sorumluları olarak da Suriye’deki Alevilerin öne atıldığına dikkat çekilen konuşmalarda bunun kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Anadolu Gösteri Merkezi’nde “Devletli değil toplumsal barış” şiarıyla gerçekleşen 3. Alevi Kurultayı’na CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin ve Milletvekili Hüseyin Aygün, BDP Milletvekilleri Pervin Buldan, Adil Kurt, İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, HDP Eş Genel Başkanı Yavuz Önen, ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş, ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul ve birçok siyasi parti ve örgüt temsilcisi katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Hacı Bektaş Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy, Alevilerin sürece sıcak yaklaştığını belirterek, sivil siyasetin askeri siyasetin önüne geçmesinden yana olduklarını vurguladı.

‘İSLAM SENTEZLİ ANAYASA’
Ulusoy, Kürt siyasi hareketinin bugüne kadar acı bedeller ödediğine üzülerek şahit olduklarını söyledi. Kürt hareketinin barışı garanti altına alacak adımlar atmalarını da anlayışla karşıladıklarını ifade etti. Ulusoy, “Süreçle birlikte Anayasa çalışmaları iç içe girdi. Bu da Anayasa çalışmalarını etkileyecektir. Keşke yanılmış olsaydık fakat yeni anayasanın İslam sentezli olacağı kesin” dedi.

‘SİZE İNAT ROBOSKİ’DEYDİK’

Kürsüde söz alan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez de hükümete seslenerek “Size inat tam da buradayız. Sizin diliniz ayrımcı, kimlikleri öne çıkarıyor. Bu şekilde barıştan bahsedenlere inat biz Roboski” title=”Roboski“>Roboski’deydik, barış şiarını dilimizden hiç düşürmedik” dedi.

İZZETTİN DOĞAN’A ELEŞTİRİ
Akil İnsanlar Heyetine seçilen Cem Vakfı Başkanıİzzettin Doğan’a eleştirilerde bulunan Geçmez, “Sen Sivas’ta ülkücülerle bir olup yakarken, biz devrimcilerle yananların yanında, olduk mücadele ettik. Sen kim oluyorsun da Kürtlerin savunucusu oluyorsun. Bu süreçte içimizdeki çürük elmaları göreceğiz” dedi. Geçmez’in bu eleştirileri üzerine bazı katılımcılar tepki gösterdi. Tepki gösterenlerin Geçmez’i yuhalaması üzerine salonun büyük çoğunluğu Geçmez’e alkış ve ıslıklarıyla destek verdi.

Akil İnsanlar Heyetine seçilen Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya’ya yönelik düşüncelerini de paylaşan Geçmez, “Akil olarak atanmadan önce barıştan söz edenleri hedef olarak gösteriyordu. Bu manidar topluluğun Türkiye’yi gezip barışı anlatması samimiyet dışıdır” dedi.

‘YÜZLEŞMEK GEREKİYOR’
Geçmez, barışın gelmesi için önce Roboski” title=”Roboski“>Roboskili anaların, Madımak’taki anaların ve Cumartesi Annelerinin gözyaşlarının silinmesi gerektiğini söyledi. Bu süreçte herkesin birbiriyle yüzleşmesi gerektiğini dile getirdi.

‘CHP’Yİ KINIYORUM’
Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, BDP’nin geçtiğimiz günlerde Meclise sunduğu taslağın havada kaldığını söylerken, “Yıllardır oy verdiğimiz CHP’yi taslağa yönelik tepkisine karşı kınıyorum” dedi. Demir, yeni Anayasa taslağını incelediklerini belirtirken, Aleviler ve azınlıklara yönelik 4 siyasi partiden de umduğunu bulamadıklarını ifade etti.

Avrupa Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Turgut Öker ise, “Alevileri oy deposu olarak gören partiler burada yok ama devrimci partiler burada. Hepsine teşekkür ediyoruz” dedi. Alevilerin sürece karşıymış gibi lanse edildiklerini ifade eden Öker, “Biz kendi özgürlüğümüz gibi Kürtlerin de özgürlük mücadelesini selamladık. Siyasal İslam’ın ne olduğunu biliyoruz. Bunun hep karşısında olacağız” dedi.

BARIŞ MÜCADELESİNE ÇAĞRI
Kurultayın sonunda özellikle barış sürecine vurgu yapan ve Alevilerin barış sürecine dair bakış açısını yansıtan bir bildirge açıklandı.

Bildirgede, “Barışın salt devlet eliyle ve devletin istediği kadar değil, halkların iradesi ve sözüyle başarıya ulaşacağına olan inancımızı ve bu nedenle barış sürecinin tam göbeğinde yer aldığımızdan hiç şüphe duymadığımızı beyan ediyoruz” denildi. Demokratik Alevi Hareketi’nin, barışı tek başına AKP’ye teslim etmeyeceği belirtilen bildirgede, 3. Büyük Alevi Kurultay’nın barışa dair ortak bir irade oluşturulması için gerçekleştirildiği kaydedildi. Bildirgede, Alevilerin bu süreçte barış mücadelesini daha ileriden sahipleneceği belirtildi. (Evrensel)
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.05.13   #23
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


Tarih öğretmeni öğrencileri,

sınıfta Alevi ve Sünni olarak ayrı yerlerde oturttu.


Kırmızı Haber | 15 Mayıs 2013 |


Ankara’daki bir lisede mescit açmak isteyen tarih öğretmeninin, dağıttığı dilekçeleriimzalamayan öğrencilere mezhepsel ayrımcılık uyguladığı ve hakaret ettiği ortaya çıktı.

Dilekçeleri kabul etmeyen öğrencileri sınıfta Alevi ve Sünni olarak ayrı yerlerde oturtan öğretmenin öğrencilere “Komünistler ve Aleviler kucak kucağa oturan milletlerdir” dediği iddia edildi.

