Sponsor Reklamlar


MARAŞ KATLİAMI 36 yıla girerken.!!!

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar Forumunda Bulunan  MARAŞ KATLİAMI 36 yıla girerken.!!! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 21.12.14   #11
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: MARAŞ KATLİAMI 36 yıla girerken.!!!


ANASAYFA / GÜNCEL


Maraş Katliamı
engellemelere rağmen anıldı




  • Eklenme Tarihi: 21 Aralık 2014 14:38
Erenler Kültür ve Dayanışma Derneği'nde bir araya gelen yüzlerce kişi, 19-26 Aralık 1978 Maraş katliamında yaşamını yitirenleri, Erenler Cemevi'ne yaptığı yürüyüşle andı. Yurttaşlar burada yapılması beklenen açıklamayı ise kente gelmek isteyenlerin engellendiği Narlı Yolu'nda yapmak üzere yola çıktı.

Aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği, Avrupa Alevi Federasyonu gibi dernek ve kurumların da olduğu Alevi örgütlerinin çağrısıyla katliamda yaşamını yitirenleri anmak amacıyla bir araya gelen yüzlerce kişi, Erenler Cemevi'nin yapımının sürdüğü inşaat alanına yürüyerek katledilenleri andı.
HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, CHP Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün ve katledilenlerin yakınları ile yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşte, katledilenlerin fotoğraflarının bulunduğu "Maraş katliamını unutmadık unutturmayacağız" yazılı pankartlarla kırmızı karanfiller taşındı.
"Maraş'ı unutmak ihanettir", "Katil devlet hesap verecek" ve "Faşizme karşı omuz omuza" sloganlarının atıldığı yürüyüşte bağlamalar taşındı. Yürüyüşün ardından Cemevi alanına gelen kitle, burada bir dakikalık saygı duruşunda bulunarak, Gönül Duası okudu. Kente gelmek isteyen yurttaşların engellenmesini protesto için burada açıklama yapmayan kitle, yurttaşların engellendiği Narlı Yolu'nda açıklama yapmak üzere yola çıktı.
Öte yandan, yürüyüş öncesi Erenler Kültür ve Dayanışma Derneği etrafının polisler tarafından şeritlerle kapatılması ise dikkat çekti. (Maraş/DİHA)
DTK: TÜRKİYE UTANÇ TABLOSU İLE YÜZLEŞMELİ
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanlık Divanı, yayınladığı yazılı açıklama ile 36'ncı yılını geride bırakan Maraş katliamının faillerinin bir an önce ortaya çıkarılması çağrısında bulundu. Açıklamada, farklılıkları yok sayan, tahammül etmeyen tekçi zihniyet anlayışının, Ortadoğu coğrafyasını katliamların ve acıların coğrafyasına dönüştürdüğüne vurgu yapılarak, "Bunlardan sadece biri olan Maraş katliamının 36'ıncı yıl dönümüne katliamcı tarihiyle yüzleşmeyen, antidemokratik, insanlık dışı uygulamaların hesabını vermeyen, tekçi ve ırkçı zihniyetin gerçekleştirdiği katliamı nefretle kınıyoruz" ifadesine yer verildi.
Maraş katliamının Türkiye'nin ayıbı ve utanç tablosu olduğu kaydedilen açıklamada, şöyle devam edildi: "Bu ayıptan kurtulmak ve utanç tablosunu ortadan kaldırmak için önce özür dilemeli, yapılanlar tüm gerçekliğiyle açığa çıkarılmalıdır. Devletin Amed, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, 12 Eylül, Roboski katliamlarıyla söylemle değil gerçek anlamda yüzleşmelidir. Bu yüzleşme aynı zaman da toplumsal barışa giden yolun da önünü açacak tek anahtardır. Halkların kardeşliği ve birlik beraberlik bağlarının güçlenmesinin yolu gerçeklerle yüzleşmekten, özür dilemekten ve mağduriyetleri gidermekten geçmektedir. Şu da iyi bilinmelidir ki Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla, Farsıyla, Müslüman'ı, Alevisi, Süryanisi ve Ermenisi ile egemenlere ve yönetenlere rağmen halklar kendi kimlikleri ve inançları ile eşit, özgür, kardeşçe, birlikte ve barış ortamında bir arada yaşam mücadelesini ısrarla sürdüreceklerdir. Ortadoğu da ki halklar mozaiği gerçekliğini görmeyen, tanımayan, yok sayan iktidarlar kaybetmeye mahkûmdurlar. Yapılanların hesabını da bu halklar er veya geç hep birlikte soracaklardır." (HABER MERKEZİ)




Etiketler: Maraş Katliamı
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.12.14   #12
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: MARAŞ KATLİAMI 36 yıla girerken.!!!


