Sponsor Reklamlar


Ağaç Şeklinde Aç33Beğeni

 
Seçenekler
Alt 02.02.13   #51
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


Aşk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yahu ben size Alevi gençliği benim diyorum... Kim kimi ezecek?
Hakk sizi istikamet üzere eylesin...
Hü!

fetullah ve yaratmak istediği molla gençliğindesin,

alevi gençliği gümbür gümbür geliyor....................
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (02.02.13 Saat 12:30 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 06.02.13   #52
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


tüm gençligin olduğu kadar alevi gençliğinin

sorunlarıda vardır ve daha zor durumdadır,

orta öğretim ve lisede zorunlu dindersleri gençleri,

fişliyor ailelerinide,

kendileride tam bir kumpasa alınmış vaziyetteler.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (06.02.13 Saat 14:24 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 30.10.14   #53
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


Gündem
İstanbul'da takkeli-başörtülü anaokulu eğitimi!


İstanbul Ataşehir'de bir apartmanın bodrum katında faaliyet gösteren anaokuluna 5-6 yaşlarındaki çocukların başörtüsü ve takkeyle gelmesi dikkat çekti




İstanbul Ataşehir Esatpaşa Mahallesi'nde Fatin Rüştü Zorlu Caddesi üzerinde bir apartmanın bodrum katında Milli Eğitim Bakanlığı'na kayıtlı olduğuna dair bir ibare bulunmayan Hasret-2 Anaokulu'na 5-6 yaşlarındaki çocukların başörtüsü ve takkeyle gittikleri bildirildi.
Hazal Ocak'ın Cumhuriyet'te yer alan haberine göre, İstanbul Ataşehir'deki Esatpaşa Mahallesi’nde bir bodrum katının girişinde Hasret-2 Anaokulu ve irtibat numarasının yazdığı bir muşamba asılı.
Kaçak eğitim verdiği öne sürülen anaokulunun kapısında Milli Eğitim Bakanlığı ’na bağlı olduğuna dair hiçbir tabela olmadığı gibi Milli Eğitim Bakanlığı’nın logosu da bulunmuyor. Cumhuriyet'ten Hazal Ocak'ın haberine göre, velilerin 5-6 yaşlarındaki çocuklarını anaokuluna başörtü ve takkeyle getirdikleri görüldü.
Eğitim-Sen: Siyasi iktidar kaçak eğitime göz yumuyor

Eğitim-Sen İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Turgut Yokuş, “Siyasi iktidar ideolojisi doğrultusunda toplumu biçimlendiriyor. Her türden merdiven altı, kaçak eğitimi biliyor, göz yumuyor. Bilimsel niteliği olması gereken eğitimden Türkiye toplumu uzaklaşmaktadır. Bir an önce bunlar soruşturulmalı. Kim izin verdiyse bulunmalı. İzin verilmediyse siyasi iktidar devlet eliyle müdahale etmelidir. Toplumun farklı kesimlerine eşit şekilde yaklaşmak istiyorsa müdahale etmesi gerekiyor” diye konuştu.
T 24

ALEVİ GENÇLİĞİNİ BEKLEYEN EN BÜYÜK TEHLİKE,
ASİMİLASYONA SESİZ KALMAKTIR,
MUAVİYE YEZİT İKTİDARI,
ZULÜM POLİTİKALARINA DEVAM EDİYOR.
KAYA HIZLA ÜZERİMİZE GELİYOR.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (30.10.14 Saat 20:41 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 31.10.14   #54
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


Davutoğlu’nun hocası okullarda dua öğretti



İstanbul’da okulları gezen Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Kuran hocası Nakşibendi Tarikatı’ndan Nimetullah Hoca, İslam sohbetleri yaptı, çocuklarla birlikte dua edip el öptürdü





SERBAY MANSUROĞLU

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Kuran hocası olan Nakşibendi Tarikatı’ndan Nimetullah Hoca, okulları gezerek ‘İslam dini ve ahlakını’ öğrencilere aşılamaya çalıştı. İsmi Nimetullah Halil İbrahim Yurt olan 84 yaşındaki Nimetullah Hoca İstanbul’daki ilkokulları ve anaokullarını gezerek İslam üzerine sohbetler düzenledi. Okullarda katıldığı sohbetlerde elini minik öğrencilere öptürüp birlikte dua etti. Velilerden habersiz yapılan bu program ise tepkilere sebep oldu. Sosyal medya Twitte’da bir kullanıcı, “Benim çocuğuma benden habersiz böyle bir ziyaret gerçekleşse idi soluğu mahkemede alırdım” diye yazdı.

DAVUTOĞLU’NU HATIRLAMADI
Nimetullah Hoca, son olarak Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen bir programda Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşmesinde gündeme geldi. Başbakan Davutoğlu, kendisine Kuran öğrettiğini söylediği Nimetullah Hoca’nın yanına gidip eğilerek “Beni hatırladınız mı hocam” diye sordu. Ancak 84 yaşındaki Nimetullah Hoca Davutoğlu’nu hatırlayamadı. Davutoğlu çevresindekilere Nimetullah Hoca’nın kendisine Kuran öğreten kişi olduğunu, kendisi ile beraber bütün mahalle çocuklarına Kuran öğretmesi için de babası Mehmet Davutoğlu’nun dükkânını Nimetullah Hoca’ya verdiğini anlattı.

JAPON GENÇLERİNE İSLAM
Nimetullah Halil İbrahim Yurt adına açılan web adresinde Nimetullah Hoca, “21. yüzyılın Evliya Çelebisi” ve “Japonya Fatihi” olarak tanıtılıyor. Uzun yıllar Japonya’da kalan Nimetullah Hoca, Japon gençlerine İslamiyeti öğretmek ve Japonlar arasında İslamiyeti yaymak için çalıştı.

‘ELİNİZİ ÇEKİN!’
Öğrenci Veli Derneği’nden Feray Aydoğan ise “Bir hocanın okul okul gezerek çocuklara İslamiyet dinini öğretmesi, ‘Artık sözün bittiği yerdeyiz’ dedirtti” diyerek tepki gösterdi. Aydoğan, “Çocuklarımızı inançlarına, mezheplerine, cinsiyetlerine göre ayıran, kutuplaştıran, çocukların bedenlerine ve beyinlerine kendi dogmalarını dayatan ve başta çıkardıkları 4+4+4 eğitim yasasıyla birlikte bu ayrışmayı daha da körükleyen AKP hükümeti ve uzantılarına ‘Yeter artık, çocuklarımızdan elinizi çekin, çocuklarımız sahipsiz değildir’ diyoruz” dedi.

birgün
--------------------------
ÜLKENİN GİDİŞİ
21 BİRİNCİ ASIRDA,

14 CÜ ASIRA GİDİŞTİR,
DİKTATÖRLÜK TÜRKİYESİNİN GİDİŞİ,

KENDİNE DEMOKRATIM ,
DEVRİMCİYİM,
ÖZELLİKLE ALEVİYİM DİYENLER,
YUKARIDAKİ RESİME İYİ BAKSINLAR,
GELECEKLERİNİN NE OLACAĞINI TAHMİN ETSİNLER,
ÇÖZÜM HERKESE DEMOKRATİK CUMHURİYET.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (31.10.14 Saat 17:00 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.11.14   #55
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


Burası Ankara!



Ankara’nın Hacıbayram Mahallesi’nden IŞİD’e katılan 25 kişi hâlâ Suriye’de. İsim isim bilinen şahıslara işlem yapılmazken sokaklarda IŞİD propagandası sürüyor, tevhit bayrakları açılıyor





DOĞU EROĞLU [email protected]
Ankara’nın tarihi merkezine yalnızca yüz metre uzaklıktaki Hacıbayram Mahallesi’nden Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütüne katılanlar isim isim bilinmesine rağmen iktidar ve emniyet güçleri örgüte katılımlara izin vermeyi sürdürüyor. Hacıbayram Mahallesi’nden, kimlikleri bilinen 17 kişinin IŞİD’e katıldığı ve çeşitli aralıklarla Suriye’ye giderek çatışmalarda bulunduğu tespit edilmesine karşın mahallede herhangi bir önlem alınmış değil. Bir kısmını bu şahısların oluşturduğu en az 25 Hacıbayramlı’nın hâlâ Suriye’de IŞİD saflarında olduğu sanılırken, Suriye’de çarpışan ve örgüte Mamak, Sincan, Keçiören gibi bölgelerden giden Ankaralıların sayısının 50’yi aştığı sanılıyor. Suriyeli kaynakların verdiği bilgiler ve IŞİD militanlarının sosyal medya hesaplarından paylaştığı fotoğraflar da Hacıbayram-Rakka cihat otobanının hâlâ faal olduğunu, iktidarın, örgütün, Türkiye’nin başkentindeki çalışmalara göz yummaya devam ettiğini gösteriyor.