Akdere Çağrıbey Anadolu Lisesi’nde bir öğretmenin, okulda mescit açılması için hazırladığı dilekçeleri ailelerine imzalatmaları için öğrencilere baskı yaptığı belirtildi. Dilekçeleri kabul etmeyen öğrencileri sınıfta Alevi ve Sünni olarak ayrı yerlerde oturtan öğretmenin öğrencilere, “Komünistler ve Aleviler kucak kucağa oturan milletlerdir” dediği iddia edildi.

Okul Müdürü Ali Özdemir ise iddiaları kabul ederek “O konu üzerinde hassasiyetle duruyorum. Konuyu ilçe milli eğitim müdürümüzle görüştüm. Hocamızın fevri davranışları olursa sonucuna katlanır. Bu kötü şeyler kesinlikle müsaade edilmeyeceğini de bilmesi lazım”ifadelerini kullandı. Milli Eğitim Bakanlığı da okula müfettiş göndererek soruşturma başlattı.

Tarih öğretmeni Nuri Işık, görev yaptığı Akdere Çağrıbey Anadolu Lisesi’nde mescit açılması için dağıttığı dilekçeleri ailelerine imzalatmaları için öğrencilere baskı yaptığı öğrenildi. Işık’ın bu girişimine bazı öğrenciler karşı çıkarak dilekçeleri kabul etmediler.Bunun üzerine öğrencilere tepki gösteren Işık’ın, öğrencileri Komünist ve Alevi olmakla suçladığı, sınıflarda öğrencileri Sünni ve Alevi diyerek ayrı oturttuğu belirtildi.
Okul müdürü Ali Özdemir, konuyla ilgili olarak “O konu üzerinde hassasiyetle duruyorum. Konuyu ilçe milli eğitim müdürümüzle görüştüm. Hocamızın fevri davranışları olursa sonucuna katlanır. Bu gibi kötü şeylere kesinlikle müsaade edilmeyeceğini de bilmesi lazım” dedi.

Mescit talebi için, “Bunun kesinlikle olmayacağını zaten gelen velilerimize de söyledim. Onlara böyle bir talebin yerinin şu anda TBMM ve anayasa olduğunu söyledim. Okul zaten böyle bir makam değil” ifadelerini kullanan Özdemir, ilçe milli eğitim müdürü ile de görüştüğünü belirtti.
Tehdit edildi

Mescit açılması için kendisine verilen dilekçeyi ailesine imzalatmayı kabul etmeyen öğrenci C.D., diğer öğrenciler tarafından Facebook üzerinden tehdit edilirken okulda öğrenciler tarafından sıkıştırıldı.

Müdür Özdemir, C. D’nin tehdit edilmesini ve okulda yaşanan tartışmaları, “Ufak tefek şeyler. Onlara ben müdahale ettim. Kardeşlik duygusunu anlattım. Kimse kimseyi ötekileştirmesin dedim. Gerekeni anlattım, sizler müsterih olun. Böyle bir şey burada kesinlikle meydan bulmaz”sözleriyle değerlendirdi.Cumhuriyet -MERT TAŞÇILAR /


ALEVİLERİN NEDEN AYRIŞMADAN,

BİRLİK OLMASINI GEREKTİREN,

BİR NEDENDE PSİKOLOJİK BASKI

ÇÖZÜM ORGANİZE MÜCADELE
.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (16.05.13 Saat 00:40 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.05.13   #24
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


kurultay göstermiştirki,

alevilerin alevilerden başka dostu yoktur,

muaviye oyunlarına kanıp ayrışmayın,

alevilikte yol bir (insanlık yolu) süreç binbirdir,

GELİN CANLAR BİR OLALIM.
Sponsor Reklamlar

iremsu bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.05.13   #25
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


Özgündüz: “Onay verin,

beş yüz yıllık sorunu ortadan kaldıralım”





Kırmızı Haber | 22 Mayıs 2013 |


KIRMIZI HABER – CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, 72 CHP milletvekilinin oylarıyla meclise sunulan ve AKP oylarıyla reddedilen “cemevi kanun teklifini” yeniden meclis gündemine taşıdı ve TBMM’de yaptığı konuşmada “cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasına ilişkin bu kanun teklifine, gelin onay verin, beş yüz yıllık bir sorunu ortadan kaldıralım” dedi.

Özgündüz’ün mecliste yaptığı konuşmanın tamamı şöyle:

Değerli milletvekilleri, İbadet Yerlerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Teklifi, özü itibarıyla, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasıyla ilgilidir. Özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum: “Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi.” demiyorum; ibadethane olan, Alevi canların cem ibadetlerini yaptıkları “Allah”, “Muhammed”, “Ali” diyerek zikrettikleri, semah döndükleri cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasıyla ilgilidir.

Türkiye, Anayasa’sında belirtilen din ve vicdan özgürlüğünü kabul etmiş, yine Anayasa’nın 10’uncu maddesinde belirtilen tüm yurttaşların kanun önünde eşit olduğuna ilişkin hükmü kabul etmiş, yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin altına imza atmış bir ülke olarak bu cemevleri sorununu acilen çözmelidir. Bu anayasa sürecinde bunu açık açık belirtelim. Eğer cemevleri sorunu çözülmezse, Diyanet İşleri Başkanlığı revize edilmezse, inanın ki Alevi yurttaşlar açısından, toplumun yaklaşık üçte 1’ini oluşturan Alevi yurttaşlar açısından bu anayasa yok hükmünde olacaktır.

Değerli milletvekilleri, son zamanlarda, son günlerde, tabii ülkemizde en çok konuşulan konu barış. Barış, evet, barış; barışırken gelin toplumsal barışı sağlayalım yani Kürt kardeşimizle helalleşirken, barışırken, Alevi canlarla da barışalım, yüzyıllardır verilmeyen haklarını verelim. Ama, siz eğer beş yüz sene önceki bakış açısıyla Çaldıran’ı referans göstererek bir barış sağlayacağınızı düşünüyorsanız buradan barış çıkmaz, bunu bilin, Allah korusun, felaket olur.

