Sponsor Reklamlar


Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Önderlerimiz Forumunda Bulunan  Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 13.06.14   #1
kristal
kristal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
Standart Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


HACI BEKTAŞ DERGAHI POSTNİŞİNİ HAMDULLAH ÇELEBİ’NİN 1826’DA KIRŞEHİR ŞERİAT MAHKEMESİN’DE YARGILANMASI
Şeyh Hamdullah Çelebi: Adım Mehmet Hamdullah; annemin adı Rahime, babamın adı Seyit Şeyh Feyzullah Efendi, tevellüdüm 1183’dür. Pir-i Horasan Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli sulbü ve soyumdur. Onun şerefli vakfı mütevellisi meşihatıyım. Evladiyelik, velilik ve vakıf mütevelliliği reisliği ecri almaktayım. Halife padişah üçüncü Selim Han’dan Aliy-ül Âlâ Efendilik payesini belgeyi sultaniye almıştım.
Kadı: Şeyh Efendi esamenizi iyice anlatın!

Şeyh Hamdullah Çelebi: Adım Mehmet Hamdullah; annemin adı Rahime, babamın adı Seyit Şeyh Feyzullah Efendi, tevellüdüm 1183’dür. Pir-i Horasan Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli sulbü ve soyumdur. Onun şerefli vakfı mütevellisi meşihatıyım. Evladiyelik, velilik ve vakıf mütevelliliği reisliği ecri almaktayım. Halife padişah üçüncü Selim Han’dan Aliy-ül Âlâ Efendilik payesini belgeyi sultaniye almıştım.
Kadı: İbrahim Selamet Efendi, sen anlat bakıyım.
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, ben de Şeyh Çelebi Hamdullah’ın küçük kardeşiyim. Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin soyu sulbü olurum. Vakıftaki görevim, postnişin olan Şeyhe muavinliktir. Adım İbrahim Selamet. Babam Çelebi Şeyh Feyzullah Efendi, Anam Rahime Ana’dır. Dergâhtan mütevellilik maaşı ve evladiyelik maaşı alırım. Her türlü vergi bağışıklılığım vardır. Öşür, hayvan vergisi, arazi vergisi, ev vergisi vermemekteyim. Halife padişah Dördüncü Sultan Mustafa Han Hazretlerinden Efendilik unvanı almışım. Tevellüdüm, [H:] 1185’dir.
Kadı: Memiş bin Habib, sen Esameni söyle.
Cevap: Adım. Habib, Dergâhta görevli Memiş Ağa’nın oğluyum Babam ölünce görevine ben devam ettim. Anam Malhatun, tevellüdüm 1198’dir.
Kadı: Koçar bin Halil İbrahim, sen esameni söyle.
Cevap: Göçerlerin Hacının oğluyum. Anamın adı Hadıca. Dergâhda meydancılık görevi yaparım. Tevellüdüm 1201’dir.
Kadı: Resul bin Derviş Hüseyin, sen esameni söyle.
Cevap: Anamın adı Safiye Cennet, babam Dergah’ın seyisi. Ölünce o görevi bana Çelebiler verdi, ben devam etmekteyim. Çelebinin at arabacısıyım. Adım Derviş Hüseyin. Tevellüdüm 1215’dir.
Kadı: Durak bin Hüseyin Balım, sen esameni söyle.
Cevap: Adım Hüseyin Balım. Anamın adı Safiye. Babam Dergâhın kilerine bakardı, ölünce onun görevini Çelebi bana verdi. Tevellüdüm 1195’dir.
Kadı: Derviş Yusuf sen esameni söyle.
Cevap: Babamın adı Şahkulu. Adım Derviş Yusuf. Dergâhın muhasebe görevini Şeyh Çelebi Hamdullah Efendi bana veridi, ben yapıyordum. Tevellüdüm 1187’dir.
Kadı soruya Hamdullah Efendiden başlar.
Soru: Şeyh Efendi anladık anlamasına, amma öyle kebir-i mühimme bir mevkiin Reisi iken niçün adamlarının Şeriat-ı Muhammedi’ye aykırı ve inkârcı küfür ve kâfirlik durumlarına mani olmadın? Ayrıca beldeyi fesada verdin, Müslüman Askeri Sekban-ı Cedid’i hazmedemedin.
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, adamlarım dediğiniz Oğuz Türkmenlerimizdir, çoklukla köylerde yaşamaktadırlar. Konargöçer olanları da vardır. Onların Şeri’at-ı Muhammedi’ye inkârları ve aykırı halleri yoktur. Sen zan ve şüphe ile söylüyorsun mahkemeye Kadı Efendi. Bu zan da senin içinde küfrü günahdır.
İkaz: Mahkememize hürmet ve kıyam ederek cevap ver.
Soru: Neden Bektaşilerin, yeniçerilerin devletli İslam Halifemize kazan kaldırışına mani olmadınız? Sen neden bunları duyduğun halde Bektaşileri iyiliğe telkin teselli etmedin? Bir de üstüne kasabaya fesadı soktun, küfre girdin? Sen küfür ehli oldun. Bunları nasıl inkâr edeceksin? Anlat bakıyım.
Cevap: Kadı Efendi Hazretleri, sen şunu bilesin, bana inanasın, ben din adamıyım. Hiçbir lahza bile kötülüğe, küfre, fesada pişiva olmam. Kebir-i İslam, Pir-i Horasan Vakfı Mürşidiyim. Bana küfür yüklemenizi, beldeye fesat soktu demenizi ben kabul etmem; Allah ve Peygamberi de kabul etmez. Bugün dünya var, yarın âhiret var, bunu bilesin.
Soru: Padişahımız, devleti İslam, Halifeyi Müslüman Hazretlerine kötü zanda bulunan bir kişi küfrü delalettedir, küffardır. Katledilmesi dinimizin kutsal emridir.
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, padişahlarımıza tarih boyunca bağlılığımızı bildirmişiz. Kan dökmeyen, zalim, gaddar olmayan Halifelerimizin eteğini öpmüşüz. Onların Kadılarına, Mahkemeyi Şeriatlarına hürmetimizi bildirmişiz. Suçsuz yere ahalisini katleden kanını döken kim olursa olsun, reddi mahbup ve matluptan yaddır.
Soru: Şeyh Efendi ne demek istiyorsun? Ağzından baklaları çıkar. Ehli Sünnetiz Elhamdülillah. [Elyazmasından iki satır okunamadı]
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, sizler Sünni ve surette Müslümansınız. Bizler ise sirette, içten, soydan, sulbden, özden muameleten Müslüman’ız. Ehl-i Beyt bendelerine yapılan kanlı katliamlarla, zülüm ve kötülüklerle İslam ve Müslüman olmaya hak ahlakına hiçbir devirde suret Müslümanlığı yakışmamıştır.
Bu Ali Resul’e, Ehl-i Beyt’e işlenen cinayetten sonra kendilerine Müslümanlık adının yakışmadığını görerek bizzat kendileri Sünni adını koymuşlardır.
İslam ve Müslüman demek olur ki, Ali Resulün mübarek ruhuna eziyet olacağından bu kadar tarafıynan kanını dökemez.
Soru: Şeyh Efendi, senin dediğin Ümmeyeoğluları hükümetini geçelim. Dört hak mezhep üzere Abbasoğluları gibi ve dört hak mezhep üzere Selçuklular gibi ve Halife-i Raşiddin nasıl Şeria-ı Muhammediye’yi adaletle İslam’a yakışır adaletle götürmüşlerse bu devleti İslam, Halifeyi Müslüman içinde bulunduğumuz dini Şeriayı da dinin emirleri üzere götürmekteyiz. Şüphe eden kâfiridir. İtirazın var mı? Cevap ver.
Cevap: Kadı Efendi Hazretleri, Birincisi, dört hak mezheb de hak olmaz. Hak birdir, iki de denmez, dört de denilmez. Semavi dinlere mez*heb diyecekseniz Hz. Musa’nın Tevrat’ında ah*kâ*mı vardır. Hz. Davud’un Zabur’unda ise ahkâm Tevrat’a bağlıdır Ayrıca mezhebi yoktur. Hz. İsa da İncil’in ahkâmı vardır. Kuran-ı Kerim’in de İslam ahkâmı vardır. Dört semavi kitapta üç mezhep vardır.
Allah’ın vahyettiği ecdadım Hz. Muham*med’in bizlere tebliğ ettiği İslam’ın bir tek mez*hebi vardır. O da İslam ve Müslüman ahkâmıdır.
Hz. Peygamberin Ali’nin evladına işlenen cinayetlerle kanını döken katilleri asla Müslüman kabul edemeyiz. Suçsuz yere kan dökenler İslam olamazlar.
Senin dört mezhep dediğin kişiler ne Peygamberin yüzünü görmüştür, ne meclisinde bulunmuştur, ne soyu sulbünden gelmiştir. Dinimizde bir mezhep vardır oda İslamdır.
Mensubu olduğum Gürüh-u Naci toplumu olan bizler İslam umdelerini yerine kusursuz olarak getiriyoruz.
Hz. Peygamberin Ali’nin evladının, Ehl-i Beyti’nin kanını döküp katil olan kişiler kendi*lerine İslam adını, Müslüman adını bile yakış*tı*ramamışlar da biz Sünni’yiz demişlerdir. Efendim bu da gerçektir.
Suçsuz yere ahalinin kanını dökmek İsla*mi*yet’le ilişkisini kesmek demektir. Benim savun*mam budur. Kabul etmek, etmemek siz efendime aittir.
Sponsor Reklamlar