2000’Lİ YILLARDA BAŞLADI
İddialara göre Hacıbayram Mahallesi’ndeki IŞİD yapılanmasının önünü açan süreç 2000’li yıllarda başladı. Mamak semtinde yaşayan sakallı ve cübbeli şahısların mahalleye girip çıkmaya başlamasının ardından, Hacıbayram’da yaşayan bazı aileler ile mahallelinin arası açıldı. Selefi olduğu öne sürülen kişilerin yaptığı ziyaretler 2004’e doğru sıklaştı. Ziyaret trafiği Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nin de dikkatini çekti. Ankara’da örgütlenen Selefi tarikatına yönelik operasyon başlatan TEM Şube, şüpheli şahısları gözaltına alıp evlerde aramalar yaptı ancak dini yayınlardan fazlasına ulaşamadı. Çankırılı oldukları bilinen, geçimlerini minibüslerle köy ve kasabaları dolaşarak beyaz eşya ve halı satarak kazanan ailelerle irtibata geçen Selefiler, 2004’ten sonra örgütlenme çalışmalarına hız verdi. Bohçacılık ve pazarcılık da yaptıkları söylenen ve “Paşalar” veya “Elekçiler” olarak tanınan bu ailelerden IŞİD’e katılan kişiler, bölgede de “Posha” veya “Paşa” olarak isimlendiriliyor.

SELEFİLER TEMAS KURDU
Selefilerle ilişkilerini kuvvetlendiren aileler, kısa sürede mahalleliden uzaklaştı. Çocuklarını okula veya zorunlu askerliğe yollamamaya başlayan aileler, Selefi inancına göre vergi vermenin de günah olduğunu belirtip kendi mescitlerini kurdu. Mahalleliye göre Selefi örgütlenmesi içerisinde yer alan kişilerin sayıları 2009’da iyice arttı. Ancak Suriye’deki iç savaş henüz başlamadığı için güvenlik birimleri bu örgütlenmeye ilgi göstermedi.

TEHLİKE IŞİD'LE ANLAŞILDI
Mahallede birkaç yıl önce başlatılan kentsel dönüşüm projesi de IŞİD’e katılımları artırdı. Mahalle sakinlerinin yarısı belediyeyle anlaşıp evlerini boşalttı ancak yerinde iskan imkânı tanımayan projenin mahallelinin itirazları üzerine başlayamaması sebebiyle boş kalan evleri sahiplenen aileler, buralardan edindikleri kira gelirleriyle Suriye’ye gidip gelmeye başladı. Durumun vahameti ise ancak Suriye iç savaşının ilerleyen safhalarında IŞİD’in ortaya çıkmasıyla anlaşıldı. Alevi kökenli olduğu iddia edilen ailelerin çocuklarının Sünni aşırı dinci IŞİD’e katılması mahalleliyi de şaşırttı.

KIZINCA FARKINA VARDILAR
2014 yılı başından itibaren IŞİD’in tanınmaya başlamasıyla, Hacıbayram’daki Selefi örgütlenmesinin de örgüte bağlı olduğu ortaya çıktı. Yerel ve ulusal basında defalarca çıkan haberlere kulak asılmazken, iktidarın Hacıbayram’a ilgi göstermesi 15 Eylül’de New York Times’ta çıkan bir makale ile oldu. Davutoğlu ile IŞİD’in örgütlendiği bölgenin hemen yanındaki Hacıbayram Camii’nden çıkarken çekilen bir fotoğrafının kullanılması Erdoğan’ı öfkelendirdi. Bunun üzerine Terörle Mücadele Şube ve Milli İstihbarat Teşkilatı mensubu olduğu iddia edilen kişiler mahalleyi bir kereliğine ziyaret etti. Ancak sonrasında bir soruşturma da başlatılmadı.

25 MAHALLELİ SURİYE'DE
Adil, Bayram ve Cemalettin T., Eyüp G., Tuncay ve Erdal D., Dursun G. ve Haydar D.’nin, dönem dönem Suriye’ye gittikleri ve mahallede IŞİD propagandası yaptıkları belirlendi. IŞİD saflarında çarpışırken ölen Halil İbrahim G., Suriye’de IŞİD egemenliğindeki bölgelerden birinde idari sorumlu olduğu öne sürülen Oğuzhan G. (Muhammed Selefi adıyla biliniyor) ve komutan olduğu iddia edilen Yusuf D. (Kurukafa lakabıyla anılıyor) de Hacıbayram’dan IŞİD’e giden isimler arasında. IŞİD adına Suriye ve Irak’ta eylemlerde bulunan Hamza Baba lakaplı şahıs, Mustafa Ü. ve Yunus K.’nin yanı sıra IŞİD’in Kobane kuşatması sırasında 19 Ekim tarihinde bir YPG karargâhına canlı bomba saldırısı düzenleyen şahısların da Ankara’nın Mamak, Keçiören, Etlik ve Sincan semtlerinden IŞİD’e katıldıkları belirtiliyor. Hacıbayram’dan 25 ila 30 arası kişinin hâlâ IŞİD saflarında olduğu, bazılarının aralıklarla mahalleye dönüp Suriye’ye geri gittikleri biliniyor.

MİLİTAN TOPLUYORLAR
Hacıbayram Mahallesi’nde 18 yaşın altındaki pek çok çocuğun, IŞİD sempatizanı oldukları ve örgütün Rakka’daki tesislerine gidip geldikten sonra Ankara’da örgütleme faaliyeti yürüttükleri biliniyor. Rakka’ya giden pek çok çocuk, örgüt tarafından bir süre misafir edildikten sonra, gördükleri ve kendilerine telkin edilenleri yaşıtlarına aktarmaları için yaşadıkları yerlere geri gönderiliyor.

GÜNDÜZ VAKTİ PROPAGANDA
Mahalledeki örgütlenme faaliyetlerinin başında olduğu sanılan ve Murat İbrahim olarak tanınan şahıs, Hacıbayram hakkında çıkan pek çok habere karşın mahalleye gelip gitmeyi sürdürüyor. Sürekli giydiği beyaz cübbesi ve uzun sakallarıyla tanınan şahsın açıkça IŞİD için faaliyet yürüttüğü, sokakta gördüğü çocuklara cep telefonundan IŞİD vahşetine ilişkin videolar izleterek propaganda yaptığı ve milis toplamaya çalıştığı aktarılıyor. Mahallede IŞİD’e destek veren çocukların, gündüz ellerinde Tevhit bayraklarıyla dolaşması da, iktidarın ve emniyet kuvvetlerinin bölgedeki IŞİD örgütlenmesine göz yumduğunu kanıtlıyor

----------------------------------------------------------
ALEVİLİĞİ BİR YERLERE SOKMAK İSTEYENLERE
DEVLET ALEVİLİĞİNİ YARATMAK İSTEYEN,

MUAVİYE YEZİT İKTİDARINA,
DALKAVUKLUK EDENLERE,DÖNEKLERE İBRET OLSUN!!!!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (20.11.14 Saat 11:02 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.11.14   #56
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


'Alevilerle dil sorunu yaşadık, birbirimize karşı ikiyüzlü davrandık'


Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez, cemevlerine hukuki statünün verilmesi taraftarı olduğunu söyledi

Camilerde Alevilere yönelik kullanılan sorunlu dili düzelttiklerini söyleyen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez, “Geçmişte kendi düşüncelerimizi içimize saklayarak birbirimize karşı ikiyüzlü davranıyorduk” diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, hükümetin Alevilerle ilgili yaptığı çalışmalara atıfta bulunarak, “Artık somut adım atılması dönemi” dedi. Görmez, Alevilerle ilgili çalışmalar, Papa’nın Türkiye ziyareti, Küba’ya cami yapılması gibi başlıkların tartışıldığı kritik gündemde Milliyet’ten Önder Yılmaz’ı kabul ederek, soruları yanıtladı. Görmez’in açıklamaları özetle şöyle:

Haklı taleplerini anladık: Alevilikle ilgili 1000 yılda konuştuğumuzdan daha fazla son 10 yılda konuştuk. Olumlu neticeler aldık. Aleviliğin bütün bu topraklarda toplumsal sorun olmadığı sonucu çıktı. Talepler Aleviler ile Sünniler arasında bir kavga konusu değildir. Bir ötekileştirme, öfke, kin, nefret konusu asla değildir. Konuşmalarımızda Alevi vatandaşlarımızın kendi inanç dünyalarıyla ilgili meşru, haklı talepleri olduğu anlaşılmış oldu.

Dışarısı soruna dönüştürmek istiyor: Sünni ve Aleviler arasında sorun olmamakla birlikte içeriden ve dışarıdan bir soruna dönüştürme teşebbüslerini de farkına varmış olduk. Buna bizim yakın tarihimize baktığımızda Çorum, Maraş, Sivas, Madımak hatta Gazi olayları hatta son Gezi, Reyhanlı hadiselerine bakılırsa, bir damar bularak, içeriden ve dışarıdan toplumsal olmayan bu sorunu toplumsallaştırmak, farklı kesimleri karşı karşıya getirme niyeti net görülür.

