Sponsor Reklamlar


Tarihin kara lekesi: Gazi Katliamı

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar Forumunda Bulunan  Tarihin kara lekesi: Gazi Katliamı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 11.03.15   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Tarihin kara lekesi: Gazi Katliamı


Ana Sayfa Forum Forum Köşesi
Maraş, Sivas ve Gazi

katliamlarını doğru okumak


Ayhan Kaya
Güncellenme : 09.03.2015 00:30
Her üç katliam da, Alevilere dair sistemli bir politikanın devamı ve birbirini tamamlayanı niteliğindedir. Alevilerin, Kürt Özgürlük Hareketi ve devrimci, sol çevrelerle bütünleşmesini engellemek, katliam ve baskıyla sindirilen Alevileri, CHP üzerinden devlete bağlamaktır. Bu bir devlet politikasıdır ve günümüzde geçerliliğinden bir şey yitirmemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin son 40 yılında, bir çırpıda sayabileceğimiz onlarca katliam var. Neredeyse arama motorlarında hangi ilin önüne k harfi koyarsak, o ilin adıyla anılan bir katliam çıkıyor önünüze. Çorum katliamı, Maraş katliamı, Şırnak katliamı, Malatya katliamı... vb. En son Uludere katliamında, Gezi olaylarında ve Kobanê protestolarında yaşanan katliam gerçekliği, bu durumun, sistemli bir devlet politikası olduğunu netçe gösteriyor.

Bir devlet düşünün ki; vatandaşlarını, kimi siyasal oyunları için katletmeyi bir politika bellemiş. Elbette bu hakim zihniyetin bir tezahürüdür. Alevi’yi ve Kürt’ü inkâr edip yok sayan bir zihniyet yapısının çözüm yöntemi de katliam olur ancak.

Yaşanan katliamlar içerisinde üçü hem katliamın amaçları, hem planlayanları, hem de uygulanış tarzı açısından büyük benzerlikler taşıyor. Maraş, Sivas ve Gazi katliamları. 12 Mart Gazi katliamı yıldönümü vesilesiyle, bu üç katliamı doğru anlamak ve güncelde doğru tutumun sahibi olmak önemli. Alevilerin toplumsal hafızalarında önemli yeri olan bu üç katliamın, pek çok çevre tarafından çok yönlü tahlilleri yapılmış olsa da, bu tahlillere denk bütünlüklü bir duruş sergilenememiştir. Ve mevcut durumda Alevi toplumu, her an yeni katliamlara maruz kalmaya açık durumdadır.

Bilindiği gibi Maraş katliamı, 12 Eylül darbesinin gerekçesi olarak gösterilmektedir. Oysa gerçeklik tam tersidir. Dönemin kontrgerilla şefleri, darbe yapmanın zeminini hazırlamak ve o alanı, yeni gelişen Kürt Özgürlük Hareketi’ne kapatmak amacıyla bu katliamı planladılar. Daha önce Bahçelievler katliamında yer alan tetikçileri eliyle, sağcıların doldurduğu bir sinema salonuna bombalı saldırı gerçekleştirildi ve arkasından şehirdeki sağcı faşistler örgütlendirilip, silahlandırılarak, Alevi Kürtlerin üzerine salındı. 19-26 Mart 1978 tarihleri arasında, bir haftalık saldırıları sonucu 150 can yaşamını yitirdi, yüzlerce ev ve iş yeri yakıldı, yüzlerce insan yaralandı, pek çok kişi yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, kendisini uzun süredir direndiği sıkıyönetime zorlamak amacıyla, bu olayların kontrgerilla tarafından çıkarıldığını belirtirken, gerçeğin bir yanına işaret ediyordu. Nitekim olaydan hemen sonra 15 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Yani kontrgerilla darbenin zeminini hazırlarken, öncelikle sıkıyönetim ilan edeceği koşullara ihtiyaç duydu. Bunun içinde bir katliam tezgahlamak gerekiyordu, onu yaptı. Bu gerçekliğin sadece bir yönü. Katliam için neden Maraş seçildi sorusu gerçekliğin diğer yanını oluşturuyor. Çünkü o süreçte, PKK öncülüğünde gelişen Kürt Özgürlük Hareketi’nin en çok taban bulduğu ve yayıldığı alanlardan biri Maraş’tı. O yüzden, bir taşla iki kuş vurmayı daha uygun gördüler. Hem sıkıyönetim koşulları yaratılacak, hem de bölgedeki Alevilere gözdağı verilerek; Kürt Özgürlük Hareketi’ne yönelirseniz sonunuz böyle olur mesajı verilmiş olacaktı.