Anasır bunu beğendi.
kristal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.06.14   #2
kristal
kristal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
Standart Cevap: Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


Kadı: Kes, kes Şeyh Efendi, bu kadar mantıksız, kaynaksız kitaba mezhebe uymayan kelimeleri söyledin ki kendi dilin ile idam ipini boynuna takmak mı istiyorsun?
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, benim idamdan korkum yoktur. Doğru Müslümanlık yolundayım, doğruyu söylüyorum.
Kadı: Şeyh Efendi, dört halifenin izinden giden Emeviler olsun, Abbasiler olsun, Selçuklu Sultanları olsun Osmanlı Sultanları olsun Sünnetten senetten ayrılmamışlardır. Bunlara dil uzatmak küllühüm kâfirliktir. Bunların izinden gitmeyen zındıktır. Bunların doğru yolda olduklarını kabul edip dille beyan etmen gerekir.
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, kan döken zalim kimler olsa asla Müslüman diyemem. İslam kanını hükümdar tahtı için döken bu saydığın devletlerin hükmettiği topraklarda, Gürüh-ü Naci olan biz Müslüman Oğuzların kanları hiç kurumamıştır. Kan döken zalim için bana Müslüman dedirmek mi istiyorsun? Bizden hiç kimse bunlara Müslüman diyemez! Sünni diye biliriz.
Kadı Efendi çok kızmıştır. Hızlı hızlı demir topuzunu önündeki tunç kafese vurarak,
Kes be seni bi-edeb Şeyh! Şu anda idamının kokusunu almıyor musun? Mahkeme-i Şeria-ı Muhammediyye önünde sebn-i lisandan (sözle hakareten) dolayı ayrıca dayak cezası veririm. Bu konuşmaları daha mahkememiz önüne getirme ağzına da alma. Sonra aklına haa…
Çavuşlara, “Alın alt kata bu Şeyhi” der.
Ertesi Gün