İkiyüzlü davranıyorduk: 10 yılda tartışarak ortak dil yakaladık. Biz bunu 20 - 30 sene önce başaramazdık, konuşamazdık. Hep birimiz kendi düşüncelerimizi içimize saklayarak birbirimize karşı iki yüzlü davranıyorduk. Bu tartışmalardan sonra biz bilakis içimizi birbirimize iyi döktük. Birlikte ortak dil yakaladık. Bunda Diyanet’in önemli katkıları vardır.

Dilimiz sorunluydu: Bu konu hep Diyanet üzerinden tartışılırdı. Ortak dili yakalamak için cami içinde kullandığımız dili gözden geçirdik. Geçmişte cami içinde kendi Alevi vatandaşlarımızla ilgili yargı içeren dilimiz doğru değildi, sorunluydu. Şimdi ortak dil bulundu. Alevi vatandaşlarımızın yoğunlukla yaşadığı bölgelerdeki din görevlileri hizmet içini eğitimden geçtiler. Alevi ve Bektaşiliğin temel referans kaynaklarını yayınlayarak ortak dilin inşasına katkıda bulunduk. Özeleştiri yaparak işe başladık.

İslam dışı değil: Bu tartışmalar Aleviliğin İslam dışında bir inanç olmadığını ortaya çıkardı.

Aleviliği devlet tanımlayamaz: Konu bir tanımlama meselesinde tıkanıyor. Bu rahatlıkla aşılabilir. Devlet tanımlama yapmaz, tanır. Hiç kimse Diyanet de olsa devlet de olsa bir tanımlama yoluna gitmez, bu yolun sahipleri kendilerini tanımlarlar. Ancak bu tanımlamayı yaparken de Alevi vatandaşlarımıza düşen görev; Aleviliğin yazılı sözlü kültür ve kaynaklarını, ezgilerini, nefeslerini yok saymamaları. 1000 yıllık tarihi yok sayarak bir tanımlamaya gidildiğinde süreç tıkanmış oluyor.

Teolojik statü tıkar: Mesafe alınacaksa, teolojik bir tartışmaya girmemek gerekiyor. Bu konu insan hakları çerçevesinde bir hukuk ve siyaset çerçevesinden meseleye bakılarak çözüme kavuşturulabilir. Teolojik bir statü arayışına girildiği zaman çıkmazlara girilir, tıkanır.

Diyanet inanmaya da lazım: Talepler Aleviliğin ötesine taşınarak “Diyanet’i kaldıralım” talebi geliyor. Bu talep doğru değil, ortak çözüme götürmez, çözümsüzlük olur. Çünkü Diyanet zaman ilerledikçe bu millete lazım. Hem Alevisini hem Sünnisine lazım. Sadece Sünni’sine değil, inanana da inanmayana da herkese lazım.

Eksik varsa düzeltilir: “Din kültürü ve ahlak kültürü dersi kaldırılsın yahut nüfus cüzdanındaki din hanesini kaldıralım” talepleri oluyor. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi’nde Alevilikle ilgili yanlış bilgi varsa düzeltiler, daha fazla öğretilsin deniyorsa eksik varsa, tamam o da düzeltiler. Tamamen kaldırılsın denilince farklı niyetler ortaya çıkıyor.

Devlet de endişeli: Devletin düzenlemeleri yaparken, ‘acaba kendi ellerimizde aynı inancı mensuplarını farklı iki dinmiş gibi karşı karşıya getirir miyiz?’ gibi bir endişesi hep oldu. Bu doğru ve haklı bir endişedir. Bunu yabana atmak doğru değil. Ama şimdilerde bu endişeleri de geriye bırakma noktasındayız.

Somut adım atma dönemi: Başbakanımız, Diyanet’i ziyaretinde bu konuyu bir takım süreçlere bağlayarak uzatmak yerine doğrudan somut adımlar atmak gerektiğini söyledi. Onun için ilk ziyaretini Hacı Bektaş’a yaptı.

Cemevlerine engel kalkmalı: İçinde kendi erkanının tatbik edildiği, inanç değerlerinin yaşatıldığı cemevleriyle ilgili her türlü engel ve olumsuzluklar ortadan kaldırılmalı. Teolojik tartışmaya girilmeden, arazi verilecekse tahsis edilmeli, elektiriği, suyu verilecekse verilmeli. Bu erkanları yerine getirilmek üzere görevlendirilecek olan dedelerle ilgili eğitimleri ve içeriğini yine bu yolun sahipleri belirlemeli.

‘Devlet statü veremez’

Hukuki statü: Cemevleriyle ilgili iki talebi birbirinden ayırmak lazım. Biri dini statü, ikincisi hukuki statü. Ben dini statünün laik devlet tarafından verilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Bu çünkü yeni tartışmaları beraberinde getirecektir. Ama hukuki statü bellidir. Hukuk neyi gerektiriyorsa, Alevi vatandaşlarımızın kendi inanç değerlerini içinde yaşattıkları müessese olarak yoluna devam etmesi gerekir.

‘Ortaköy Cami’nin projesini gönderdik’

Küba ile 2 aydır görüşüyoruz: Küba’ya cami meselesi bugünün meselesi değil. Küba’daki Müslümanlarla 2 yıllık ilişkimiz var. Küba’dan ilk defa aralarında üniversite öğretim üyelerinin bulunduğu 10 Kübalı Türkiye’ye Konya Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi’nde eğitim aldılar. Bu esnada ortaya çıktı ki, Küba’da yerli Müslümanlar kendi aralarında 450-500 kişi civarındalar. Bu insanların cuma namazını kılacakları mekanları yok.

Kendi dini liderleri olan İmam Yahya Pedro kendi evini aynı zamanda cuma namazı için bir mescit haline getirdiğini ve cuma günü bu evde 6 defa üst üste cuma namazı kılmak zorunda kaldıklarını ifade etti.

Sayın Küba Büyükelçisi, Ankara’da Diyanet Vakfımızı ziyaret ederek kendi hükümetlerinin Havana’da deniz kenarında bir cami yapımı için bir yer tahsis edeceklerini buradaki yapılacak camiye katkıda bulunup bulamayacaklarını bizzat sormuştur. Biz de başkanlık olarak olumlu cevap verdik. Hatta Barok bir yapı olduğu için Boğaziçi Köprüsü’nün yanı başındaki Ortaköy Camiinin rölevelerini göndererek bunun oraya yakışacağını ifade ettik.

Ancak daha sonra Küba hükümeti yapılacak caminin projesini Müslümanların ortak kıblesi orada olduğu için Suudi Arabistan’dan alacaklarını söylediler. İslam ülkelerinden katkılarını alacaklarını da bize yazdılar. Biz de katkı sunabileceğimizi ancak Suudi Arabistan’ın kendine özgü cami mimarisinin oluşmadığını, katkıda bulunacaksak proje bazında da katkıda bulunacağımızın isabetli olacağını, takdirin yine de kendi hükümetlerinde olduğunu ifade ettik.

Bunlar bir iki aylık yazışmalar. Eğer Diyanet’ten talep edilirse halkımızın katkılarıyla Diyanet Vakfı aracılığıyla o camiyi yaparız. Bugüne kadar Washington, Moskova, Bişkek’te aynı şeklide camiler yaptık.

‘Fatura İslam’a çıkmasın’

Kasım ayı sonunda Türkiye’yi ziyaret edecek olan Papa’yla İslam coğrafyasındaki şiddet olayları ve azınlıklar meselesi ile dünyevileşme konularını ele alacaklarını belirten Görmez, şunları söyledi:

IŞİD’i savaş ortaya çıkardı: “Üzerinde duracağımız en önemli husus, İslam coğrafyasında yaşanan bütün acı hadiselerin; siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel bütün sebepleri yok sayılara faturasının sadece İslam dinine çıkarılması ve bunun başka dünyalarda hak ihlallerine gerekçe gösterilmesidir. İslamofobinin kurumsallaşması için gerekçe gösterilmesidir. IŞİD, El-Kaide, Taliban bunların hiçbirisi normal şartlar altında İslam dünyasında ortaya çıkmış değildir. Bunlar işgaller, savaşlar, dikta rejimlerinin gölgesinde ortaya çıkan bir takım travmalardır.

Azınlık sorunu değil: Bugün ne Suriye’de ne Irak’ta hiçbir gayrimüslim azınlık kalmadı. Bunun da İslamiyet’e fatura edilmesi kabul edilemez. Bu topraklarda azınlıklar değil, çoğunluk da tehdit tehlike altındadır. Irak ve Suriye’den Türkiye’ye göçün yüzde 1’i azınlıklardansa, ayrıca 2 milyon Müslüman nüfus buraya geldi. Sorun bir azınlık sorunu değil, Müslümanların gayrimüslimlere bakış açısı meselesi değil ama böyle bakılıyor ve ortaya konuluyor.