Ana Sayfa Haber
MARAŞ'I UNUTMAK İHANETTİR


GURGUM / DİHA
Güncellenme : 22.12.2014 00:32
AKP’nin yasağına rağmen Maraş Katliamı için kentte bir araya gelen halk, devlet katliamını lanetledi

KATLİAM SERBEST ANMASI YASAK


36 yıl önce devletin kontra güçleri tarafından Maraş’ta gerçekleştirilen Alevi katliamı, protesto edildi. “Maraş’ı unutmak ihanettir” diyen binler, hesap verilmesini isterken, birçok kentte de protestolar yapıldı. DTK ise, “Halklar mutlaka hesap soracak” dedi.



AKP hükümetinin yasağına rağmen yüzlerce kişi 36 yıl önce yaşanan Maraş Katliamı’nı protesto ederek, katliamda yaşamını yitirenleri andı.

Aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği, Avrupa Alevi Federasyonu gibi dernek ve kurumlarının da olduğu Alevi örgütlerinin çağrısıyla Erenler Cemevi’nde katledilenler için anma düzenleyen yüzlerce kişi, daha sonra kent girişinde engellenenlerle buluşmak üzere Pazarcık Narlı Cemevi’ne geçti. Cemevi önünde bir araya gelen binlerce kişi bu kez; aralarında HDP, SYKP, Halkevleri gibi siyasi partilerin de olduğu yüzlerce kişinin engellendiği Dîlok (Antep)-Gurgum (Maraş) Yolu’na geçti. Binlerce kişinin buluşmasıyla aşılan asker ve polis barikatının ardından tekrar Narlı Cemevi’ne geçilerek programa başlandı. “Maraş’ta katleden devlettir”, “Maraş’ın Roboski’nin hesabını soracağız” yazılı pankartının açıldığı anma etkinliği, katledilenlerin anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Fevzi Gümüş, “Bugün Maraş’ta 36 yıl sonra canlarımızı unutmadığımızı hep birlikte gösterdik” dedi. Valiliğin yasak kararına tepki gösteren Gümüş, “Mitinge izin verilmeyerek katledilen canlarımız bir kez daha katledilmiştir. Katliam zihniyetini devraldığını gösterdiler” dedi. Ulucanlar, Roboski, Sivas ve Çorum katliamlarını hatırlatan Gümüş, “Unutursak kalbimiz kurusun. Güneşi ülkenin her yerine yayacağız. AKP diktatörünü bu ülkeden kazıyıp atacağız” diye konuştu.


Direnişimiz kazanacak

Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamlara dikkat çeken ÖDAD Eşbaşkanı İmam Balsever ise, “Başbakan bugün bize Maraş’ı yasakladı. Ama Maraş Dersim’dir, Dersim Maraş’tır. Bizim direnişimiz kazanacak” ifadelerini kullandı.

Devletin Maraş Katliamı ile yüzleşmesi gerektiğini aktaran HDP Milletvekili Sebahat Tuncel de, hükmet sözcülerinin Dersim için sözlü olarak özür dilemesini de eleştirerek, “Öyle ayaküstü özür dilemekle olmaz. Özür dileyeceksen buraya gelip bu halka hesap vereceksin. ‘Bir daha asla’ demeden biz nasıl birlikte yaşayacağız. Katliamların hesabı sorulmazsa yeni katliamlara kapı aralanıyor. Dersim’in hesabı sorulsaydı Roboski olmazdı” dedi.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.12.14   #13
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: MARAŞ KATLİAMI 36 yıla girerken.!!!




Maraş katliamı
Narlı’da protesto edildi!



