Sponsor Reklamlar


Alevileri anlama kılavuzu

 Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi'lik Dersleri Forumunda Bulunan  Alevileri anlama kılavuzu Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç2Beğeni
  • 2 gönderen munzuro

 
Seçenekler
Alt 16.12.11   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 35
Mesajlar: 4.782
Rep Puani : 199
Standart Alevileri anlama kılavuzu


Aleviler ve Atatürkçülük arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için Madımak katliamı sırasında şehrin belediye başkanı olan zatın, "Yangından değil, dumandan öldüler" deme pişkinliğini göstermesine bakmak yeterlidir.

AKP’nin hükümet olduğu 2002’den bu yana tartışılan Alevilik ve Kemalizm ilişkisi, Dersim tartışmaları nedeniyle yeniden gündeme taşınmış görünüyor. Alevilerin evlerine ve hatta cemevlerine Hz. Ali fotoğrafının yanına Atatürk fotoğrafı asmaları, nedense ‘celladına âşık olmak’ ya da ‘Stockholm sendromu’ gibi çarpıcı ifadelerle eşleştiriliyor. İnanç ritüellerinin yerine getirildiği cemevlerine dini kimlikleriyle öne çıkmamış şahsiyetlerin fotoğraflarını asmaktaki tuhaflığı bir yana bırakalım; fakat insanların evlerine hangi fotoğrafı asacaklarını tartışmak, kurt ile kuzu arasındaki “Suyu bulandırdın” repliğine benziyor. Hani gören de zanneder ki Alevilerin yaşadıkları bunca zulüm, cemevlerine asılan fotoğraftan kaynaklanıyor!

Yavuz’dan bu yana yaşadığı kırımlarla yok edilen, seçim meydanlarında kendisine övgüler düzülen Ebu Suud Efendi’lerin verdiği fetvalarla ‘mürted’ ilan edilip dışlanan ve günümüzde istemedikleri halde çocukları Sünni İslam eksenli din dersine zorunlu tutulan Alevilere ilişkin tartışmanın bu noktadan yürütülmesi, bilinçli bir politikanın adım adım uygulandığını gösteriyor. Tümüyle politik argümanlara sahip bu senaryo, bazen ‘iyi niyetli’ entelektüelleri de zaman zaman sahneye çekiyor. Orhan Kemal Cengiz de Aleviliği konu edinen yazılarında böyle bir izlenim yaratıyor.

Aleviler, ‘Beton Mustafa’ demezler

Cengiz, ‘Alevi direniş sanatları’ başlıklı (9 Aralık 2011, Radikal) yazısında, Sünni korkusunu anlatırken bile Alevilerin ‘takiyyeci’ olduğuna ilişkin iddiayı tekrarlamaktan geri durmuyor. Hem referans gösterdiği Solgun hem de kendisi, Alevilere dair oynanması istenilen senaryonun sahnelerine ara sıra girdikleri için, Aleviler tarafından ne Atatürk için ne de herhangi başka bir şahsiyet için ‘kör’ ya da ‘beton’ gibi asla kullanılmayacak kavramlardan medet umuyorlar. Heykel kültürü, Vehhabi İslam ile uyuşmaz; bu nedenle Türkiye’nin her yerinde kullanıldığına tanık olduğumuz ‘beton Mustafa’ deyimi, Alevi değil, Sünni kökenlidir. Keza Aleviler, insanların herhangi bir uzvunda görülen eksiklikten hareketle tanımlama yapmaktan özenle kaçınırlar. Mesela İsmet İnönü’ye ‘sağır’ diyenlere de Aleviler arasında rastlanmaz. Bu nedenle zaten öyle bir özelliği olmayan Atatürk için ‘mıstokor’ denildiği tümüyle spekülaliftir!

