Sponsor Reklamlar


Alevilik Kimliğini Devrimcilikle Bulur!

 Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Nedir ? Alevi Tarihi... Forumunda Bulunan  Alevilik Kimliğini Devrimcilikle Bulur! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç13Beğeni
  • 4 gönderen Gülce
  • 4 gönderen Alevi
  • 1 gönderen Gülce
  • 2 gönderen Pir Mehmet
  • 2 gönderen Gülce

 
Seçenekler
Alt 27.01.11   #1
Gülce
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jan 2011
Nereden: istanbul
Mesajlar: 17
Rep Puani : 10
Standart Alevilik Kimliğini Devrimcilikle Bulur!


Alevilik Kimliğini Devrimcilikle Bulur!Aleviliğin tarihsel özü ve değerleri, Ancak devrimci mücadele içinde yaşatılır

Tarih, egemenlerle ezilenlerin savaşıyla yazılmıştır. Aleviliğin tarihine baktığımızda da bu gerçeği görürüz. Bu tarihte, haksızlığa, zulme, adaletsizliğe karşı boyun eğmemeyi, direnmeyi görürüz, isyanları görürüz. Her türlü zulme, katliamlara, sürgünlere, yasaklara rağmen bu gerçek değişmemiştir.

"Aleviliğin tarihsel özü" de işte bu kavga içinde şekillenmiştir.

Onun içindir ki, Alevi halka karşı bazen yoğunlaşıp bazen azalan, ama sürekli varolan baskıların temelini Aleviliğin bu özünü yoketmek oluşturur. Bu amaçla en ince hesapları yaparak her türlü yönteme başvurmaktadırlar. Sömürücü egemenin bu saldırılarına karşı koymanın tek yolu da, yine Aleviliğin tarihsel özüne sahip çıkmaktır.

Nedir Aleviliğin tarihsel özü? Bu öz, haksız bir iktidara, adaletsizliğe karşı ortaya çıkmış ve tarihsel olarak da yüzyıllar boyunca muhalif çizgide gelişmiştir. Sürekli olarak iktidarlarla, sistemle çeşitli biçimlerde çatışma içinde olma, iktidarların Aleviler üzerine baskıyla gelmelerini, bu da Alevi direnişlerinin, isyanlarının zeminini oluşturmuştur. Aleviliğin özü, bu tarihselliğin dışında düşünülemez. Aleviliğin özü, "Alevilik islamın dışında mı içinde mi?", "Alevilik mezhep mi tarikat mı... hiçbiri değil mi?" tartışmalarıyla değil, bu tarihselliğin yarattığı düşünceler ve değerlerle anlaşılır.

Aleviliğin tarihsel önderlerinden İmam Hüseyin'in, zulmün ve haksız, gayri-meşru iktidarın temsilcisi Yezit karşısındaki direnişi ve "Yezid'in zulmü karşısında biat ederek yaşamayı en büyük alçaklık, zulme karşı direnerek ölmeyi ise en büyük onur sayarım" tavrı, bu tarihsel özün adeta mayasıdır.

Yüzyıllar boyunca zaman zaman çeşitli ülkelerde farklı biçimler alsa da, Kerbela'dan bu yana, Hz. Ali'nin izleyicileri, egemen iktidarlara karşı olurken; Sünnîlik, iktidarlarla özdeşleşmiştir.

Sömürücü egemenler, iktidarlarını zulüm üzerine kurmuşlardır ve bu nedenle ezilen halk kesimlerinin, İmam Hüseyin'in adaletsizlik ve zulme biat etmeyen tavrını kendilerine örnek almasıyla, geniş bir coğrafyada Şiilik çeşitli biçimlerde yaygınlaşmıştır. Şu da unutulmamalıdır ki, hemen tüm islam tarihinde, mezhepler, tarikatlar, aynı zamanda belli toplumsal kesimlerin taleplerine, tepkilerine de tercüman olmuşlardır. Bu anlamda yukarıda belirttiğimiz gibi, Sünnîlik, çoğunlukla varlıklı egemen güçlerin inancı olurken, yoksul, ezilen, muhalif kesimler ise ağırlıklı olarak Şiiliğe yönelmekteydiler.


Selçuklu'dan Osmanlı'ya, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e;
hep ezildik, hep direndik

Anadolu'da Aleviliğin oluşumunda da aynı tarihsel gerçeklik vardır. Selçuklu ve Osmanlı'da, Alevilik, toplumun en yoksul kesimleri arasında yaygındı. Sömürücü yönetici kesim ise (dönemsel bazı farklılıklar olsa da) esas olarak Sünnîliğin damgasını taşıyordu.

