Sponsor Reklamlar


 
Seçenekler
Alt 12.06.12   #1
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Sözlü Anlatımdan Yazılı Aktarıma Dersim Edebiyatı-1: Danoğe 38′i


Danoğe 38’i kitabı kişilerin Seyit Hüseyin anlatısı ile sürerken, idam edilen bir halk liderinin portesi ortaya çıkar. Benim başarılı bulduğum bu anlatı tekniği bir nevi belgesel roman niteliği görür.

SÖZLÜ ANLATIDAN YAZILI AKTARIMA DERSİM EDEBİYATI ÖZEL DOSYA YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!



SÖZLÜ ANLATIDAN YAZILI AKTARIMA DERSİM EDEBİYATI -1 [1]

HAYDAR KARATAŞ – ÖZEL DOSYA

DANOĞE 38’İ

“Danoğe 38’i” (38’in Tanıklığı) Hıdır Aytaç’ın 1960’lı yıllarda kayıt yoluyla topladığı, 1937 senesinde Elazığ’da idam edilen Husen’e Seyd’in[2] izini halk arasında arar.

Tanıklar, duyumlar, hükümetin arkasında olduğu yıllarda, misafir kaldığı evlerdeki insanların Seyit Hüseyin’e dair fikir ve görüşlerini konu almaktadır derleme.

Tamamı Dersim Zazacası, Kırmançki dilinde yazılmış kitabın Türkçe çevirisi yok. Ancak Aytaç, 1950’li yıllarda Sebahattin Eyuboğlu’ların, Anadolu’dan öğrenmek gerektiği gibi bir perspektifi günümüz Dersim’ine uyguladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yaşar Kemal’in üç Andadolu Efsanesi, ya da gene Yaşar Kemal’in Çakırcalı Ali Efe Destanı halk edebiyatına dayanırdı. Kurgusal bir gerçeklik oluşturmak yerine, halk duyum ve söylemini edebi metin düzeyine çıkarıp okuyucuya sunmayı Hıdır Aytaç idam edilen bir halk lideri üzerinden Dersim köylerinde yapmaktadır.

Anlatı, dili sarih ve anlaşılır tarzdadır. Halk söylencesinde sözkonusu olan, abartı ve tapınma hali görülmez, ancak halk, ‘devlet onu idam ettiyse, devlete kafa tutacak bir zekaye sahip olduğuna inanır.’ Ki bu Dersimli de fazlasıyla yer edinmiş bir söylemdir.

Kıt bir Zazaca bilgisine sahip olduğum halde, son derece rahatlıkla okuduğum ve notlar tuttuğum bir eser Aytaç’ın Husen’e Seyd derlemesi.

Danoğe 38’i, Husen Seyd’e dair halk tanıklığını konu alsa da, anlatılarda, zamanın gelenek görenekleri, misafir ağırlama, insanların birbiriyle kurduğu dialoglar, Dersim’liler ile merkezi devlet arasındaki anlaşmazlık halk anlatısının doğal seyri içerisinde verilmiştir. Zaten derlemenin en çok kayde değer yanı da bu.

Tanıklar kişiyi anlatırken, devlet halk ilişkisini, dönemin Dersimlileri arasında peydah eden çelişkiler her satırında görülür.

Dersimlilerin Wuşene Seyd diye çağırdığı ve devlet kayıtlarına Seyit Hüseyin olarak geçen, Seyit Rıza ve gene dönemin ileri gelenlerinden Keki Ali Bert (okumayı ağırlaştırmamak açısından isimleri türkçeleştirerek veriyorum), Seyit Rıza ve Seyit Hüseyin arasında süren bir dialoğu, tanık… anlatımıyla Aytaç şöyle aktarır:

“Ben büyüktüm, bir gün Seyit Rıza, Seyit Hüseyin ve Keki Ali Bert bir araya gelmişti.

Seyit Rıza,

- Sey Hüseyin, Sey Keki’ye bir sual soracam, senden ricam araya girmemendir. Bırak sualimin cevabını Sey Keki versin, der.

Seyit Hüseyin,

- Öyle olsun Rayber, der.

Seyit Rıza,

- Sey Keki, kaderin ardına düşmüş, peşini bırakmıyor, ne yaparsın?