Dünyevileşme: Dünyanın maddileşme, dünyevileşme ve varlığı her türlü aşkınlıktan arındırma sorunu ve bu sorunun uzantısı olarak ortaya çıkan insan hakları ihlalleri, kadın hakları, çevre sorunları, fakirlik, açlık gibi temel sorunlar Papa ile masada üzerinde durmamız gereken konulardır.
------------------------------------------------------------------
ALEVİLER DEGİL,
MUAVİYE VE YEZİTTEN GÜNÜMÜZE,
İKİ YÜZLÜ VE RİYAKAR OLAN,
YAVUZDAN GÜNÜMÜZE ALEVİLERE KATLİAM ASİMİLASYON,
VE SİNDİRME POLİTİKASINI UYGULAYAN İKTİDAR VE BORAZANI DİYANETTİR.

ALEVİLER AVRUPADA FARKLI BİR İNANÇ OLARAK TANINDI.
VE AVRUPADA HER TÜRLÜ HK TANINDI.
VE TÜRKİYEYİ MAHKUM EDEN KARALAR ALINDI,
CEMEVLERİNİ,
İBADET HANE KABUL ETMİYECEKLER AMA,
YAVUZDAN BERİ SÜREKLİ KATLETTİKLERİ ALEVİLERE
İSLAMDIR DİYECEKLER İSLAMIN İBADET YERİDE CAÖİ DİYİP NOKTAYI KOYACAKLAR YANİ ASİMİLE,
BUNA İNANAN ALEVİLER DÖNEK ALEVİLERDİR,
VE İKTİDARIN NAKŞİŞERE KURDURDUĞU,
ÇAKMA ALEVİ DERNEKLERİDİR,
CEM EVLERİ ALEVİLERİN İBADET HANESİDİR,
ALEVİLİK TÜM İNANÇLARI İÇİNE ALAN SENTEZLEYEN,
TANRIYI İNSANDA BÜTÜNLEŞTÜREN YOLDUR.
CEM EVLERİDE İBADET HANEMİZDİR.
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR
.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.11.14   #57
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


Aygün: “Din derslerinde açıkça Sünnilik propagandası yapılıyor”

1



Kırmızı Haber | 22 Kasım 2014 | Kırmızı Haber, Kültür - Sanat, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Üst Haberler
CHP Milletvekili Hüseyin Aygün “Din Kültürü ve Ahlak Dersi” kitaplarını inceleyerek “hakim Sünnilik; Alevilik ve Bektaşiliğe dair neyi görmek istemişse müfredata onu eklemiştir” açıklaması yaptı. Tek tek örnekler verilerek yapılan açıklamanın tamamı şöyle:
ZORUNLU DİN DERSLERİNDEN HAKİM SÜNNİLİĞE: İLAHİYATÇI, MÜFTÜ VE DİN HOCALARININ ELİYLE ALEVİ ÇOCUKLARINA YAPILAN KIYIM VE ZULÜM ÜZERİNE/21.11.2014
Hüseyin Aygün / Dersim Milletvekili
Bütün ders kitapları incelendiğinde yoğun bir Sünnilik propagandası içermektedir. Alevilik ve Bektaşiliği dair anlatılanlar hakim Sünniliğin Alevilik ve Bektaşiliğe dair yorum ve algılama biçiminden öteye geçmemektedir. Alevilik ve Bektaşiliğe ilişkin müfredatta yazılanlar Şeriat Kapısına ilişkindir. Marifet ve Hakikat bapları ile uzaktan yakından bir ilgisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, hakim Sünnilik; Alevilik ve Bektaşiliğe dair neyi görmek istemişse müfredata onu eklemiştir. Alevi Bektaşi inancı ile ilgili bölümler aktarılırken çalışmalarına atıf yapılan: Ethem Ruhi Fığlalı, Osman Eğri, Abdülkadir Sezgin, İlyasÜzüm, Sönmez Kutlu vb. kişiler İlahiyat Fakültesi veya Yüksek İslam Enstitüsü mezunudurlar. Bu şahısların Alevilik ve Bektaşiliğe ilişkin “katkı” ve “yorumları”, hâkim dinsel algının yeniden üreticisi konumundan öteye gitmez. Rapordaki ilgili bölümler karşılaştırmalı olarak incelendiğinde Alevi çocuklarına yapılan kıyım ve zulüm daha rahat anlaşılacaktır.
İlk ve Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12. Sınıf kitapları incelerek hazırlanan bu rapor iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm kitapların genel içeriğine dair bazı alıntı ve değerlendirmeler içermekte ve ikinci bölüm ise ders kitaplarında doğrudan alıntılar yapılarak Alevi Bektaşi inancı ve yolu ile karşılaştırılmıştır.

GENEL DEĞERLENDİRME
  • Müfredat programı hazırlanırken Alevi toplumu ve Alevi kuruluşlarının doğrudan veya dolaylı olarak sunmuş oldukları görüş, rapor ve beyanların hiçbiri dikkate alınmamıştır. Dikkate alınan bazı görüşler ise ağırlıklı bir şekilde mevcut iktidar ile birlikte çalışan veya hakim inancın kontrolünden çıkmayan kişi veya kuruluşlardır.

  • Halen yürütülmekte olan “Zorunlu Din Dersleri”nin içeriği açık bir şekilde hakim Sünniliğe göredir. Başka bir deyişle Hanefi Mezhebi doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu nedenle Öncelikli olarak yapılması gerek Mevcut Anayasa ve yürürlükte bulunan yasalar çerçevesinde “Zorunlu Din Dersleri”nin kaldırılması, okutulmakta olan ders kitaplarının içerik olarak acilen değiştirilmesi ve din derslerinin isteyene verilmesidir.

  • Kitaplardaki Alevi ve Bektaşi inancıyla ilgili bütün bölümler incelendiğinde tamamen cinsiyetçi bir yaklaşım ile yazıldığı, kadının varlığının tamamen ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Alevi Bektaşi inancında kadınları dışlama, baskı altında tutma, bireysel hak ve hürriyetlerini kısıtlama gibi öğeler bulunmamaktadır. Dolayısıyla kadın varlığının yok sayıldığı bir müfredatın Alevi çocuklarına hiçbir katkısı olmayacaktır. Tam tersine kadınlara yapılan baskı ve uygulanan şiddetin derecesini artıracaktır.

  • 7. Sınıf ders kitabının “İslam Düşüncesinde Yorumlar” başlıklı ünitesinde Alevilik; “Tasavvufi Yorumlar” başlığı altında Sünni tarikatlar olan; Kadirilik ve Nakşibendilik ile birlikte ele alınmış ve böylece Alevilik bir tarikat konumuna indirgenmiştir. Burada Alevilik, dört Sünni mezhepten derece ve değer bakımından daha düşük düzeyde yani ikincil mertebede ele alınmış ve Alevilik, neredeyse Sünni bir tarikat olarak kabul edilmiştir. İnançlar arasında bir derecelendirme Alevilik inancı açısından terstir.

  • 8. Sınır ders kitabındaki “Kaza ve Kader” başlıklı ünite hakimSünni anlayış doğrultusunda hazırlanmıştır. Oysa Alevilikte kader ve kaza konusu Sünnilikten son derece farklıdır. Örneğin, Alevilikte, şerrin Allah’tan olduğu inancı kesinlikle kabul edilemez.

  • 9. Sınıf ders kitabında, “Hacı Bektaş Veli” başlığı altında kullanılan görsellikte Hacı Bektaş Veli Dergahı içine II. Mahmut döneminde yani 1834 yılında yaptırılan ve Alevi inancında olmayan camiye ile birleştirilmesi dikkat çekici bir unsur olarak yer almaktadır. Bu caminin Yeniçeri kıyımının ardından yapıldığı bilinmektedir. Oysa kitapta, sanki başından beri Hacı Bektaş Dergahının içinde cami varmış gibi propaganda yapıldığı görülmektedir.

  • 10. Sınıf ders kitabında yer alan “Hz. Ali’nin Örnek Şahsiyeti ve İbadetin Önemine Dair Sözleri” bölümündeki Hz. Ali, “661 yılında vefat etti. Cenaze namazını oğlu Hasan kıldırdı” şeklindeki sözlerin Hz. Ali üzerinden Alevilere namaz telkini yapmak dışında hiçbir gerçeklik payı yoktur. Peki, Aleviler nasıl bilir meseleyi? Hz. Ali, Ebu Milcem tarafından yaralandıktan sonra çocukları Hasan ile Hüseyin’i yanına çağırır. “Beni yıkayın, sandukamı hazırlayın, yüzü peçeli bir kişi devesi ile birlikte gelecek, tabutumu alacak, ondan bir şey sormayın ve karışmayın” der. Hasan ve Hüseyin babalarının hakka yürümesi üzerine söylediklerini harfiyen yerine getirirler. Beklerler, siyah giysili, yüzü siyah peçeli bir kişi gelir. Hiçbir şey söylemez. Hz. Ali’nin tabutunu alır, devesine yükler, yine bir şey söylemeden çekip gider. İmam Hüseyin daha sonra,”kim bu adam, babamızı nereye götürüyor?”diyerek peşinden koşar, yetişir, yanıt vermediğini görünce peçesini kaldırır.Anlar ki tabutu götüren de tabutun içindeki de babası Hz. Ali’dir. Bu anlatı simgeler, hakikat ve Ali’nin sırrına dair birçok şeyi ifade eder. Kitabı yazanlar “cenaze namazını kılmaya” devam etsin.

