Sponsor Reklamlar


Çorum Katliamı ( Mayıs - Temmuz 1980 )

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar Forumunda Bulunan  Çorum Katliamı ( Mayıs - Temmuz 1980 ) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 06.09.09   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 37
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart Çorum Katliamı ( Mayıs - Temmuz 1980 )


FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN >>>
Çorumkatliamı, ülke genelinde işlenen siyasal cinayetlerden, okulişgallerinden, Malatya, Kahramanmaraş, Gazi katliamlarındansoyutlanarak; sağ-sol grupların çatışmasıyla değerlendirilemez. Bukatliamın, emperyalist güçler ve ülkemizdeki işbirlikçilerin ortakplanlarıdır, eylemleridir.
Genellikle etnik ve mezheptopluluklarının iç içe yaşadığı Doğu, İç ve Güneydoğu Anadolubölgesinde gelişen toplumsal muhalefeti baskı ve katliamlarlasusturmak, solcu ve Alevileri göçe zorlamayı amaçlamaktadır. Çorumkatliamı bu planın bir halkası ve uzantısıdır.
Katliamın ÖnHazırlıkları: MHP ve MSP’nin dışarıda desteklediği Süleyman DEMİREL’inazınlık hükümeti, ırkçı-şeriatçı örgütleri korumuş, eylemlerine gözyumulmuştur. Ayrıca yansız görevini sürdüren Çorum Emniyet Müdürü HasanUYAR görevinden alınarak, yerine Tunceli’de bir çok olaya adı karışanNail BOZKURT, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne MHP’nin militanı olarak tanınanFethi KATAR getirilmiştir. Yine sağ görüşlü ve taraflı (AP iktidarındaİçişleri Bakanlığı yapmış, zehir hafiye diye tanınan Faruk SUKAN’ınbacanağı) Rafet ÜÇELLİ’de Çorum valiliğine atanmıştır. Demokrat olarakbilinen 40’a yakın polis memuru tel emriyle başka illere atamasıyapıldı. Bir çok okul yöneticisi ve demokrat öğretmenin, memurunsürgünü ve yer değişimi yapıldı. Devletin bir çok kurum, faşistlerinkarargahı haline getirildi. MHP’lilere ruhsatlı silah verilmeyebaşlandı. Buna karşın, Çorum emniyetinde görevli sağcı ve ırkçı bilinenbir çok polisin başka illere ataması çıkarılmışken, ilişkilerikesilmeden Çorum’da görevlerinin sürdürdüler.
ABD’nin Türkiye Büyük Elçiliği’nde görevli Robert ALEXANDIR PECK(CIA görevlisi olarak tanınır) Çorum’a gider. Çorum’da MHP’li ilyöneticileriyle, vali ve CHP’li Belediye Başkanı Turhan KILIÇOĞLU’ylagörüşür, MHP’nin etkin olduğu köy ve ilçeler, ???Alevi-Sünni???hakkında bilgi edinmeye çalışır. Çorum’dan sonra Amasya ve Tokat’agider. Amasya’da Alevi-Sünni, sağ-sol çatışması üzerine sorular sorar,ne zaman ve hangi ölçüdebir çatışma çıkabileceği hakkında bilgiedinmeye çalışıyordu. (1) Bu değişim ve çalışmalar sürdürülürken;ülkücü örgütlerin halkı tahrik etmek için çalışmalarınısürdürüyorlardı. Çorum’da 19 Mayıs “Gençlik ve Spor Bayramı” kutlamahazırlıkları sırasında ülkücülerin Bayram töreninde kızlarınkıyafetlerini gerekçe göstererek halkı tahrik etmek amacıyla şubildiriyi dağıtıyorlardı:
“Müslüman namusuna sahip çık
19Mayıs gösterileri adı altında yine namus bacılarımızın iffet vehayasına kahpeçe ve haince saldıracak bir gün geliyor. Yüreklerimiziparçalıyor, içimize kan akıtılıyor.
Yine müslüman evlâdı kanağlamaya kafir düzen tarafından soyularak, en müstehcen ve kepazekılıkta teşhir edilecektir. Bin yıllık mübarek tarihimize bundan büyükbir leke sürülebilir mi? Kurtuluş Savaşında namusunu Yunan elikirletmektense ölmeyi tercih eden mübarek ninelerimizin kemiklerisızlamaz mı? Ey müslüman, düşün, süngüyle ama karnında çocuk çıkarkenzihniyetle bu zihniyetin farkı ne? Namazını kıl, orucunu tut yeter;karışan mı var diyen gafil müslüman sen de düşün... Düşün ki, haddinibilmeyenlere bildirelim hadlerini. Şu haris-i Şerifi asla unutma,haksızlık karşısında susun, dilsiz şeytandır. Ne mutlu canı ile, kanıile, malı ile CİHAD edenlere-İslâmcı Gençlik” (2)
Gün SAZAK’ın Ölümü:Ülkücülerin CİHAD bildirisinden 9-10 gün sonra Ankara’da MHP’nin GenelBaşkan Yardımcısı Gün SAZAK (1. MC hükümetinde Gümdük ve Tekelbakanlığı yapmıştır.), 27 Mayıs 1980 günü belirsiz kişilerce vurularaköldürüldü. Gün SAZAK Ankara’da öldürülmüş. Çorum’la uzaktan-yakındanilgisi yok. Eğer duygusal bir tepki olacaksa Ankara’da olmasıgerekirdi. Oysa Türkiye genelinde saldırı, tahrip ve cinayetlerbaşlatıldı, günlerce devam etti. Özellikle Alevi-Sünnilerin,Türk-Kürtlerin iç içe yaşadığı kentlerde saldırı ve cinayetler halkayönetildi. Görülüyor ki, bu saldırı, cinayet ve katliamlar, duygusalbir tepkinin sonucu değil; perde arkası güçlerin ve planladığı,yönlendirdiği eylemlerdir...