Son günlerde, yine Reyhanlı’da yaşanan olayla gündeme gelen, ülkemizdeki farklı mezhep gruplarının çatışmaya sokulması yönündeki bir projeyle -Sayın Başbakanın da belirttiği gibi- bu patlama ilişkilendirildi ki doğrudur, bu patlamanın asıl hedefi mezhep çatışması çıkarmaktır. Eğer bunu böyle okuyorsanız ve samimiyseniz, gelin bu sorunu çözelim, cemevlerini yasal statüye kavuşturalım. Yani, sizin Hükûmet yetkilileri, ilgili bakanlar bu konu gündeme geldiğinde “Efendim, teolojik tartışmadır.” diyerek topu taca atıyorlar. Demokratik bir ülkede, laik bir ülkede devlet adamlarına düşen, Parlamentoya düşen, milletvekillerine düşen görev, teolojik tartışma yapmak değildir, insanlara mezhep, din ve ibadetlerini nasıl edeceklerini öğretmek değildir. Bize düşen görev, bu Parlamentoya düşen görev, herkesin din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde inancını istediği gibi yaşaması için gerekli koşulları sağlamaktır.

Nitekim, değerli milletvekilleri, bu konu yarın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından, sözleşmenin 9’uncu maddesinin ihlal edildiğine ilişkin, ülkemiz aleyhine bir mahkûmiyet çıkacaktır, ben buradan söylüyorum; bir insan hakları hukukçusu olarak söylüyorum, bu konuda yapılan müracaatlar ülkemiz aleyhine sonuçlanacaktır. Bu, iyiye gidiş değil. Nitekim, Avrupa Birliği ilerleme raporlarında da bu konu gündeme gelmektedir.

Gelin, çözelim. Yani bana göre, özellikle iktidar partisi bu süreçte bunu çözebilir. Sizin çözmeniz daha kolaylaştırır, sizin tabanınız reaksiyon göstermez. Biz iktidara geldiğimizde elbette ki çözeceğiz ancak o zaman sizin taban reaksiyon gösterebilir. Sizin bu konuyu çözmeniz, zaten biz istiyoruz, siz de tabanınızı ikna ederseniz dolayısıyla toplumsal barışa katkı sağlarsınız. Yani şeyi düşünmeyin: “Efendim, işte biz Anayasa yaparız, çoğunluğumuz var, referanduma gideriz, kabul edilir, biter.” Bitmez değerli arkadaşlar. Yani, “Efendim, işte Kürt sorununu çözdük.” E, Kürt sorununu çözdün, Alevi sorunu kaldı. Yani bir 30 bin insan da burada mı ölsün, bir 300 milyar dolar da burada mı gitsin?

Samimiyetle söylüyorum, eğer toplumsal barış istiyorsak, çok masumane ve yerinde bir talep olan cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasına ilişkin bu kanun teklifine, gelin onay verin, beş yüz yıllık bir sorunu ortadan kaldıralım diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.


anayasa komisyonunda altan tanın,

yeni anayasada

cemevlerininde diğer inanç markezleri için uygulanan statü uygulansın,

önerisine akp ve mhp karşı çıkmış,

oylarının çok büyük bir bölümünü alevilerden aln chp düşünelim demişti!!!!!

bir hafta sonra böyle bir teklifi vermelerinin

nedeni bu eziklikten olsa gerek,

ne maraş ne sivas anmalarında,

ne büyük alevi kurultaylarında görmediğimiz chp,

artık ayağının altında sabun olduğunu biliyor,

bu mücadeleyi veren aleviler chp nin bu teklifini,

şekilcide olsa destekler,

ama chp gündeminde alevi ve cemevleri sorunu yoktur.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.05.13   #26
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


Alevi örgütlerinin sorunu birlik mi bilgi mi?

Kelime Ata | 24 Mayıs 2013 |



Kelime Ata /Son birkaç yılın Aleviler açısından giderek daha fazla aleyhte bir nitelik kazandığına dair kanaatler pekişiyor. Sağdan soldan, milliyetçi çevrelerden, İslamcılardan agresiflik düzeyi giderek yükselen bir nefret yayılıyor. Her melanetin, musibetin arkasında Alevileri görme anlayışı neredeyse makbul milli refleks oldu.


Aleviler, aslında ötekileştirmelere alışık biraz… Egemen zihniyet sahiplerinin alimi, mualliminin, şeyhülislamlık- Diyanet gibi dinsel kurumların, siyaset dilinin, dışlayıcı ekonomik ilişki ağlarının farkındalar. Yeni olan durum, yakın zamana kadar sinir uçları açık olan Alevilerin örgütlü yapılarının bir çözülme sürecini yaşamaları… Her kesimin fark ettiği bir reflekssizlik ve zafiyet, etkili olamama, muhatap kabul edilmeme sözkonusu… Bırakın gündem yaratmayı, mevcut gündemin bile gerisine düşen, hatta temsil ettiği toplumsal kesimin önceliklerine yeterince sahip çıkamama-çıkmama durumu var.



Geçen yıl hatırlarsınız, bu mevsimlerde en önemli konu 4+4+4 yasasının çıkarılmasıydı. Yaygın Alevi örgütlülüğünün doğrudan kendi tabanını ilgilendiren bir konuda takındığı pasiflik doğrusu ibret vericiydi. Zorunlu seçmeli dersler mecliste görüşülürken de çıt çıtmadı. Diyanet’in teşkilat yasası TBMM’de iken de Alevi kurumlarından ciddi tek bir çıkış görülmedi. Suriye konusu gündeme geldiğinde Hatay’da yanıbaşımızda yaşanan gelişmelerin sonuçlarına ilişkin tek bir referans çalışması yapılmaması da garipti… Eğitim alanında biçimsel laikliği bile aratacak çok sayıda düzenleme gerçekleştirildi, Alevi örgütlülüğü- Aleviler narkoz yemiş aslan misali uyudu.



Şu sıralar devam eden Ergenekon davasının duruşmalarında da doğrudan insanların Alevilikleri sorgulanıyor; yine sessizlik…



Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay, Sivas davasını etkilediği gerekçesiyle terör örgütü üyeliği ile yargılanırken, bu davanın doğrudan muhatabı sayılabilecek Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin, Alevi Bektaşi Federasyonu’nun ya da Alevi Kültür Dernekleri’nin, her yıl “büyük” kurultaylar düzenleyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın sergilediği tek bir pratik itiraz yok.



Dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde görülmüştür ki; insanların inançları ile suçları arasında bir illiyet bağı kurulmuş olsun. Ama Türkiye’de oluyor ve Aleviler olan bitene seyirci…



Örneğin Ergenekon davasının son duruşmalarından birinde sanıklardan Cengiz Köylü, 30’a yakın akrabasını TSK’ya yerleştirmekle suçlanıyor. Suçlanıyor, çünkü onun Alevi olduğu düşünülüyor dolayısıyla akrabalarını yerleştirerek TSK’da Alevi yapılanması gerçekleştirdiği iddia ediliyor. 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Alevilik yapılanması raporunu gönderen kurum ise MİT…



Alevi yapılanmasına gitmekle suçlanan Cengiz Köylü en sonunda patlıyor olmalı ki, şunları söylüyor:



“Tam tersine benim akrabam olan bazı subaylar, TSK’den irticai faaliyetleri nedeniyle atıldı, bazısının da görev yerleri değiştirildi. Resmi kayıtlardan gerçeğe ulaşılabilir. İftiralar nedeniyle 5 yıldır burada tutukluyum. Ancak atılan bu iftiralar karşısında açıklamak zorunda kaldım. Alevi değilim.”



Bir sanığın “Alevi değilim” diyerek kendini kurtarmaya çalışması, bu ruh hali, bir hukuk devletinde olabilecek şey midir? Ergenekon’un daha önceki duruşmalarında hakimlerin doğrudan sanıklara Alevi misin diye sordukları da hatırlanırsa Türkiye’nin biçimsel laikliği bile arayacak noktaya geldiği görülmüyor mu?



Bu duruşmanın hemen birkaç gün sonrasında CHP’li Atilla Kart, Türk Hava Kuvvetleri’nde 700 Alevi subayın tasfiye edilmesi için haklarında işlem yapıldığını basın toplantısıyla açıkladı.



Bir sanık suçlu olabilir, işlediği suçu mensup olduğu etnik köken ya da inancıyla ilişkilendirmek ileri demokrasilerin değil ilkel anlayışlara sahip yönetimlerin tarzıdır. Açıktan yapılan bu ayrımcılık karşısında Alevi örgütlerinin suskun halleri ise ibretlik..

Aslında ne dediğini bilmeyen Güner Ümit ya da Mehmet Ali Erbil gibi zavallılar için saman alevi türünden eylemler sergileyen Alevilerin ya da yaygın Alevi örgütlülüğünün kendilerine yönelik daha kompleks daha sistematik tasfiye karşısında bu kadar lakayt tutum takınılması elbette ki izaha muhtaç bir durum yaratıyor.



Alevi örgütleri, yapısal sorunlarına çözüm bulamamanın, hastalıklı örgütlenme tarzlarının, gündelik ihtiyaçlar üzerinden içeriklendirilen pratiklerinin, bilimsel çalışma yöntemlerini uygulayamamanın acı faturasını ödüyorlar.



Düşünceye, fikri tartışmaya hürmet gösterilmiyor. Kendi dışındaki dünyaya alabildiğince kapalı, hamaset ve ajitasyon konusunda son derece yetenekli ancak bilimsel çalışma yöntemlerinden habersiz kadrolarla, “katliam, baskı, asimilasyon, Hızır paşa, Yezit” sözcüklerinden oluşan bir literatürle, deyiş söyleyip, semah dönmek üzerine kurulu bir televizyon yayıncılığı ya da Alevilik anlayışıyla, uzun vadeli düşünme ve planlama yapmaya engel zihinsel güdüklükle, “nereden baksan tutarsız, nerden baksan ahmakça” olan hal ve söylemlerle, kariyerist eğilimlerle, günde beş vakit CHP eleştirisi üzerine geliştirilen siyasete müdahale projeleri ya da derneklerde taşıdıkları sıfatların CHP’de, BDP’de veya bir başka siyasal yapıda adaylığı garanti ettiğini düşünen kadrolarla, temsil ettiği toplumsal kesimin sorunlarıyla öncelikle ilgilenmek yerine farklı siyasi çevrelerin gündemlerinde baş aktörlüğe soyunmayı maharet sayan anlayışlarla ancak buraya kadar gelinebilirdi.



Eğer kapasite, bilimsel çalışma sorunu olmasaydı; herhangi bir Alevi örgütü örneğin Suriye politikasının iç yansımalarına ilişkin bir raporu çoktan hazırlamış ve tartışmaya açmış olurdu. Reyhanlı saldırısının ardından hemen bölgeye giderek rapor hazırlayan ve günlerdir bu rapor üzerinden Reyhanlı’yı tartıştıran Mazlumder mi bilgiyi üretiyor yoksa Alevi örgütleri mi?



28 Şubat mağduriyeti üzerinden bir kamyon laf üretenlere karşı Alevilerin uğradığı daha ağır ayrımcı uygulamalarla ilgili nasıl bir hukuksal mücadele verildiği sorusunu sorsak da cevap alamayız. Youtube’de onlarca örneği bulunan Alevilere yönelik aşağılama içeren, hedef gösteren kayıtlarının kaldırılması için bugüne kadar kimsenin kılını kıpırdatmaması da yeterince tuhaf değil mi?



Türkiye’nin dört bir yanında Alevi evleri işaretlenirken, bu işaretlemelerin ortak özelliklerini çıkarmak üzere bir çalışma yapılmak istenseydi örneğin ABD emperyalizmi engel olur muydu?



Listeyi uzatmak mümkün. Uzun lafın kısası Alevilerin sorunları var, Aleviliğin sorunları var. Tek çatı altında toparlanmak, birlik beklentilerini karşılayabilir ancak Alevilerin de Aleviliğin de sorunlarını çözmeye yetmez. Birlik, her devrin hoş sedası olarak kabul görebilir ama Alevilerin içinde bulunduğu teolojik, sosyo-ekonomik ve kültürel sorunlara çözüm, daha ötesini görmeyi zorunlu kılıyor.

