Sponsor Reklamlar


Bu kaçıncı öldürülüşüm hain

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar Forumunda Bulunan  Bu kaçıncı öldürülüşüm hain Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 10.12.14   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Bu kaçıncı öldürülüşüm hain


Gündem
Aziz Nesin'in
Madımak notları:
Bu kaçıncı öldürülüşüm hain


Paylaş Paylaş
Aziz Nesin'in Madımak katliamı hakkında aldığı notlar ortaya çıkarken, şair Metin Altıok'un nasıl öldürüldüğünü de yazdı




TARİH10 Aralık 2014 09:21

Aziz Nesin'in Sivas'taki Madımak Oteli Katliamı'ndan hemen sonra kaleme aldığı notlar 15 yıl sonra ortaya çıktı. Nesin notlarında, "Müthiş bir çığlık, kadın çığlığı… Sonra korkunç bir sessizlik. Evet ölüm sessizliği… Kısa sürüyor" ifadeleri yer aldı.
Nesin Vakfı, Aziz Nesin’in Madımak Oteli Katliamı’na dair aldığı Eski Türkçe notları yayımladı. Nesin Vakfı daha önce, kendilerinde bulunan metinleri çözerek 13 kitap halinde basmıştı. Şimdi sayısı 400 bini aşan belgeleri ve içeriğini tasnif etmeye çalışan vakfın Genel Müdürü Süleyman Cihangiroğlu, "Arşivdeki belgeleri deşifre etmenin zor olduğunu, kalabalık bir grubun çözümleme yaptığını" söyledi.
Taraf’ta yer alan habere göre, belgeler arasında en dikkat çekici olanı, Aziz Nesin’in katliamı ve Şair Metin Altıok’un nasıl katledildiğini anbean Eski Türkçe olarak kaleme aldığı notlar.

“Bu Kaçıncı Öldürülüşüm Hain” başlığıyla yazılan notlarına Nesin, Pir Sultan Abdal Derneği’nin düzenlediği etkinlikte yaptığı konuşmadan sonra Sivas’ta içkili bir restoran aradıklarını ancak dönemin Refah Partili Belediye Başkanı’nın getirdiği yasaktan ötürü zor bela bir mekân bulup oturabildiklerini söyleyerek başlamış.
‘Nereden bilebiliriz’

“Oysa benim önceki Sivas’a gelişlerimde meyhaneler, içkili lokantalar, otellerin içkili restoranları dolu olurdu. Bizim masamızda, benim solumda, ertesi gün (2 Temmuz) Madımak Oteli’nde yakılarak öldürülecek olan Behçet Aysan vardı” diyen Nesin, Sivas’a kadar kendilerine eşlik eden Ankara polis korumasının, şehre vardıktan sonra görevi Sivas polisine devredişini de anlatıyor. Nesin, şair Metin Altıok’un ölümünüyse şu sözlerle aktarmış:
“Sevgili Metin Altıok masada, tam karşımdaydı. O masada önceden tanıdığım tek kişi olarak salt onu unutmuyorum. İnsan, biraz sonrasını bile bilemiyor. Sevgili Metin Altıok’un, 20 saat sonra Madımak Oteli’nde canlı canlı yakılacağını, ama ölmeyeceğini, hastaneye kaldırılıp iki- üç gün daha acılar çekerek kıvrandıktan sonra, gericilerin 37’nci kurbanı olarak öleceğini nasıl bilebilirdim.”

Tiyatro değil katliam

Namaz sonrası otele yapılan kitlesel saldırıda verilen cılız mücadele için “Merdivenlerde savunma örgütlenmesi. Bir saldırı püskürtüldü. Şeriat. Aziz’e mezar olacak” sözlerini kullanıyor Nesin. “Odada kadınlar, başlarını elleri arasına almışlar” derken de, “Oyun yazmıyorum” diye not düşmüş, vahşetin ne kadar mübalağasız olduğunu anlatmak için. Ölümün yavaş yavaş yaklaştığı anlarıysa şöyle kaleme almış, “Aziz’e ölüm” repliğine saatlerce maruz kalan Nesin:
“Askerlerin kalkanları, candarma kalkanları. Artıyor. Kalkana filan benzemiyor. Cevat Geray ve karısı beni kaçırmaya çalışıyorlar. Sanıyorum ki onlar, salt benim için bu saldırının yapıldığına içtenlikle inanıyorlar. Ben kaçıp gitsem kurtulacaklarını sanıyorlar. Böyle de düşünmekte haklılar. Çünkü ‘Aziz Nesin’e mezar olacak’ diye bağırıyorlar. Ben de onlara, ‘Sizi bırakıp kaçamam’ diyorum. Bıraksam da, bırakmasam da kaçamam. Ben olmasam kurtulacakları umudu var onlarda. Ben bu devletin nasıl devlet olduğunu bilmeme karşın, hâlâ içimde şöyle ya da böyle bir devletin bulunduğu umudu ve inancı var. Bu yüzden nasıl olsa kurtulacağımıza inanıyorum. Uluç Gürkan valiye telefon açıyor: Bizi buradan aldırtın, aldırtabilirsiniz… Müthiş bir çığlık, kadın çığlığı… Sonra korkunç bir sessizlik. Evet ölüm sessizliği… Kısa sürüyor.” Babasının ölümünden sonra ABD’den Türkiye’ye dönüş yapan Ali Nesin, eski Türkçe belgeleri çözmek için Osmanlıca öğrenmiş. Cihangirlioğlu, Nesin’in uzun bir süre çözümler için uğraştığını ve bir kısmını tek başına çevirdiğini anlattı.