Çorumkatliamı, Gün SAZAK’ın ölümü gerekçe gösterilerek başlatılmıştır. 28Mayıs Çarşamba günü, Çorum’un en işlek caddesinde ve çoğunluğu çocuk vegençlerden oluşan sağcı gruplar (ülkücüler) elleri havada kurt işaretiyaparak “kanımız alsa da zafer İslâmın, Kana kan, intikam”sloganlarıyla yürüyüşe geçmişlerdir. Yürüyüş korteji, kısa süre sonrasaldırıya dönüşür. Cadde üzerinde bulunan solculara ait işyerleritahrip edilmeye, yakılmaya başlanır. Yürüyüş kortejinin çevresindegörevli polislerin müdahalesi görülmez ve seyirciler.
Çorum’unokullarında sağcıların baskısı, terörü boyutlanarak artar. Öğrencilerinderslere girmesini engellemeye çalışırlar. Öğretmenlere saldırırlar. 28Mayıs günü başlatılan ilk eylem noktalanır. Sağcı gruplar ve MHP İlYöneticileri toplanarak ilk günün eyleminin değerlendirmesini yapıyor,yeni saldırı hazırlıklarını planlıyorlardı. Ankara’dan Gün SAZAK’ıncenaze törenine katılanlar (Çevre ile ve ilçelerden) Çorum’a gelmeyebaşladılar. Ayrıca bazı yabancı turizm şirketleri de Çorum dışındanMHP’li militanları Çorum’a taşıyorlardı. 29 Mayıs günü başlatılacak vegünlerce sürecek saldırıların planı, saldırı yapılacak semtler vegörevli olacakların listesi hazırlanır.
29 Mayıs günüsabahıdır. Çorum’un işçisi, memuru, esnafı; öğrencisi ve halkı, günlükişlerini yürütmek için işlerlerine gitmeye hazırlanıyorlardı. Dışarıçıktıklarında, cadde ve sokakların faşist saldırganlarca işgaledildiğini, “Kana kan, intikam” sloganlarıyla saldırılarınısürdürdüklerine tanık olurlar. Saldırganlar ise rastladıkların dövüyorve esir alıyorlardı. Solcu ve Alevilere ait işlerleri yağmalanıyor,tahrip ediliyor ve yakıyorlardı. Saldırıya uğrayanların, güvenlikgüçlerine başvurduklarına “Toplumsal olaydır, müdahale edemeyiz”yanıtını alıyorlardı.
Faşist saldırganlar, Çorum’uncaddelerini, sokaklarını, meydanlarını işgal etmekle yetinmemişlerdir,Çorum’la komşu il, ilçe ve köylerle bağlantılı tüm yolları da işgaletmişlerdi. Araçlar durduruluyor, kimlik kontrolü yapılıyor, solcu veAlevi olanları alıp işkence ediyorlardı. Sağırların, körlerin bilegörebilecekleri bu hazırlıkların devlet tarafından görülmemesi olanaklıdeğildir. Ama önlem alınmamıştır...
Saldırganların bir kolu,demokrat ve sol görüşlü Çorum Gazetesi’ne; sol yayın satan BaharKitapevi’ne saldırarak tüm eşyalarını, malzemelerini dağıtır ve tahripederler.
Saldırganların büyük bir kolu da, solcuların,Alevilerin yoğunlukta olduğu Milönü Mahallesine yönelirler. Saldırınınhaberini alan Milönü halkı, yollarda barikat kurarak saldırıya karşısavunma direnişine girişirler. Başka bir kol, Kuruköprü, Üçevler,Sigorta ve Mutluevler semtine yönelirler. Bu semtlerde oturan solcu veAlevilerin, saldırıdan habersiz ve savunma önlemlerini alamamışlardır.Mevcut güvenlik güçleri ise, bir bölümü yansız kalırken, bazıpolislerde saldırganlara yardımcı oldukları saptanır. Bu semtte 45yaşlarında Servet YILDIRIM isimli bir kişiyi öldürürler. Celal ERDOĞAN(öğretmen), Salih YILMAZ (Öğretmen), Turan KABAKULAK, Vedat ELİAÇIK,Hüseyin ŞİMŞEK, Sefer EKEN, Sezai GÜREN, Neşet AYDIN, Mustafa NALLICASadık VASIFOĞLU, Hasan KÖSE, Aşır DEMİREL isimli sol görüşlü kişilerdekurşunla ağır yaralanmışlardır. Yine Altınevler Semtinde evlerininbalkonunda oturan iki kizkardeşe silahla ateş edilmiş ve her ikisi ağıryaralanmışlardır. Bu semt ve mahallelerde bir çok ev ve işyeri detahrip edilerek yakılmıştır.
Sokağa Çıkma Yasağı:Olayların genişlemesi, karşılıklı çatışmaya dönüşmesi üzerine, ÇorumVali Rafet ÜÇELLİ, sokağa çıkma yasağı koyar. Savunma amacıyla halkınoluşturduğu barikatların kaldırılmasını ister. Saldırıya uğrayan halk,sokağa çıkma yasağına uyarken; saldırganlar özgürce sokaklardasaldırılarını sürdürüyorlardı.