Bilgiyi üreten birliği de kurar diye düşünmeliyiz belki de…

Hünkar boşuna dememiş:

Her ne arar isen kendinde ara…

kelimea @hotmail.com
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.05.13   #27
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


Ankara’da şeriat bildirisi: Laikler kafirdir

Kırmızı Haber | 24 Mayıs 2013 |



Ankara’nın Maltepe semtinde kimliği belirsiz kişilerce şeriat bildirisi dağıtıldı. Mahalle sakinleri bildirilerin posta kutularına sarıklı ve cübbeli şahıslar tarafından bırakıldığını söyledi.


Ankara’nın Maltepe semtinde kimliği belirsiz kişilerce şeriat bildirisi dağıtıldı. Mahalle sakinleri bildirilerin posta kutularına sarıklı ve cübbeli şahıslar tarafından bırakıldığını söyledi.
Sol Portal’dan Fatoş Kalaçay’ın haberine göre Ankara’nın Maltepe semtine bağlı Özveren Sokak’ta dün kim tarafından bırakıldığı belli olmayan şeriat bildirileri dağıtıldı. Evlerin posta kutularına bırakılan bildirilerin sarıklı ve cübbeli kişilerce bırakıldığını gören mahalle sakinleri duruma tepki gösterirken, bildiride laikliğin din hükümlerine aykırı olduğu ve şeriatın Türkiye’de de uygulanması gerektiği yazılıyor. Bildiride yer alan bazı satır başlıkları şu şekilde;

“Kulların nasıl ve ne şekilde yaşayacaklarına dair emir ve yasakları koyan ancak Allah’tır. Bir ayeti kerimede ‘hüküm vermek ancak Allah’a aittir’ buyrulmuştur. Fakat çok iyi biliyoruz ki 1920lerden sonra hakimiyet yani emir ve yasak koyma Allah’a değil kullara verilmiştir. Hatta hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir denmektedir. Bu yetmiyormuş gibi birde laiklik şartı vardır. Çıkarılan kanunlar dine uygun olamazmış. Bu sebeple demokrasi de laiklikte İslam’a tamamen ters olan küfür sistemlerdir”

LAİKLER KAFİRDİR

Yine aynı bildiride laiklik savunucuların ve laik partilere oy verenlerin Allah’ın hükümlerini reddederek kafir olduklarını iddia eden gericiler, çeşitli ayetlerde bunu savunmaya çalışıyor. Bildiride yer alan bazı cümleler Atatürk devrimlerinin de İslamiyet’i yok etmek için yapıldığını belirtiyor. Bildiri şu şekilde devam ediyor;

“İmanı bozan şeyler sadece partilerde mevcut sayılmasın. Günümüz okullarında da mevcuttur. Çünkü ilkokullarda her gün çocuklara ‘Ey ulu Atatürk, açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim’ diye bir yemin verdiriliyor. Ders kitaplarında ise Atatürk’ün İslam’a zıt olarak yaptığı devrimler iyi bir şeymiş gibi öğretiliyor. Mesela ‘şeriat bizi geri bıraktı, en iyi yönetim demokrasi ve laikliktir. Arap harfleri karma burma olduğu için harf devrimi yapıldı’ gibi şeyler söyleniyor. 9 Mayıs, 23 Nisan, 19 Ekim gibi bayramlar kutlanmaya başlandı. Çünkü bugünlerde hakimiyet hakkı millete verildi. Yani şeriat kanunları kaldırıldı. Halbuki bir fetvada ‘bir kimse Nevruz günü kafirlerin toplandığı yere giderse kafir olur’ diye yazılıdır. Nevruz gününe katılanlar bile kafir olursa şeriatın kaldırıldığı günlere katılanlar katmerli kafir olurlar. Ayeti kerimelerde İslam’a ters düşen şeylerin öğretildiği ve de harama, helale dikkat edilmediği böyle yerlerde eğitim olmak şöyle dursun oturmaya bile izin verilmiyor”

Fatoş Kalaçay/soL Portal-Yurt Gazetesi



yandaşlara ihale vermek,

çocuklarına gemicik almak,

damatlara tv ve gazete almada yardımcı olmak,

üstü örtülü yurt dışında şirketler kurmak,

dini çıkarlarına göre kullanıp din tüccarlığı yapmak,

ne oluyor acaba...!!!!!!!!!!!!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (25.05.13 Saat 00:21 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.05.13   #28
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


sn bilgeyol
merhaba nasilsiniz?
yukarida sn kelime atnin
Alevi orgutlerinin sorunu birlik mi? adli yazisin okudum ama merak ettim u yazi nerde yayinladi ? yaziyi olumlu buldum.
Sponsor Reklamlar

seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.05.13   #29
seykek
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2013
Nereden: ailem
Mesajlar: 131
Rep Puani : 31
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


yazmayi unutum bir sorumda olacakti
sn kelime at hangi alevi kurumunda calsiyor?
Sponsor Reklamlar

seykek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.05.13   #30
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Büyük ALEVİ Kurultayı.


seykek Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sn bilgeyol
merhaba nasilsiniz?
yukarida sn kelime atnin
Alevi orgutlerinin sorunu birlik mi? adli yazisin okudum ama merak ettim u yazi nerde yayinladi ? yaziyi olumlu buldum.

iyiyim seykek kardeşim,

merak ettiğiniz yazı kırmızı haber sitesinde yayınlandı,

kelime atayı sormuşsunuz,

internet ortamında araştırdım,

bir başka yazısı aşağıya alıntılanmıştır.