15 yıl sonrasında gerçekleşen Sivas- Madımak katliamı adeta Maraş katliamının devamı gibidir. İktidardaki Çiller- Güreş-Ağar ekibi, ilkin Turgut Özal’ı tasfiye ederek Kürt sorununda demokratik çözüm seçeneğini devre dışı bıraktılar. Sonra da, Kürdistan’da eşi benzeri görülmemiş bir kirli savaş konseptini, hayata geçirme zeminini hazırlamak ve Alevilere gözdağı vererek, PKK ile hareket etmelerinin önüne geçmek amacıyla; Sivas katliamını organize ettiler. Sünni-Alevi ayrışması yaratıp, PKK’yi de Sünni Kürtlerin örgütü gibi göstererek, Alevi Kürtleri CHP üzerinden PKK karşıtlığı temelinde devlete bağlama, bu kirli tezgâhın amacıydı. Pir Sultan Abdal şenlikleri için Sivas’a giden Alevi aydınları, özel bir çaba ve örgütlenmeyle hedef haline getirildiler. Madımak Oteli’nde konaklayan, arlarında yazar Asım Bezirci, şair ve sanatçı Nesimi Çimen, sanatçı Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin ve şair-yazar Metin Altok’un da bulunduğu 33 Alevi aydını, gerici güruhça tekbir sesleri eşliğinde diri diri yakıldı. Olayda yaşamını yitiren iki otel çalışanıyla birlikte 35 kişi katledildi. Yazar Aziz Nesin ve onlarca kişi de, yaralı olarak bu katliamdan kıl payı kurtuldular. Ancak olayın hemen ardından PKK’nin misilleme eylemlerine girişmesi ve yaşanan katliamın karşısında en net tavrı, söylemiyle ve eylemiyle ortaya koyması oyunu bozdu. Özellikle Türkiye metropollerinde yaşayan Aleviler, daha çok PKK ile bütünleştiler. PKK Kürtlerin güvencesi olduğu kadar, Kürt ya da Türk tüm Alevilerin güvencesi olarak görülmeye başlandı. PKK direnişi, Ağar-Çiller-Güreş kontrgerilla ekibinin, kirli savaş konseptiyle sonuç alma tezgahını parçaladı. Tıpkı 12 Eylül faşist tezgahını parçaladığı gibi.

İşte 12 Mart Gazi katliamı, böyle bir ortamda planlanıp, hayata geçirildi. Bu kez hedef, metropoldeki Alevi kitlesiydi. Solun kalesi olarak bilinen ve hızla Kürt özgürlük mücadelesiyle bütünleşen yapısından dolayı, bu kez İstanbul Gazi Mahallesi yeni katliam mekanı olarak seçildi. Kürdistan’da en kirli işleri yapan yeşil gibi tetikçi kontrgerilla elemanları eliyle, 12 Mart günü, Alevilerin ekseri gittikleri 4 kahvehane ve bir pastane tarandı. Olayda Halil Kaya adlı yurttaş yaşamını yitirirken, onlarca kişi yaralandı. 13 Mart günü toplanan Gazi sakinleri, polisin olaya seyirci kalmasını protesto ederek, polis karakoluna yürüdüler. Karakoldan açılan ateş sonucu bir kişi yaşamını yitirdi, onlarca kişi yaralandı. 14 Mart’ta yeniden toplanıp karakola yürüyen kitleye, bir kez daha ateş açıldı ve 15 kişi katledildi, onlarcası yaralandı. Daha sonra başta Ümraniye ve Okmeydanı olmak üzere Ankara’ya, İzmir’e sıçradı olaylar. Alevi yurttaşlar bulundukları yerlerde direnişe geçtiler. Günlerce süren direniş, toplam 19 kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlandı. Gazi katliamı sürecinde iktidarda Doğru Yol-SHP koalisyonu bulunmaktaydı. Tansu çiller başbakanlığında hükümet, hem olayı tezgahladı, hem de günden güne saldırılarını artırarak gelişen direnişi bastırıp, sonuç almak istedi.

Hareketi ve devrimci, sol çevrelerle bütünleşmesini engellemek, katliam ve baskıyla sindirilen Alevileri, CHP üzerinden devlete bağlamak. Bu bir devlet politikasıdır ve günümüzde geçerliliğinden bir şey yitirmemiştir. 12 Mart Gazi katliamı yıldönümü vesilesiyle, tüm bu katliamlara verilebilecek en doğru cevap, devletin bu alevi politikasını boşa çıkarmaktır. Eğer böyle bir tutumun sahibi olabilirsek, o zaman katliamcılar amacına ulaşmamış olacaklardır.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti 90 yıllık inkar ve katliam politikalarıyla, çok kritik bir dönemece girmiştir. 2015 genel seçimleri, bu kritik aşamanın seyrini belirleyecektir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir seçim, bu kadar stratejik bir öneme sahip olmamıştır. Seçim; ya AKP zihniyetinin diktasına Türkiye’yi sonuna kadar açacak, yâ da AKP ye dur denilerek, demokratik dönüşümün kapıları ardına dek açılacak. Bu yüzden seçim biraz da AKP ile HDP arasında geçecek bir seçim olacak. Mevcut durumda CHP ve MHP’nin çok büyük çıkışlar yapması mümkün değil. Geçmiş seçimlerdeki oylarını korumaları bile zor görünüyor. O yüzden AKP, tüm stratejisini HDP’nin barajı aşmaması üzerine kurmuştur. HDP, barajı aşamazsa, AKP 367 milletvekilini rahatlıkla bulur ve diktasının ilanı olan anayasayı istediği biçimde geçirerek, Türk tarzı başkanlık dedikleri Tayip Erdoğan sultasını ilan eder. HDP’nin barajı aşması ise, AKP’nin 330 vekilinde altına düşmesi olacak ki, buda AKP’nin tüm planlarının boşa çıkması demektir. Yani AKP’ye dur demenin yolu HDP’den geçiyor.

Ya demokratik Türkiye ya da katliam politikaları

20 milyonluk nüfusuyla, böylesi kritik bir seçimde Alevi seçmenin rolü, belirleyici olmaktadır. Ya Maraş’ta, Sivas’ta, Gazi’de yapılan katliamlara karşı ve katliamcılara inat, Kürt özgürlük mücadelesi ve devrimci güçlerden yana tavrını koyarak, demokratik Türkiye’nin oluşmasında öncülük rolü oynayacak, yâ da kimi küçük hesapların ve korkunun kölesi olarak, katliamcıların istediği doğrultuda CHP üzerinden, AKP diktasının ilanına zemin olacak. Diğer bir deyişle; bu seçimde ya sol demokratik cephede yerimizi alarak, katliamcı sisteme karşı direnişi sürdüreceğiz; ya da CHP vb. düzen partilerine oy vererek, katliamları kabullenip, teslim olduğumuzu ilan edeceğiz. Alevi toplumu içinde sol, demokratik ve direnişçi çizginin galebe geleceği umuduyla Maraş Sivas ve Gazi şehitleri önünde saygıyla eğiliyorum...