Selçuklu Devleti'nin baskıları karşısında en büyük isyanlar, Alevi halkın isyanları olmuştur. Başlangıçta vergi ödememeyle başlayan başkaldırı gittikçe büyümüştür. 13. Yüzyılda Baba İshak önderliğinde örgütlü bir halk hareketi olarak zulmün, sömürünün, haksızlığın, adaletsizliğin karşısına dikilmişlerdir. Anadolu Selçuklu Devleti'nin sonunu Alevi halkın önderlik ettiği ve Selçuklu egemenliği altındaki ezilen diğer halkların da katıldığı Babai Ayaklanmaları getirmiştir.

Aleviler, Osmanlı İmparatorluğu'nun talancılığı, ağır vergileri, zulmü ve adaletsizliği karşısında da sessiz kalmadılar. Şeyh Bedreddin'den Pir Sultan'a, Şah Kulu'dan Nur Ali Halife'ye, Şeyh Celal'e, Baba Zünnun'a, Kalender Çelebi Ayaklanmaları'na kadar, onlarca kez ayaklanmışlardır. Yavuz Sultan Selimler, Kanuni Sultan Süleymanlar, III. Muratlar, Aleviliğe zulmün padişahlarıdır. Osmanlı Devleti nezdinde Aleviler hep başıbozuk, bozguncu olmuştur. "Kızılbaş, dinsiz" denilerek "katli vacip" görülmüşlerdir. Yüzbinlerce Alevi katledilmiştir isyanlarda. Ama yine de Aleviler teslim alınamamıştır. İmam Hüseyin gibi, biat etmemişlerdir egemene. "İşte kement işte boynum asarsan, dönen dönsün ben dönmezem yolumdan" diyen nice Pir Sultanlar çıkartmıştır. İşte Aleviliğin özü budur. Haksızlığa karşı sessiz kalmamaktır. Zulmün karşısında boyun eğmemektir. Direnmektir, doğru bildiğini savunmaktır. Aleviler de böyle yapmıştır. Egemenlerin inançlarına, yasalarına, kurallarına uymamışlardır. Kendi inanç, gelenek, göreneklerine göre, kendi yaşam biçimlerini, hukuklarını yaratmışlardır.

Egemenler gerek Selçuklu Devleti'nde, gerekse Osmanlı'da kendi özünü, kültürünü yitirirken, zevk-ü sefa içinde ahlaki çöküntü yaşarken, Aleviler Anadolu'da halkın öz kültürünün, değerlerinin en önemli koruyucusu, yaratanı ve yaşatanı olmuştur.

Cumhuriyet döneminde de egemen sınıfların Alevilere yaklaşımı temelde pek değişmemiştir. Osmanlı yıkılmış, halifelik kaldırılmış, laik olma iddiasında bir devlet kurulmuş ama devletin resmi dini yine Sünnîlik olmuştur. Kurtuluş Savaşı'ndan itibaren yeni cumhuriyet için savaşmalarına, onu savunmalarına rağmen Aleviler yine yok sayılmış, inkar edilmiş, inançları yasaklanmıştır. Cumhuriyetin hemen ilk yıllarındaki yasaklamalarla birlikte, Aleviler inançlarını gizli yaşamak zorunda kalmıştır. Sistem, bir yandan "şeriatçılığa", "dini yobazlığa" karşı, Alevileri kendine yedeklerken, diğer yandan Alevilere karşı baskı ve güvensizlik politikalarını devam ettirmiştir. Alevileri doğrudan veya dolaylı biçimlerde dışlamıştır sistem.