Seyit Keki,

- Sey Rıza, ben kaderimin önünden kaçarım.

Seyit Rıza,

- Senin peşini bırakmıyor kaderin,

- Gene kaçarım Rayber, der.

- Nereye kaçarsan kaç ardında, der Seyit Rıza.

Seyit Hüseyin dayanamaz, araya girer,

- Sey Rıza kader peşimi bırakmıyorsa, geriye döner aldığım taşı kafasına indiririm, peşimi bırakıncaya kadar kavga eder direnirim onunla, der. (syf, 16)

Bu anlatı, aslında dönemin Dersimlisinde fazlasıyla yerleşik hale gelmiş, bir nevi Cumhuriyet ve Dersimli arasındaki ilişki biçimini de özetler. Halk 1937-38’e gidilen dönemi, Osmanlı’dan beri, peşlerine düşmüş bir kader olarak algılar ve onunla dövüşmekten başka çare olmadığını düşünür. Ancak Keki Ali Bert gibi kaderlerine boyun eğen, ölüme razı olanlar yok değil.

Danoğe 38’i anlatısında buna benzer pek çok anlatıya denk gelinir.

1960 yılında tutulmuş bir başka kayıtta, idam edilen Seyit Hüseyin’i anlatan tanık, Seyit Hüseyin’i tarif ederken şöyle der:

“Kırmanciye zamanında evlerin damında çıra yaktıktan sonra uyurduk. Sabaha doğru gözlerimizi aralayıp baktığımızda, sabah yıldızı epey yükselmiş, ama öyle de güzel parıldar ki, insan kıyamaz bakmaya. Güneş doğana kadar sabah yıldızı kaybolmaz. Seyit Hüseyin o sabah yıldızı gibi parıldardı …” der.

Gelenek, görenek, yöresel ibadet ve inanç anlatının tamamında iç içe gider. Tabii aktardığım satırların Kırmancki dilindeki ahengi başka, o tadı vermek ancak bir çevirmen işi olsa gerek. Gene de, kitapta yöresel ismiyle, Dodiye Sıle Dıli diye geçen kişinin anlattığı bu satırları alıp okumanızı isterim. Dilin ahengi ve gidişatı, Kırmançki dilinde çok iyi hikaye yazılabileceğini müjdeler ilgilenenlere.

Danoğe 38’i kitabı kişilerin Seyit Hüseyin anlatısı ile sürerken, idam edilen bir halk liderinin portesi ortaya çıkar. Benim başarılı bulduğum bu anlatı tekniği bir nevi belgesel roman niteliği görür. Zira anlatıcıların kendilerini anlatmak yerine, bir kişiyi anlatması ise, Aytaç’ın halk algısını ne kadar iyi kavradığını bizlere gösterir. Bir anlatıyı fazlalıklardan arındırmak öyle kolay birşey değil.

Seyit Hüseyin bir çatışma esnasında yakalanmaz, hükümetin adamları alıp onu 15 Kasım 1937’de sonlanacak bir idam yolculuğuna çıkarırlar. Bu idama gidişi, Seyit Hüseyin’in atı öylesine hisseder ki, Hıdır’ın kızı Elif (onu da yöre ismiyle vereyim, Elifa Çena Xıde Thıri) şöyle anlatır:

- Seyit Hüseyin atını, neden candarma götürmedi hiç anlamadım. Biz atı alıp çeşmenin yanında bulunan o dut ağacının altına getirdik, ne verdiysek yemedi, su verdik, suyu içmedi. Gözlerinden yaşlar geliyordu. Üç gün sonra at can verdi… (sf, 164)

Bu halk anlatısı, Homeros’un İlyada destanının 22. Bölümünün neredeyse kendisidir. Bilirsiniz Homesor destanın bu kısmını, Hector ile Akhilleus (Aşil)’in döğüşüne ayırır, Aşil tanrıların da yardımıyla Hector’u öldürür. Zafer çığlıkları, sevinçler, işte o esnada Homeros birşeye dikkat çeker, Hector’un atı usul usul kahramanın başına gelir ve gözlerinden yaşlar akar. Kendisini dağlara süren o yiğide ağlar..