---------------------------------
KINIYORUZ
HESABINI,
SORACAĞIZ...
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (12.03.15 Saat 22:21 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.03.15   #2
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarını doğru okumak


ANASAYFA / GÜNCEL


Gazi katliamı

ile ilgili Hanefi Avcı’ya çağrı: Bildiklerini anlat



  • Eklenme Tarihi: 10 Mart 2015 16:35
Gazi katliamının 20. yıldönümü öncesi, olayların başladığı yerde yapılan açıklamada olayların 'kara kutusu' nun dönemin İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı olduğu belirtilerek Avcı’ya “Bildiklerini anlat” çağrısı yapıldı.
Gazi katliamının 20. yıldönümü öncesi, olayların başladığı yerde yapılan açıklamada olayların 'kara kutusu' nun dönemin İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı olduğu belirtilerek Avcı’ya “Bildiklerini anlat” çağrısı yapıldı.
İNSANLIK SUÇLARINDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ
Gazi katliamı öncesi yıldönümü öncesi, yaşamını yitirenlerden bazılarının ailesi ve avukatlar Gazi Mahallesi’nde toplandı. Olayların ilk başladığı kahvehanenin önüne karanfil bırakan aileler adına konuşan Avukat Remzi Kazmaz, davanın yeniden açılması için mücadelelerinin sürdüğünü belirterek, “Bugün Gazi katliamının 20'nci yılında ilk kurşunun atıldığı yerdeyiz. Bu davada bir arpa boyu yol gidemedik. Türkiye faili meçhul ülkesi olmaya devam ediyor. Bu olayda iç hukuk yolları tüketildikten sonra hukuk devleti doğrultusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gittik. Makul süre ve adil yargılama gereği Türkiye Cumhuriyeti'ni tazminat ödemeye mahkum ettikten sonra bu davanın bir hukuk devleti ilkesi olarak Türkiye'de açılması gerekirken halen daha ne bekleniyor. Zaman aşımını mı bekliyorsunuz? İnsanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. O nedenle bu davayı açmak için hala zamanınız var. Çünkü elde bu davayı açmak için mevcut deliller var” dedi.
BU DAVANIN KARA KATUSU HANEFİ AVCI
Gazi davasının kara kutusunun Hanefi Avcı olduğunu belirten Avukat Kazmaz, “Hanefi Avcı o dönemin istihbarat daire başkanı, neden konuşmuyor, neden davalara tanık olarak gelmiyor? Vicdanı mı yok, korkuyor mu? Korkmasın onu biz korumasını biliriz. Hanefi Avcı konuşursa kesinlikle bu dava yeniden açılır. Bu dava yeniden açılmalıdır ki, insanların vicdanlarında açılan bu yara ancak o zaman kapanır” diye konuştu. Avukat Kazmaz, dava sürecince dava ile ilgili hiçbir delilin, tanığın ciddi anlamda dinlenmediğini ve Gazi davası yeniden açılması durumunda diğer faili meçhul davalarında yeniden açılacağına inandığını sözlerine ekledi.
‘ANLAT Kİ HERKES BİLSİN...’
Davanın avukatlarından Efkan Bolaç ise olaylarda emri verenlerin yargılanmadığını belirterek, “Bugün Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Berkin Elvan'da da emri verenler yargılanmıyor. Bu dosyada devletin cezasızlık yüzünü görüyoruz. Devlet katliamcılara garanti veriyor. Diyor ki, 'Siz katledin, ben sizi cezalandırmayacağım.' Buradan Hanefi Avcı'ya sesleniyoruz. 20 yıl oldu, Gazi'de ve Ümraniye'de ne oldu? Anlat ki herkes bilsin” dedi.
DEVLET TAM 20 YILDIR BİZE ACI ÇEKTİRDİ
Katliamda yaşamını yitiren Zeynep Poyraz'ın babası Cemal Poyraz, “Bu devlet tam 20 yıldır bize acı çektirdi. 20 yıldır çocuklarımızın özlemini ve hasretini çekiyoruz” annesi Menekşe Poyraz ise “Devlette vicdan varsa katilleri çıkarsın, yargılasın” dedi.
GAZİ KATLİAMINDA 22 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRMİŞTİ
12 Mart 1995’de, o dönem Gaziosmanpaşa’ya bağlı Gazi Mahallesi’nde 4 kahvehane ve bir postane kimliği belirsiz kişilerce otomatik silahlarla tarandı. Daha sonra Ümraniye’ye de sıçrayan olaylarda 22 kişi yaşamını yitirdi. 8 yıl süren dava sonucu iki polis memuru ceza aldı, diğerleri beraat etti. Ailelerin başvurusu sonucu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) 2005’te Türkiye’yi ölenlerin yakınlarına tazminat ödemeye mahkum etti. (İSTANBUL)




Etiketler: Gazi katliamı, Hanefi Avcı, Avukat Remzi Kazmaz
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.03.15   #3
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarını doğru okumak