Kırmızı Haber | 21 Aralık 2014 | Gündem, Kırmızı Haber, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Üst Haberler
KIRMIZIHABER – Valiliğin Maraş katliamını bu yıl da Maraş’ta protestoya engel olması nedeniyle, yaklaşık iki bin kişi engelleri aşarak Narlı Beldesi’nde katliamı protesto ettiler.
Olağanüstü koşulların yaşandığı Maraş’a girişler tutulduğu için binlerce kişi Maraş’a giremedi. Katliamın gerçekleştiği Maraş Yörükselim Mahallesi’nde bir araya gelenler oradaki Cemevi’nde basın açıklaması yaptıktan sonra, Maraş’a sokulmayan kitleyle Narlı Beldesi’nde buluştular.
Narlı’da miting yapan Alevi kuruluşları başkanları birer konuşma yaptılar. Narlı’da yapılan mitingte Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Özgür Demokratik Alevi Hareketi, Alevi Dernekler Federasyonu ve Alevi Vakıflar Federasyonu başkanları konuştu. Konuşmalarda AKP iktidarı protesto edilirken, direnmenin kazanmanın olacağına ve birliğe vurgu yapıldı.
Miting olaysız sona erdi. Gün boyu yapılan etkinlikleri ve gelişmeleri YOL tv ve TV 10 canlı yayınladı…
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.12.14   #14
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: MARAŞ KATLİAMI 36 yıla girerken.!!!


Alevi katliamları ve Maraş
(MEHMET BAYRAK)

'Eğer kimilerinin savunduğu gibi, Alevilik "Müslümanlık" ise, o takdirde ayrı bir hak istemeye gerek yoktur, çünkü Müslümanlık zaten örgütlü egemen dindir. Rejim tarafından hâlâ resmen kabul edilmemesine, ikinci sınıf bir "zümre" olarak görülmesine ve dıştalanmasına rağmen bu gerçeği görmüyorlarsa, Türk-İslâm sentezi temelinde örgütlenen devletten şikayetçi olmalarına gerek yoktur.'

Kimileri "tecahül-ü arifane"den yani bilip-bilmezlikten gelip ret ve inkâr etse de, Türkiye toplumunun tarihten bu yana çok sınıflı, çok halklı ve çok dinli/inançlı bir toplum olduğunu bilmeyen yoktur. Sınıfsal açıdan emekçiler, ulusal planda Kürtler ve diğer azınlıklar, inançsal planda Aleviler başta olmak üzere, Hanefilik dışındaki diğer inançlar görmezlikten gelinmekte; buna bağlı olarak demokratik hakları ret ve inkâr edilirken, özellikle 19. yüzyılın son çeyreğinden bu yana sistematik bir "etno-dinsel arındırma", İttihad ve Terakki yönetiminden bu yana ise "tek tipleştirme ve Türk-İslamlaştırma" politikası çerçevesinde kültürel, inançsal ve fiziki yöntemlerle katledilmektedir.
Türk Devleti'nin resmi ideolojisi, gerçekte "alaturka faşizm"den başka bir şey olmayan "Türk-İslam sentezi"dir. Geçmişteki "imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz" yutturmacası gibi, Türklük adına Türk ırkçılığı, İslâmlık adına bir Sünni mezhep olan Hanefilik temel alınarak oluşturulan bir "Devlet Müslümanlığı" devlet ideolojisinde başat kılınmış; ulusal, inançsal ve kültürel alandaki diğer tarihsel ve toplumsal gerçeklikler ret ve inkâr edilmiştir. Bu anlayışın doğal sonucu olarak da, Türk ve Hanefi kitle dışındakiler çağdaş demokratik haklardan yararlandırılmamışlardır.

