Sponsor Reklamlar


Alevilik, Maveraünnehir’deki yorumdur

 Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Nedir ? Alevi Tarihi... Forumunda Bulunan  Alevilik, Maveraünnehir’deki yorumdur Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç4Beğeni
  • 1 gönderen jetlii11
  • 1 gönderen cangibi62
  • 2 gönderen jetlii11

 
Seçenekler
Alt 05.05.11   #1
jetlii11
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: istanbul
Mesajlar: 581
Rep Puani : 12
Standart Alevilik, Maveraünnehir’deki yorumdur


İslam, üç büyük yorumla hayat bulmuştur:
*Arap kavimlerinin yorumu: Sünnilik
*Fars kavimlerinin yorumu: Şiilik
*Türk kavimlerinin yorumu: Alevilik

Tek tanrılı semavi dinlerde olsun veya çok tanrılı dinlerde olsun, din, iki ana kaynaktan beslenmiştir:
*Örf (Kamu vicdanı) *Nas (Kitabi kaynak)
Örfüyle bağdaşmayan din, yaşam hakkı bulamaz. Her inancın beslendiği kültürel kaynakları vardır.

Alevilik; tarihi gelişimi ve zaman süreci itibariyle; Kur’an’ı Kerim ve onu hayatlarında uygulayan Ehl-i Beyt soyunun, Maveraünnehir’deki Türk kavimlerine ilk elden anlatımı – yorumu - uygulaması sonucu hayata aktarılan, bu gayretlerle gerçekleşen ve göçler sonucu, Küçük Asya denilen Anadolu’da hayatiyet ve gerçek kimliğini bulan, Viyana’ya kadar giden İslam anlayışının adıdır.

Arap çöllerin de, İslam’ın yüce peygamberinin ailesine bile yaşam hakkı tanınmayan, kılıç kokan, kin ve kan kokan, zulüm olan inanç, nasıl oldu da Anadolu da buram- buram insan sevgisine dönüştü?

Ve nasıl oldu da merkeze insan konulup, Allah’a giden yol insandan geçer anlayışı hâkim kılındı? Nasıl oldu da “İncinsen de incitme” kalıbına sokuldu? Nasıl oldu da İslam = Sünniliktir anlayışı topluma hakim kılındı?

Allah’a ulaşmak, O’na yolculuk etmek için, kurallar ve şekiller içinde tek tip insan yaratıldı beynimizde. Oysa Allah, hepimizi farklı özelliklerle yarattı. Hepimizin aynı olmasını dileseydi, öyle de yapardı. O fark¬lılıklarımıza saygı göstermezsek, inançlarımızı başkalarına dayatmaya kalkarsak, o ilahi nizama da karşı çıkmış oluruz. O yüce yaratan; “Dinde zorlama ve tiksindirme yoktur,” diye mesaj vermiyor mu?

Her türlü kötü niyetlerin içinde olan insan, Allah’tan rahmet dileyemez. Dilese de, yaptıklarıyla diledikleri birbirinin zıddı olacağından bir anlamı olmayacaktır.

İşte Aleviliğin İslam yorumu burada ortaya çıkıyor. İslam’ın doğru yorumu budur. Niçin, doğru yorumdur? Çünkü, İslam son dindir, artık başka din gelmeyeceğine göre, o din tüm alemi kucaklamalıdır. Çünkü, Allah, “Rabbül Alemin”dir. Yani “Alemlerin Rabbi”dir. Onun son peygamber olarak gönderdiği Hz. Muhammed Mustafa da “Alemlerin rahmeti”dir. Son peygamber aleme gelmiştir. (Oysa diğer peygamberler kavimlere gelmiştir.)

Bu mesaj tüm insanlığadır.Yalnız, Arap’a, Türk’e, Laz’a, Çerkez’e değil, tüm insanlığadır.
Herkesi kucaklamayacak şekilde yapılan yorumların tümü yanlıştır.
İşte Türk kavimlerinin özelliği, bunu keşfetmiş olmalarıdır.