ANASAYFA / GÜNCEL 11 Mart 2015 / Çarşamba

‘Cihatçı şuur’ eğitimi geliyor



İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, amacını ‘cihatçı şuuru yaymak’ olarak açıklayan Şuurlu Öğretmenler Derneği’ne kent genelindeki ilkokul, ortaokul, lise ve dengi okullarda faaliyet için onay verdi





SERBAY MANSUROĞLU - [email protected]
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, amacını cihatçı fikirleri yaymak olarak açıklayan Şuurlu Öğretmenler Derneği’nin okullarda faaliyet yürütmesi için onay verdi. Dernek, ilk iş olarak ülke genelindeki okullarda öğretmen konulu senaryo yarışması düzenleyecek. Şuurlu Öğretmenler Derneği’nin kısa film senaryo yarışmasına ilişkin başvurusunu değerlendiren İl Milli Müdürlüğü, 17 Şubat tarihli yazı ile ilçe milli eğitim müdürlüklerine bir talimat gönderdi. İlçe milli eğitim müdürlükleri tarafından okullara gönderilen yazıda tüm ilkokul, ortaokul, lise ve dengi okullarda cihatçı derneğin faaliyetinin uygulanmasını talep etti.
KARMA EĞTİME KARŞI
Şuurlu Öğretmenler Derneği, 19. Eğitim Şurası’nda karma eğitime son verilmesi çağrısının bayraktarlığını yaptı. Derneğin http://www.ogder.org/tr adresinde, kendi amaçları ayrıntılı olarak açıklanıyor. Dernek, önüne hedef olarak koyduğu Milli Görüş’ü “İslamsız saadet olmaz gerçeğini idrak etmek, şuurlu Müslüman olmak, hayrı ve şerri, marufu ve münkeri bilmek, cihat şuuruna sahip olmak, hayrın hâkimiyeti, şerrin yok edilmesi için çalışmak ve mücadele etmektir” sözleriyle açıklıyor.
Dernek, cihat şuuru için izleyeceği yolu ise şu şekilde ifadelerle açıklıyor: “Tanıtma: Davamızı tanıtmak önemli görevlerden birisidir. Bunun için mahalli ve uluslararası konferanslar, paneller, sempozyumlar, açık oturumlar, yarışmalar, şenlikler, anma günleri, çok amaçlı kapalı salon toplantıları, seminerler, sohbetler, imza ve söyleşi günleri, kitap kritik toplantıları, yemekli toplantılar yapmak.” Derneğin web adresinde yer alan bilgiler asıl amacın okullarda cihatçı bilinci yaymak ve davasını tanıtmak olduğunu gösteriyor.
‘EĞİTİMİN AMACI BU MU?’
Eğitim Sen 7 No’lu Şube Hukuk Sekreteri Zeynel Özgün, derneğin okullarda faaliyet göstermesi için onay verilmesine tepki gösterdi. Özgün, “Bu şuurlu öğretmenler, Milli Görüş derken ne anlıyor? Cihat şuuruna sahip Müslüman olmak. Her şey iyi de, Milli Eğitim Müdürlüğü bunlara hangi gerekçelerle izin veriyor? Tabi ki Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları doğrultusunda sosyal ve kültürel çalışmalar yaparak çocukları eğitmek için. Şuurlu Öğretmenler Derneği’nin amaçları ile Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları karşılaştırılırsa, arada ortak nokta var mı yok mu görülebilir. Bu karşılaştırma yapıldıktan sonra İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün bu faaliyete neden onay verdiği daha fazla düşünülmeli” değerlendirmesi yaptı.
'Çalgılı çengili anma mı olur': Okullarda Çanakkale ruhu ezanla diriltilecek!

MEB'den okullara: Sabah namazına müteakip öğrencileri camiye getirin!

Zenginden alıp fakire vermemeli, fakirden çalıp oğluna vermeliydi: MEB'e göre Robin Hood kitabı sakıncalı!

--------------------------------------------------------------------------

OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE,
ALEVİ KATLİAMLARININ,
VE ASİMİLE POLİTİKALARININ TEMEL AMACI,
GERİCİ YOBAZ DİKTATÖRLÜKTÜR IŞİD VARİ...
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 11.03.15   #4
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarını doğru okumak