Derin Devletle Yüzleşememek
Her insanın örgütsel mücadeleye katılmasının bir öyküsü vardır. Benim Alevi hareketiyle ilişkim, önce mesleğim gereği başladı. 1993 Sivas katliamı ve sonrasında bir muhabir olarak Alevi hareketini yakından izledim, ağır baskılara maruz kalan Alevi köylerine yönelik inceleme heyetlerinde gazeteci olarak bulundum.
Sivas’ta doğmuştum ve orada büyümüştüm. 12 Eylül öncesinde yaşanan Sivas olayları sırasında henüz ortaokula giden bir çocuktum. Faşizmin ve gericiliğin ittifakının yarattığı şiddete Alibaba’da tanık olmuştum. Belki çok bilinçli bir kavrayış değildi ama olayların vahametinin ve ne anlama geldiğinin farkındaydık. “Kızılbaştık”, “kestiği yenilmeyen, suyu içilmeyen” Aleviler idik ve solcuyduk. “Katli vacip” olanların sınıfındaydık işte…
1993 sonrasında çoğu kez Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin, Divriği Kültür Derneği’nin ve diğer demokratik kitle örgütlerinin önderliğinde raporlar hazırlanmak üzere Sivas’a, Erzincan’a gerçekleştirilen inceleme gezileri, “katli vacip” olanların mağduriyetine bir kez daha bu kez büyümüş olarak tanık olmamı sağlamıştı.
Kendiliğinden gelişen bu süreç içinde tanıdığım değerli insanlarla ilişkim, bir süre sonra beni Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile buluşturdu. Örgütsel sağduyusuna her zaman güvendiğim Müslüm Doğan’ın referansıyla da üye oldum. Üye olurken, çok çetin, özverili bir mücadelenin beni beklediğini, eleştirilerin olabileceğini biliyordum; bu kaçınılmazdı ve bir o kadar da doğaldı… Ama bir gün “derin devletin adamı” olmakla suçlanabileceğim hiç mi hiç aklıma gelmezdi.
26 Kasım 2006
Alevi Bektaşi Federasyonu’nun olağanüstü kongresi… İki liste çarpışıyor ve ben Avrupa Alevi örgütlerinin üst düzey kadrolarının ve bu ekibin Türkiye’deki destekçi grubunun tasfiye etmek istediği ekibin Genel Başkan adayı Attila Erden’in listesindeyim. Attila Erden’le aynı zamanda Hacı Bektaş Kültür ve Tanıtma Dernekleri’nde aynı yönetimi paylaşıyoruz. Tekin Özdil de bu dernekte, birlikte olduğumuz çalışma arkadaşlarından biri…
Bir ara kongrenin fuayesinde Pir Sultan örgütünün Antalya Şubesi’nden Kamil Dağ ile karşılaştık. Dağ, beni görür görmez bir hışımla geldi ve “Fevzi Gümüş Attila Erden ve senin derin devletin adamı olduğunu söylüyorlar. Bana derin devletin adamı olmadığını ispatla. Oyumu ona göre kullanacağım” deyiverdi.
Sevgili Fevzi Gümüş’ü çağırdım.
18 yıllık gazetecilik yaşamımda ayrıca Alevi hareketinin örgütsel mücadelesinde ilk defa bu tür bir ithama maruz kalıyordum. Şaşkındım, üzgündüm. Kamil Dağ’ın, iddiayı kimin ortaya attığına ilişkin cevabı ise iddianın kendisinden daha yaralayıcıydı: “Tekin Özdil”
Gazetecilikte bir kural vardır; teyit edilmeyen bilgi asla kullanılmaz, dikkate alınmaz. Meslek alışkanlığı ile Dağ’a “yüzleşir misin?” diye sordum ve Tekin Özdil’i çağırdım.
Adı gibi pek de “tekin” olmayan bu zat, “Evet söyledim; ama şüphelerim olduğunu söyledim” demez mi?
Bundan sonra aramızda şöyle bir diyalog geçti:
“Bu şüphelerini paylaşır mısın?”
“Hayır paylaşmam, her şey her yerde söylenmez”
“Benimle ve Kamil Dağ ile paylaşmadığın şüphelerini neden kapı arkalarında paylaşıyorsun o zaman?”
“Ben söylerim”
Özdil, şüphelerinin ne olduğunu söylemekten ısrarla kaçınıyordu, söylemiyordu. Bu iddia, itham, iftira o dakikadan ibaret kongrenin genel havasına da yansıdı.
Ruh halimi, benimle birlikte Fevzi Gümüş’ün yaralanmışlığını sözcüklerle anlatmaya gerek yok.
Atilla Erden ekibini 12 Eylül generalleri gibi darbe yapmakla suçlayan, ama aynı darbeyi Hacıbektaş derneğinde gerçekleştiren ekibin üyesi Tekin Özdil, ancak polis devletlerinde görülebilecek bir tavır içinde değil miydi acaba? Bir türlü açıklayamadığı şüpheler üzerinden insanların hayatlarını derinden etkileyebilecek bir iftirayı atmayı Alevi örgüt yöneticiliğine, taşıdığı ünvanlara nasıl yakıştırmıştı? Bu zat, “Söz sende kaldığı sürece senin esirindir, ağzından çıktığında sen onun esiri olursun” atasözünü hiç mi duymamıştı? Ama ihtiras, insanı böyle körleştiriyordu işte…
Kongrede yapılan konuşmalar, Tekin Özdil tarafından ortaya atılan çirkin iftiraya Avrupa’daki arkadaşların da sahip çıktığını gösteriyordu. AABK Başkanı Turgut Öker, bir “şer ittifakından” bahsediyor, ABF’de yaşanan süreci derin devletin, genelkurmayın operasyonu olarak lanse ediyordu. Daha başkaları da benzer düşünceleri ileri sürüyordu. Hubyar meselesiyle patlak veren, siyasete müdahale, “Su Tv- Yol Tv” etrafında büyüyen tartışmaları, salt dışsal etkilerle açıklaması dikkat çekiyordu. Demokratik bir örgütlülükte eleştiri olabileceği, bu eleştirilerin, görüş farklılıklarının kolektif aklın, sağduyunun ortaya çıkarılmasında, yaşanabilecek hataların önlenmesinde gerekli olabileceği nedense unutuluyordu. Manzara bana göre şuydu: “Güçlü insanların söylediği her şey doğrudur”