Bu görüş, Hz. Muhammed’den, Hz. İmam Ali’den ve Şah Ahmet Yesevi’den gelmiştir. Onun için Asya kavimlerinde o yırtıcı, vahşi, barbar sanılanlar aslında en uygar, en hümanist, en insancıl, insanlığı en fazla kucaklayanlardır.

Bu mesajı, herkes kendi aklınca, kendi kapasitesince algılar. Bunu algılarken de o akla algılama biçimini ve kapasitesini veren, içinde yaşadığı toplumun koşullarıdır. O kişinin örfleri, o kişinin teamülleri, o kişinin yapısı ve bu yapının algılamada ki rolünü inkâr etmek, göz ardı etmek mümkün değildir.

Mümkün olamadığı için de Arap kavimlerinin kendi içlerinde dahi Kuran-ı farklı yorumlamaları ne kadar olağansa, o coğrafyadan uzaklaştıkça, yani Kuran’ın indiği bölgenin dışına çıkıldıkça, Maveraünnehir’e, Horasan’a, İran’a, Anadolu’ya gelindiğinde, farklı yorumlara tabi olması da kaçınılmazdı ve de böyle olmuştur. Özellikle yüzyılı aşan bir süre geçtikten sonra, Maveraünnehir’deki Türk kavimlerin Kuran-ı Kerim’i kabul etmeleri, İslam olmayı kabul etmeleri, yine bu Tanrı mesajını temel veriden hareketle; örfü adeti geleneği, teamülü çerçevesinde Kuran-ı Kerim’i algılaması kaçınılmazdı ve öylede oldu. O tarihte Maveraünnehir de saz vardı, bugünde var. Semah vardı, bugünde var.

O semahlarla, sazlarla Kuran-ı Kerim’i aynı kavimlere intikal ettirmeleri gayet doğaldır. Daha doğru algılamaları ve yorumları da doğaldı. Çünkü Hz. Muhammed’in peygamber olmasına rağmen, Arap Yarımadası’nda bulunduğu coğrafya ve halk içerisinde Kur’an mesajlarını verirken, o halkın kendi örflerinden sıyrılarak, Tanrı mesajını Tanrı’nın istediği şekilde algılaması şansları çok daha zayıftır.

Çünkü örf, ilk günlerde çok daha güçlüdür. Mesajın örfün üstüne çıkarak yeni alışkanlıklar getirmesi, son derece zordur.

Örnek olarak kadını verebiliriz: Kadın, bir hiç olarak kabul edilirken, bir meta bile kabul edilmezken, orta malı sayılırken, tek eşli evlilik olmalı, ya da kadın erkekle aynı yerde, aynı değerde olur dendiği zaman, İslamiyet’in orada yaşama şansı olamazdı. Ancak halkın içine sindirebileceği, kabul edebileceği bir noktaya kadar yaklaşımı benimsetebilir ki aynen de böyle olmuştur. Arap kavimlerinin evliliği dört kadına indirgemiş olması, o günün şartlarında olağanüstü büyük bir değişim olarak görülmelidir. Hz. Muhammed, ihtilalcidir, her peygamber gibi yeni şeyler getiriyor, temel esaslar getiriyor. Arap kavimlerine göre kadın, bir meta bile değilken, istenildiğinde kolayca boşanılıp sokağa bırakılırken, Maveraünnehir’de kadın bir hatundur.
Hakan vardır; ama yanında da hatun vardır.
Kadınla ilgili Kuran’da ki hükmün oradaki yorumuyla, Arabistan’daki kadın yorumu birbirinden farklıdır. Farklılık derken bunu kastettim.

Prof. Mehmet Aydın’da şöyle der: “Kur’an’ı Kerim bir yorumdur. “Dünyayı algılama ve açılama” yöntemi olarak zaten özünde bir yorumlama gayreti olduğunu, ayrıca vahyin dünyevi bir dilde (Arapça) insanlığa ulaştırıldığı andan itibaren de o dilin içinde şekillendiği Arap Kültürünün kalıpları içine girdiğini, zaman ve Kültür ile yoğrulmamış bir dinin varolması mümkün olamayacağını, hali ile Anadolu Toprakları da dini kendi kültürü ve şartları içinde yoğurdunu,” belirtiyor.