ANASAYFA / GÜNCEL


Gazi katliamı
davasında
zaman aşımı tehdidi




  • Eklenme Tarihi: 11 Mart 2015 13:44
İstanbul’da Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde 17 Alevi yurttaşın yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden 20 yıl geçti. Gazi Katliamı davasının avukatlarından Gülizar Tuncer, “kara leke” olarak hafızalara kazınan katliamda zaman aşımı tehlikesine dikkat çekti.
İstanbul’da Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde 17 Alevi yurttaşın yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden 20 yıl geçti. Gazi Katliamı davasının avukatlarından Gülizar Tuncer, “kara leke” olarak hafızalara kazınan katliamda zaman aşımı tehlikesine dikkat çekti.
12 Mart 1995 günü, Gazi Mahallesi’nde bulunan dört kahvehane ve bir pastaneye “kimliği belirsiz” kişilerce açılan ateş sonucunda yaşamını yitiren Alevi dedesi Halil Kaya’nın öldürülmesiyle başlayan katliamda 17 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce yurttaş da polis ve asker müdahalesi sonucunda yaralandı. Katliamın hemen ardından sorumlular hakkında açılan davalarda işletilen “cezasızlık” politikası nedeniyle katliamı gerçekleştiren polis-kontrgerilla güçler aklandı.
‘CEZASIZLIKLA SONUÇLANDI’
Sivil giyimli polislerin Gazi Mahallesi’nde yaşayan yurttaşları hedef alarak ateş ettiği görüntülerin bulunduğunu hatırlatan Tuncer, savcılığın sadece 20 polis hakkında 7 ölüm ve beş yaralanmaya ilişkin dava açtığına dikkat çekti. Diğer ölümler için failleri belli olmadığı bahanesi ile dava açılmadığını kaydeden Tuncer, “Oysaki binlerce polis görevliydi ve birçoğunun yüzü açık şekilde görünüyordu” dedi. Dava sürecinin de cezasızlıkla sonuçlandığını belirten Tuncer, “Dava sonucunda sadece Adem Albayrak ve Mehmet Gündoğan isimli polislere ceza verildi. Mahkeme Albayrak ve Gündoğan’a 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası verdi. Bu cezalar da ‘meşru müdafaa’ ve ‘Meşru müdafaanın yerine getirilmesi’ gerekçeleriyle indirildi. Dava sonucunda 18 polis beraat etti, diğer iki polisin cezasını çok bulan Yargıtay ise bu polisler hakkında beraat kararı verdi, yani dava cezasızlıkla sonuçlandı” diye konuştu. Yargının katliamın sorumlularını aklarken görgü tanıkları ve mağdur kişileri de şüpheli konumuna getirdiğine vurgu yapan Tuncer, dönemin Gaziosmanpaşa Savcılığının, Gazi Mahallesi’nde yaşayan yurttaşlar aleyhine ‘Kamu malına zarar vermek’, ‘Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak’ gibi gerekçelerle davalar açtığını hatırlattı.
‘KATLİAMI ÖRTBAS ETMEK İSTEDİLER’
Yargıtay kararının ardından AİHM’ye başvuru yaptıklarını ve “Yaşam hakkını ihlal” suçunu işlediğine karar verilen Türkiye’nin AİHM tarafından mahkum edildiğini belirten Tuncer, Gazi Katliamı dosyasında zaman aşımı tehlikesine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Bu dosyalarla ilgili açılan davaların hepsi göstermeliktir. Biz, dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu gibi isimlerin tamamına ilişkin suç duyurusunda bulunduk. Bütün amirlerin yargılanmasını istedik. Dava açılmadı, açılan davalarda da göstermelik yargılamalar yapıldı. Tanık olarak dinlenilmesini istediğimiz Hanefi Avcı başta olmak üzere pek çok devlet görevlisi için, ‘Sanık olamadılar bari tanık olsunlar’ diye talepte bulunduk. Mahkeme bu tanıkları dinlemek istemedi ve katliamı bu şekilde örtbas ettiler. Herkes biliyor Gazi Katliamını kimin yaptığını. Adalet sadece mahkemelerle sınırlı değil, hiçbir şey cezasız kalmaz.”
‘HANEFİ AVCI İTİRAF ETTİ’
Avukat Gülizar Tuncer, Gazi Mahallesi’nin katliam öncesinde de sürekli olarak polis baskısı altında olduğunu söyleyerek, “Giriş çıkışlar sürekli kontrol altındaydı, aramalar yapılıyordu. İşkence ve kötü muamele sistematik bir hal almıştı. Yani Gazi devlet şiddetinin zaten yoğun bir biçimde yaşandığı bir yerdi” diye konuştu. Dönemin İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı’nın katliamdan kısa süre sonra yaptığı açıklamada, katliamın “Yeşil” kod adlı Kontrgerilla Üyesi Mahmut Yıldırım ve “ekibi” öncülüğünde yapıldığını itiraf ettiğini belirten Tuncer, “Kahvehaneler ve pastaneye yönelik saldırının ardından olaya tanıklık eden insanlar polislere saldırıyı gerçekleştiren aracın hangi yöne gittiğini söylüyor ama polisler ters yöne gidiyor. Yani müdahale etmiyor, karışmıyor kimse” şeklinde konuştu. (İstanbul/DİHA)







Etiketler: Gazi katliamı, Avukat Gülizar Tuncer
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.03.15   #5
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarını doğru okumak


Ana Sayfa Haber
'İnsanları

hedef alarak taradılar,

birer birer...'


İSTANBUL-DİHA
Güncellenme : 11.03.2015 00:40
Devletin "öteki" yurttaşlarının yaşadığı ve sosyo-politik yapısı ve muhalif kimliği nedeniyle hedef haline getirdiği Gazi Mahallesi'nde, 12 Mart 1995 tarihinde devlet-kontrgerilla iş birliğiyle gerçekleştirilen 17 Alevi yurttaşın yaşamını yitirdiği Gazi Katliamı 20'nci yılına girdi. Katliam sonrasında sorumlular hakkında açılan davalarda işletilen "cezasızlık" politikası nedeniyle katliamı gerçekleştiren polis-kontrgerilla güçleri aklanırken, Avukat Gülizar Tuncer, "kara leke" olarak hafızalara kazınan katliamda zaman aşımı tehlikesine dikkat çekti.

Devletin "öteki" yurttaşlarının yaşadığı ve sosyo-politik yapısı ve muhalif kimliği nedeniyle hedef haline getirdiği Gazi Mahallesi'nde, 12 Mart 1995 tarihinde devlet-kontrgerilla iş birliğiyle gerçekleştirilen 17 Alevi yurttaşın yaşamını yitirdiği Gazi Katliamı 20'nci yılına giriyor. 12 Mart 1995 günü, Gazi Mahallesi'nde bulunan dört kahvehane ve bir pastaneye "kimliği belirsiz" kişilerce açılan ateş sonucunda yaşamını yitiren Alevi dedesi Halil Kaya'nın öldürülmesiyle başlayan katliamda 17 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce yurttaş da polis ve asker müdahalesi sonucunda yaralandı. Katliamın hemen ardından sorumlular hakkında açılan davalarda işletilen "cezasızlık" politikası nedeniyle katliamı gerçekleştiren polis-kontrgerilla güçleri aklanırken, Gazi Katliamı da Dersim, Zilan, Koçgiri, Sivas ve Roboski gibi Türkiye tarihine "kara leke" olarak geçerek, hafızalara kazındı.