Kadı: Anlat Şeyh Efendi. İdamın kokusunu alıyorsun, değil mi? Benzin de çok bozuk. Şeriatın kestiği yer acımaz.
Kah kah gülüşürler.
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, güruh-u eşkiya olan çavuşlarınız bana geceleri çok zalim, gaddar davranıyorlar.
Kadı: İslam Halifesinin Müslüman Asâkir-i Mansure-i Muhammediye askerlerine güruh-u eşkıya diyemezsin. Yeniçeriler eşkıya gurubu idiler. Cezalarını buldular.
Şeyh: Kadı Efendi Hazretleri, sen Sünni güruhuna İslam dememizi mi istiyorsun? Bizlere hiddet şiddetle kabul ettiremezsin. Asla Müslüman diyemem.
Kadı: Şeyh Efendi, aklını başına toparla, düşün. Elhamdülillah Müslümanız; askerimiz de Müslüman, Mahkeme-i Şeria’mız da Müslüman, Devleti Halifemiz Padişahlığı ülkesi de Müslümandır. Mecbur kabul edeceksin. Ben sana kabul ettirmesini biliyorum.
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, asla acıma hissi olmayan zalim, gaddar, bu kadar merhametsiz kişileri kabul edemem. Hiçbir gerçek eren, eşkıya güruhuna İslam veya Müslüman dememiştir.
İstanbul’da Belgrat Ormanlarında, Istranca Ormanlarında diri diri yakılan on binlerce oğuz Türkmenlerimiz olan Müslümanları yakan şaki nasıl olur da Müslüman adını alır?
Kadı: (Tokmağını tunç zile vurarak bağırdı) Vay dinsiz vay! Sen buraya hesap sormaya gelmedin. İdam olmaya geldin. Gereksiz sözleri söyleme. Adabını takın! Sus!
Konya Kadısı Aksaraylı Abdul Kayyum Efendi (Kibar bir eda ile kadıya rica etti): Şeyhe müsade et, konuşsun; konusunu bitirsin.
Kadı: Şeyh efendi, Şeyh efendi, konuş, konuş dinlenilmesine karar alındı. Devam et.
Hamdullah Efendi: Kerbelâ’da Hz. Hüseyin şe*hit*liğinde, “Kan döken bu şaki güruhu asla İslam olamaz.” buyurmuştur. Ve “Bu şaki güru*huna mahşerde dedem şefaat etmeyecek.” demiştir.
Hz. Peygamberin sevgili kız torunu Zeynep kanlı zalim olanlar için “Eşkıya güruhunu asla İslam, Müslüman adıyla anmayınız” diye bize vasiyeti vardır. Kan dökerek, hiddet, şiddet ile bizlere zor ile Müslümanlığınızı söylettiremezsiniz.
O tarihten sonra gelen erenlerden, evliyalardan, imam veya meşayihten kimse Kerbelâ katillerine ve benzeri olayları meydana getirerek kan dökenlere asla İslam ve Müslüman denilmeyeceğine yeminle bildirmişlerdir.
Kadı: Haddi aşıyorsun Şeyh Efendi. Kadirini kendin ayağımın altına atıyorsun. Sen, biz Sünnet vel cemaat ehline olmayan, bulunmayan kusurunu söylemek için Mahkeme-i Şeria’ya dikilmedin. Devleti İslam Halifeyi Müslüman Efendimize asi gelmiş suçlu kâfir yeniçerilerin taraflısı, suçlarının ortağı olarak dikiliyorsun. Senin Müslümanlığımızı kabul etmen etmemen sünnet ehli oluşumuzun şerefine leke olamaz. Bunu bilesin.
Ertesi gün
Müftü Hacı İlmullah Halim Efendi Soruyor: Şeyh Efendi, mensuplarınız namaz kılmıyorlar. Bu zındık, dinsiz topluluğu neden Ehli Sünnet yoluna iltihak etmelerini emredip, namaza müdavim olmuyorlar? Siz bu zındıkların cezasının verilmesinde izlediğiniz yolu anlatınız.
Cevap: Efendim Müftü Hazretleri, namaz kişinin kendine ait bir ibadettir. Topluluğu ilgilendirmez. Kişi isterse evinde kılar Allah’tan sevabını alır. İsterse kılmaz Allah’ta inkâr etmeyen, kazaya koyana cezasını vermez. Bize de ceza vermek düşmez. Kişi ne kadar Allah’a yaklaşırsa yaklaşır, uzaklaşırsa uzaklaşır. Allah’la kulunun arasına giremeyiz. Bizim der*gâhımızda böyle bir ceza uygulanması yoktur.
Müftü: Vay dinsiz vay! Namaz nasıl ferdi ibadet olabilir? Cemaatle kılmak mecburiyeti vardır. Düzgün sırayla namaza durulacaktır. Hem de o kadar sık omuzlar bir birine dayanacaktır ki şeytan araya giremesin. Sen nasıl namazı kişi yalınız başına isterse evinde kılar istemezse kılamaz dersin? Eeeeyy…
Cevap: Efendim Müftü Hazretleri, camide omuzların sıklıkla birbirine dayanması “Şeytan ileriye geçmesin diyedir” diyerek sizi kandırmalarına inanmayınız. O uygulama Şam Emevi camisinde haksız zalim olan Muaviye ve Yezit veya Emevi hükümdarlarından birisi mihrabda iken bir kişi ileriye geçerek suikast yaparak yaralamasın, öldürmesin diye uyduruk bir tedbirdir. Dinen alakası yoktur. Aynı Şeytan yalanı zamanımızda devam etmektedir.
Müftü: Şeyh Efendi, neden namaz kılmıyorsunuz? Namaz kılarken Kuran okumuyorsunuz? Yaptırılan tahkikatta Türkçe dua ile iktifa ettiğiniz, Kuran okumadığınız anlaşılmıştır. Kuran’ı inkâr ettiğiniz anlaşılmıştır. Bu sorulara ne diyeceksiniz? Mensuplarınız ne söylüyor? Onu anlat mahkememize.
Cevap: Efendim müftü Hazretleri, bizler salât-ı daimdeyiz. Daima Allah’la beraberiz. Salâtı inkar etmiyoruz. Cem cemaatimizin toplantısında Türkçe dua ettiğimiz doğrudur. Bazı Kuran da okuduğumuz vardır. Kuran’ın dua olan kısımları okuruz, mesela Fatiha gibi.
Kuran’ın düşünüp, fikir etmek, ibret almak için geldiğine inanıyoruz. Allah’ın bizlere “Düşünün, ibret alın, tefekkür olun, aklınızın kullanın” ilahi hitabını. Allah’tan aldığımız bu emri gerisin geriye Allah’a göndererek, “Ey Rabbimiz düşün, ibret al, tefekkür kur, hisse al bilesin ki şöyle şöyle oluşlar olmuştur” diye Allah’a Kuran’da geçen olayları anlatmanın ibadet olamayacağına inanıyoruz. Dua olan kısımlarını da okuyoruz.
Müftü: Şeyh Efendi, mahkemeye sapık fikrini anlatma. Kuran’ın hiçbir ayetini diğer bir ayetine tefrik, tercih edemezsiniz. Tümü Allah’ın emridir, sözüdür. Her rekâtta bir ayet okunur. Ayetin manası sizi ilgilendirmez. Manasını anlamadan okunan, uyulan daha sevaptır. Kâfirliğinizi ve küfrünüzü anlatıp durma.
Cevap: Efendim Müftü Hazretleri, Kuran-ı Kerim’in her ayeti Allah sözüdür. İlahi emirdir. Siz Ehl-i Sünnetler bildiğiniz gibi devam ediyorsunuz.
Biz Müslümanlar, hayâ ederiz ki Allah’ın divanına durunca, “Rabbimiz bilesin ki Âdem ile Şeytan’ın, İbrahim ile Nemrud’un, Yusuf’la Züleyha’nın, Musa ile Firavun’un aralarında şunlar, şunlar geçmiştir. Tarihi kıssalarda şöyle şöyle olmuştur” diye Allah’a tekrar hatırlatmak için Kuran okumuyoruz. Amma kendimiz öğrenmek için okuruz.
Biz ayinlerimizde cemaatçe Türkçe olarak Allah’tan istediklerimizi terennüm ederiz ki Kuran’daki tarihi kıssaları tekrar Allah’a hatırlatmaya gerek kalmaz. Biz Allah’tan akşamımızı, sabahımızı, vakitlerimizi hayırlı getirmesini; göklerden hayırlı rahmetler yağdırmasını; yerden hayırlı bereketler vermesini; bekârlarımıza hayırlı evlendirmeler; hastalarımıza şifalar vermesini ve bütün ihtiyaçlarımız için Allah’tan yardım bekleriz.
Sponsor Reklamlar