Alevileri anlamak için bir bilgiye daha ihtiyaç bulunmakta. Dersim bölgesi Alevileri ile Orta Anadolu Alevileri arasında da önemli farklılıklar var. Anlaşılması kolay olsun diye yazıyorum; bu fark, elbette Taliban anlayışıyla Gülen anlayışı arasındaki fark kadar büyük değil. Dersimliler, kendilerini Zaza olarak tanımlar ve dağ, taş, ırmak, hayvan ne varsa (büyük bir doğa sevgisinin tarihsel arka planı olarak da düşünülebilir) kutsallık atfederler. Zaten Dersim kırımından sonra TBMM’de konuşma yapan büyük şahsiyetlerin “Geçilmez dedikleri ırmakları geçtik, aşılmaz dedikleri dağları aştık” derken de bu kutsiyete atıf yapmaktaydılar.

Dersim’de yaşanan kırım, esas olarak, şekavetle ilişkilendirilmekte. Ancak zor doğa koşullarında anne karnındaki çocukları dahi öldürmeleri için isteksiz askeri motive etmek için kullanılan kavramların başında, “Bunlar dinsiz, Kızılbaş’tır. Hacca gitmiş gibi sevap kazanırsınız” söylemi gelmiştir.

Dersim’de uygulanan vahşetin bir halkı kırım boyutuna ulaşmasında, Kızılbaşlığın ne kadar kötü olduğuna ilişkin hegemonik bir dil kullanıldığı açıktır. Herhangi bir nedenle değil, fakat tarihsel bilgi olsun diye aktarıyorum: Bu arada Dersim Genel Valisi Abdullah Alpdoğan’ın, hilafetin kaldırılmasına büyük ölçüde muhalefet eden (Sakallı) Nurettin Paşa’nın damadı olduğunu da unutmayalım!

Ölümü gören Alevilerin sıtmaya razı olması

Şimdi de zihinleri kurcalayan ‘Alevilerdeki Atatürk sevgisi’ konusuna gelelim. Atatürk ve Alevilerin ilk resmi tanışması, bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı öncesi Sivas’tan Ankara’ya dönerken Hacı Bektaş Dergâhı’na uğramalarıyla gerçekleşiyor. Atatürk’ün burada Alevilerden destek istediği; Alevilerin ise laikliği ilke edinen Cumhuriyet’i kurup kurmayacaklarına ilişkin sorular sorduğu ve yine iddialara göre, Atatürk’ün Cumhuriyet fikrini ilk kez burada dile getirdiği biliniyor.

Cumhuriyet kurulduktan sonra hilafet kaldırılmış; sonrasında Alevileri doğrudan ilgilendiren ‘baba, dede gibi kavramlar yasaklanmış, tekke ve zaviyeler kapatılmış’ ama daha da önemlisi, Sünni Müslümanlığı devlet eliyle yaygınlaştırmayı amaç edinmiş tuhaf bir içeriğe sahip olsa da laiklik benimsenmiştir. Yavuz’dan bu yana kendilerini gizlemek ve devletten kaçarak yaşamak zorunda bırakılmış Aleviler, ilk kez Cumhuriyet ile birlikte kamusal alanda diğerleriyle ‘eşit’ konuma ulaşmıştır. Bu ‘eşitlik’, her ne kadar ‘yoklukta eşitlik’ şeklinde gerçekleşmişse de, sürekli kıyıma uğrayan, aşağılanan, görüldüğü yerde katlinin ‘vacip’ olduğu belirtilen, can ve mal korkusunu daima yanında taşıyan bir topluluk için öyle yabana atılacak bir durum değil.

‘Sırça köşk’ yazarlarımızın daha net anlayabilmesi için bir cümleyle söylemek gerekirse… Aleviler ve Atatürkçülük arasındaki ilişki, ‘ölümü görüp, sıtmaya razı olma’ halidir! Bu ‘hal’in ne kadar anlamlı olduğunu anlayabilmek için, Madımak katliamı sırasında şehrin belediye başkanı olan zatın “Yangından değil, dumandan öldüler” deme pişkinliğini göstermesine bakmak yeterlidir. Haydi diyelim ki, Başbakan Erdoğan (kendisine acil şifalar dilerim) hasta yatağında olduğu için Dersim’e gösterdiği hassasiyeti gösterip, o dumanın ‘sigara dumanı’ olmadığını söyleyecek durumda değildi; peki ya diğerleri?