Katliamlar Kemalist partiler döneminde yaşandı

Katliamda yaşamını yitirenler 20'nci yılda düzenlenecek eylem ve etkinliklerle anılmaya hazırlanırken, katliamın ardından sorumlular ise tüm Alevi katliamlarında olduğu gibi yargılanmadı. 1938 Dersim, 1978 Maraş, 1993 Sivas ve 1995 Gazi katliamlarının yaşandığı dönemlerde iktidar ya da iktidar ortağı olan CHP ve Kemalist geleneğin yanı sıra başa gelen tüm sağ partiler de devlet refleksiyle katliamlara koruma kalkanı sağladı. Gazi Katliamı faillerinin yargılanması için oluşturulan hukuk komisyonunda yer alan aynı zamanda da katliamın tanıklarından olan Avukat Gülizar Tuncer, Gazi Katliamı'nı ve hukuki süreci anlattı. Gazi Mahallesi'nin hedef haline getirilmesinin nedenini, "İşçilerin, emekçilerin, Alevi ve Kürt yurttaşların yoğun olarak yaşadığı bir yer" diyerek özetleyen Tuncer, "Alevi dedesinin hedef olarak seçilmesi zaten çok bilinçli" dedi. Gazi Mahallesi'nin katliam öncesinde de sürekli olarak polis baskısı altında olduğunu söyleyen Tuncer, "Giriş çıkışlar sürekli kontrol altındaydı, aramalar yapılıyordu. İşkence ve kötü muamele sistematik bir hal almıştı. Gazi karakolu çok ünlüydü o dönem. Yani Gazi devlet şiddetinin zaten yoğun bir biçimde yaşandığı bir yerdi" diye konuştu.

Hanefi Avcı katliamı itiraf etti

Dönemin İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı'nın katliamdan kısa süre sonra yaptığı açıklamada, katliamın "Yeşil" kod adlı kontrgerilla üyesi Mahmut Yıldırım ve "ekibi" öncülüğünde yapıldığını itiraf ettiğini belirten Tuncer, "Kahvehaneler ve pastaneye yönelik saldırının ardından olaya tanıklık eden insanlar polislere saldırıyı gerçekleştiren aracın hangi yöne gittiğini söylüyor ama polisler ters yöne gidiyor. Yani müdahale etmiyor, karışmıyor kimse" şeklinde konuştu.

Savcılık soruşturulan polisler yerine Gazi halkına dava açtı

Katliamın ardından sorumluların yargılanması ve etkin soruşturma yürütülmesi için aileler ve avukatlar olarak mağdur ve tanıklarla görüştüklerini aktaran Tuncer, olayla ilgili görgü tanıkları ve mağdur kişilerin savcılık tarafından şüpheli konumuna getirildiğini söyleyerek, "Savcılıkta ilk soru, 'sen de orda mıydın?' oluyordu. Mağdur ya da tanık sıfatı ile beyanlarının alınmasını istediğimiz insanlar şüpheli konuma getirildi" dedi. Dönemin Gaziosmanpaşa Savcılığı'nın, olayla ilgili soruşturulan polisler yerine Gazi Mahallesi'nde yaşayan yurttaşlar aleyhine dava açtığını belirten Tuncer, "Gazi halkına, 'Kamu malına zarar vermek', 'Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak' gibi gerekçelerle davalar açıldı. Savcılığın ilk yaptığı şey Gazi halkını sanık konumuna getirmek oldu" ifadelerini kullandı.

'İnsanları hedef alarak taradılar, birer birer...'

Sivil giyimli polislerin Gazi Mahallesi'nde yaşayan yurttaşları hedef alarak ateş ettiği görüntüleri hatırlatan Tuncer, "Polis elinde uzun namlulu bir tüfekle insanları hedef alarak tarıyor, birer birer. Gencecik çocuklar ölüyor. Birisi yere düşüyor diğeri ona yardım etmeye giderken onu da vuruyor. Özellikle yardım edenleri hedef alıyor. Bu polis başta olmak üzere bir çok polisin yüzü çok açık bir biçimde görünmesine rağmen mermi çekirdeklerine kadar her şeyi toplayıp biz savcılığa bizzat kendimiz götürüyorduk. Delil toplama işi aslında savcılığın işi. Bunu da polis aracılığı ile yapıyorlar. Delil toplayan polisler de ya olayın faili olanlar ya da onların arkadaşları. Dolayısıyla zaten delilleri karartmaya açık bir durum var" diye konuştu.