  • 11. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabında bulunan “Kültürümüzde Ehl-i Beyt Sevgisi” bölümü bütün Müslümanlarca önemsenen bir konudur. Dolayısıyla bu durum Aleviler ve Alevilik açısından bir kazanım olarak değerlendirilemez.

  • 12. Sınıf Ders kitabı sayfa 70’te yer alan “NOT EDELİM” ve kullanılan görsellikte Alevi Bektaşi inancı büyük ölçüde sansürlenmiştir. “Alevilik-Bektaşilik düşüncesine mensup olanların müzik eşliğinde yaptıkları ayine semah denir.” Aslında burada semahın tanımlanması, Alevi-Bektaşi inancının inkarı, Dergah içinde cami görselliğinin ısrarla kullanılmasının Ebu Suud’un“vecd içinde ilahi okuyanları hoş gören Şeyh için katli mubahtır” fetvasından hiçbir farkı yoktur.

  • Bütün kitaplarda “Alevi-Bektaşi düşüncesi” kavram öbeği kullanılmış fakat ne hikmet ise “Bektaşiliğin İç Yüzü-Dibi-Köşesi ve Astarı Nedir?” adlı kitaptan herhangi bir atıfta bulunulmamıştır. Eğer atıf yapmış olsalardı: “Ey Yezit, erbabına ecdadına lanet senin” ifadesini göreceklerdi. Ya da “Evliyalar Piri, Hünkarı sensin/Tanrı’nın aslanı Alim gel yetiş/Dört kitabın sırrı esrarı sensin/ Tanrı’nın aslanı Alim gel yetiş” dörtlüğü ile yüz yüze gelmiş olacaklardı.

  • Bütün kitaplarda atıf yapmaya çalıştıkları (Fuat Bozkurt tarafından hazırlanan) Buyruk adlı kitap yine büyük oranda sansürlenmiştir.Cemlerin olmazsa olmazı Saka Suyu Dağıtımı ve okunan duadır. Örneğin, “Sad hazaran olsun ey münafık canına/Ben demedim, Hak buyurdu bunu senin şanına/ (…) Yuf senin çürük geçmiş, ol fasit imanına (…). (Buyruk, S. 198-199)

  • Bütün kitaplarda yer verilen tek bir gülbeng var ve onun da sonundaki “Gerçeğe Hü” bölümü kaldırılmıştır. Alevilikte “gerçek” ile “Hü” kaldırıldıktan sonra geriye kalan bir anlam ifade etmez. Şimdi bilinmelidir ki, ulu Tanrı’nın iki (türlü) ismi vardır. Birisi gizli, birisi açıktır. Açık olan “Errrahmanırahim”, gizli olan “Hü”dür. Kitabı yazanlar farkında olmadan Tanrının varlığını açık bir şekilde inkar etmişlerdir.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (22.11.14 Saat 17:48 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.11.14   #58
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


2
İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 6. Sınıf
Saya Sorun Alevi Bektaşi İnancı veya yoluna göre Sayfa 123-24 Hacı Bektaş Veli “1270 yıldan vefat etmiştir.”“Anadolu’ya gelmeden önce Mekke’ye giderek hac görevini yerine getirmiştir. Dönerken de Necef ve Kerbela’yı ziyaret ederek Anadolu’daki büyük bilginler ile görüşmüştür.” Alevi Bektaşi inancı veya yolunda “vefat etmek” diye bir kavram yoktur. Hakk’a yürüme, don değiştirme, Hakk’ın rahmetine kavuşma vb. şekilde dile getirilir. Kerbela ve Necef Aleviler için kült merkezi ve kutsal mekanlardır. Mekke’ye gidiş “hac”, Necef ve Kerbela’ya gidiş “ziyaret” olarak ifade edilemez. Ayrıca, Aleviler Hacı Bektaş Veli’yi Pir olarak bilirler fakat kitabın ilgili bölümünde böyle bir ifade kullanılmamıştır.

İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 7. Sınıf
SayfaSorunAlevi Bektaşi İnancıS.91“Hz. Ali’yi seven, sayan ve ona taraftar olan kişiye Alevi denir.”Burada Aleviler tanımlanmıştır. Tanım kimden alınmıştır? Ethem Ruhi Fığlalı. Peki Ethem Ruhi Fığlalı kim? Bir İlahiyatçı. Aleviliğin ne olduğu Alevilerin kim olduğu veya olmadığı yalnızca Aleviler ve Alevi toplulukların verebileceği bir karardır. DİB ve İlahiyat Fakülteleri hakim dinsel angının üreticisi durumundadırlar. Aleviler kimi sever veya sevmez, bu Alevilerin sorunudur. Ama Yezit ve onun bütün türevlerini sevmezler.S.92“Alevi-Bektaşi düşüncesinde; cem, semah ağızdan ağıza dolaşan deyiş, deyiş duvaz ve nefeslerle..”Alevi Bektaşi inancı, yolu, erkanı şeklinde ifade edilir. Bir inancın, kültürün, geleneğin aktarımında ister Aleviler olsun ister dünyanın başka bir yerinde olsun “ağızdan ağıza dolaşan” diye bir ifade kullanılmaz.S.93“Cem toplanmak, bir araya gelmek ve bütünleşmek demektir.”Cem Alevilerin ibadetidir. Tanıma lüzum yok.Başka türlü yapılacak veya düzenlenecek olan herhangi bir toplantı cem anlamına gelir. Örneğin, Bakanlar Kurulu Toplantısı.S.93Cemler, eskiden dergahlarda, meydan evi denilen mekanlarda gerçekleştirilirdi. Kentleşme ile birlikte zamanla cem evi adı verilen mekanlarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır.”Cemler, Alevilerin zaman, mekan ve bedenden münezzeh olarak hazırladıkları bir mekanda yapılabilir. İster “dergah”, ister “meydan evi”, ister dağın tepesinde, ister dere boyunda cem ibadeti yapılır. Anlaşılacağı üzere kitabı yazan “arkadaşların” ceme dair en ufak bir fikirleri yok veya tersine ceme sansür uygulamak için bütün var gücü ile çalışmışlar.S.93“Cemi dede yönetir.”Cemi pir, rehber, mürşit, ana, talip ile yani meydanda hazır ve nazır her kim varsa onlarla birlikte karşılıklı rızalık alınarak yapılır. “Cem yönetme” diye bir kavram yoktur. Dede cemde inam ile aynı şekilde konumlandırılamaz veya benzer rol biçilemez.S.93“Cem evi (…) Ayrıca, ilim, eğitim ve kültür evi olarak da kullanılmaktadır.”Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Cemevlerine ibadethane olarak tanınmaksızın diğer hiçbir statü kabul edilemez.S.94“Alevilik-Bektaşilikte birbiriyle küs olan, bir başkasının hakkını, hukukunu çiğneyen ve herhangi bir kişiye zarar verecek davranışlarda bulunan kimseler “düşkün” sayılır.”Düşkünlük kurumu Alevi Bektaşi inancında, erkanında, yolunda,ikrar verenler, yola girenler için uygulanır. Bunun dışındaki olası sorunlarda, toplumda dışlanan kişi“ham ervah” veya “şaşkın” olarak nitelendirilir.S.95“Herhangi bir ocağa veya cem evine bağlı olan bulunan kimseler, bir araya gelip kurban keserler. Tüm, canlar bu kurban lokmasına maddi katkıda bulunurlar.”Alevilerde “cem evine bağlı olma” gibi bir durum yoktur. “Kurban kesilmez”, tersine “kurban” adanır. Kurban lokmasına tüm canlar maddi katkıda bulur gibi bir kural veya zorunluluk yoktur. Ayrıca, adanan kurban maneviyat içindir, maddi bir beklenti olmaz. Dilerim kitabı yazanlar herhangi bir “maddi” beklenti içine girmemişlerdir.S. 97