Örneğin Bülent Arınç’ın, “Temel kardeşim, o yangın, derin devletin oyununa gelen, tekbir getiren ve birlikte Cuma namazı kıldığımız kardeşlerimiz tarafından çıkarıldı” demek için ne bekliyor?

Radikal - 12.12.2011
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.12.11   #2
munzuro
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2011
Nereden: izmir
Mesajlar: 74
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevileri anlama kılavuzu


Alevi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Aleviler ve Atatürkçülük arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için Madımak katliamı sırasında şehrin belediye başkanı olan zatın, "Yangından değil, dumandan öldüler" deme pişkinliğini göstermesine bakmak yeterlidir.

AKP’nin hükümet olduğu 2002’den bu yana tartışılan Alevilik ve Kemalizm ilişkisi, Dersim tartışmaları nedeniyle yeniden gündeme taşınmış görünüyor. Alevilerin evlerine ve hatta cemevlerine Hz. Ali fotoğrafının yanına Atatürk fotoğrafı asmaları, nedense ‘celladına âşık olmak’ ya da ‘Stockholm sendromu’ gibi çarpıcı ifadelerle eşleştiriliyor. İnanç ritüellerinin yerine getirildiği cemevlerine dini kimlikleriyle öne çıkmamış şahsiyetlerin fotoğraflarını asmaktaki tuhaflığı bir yana bırakalım; fakat insanların evlerine hangi fotoğrafı asacaklarını tartışmak, kurt ile kuzu arasındaki “Suyu bulandırdın” repliğine benziyor. Hani gören de zanneder ki Alevilerin yaşadıkları bunca zulüm, cemevlerine asılan fotoğraftan kaynaklanıyor!

Yavuz’dan bu yana yaşadığı kırımlarla yok edilen, seçim meydanlarında kendisine övgüler düzülen Ebu Suud Efendi’lerin verdiği fetvalarla ‘mürted’ ilan edilip dışlanan ve günümüzde istemedikleri halde çocukları Sünni İslam eksenli din dersine zorunlu tutulan Alevilere ilişkin tartışmanın bu noktadan yürütülmesi, bilinçli bir politikanın adım adım uygulandığını gösteriyor. Tümüyle politik argümanlara sahip bu senaryo, bazen ‘iyi niyetli’ entelektüelleri de zaman zaman sahneye çekiyor. Orhan Kemal Cengiz de Aleviliği konu edinen yazılarında böyle bir izlenim yaratıyor.

Aleviler, ‘Beton Mustafa’ demezler

Cengiz, ‘Alevi direniş sanatları’ başlıklı (9 Aralık 2011, Radikal) yazısında, Sünni korkusunu anlatırken bile Alevilerin ‘takiyyeci’ olduğuna ilişkin iddiayı tekrarlamaktan geri durmuyor. Hem referans gösterdiği Solgun hem de kendisi, Alevilere dair oynanması istenilen senaryonun sahnelerine ara sıra girdikleri için, Aleviler tarafından ne Atatürk için ne de herhangi başka bir şahsiyet için ‘kör’ ya da ‘beton’ gibi asla kullanılmayacak kavramlardan medet umuyorlar. Heykel kültürü, Vehhabi İslam ile uyuşmaz; bu nedenle Türkiye’nin her yerinde kullanıldığına tanık olduğumuz ‘beton Mustafa’ deyimi, Alevi değil, Sünni kökenlidir. Keza Aleviler, insanların herhangi bir uzvunda görülen eksiklikten hareketle tanımlama yapmaktan özenle kaçınırlar. Mesela İsmet İnönü’ye ‘sağır’ diyenlere de Aleviler arasında rastlanmaz. Bu nedenle zaten öyle bir özelliği olmayan Atatürk için ‘mıstokor’ denildiği tümüyle spekülaliftir!