Çorum kalesi yakınındakisemtlerde oturan halkın kurduğu bir savunma barikatına saldırganlarsilahla ateş etmekte, ama barikatı aşamıyorlardı. Vali Rafet ÜÇELLİ,halkın kendini savunması için kurduğu bu barikatın kaldırılmasınıJandarma Komutanı Yarbay Vural GÜRİDE’ye emir verir. Halk ise, cangüvenlikleri için kurdukları barikatı kaldırmamakta direnirler. Valiise, barikatın mutlaka kaldırılmasını, yolun trafiğe açılmasınıistemektedir. Jandarma Yarbay Vural GÜRİDE ile Vali arasında geçenkonuşma şöyle:
Vali: lütfen Ankara-Samsun Karayolu trafiğe açılsın.
Yarbay Güride: Sayın Valim yolu açmak için silah kullanmak zorunda kalacağız. kan akar, bu da olayları tırmandırır.
Vali: Her şeye karşın yol trafiğe açılmalıdır.
Yarbay Güride: Kan dökülür, ben açamam sayın valim. Buyurun siz açın.
Halkbarikatını kaldırmaz. Ama başka bir semtteki zayıf bir barikatı aşan 19AN 709 plakalı, kırmızı renkli Reno marka bir otomobil Milönü semtinisilahla boydan boya tarar. Semt halkı panik içinde evlerine koşuşurlar.Yaralananlar olur. Mahalleyi silanla tarayan otomobilin plakasının birtraktöre ait olduğu, otomobilin içinde polislerin olduğu kanaati oluşur(3)
İki Polisin Ölümü: Mayıs’ın 28-29-30-31.Günleridir. Dört günden beri karşılıklı çatışmalar sürmektedir. Buarada Alevi ve solculara ait bazı ev ve işlerleri tahrip edilmiş veyakılmıştır. Bir çok kişi yaralanmış, bazıları da öldürülmüştür. Halkıngüvenlik güçlerine (polise) güveni olmadığından barikatlarla semtlerinikorumaya çalışıyorlardı. Bunun farkına varan vali, askeri birliklerdenyardım ister. Askeri birliklerin devreye girmesiyle saldırılar veçatışmalar denetim altına alınmış görünse de; bunu fırsat bilen Emniyetgüçleri, direnen mahallelerde operasyonlara giriştiler. Operasyonsırasında Multuevler-su deposu yakınında, yol ortasında kurşunlanaraköldürülmüş bir erkek cesedi bulunur. Yapılan kimlik tespitinde cesedinpolis memuru Abdurrahman KOCAK’a ait olduğu belirlenir. Daha sonraMilönü’nde başka bir polisin öldürüldüğü, birinin de yaralandığı ortayaçıkar. Polis öldürme olayında yaralı kurtulan polis memuru MehmetBEKTAŞ ifadesinde:
“trafikteki servisler kaldırılmış olduğu için,sabahları işe değişik vasıtalarla gidiyordum. O sabah MuzafferYEŞİLYURT’la birlikte Milönü’nden geçerken boş bir arsadan üzerimizedört el ateş edildi. ‘durun, teslim olun, silahlarınızı atın’ diyebağırdılar. Muzaffer silahını çekip ateş etmeye başladı. Benim Kırkkaletutukluk yapmıştı. Onlar ateş etmeye devam ediyorlardı. O sıradaMuzaffer vuruldu ve düştü. Düşünce ateş edenler uzaklaştılar. Muzaffer‘hemşerim beni kurtar’ dedi. Eğilip baktığımda ölmüştü. Onuntabancasını aldım ve kaçanların arkasından iki el ateş ettim. Bu sefer100-150 kişi olarak bana doğru geliyorlardı. Yapacak bir şey yoktu,kaçarak bir apartmana girdim. Bu sırada attıkları bir tuğla alnımagelmişti. Ev sahibi ‘Girecek benim evi mi buldur, defol’ dedi. Benikovalayanları da içeri aldı. Üzerime atladılar ve beni sürükleyereksokağa çıkarttılar. O sırada kendimi kaybetmişim. Eşim Gülay benioradan olarak, hastaneye gütürmüş” (4)
Polislerin ölümüyleilgili başka söylentilerde bulunmaktadır. Söylentiye göre MehmetBEKTAŞ’la, birlikte gelen polis Muzaffer YEŞİLYURT’a Milönü’ndekibarikatların kaldırılmasını teklif eder. Muzaffer (demokrat olarakbilinmektedir) karşı çıkınca, Mehmet BEKTAŞ silahını çekerek Muzaffer’ivurur. Barikatların yanında bulunanlarda olayı görüyor, MehmetBEKTAŞ’ın arkasına düşüyorlar. Olay açıklığa kavuşamıyor. Ama solcularsuçlu görülerek iki kişi gözaltına alınır, yargılama sonucu ağır hapiscezası verilir.
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 06.09.09   #2
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 37
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart


Katliamın TEMMUZ Dönemi:Taşeron olarak kullanılan faşistlerin amacı, Çorum’ a bağlı ilçe vekasabalarda oturan solcuları, Alevileri baskı ve katliamlarla göçezorlamak, süreç içinde bölgenin denetimini ele geçirmektir. Çorum halkıK. Maraş katliamından ders çıkarır. Saldırının ilk günü kendiolanaklarıyla kurdukları barikatlarla güvenlik önlemlerini almışlardır.Ayrıca Çorum’ un Sünni inançlı toplumunun MHP’liler dışında kalanlar,saldırganlara destek vermemişler, hatta bir bölümü saldırıyauğrayanların yanında yer alarak direnmişlerdir. 28 Mayıs 1980 debaşlatılan faşist saldırı bu nedenlerle amacına ulaşamamıştır.