Aleviler, kapitalizmin egemen hale geldiği sınıflar mücadelesinin modern aşamasında da, safını genel olarak ilerici, sol ve devrimci güçlerden yana yapmıştır. Aleviliğin ilericilikten yana bu tutumu, özellikle 1960'lardan itibaren düzen solu tarafından istismar edilmiş ve Aleviliği kendi sistemlerine dayanak yapmaya çalışmışlardır. Ancak Alevi halkın önemli bir kesimi, özellikle 1960'lar, 70'ler boyunca, devrimci mücadeleden yana tavır koymuştur... Bunun birinci nedeni Aleviliğin zulme karşı isyanlarla şekillenen tarihsel özüyle, devrimcilerin ideolojisi arasında önemli bir yakınlık olmasıdır. İkisi de ezilen sınıfların inaçlarını, taleplerini ifade etmektedir. Tarihsel, ekonomik, kültürel bir bağ vardır aralarında. Kültürel, ahlaki değerlerinde, adalet anlayışında, Alevilikle devrimcilerin değerleri örtüşmüş ve Aleviler kendilerini devrimcilerle özdeşleştirmiştir. Mahirler, Denizler, İbrahimler, faşizmin zoru karşısında İmam Hüseyin gibi, Bedreddinler, Pir Sultanlar gibi boyun eğmemişler, çatışmalarda, darağaçlarında, işkencehanelerde kahramanca direnmişlerdir. Bu yanıyla da Aleviler devrimcileri tarihleriyle özdeşleştirmişler ve bağırlarına basmışlardır.

Aleviler politikleştikçe, devrimcileştikçe, bekleneceği gibi, üzerlerindeki baskılar ve asimilasyon çabaları da, her zamankinden daha fazla olmuştur. 70'li yıllar boyunca tüm saldırılara rağmen oligarşi, Alevileri devrimcilerden kopartmayı başaramamış ancak Sünnîlerin de devrimciler yanında yeralmasını önlemek için halkları inançları temelinde bölmeye çalışmıştır. Bunun için de yüzyıllardır canlı tuttuğu Alevi-Sünnî düşmanlığını körükleyerek, provokasyonlar örgütlemiş, Erzincan'da, Malatya'da, Maraş'ta, Sivas'ta, Çorum'da katliamlar gerçekleştirmiştir.

12 Eylül döneminde de Alevilere yönelik sindirme ve Aleviliği devrimcilerden koparma saldırısı devam etti, asimilasyon politikaları daha öne çıkarıldı. Aleviler yine yok sayılırken, ilk ve orta öğretimde din derslerinin zorunlu hale getirilmesiyle, birçok Alevi köyüne camiler yapılmasıyla "Sünnîleştirme"de yeni adımlar atılıyordu.


Yakıldık, katledildik, çok oyunlar oynandı üzerimizde

Fakat 1990'ların ilk yarısında devrimci mücadelenin yeniden geliştiği dönemde görüldü ki, Alevilerin yoğun olduğu yoksul semtlerde devrimcilere yönelik yine güçlü bir sempati ve destek vardı. Aleviler, yüzlerce yıldır baskılara rağmen, tarihsel özlerini yaşattıkları gibi, Maraş katliamından zorunlu din derslerine kadar uzanan yoğun baskı, asimilasyon dönemine rağmen yine o özlerini sürdürüyorlardı.

Sivas ve Gazi katliamlarına Alevi halk, büyük bir ayağa kalkışla cevap verdi. 1 Mayıs'larda başta devrimci hareket olmak üzere, devrimcilerin bayrağı altında yürüyerek, zulme biat etmeyeceğini haykırdı tüm dünyaya. Aleviliğin tarihsel özü de, somut tercihleri de açıktı.

Oligarşi özellikle Gazi'yi, 1995-96 1 Mayıs'larını izleyen süreçte, Aleviliği devrimden ve devrimcilerden koparıp düzene çekmek için çok daha sinsi, dolaylı ve kapsamlı yöntemleri uygulamaya koydu.

Bazı işbirlikçi Alevi bezirganlara sağ partilerde yer açıldı, Alevi halkın cemevleri ve çeşitli dernekleriyle siyasal ve toplumsal örgütlenmelerini geliştirmeleri karşısında, yine işbirlikçi bezirganlar devreye sokularak, bu örgütlenmelerin içi boşaltılmaya çalışıldı.

Sivas'ta, Gazi'de olduğu gibi, oligarşi katliamlarla bir taraftan Alevileri sindirmeye çalışırken (her iki katliamın da tek hedefi elbette sadece Aleviler değildir, ama Aleviler bu katliamlarla sindirilmek istenen kesimlerin başında gelmektedir) bir taraftan da İzzetin Doğan, Fermani Altun gibi inancını satılığa çıkarmış din bezirganları ön plana çıkartılarak Aleviler bölünmeye ve düzene yedeklenmeye çalışılıyordu. Oligarşi işbirlikçi Aleviler için trilyonlarca liralık bütçeler ayırmıştı. (Tansu Çiller, 3 trilyon ayırdıklarını açıklamıştı örneğin.)