ETİKETLER
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 12.12.14   #2
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bu kaçıncı öldürülüşüm hain


Bahçeli

Dersim’e gitti mi?


Fatih Yaşlı | 02 Aralık 2014 | Alt Manşet, Gündem, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Yazarlar



Fatih Yaşlı / Gitmedi! Çünkü bir şehre binlerce polis ve “bindirilmiş kıtalar” eşliğinde işgal gücü misali gidip valilikte bir açıklama yaptıktan sonra kaçarcasına geri dönmek, oraya “gitmek” anlamına gelmiyor.
Bahçeli tam da bunu yaptı; “devlet aklı”na uygun bir şekilde, ama geçmişten hiç ders almadığını gösterircesine, Dersim’e bir sefer düzenlemeyi denedi ve elbette ki bir zafer elde edemeden geri döndü.

Düşündürücü olan ise Dersim’in bugün hala Türk sağı tarafından sefer düzenlenmesi, fethedilmesi gereken bir yer olarak görülmesiydi.
Önce Davutoğlu “dağ fare doğurdu” dedirtecek “Alevi açılımı” için Dersim’e gitti ve hemen sonrasında Bahçeli, Davutoğlu’nun “gidemez ki” propagandasına karşı Dersim’e gidebileceğini kanıtlamaya çalıştı.
Peki, bir siyasetçinin bir şehre, bir bölgeye gitmesi ne demektir, bir siyasetçi bir yere niye gider?
Bu sorunun yanıtı bellidir: Bir şehre, bir bölgeye, oranın halkını dinlemek, onların dertleriyle hemhal olmak, onlarla konuşmak için gidilir.
Oysa Bahçeli’nin Dersim’e gidişiyle bunların hiçbirinin alakası yoktu.
Dersim, o kendi küçük ama sembolik önemi büyük şehir, 2014 Türkiye’sinde, bu sefer de Türk sağının iç kavgalarına kurban edilmek istendi.
Bahçeli Dersimlilere bu sefer de Dersim’de o acı gerçeği hatırlattı; geçmişte maruz kaldıkları o büyük katliamı ve çektikleri büyük acıları.
Ancak az önce söylediğim gibi, bu hafıza tazelemenin nedeni Dersim halkının acılarına ortak olmak değildi.
Bilakis Bahçeli oraya, Dersimlilerin geçmişte başlarına gelen her şeyi hak ettiğini ve benzer bir durumun gerçekleşmesi halinde yine aynısını yaşayacaklarını hatırlatmak için gitti.
Dolayısıyla 2014 Türkiye’sinde Dersim halkının o büyük yarası, o büyük acısı üzerinde tepinilmeye hiç utanmaksızın devam edilmiş oldu.
Peki Bahçeli’yi Dersim’e “gönderen” Davutoğlu’nun durumu farklı mıydı?
Elbette ki hayır! O da güya “Alevi açılımı” için Dersim’e gitti ama açılımdan çıka çıka Tunceli Üniversitesi’nin adının Munzur Üniversitesi yapılması ve bir müze vaadi çıktı.
Türk sağı için, Dersim’de de Alevilerin payına düşen, tıpkı Sivas’ta olduğu gibi, en fazla bir müzeydi çünkü!
Bu ise her iki siyasetçinin de Alevilere bakışının aynı olduğunun bir göstergesiydi.
Davutoğlu daha “yumuşak” bir üslupla, Alevileri “kazanabilmek” ve asimilasyon politikalarını devam ettirmek için elinden geleni yapıyor, Bahçeli ise sert, ama en azından “dürüst” bir şekilde, “akıllı olmazsanız geçmişte yaşadıklarınızın aynısını yeniden yaşarsınız” mesajını veriyordu Alevilere.
Bu ise gayet “doğal”dı; çünkü ilkinin dünyaya bakışını “İslam-Türk sentezi” belirlerken, diğerini “Türk-İslam sentezi” belirliyordu, yani sıralama aynı olmasa da ikisi de din ve milliyetçilik ekseninden bakıyordu dünyaya.
İşte tam da bu nedenle, “Dersim’i cumhuriyetçiler kurtaracak” adlı yazımı da hatırlatarak, bir kez daha söylemiş olayım: Türkiye’nin cumhuriyetçileri, ilericileri, yurtseverleri, Dersim meselesinde, sağcılarla aynı noktada olamazlar, Cumhuriyet’i savunmak adına inkârcı ve asimilasyoncu politikaları benimseyemezler, Dersim halkının acılarını görmezden gelemezler.
Dersim, ortak yaramızdır ve Cumhuriyet’le hesaplaşıp bu ülkenin bütün ilerici birikimini yok etmek amaçlayanlara, Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta eline kan bulaşmış olanlara terk edilemez.
Davutoğlu da, Bahçeli de aslında Dersim’e “gidememiştir”; Cumhuriyet’in kazanımlarını sahiplenip onu ileriye taşımak isteyenlerin ve yeni bir cumhuriyet iddiasına sahip olanların ise Dersim’e mutlaka “gitmeleri” gerekmektedir!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...





Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2