Anasır bunu beğendi.
kristal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.06.14   #3
kristal
kristal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
Standart Cevap: Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


Müftü: Çok uzattın Şeyh Efendi. Duanızın kabul olmadığı da bellolmuştur. Allah zevalınızı ve belalarınızı tümünüzün birden vermiştir. Dini sapık kimseler olduğunuz meydana çıkmıştır. Ehli Sünnetten olmadığınız için dünyada münkariz, Ahrette Cehennemlik olmuşsunuz.
Kadı: Şeyh Efendi, Şeyh Efendi! Dinsiz Şeyh Efendi! Allah’a şekil vererek, kendinize benzettiğinizi anlat bakalım. Onu nasıl uydurdunuz?
Cevap: Efendim Kadı hazretleri, Allah ayrı, yarattığı âlemler, Arz Semavat ayrı değil. Halik-i Âlem her yerde hazır, nazırdır. Bir yerdedir demek, başka yerde olmamasını söylemektir. Biz dergâhımızda mensuplarımıza Allah kulundan ayrı ve uzaktadır diyemeyiz. Allah kulun aynısıdır da diyemeyiz, gayrıdır da diyemeyiz. Her yer Allahın mülküdür. Her şey Allah’ın tasarrufundadır. Yeryüzünün her yeri Allah’ın malı mülküdür. Kendisi de başında hâzır, nazırdır. Yalnız bir yere, Camiye, Mescide, dergâha Allah’ın evidir, Allah’a yalnız orada ibadet edilir diyemeyiz. Hiçbir yarattığını Allah benzetemeyiz. İşte Allah’tır diyemeyiz. Ama hiçbir yarattığını da Allah’tan ayrıdır diyemeyiz.

Kadı: Şeyh Efendi, Şeyh Efendi, yuh sana be! Dergâhınızda Acem düzmesi söyleyen şairlerinizin En-el Hak dediklerini niye saklıyorsun? İtiraf etsen de saklasan da biliyoruz küllühüm kâfirsiniz. Mahkeme-i Şeria’nın sonunun hayatının da sonu olduğunu bilmiyor musun? Doğruyu söyle, haydı bakalım…
Cevap: Efendim Kadı hazretleri, ölüm hayatın sonu değil. Yaşayış oradan sonra başlayacaktır. Babam Feyzullah Efendi ve Dedem Şiri Bektaş Efendi yüzlerce nefes, düvazimam söylemiştir. Bu fakır Çelebi Hamdullah da yüzlercesini söylemiştir dergâhlarımızda, toplantılarda söylenmektedir. Kişi Hakk’a ulaşmak için yetiştirilir.
Talkınlarımızla Hakk’a ulaşmak olur, ama kul Hak olamaz. Yaratılan kalkıp da bir arz, bir semavat, ayrı bir âlem yaratmaya kalkışamaz. Böyle bir iddiada eden hiç olmamıştır. Olsa bile deli diye oradan uzaklaştırırız.
Kadı: Şeyh Efendi, vaktiyle şu konuşmanız duyulmuştur: “Bu Şeriat hükümleri zamanımıza göre değişmesi gerekir.” Bu lafınız küllühüm kâfirliktir. Kâfirin katli vaciptir.

Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, demedim, amma desem de küfür olamaz, çünkü mecelle, dinimizin temeli olan Kuran-ı Kerim’den alınmış kabul edersiniz. Bu kadar geniş kanun maddeleri vardır. Bu maddeler tam Kuran ayetlerinden alındığı halde belki de yetmiş defa değişmiştir. Bunu siz de bilirsiniz. Bütün fıkıh âlimleri de bilir ki şu anda maddelerin ihtiva ettiği kanunu konular Kuran-ı Kerim’in hiçbir ayeti ile tıpa tıp uyuşamaz. Çekişir durur.
Sizin dinimiz dediğiniz konular, mahkemede ve şeriatı şerifin içinden ayıklanmış sıyrılmış çıkmıştır. Şimdi siz Müslüman adına, dinimiz adına dediğiniz doksan dokuz konu sayılsa bir tanesi dinimiz adına hayatımızla alakası yoktur.
Bu küfür olmuyor da “Bizzat Allahın Resulü içinde de olsa zamanımıza göre ayetlerin hükmünü değiştirdi” sözümüz mü küfür oluyor?
Zaten Kuran demiyor mu ki anlayasınız diye Arap olduğunuz için Arap lisanı üzere bu Kuran’ı size indirdik. Akıl edin, akıllı olun, akıl sahiplerine Kuran’da iyiliği, kolaylığı indirdik demiyor mu? Oğuzlarımızın bunu anlaması için Arap mı olmasını istiyorsunuz?
İnkâr etmemek şarttır. Bu şarta göre namaz kılmayan inkâr etmediği müddetçe kâfir olmaz, katli de vacip değildir. Amma siz savmü salât etmiyor diye Oğuzlarımızdan çoğunu idam ettiniz.
Müftü: Sus, sus günahkar oluyorsun
Kadı: Tabii ki katli vaciptir.
Cevap: Kadı Efendi Hazretleri, eğer katli vacip olsaydı salâtın kazası olmaması gerekirdi, çünkü salâtın kazası vardır.
Kadı: Hacca gitmek ömründe hali vakti yerinde olana farz, gitmeyen kâfirdir. Katli vaciptir. Salât ve Savm (namaz ve oruç) da terk edenin katli tabii vaciptir. Kadı bağırarak kâtibine “Hacı Mevlana İsmail Efendi, Şeyhin konuşmasını yasaklıyorum. Ne derse asla yazma” dedi.
Ertesi günü
Sponsor Reklamlar

Anasır bunu beğendi.
kristal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.06.14   #4
kristal
kristal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
Standart Cevap: Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


Kadı: Şeyh Efendi, sen ve mensuplarınız, Ebubekir’in Ömer’in Osman’ın sırası ile sevilmesi gerekirken ilk üç Halifeleri sevmeyip atlayarak Hz. Ali’yi sevmenin günah olduğunu bilmiyor musunuz?
Ehli Sünnet vel Cemaatin kabul ettiği ayetle, hadisle beyan edilen yoldan niçün sapmaktasınız?
Dinimize göre Ebu Bekir’i Ömeri’i Osman’ı sevmemek küfür ve kâfirliktir. Kâfirin katlı vaciptir. Eey?
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, Hz. Peygamberimiz buyuruyorlar ki benim ashabım gökteki yıldızlara benzerler. Hangisine uyarsanız yönünüze ve yolunuza rehberlik yaparlar. “Geceleri çölde kalan kişiye yıldızlar yönüne gideceği yoluna rehberlik ederler.” Hadisi gereğince fakir ve mensuplarımız olan Oğuzlarımız Hz. Ali’ye öncelikle uyuyoruz, seviyoruz. Biz Müslümanların Hz. Ali’yi bütün ashabın üstünde sevmemiz Allah’ın emriyledir. Hz. Muhammed’in gerçek hadislerine dayanmaktadır.
Ashab olsun, ümmetten olsun, kan döken katilleri biz Müslümanlar sevmeyiz, çünki Allah Kuran-ı Kerim’inde “Lanetullahı alel kavmin kâfirin” buyuruyor. “Lanetullahı alel kavmin zalimin” buyuruyor.
Hz Ali’nin ve Ehl-i Beytinin masumluğuna inanıyoruz. Hz. Peygam*berden sonra en çok sevdiğimiz kişiler olmaktadırlar.
Müftü: Şeyh Efendi, Şeyh Efendi, iyi anla! Ashabı bölüp bir kısmını, Ebu Bekir’i, Ömer’i, Osman’ı sevmeyişinden senin katlin vaciptir. Bunu bilesin ya Şeyh Efendi!
Kadı: Şeyh, sen beldeyi fesada verdiğin zaman Sekban-ı Cedid’e selb-i lisanda bulunmuşsun. Bu hususta aleyhinde şahitlerini dinlemişiz.
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, Sekbanı Cedid[1] adını duyduğum gün idi. “Sekban-ı Cedid’in yeni av köpeği bakıcısı kimseye söylendiğini duymuştum” dediğim doğrudur. Farsçada sekban-ı cedid, av köpeği bakıcısı demektir. Lügate bakabilirsiniz.
Müftü: Senin tasvip ettiğin katledilen dinsiz Yeniçerilerin içinde yer alan Sekbancıbaşıyla karıştırmışsın Şeyh Efendi. O yakıştırma seninkilerin adıdır… O da biline.
Kadı: Şeyh Efendi doğru söyle, vakfınızın bulunduğu dergâhta mensuplarınızın toplantılarında kimlere lanet edersiniz? Muaviye ve Yezit’e lanet eder misiniz?
Cevap: Kadı Efendim Hazretleri, suçsuz yere topluca ahalinin kanını dökenlere lanet ediyoruz. Hz. Peygamberimizin Ali’nin evladının Ehl-i Beytinin kanını döken Muaviye’ye, Yezit’e lanet ediyoruz. Yezit’in yaptığı o şenaati tensip eden, hafife alan, beğenenlere de lanet ediyoruz.
Kadı: Şeyh Efendi, Allah tövbe edenin günahını af eder. Siz küfrü kebir günahı kebir üzeresiniz. Yezit ve Muaviye ölmeden tevbe etmiştir. Allah onları af etmiştir. Böyle bilesin, var mı diyeceğin?
Cevap: Efendim Kadı Hazretleri, Allah, Hz. Hüseyin katlinden Yezid’i, Muavye’yi af ederse onlara lanet ettiğimizden dolayı bizleri de kolayca af eder. Sen bizleri boşa küfür ve günahkârlıkla suçluyorsun. Bu da biline.
Sponsor Reklamlar