“Semah, okunan ilahiler eşliğinde…”
Semah deyiş, duvaz ve nefesler eşliğinde yapılır. Hiçbir semahta ilahi okunmaz. Eğer herhangi bir semahta ilahi okunsaydı “arkadaşlar” o ilahiyi mutlaka müfredata koyardı. Bundan sakınmazlardı.S.98“Musahiplik, evli olan iki kişinin dedeleriyle birlikte dedenin huzurunda kurban keserek hayat “yol kardeşi” olmaya söz vermesine denir.”“Musahiplik, evli olan iki kişi” derken kadınlar dışlanmış oluyor. Böylesine cinsiyetçi bir yaklaşım başta bir kere sorunludur. Evli olma gibi bir zorunluluk yoktur. Biri evli çift ve diğer bekar olabilir. Sadece bekar olan kişi evlendiği zaman evli olan musahip kardeşinin rızalığı almak zorundadır. Bu baptan olmak üzere “evli olan çift deryadır, bekar olan ise gemi”. Musahiplikte kurban zorunlu değildir. Sanırım anlaşılması için “ikrar verenle elmaya ZülfikarıMürtezeya” söz yeterli olacaktır.S.99

“Alevilik-Bektaşilikte ibadetin temeli duadır.” Kullanılan görsellik
İbadetin temeli haktır, yoldur, erkandır, hizmettir ve kitabın ilgili bölümündeki görsellik de yanlıştır. Gülbeng, dua veya tercümanlarda iki el avucu yukarı doğru tutulmaz.S. 100“Bismişah Allah Allah! (…) Milletimizin, devletimizin varlığını birliğini, dirliğini sonsuz eyleye. (…)Bütün kitaplarda tek bir gülbenge yer verilmiş onun da sonunda “Gerçeğe Hü” ifadesi çıkarılmış. Alevilik ve Bektaşilik’te “gerçek” ile “Hü” çıkarıldıktan sora geriye bir şey mi kalır.Ayrıca, “Şah” kavramı gülbenglerde ayrı yazılır. Arkadaşların “Şah ile bir sorun yaşadıkları” belli oluyor.S. 101Alevilik-Bektaşilikte çok önem verilen Hızır Orucu genellikle şubat ayının 13, 14 ve 15. Günlerinde tutulur.”Bektaşilik’te Hızır Orucu yoktur, Aleviler’de kimi yerlerde üç gün kimi yerlerde yedi gün tutulur.


İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 8. Sınıf ders kitabının neresinde veya kaçıncı sayfasında Alevilik veya Aleviliğe yer verilmiştir?
Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 9. Sınıf
SayfaSorunAlevi Bektaşi İnancıS. 117Hacı Bektaş Veli, (…) Hoca Ahmet Yesevi tarafından başlatılan bir geleneğin temsilcisi olarakTürkler’in Müslümanlaşmasına büyük katkı sağlamıştır. Hacı Bektaş Veli, Anadolu’nun Müslümanlaşmasında, Türkler’in bir araya gelmesinde (…) O, bir Türkmen şeyhi olarak (…). hem de Ürgüp yöresinde yaşayan Hıristiyanlarla sıcak ilişkiler kurarak onların İslamiyeti kabul etmelerine zemin hazırlamıştır.”Alevilerin bildiği Hacı Bektaş Veli: İnsan-ı Kâmil’in değerini, kâinattaki yerini, önemini anlam ve etkisini, gelişmenin yaratıcılığını, erdemin insan hayatındaki yerini, tenasühün olgunlaştırıcılığını, iyinin, güzelin ve doğrunun yönlendirici erkini konu edinen bir yaşam felsefesini ortaya koyan, geleneksel baskıcı ortamda dahi hayatı yeşerten, anlam veren, insanın otoriteye bağlılığından kaynaklanan güçsüzlüğüne karşı ok, kılıç ve kalkan yerine güler yüz, güzel söz ile karşı çıkan; yüzyıllardır yılmayan, öğretisi her dönemde kabul görülen şöyle ki: “her dem yeni doğan” yeniliğin geliştirici, diriltici sıcaklığı içinde tomurcuk güller gibi açılan bir öğretinin, felsefenin, kültürün, anlamlı bir hayatın yol önderi, kandilidir.
Başka bir deyişle; yeniyi araştırıp bulmanın, geçmiş ile “vahdet-i vücut” felsefesi ile barışık, ardından gelenleri zaman ve mekân tanımadan düşünmeye, sevmeye, aramaya, incelemeye mihman buyur eder gibi çağırmış, zora, baskıya, kötülüğe, iyilikle, güler yüzle, sevgi ile hoşgörüyle, enginlikle ama riyasız, fakat çıkar beklemeden, onurla ödünsüz karşı durmuş insan-ı kamil felsefesine dayalı bir yaşam biçimini yoğurup yapan ve der ki “bir yolu karanlık görüyorsan bilki perde gözündedir, yolda değil”.

Orta Öğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 10. Sınıf
SayaSorunAlevi Bektaşi inancıS.59“Hz. Ali, Hz. Peygamber’in amcası Ebu Talip’in en küçük oğludur. Annesi Esed‘in kızı Fatıma (ö.4/625-626)’dır.”Ders kitaplarını yazan arkadaşlar Suriye Devlet Başkanı Sayın Beşar Esad’dan çok rahatsız olmalılar. Bu arada Esed aslan manasına gelir.S.61“Hz. Ali, Küfe’de bir Harici olan Abdurrahman bin Milcem tarafından zehirli bir hançerle bir sabah namazında yaralandı ve aldığı yaranın tesiriyle, 63 yaşında 40 hicri/661 miladi yılında vefat etti.”(…) Muaviye ŞimrİbniMülcemi çağırıp eline bir ucu zehire batırılmış kılıç vererek Medine’ye Hz. Ali’yi öldürmeye göndermiştir.
O melun Hz. Ali’nin bahçesinin kenarına pusmuş ve Hz. Ali’nin dışarı çıkmasını beklemiş. Hz. Ali’yi o gece uyku tutmamış, kapıyı açar dışarı yıldızlara bakarmış. Oğulları Hasan Hüseyin “Ya ata sen niçin yatmazsın?” diye sorduklarında “Bugün benim gerdanımdan kan akacak” demiş. Oğulları da “Ya baba bunu kim yapacaksa biz daha önce onu öldürelim” demişler.
Hz. Ali de “siz karışmayın. Suç işlenmeden ceza tayin edilmez” demiş. Ve tam yerler ısınmaya başlandığında “Ben kırklara gidiyorum” diyerek eşikten dışarı çıkmış. O zaman bahçedeki kazlar Hz. Ali’nin eteğine yapışmışlar ki “Gitme Ya Ali!” diye yalvarmışlar. Hz. Ali kazları eliyle iterek eşikten inmiş. Pusuda bulunan ŞimrİbniMülcem Hz. Ali’ye kılışla bir darbe vurup kaçmaya davranmış. “Hz. Ali vuruldu!” şayiası o anda halk arasında yayılmış, o melunun elinde kılıçla kaçtığını gören bir mümin “Hz. Ali’yi sen mi vurdun?” deyince “hayır” diyemeyerek “Evet!” demiş. Halk da yakalayıp Hz. Ali’nin yanına getirmişler.
“Ya Ali emir ver de biz bunu kısas edelim “ dediklerinde “Hayır ben ruhu teslim etmeden ona ölüm yoktur. Bana vereceğiniz şerbet ve yemeği önce ona verin” demiş. Bu olay Ramazan’ın 24. Gecesi olmuş. Muaviye başına eshabı toplayarak “Hz. Ali’nin ruhunu teslim ettiğini kim bana rumuzla haber verirse onu iane vereceğim” demiş. Üç gün, Hz. Ali komada yatıp 27. Gecesi Hakka yürümesine müteakip Muaviye’nin habercileri hemen harekete geçip Hz. Ali’nin öldüğünü davullarçalarak bildirmişlerdir (…).