Alevileri anlamak için bir bilgiye daha ihtiyaç bulunmakta. Dersim bölgesi Alevileri ile Orta Anadolu Alevileri arasında da önemli farklılıklar var. Anlaşılması kolay olsun diye yazıyorum; bu fark, elbette Taliban anlayışıyla Gülen anlayışı arasındaki fark kadar büyük değil. Dersimliler, kendilerini Zaza olarak tanımlar ve dağ, taş, ırmak, hayvan ne varsa (büyük bir doğa sevgisinin tarihsel arka planı olarak da düşünülebilir) kutsallık atfederler. Zaten Dersim kırımından sonra TBMM’de konuşma yapan büyük şahsiyetlerin “Geçilmez dedikleri ırmakları geçtik, aşılmaz dedikleri dağları aştık” derken de bu kutsiyete atıf yapmaktaydılar.

Dersim’de yaşanan kırım, esas olarak, şekavetle ilişkilendirilmekte. Ancak zor doğa koşullarında anne karnındaki çocukları dahi öldürmeleri için isteksiz askeri motive etmek için kullanılan kavramların başında, “Bunlar dinsiz, Kızılbaş’tır. Hacca gitmiş gibi sevap kazanırsınız” söylemi gelmiştir.

Dersim’de uygulanan vahşetin bir halkı kırım boyutuna ulaşmasında, Kızılbaşlığın ne kadar kötü olduğuna ilişkin hegemonik bir dil kullanıldığı açıktır. Herhangi bir nedenle değil, fakat tarihsel bilgi olsun diye aktarıyorum: Bu arada Dersim Genel Valisi Abdullah Alpdoğan’ın, hilafetin kaldırılmasına büyük ölçüde muhalefet eden (Sakallı) Nurettin Paşa’nın damadı olduğunu da unutmayalım!

Ölümü gören Alevilerin sıtmaya razı olması

Şimdi de zihinleri kurcalayan ‘Alevilerdeki Atatürk sevgisi’ konusuna gelelim. Atatürk ve Alevilerin ilk resmi tanışması, bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı öncesi Sivas’tan Ankara’ya dönerken Hacı Bektaş Dergâhı’na uğramalarıyla gerçekleşiyor. Atatürk’ün burada Alevilerden destek istediği; Alevilerin ise laikliği ilke edinen Cumhuriyet’i kurup kurmayacaklarına ilişkin sorular sorduğu ve yine iddialara göre, Atatürk’ün Cumhuriyet fikrini ilk kez burada dile getirdiği biliniyor.

Cumhuriyet kurulduktan sonra hilafet kaldırılmış; sonrasında Alevileri doğrudan ilgilendiren ‘baba, dede gibi kavramlar yasaklanmış, tekke ve zaviyeler kapatılmış’ ama daha da önemlisi, Sünni Müslümanlığı devlet eliyle yaygınlaştırmayı amaç edinmiş tuhaf bir içeriğe sahip olsa da laiklik benimsenmiştir. Yavuz’dan bu yana kendilerini gizlemek ve devletten kaçarak yaşamak zorunda bırakılmış Aleviler, ilk kez Cumhuriyet ile birlikte kamusal alanda diğerleriyle ‘eşit’ konuma ulaşmıştır. Bu ‘eşitlik’, her ne kadar ‘yoklukta eşitlik’ şeklinde gerçekleşmişse de, sürekli kıyıma uğrayan, aşağılanan, görüldüğü yerde katlinin ‘vacip’ olduğu belirtilen, can ve mal korkusunu daima yanında taşıyan bir topluluk için öyle yabana atılacak bir durum değil.