Faşistler,Mayıs’ ta başlatılan saldırıdan gördükleri eksiklikleri gidermeye,Sünni halkın katılımını sağlamaya çalışıyorlardı. Ayrıcı dışarıdanfaşist militan ve silah getirmeye, saldırıya engel olan devletgörevlilerini kentten uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Kendi içlerindeekipler oluşturarak mahalle, kasaba ve köy çalışmalarına yöneldiler.
Çorumhalkı, faşistlerin bu hazırlıklarının katliama dönüşeceğinden kuşkuduyuyor ve ilgilileri uyarmaya çalışıyorlardı. AP Çorum İl BaşkanıYardımcısı Erol ŞAHİN, CHP İl Başkanı Cemal SOLMAZ’ la birlikte vali veemniyet müdürüyle görüşürler. MHP'nin saldırı hazırlıklarını ileterekönlem alınmasını isterler... (10)
Aynı tarihte yeşil renkli 19AT 535 plakalı ve 131 Murat markalı (Adnan EZEJDER’ e ait ) birotomobil, sol görüşlülerin oturduğu semtlere dalıyor, çevreye ateşaçıyor, ateş sonucu Hatice İLHAN isimli bir lise öğrencisi ağıryaralanıyor. Bu gelişmeler ve tahrikler olurken; Ülkücüler, halkısavaşa çağıran bir bildiriyi Çorum ve ilçelerinde dağıtmaktadır.Bildiri şöyle:
“ Büyük Türk Milleti, ... Son bağımsız TürkDevleti üzerinde oynanan hain oyunları, komploları, planları görmemekiçin artık kör, hatta hain olmak gerekir. Türk varlığını dünyaüzerinden silmek isteyen emperyalist güçlerin yerli uşakları, komünistler, vatan hainleri, bölücüler, Türk Devleti’nin temeline dinamitkoymak isteyenler ellerindeki Rus ve Çin yapısı silahlarla ne yapmakistemektedirler.
Bu eli silahlı eşkıyalara karşı kesin tavrıalmak, dur demek zamanı çoktan gelmiş, hatta geçmiştir. Kıymetlihemşehrilerimiz, Müslüman Türk Milletini bataklığa sürüklemek isteyen,bölmek, parçalamak, yok etmek isteyen komünist cinayet çetelerine karşıuyanık olalım. Türk Devleti’ni yok etmek isteyen bu hain emperyalistgüçlere karşı yılmadan çekinmeden, canı pahasına mücadele veren ülkücüTürk Gençliği’ ne destek olalım. Büyük cihada hazırlanalım.
ÜlkücüTürk gençliğinin her ferdinin cesetleri birer birer çiğnenmedikçe bumübarek vatan topraklarına komünizm girmeyecektir. Ülkücü Türk gençliğibarış zamanı bir karıncanın ayağına basıp incittiği zaman bundan üzüntüduyacak kadar yufka yürekli olduğu gibi, aynı zamanda vatan hainleriiçin sokaklar dolusu idam sehpası dikecek kadar da gaddardır. Burası daböyle bilinsin. Bizi komünist kurşunları değil, milletimizin susuşuöldürüyor. Kanımız aksa da zafer İslam’ın. Yolumuz Allah’ın yolu -ÜLKÜCÜ GENÇLİK (11)
Faşistlerin bir katliama hazırlandıklarıvaliye bildirildiği, ayrıca ülkücülerin halkı savaşa çağırdıklarıbildirisi ortadayken, Çorum Vali’ si ve emniyeti önlem almaz. Tamtersine solcuların ve Alevilerin yoğunlukta olduğu semt v mahallelerdeoperasyon başlatır. 100 e yakın erkek ve genci gözaltına alırlar.Faşistlerin örgütlü olduğu semtlerde operasyon başlatılmaz. Onlarçatılarda, tepelerde mevzilerini kurmakta, ağır makineli tüfekleriniyerleştirmektedirler. SSK hastanesini de üs olarak kullanırlar.
1 Temmuz 1980. Salıyı çarşambaya bağlayan gecedir. “Ya susturacağız, ya kan kusturacağız“ sloganıyla ikinci katliam başlatılır. Terlemez Evler ile SSKHastanesi civarında yerleştirilen uzun menzilli silahlarla solcu veAlevi evlerine ateş açılır. Katliamın başlatıldığının işaretidir.Faşistlerin egemen olduğu Bahçelieveler, Mutluevler, Etievler,Yavrutuna, Terlemez Evler, Ulukavak, Çatalhavuz, SSK Semt vemahallelerinde silah sesleri, kenti çınlatmaktadır. Çorum’ un üstünekaraduman çökmüştür. Semtin tüm telefon şebekeleri kesilmiş, haberalınamamaktadır.