Anasır bunu beğendi.
kristal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.06.14   #5
kristal
kristal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
Standart Cevap: Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


Ertesi Gün

Kadı, solunda oturan çok haşmetli Müftü Efendiye de soru sorma hakkı verdi.
Müftü: Şeyh Efendi, Müslüman’ım dersiniz. Ehli Sünnet takvası üzere tevbe estağfurullaha devam edenin günahlarının af olacağına inanmıyor musun?
Cevap: Müftü Efendi, kişi işlediği günahı tevbe ile af ettiremez. İhlal edilen şeyi yerine getirmedikçe, döktüğünü doldurmadıkça, ağlattığını güldürmedikçe, yıktığını yapmadıkça, zararı ziyanı tazmin etmedikçe tövbeye devam etmekle, işlenmiş günah af olacağına biz Müslümanlar inanmayız. Allah af edecekse eder, O’na da mani olunmayacağına inanırız.
Müftü: Şeyh Efendi, Ürgüp Ihlara tarafından gayrimüslim mücriminin keferelerin dergâhınıza gelip ayinlerinize bile katıldığı, onlarla hoş sohbet ettiğiniz duyulmuştur. Ayetlerle hadislerle muteberdir, keferelerle dost olmanın günah olduğu bilinir. Ayrıca Müslüman olmayanın Cennet’e gitmeyeceği bilinir. Bu kişilerle nasılda dostluk kurarsın? Bu işlediğin cürüm katlini gerektirir. Günahtır. Bu olaylara itirazın var mıdır?
Cevap: Müftü Efendi Hazretleri, Kadı Efendi Hazretleri. Biz Müslümanlar siz Ehl-i Sünnetler gibi düşünmüyoruz. Bir defa: Gayr-ı müslümler Ürgüp’den değil, Kudüs tarafından, Kudüs Muhafaza Paşası Ahmet Paşa ile beraber Hünkâr Hacı Bektaş Veli Mukaddes Hazretlerinin türbesini ziyarete gelmiş ümeralardır. Sıfatı mukaddes Ahmet Paşa ile çokluk kurup gayr-ı müslüm başlarında Ahmet Paşa Hazretleri ile geldiler Üç gün misafirimiz oldukları doğrudur. Siz Ehli Sünnet cemaati de bilirsiniz ki biz Müslümanlar misafire çok değer veren Oğuz Türkmenleriyizdir. Misafirperverliğimizi siz Ehl-i Sünnet cemaati kişiler de tarihlerce takdir etmişsinizdir.
İkincisi, biz Müslümanlar dergâhımızda din ve mezhep ayrımı yapmayız. Kişiye memleketine bakılmadan hürmet edilir.
Üçüncüsü, bizim dergâhımız mensuplarımızın görüşü kişilerin din ve mezhebine bakılmadan her iyi insan, her iyi güzel ahlaklı insan Cennet’e girecektir diye inanıyoruz
Sponsor Reklamlar

Anasır ve kalendercan bunu beğendiler.
kristal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.06.14   #6
kontratak
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Oct 2013
Nereden: İSTANBUL
Mesajlar: 64
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


BU Hamdullah Çelebinin yargılanması ve cemalettin çelebinin Atatürkle çay kahve içmesi meselesini Hacıbektaş mürşidi olan Abf liler tarafından Serçeşme ilan edilerek Alevilerin dini lideri olduğu ima edilen veleyettin ulusoy Bu 2 HUSUSu anlatmaya bayılır.Bütün röpörtajlarını bu iki meseleye bağlar.Bilhassa Çay kahve hikayesi büyük keyifle anlatır.Gazeteci Alevilikle ilgili bir soru sorar çay kahve meselesine başlar röpertaj Alevilik A si geçmeden biter.Şimdi bu yargılamayı sanki çok önemli bir şeymiş gibi anlatıyorlar.Yahu dönemin bektaşi postnişi 1826 lı yıllarda her şehir ve kasabada bektaşi tekkesi dergahı vs varken devllette o denli gücü olan bir inancın önderini Adamlar yargılamaya cüret ediyorlar.O zaman balkanlar osmanlıdan ayrılmadan önce bu tarikatın gücü daha bir fazlayken Bu tip saçmalıklar yaşanıyorsa demekki bunun en önemli müsebbibi bu şahsiyetlerdir.son 200 300 senede 2 mahmuttan bu yana Alevi ve bektaşilerin uğradıkları zülmlere karşı hiçbir şey yapmamışlardır.Bektaşileri Adeta kurbanlık koyun yapmışlardır.
Cemalettin çelebi Atatürk çay kahve içtiğinde Alevi bektaşi toplumuyla ilgili bir talebi olmamıştır.biz savaşa gidecez ya sonra ne olacak sorusunu dahi sormamıştır.1926 yılında Tekke ve zaviyeler yasası bektaşi tekkeleri ve dergahlarını kapataraktan Cemalettin Çelebiye TOKat gibi bir cevap vermiştir.Bu yasayla Türkiyede Bektaşilik bitmiştir.Bu yasanın sadece bektaşilik ortadan kaldırmak için çıkarıldığını gerçeğini çarpıtmak için işte sünni tekkelerde kapatıldı hikayesi analtılıyor.Halbuki tekke kapandı .tekkeler oldu cami şeyhler oldu müftü vaiz.Bektaşiler ne oldu.3 5 TANE DERGah istanbulda köyden gelen Alevilere kaldı ya diğer dergahlar ve bektaşiler ne oldu ???
Bu olay neticesinde türkiyedeki bektaşilerle BALKAnlardaki bektaşilerin bağlantısı kayboldu.Oradada ciddi zayıflama oldu.Alevi toplumunun şehirli sınıfı yok olduğu için.Aleviler 1990 lara kadar köylü olarak kalıp kendilerini hiçbir alanda geliştiremediler.İşte vaziyet böyleyken çelebiler ve ulUsoylar IN Kendilerinede faydası yok Alevi toplumunada bu tarihsel savunma ibret olsun.Dergahta birlik diye bir çalışma varmış .HAcı bektaş dergahı postnişi Veleyettin Ulusoy etrafında bir birlik sağlanacakmışta şöyle böyle olcakmışta...Bunların vakti geçti.BU zihniyet Alevi toplumuna yine eziyet ettirir.Herkes kendi işine baksın.Emekli devlet memuru lütfettiği kadar biz Alevi olmadık.Aynı hatalarada düşmeyeceğiz.Hiçbir Aile bizim adımıza karar veremez.Sayfılarımla.
Sponsor Reklamlar