Dr. Ergün Yıldırım’da, “İslam’ın bizzat Osmanlıda uğradığı yorum değişikliklerini vurguluyor. Örneğin İslam, Anadolu’ya yerleşmek için Cengaverlik ruhu öne çıktı, ama yerleşince yerini sükun ve huzura bıraktı,” der.
İslam’dan önce Türkler Şamandı. Şamanlıkta Tek Tanrı inancı vardı. Putlara tapma ilkelliği yoktu. Doğanın bütün varlıklarına saygı ve sevgi vardı. Tek eşlilik vardı. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömme ilkelliği yoktu. Arap yarımadasında müzik, heykel ve benzeri insanlığın yüce duygularının en asil ve kalıcı belirtileri yasaktı.
İşte onun için Türklere peygamber gelmedi. Çünkü, Peygambere muhtaç olacak kadar ahlak düşüşüne uğramadığı için böyle bir zorunluluk doğmamıştır.
Kur’an’ın Arapça olması Arabı cahiliye ve karanlık utancından kurtarmak için anladıkları dilde gelmiştir.
Türk ulusunun binlerce yıllık örf ve adetleri, kültür, inanç ve töreleri ile beraber Anadolu’ya geldi. Anadolu bu yorumla İslam’ı benimsedi.
Alevilik, Türk kültür, inanç ve töresinin ağırlığı ile İslamlaştı.

Ana dilin önemi:


ANADOLU’YA Hacı Bektaş Veli Kucağına “Aslanla Ceylanı” alarak, yani güçlüyle güçsüzün birliğini sağlayarak gelmiştir.
Adı; Türk yurdudur ama, Türkçe konuşulmamaktadır.
Devletin dilini devletin yurttaşı anlamamaktadır.
Devletin başındaki kişilerin ismi; “Keyhusrev, Keykubat, Keykavus” v.s. dir. Sanki acem yurdudur. Adına da Selçuklu Türk Devleti deniliyordu. Medreseler vardı ama, onlarda Farsça, Arapça yani, halkın diliyle ibadet yapmıyorlardı. Halkın diliyle konuşmuyorlardı. Aristokrat ailelere hitap ediyorlardı.

İşte o erenler, O rahmet insanları halkın arasındaydılar.
Horasan erenleri deniliyordu. Halkın diliyle konuşuyorlardı. Ve halkın diliyle ibadet ediyorlardı.
Tarihçi Cemal Kutay “Türkçe İbadet” kitabından “Karluk Türklerinin Göktanrı’ya yakarışını şöyle dile getirir;
“Ey Göktanrı beni duy,
Yakarışıma sana ulaşma gücü ver
Toprağımda yeşillikler sararmasın
Atım, davarım susuz kalmasın
Ürünüm solmasın, başsız kalmasın
Sönmesin obamın çırası
Gücüm aşım azalmasın
Sana ulaşmış ellerimi
Boşta bırakma Göktanrı
Korumadan yoksun bırakma bizi
Eksiltme azığımızı, dileğimizi
Bozdurma dirliğimizi, birliğimizi
Koru budumuzu, töremizi…”

Duayı böyle yazdıktan sonra Cemal Kutay sorar:
“Hepinizden, vicdanınızı, sağduyunuzu, aklınızı hakem yaparak şu soruya cevap rica ediyorum: Beşbin yıllık bu şaman duasını mı yüce Tanrı’ya YAKARIŞ olarak selamlıyorsunuz, yoksa anlamını, kaynağını, felsefesini, özellikle geçmişinizin dokusu “doğa gerçekleri”yle ilgisiz Arapça dualarını mı anlıyor, benimsiyor, yüreğinizde iz buluyorsunuz?

Tanrı aşkına, kaynağı meçhul günah korkusunu silerek cevap veriniz lütfen… Cevap veriniz.”
Bir ulus kendi dilini konuşmuyor, kendi diliyle ibadet etmiyorsa farkına varmadan konuştuğu ulusun kültürel değerleriyle beslenir ve şekillenir. Kültürel erozyona uğrar. Aynen Arap kültürüyle, Türk halkının Vahabileştirilmek istenildiği gibi.