Çarşamba günü, Çorum’ un pazarıdır. Çevre köyve kasaba halkı, Çorum’ daki çatışma ve saldırıdan habersizdirler.Pazarda satacak ürünleri traktör ve minibüslerle Çorum’ a doğru yolaçıkarlar. Yollar maskeli ve silahlı faşistlerce tutulmuştur. Kentpazarına gelen tüm araçlar durdurulur, kimlik kontrolü yapılır, Alevive solcular alınarak kendi karargahlarına götürülür. Elleri, ayaklarıve ağızları bağlanarak işkence ederler. Pazara götürdükleri eşya veürünleri yağmalanır, araçları yakılır. Günün bilançosu 4 ölü 10 yaralı,50 ev ve işyerinin tahrip edilerek yakılmıştır. Bu gelişmeler üzerinevali sokağa çıkma yasağı kor. Solcular, Aleviler sokağa çıkma yasağınauyarken saldırganlar kollarını sallayarak rast gele ateş ediyor, ev veişyerlerini yakıyorlardı.
Olayı yaşayan tanıklar anlatıyor:
YUSUF:Sarılık Köprübaşı Mahallesi, 2. Cihan sokakta oturuyorum. Hastahanedeevrak memuruyum. Göreve gidiyordum. Büyük bir kalabalık cami yandı diyebağırarak geliyorlardı. Bunlardan 100 kadarı evimin önünde toplandılar.“Kızılbaşlar’ ı yakın yıkın” diye bağırıyorlardı. Bu sırada HarmancıklıRıza CANCAN’ ı kurşunlayarak evinin önüne attılar. Benim evi ateşeverdiler Çocuklarım kaçtı. Beni yakaladılar, iyice dövdüler, sonraHarmancıklı Elvan’ın evine götürüp, Harmanlıkta elimi ve ayağımıbağlayarak astılar. Yanımda aynı biçimde üç kişi daha asılıydı. BirisiKemal ULUMAN’dı, diğerini tanıyamadım. Bunlardan biri dişiyle ipiçözdü, bizi de kurtardı. Ufak bir duvardan atladım. Zor yürüyordum. Çokkan kaybetmiştim. Duvar dibine yatarken çocuklarım beni arıyormuş.Seslerini duydum, buradayım dedim. Yanıma geldiler, beni alıpHarmancıklı Elvan’ın evine götürdüler. Burada beni gördüler, tekrardövdüler, tekrar bağladılar. Çok yalvardım, dinlemediler, dövmeyebaşladılar. Bazı komşular bağırtımı duyarak gelip araya girdiler benihastaneye götürdüler...
Hatice KALTAKÇI:Kalabalık bir grup evimin önüne geldi. Kocamı alıp götürdüler; önce birbakkala, sonra bir kahveye soktular. Buradan çıkardılar, başıma birtorba geçirdiler, önlerine kattılar, sopalarla vurdukça düşüyordu. Benkorktum, bayıldım. Böyle devam etmişlerdi. Şehir dışına kadarhapishanenin arkasına çıkınca orada ölmüş, otların içine atmışlar.Kocamı beş gün aradım. Hastane morguna getirmişler, tanıyamadım.Tanınacak hal koymamışlardı...
Halil COŞKUNER:SSK Hastanesi arkasında oturuyorum. Simel Beton Boru Fabrikasındaçalışan işçiyim. Akşam üzeri eve geldim. Babam beni çarşıya gönderdi.Eve döndüm, yemeğe oturmuştuk. Kuruköprü yöresinden gelen bir grup evisardı. ‘yakacağız’ dediler. Hemen camları kırmaya başladılar. Bunlarbaba-oğul komünist dediler. Bizi önlerine aldılar, ellerinde tüfek vetabanca vardı. ‘Yürü orospu çocuğu komünistler’ diye vuruyorlardı.Babamın kafası, yüzü kandı. Kuruköprü’de bir harabe eve soktular bizi,soydular. Babamda 4000 TL ile bendeki 50 TL’yi aldılar; bizibağladılar. Kimisi ‘Bunları kafalarını keselim, kimileri gözlerinioyalım’ diyorlardı. Dışarıdan silah sesleri gelmeye başladı, bizibırakarak kaçtılar. Bir jandarma iki polis bizi gördü, çözdüler vehastaneye götürdüler. Hastanede bir polis ifademi alıyordu. Bana ‘Ulandoğru söyle orospu çocuğu’ diye bağırıyordu. Korkumdan onun dediği gibiifade verdim. (12)
Kanlı Cuma: 4 temmuzsabahı, vali bir gün önce koyduğu sokağa çıkma yasağını kaldırdı.Faşistler ise halkı tahrik etmek için kendi adamlarını değişik camileredağıtırlar. Cuma namazının bitiminde içeri girerek “Ey müslümanlar,solcular-Aleviler Milönü’ndeki Alaaddin Cami’ye bomba attılar. Camiyanıyor, namaz kılan müslümanları katlediyorlar” diye bağırırlar.Tahrik sonucu Cuma namazından çıkanlar eline ne geçirmişlerse toplucaMilönü’ne koşarlar. Çorum’un değişik camilerinden binlerce tahrikedilmiş insan Milönü’ne yığılmıştır.
TRT’nin Tahriki:TRT’de “Çorum’da Alaaddin Cami’sine patlayıcı madde atılması vedışarıdan ateş açılması ile olaylar başladı.” Haberini aralıklarla sıksık vermektedir. Çorum’da da telsizlerle “Aleviler camiyi bombaladı”söylentisi yaygınlaşır. Evinde oturan tarafsız Sünniler istemeyeistemeye yayılan dedikoduların etkisiyle Milönü’ne koşarlar.
