Sponsor Reklamlar


Dersim Katliamı 38 ( Ağıtlarla )

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar Forumunda Bulunan  Dersim Katliamı 38 ( Ağıtlarla ) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 2 gönderen Aleviyolu

 
Seçenekler
Alt 18.05.16   #1
Aleviyolu
Aleviyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Dec 2015
Nereden: istanbul
Mesajlar: 39
Rep Puani : 20
Standart Dersim Katliamı 38 ( Ağıtlarla )


Bazı devlet yalakası arkadaşlar yine sayıklamaya başlamışlar, dersim isyanı ermeni isyanıdır , atatürk yapmamıştır diyorlar. halbuki geçmişte yakılmış ağıtlara bakınca hiçte böyle bir sonuca varılamıyor.. ayrıca dersimde gerçekleşen olayın isyan değil atatürkün yaptığı katliyam olduğu'da çok net. ...


Vet. Dr. Nuri Dêrsimî'nin 1952'de Halep'te yayımladığı "Kürdistan Tarihinde Dêrsim" kitabındaki, Alişer'e ait kimi ağıtlama-şiirler bir yana bırakılırsa, 30-40 yıl öncesine kadar Dêrsim katliamının ağıtları yazılı kaynaklara yansımamıştı. Bildiğim kadarıyla Zılfi, ilk kez Özgürlük Yolu dergisinde (1977) birkaç örnek yayımlıyor ve bunların başka versiyonlarını da 1980'li yılların ortalarında Avrupa'daki periyotlarda tekrarlıyordu. Biz de, 1 Şubat - 1 Mart 1980 tarihleri arasında Demokrat gazetesinde yayımlanan 30 gün süreli bir yazı-dizisinde, bu ağıtların bir örneğine yer vermiş ve daha sonra 1992'de yayımladığımız N. Dêrsimî'nin "Hatırat"ına eklediğimiz notlar bölümünde de üç ağıt olarak yayımlamıştık. Bunlar, Silo Qiz'dan derlenmiş şu ağıtlama-şarkılardı: Ondero Xozato/ Zalim Hozat, Ax Ondera Çukur a/ Ah Şu Zalim Çukur'da, Şeyusen/ Şeyh Hüseyin. Hemen belirtelim ki, Dêrsim halkındaki yanılsamanın tersine bu ağıtlama-şiirlerde, soykırımın acı gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyordu ve şarkılar asla acı gerçeği gizlemiyorlardı. Bu şarkılarda M. Kemal "Mistî Kor" olarak nitelendirildiği gibi; Celal Bayar, Fevzi Çakmak ve "Dêrsim Kasabı" Abdullah Alpdoğan da açık açık suçlanıyorlardı…
Yine belirtelim ki, Munzur Çem'in, katliamın 50. yılı dolayısıyla yayımladığı "Halk Türkülerinde Dêrsim İsyanı" (Denge Komkar, 1987) konulu yazıları, bu türün ilk örnekleri arasındadır. Munzur Çem, Mustafa Düzgün ve Mesut Özcan daha sonra yayımladıkları antoloji çalışmalarında, ağıtlama kilam ve stranlarının birçok örneğine yer verdiler.
Bu arada, 1990 yılında ilginç bir yazıya da araştırmacı Malmîsanij imza atmıştı ve bu konuda yaptığı derlemeleri daha sonra kitap olarak da yayımladı. "Ülkemizde Zulüm Tabloları" konulu bu yazısında (bkz. Medya Güneşi, Sayı: 14/1990); Dêrsim yöresinden derlenmiş birçok Dimilkî/ Kirmanckî şîn kilam ve stranını hikayeleriyle veriyordu.
Hemen belirtelim ki, bu şiirler, resmi söylemin ve bir yanılsama içinde olan kimi Dêrsimlilerin söyleminin tersine; gerek Nuri Dêrsimî gibi önder-tanıkların gerekse devletin gizli ya da yarı-açık eserleriyle de çakışıyor. Dahası, Nazım Hikmet'in de dediği gibi "türküler yalan söylemiyor". İşte, Devlet Başkanı sıfatıyla Dêrsim soykırımında söz ve karar sahibi olan Mustafa Kemal ile Başbakanı Celal Bayar'ın bu "Soykırım Şiirleri"ndeki yansıması:

Ya de dîna, dîna
Bira ver a hêgayî
Bira Mistî fermanê Dêrsimî veto
Do ra destê teresê Celal Bayarî
Bira, kardî da wertê Dêrsimî ro
Zalim onceno jey mal û gayî
Axalerê Koyê Dêrsimî qir kerdî, qedênayî,
Feqîrê ke verê dêsû de mendî,
Kerdî makîna hukmatî, vor de rusnayî

Türkçe çevirisiyle söylersek:
Vay dünya, dünya,
Kardeş, aşağıda tarlalar,
Kardeş Mısto Dêrsim'in fermanını çıkarmış,
Vermiş Celal Bayar teresinin eline,
Kardeş saplamış Dêrsim'e bıçağı,
Zalim, davar ve sığır gibi kesiyor,
Dêrsim Dağı'nın ağalarını kırıp bitirdiler,
Duvar diplerinde kalan yoksulları ise
Koyup devletin arabalarına aşağı gönderdiler.

yukarıda mısto dersimin fermanını çıkarmış diye söz edilen "mısto" atatürktür. yani hala bu katliamı atatürk yapmadı diyenler bu noktada çekilsin bir köşeye..

Gerçekten de, elde bulunan ve 4 Mayıs 1937 tarihine ait olan bir gizli belgede; Dêrsim'de yürütülecek katliamın, Atatürk'ün ve Mareşal Fevzi Çakmak'ın da hazır bulunduğu bir toplantıda kararlaştırıldığı görülüyor. Gizli yazıda şu görüşlere yer veriliyor:
"1- Toplanan kuvvetlerle Nazimiye, Keçizeken, Sin, Karaoğlun hattına kadar şedit ve müessir (şiddetli ve etkili - MB) bir taarruz (saldırı - MB) hareketi ile varılacaktır.
2- Bu defa isyan etmiş olan mıntıkadaki halk toplanıp başka yere nakil olunacaktır. Ve bu toplanma ameliyesi (işlemi - MB) de köylere baskın edilerek hem silah toplanacak, hem bu suretle elde edilenler nakledilecektir. Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe (yetindikçe - MB) isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar veremeyecek hale getirmek, köyleri kamilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür. (Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır.)" (Bkz. Agy)
Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığınca 1972'de yayımlanıp, ardından kendilerince toplatılan "Türkiye Cumhuriyeti'nde Ayaklanmalar" kitabında yer alan bu belge, birçok şeyi açıkça anlatmıyor mu?
Alb. Reşat Hallı tarafından hazırlanan kitapla başka kaynaklarda; Laç Deresi bölgesinde, savunmasız insanların sığındıkları mağaralarda nasıl imha edildikleri de açıkça anlatılır:
"Haydutların sığındığı ağızları mazgallı taş duvarlarla kapatılmış mağaralar, cesur askerlerimiz tarafından kuşatılmış, top ve makineli tüfek ateşinden başka 25'inci Alay'dan gönderilen istihkam müfrezesi tarafından tahrip kalıpları atılmak suretiyle mağaralar tahrip edilerek içindekiler öldürülmüş, can havli ile dışarı fırlayanlar da ateşle imha edilmişti. Böylece tarama sahası içindeki mağaralarda toplam olarak 216 haydut imha edilmiş, ayrıca 12 haydut cesedi Munzur suyu üzerinde görülmüştü." (Bkz. Agy)

Öyle görünüyor ki, "Dere Laçî/ Laç Deresi" konulu ağıtlama-şarkı tam da bu olaylar üzerine yakılmış:

Wela wela, wela yaman o!
Ordû ûrzo ra amo, dormê ma qapan o.
Çê eşîrû birijîyo!
Kes dest ra ma nêdano.

Şerê Derê Laçî,
Tede miz û dûman o;
Bextê Heyder be Demanî rê
Kes xirave nêvano.