‘Sırça köşk’ yazarlarımızın daha net anlayabilmesi için bir cümleyle söylemek gerekirse… Aleviler ve Atatürkçülük arasındaki ilişki, ‘ölümü görüp, sıtmaya razı olma’ halidir! Bu ‘hal’in ne kadar anlamlı olduğunu anlayabilmek için, Madımak katliamı sırasında şehrin belediye başkanı olan zatın “Yangından değil, dumandan öldüler” deme pişkinliğini göstermesine bakmak yeterlidir. Haydi diyelim ki, Başbakan Erdoğan (kendisine acil şifalar dilerim) hasta yatağında olduğu için Dersim’e gösterdiği hassasiyeti gösterip, o dumanın ‘sigara dumanı’ olmadığını söyleyecek durumda değildi; peki ya diğerleri?

Örneğin Bülent Arınç’ın, “Temel kardeşim, o yangın, derin devletin oyununa gelen, tekbir getiren ve birlikte Cuma namazı kıldığımız kardeşlerimiz tarafından çıkarıldı” demek için ne bekliyor?

Radikal - 12.12.2011

yukarıda ki yazı alevilerin siyasal tutumuna ilişkin kimi cevaplar içermekle beraber yetersiz kalmaktadır.

öncelikle belirtmek gerekir ki aleviler osmanlının ardından yas tutmadılar ve anlaşılır şeydir. zira osmanlıyı elde kılıç hep peşlerindeolarak gördü, yaşadı aleviler.

imparatorlukların çözülüş süreçleri bilinmekte, çünkü böyle bir siyasal model miadını tamamlamıştı. diğer imparatorluklar gibi osmanlıda çözülüp gitti. bu ayrı bir konu.

osmanlının alternatifi olarak ortaya çıkan odak ise ittihatçı gelenekti. ittihatçılar bütün farklılıkları yok etmek için sayısız insanlık suçuna imza attılar.

şimdi kırk katır mı kırk satır mı?....

neticede ittihatçılar osmanlının paşaları, bürokratları ve diğer kadrolarından gelmekteydi ve aynı devlet geleneğiyle karakterize olmuşlardı.

sünni islam onların uzun bir tarih boyunca "ideolojik araçlarıydı". ve bu araçtan asla vazgeçmedi, sadece yeniden yapılandırdılar.

evet alevilerin çeşitli umutları ve beklentileri olmuştur. osmanlının yerini alacak bir yapılanmaya daha sıcak bakmışlardır. bunu anlamak için yüz yıllarca söz konusu baskı ve kıyımların muhatabı olmak lazımdır diyorum. karşıdan bakarak biraz tahmin edilebilir bir şeyler ama o kadar...

alevileri anlamak lazımdır... evet aslında garip bir ilişkilenmedir ama gerçekten alternatif olacak bir odakta orta olmamıştır. alevilerde ittihatçı geleneğe sığınmak zorunda kalmışlardır..

yukarıda bazı açıklamalar var ve yinelemek çok anlamlı değil.

şimdi habire Dersim merkezli aleviler ile Anadolu alevileri arasında ki "ciddi farklardan" bahsediliyor...

doğrusu merak ediyorum nedir bu "ciddi farklar"?...

eğer etnik boyut esas alınıyor ise alevilik "ırka" karşılık düşmez... Alevilik Rızalıkta buluşan bir "toplamdır"... temel algı ve kurumları birdir... Alevilik insan birliğini sağlamaya, onları rızalıkta,"eşitlerin meclisinde" buluşturmaya çalışır.

siyasal tutumlarda biraz farklılıklar göze çarpabiliyor. bu çok farklı bir şeydir. zira Anadolu alevileri tarih boyunca katliam ve iftiralarla yaşadılar. direnç noktaları önemli oranda kırıldı, ittihatçıların yedeğine sığınmaya mecbur bırakıldılar.

Dersim alevileri ya da kürt alevileri ise aynı süreçleri anadolu daki Yol kardeşleriyle birebir yaşadılar. şöyle bir fark vardı ki sığındıkları Dersim coğrafyası onlara biraz daha uzun süre dayanma, kendini koruma olanağı sağladı...

ve yakın tarihte aynı iftira ve gerekçelerle, muaviye siyasetiyle katledildiler. öyle tarihin derinliklerinde değil, dünyanın gözü önünde ve cumhuriyet döneminde...