OysaAlaaddin Cami’ye ne patlayıcı madde atılmış, ne de dışarıdan ateşedilmiştir. Çorum Cumhuriyet Savcısı Ertem TÜRKER, konuyla ilgili şuaçıklamayı yapmıştır:
“Alaaddin Casi’sinin bombalandığı haberiolaydan bir saat önce bütün şehirde duyulmuştu. O sırada ben merkezjandarma karakolu’ndaydım. Cami bombalandı diye polis telsizi duyurdu.Bu telsizin hemen arkasından bir askeri telsiz duyuldu. Yüzbaşı Naiz‘Bombalama olanağı yok, hangi polis bu haberi verdi?’ diyebağırıyordu.”
Böyle bir haberi askeri yetkililer vermemiş,vali’de haberi doğrulayıcı veya yalanlayıcı açıklamada bulunmamış.TRT’nin Çorum muhabiri böyle bir haber vermediğini söylemektedir.Haberi yayan poliste ortaya çıkarılmamış. (13)
Bu kasıtlı haberüzerine Çorum Halkının çoğunluğu Milönü’ne yığılmış, Milönü halkı isekorku sonucu kendi güvenliklerin için barikat kurmaya çalışmışlardır.Çorum’un tüm semt ve mahallelerinde silah sesleri, alevleryükselmektedir. Mahallelerde “İmdat... İmdat...” çığlıkları yürekleriparçalıyordu. O günün haberleri iç açıcı değildi. İskilip yolu üzerindeYazı Mahallesinin çıkışında bir kadın 7 kişinin elleri bağlı olaraksilahla öldürülmüş bulunur. SSK Hastanesinin morgunda 7 cesetbulunmaktadır. Ölü sayısı 17’ye çıkmış. Kimliği tespit edilenler:İsmail SOLMAZ, Veli SOLMAZ, Hasan BAĞZIK, Rıza CANDAN , Ahmet DOĞAN,Şükrü YALÇIN, Mehmet YILMAZ, Mehmet ŞAHİNCİ, Mustafa YILDIRIM, AzizGÜNDOĞDU, Ali PAÇACI...
Tanık BEKTAŞ: Benievden alarak zorla Çukurörenli Karabebek adlı birinin evine götürdüler.74 yaşında olduğumu, hacca gittiğimi, ibadetli bir müslüman olduğumu,17 nüfuslu bir ailenin büyüğü olduğumu söyledim. Dinlemediler,gözlerimi bağlayarak küfürlerle tekmelemeye başladılar. İçlerinden birimüdahale ederek beni bıraktılar. Daha sonda torunum Bekir beni aramayaçıkmış. Onu da yakalayarak gözlerini, ellerini bağlamışlar, dayaktangeçirmişler, işkence etmişlerdi.
Faşistlerin Kadına Saygısı:Kartal ailesi Alevidir. O gün kapılarını sıkı sıkıya kapatmış, korkuiçinde dışarıdan gelen sesleri dinlemektedirler. Çok geçmeden kapılarıçalınır, camları kırılır ve “Dışarı çık, öldüreceğiz sizi” diyebağırırlar. Kapı kırılmak üzereyken, Satılmış KARTAL kapıyı açar,elleri sopalı, silahlı bir grup içeri dalar. Kargaşadan Satılmış KARTALkendisini dışarı atarak bitişikteki apartmana gizlenmeye çalışır, Amakarısı Gökçen KARTAL’ı yerlerde sürükleyerek dışarı çıkarırlar. GökçenKARTAL, orta yaşlı bir ev hanımıdır. Dövüle dövüle bir eve götürürler.Orada külotunu çıkararak sokakta sallamaya başlarlar. Sonra el veayaklarını urganla bağlayarak ev sahibi Süleyman ÜREYEN’le birliktegötürülür, işkence edilerek öldürürler. (14)
Saldırı ve sarkıntılık nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen bir kadın başından geçenleri şöyle anlatıyordu:
“İkiçocuğum ve komşu kadınla birlikte bir bodruma saklanmıştık. 25-30kişilik bir grup bizi bodrumda buldular. ‘bunlarda s...minkızılbaşları’ diyerek bizi dövmeye dışarı çıkardılar. Zincirlerle vesopalarla durmadan edep yerlerimize, memelerimize, vuruyorlardı. Yananevimizin yanına getirdiler. Benimle beraber olan komşu kadın külotunasaklamış olduğu 17 bin lirayı belki bizi bırakırlar diye adamlaraverdi. Yine bırakmadılar. Silahların dipçikleriyle vurarak bizi biradamın evine teslim ettiler. Gecenin on ikisine kadar orada kaldık.Yüzü maskeli bir adam Ben kadınları almaya geldim’ diyerek bizi evdenaldı. Komşu kadın ve yanımda iki küçük çocuğumla bizi bir bağ evinegötürdüler. Orada bizi çırılçıplak soydular. ‘Sizi çırılçıplak heryerdegezdireceğiz’ dediklerinde korkudan altımıza ettik. Ancak bizibırakmadılar. Çocukları bağ evinde bırakıp, bizi (iki kadın) başka biryere götürdüler. Dört kişi nöbet tutar gibi değişerek geldiler... Benbayılmışım. Onlarla durmadan kendimin Sünni olduğumu söyleyerekyalvarıyordum. Bırakmadılar. Ekmek filan yiyecek bir şey vermediler.Karşımızda bir bidona su koydular, çocuklar ağlıyor ve su istedi.‘Kızılbaşları zaten susuz öldürüyorlar’ diyerek çocuğa bile suvermediler. Ertesi gün ikinci zamanı olmuştu. Bir ıslık sesi duyduk.Bunun üzerine yanımızdakiler kaçıp gittiler. Biz de oradan yürüyerekayrıldık. Askerler teslim olduk...” (15)
Polis Panzeri Ölüm Kusuyor:Polis panzeri ve arkasındaki üç sivil araba ile Çorum’da operasyonagirişirler. Panzer, mahalleden geçerken hedef gözetmeden ateş açar,Hatun DURSUN isimli hamile bir kadın kafasından aldığı iki kurşunyarasıyla yaşamını yitirir. Öğretmen Hüseyin ÖZDEMİR ağır yaralanır.ÖZDEMİR, saldırıyı şöyle anlatır.