Türkiye toplumunun sınıfsal, ulusal ve inançsal alandaki sorunları aslında bir bütündür ve birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bugün hâlâ sıcak bir noktada bulunan Kürt ve Alevi sorunları, aslında yalnızca Kürtlerin ve Alevilerin sorunu değil, Türk-İslam ideolojisinden rahatsız olan bütün kesimlerin sorunudur. Çünkü bu iki sorunun da çıkış noktası II. Abdülhamid'le başlayıp İttihad dönemine uzanmakta, uygulaması Cumhuriyet dönemine dayanmakta, keskinleşmesi ise askeri cunta yönetimlerinden beslenmektedir. Dolayısıyla, bu sorunlar demokratik ve barışçı kurallar içinde çözümlenmedikçe, oradaki rahatsızlığın titreşimleri toplumun diğer kesimlerine ve katmanlarına da yansıyacaktır.
Nitekim, gerek CHP döneminde Maraş, Malatya ve Sivas'ta, gerek Demirel, Türkeş ve Erbakan'ın partilerinden oluşan 2. Milliyetçi Cephe Koalisyonu'nda Çorum'da, gerekse Doğru Yol – SHP Koalisyonu döneminde Sivas/Madımak ve Gazi'de yaşanan katliamlar bu devlet güdümlü ve yönlendirmeli Türk-İslâm sentezci ırkçı- faşistler ve yobazlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Bunun böyle olduğunu bilmek için, Ecevit'in ölümünden sonra gizli kasasında bir MİT raporunun çıkması, Susurluk skandalı veya Ergenekon olayı gerekmiyordu…

Katliama katılanların insan dokusu bunu açıkça göstermektedir. Bazı katliamlarda seyirci kalan devlet, kimi Kürt illerinde ve büyük şehirlerde teröre eylemli olarak da katılmaktan çekinmemiştir. Zaten, 1921'deki Koçgiri katliamı ile 1937/38'deki Dêrsim katliamları doğrudan ordu birliklerince gerçekleştirildiği gibi, 1995'teki Gazi katliamı da "derin devlet" güçlerince başlatılmış ve ardından devletin kolluk kuvvetlerince güpegünüz, insanların gözü önünde gerçekleştirilmiştir. Yani Gazi ve Şırnak örneklerinde olduğu gibi devlet, kiminde açık eylemci, kimindeyse örtülü eylemci, seyirci veya işbirlikçi konumundadır.
Şöyle bir bakıldığında, son yüz yıllık Türkiye tarihi neredeyse bir katliamlar, sürgünler, etno-dinsel arındırmalar ve asimilasyonlar tarihidir. Geçmiştekiler bir yana, son 50 yıllık Türkiye tarihinde neredeyse her ay bir katliamın yıldönümü anmaları yapılmaktadır. Salt Alevi katliamları açısından bakıldığında şu tabloyla karşılaşıyoruz: 5 Mart (1971) Kırıkhan; 12 Mart (1995) Gazi; 17 Nisan (1978) Malatya; 27 Mayıs - 4 Temmuz (1980) Çorum; 11 Haziran (1967) Elbistan; 2 Temmuz (1993) Sivas/ Madımak; 4 Eylül (1978) Sivas; 19 - 24 Aralık (1978) Maraş katliamları… Bunlara 1960'lı yılların ortalarında Muğla-Ortaca'da cereyan eden saldırıları da ekleyebiliriz.

Mustafa Kemal döneminde, altyapısı hazırlanmadan üstten bir kararla getirilen sözde "lâiklik"in, gerçek lâiklikle ilgisi olmadığı açıktır. Türkiye toplumunun dinsel-inançsal-kültürel akışına aykırı olarak yukarıdan alınan bu karar, iddia edilenin tersine lâiklik adına başta Alevilik olmak üzere diğer inanç ve kültür musluklarını kapatarak, "tek tip toplum" adına Hanefi-İslam temelinde yeni bir yapılanmaya gitmiş, - salt Sünni musluğunu sınırlı ölçüde kısmakla - lâikliği getirmemiş ve kurumlaştırmamıştır. Dahası, gerek okullarda, gerek camilerde, gerekse özel dini eğitim mekânlarında yapılan Alevi aleyhtarı propagandalar, katliamcı zihniyeti daha da cesaretlendirmiştir.
Cumhuriyet dönemi boyunca yaşanan siyasal ve toplumsal gelişmeler bu gerçeği defalarca kanıtlamış, ancak Alevi toplumu yine de iğfal edilebilmişti. Koçgiri, Dêrsim ve sonraki katliamlar işin bir yanı; Evkaf ve Şer'iye Nezareti ile Şeyhülislamlığın yerine Hanefi Müslümanlığı temelinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ikame edilmesi, Alevi tekke ve dergâhlarının kapatılması ve Askeri Cuntalarla başlatılan "dini toplum" uygulamaları, Alevilerin hiçbir zaman cemlerini bile özgürce yapamamaları, herşeyi yeterince anlatmaya yetiyordu.