'Cezasızlıkla sonuçlandı'

17 kişinin yaşamını yitirdiği Gazi Katliamı'nda savcılığın yalnızca yaşamını yitiren 7 kişiyle ilgili dava açıldığını belirten Tuncer, "Tespit edilen 20 polis hakkında 7 ölüm ve beş yaralanmaya ilişkin dava açıldı. Dava sonucunda sadece olaydan sorumlu olan Adem Albayrak ve Mehmet Gündoğan isimli polislere ceza verildi. Diğer ölümler için failleri belli olmadığı bahanesi ile dava açılmadı. Oysaki binlerce polis görevliydi ve birçoğunun yüzü açık şekilde görünüyordu" dedi. Dava sürecinde sanık avukatlarının, "Müvekkillerimiz vatan hainleri, teröristlere karşı silah kullanmıştır" diyerek savunma yaptığını belirten Tuncer, tutuklu olarak yargılanan sanık polis Mehmet Gündoğan'ın, "Çıkında hepinizi tarayacağım" diyerek aileleri tehdit ettiği celse de serbest bırakıldığını söyledi. Sanık polislerden Albayrak ve Gündoğan'a 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası verildiğini, bu cezaların da "Meşru müdafaa" ve "Meşru müdafaanın yerine getirilmesi" gerekçeleriyle indirildiğini söyleyerek, " Dava sonucunda 18 polis beraat etti, diğer iki polisin cezasını çok bulan Yargıtay ise bu polisler hakkında beraat kararı verdi, yani dava cezasızlıkla sonuçlandı" diye konuştu.

Gazi Katliamı dosyasında zaman aşımı tehlikesi

Yargıtay kararının ardından AİHM'ye başvuru yaptıklarını ve "Yaşam hakkını ihlal" suçunu işlediğine karar verilen Türkiye'nin AİHM tarafından mahkum edildiğini belirten Tuncer, Gazi Katliamı dosyasında zaman aşımı tehlikesine dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Bu dosyalarla ilgili açılan davaların hepsi göstermeliktir. Bizim dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu gibi isimlerin tamamına ilişkin suç duyurusunda bulunduk. Bütün amirlerin yargılamasını istedik. Dava açılmadı, açılan davalarda da göstermelik yargılamalar yapıldı. Tanık olarak dinlenilmesini istediğimiz Hanefi Avcı başta olmak üzere pek çok devlet görevlisi için, 'sanık olamadılar bari tanık olsunlar' diye talepte bulunduk. Mahkeme bu tanıkları dinlemek istemedi ve katliamı bu şekilde örtbas ettiler. Herkes biliyor Gazi Katliamını kimin yaptığını, adalet sadece mahkemelerle sınırlı değil, hiçbir şey cezasız kalmaz."

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

O GÜNDEN BU GÜNE DEGİŞEN BİR ŞEY YOK,
FAŞİST DEVLET DÜZENİ DEVAM EDİYOR,
ALEVİLER YİNE POTANSİYEL SUÇLU,
KÜRTLER HALA BÖLÜCÜ....
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.03.15   #6
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarını doğru okumak


Ana Sayfa Haber
Tarihin kara lekesi:

Gazi Katliamı


İSTANBUL / DİHA
Güncellenme : 12.03.2015 00:38
Çiller döneminde devletin kontra güçlerin eliyle gerçekleştirdiği Gazi Katliamı, 20’nci yıldönümüne girdi. 22 Alevi’nin katledildiği vahşette asıl sorumluların yargı önüne çıkarılmadığını belirten Av. Gülizar Tuncer, dosyanın zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.


Bugün, 5 kahvehanenin taranmasıyla başlayan ve 22 insanın yaşamını yitirdiği, yüzlerce insanın yaralandığı Gazi Katliamı’nın 20’nci yıldönümü. 12 Mart 1995 yılında gerçekleşen katliamın ardından açılan davalarda katliamı gerçekleştiren polis-kontrgerilla güçleri aklanırken, Gazi Katliamı da Dersim, Zilan, Koçgiri, Sivas ve Roboski gibi Türkiye tarihine “kara leke” olarak geçti. Katliamın faillerinin yargılanması için oluşturulan hukuk komisyonunda yer alan katliamın tanıklarından Avukat Gülizar Tuncer, Gazi’nin hedef haline getirilmesinin nedenini, “İşçilerin, emekçilerin, Alevi ve Kürt yurttaşların yoğun olarak yaşadığı bir yer” diyerek özetledi. Tuncer, dönemin İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı’nın katliamdan kısa süre sonra yaptığı açıklamada, katliamın “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım ve “ekibi” öncülüğünde yapıldığını itiraf ettiğini belirtti.

Katiller beraat etti

Sivil giyimli polislerin Gazi Mahallesi’nde yaşayan yurttaşları hedef alarak ateş ettiği görüntüleri hatırlatan Tuncer, “Polis uzun namlulu tüfekle insanları hedef alarak tarıyordu. Gencecik çocuklar ölüyor. Birçok polisin yüzü çok açık bir biçimde görünmesine rağmen mermi çekirdeklerine kadar her şeyi toplayıp savcılığa biz götürüyorduk. Delil toplama savcılığın işi. Bunu da polis aracılığı ile yapıyorlar. Delil toplayan polisler de ya olayın faili olanlar ya da onların arkadaşları. Dolayısıyla zaten delilleri karartmaya açık bir durum var” dedi. 22 kişinin yaşamını yitirdiği katliamda, yalnızca yaşamını yitiren 7 kişiyle ilgili dava açıldığını belirten Tuncer, “Dava sonucunda sadece olaydan sorumlu olan polis Adem Albayrak ve Mehmet Gündoğan’a ceza verildi” dedi. Albayrak ve Gündoğan’a 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası verildiğini, bu cezaların da “Meşru müdafaa” gerekçesiyle indirildiğini söyleyen Tuncer, “Dava sonucunda 18 polis beraat etti, diğer iki polisin cezasını çok bulan Yargıtay ise bu polisler hakkında beraat kararı verdi, yani dava cezasızlıkla sonuçlandı” dedi.