Kitabın bir başka özelliği ise, Dersim halk kültürünün kendilerinden önce o topraklarda yaşamış halklara karşı yapılanları torunlarına, çocuklarına aktararak, bu haksızlığı vurgulamasıdır.

Seyit Hüseyin’in doğduğu köyün kime ait olduğunu anlatan bir başka tanık, adeta bugünün resmi tarih söyleyicilerine bir hatırlatma yapıyormuş gibi şöyle der:

- Söylenceye göre bu köyler eskiden Dem adında bir Ermeni’ye aitmiş. Sonbahar geldiğinde köylerinden ağalık hakkını almak için gezermiş, bir Sonbahar günü Dem Sakak köyüne gider, dönerken Thoti çeşmesinde dinlenir, eğilip çeşmeden su içmek ister, o esnada oraya pusu kurmuş olan Badi Ali ve kardeşleri başına kılıç vurup Ermeni Dem’i öldürürler. Dem’in başını kestiklerinde şöyle der: siz neden beni öldürürsünüz, bu sizin vebaliniz olur, ben bunu size söyleyeyim. Dem’in toprakları şimdi bizde, ama atalarımız hep şunu derdi: “biz bu toprakları Dem’den zorla aldığımızdan bu yana, kimseye yar olmadı. Kötülük karıştımı birşeye, ondan hayır gelmiyor.” (169)



Kitabın ismi : Danoğe 38’i
Yazar : Hıdır Aytaç
Yayın Evi : Tij Yayıncılık
Basım tarihi : belirtilmemiş
Basım adeti : belirtilmemiş

Hıdır Aytaç kimdir: 15 Kasım 1948 yılında bugün Tunceli olarak bilinen Dersim’de doğar, bir süre politikayla uğraşan Aytaç, aldığı bir ceza nedeniyle ülkesini terk ederek Almanya’nın Köln şehrine yerleşir.

NOT: Bu yazı dizisi Haydar Karataş tarafından Dersimnews.com için hazırlanmıştır. İzinsiz ve kaynak göstermeden kullanılamaz.

DEVAM EDECEK…

[1] Açıklama:

Sözlü Anlatıdan Yazılı Anlatıya Dersim Edebiyatı, Haydar Karataş’ın yaklaşık 34 Dersimli Derlemeci, Yazar, Aktarımcı; Amatör ve Uzman araştırmacıların çalışmalarına değrelendirecektir. Karataş makalelerinde yer vereceği yazar ve araştırmacılar arasında bir ayrım yapmayacaktır, ancak makaleler kendi içinde gruplara ayrılmıştır. Bunun birinci kısmı Dersim Halk Edebiyatını kapsamaktadır, ikinci bölümde ele alınacak yazarlar, Kürt Ulusal bilinçlenmesiyle yazmaya başlayan, Ulus Gerçekci edebiyatı konu alacaktır. Üçüncü bölümde Sosyalist Gerçekci Edebiyat, Dördüncü ve son Bölümde ise, Kemal Bilbaşar, Barbaros Baykara, Estat Mahmut Karakurt, Mustafa Yeşilova gibi yazarların Dersim ile ilgili yazdıkları, Türk Ulus Eksenli Eserlere yer verecektir. Makaleler okur yorumlarına açık olacaktır. Okurlar, tartışmalara doğrudan katılabilir ve makalelerde sözkonusu olan eser hakkında katkıda bulunabilirler. Okurun gözetmesi gereken, makalelerde sözkonusu olan yazarın kendisi değil, eserinin değerlendirmeye tabii tutulduğudur.



[2] Husen’e Seyd: Seyit Hüseyin, Kureyşan Aşiretinin ileri gelenidir.
Sponsor Reklamlar

__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
aleviliğin ilk yazılı kaynağı-Ummu'l Kitap Alevi Alevi Kitaplari 29 25.10.13 12:54
Yazılı Kaynaklara Göre Alevilik-1 Alevi Alevi Araştırmaları 0 21.08.10 07:03
Arap Dili ve Edebiyatı şέмs Arapça 1 15.06.10 00:00
divan edebiyatı şairi mmuratkkaratas Biyografi ve Eserler 0 14.06.10 08:55
Kanal(i)zasyon Filmi (24 ekim 2009′da sinemalarda) eso Kültür Sanat 0 01.11.09 18:22




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2