Sonuç olarak:
Etnik köken olarak Alevilik= Türklüktür anlamını çıkartıp ırkçı bir yaklaşımla algılanıp değerlendirilmemelidir. O zaman Balkanlardaki ve dünyanın birçok bölgesindeki Alevileri / Bektaşileri reddetmek mi gerekir? Singapur’un Moro adasındaki Türk olmayan ama kendilerini Alevi olarak tanımlayan insanları nereye yerleştirmek gerekiyor? İnanç bireyin bir iç dünya olayıdır. Bir Alevi nasıl Sünni olabiliyorsa, bir Sünni’de Alevi olmasında hiçbir sakınca olmamalıdır. Doğrusu da budur. Aleviliğin misyonerliği olmadığı için bu kavram yanlış tanımlanmıştır. Kabul edilse de – edilmese de kişi inancını kendi iç dünyasında yaşayacaktır. Kültür olarak Alevilik, Türk örf ve adetleriyle İslam’ın yüce değerlerinin benimsendiği ve Mevareünnehir’den birçok coğrafyaya yayıldığıdır. Bütün dinler insana gelmiştir. İnsan olgunlaşıp yüceldikçe din de yücelecektir. Onun için Aleviliğin kıblesi insan olmuş, yetmiş iki milleti kucaklamıştır.

Ali Rıza Uğurlu - Dede


habercem sitesini gezerken çok güzel ve açıklayıcı bie yazı gördüm.canlarla paylaşmak istedim.aleviliğin oluşumuyla aleviliğin kökeni il ilgili çok güzel bilgiler vermiş ali rıza dedemiz.
Sponsor Reklamlar

cangibi62 bunu beğendi.
jetlii11 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 06.05.11   #2
cangibi62
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Feb 2011
Nereden: gurbetten
Mesajlar: 838
Rep Puani : 30
Standart Cevap: Alevilik, Maveraünnehir’deki yorumdur


hersey eyvallah ama gercek suki can bu tur söylemler alevilerin icinde olumsuzluk yaratiyor...tamam horasana levilerin ulu erenlerin mürdilerinin cogu turkmen oldugu bilinen gercek fakat zamanla bu felsefe yasama bakis ibadet sekli öylesine benimsenildiki bircok ehli sünnet sahip olanlar dahil farkli etnikler dahil aleviligi benimsedi...simdi öz alevi turk dersek hos olmaz...

sonucta insanlari ayrimciliga ötekilestirmeye yönlendirmis oluruz degilmi???

sahi kanaatim yolu sürene demi bilene EYVALLAH....gercege hu...
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet bunu beğendi.
__________________
'Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev, hayattır.
Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye...
Bir anlık eğlence için servetini tüketmeye...
Bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye...
Günlük menfaatler için onurunu terketmeye...
Bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya
Değmez bu hayat.........
cangibi62 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 06.05.11   #3
jetlii11
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: istanbul
Mesajlar: 581
Rep Puani : 12
Standart Cevap: Alevilik, Maveraünnehir’deki yorumdur


evet değerli can halısın aleviliği içinde ayırmak elbette yanlış olur.öz alevi şu üvey alevi bu diye ayırmak zaten inancımıza ve alevilik anlayışımıza sığmaz.ali rıza dedemizin aleviliğin kökten geliş ve yapısından bahsetmek istemiş.yorumun için teşekkürler candan...
Sponsor Reklamlar

Alevi ve Pir Mehmet bunu beğendiler.
jetlii11 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye’deki Dinsel Azınlıkların Özgürlükleri ozgurkursun44 Her Telden 0 05.12.11 19:26
Şilili Madenciler Taksim'deki 1 Mayıs kutlamalarına katılacak gencalevi Pir Yolu Haber Merkezi 0 18.04.11 20:10
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YGS'deki kopya skandalıyla ilgili konuştu Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 1 03.04.11 00:15
Tunceli deki canlarımıza helal gezgin1881 Her Telden 6 13.09.10 20:33
Türkiye'deki Tüm Alevi Köyleri‎ Alevi Alevi Yerleşim Yerleri 4 15.04.10 00:36




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2