Yavuz selimi rahmetle anabiliyormuyuz canlar?...

şimdi Dersim sorunu ağır bir problemdir. günlük yaşamda zaten kuşatılmış, tecrid edilmiş ve pek çok katliamı yaşamış Anadolu Alevisi için yüklenilmesi ağır bir yüktür. yeni bedellere yol açabilir.
bu anlamda benim böyle şahsi bir beklentim yoktur ve yol kardeşlerimi anlayabiliyorum.
fakat Vicdanlı olmalarını, en azından bu zulüme onay vermemeleri gibi bir beklentim vardır.

alıntı yapılan yazar "dersim de dağ taş kutsal" demiş. doğru ama nedeni konusunda isabetli tespitte bulunamamış.

evet "varlık bir nurdan" geldiği için cümlesi saygındır, aynı özün farklı halleridir... fakat yazarın anladığı biçimde kendi başına dağ, ya da su olarak anlamlandırılmamıştır. (Çar Anasır bağlamında ayrıca değerlendirmek gerekir). söz konusu dağ veya göl, nehir; bir eren ile özdeşleştirilmiştir... buraya dikkat etmek gerekir..

örneğin Düzgün Baba dağı, Düzgün Baba tarafından mekan tutulduğu için, Munzur ırmağı, Munzur Baba ve Hızır ile özdeşleştirildiği için vb....

bir de canlar Dersimli kendine Zaza der demiş yazarımız, değil.. Dersimli kendini "Kırmanc" olarak niteler.. hatta ilginç gelebilir, bilimsel olmadığını biliyorum fakat Dersimlinin algısını anlamak bakımından aktarıyorun; Kırmanclık "Aleviliği", Tırk (Türk)lık ise Sünnilği ifade eder... yani her Alevi, Dersimli için Kırmanc, her Sunni ise Tırk(Türk)tır... bu Sunni isterse kürt olsun fark etmez o Tırktır...

evet canlar cumhuriyet dönemi alevilere neler sunmuş, neler götürmüş yukarıda ki yazarımız tarafından aktarılmış ki doğru belirlemelerde var. fakat bazı ayrıntılara değinmek gerektiğini düşündüm.

son olarak mustafa kemale yakıştırılan kimi sıfatlara gönderme yapılmış; evet beton mustafa nitelemesini ben kendi yerelimde, dersimde geleneksel insanımızdan duymadım. yakın yıllarda öğrenilen bir şeydi. Mısto kor şeklinde ki yakıştırma ise çocukluğumdan beri duyduğum bir nitelemeydi. nedeni ise güncelde tartışılan ve çoğunuzun takip ettiğini düşündüğüm travmalardır..

güzel şeyleri paylaşabileceğimiz, ortak yaşam zeminini güçlendirdiğimiz gelecek umuduyla...

aşkı niyazlarımı sunuyorum.
Sponsor Reklamlar

Deniz ve Pir Mehmet bunu beğendiler.
munzuro isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.12.11   #3
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.111
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Alevileri anlama kılavuzu


Konuyla ilgili görüşümü Alevilerin ittihatıçılıkla imtihanı adlı yazımda belirteceğim.
Sponsor Reklamlar

__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Damal alevileri Alevi Kars 1 20.11.11 00:23
Tunceli Alevileri Dinsizdir profet Alevi'lik ile ilgili Genel Videolar 8 19.03.11 19:38
urfa alevileri mazlum Şanliurfa 1 08.12.09 03:21
Kavram olarak alevi kelimesi ne anlama gelmektedir. hasan Alevi Araştırmaları 0 02.12.09 19:53
Hızır kimdir ve Hıdrellez ne anlama geliyor? Alevi Alevi Kültürü 0 05.09.09 01:08






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2