Anasır bunu beğendi.
kontratak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.06.14   #7
Cem Sultan
Cem Sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: izmir
Mesajlar: 218
Rep Puani : 30
Standart Cevap: Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


kontratak Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
BU Hamdullah Çelebinin yargılanması ve cemalettin çelebinin Atatürkle çay kahve içmesi meselesini Hacıbektaş mürşidi olan Abf liler tarafından Serçeşme ilan edilerek Alevilerin dini lideri olduğu ima edilen veleyettin ulusoy Bu 2 HUSUSu anlatmaya bayılır.Bütün röpörtajlarını bu iki meseleye bağlar.Bilhassa Çay kahve hikayesi büyük keyifle anlatır.Gazeteci Alevilikle ilgili bir soru sorar çay kahve meselesine başlar röpertaj Alevilik A si geçmeden biter.Şimdi bu yargılamayı sanki çok önemli bir şeymiş gibi anlatıyorlar.Yahu dönemin bektaşi postnişi 1826 lı yıllarda her şehir ve kasabada bektaşi tekkesi dergahı vs varken devllette o denli gücü olan bir inancın önderini Adamlar yargılamaya cüret ediyorlar.O zaman balkanlar osmanlıdan ayrılmadan önce bu tarikatın gücü daha bir fazlayken Bu tip saçmalıklar yaşanıyorsa demekki bunun en önemli müsebbibi bu şahsiyetlerdir.son 200 300 senede 2 mahmuttan bu yana Alevi ve bektaşilerin uğradıkları zülmlere karşı hiçbir şey yapmamışlardır.Bektaşileri Adeta kurbanlık koyun yapmışlardır.
Cemalettin çelebi Atatürk çay kahve içtiğinde Alevi bektaşi toplumuyla ilgili bir talebi olmamıştır.biz savaşa gidecez ya sonra ne olacak sorusunu dahi sormamıştır.1926 yılında Tekke ve zaviyeler yasası bektaşi tekkeleri ve dergahlarını kapataraktan Cemalettin Çelebiye TOKat gibi bir cevap vermiştir.Bu yasayla Türkiyede Bektaşilik bitmiştir.Bu yasanın sadece bektaşilik ortadan kaldırmak için çıkarıldığını gerçeğini çarpıtmak için işte sünni tekkelerde kapatıldı hikayesi analtılıyor.Halbuki tekke kapandı .tekkeler oldu cami şeyhler oldu müftü vaiz.Bektaşiler ne oldu.3 5 TANE DERGah istanbulda köyden gelen Alevilere kaldı ya diğer dergahlar ve bektaşiler ne oldu ???
Bu olay neticesinde türkiyedeki bektaşilerle BALKAnlardaki bektaşilerin bağlantısı kayboldu.Oradada ciddi zayıflama oldu.Alevi toplumunun şehirli sınıfı yok olduğu için.Aleviler 1990 lara kadar köylü olarak kalıp kendilerini hiçbir alanda geliştiremediler.İşte vaziyet böyleyken çelebiler ve ulUsoylar IN Kendilerinede faydası yok Alevi toplumunada bu tarihsel savunma ibret olsun.Dergahta birlik diye bir çalışma varmış .HAcı bektaş dergahı postnişi Veleyettin Ulusoy etrafında bir birlik sağlanacakmışta şöyle böyle olcakmışta...Bunların vakti geçti.BU zihniyet Alevi toplumuna yine eziyet ettirir.Herkes kendi işine baksın.Emekli devlet memuru lütfettiği kadar biz Alevi olmadık.Aynı hatalarada düşmeyeceğiz.Hiçbir Aile bizim adımıza karar veremez.Sayfılarımla.