Kongre tartışılmaya devam ediliyor
Kongre yapıldı ve tahmin ettiğim gibi Selahattin Özel ekibi seçimi kazandı. Atilla Erden’in listesi 46, Selahattin Özel’in listesi 51 oy almıştı. Ama gelin görün ki, kongreyle ilgili tartışmalar bizzat kazanan liste tarafından ısrarla sürdürülüyordu. www.alevi.com sitesinde yeralan açıklamasında, AABK Başkanı Turgut Öker: “Fakat zaman içerisinde bir takım çevrelerin müdahalesi sonucunda federasyonda Alevi inancına, Alevi felsefesine, Alevi değerlerine sığmayacak şekilde bir darbe yaşandı. 12 Eylül darbesine bu kadar karşı çıkan Alevi toplumunun, kendi içinde bile olsa halkın iradesini hiçe sayarak, darbe yapan zihniyete seyirci kalması düşünülemezdi” derken, Alevilerin Sesi dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Necdet Saraç, Birgün Gazetesi’nde yer alan köşe yazısında, “Bugüne kadar rahatça yönetilen Alevilerin, kendi adlarına hareketlenmeleri, siyasal sürece müdahil olmak istemeleri, karar mekanizmalarından hak talep etmeleri, hatta daha da ileri giderek ’’Türkiye’yi İmam Hatip mezunu biri yönetiyorsa Alevi kökenli biri neden yönetmesin’’ diye ortaya çıkmaları ABF içinde bir operasyon sürecini hızlandırdı: ABF’nin ve doğal olarak Alevi hareketinin önünün kesilmesi gerekiyordu. Nitekim Selahattin Özel’in ABF Genel Başkanlığından alınmasında niyetlerden öte bu yaklaşım belirleyici olmuştu” ifadelerini kullanıyordu.
Sayın Saraç’a göre, bizler Alevi hareketinin önünü kesmek istiyorduk. Bizim, İmam Hatipli bir başbakana hiçbir itirazımız yoktu. Alevilerin siyasal sürece müdahil olmalarının önündeki engeldik. Kimi çevreler bir senaryo yazmış, bizler de bu senaryonun figüranları olmuştuk işte.
Kongrede başlayan AABK’nun resmi internet sitesinde devam eden, gazetelere köşe yazısı olarak giren bu değerlendirmeler nedense “iç tartışmaların kamuoyuna mal edilmesi yanlıştır” değerlendirmesini sıkça yapan Sayın Turan Eser’in gözünden kaçıyordu da, suçlanan kişilerin kendilerini savunmasını aynı Eser, tuhaf karşılıyordu. Oysa, ortaya atılan bir iftiranın açıklığa kavuşturulması konusunda verdiğimiz ve hiçbir şekilde içeriğini kamuoyu ile paylaşmadığımız dilekçemizin gereği yapılmamıştı.
Unutturulan bir dilekçe
Eğer birden fazla Alevi örgütünün yöneticiliğini yapan bir kişi çalışma arkadaşlarını derin devletin adamı olmakla suçluyorsa, bu yönde şüpheler taşıyorsa gereğini yapmalı; öyle değil mi? Kendi örgütü içindeki derin devletin uzantılarının elini kolunu kesmeli, onu örgütten atmalı, bunu da kamuoyuna ilan etmeliydi? Ama öyle olmadı…
9 Aralık 2006 tarihinde Alevi Bektaşi Federasyonu’na bir dilekçe verdik. Altında Fevzi Gümüş ve Kelime Ata imzası vardı. Bu dilekçede, Alevi örgütlerinin çok çetin bir mücadele verdiği dolayısıyla sağlıklı unsurlarla yoluna devam etmesi gerektiğini vurgulayıp, “derin devlet” iddialarının açıklığa kavuşturulmasını istedik. Meselenin Alevi yol erkanına göre çözümlenmesi talebinde bulunduk. Bunun anlamı şuydu: Bir cem yapılsın, iddialar, şüpheler paylaşılsın, suçlu kim ise kamuoyuna ilan edilsin. Ya, bizler bu örgütlerin kapısından dahi girmemeliydik ya da bu iddianın sahipleri hakkında gereken yapılmalıydı.
Dilekçeyi verdiğimiz tarihten sonra ABF, üç yönetim kurulu toplantısı yaptı, bir de danışma kurulu… Sayın Turan Eser’in bana aktardığı bilgiye göre, ilk toplantıda dilekçe konuşuldu, gereğinin yapılması yönünde görüş belirtildi. Doğrusu, ilk toplantıdan hemen sonra Turan Eser’i aradığımda umutlanmıştım. Gerçeğin ortaya çıkarılacağından emin olmak istiyordum ve kongre kazanmak uğruna atılan bir iftiranın gereğinin yapılacağını düşünüyordum. Yanıldım. İkinci toplantıda dilekçe hiç konuşulmadı, üçüncü toplantıda da… Turan Eser, son görüşmemizde Danışma Kurulu’nda bir yüzleşme yapılacağını söyledi ama o da gerçekleşmedi.
Kimler derin devletle yüzleşebilir?
Şimdilerde öğreniyorum ki, Şubat ayında yapılan Danışma Kurulu toplantısında, Sayın Selahattin Özel, bu iddiayı Antalya’dan Kazım Engin’in gündeme getirdiğini söylemiş. Kimileri de bu konunun ABF’yi bağlamadığını düşünüyormuş. Doğrusu, üzüldüm bu değerlendirmelere…
Kamil Dağ ve Tekin Özdil yüzleşmesinde Fevzi Gümüş ile birlikte kulaklarımızın duyduğu sözler neydi ki? Biz, bir hayal mi görmüştük? İşitme engelli insanlar mıydık? Tekin Özdil diye birisi hiç yok muydu yoksa?
26 Kasım 2006 tarihinde gerçekleşen ABF kongresi, her açıdan çıkarılacak derslerle dolu. Benim açımdan bu kongre, otoriteye, güce sığınma, ondan medet umma uğruna gerçeklerin kurban edildiği bir kongre olarak hatırlanacaktır. Ondan sonraki süreç ise bir cesaretsizlik örneği olarak hafızamda yer edinecek.