“Ben saldırı günü arkadaşlarlabirlikte Milönü’nde kahvede oturuyorduk. Birden bir panzer sesi duyduk,dışarı çıktık. Halk dışarıda toplanmıştı. Panzer hedef gözetmeksizinhalkın üzerine ateş ediyordu. Halktan da panzere taş atmaya başladı.Mahallede bir süre dolaşarak panik yaratmaya çalıştı. Benim de içindebulunduğum kalabalığa doğru ateş ederek gelmeye başladı. Nasıl ki, tanksavaşta karşı tarafı tararsa, panzer de öyle ateş ediyordu. Baktımpanzerin altında kalacağız, arkadaşlar kendimizi yol dışına atın diyebağırdım. Kendimi, yolun kenarında bulunan 1.5 metrelik bir çukuraatarak çiğnenmekten kurtuldum. Bir müddet sonra arkadaşlar beni sağlıkocağına, oradan Çorum devlet hastanesine götürdüler.” (16)
Tıpöğrencisi Süleyman ATLAS’da panzerde atılan kurşunla omuzundanyaralanır. Panzerdeki polisler yaralı öğrenciyi alıp SSK Hastanesinegötürmek isterler, ancak orada bulunan kadınlar “Aman çocuğu vermeyin,Bunlar SSK’ya götürüp orada öldürecekler” diye bağırırlar. Polislerkararlı ve zorla yaralı Süleyman ATLAS’ı panzere alarak SSK Hastanesinegötürürler. Bir gün sonra Süleyman ATLAS’ın işkenceyle öldürülmüşcesedi babasına teslim edilir.
Katliam ve Köylüler:Kızılkaya Köyü Alevidir. Çorum katliamının acılı haberini radyodaduyarlar. Çorum’dan gelen komşularından öğrenirler. Çorum’da yakınlarıbulunmaktadır. Yakınlarının durumunu öğrenmek için Çorum’a gidenlerinyolu kesilir, rehin alınırlar. Bir daha da haber alınamaz. Köyün herevinde ağıt ve gözyaşları dinmiyor. Ama kayıplarını arayamıyorlardı.Çünkü yollar faşistlerin işgalindedir. Jandarmaya başvururlar.Köylülerin yanına 10 kadar jandarma verilir, tarlalarda ölüleriniaramaya çıkarlar. Karşılaştıkları durum şöyle:
“Mercimektarlasına geldiklerinde tüyler ürpertici bir durumla karşılaşırlar.Paçacı’lara (Ali PAÇACI) ait traktör yarı yanmış vaziyette oradabulunmaktadır. Traktörün tekerleklerinden bir kısmı yanmış, yakıtdeposu patlamış, arka göbek toprağa oturmuştur. Traktör ve toprakarasında yarı yanmış durumda baba Ali PAÇACI’nın cesediylekarşılaşırlar. Cesedin bir çok yerinde kesici aletlerle meydana gelmişyaralar mevcuttur. Özellikle boyun arka kısmında bulunan, boyuna yarıyarıya indirilmiş bir darbe kafayı öne düşürmüştür. Oğlu Veysel’indeişkence edilerek öldürülmüş cesedi bulunur.
Arpa tarlası içindebaşka bir ceset daha bulunur. Çorum’un birinci olayından beri kayıpolan Yoğunpelit Köyü’nden Musa KİREÇLİ’nin her tarafına kurt düşmüş vekokuşmuş cesedi bulunur.
Yaydığı köprüsü civarında şoför AliGÜNDOĞDU ile tarla sahibi Rıza AYVAZ’ın kolları kesilmiş, kafa derisiyüzülmüş cesetleri ile; Salman adlı bir kişinin başı kesilereköldürülmüş cesedi; Ali TEKEL’in bacanağı Selman ESER’in kafasıkesilmiş, ayaklarından asılmış cesedini bulunlar...” (15)
Tanık Abbas AŞAN:Olay günü karayollarından maaşımı aldım, köyüme dönüyordum. İkizlerBenzinliği yanında bir grup beni yakaladı. Sopalarla dövdüler,üzerimdeki 9 kin lirayı aldılar. Beni bağladılar. Kömür deposu yanındaüstü açık mandıra olarak yapıldığını bildiğim yere götürdüler. Orayavardığımda çeşitli yerlerinden yaralı, dayak yemiş 6-7 kişi daha vardı.Onları da bağlamışlardı. Bunlardan daha sonra ölün Hüseyin ŞİRİN’lebeni sırt sırta bağladılar. İkimizede tekrar vurmaya başladılar. Bizkendimizden geçmiş durumda yerde yatıyoruz. Tanımadığım bir kaç kişiyinöbetçi bırakıp gittiler. Geceyi öğlece geçirdik. Sırtımda bağlıHüseyin ŞİRİN’in öldüğünü anladım. Çünkü hiç hareket etmiyordu.Tahminen gece yarısı ölen Hüseyin’i sırtımdan çözdüler. Tekrar alimiayağımı bağladılar. Hüseyin’i de “Bu ölmüş atalım ekinlerin içine” diyealıp götürdüler. Sabah olmuştu gün ağırmıştı. Caniler beni ve yaşarÖLMEZ’i ikizlerin benzinliğinin altındaki asfalta götürdüler. Oradaikimizi yatırarak tabancayla ateş ettiler. Beni kafamdan, Yaşan ÖLMEZ’ikolundan vurdular. Öldü zennederek bırakıp gittiler. Tanımadığım birkaç kişi gelip bizi bekçilere gösterdiler. Onlar polis çağırdı,hastaneye götürüldük. (18)
Sivillerin Şovu:Çorum’da faşistler insan avının peşindeler. Apartman çatılarında uzunmenzilli silahlarla solcu-Alevilerin evlerini tarıyorlardı. Sokak vemahallelerde solcu ve Alevilere ev ve işyerleri yakılıyordu. Ev vesokaklarda insanları toplayarak esir kamplarında işkence ediliyordu.Telefon, su şebekeleri kesik. Kimi polisler resmi elbise vesilahlarıyla faşist grupla birlikte halka ateş ediyorlardı. Onlarcaölü, yüz binlerce yaralı. İkiye bölünmüş Çorum...