Orta Öğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 12. Sınıf Ders Kitabı
SayfaSorunAlevi Bektaşi inancıS.69″Muharrem orucunun tamamlandığı on ikinci akşamı cem ayini yapılır.”Muharrem Orucu tamamlandıktan sonra “cem ayini” olgusu yoktur. Örneğin, Oruç süresince düğün,nişan,sünnet ve benzer törenler/etkinlikler yapılmaz, kurban kesilmez, et yenilmez, Kerbela Şehitleri’nin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez (Su saf olarak içilmemektedir). Vücudun su ihtiyacı yenilen yemeklerden, çay,kahve,meşrubat,meyve suyu,ayran gibi sıvı içeceklerden karşılanır. Peki buna rağmen nasıl “on ikinci akşam cem ayini” yapılıyor? Ama şu yapılır: Yezit ve Yezitle sembolleşen bütün şahıslara lanet okunur.S.69“Görgü ayini, ikrar verme cemi, (…) Örneğin söz verip karar kılıp kabul etmek anlamına gelen ikrar verme ceminde, Kuran’da adı geçen “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim” sorusuna “Tabii ki, sen bizim Rabb’imizsin.” şeklinde cevap verilir.”Kâinat yaratılmadan evvel Muhammed Ali’nin nuru bir kandildeydi. Ve anda Cebrail yaratıldı. Ve Cebrail’e soru sordu: “Sen kimsin? Ben kimim?” Cebrail, “Sen sensin, ben benim” dedi. Bunun üzerine Allah “Uç!” emri verdi. Cebrail uçtu, fakat konacak yer bulmadı.Bu nedenle tam 33 bin yıl her bin yıl için Hakk’ın 99 Esmaül Hüsna isminden olan 33 ismin birini zikretti. Helak olmak üzereyken Allah O’nun zikrine duygulandı ve Makam-ı Ala’ya çağırdı. Tekrar sordu, “Sen kimsin, ben kimim?” dedi. Cebrail evvelki cevabını yineledi. Yine Allah “Uç!” emri verdi. Ve Cebrail 33 bin yıl daha zikretti. Bu zikirden etkilenen Allah yolunu tekrar Makam-ı Ala’ya uğrattı. Ve yine aynı soruyu sordu; Cebrail yine aynı cevabı verdi ve yine “Uç!” emrini aldı. Bunun üzerine Cebrail 33 bin yıl daha uçtu.
Anda Cebrail yok olmak üzereyken Allah yolunu Gök Kubbe-i Kandile uğrattı. Cebrail gördü ki, kandilde iki nur birbirine sarılmış, biri yeşil (Muhammed), diğeri beyaz (Ali). Cebrail kubbeye konmak istediğinde anında nur bir nevcivan (alanur) olarak dışarı çıktı. Ve dedi ki “Buraya konma, helak olursun.” Cebrail, “Ben zaten helak olmak üzereyim, bana bir çare bul,” dediğinde, Ali dedi ki; “Git Makam-ı Ala’ya, Allah ‘Sen kimsin, ben kimim?’ dediğinde, de ki ‘Sen Halik’sin, ben Mahlûk’um’. Eğer sana ‘Halik ne, Mahlûk ne?’ diye sorarsa de ki, ‘Halik yaratan, yaratıcıdır. Mahlûk ise yaratılandır, Sen yaratıcısın, ben yaratılanım’”. Cebrail Hakk katına vardığında aynı sorulara aynı cevabı verir ve helak olmaktan
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.11.14   #59
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


Gündem
Yavuz Bingöl: Alevi olduğum anlaşılmasın diye ismimi 'Yavuz' koydular


Sanatçı Yavuz Bingöl, isminin neden 'Yavuz' olduğunu açıkladı





Sanatçı Yavuz Bingöl, Alevi anne babanın çocuğu olmasına rağmen isminin bilerek aşağılanmaması için “Yavuz” konulduğunu söyledi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Tunceli Üniversitesi'ndeki programına katılan sanatçı Yavuz Bingöl, isminin neden "Yavuz" olduğunu açıkladı.
‘Alevi olduğum anlaşılmasın diye...’

Bingöl, “Adım Yavuz ama Alevi ana babanın çocuğuyum. Anne ve babama sordum 'Niye koydunuz?' diye. Babam 'Bilerek koydum' dedi. Alevi olarak aşağılandığım zaman ilkokul ikinci sınıftaydım. Alevi'nin ne olduğunu bilmiyordum. Anneme sordum. Annem, 'Dünyada iki türlü insan var; bir iyi, iki kötü insanlar. Siz iyi insanlar olacaksınız' dedi. 50-60 yıldır aldatılmıştır. Katliamlara uğratılmıştır. Peki niye buradayım bugün? Ak Parti hükümetinin Türkiye'nin kangrenleşmiş sorunlarıyla ilgili çok ciddi çözüm önerileri vardır. Barış sürecinde çok iyi bir yere geldik. Başbakan'ın dediği gibi çok iyi yere geleceğimize inanıyorum” dedi.
Salondakiler uzun süre alkışladı

Yavuz Bingöl, daha sonra Bağlama çalarak “Sarı Gelin” türküsünü söyledi. Daha sonra “Dersim Dört Dağ İçerisinde”adlı türküyü söyleyen Bingöl, salondakiler tarafından uzun süre alkışlandı.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.11.14   #60
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevi gençliği ve sorunlari ve gelecek.


Karadeniz Alevilerinden
AKP’ye açılım yanıtı: ‘
Devlet bizi çok incitti’




Kırmızı Haber | 21 Kasım 2014 | Alt Manşet, Kırmızı Haber, Manşet, Numaralı Haberler, Üst Haberler