Derin devletle yüzleşmek gerekir, ucu nereye gidiyorsa oraya kadar. Ancak bu yüzleşmeyi yapabilmek için akla, sağduyuya, samimiyete ihtiyaç vardır; dahası cesarete ve birazcık da vicdana…
Kendisini Alevi hareketi içinde ancak unvanlarla var edebilenler, bu unvanlar ellerinden gittiğinde kendilerini başka türlü ifade edemeyecek olanlar derin devletle yüzleşemezler ki… Başkanlık makamlarını delege ağalarına borçlu olanlar, gerçeğin peşinden koşamazlar ki... Bağımsız ve özgür bir ruhtan mahrum kalanlar; “parayı veren düdüğü çalar” anlayışındakiler, aynadan, o aynada göreceklerinden korkarlar. Gücün gölgesine sığınıp zaaflarını, zavallılıklarını örtmek isteyenler, gerçeklerle yüzyüze gelemezler. Şöhretle teselli bulanların, makam bağımlılarının doğrularla, gerçeklerle derdi olmaz.
Ama ben gerçeğe inanıyorum. Betonu çatlatıp da günyüzüne çıkan bir ağaç gibi tohumu nereye düşmüşse, bir gün er ya da geç gerçeğin bilinebilir, görünebilir olacağına inanıyorum. 10 yıl sonra, 30 yıl sonra, belki ondan daha geç bir zaman diliminde haksızlığın farkedileceğini düşünüyorum hep. Soran olabilir. Belki ömrünün yetmeyeceği süre içinde gerçeğin ortaya çıkmasının ne anlamı vardır diye?
Bu soruyu soranlara yanıtım şu olacaktır:
“Ben zamana, tarihe inanırım”
Bu yazı da zaten zamana olan inançla kaleme alınmıştır ve başka hiçbir amacı yoktur.
Ben bekleyeceğim; bir gün derin devletle yüzleşme cesaretini bulacağınız güne dek. Vicdanlarınızın sizi rahatsız edeceği güne dek bekleyeceğim.
O da olmazsa ulu divanda…
Kelime ATA
Kelime ATA'nın yukarıdaki yazısında bahsettiği dilekçe:
ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU BAŞKANLIĞI'NA
A N K A R A
Alevi Bektaşi Federasyonu'nun 1. Olağanüstü Genel Kurulu öncesinde, federasyona bağlı derneklerin şubelerine yapılan ziyaretlerde Atilla Erden, Fevzi Gümüş ve Kelime Ata'nın derin devletin adamı olduğuna dair iddialar gündeme getirilmiş, olağanüstü kongre süreci "derin devletin" bir operasyonu gibi değerlendirilmiştir. Antalya'da delegelerle yapılan toplantıda da Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Dernekleri Genel Başkanı Tekin Özdil'in, isimlerimizi zikrederek "Bunlar derin devletin adamı. Elimizde belgeler var. Bunu 5-6 kişi biliyor" dediği, tarafımıza gelen bilgiler arasında bulunmaktadır. Olağanüstü Kongrenin yapıldığı 26 Kasım 2006 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği delegesi Kamil Dağ, bu iddiayı bize iletmiş ve ispatlanmasını istemiştir. Kamil Dağ ile Tekin Özdil'in yüzleştirilmesi sonucunda Özdil, "Evet söyledim. Yalnız bu konuda şüphelerim var dedim" demiştir. İddialar, kongrede yapılan konuşmalarda, ayrıca Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nun resmi sitesi www.alevi.com'da yer alan kongre değerlendirme yazılarında da imalı ifadelerle yer almıştır.
Böyle bir iddia, ciddiye alınmayacak, kayıtsız kalınacak türden bir iddia değildir, sıradan bir eleştiri hiç değildir. Kongre sürecinde "olur böyle şeyler" denilerek unutulacak şeyler de değildir.
Alevi hareketinin içine sızdığı kabul edilen "derin devlet" ya da başka güç odaklarının adamlarının tasfiye edilmesi, deşifre edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu, hareketin sağlıklı bir şekilde büyümesi, Alevilerin sorunlarının çözüme kavuşturulması sürecinde sergilenmesi gereken bir davranış biçimidir ve desteklenmelidir.
Bu çerçeveden bakıldığında hakkımızda ileri sürülen derin devlet iddialarının, belgelerin ya da şüphelerin giderilmesi elzemdir. Bu, hem Alevi hareketi hem de iddianın muhatapları açısından zorunluluk arz etmektedir. İddiaların Alevi yol erkânına göre açıklığa kavuşturulmasını, gerekli yüzleştirmelerin yapılmasını ve sonucun da Alevi kamuoyuna duyurulmasını içtenlikle talep ediyor, bu konunun takipçisi olacağımızın bilinmesin istiyor, yönetiminizin de iddiaların ciddiyeti karşısında gerekli duyarlılığı göstermesini ve gereğini yapmasını bekliyoruz. 09.12.2006
Saygılarımızla;
Fevzi Gümüş
ABF Önceki Genel Sekreteri
Kelime Ata
ABF Önceki Genel Yönetim Kurulu üyesi


Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mineyik Kurultayı Pir Mehmet Alevi Dedeleri - Pirleri - Ocakları 1 29.07.12 18:32
Büyük Dini Kitap Arşivi - Büyük islami Kitap Arşivi - PDF,CHM,DOC - İndir bmyoadem Kütüphane (E-Kitap) 0 16.01.12 13:50
ABF Demokratik Anayasa Kurultayı Cumartesi günü yapılıyor Alevi Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 0 15.12.11 18:31
Demokratik Anayasa Kurultayı programı belli oldu Pir Mehmet Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 0 03.12.11 12:13
2011 Büyük Alevi Kurultayı Ankara - Semah Alevi Semah Ve Cem İcerikli Videolar 0 19.01.11 13:56






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2