Zaten, 1925'te çıkarılan bir kanunla Alevilik resmen yasaklanırken, Mustafa Kemal (Atatürk), 1926 yılında Diyanet aracılığıyla Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'a bir Kur'an tefsiri hazırlatıyor ve bu tefsirde "başta Alevilik olmak üzere ehl-i sünnet (Sünnilik) dışındaki görüşlere ve Hanefilik dışındaki diğer Sünni mezheplerin görüşlerine tefsirde yer verilmemesi; hüküm içeren âyetlerin de Türk-İslâm geleneği gözönünde bulundurularak yorumlanması" direktifini veriyordu. (Bkz. Hürriyet, 19.11.1997).
Nitekim, sonradan gelen sivil ve askeri yönetimler de diğer kanallarda biriken farklı renk ve tattaki suyu Hanefi Müslümanlığına dönüştürüp, bu musluğu sonuna kadar açarak ve dini devletin her katında örgütleyerek, varolan sözde lâikliği de ortadan kaldırmışlardır. Başka bir deyişle, bünyelerine uymayan böylesi bir suyla beslemeye çalıştıkları diğer zümreler de yozlaşmaya yüz tutmuştur…

Bugün Aleviler başta olmak üzere diğer azınlık inanç mensupları, din dersi mecburiyeti, din okulları örgütlenmesi, köylerine zorla yapılan camiler ve Diyanet'in ayakoyunlarıyla, hâlâ bir dini örgütlenme ve sünnileştirme saldırısı karşısındadırlar. Osmanlı döneminde bile gerçekleştirilemeyen Alevi-Bektaşi köylerine cami yapma operasyonu, kendisine Kemalist diyen 12 Eylül Cuntacıları döneminde gerçekleştirilmiştir. Halkın rızası ve isteği dışında zorla dayatılan bu camilerin kaldırılması öncelikli hedeflerden biridir. Çünkü dini kurumların başındakiler, bir yandan Türkiye halkının yüzde 99'unun Müslüman olduğunu söyleyerek Alevileri de bu kategoriye almakta, öte yandan bu kitlenin yaşam hakkını tehdit edecek boyutta düşmanlık yapabilmektedir.
Kanımca bugün Alevi toplumunun önünde iki handikap vardır. Birincisi, Aleviliğin İslâm karşısındaki konumu, ikincisi ise Alevi toplumunun devlet içindeki konumudur.
Eğer kimilerinin savunduğu gibi, Alevilik "Müslümanlık" ise, o takdirde ayrı bir hak istemeye gerek yoktur, çünkü Müslümanlık zaten örgütlü egemen dindir. Rejim tarafından hâlâ resmen kabul edilmemesine, ikinci sınıf bir "zümre" olarak görülmesine ve dıştalanmasına rağmen bu gerçeği görmüyorlarsa, Türk-İslâm sentezi temelinde örgütlenen devletten şikayetçi olmalarına gerek yoktur.

Açıktır ki, Alevi toplumunun demokratik haklara kavuşması, öncelikle bu sorulara cevap bulmasına ve dünden bugüne yaşayageldiği "tek yanlı aşk"tan kurtulmasına bağlıdır.
Bu nedenle herşeyden önce Aleviliğin, Türkiye'de örgütlenen ve egemen olan Müslümanlık'tan çok ayrı bir düşünce biçimi, bir inanç, daha doğrusu bir "doğal ve felsefi din" olduğu açık açık ifade ve ilân edilmelidir ki, kimse onlar üzerinde oyun oynayamamalıdır…
Gerçekte, İttihad-Terakki hareketinden bu yana Alevi-Bektaşi kitle istismar ve iğfal edilmektedir. İttihad-Terakki ile başlayan bu sürece daha sonra CHP, DSP ve SHP katılmıştır. Bu partilerden özellikle CHP, Alevi toplumunu, üzerinde her türlü tasarrufta bulunabileceği, çantada keklik bir güç olarak görmektedir. Türkiye'de hakim sınıf ve güçler, ancak şeriat akımlarının güçlenmesi karşısında bu kesimi bir dayanak, bir sigorta olarak görmekte, bunun dışında bu kitleye kesinlikle saygı göstermemektedir. Bu kitlenin sözde sosyaldemokrat partilerin güdümünde olması, sermaye sınıflarının da işine gelmektedir.