Sanık olamadılar tanık olsunlar

Gazi Katliamı dosyasında zaman aşımı tehlikesine dikkat çeken Tuncer, “Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu gibi isimlerin tamamına ilişkin suç duyurusunda bulunduk. Dava açılmadı, açılan davalarda da göstermelik yargılamalar yapıldı. Tanık olarak dinlenilmesini istediğimiz Hanefi Avcı başta olmak üzere pek çok devlet görevlisi için, ‘sanık olamadılar bari tanık olsunlar’ diye talepte bulunduk. Mahkeme bu tanıkları dinlemek istemedi ve katliamı bu şekilde örtbas ettiler” dedi.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.03.15   #7
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarını doğru okumak


Sayfa Manşet
Gazi’den

Roboski’ye

katiller aynı


İSTANBUL / DİHA-BEHDINAN
Güncellenme : 13.03.2015 00:45
Gazi mahallesinde 20 yıl önce katledilen 22 kişi, yüzlerce kişi tarafından düzenlenen yürüyüşlerle anıldı. Katliamının sadece Gazi halkına dönük olmadığını kaydeden HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel, ‘Gazi ve Roboski’de katleden aynı zihniyettir’ dedi

İstanbul’da Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde gerçekleştirilen ve 22 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın 20’nci yıldönümü yürüyüşle protesto edilerek, yaşamını yitirenler anıldı. Aralarında HDP ve HDK bileşenleri, 12 Mart Gazi Platformu bileşenleri, Alevi örgütleri ile çok sayıda siyasi parti ve platform üyelerinin de bulunduğu yüzlerce kişi, Eski Karakol önünde bir araya geldi. Gazi Mezarlığı’na doğru yürüyüşe geçen kitleye, katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri ile HDK Eş Sözcüsü Sabahat Tuncel, ESP Genel Başkanı Sultan Ulusoy, HDP İl Eşbaşkanı Ayşe Erdem ve sanatçı Pınar Aydınlar da destek verdi. Gazi Mezarlığı’nda sonlandırılan yürüyüşün ardından açıklama yapan HDP Sultangazi İlçe Eşbaşkanı Mevlüt Alkoç, Gazi katliamında devletin rolüne dikkat çekerek, katliamın sorumluları ortaya çıkarılana kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel ise katliamın aydınlatılması için adalet arayışının 20 yıldır sürdüğünü belirterek, “Gazi halkına bu katliamla bir mesaj verilmek istenmiştir. Eşitlik, özgürlük mücadelesi yürütenler ölümle, zulümle cezalandırılmıştır” dedi.

Katliamı unuttırmayacağız

Gazi katliamının sadece Gazi halkına dönük olmadığını kaydeden Tuncel, “Biz bu katliamların hesabını sormadığımız sürece yeni katliamlar yapacaklar. Gazi ve Roboski’de katleden aynı zihniyettir” dedi. Gerçek özgürlük ve barışın ancak geçmişle yüzleşerek sağlanabileceğini söyleyen Tuncel, “Gazi katliamının hesabı mutlaka sorulacak. Devlet sormazsa halk mutlaka her gün hatırlayarak soracak. Sadece 12 Mart’ta değil her gün mücadele edeceğiz, bu katliamı unutmayacağız, yeni katliamlar yaşanmasına zemin vermeyeceğiz” dedi. Ardından ESP Genel Başkanı Ulusoy da yaptığı açıklamada, “Tüm katliamlarda adaleti halkların mücadelesi sağlayacak” dedi. Yapılan konuşmaların ardından katliamda yaşamını yitirenlerin mezarına kırmızı karanfiller bırakıldı. Ayrıca Wan’da da hem Gazi hem de Qamişlo katliamı için yürüyüş düzenlendi.

Gazi şehitleri mücadelemizde yaşayacak

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 12 Mart 1995’te gerçekleşen Gazi kaliamını kınadı. Eşbaşkanlık tarafından yayınlanan yazılı açıklamada, 12 Mart darbesine atıfta bulunularak, bu darbenin ardından katledilen devrimcilerin anılarının halkların ortak demokrasi ve özgürlük mücadelesi yükseltilerek yaşatılacağı kaydedildi. 1990’lı yıllarda Kürt Özgürlük Hareketi ve halkın direnişini sahiplenen Türkiye devrimci demokratik hareketi, direnen Aleviler ve emekçilere Gazi katliamı ile gözdağı verilip sindirilmek istendiğinin vurgulandığı açıklamada, “Ancak direniş daha da yükseltilmiş ve halklarımızın ortak demokrasi ve özgürlük mücadelesi gelişerek büyümüştür. Bu vesileyle Gazi katliamını gerçekleştiren faşist güçleri nefretle lanetlerken, Gazi şehitlerinin anısı önünde saygıyla eğiliyor, anılarını mücadelemizde yaşatacağımızın sözünü veriyoruz” denildi.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuran okumak mi yaşamak mi ne için indi aldemira Genel Kültür 4 17.07.13 09:31
Sivas Şehit Ailelerinden Sivas Cemevine Yardım Çağrısı BiroL Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri 0 25.06.11 15:13
Sivas Şehit Ailelerinden Sivas Cemevine Yardım Çağrısı miSbon Pir Yolu Haber Merkezi 0 20.06.11 21:14
sivas madımak ölüme doğru adım adım resimler.... hasan Sivas Şehitleri 0 07.12.09 13:29
Çorum, Maraş, Sivas, Gazi Mahallesi Olayları Neden Oldu? Alevi Sorularla Alevi'lik 0 18.10.09 21:05






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2