Aydın Engin / Cumhuriyet
Karadeniz kıyılarının Türkmen Alevileri, Çepniler, “AKP, Yavuz Sultan Köprüsü’nü, Gönül Köprüsü yapmadıkça, ibadethanelerimizi tanımadıkça ve Diyanet’i kaldırmadıkça bizim için bir şey yaptığını sanmasın” diyor.
‘Devlet bizi çok incitti’
AYDIN ENGİN
İki gündür Ordu merkezinde, Ordu’nun yaslandığı yüksek tepelere konmuş, göz alabildiğine uzanan fındık bahçelerinin ortasındaki Alevi köylerinde, kasabalarında, Fatsa’da, Fatsa’nın yaslandığı tepelerdeki Alevi köylerinde dört dönüyorum. Alevi Derneği başkanından “Dede”lere, dedelerden kendi deyimleriyle “Bir Alevi işte”lere yakaladığım Alevilerle konuşuyorum. Konuştuklarımın sayısını neredeyse unuttum. Kimiyle uzun, kimiyle ayaküstü.
Hangi birini sayayım, kadın ya da erkek hangi birinin ses alma aygıtıma kayıtlı sözlerini eksiksiz aktarayım? Olacak iş değil. Ama inatla “Belki bu daha farklı bir şey söyler. Belki öncekilerin görüşlerine aykırı bir görüş dillendirir” hesabıyla konuştum.
Nafileymiş. Boşuna yorulmuş, bu yaşımda boşuna tepelere tırmanmış, çamura kesmiş yollarda yürümüşüm. İlk konuştuğum Ordu Alevi Derneği Başkanı Tuncay Önenç’in söylediklerini not edip, uçağa atlayıp İstanbul’a dönseymişim de olurmuş. Az daha “Yav bunlar, Aydın Engin diye bir gazeteci gelecek, gelin ağız birliği edelim, aynı sözleri söyleyelim, diye önceden toplantı mı yapmışlar” diye kuşkulanıyordum. Ama Cumhuriyet elebaşılarının beni taa Ordu kıyılarına ve tepelerine yollayacaklarını ben bile bir gece önceden öğrendim. Yani bunlar önceden hazırlık yapmış olamazlar.
Uzun ve ayrıntılı bilgilendirmelerinden dolayı teşekkür borçlu olduğum Tuncay Özenç ne dediyse, üç eksik beş fazla, kimi düzgün, kimi kırık dökük cümlelerle tekrarladılar. Deniz kıyısındaki Ordu’dan çıkıp, dolambaçlı yollardan 1250 metre tırmanıp vardığım Gürgentepe ilçesindeki Rıza dededen, uzun ve tumturaklı cümleler kuran öğretmen emeklisi Aleviye, Fatsa’nın Sivaslılar Mahallesi’nde yaşıtım Karanfil Hanım’la, 90 yaşını aşmış anasından, Fatsa’nın yaslandığı tepelerde Maksutlu köyü yakınlarında yaşanmakta olan “2. Bergama Çevre Cinayeti” diyebileceğimiz altın madenine karşı direnen Alevi delikanlıları, Yukarıtepe köyünden Şener Yorulmaz’a, Kaledibi köyünden Metin Karaman’a… Hepsi, ama hepsi sorularıma aynı cevapları verdiler, sormadığım halde aynı görüşleri dile getirdiler…
Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: AKP tepelerindeki cin fikirli zatlar önümüzdeki günlerde ya da sonrasında Alevileri tavlamak, seçmen olarak kendi yanlarına çekmek gibi hesaplar yapıyorlarsa en azından Ordu ilinde avuçlarını yalayacaklar.
Benden söylemesi…
Madde biiiir:
Devlet ve onun dizginlerini elinde tutan AKP hükümeti, cemevlerine ibadethane statüsü tanımadıkları sürece ağızlarıyla kuş tutsalar Alevilerin direncini aşamazlar.
Tuncay Önenç konuşuyor:
- Sünninin ibadethanesi cami, Hıristiyanın kilise, Musevinin sinagog, bizim de cemevidir. Benim ibadethanemi tanımayan beni tanımıyor demektir. Beni tanımayanı ise ben de…
“Ama hükümet camilere ‘Mabed’, sizinkilere de ‘ibadethane’ diyecekmiş. Ne dersin” sorusuna Fatsa merkezdeki zücaciyeci Hüseyin Karar bilmeden “etimoloji dersi” veriyor:
- Mabed ibadetten gelir. Bunlar lisan da bilmiyorlar zahir. Ha mabet, ha ibadethane. Çocuk mu kandırıyorlar?
Madde ikiiii:
Hükümet yanına çektiği kimi Alevi çokbilmişlere vakıf kurdurup, onlara bağlı dedelere maaş bağlayarak Alevilerin dini önderlerinin gönlünü çeleceği hesabı yapıyorsa, bu en azından Karadeniz kıyılarındaki Alevilerde hiç işe yaramayacak.
Gürgentepe ilçesinde Alevi dedesi Rıza gülüyor:
- Bak şimdi ben dedeyim ya, şimdi tutsam ceme katılan canlardan para istesem, cenazelerinde dua etsem, üstüne para istesem benim dedelik rezil rüsva olmaz mı? İmam alsın maaşını, müezzin de alsın. Alevi dedesi üç kuruş maaşa razı olursa Allah da ondan razı olur mu hiç?
Fatsa Sivaslılar Mahallesi’nden Karanfil Hanım omuz silkip “Alsınlar. İmam alıyor. Onlar da alsınlar” deyince 90’ı epey aşmış anası göz döndürdü:
- Olur mu kız? Alevi dedesi para mı alırmış. Dedelik mi kalır o zaman. Yolumuzda bu yok. Olmaz…
Madde üüüüüç:
“İstanbul nire, Ordu’nun dağ köyleri nire; onları niye ilgilendirsin” hesabı güdüp, İstanbul Boğazı’na yapılacak üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adını vermeyi akıl eden ve bunda inat eden mezhep fanatiği AKP elebaşılarına Fatsa Kaledibi köyünden Metin Karaman’ın söyleyecek sözü var:
- Engin Abi, kırk bin Aleviyi yok eden o padişahın adı onlara şan ise bize kandır… Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da Alevilere saldıran cellatlar günümüzün Yavuz Selim’leri değil midir?
Fatsalı Metin Karaman’ı, Ordu Alevi Derneği Başkanı Tuncay Özenç tamamlıyor:
- Köprünün adının Yavuz Sultan Selim konması bizi şaşırtmadı. “Onların yapacağı budur” dedik. Haa, bakın Şah İsmail Köprüsü deselerdi işte o zaman şaşırırdık. Bütün Cumhuriyet tarihi boyunca da devlet bizi şaşırtmadı. Ama çok incitti. Yavuz Sultan Selim bizim için bir Yezid. Onun adını köprüye verirsen bir Alevi ne düşünür? İstanbul’da olması önemli değil. Televizyon var, orada görüyor, dinliyoruz. İncinmez mi bir Alevi? Bir köprü iki yakayı birleştiriyor değil mi? Bir yerleri birleştiren bir köprüye Gönül Köprüsü dense yakışmaz mıydı?
Madde dööööört:
Sordum: “Aleviler de Diyanet İşleri Başkanlığı’nda temsil edilseler. Onlara ayrımcılık yapılıyor diyenler susmaz mı?”
Fatsa Yukarıtepe köyünden Şener Yorulmaz’ın gözleri çakmak çakmak oldu. Ama çok sakin konuştu.
- Susmaz. Çünkü doğrusu o değil. En doğrusu Diyanet kalksın. Evet, Diyanet kalksın. Öyle Aleviler de Diyanet bünyesinde temsil edilsin filan olmaz. Diyanet’e alındı mı bir sürü kısıtlama, Aleviliğe uygun olmayan kurallar gelecek. Alevilikte herkes kendi inancınca ibadet eder. Tamam, bütün Aleviler inançta birdir elbette. Ama ibadette farklar vardır. Toroslar’daki Tahtacılar, Dersim’deki Aleviler, Çorum’dakiler, Maraş’takiler… Özümüz bir ama ibadette farklar var. Şimdi bunların hepsini Diyanet’te toplayıp tek bir kalıba dökecekler. Bu olmaz. Aleviler kalıba girmez, böyle manevralara da razı olmaz. Hiç olmaz…
Madde beeeeeş:
“Madde beeş, altııı, yedii, sekiiiz, dokuuuuz…” diyeceğim, dahasını da getireceğim ama yerim çoktaaan bitti.
Karadeniz kıyılarında yurt edinmiş, Horasan’dan kalkıp, ilkin Erzurum dolaylarına yerleşmiş, yerleştikleri beldeye Horasan adını vermiş Türkmen boyu Çepnilerin bazı oymakları da göçe devam etmiş. Gümüşhane Kürtün beldesine yerleşmiş. Oradan Giresun üstünden bütün Karadeniz kıyılarına yayılmış, Güvenç Abdal boyundan ve soyundan Karadeniz Alevilerinin AKP’nin önlerine koymaya hazırlandığı “Alevi açılımı”na nasıl bakacaklarını anlamaya çalıştım, dinlediklerimi sizlerle paylaştım.
Sanırım cevaplar AKP’li siyaset bezirgânlarının uykularını kaçıracak kadar açık ve seçik.

‘Doğru soru, niye AKP’ye oy vermiyorlar?’
Anadolu tarihine baktığımızda, Aleviler kente özgü olanaklarla henüz tanıştılar, tanış olduklarını da sevdiler, benimsediler, ki bu süreçte sınıf gerçeğini öğrendiler. İnançlarının temelinde olan eşitlik, özgürlük, haklılık, mücadele, zalime karşı çıkma, mazlumun yanında olma, 72 millete bir nazarla bakma gibi özelliklerinin; solcular, devrimciler, sosyalistlerce farklı kavramlarla da olsa dillendirildiğini, bunlar uğruna mücadele etmek gerektiğini gördüler, anladılar, içselleştirdiler. Elbette bu süreçte, işçi, işsiz, esnaf, memur olanların birbirlerinden, din, dil, farklı olmaksızın, aynı konumda olduklarını, birlikte sömürüldüklerini ve dolayısıyla birlikte mücadele ederek kurtulabileceklerini de kavradılar ki; sol düşünce onlara inançlarının öngörüldüğü bir dünya vaat ediyordu. Herkes kurtulacaktı ….. işin aslı ve özü de buydu. Hâlâ da böyle…
Ama görüldü ki; Alevilerin sorunlarının, taleplerinin gerçekleşmesi, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kuruluşunu beklemeyecek kadar güncel ve acil. Dolayısıyla, solun evrensel taleplerini ve bu talepler uğruna mücadeleyi gözardı etmeksizin, kendi öznel taleplerini öncelikli kılarak örgütlendiler.
Şimdi geldiğimiz bu noktada, iktidar; iç-dış sorunlar nedeniyle, bu denli açmaza düşmüşken; bir çıkış yolu, bir nefes alma, rahatlama ve güya rahatlatma gereksinimi duymakta iken Alevi açılımı can simidine sarıldılar. Oysa bu sonucu belli olan bir çabadır. 2009’da başlatılan Alevi açılımı-çalıştayı sonucunda; ne istedilerse, “misliyle” tam tersi oldu gerçeğinden hareketle Aleviler, o ağulu şerbeti bir kez daha içmeyeceklerdir.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Alevilerin CHP’ye oy vermelerine şaşıyorum” dedi geçen günlerde. Cumhurbaşkanı da başbakanken benzer şeyler söylemişti. Türkiye’de seçim sandıkları kurulduğundan bu yana hiçbir parti başkanı seçmenlerin mezhepleri üzerinden oy istemedi.
AKP’nin ayrıştırıcı, kırıcı diğer tavırları bir ve inançlar üzerinden oy tahlili yapmak her şeyden önce demokrasiye ihanettir. Kaldı ki Aleviler akıllarıyla, öngörüleriyle, kendi anlayışları ile kime oy vereceklerini çok iyi biliyorlar. Çünkü onların tercihleri her şeyden önce laiklik, demokrasi, eşitlik, adalet, Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet değerlerine bağlılık. “Niye CHP’ye oy veriyor Aleviler” sorusu yerine niye “AKP’ye oy vermiyorlar” sorusu daha doğru bir soru.
Davutoğlu’nun bu sözünden şu anlamı da çıkartmak mümkün; Alevi açılımı açmazdadır. “Bize oy verin Hacıbektaş türbesine parasız girin”, “bize oy verin dedenize maaş verelim” biçimindeki rüşvet alışverişidir. Oysa Aleviler ne haram yerler ne de yedirirler.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
alevi fotoğrafları alevi Resimleri alevi karikatür Alevi Alevi Resimleri 11 25.10.14 18:18
PSAKD Ataşehir Gençliği CHE'yi Unutmadı. Alevi Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 0 10.10.11 04:54
Gunumuz alevilerin sorunlari Alevi Alevi Kitaplari 0 22.11.09 04:04
Alevi Gencliği ve Alevi Davası Alevi Alevi Kültürü 0 05.09.09 01:25
Alevi Gençliği Ve Alevi Davası Alevi Alevi Kültürü 0 04.09.09 15:10




Totobo Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2