Ordûyê hukmatî zaf o,
Cayê welaxe ma nêdano,
Ma zûvînî qır keme,
Çemê Muzırî lasû ano.
Bira pêrode!Na qewxa eşîrî nîya,
Mirevê Kirmancan û zalimanê Tırkan o!

Destê xo, xo ra mecêre,
Sar ma rê kolayê vano (...)

Bu ağıtlama-şarkının Türkçesi ise şöyle:

Halimiz çetindir, çetin!
Ordu sökün edip gelmiş, etrafımız çevrili.
Aşiretlerin ocağı sönsün!
Kimse yardım elini uzatmıyor.

Gidin görün Laç Deresini,
Tozdan dumandan göz gözü görmüyor;
Haydaranlılar'ın ve Demenanlılar'ın yiğitliğine
Söylenecek söz yok

Hükümetin ordusu çok,
Geçit vermiyor bize.
Birbirimizi tüketiyoruz,
Munzur Irmağı cesetler taşıyor.

Kahrolası yerde savaş sürüyor,
Ortalık feryat u figanla dolup taşıyor.
Yansın Laç Deresi!
İvis'im geçit vermiyor.

Yalnızca bir bölümünü aldığımız bu ağıtlama-şiirin bir başka versiyonu için bkz. Mustafa Düzgün: Dêrsim'den Üç Türkü/ Ağlama Yavrum Ağlama, Şahan, Laç Deresi; Berhem, Sayı: 11-12/ 1991.
Dêrsim soykırımına ilişkin gerek Kirmanckî, gerek Kurmancî gerekse Türkçe olarak birçok ağıt bulunuyor bugün elimizde. İçinde bulunduğumuz süreçte, bu konuda çeşitli yazı-dizileri çıktığı gibi (örneğin bkz. Önder Elaldı-Deniz Bilgin: Ağıtlarda Dêrsim Soykırımı, Yeni Özgür Politika, 8-10 Aralık 2011), kuşkusuz yakın bir gelecekte kitap bütünlüğünde çalışmalar da yapılacaktır. Ancak biz, sözü daha fazla uzatmadan, katliamı yaşayan birçok insanın anılarına ve gözlemlerine konu olan "çocuk ölümleri"ne ilişkin bir çocuk ağıtı ile sözlerimizi noktalayalım.

Dûrî ra vengê tifangû yeno,
Pitê min nêwes o, çîzik nêceno,
Merverve pitê mi, meverve,
Dismen bervisê to hesneno.
(…)
Vajî, vajî, eve heşîrîye vajî,
Na tarî de çin a, çilêka qajî,
Veng ro pitê mi birrîyo,
Olî înê rê kî meverdo juye ajî.

Yakalanmama uğruna birçok çocuğun feda edildiği Dêrsim soykırımına ilişkin bu ağıtlama-şarkının Türkçesi şöyle:

Uzaktan tüfek sesleri geliyor,
Bebeğim hasta, meme emmiyor.
Ağlama bebeğim, ağlama,
Sonra düşman duyar sesini.
(…)
Söylüyorum acı ve esaret içinde,
Bu zifiri karanlıkta bir gaz fenerimiz bile yok,
Yavrumun sesi duyulmaz oldu artık,
(Hz) Ali onların soyundan da tek fert komaz inşallah…

kaynak ; http://politikart1.blogspot.com.tr/2...rm-mehmet.html
Sponsor Reklamlar

Deniz ve bilgeyol bunu beğendiler.

Konu Aleviyolu tarafından (18.05.16 Saat 17:25 ) değiştirilmiştir.
Aleviyolu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
‘Dersim Katliamı... bilgeyol Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar 3 04.05.15 11:32
2012 Dersim Katliamı konferansı Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 0 13.06.12 16:28
Dersim Katliamı Köşke Taşınıyor Pir Mehmet Pir Yolu Haber Merkezi 2 12.11.11 19:37
Dersim 38 Katliamı Beyaz Perdede Pir Mehmet Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar 2 02.11.11 18:14






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2