Pir Sultan Abdal'ı da zamanın kadısı sorguya cekti ve idamına karar verdi. Sorgulanan veya bir sekilde ölümüne karar verilen o kadar cok alevi önderi var ki bu onların eksik veya hatalı oldugundan degildir. Hamdullah Çelebi'de Pir Sultan Abdal'da savunmasını başı dik bir sekilde vermistir ama karsılarında akıl mantık ve vicdan yoksunu insanlar oldukca agızlarıyla kus tutsalarda sonuc degismeyecektir.
Ayrıca alevilerin basına bela olan kadılık sistemi ve sunni yobazlıgın kaynagı olan tekke ve zaviyelerin kapanmasına tabikide onay verilecekti. Sanki tekke ve zaviyeler kapanmasaydı siz gidipte bir Bektasi tekkesine kayıt mı olacaktınız da bu kadar hayıflanıyorsunuz Bektasi tekkeleri kapandı diye sadece siz degil bugün alevilerin büyük bir bölümü zaten cemevlerinden ve dedelerden uzaktır.
Sponsor Reklamlar

Anasır bunu beğendi.
__________________
"Biz Ehl-i Beyt’i Rahmeten lil âlemin’den ve Şecere-i Nübüvvet’teniz. İlim ve hikmet menbaı, ilim ve irfan madeni olduğumuzdan halkın belâsını çekeriz. Çünkü halkı Hakk’a davet ederiz."
(İmam Bakır)
Cem Sultan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.06.14   #8
kontratak
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Oct 2013
Nereden: İSTANBUL
Mesajlar: 64
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


Cem Sultan bırak Başı dik kadı önünde hesap verme hikayesini esas meselede birisi seni kantara çekiyor.Sen niye çekemiyorsun senin niye devletin askerin paran vs yok esas mesele budur.Tekke ve zaviye kapandı yobazlık bitti mi bitmedi.Kaldıki 1926 da hangi tarikat varsa onlar içlerinden kendi ibareleriyle 10 larca ekol çıkardılar.Yani zaviyenin tabelası cami oldu diye içlerindeki hoca ve camaat değişti mi hayır.Ama dönemde şehirlerde olan Yüzlerce bektaşi tekkesi ve dergahının kapatılması bektaşiliği bitirmiştir.Bugün Sadece istanbulda istanbulun yerlisi diyebilceğimiz yüzbinlerce bektaşinin olması gerekirken bugün sayıları bir elin parmaklarını geçmiyor.Sen istediğin kadar yobazlık edebiyatı yap .Dönemin şeyhlerini veya onların çocuklarını diyanet sistemi altına almayla sadece sen bizi gör bizde seni görelim mantığı devam etmiştir.Dönemin siyasi iktidarı varlığını devam ettirebilmek için klasik devlet anlayışı olarak Alevi toplumunun sırtına binmiştir.
Kaldıki Bektaşi tekkesine üye olacakmıydım evet olacaktım nasıl olacaktım.Bugün Alevi toplumun %99 köylü ben 1960 larda köyden istanbula göç ettim göç edeceğim yer .Bektaşi dergahının olduğu ve orda yaşayan bektaşi semti mi olurdu.yoksa sıradan bir istanbul semti olurdu.Ben o bektaşi semtine göç ettiğimde sıkıntılarım en alt düzeye inecek ve ben ekonomik siyasi ve sosyal hayata rahat adepte olabilecektim.Bu diğer iller içinde geçerli.1990 larda bu ülkede bağlama taşıyor diye sopa yiyen bir sürü insan var.Eğer bizim bu denli köprü diye tabir edebileceğimiz bektaşi toplumu olsaydı bugün biz ekonomik olaraktan çok mesafe katederdik.Ama bugün nasıl.şehirleşmeden dolayı orta sınıf görüntüsü veriyoruz Ama Bir gıdımda ileriye gidelemiyor Her Alanda çekingenlik diyelim korkma diyelim diyelimde diyelim bir pasiflik var.BUGÜN milletin dalga geçtiği örgütçü solcular bile bizim içimizde at koşturabiliyorlar gerisini saymıyorum bile.Yani Cem SULTAN döneminSafsatalarını büyük bir şeymiş gibi anlatma.
Sponsor Reklamlar

Anasır bunu beğendi.
kontratak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.06.14   #9
kristal
kristal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 714
Rep Puani : 65
Standart Cevap: Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


kontratak yani mantığın ne kadar düz bir mantık.
okusana iyicene bir hamdullah çelebinin cevaplarını.sana boş bir adamın sözleriymiş gibi gelmişse birşey diyemiycem.bu snn sorunun.

atatürk tekkeleri vs kapatmışsa vardır bir bildiği.

ayrıca cemalettin çelebinin sormadığını nereden biliyorsun.


Sponsor Reklamlar

Anasır bunu beğendi.
kristal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 16.06.14   #10
kontratak
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Oct 2013
Nereden: İSTANBUL
Mesajlar: 64
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Hamdullah Çelebi şeriat mahkemesinde


Kristal ben diyaloğun içeriğiyle ilgili bir yorum yapmışmıyım hayır.Benim ifadem dönemin büyük inanç önderi olan şahsiyet keyfi mahkemeye çıkartılabiliniyor.Yani bu Alevi bektaşi toplumu adına hangi zamanda olursa olsun bir acizliktir.Bunun sebeblerinide izah etmişim.
Kaldıki Atatürk ün bir bildiği varsa netice nedir bunu söyle bakalım ?Senin kOcaman kafana göre Milyonlarca bektaşinin olması gerekirken bu insanlar nerede ?. cEMALAttin ÇELEbi sorsaydı VEleyettin Ulusoy bunu ballandıra balllandıra anlatırdı sen müsterih ol.
Sponsor Reklamlar

Anasır bunu beğendi.
kontratak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kalender Çelebi Pir Mehmet Alevi Dedeleri - Pirleri - Ocakları 1 29.10.11 22:20
Hamdullah Çelebi Hakkında Uydurma Senaryo TARAFSIZ Alevi Araştırmaları 2 05.05.11 17:10
şeriat ve kadın Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 1 07.02.11 10:27
Hamdullah Çelebi'nin savunması Dede-baba Alevi Kitaplari 22 09.05.10 14:32
Çelebi Ağa Turbesi Alevi Turbeler 0 07.09.09 16:57






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2