Unutulmamalıdır ki, başta tek parti dönemi olmak üzere her dönemde Kürtler gibi Aleviler konusunda da gizli raporlar düzenlenmiş ve politikalar üretilmiştir. Bu politikaların temel amacı, Alevileri yedekte tutma ve kullanmadır.
Öyleyse, yapılacak öncelikli işlerden biri, demokratikleşmede önemli katkısı olabilecek bu toplumu, sözde sosyaldemokratların güdümünden ve iğfalından kurtarmak ve bunu herkese ilan etmektir. Alevi toplumunun yeri, halkları ve inançlarını özgür kılacak gerçek bir demokrasi partisidir. Gerçek bir demokraside önemli bir işlevi bulunacak olan Alevi toplumunun, demokratik örgütlenmeye ve demokrasi mücadelesine gerçek bir güç olarak katılması gerek kendisi, gerekse tüm toplum için hayati öneme sahiptir.

Alevi toplumu, gelecekte bu doğrultuda yapacağı örgütlenmeler ve demokrasi bileşenleriyle yapacağı güçbirliğiyle, inanıyorum ki Türkiye'nin demokratikleşmesinde bir dönemeç oluşturabilecektir. Son dönemlerde, kimi Alevi örgütlerinin bu doğrultuda ciddi bir sorgulama içine girdiklerini ve olumlu bir yöneliş gösterdiklerini yakından izliyorum. Geçmişte, kendilerini ifade etmelerine bile izin verilmeyen Alevilerin düzenledikleri kurultayları da bu açıdan önemsiyorum. Bu noktada gerek Alevi toplumunun geçmiş ve yakın tarihini sorgulaması, gerekse devletin tarihiyle yüzleşmesi büyük önem taşımaktadır. Bu sorgulama ve yüzleşme yapılabildiğinde; geçmişten günümüze süregelen Alevi katliamlarının bir "siyaset tarzı" olarak gerçekleştirildiği acı bir biçimde anlaşılacak ve bundan tarihsel-toplumsal büyük bir ders alınacaktır.

Ancak böylesi bir sorgulama ve yüzleşmeyle birlikte Aleviliğin gerçek kimliği temelinde ve gerçek laiklik ekseninde bir örgütlenmeyle demokratik haklarına kavuşacağına ve bir daha katliamlara maruz kalmadan, diğer inançlarla birlikte özgürce yaşayacağına inanıyorum.

24th December 2011, PolitikART tarafından yayınlandı
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 24.12.14   #15
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: MARAŞ KATLİAMI 36 yıla girerken.!!!




İHD: Maraş Katliamını Hatırlamak Değil; Gizlemek Suçtur


Kırmızı Haber | 24 Aralık 2014 | Alt Manşet, Manşet, Numaralı Haberler, Siyaset, Üst Haberler
İnsan Hakları Derneği Kahramanmaraş Şubesi tarafından yapılan açıklamada ” İşlenen insanlığa karşı suçlar başta olmak üzere tüm suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz.” denildi.


İNSAN HAKLARI DERNEĞİ KAHRAMANMARAŞ ŞUBESİ TARAFINDAN YAPILAN BASIN AÇIKLAMASI ŞU ŞEKİLDE:

19 Aralık 1978’de başlayıp 26 Aralık 1978’de biten Maraş katliamında resmi açıklamalara göre 111 kişi öldürüldü, bin üzerinde insan yaralandı, 552 ev yakılarak tahrip edildi, 289 iş yeri yağmalandı. Katliamın bitmesi ile birlikte aynı gün 26 Aralık 1978’de 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Maraş katliamının yıldönümünde katliamda yaşamını yitiren yurttaşları anmak amacıyla Maraş’taki sivil toplum örgütleri ve Alevi derneklerinin düzenlemek istedikleri etkinlikler bundan önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da Maraş Valiliği tarafından güvenlik gerekçesiyle yasaklanmıştır.