Böyle birortamda İçişleri Bakanı Mustafa GÜRCÜGİL, Jandarma Genel Komutanı SedatCELASUN, Emniyet Genel Müdürü İsmail DOKUZOĞLU helikoplerle Çorum’agelirler. Kent üzerinde bir kaç dönüşten sonra vali, Emniyet Müdürü veaskeri yetkililerle görüşür, aynı helikopterle Ankara’ya dönerler.İçişleri Bakanı mustafa Gürcügil, dinlemek üzere Antalya’ya giderler.Antalya’da basına şu ilginç açıklamayı yapar:
“Çorum olaylarısolun bir tertibidir ve devleti yıkma eylemlerinden biridir. Devletedestek düşüncesiyle hareket eden sağ bir grup, bunların karşısınaçıkmıştır. Aslında siyasi gayeli ve siyasi gayeli ve siyasi hedefliolan sol gruptur..(19)
Süleyman DEMİREL (Başbakan):“Eğer bu fitne CHP’den destek görmezse, devlet bu fitneyi çok kısa birzamanda söndürür. CHP neyi söylemeye çalışıyor. Günlerdir bu meseleyleuğraşıyoruz... Bu hadiselerin arkasında CHP var..(20)
Bülent ECEVİT:“....olayı sağ militanların başlattığı bilindiği halde iktidar bunusaklayıp bir komünistlik tehlikesi varmış görüntüsünü vermeyeçalışmaktadır. Hükümetin Çorum’daki olaylarda da taraf olduğu,taraflardan biriyle birlik olduğu ve onların suçlarını örtbas etmeyeçalıştığı ortadadır...”(21)
Siyasiler, Malatya, K.Maraş, Sivas,katliamı gibi, Çorum katliamınıda kapatmaya çalışıyorlardı. Çorumkatliamını başlatan faşist örgütler, katliamı planlayan ve destek verenperde arkası güç ve örgütler ortaya çıkarılmamıştır. Alevi-Sünni;sağ-sol çatışmasıyla kılıflayarak dosya kapatılmıştır.
Çorum Katliamının Bilançosu : 57 ölü, 200’ün üstünde yaralı; 300’e yakın ev ve işyerinin tahrip edilerek yakılması; binlerce ailenin göçüyle noktalanmıştır.
KAYNAK :
[list=1]
  • Cüneyt Arcayürek: Darbeler ve Gizli Servisler, Sf: 221
  • Çorum Gazetesi: 23.07.1980
  • Sadık Eral, Anadolu’da Alevi katliamı, Sf: 88
  • Sadık Eral, a.e.g. Sf:94
  • Cumhuriyet Gazetesi, 02.06.1980
  • Nokta Dergisi, Sayı: 22 (08.06.1986)
  • Sadık Eral, a.e.g. Sf: 103-105
  • Cumhuriyet Gazetesi, 08.06.1980
  • Hürriyet Gazetesi, 05.06.1980
  • Aydınlık Gazetesi, 09.07.1980
  • Çorum Gazetesi, 24.07.1980
  • Çorum Gazetesi, 26.07.1980
  • Sadık Eral, a.eg. Sf: 129
  • Nokta Dergisi, Sayı: 22 (08.06.1980)
  • Sadık Eral. a.e.g. Sf: 159
  • Çorum Gazetesi, 31.07.1980
  • Sadık Eral, a.e.g. Sf: 151, Aydınlık Gazetesi, 08.07.1980
  • Çorum Gazetesi, 30.07.1980
  • Cumhuriyet Gazetesi, 14.07.1980
  • Cumhuriyet Gazetesi, 11.07.1980
  • Milliyet Gazetesi, 11.07.1980
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çorum OlayLarı 1980 Şah-ı Merdan anadolu tarihi 0 14.12.11 01:07
Çorum Katliamı Anma etkinlikleri 2011 Alevi Alevi Resimleri 3 10.08.11 22:49
2 Temmuz Sivas Katliamı… Hüseyin Fakioğlu Alevi Bir Alevi'nin Gözünden Türkiye 1 01.07.11 15:55
Ekinler Kan İçindeydi / Çorum Katliamı Belgeseli Alevi Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar 0 22.02.11 19:29
2 Temmuz Sivas Katliamı... akdora Alevilik ve Aleviler /Ana Forum 23 02.07.10 19:06




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2