Her zaman olduğu gibi yine mazlumlar, yine mağdurlar kaybetmiş Faşizm kazanmıştır. Sürekli Katliamların nedeni olan faşizm tehlikesi gösterilerek Katliama uğrayan insanlar mağdur edilmiştir.

Yakınlarını anmak isteyen insanlara “Sizin yakınlarınızı katledenler tehlikeli olduğu için olaylar çıkabilir bu yüzden sizler yakınlarınızı anamazsınız” denmiştir. Cenazelerini anmak insanların engellenemez bir insan hakkıdır. Maalesef İnsanlar yakınlarını anmak acılarını paylaşmak için bile devletin idari yetkililerinden izin almak zorunda bırakılmaktadır. Bu bile başlı başına suçtur. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir insan topluluğu yakınlarını anmak için bir yerlerden izin almaz.

Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası hukuksal mevzuatta ve insan hakları belgelerinde demokratik yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan toplantı ve gösteri yapma hakkı fütursuzca defaten gasp edilmekte ve çokça bahsi edilen “kamu düzeni” bizzat devlet tarafından ihlal edilmiştir.

Maraş Valiliğinin etkinlikleri yasaklaması ve kente giriş çıkışları engellemesi, hükümetin Maraş katliamını gerçekleştiren darbeci zihniyetle ve geçmişle yüzleşmeden ne kadar uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Aynı zamanda bu karar, hükümetin “Alevi Açılımı” adı altında yürüttüğü çalışmanın da bir oyalama sürecine dönüştüğünün kanıtı olmuştur.

Maraş’ta ırkçı söylemlerle çağrılar yaparak; yapılmak istenen demokratik barışçıl gösteriyi baskılamaya çalışan gruplar tespit edilerek gerekli yasal önlemler alınmalı, Maraş’ta nefret söyleminin kullanılması engellenmelidir. Ayrıca bu söylemlerden yola çıkarak insanların katledilmiş yakınlarını anmasının engellenmesi bir İnsan Hakkı İhlali olduğunun altını çiziyoruz.

Bir kez daha hükümete hatırlatmak isteriz ki; barış ve çözüm sürecinin başarıya ulaşmasının yolu geçmişle yüzleşmeden geçmektedir. Geçmişte yaşanan soykırımlar, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları aydınlanmadan ve bu suçlar nedeni ile resmi özür dilenmeden toplumsal barışın kurulması mümkün gözükmemektedir. Bu nedenledir ki, Maraş katliamı aydınlatılmalı, Alevilerden özür dilenmeli, sorumluları yargı önünde hesap vermelidir.
Bu vesileyle bir kez daha talep ediyoruz Maraş’ta bir katliam anıtı yapılmalı, sokak ve cadde isimlerinden katliamı çağrıştıranlar derhal değiştirilmeli Alevi toplumunun talepleri mutlaka dikkate alınmalıdır.

Maraş Katliamının yıldönümü vesilesi ile siyasal iktidara bir kez daha sesleniyoruz. Hakikat ve adalet için mutlaka bir komisyon kurulmalı ve böylece dünyada onlarca ülkede yapıldığı gibi Türkiye’de de gerçekler halka açıklanmalıdır. İnsan hakları savunucuları olarak ceza adaleti istiyoruz. İşlenen insanlığa karşı suçlar başta olmak üzere tüm suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz. Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
SİVAS Katliamında 21 YIL VE ÇORUM KATLİAMI. bilgeyol Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar 13 03.07.15 12:45
Necİp fazil’in dİlİnden dersİm katlİami! Pir Mehmet Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar 0 28.10.11 16:00
Maraş Katliamı ayyil Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar 2 19.09.09 17:01
Maraş Katliamı tuncer yilmaz Şiir ve Türkü-Ezgi Bölümü 0 10.09.09 22:50






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2