Bu yöntemler çok çeşitli biçimlere bürünerek bugün de devam etmektedir. Yıllardır Alevileri düşman olarak gören, Alevileri katleden gerici faşist partiler bile Aleviliği tanıdıklarını söylemekte, Alevilerin oylarını almak için "açılım" üstüne "açılım" yapmaktadırlar. Ancak zihin olarak hiçbir zaman gerçek düşüncelerinde en küçük bir değişimin olmadığını da görmekteyiz. Tüm bu açılım demagojilerine rağmen Alevilerin en temel, en demokratik hakları yine kabul edilmiyor, Alevilik yine inkar ediliyor, asimilasyon, eğitim sistemindeki "Sünnî dayatmacılıktan" Alevi köylerine cami yaptırmaya kadar çeşitli biçimlerde sürüyor.

Tek amaçları Aleviliğin muhalif yanlarını yok etmek, Aleviliğin devrimcilerle olan tarihsel ve somut bağlarını koparmak; düzen Aleviliğini yaratmaktır. Bu bağı koparmak amacıyla ideolojik, politik, polisiye pek çok yöntemle saldırılıyor.

Bunun için de Aleviliğin sadece dini boyutunu öne çıkartıp, tarihsel özünü gizlemeye çalışıyorlar. AKP gibi Aleviliği gerçekte sapkınlık olarak görüp tanımamakta ısrar eden egemenlerin inkar ve asimilasyon politikalarına, Alevi bezirganlarından da katılanlar yok değil.

Alevileri devlete yamamaya çalışan bezirganlar, devlet ağzıyla "terörist" diye saldırıyorlar devrimcilere. Her koşulda zulme ve baskıya karşı Alevi halkın yanında olan devrimciler değilmiş gibi, Alevi halka, «kendinizi, teröristlere kullandırmayın», «çocuklarınıza sahip çıkın» diye devlet ağzıyla öğütler vermekteler. Alevileri yıllardır katleden, inkar eden, asimilasyon politikaları uygulayan, seçimlerden seçimlere oylarını almak için aldatan, kullanmaya çalışan, inançlarını, kültürlerini aşağılayan, Maraşlar'ı, Sivaslar'ı, Gaziler'i yaratan bu devlet değilmiş gibi, kendilerini devlete kanıtlamaya çalışıyorlar. Alevilerin devrimcilerle bağlarının olmadığını, kendilerinin ne kadar "barışçı!" olduğunu kanıtlayarak, devletin zulmünden kurtulmak gibi zavallı ve boş hesaplar yapıyorlar.

Zulmün olduğu yerde «barış»tan söz etmek zulmü desteklemektir. Aleviler zulmü desteklememişlerdir. Mücadele varsa, şiddet varsa, bunu ne halk istedi, ne devrimciler. Tarihte Alevilerin isyan nedeni ne ise, bugünkü sınıflar mücadelesinin, devrimci mücadelenin nedenleri de aynıdır. Bundan dolayı Alevilerle devrimciler arasındaki bağlar kopartılamaz. Bundan dolayı Alevilik özünü ancak devrimci mücadele içinde bulabilir.

Hiçbir düzen kurumu, hiçbir düzen partisi, düzenin sol görünümlü hiçbir gücü, hiçbir reformist güç, Aleviliğin özüne karşılık veremez. Çünkü bu öz, onların varlık nedenleriyle karşıtlık içindedir.

Alevilik, inanç boyutuyla da, toplumsal boyutuyla da, yüzyıllar boyunca sadece bir "dini inanç" olmakla sınırlı kalmamıştır. Alevilik, sadece bir dini kurallar bütünü olarak tanımlanamaz. Böyle bir tanım yapmaya kalkışmak bile Aleviliği baştan inkar anlamına gelir.

Aleviliğin tarihsel özünde, "cem" etrafında sadece bir ibadet değil, bütün bir toplumsal yaşam şekillenmesi vardır. Bu şekillenme, inancını, ibadetini yerine getirirken, egemenlerin zulmüne, sömürüsüne, adaletsizliğine karşı halkın direnişini, halkın dayanışmasını örgütleyen bir misyonla yüklüdür. Dedeler, şeyhler, dini önderler olduğu kadar, toplumsal önderlerdir. Bu anlamdadır ki, Alevilik, her türlü haksızlıklara karşı mazlum, ezilen halkın inanç biçimi olmuştur. Aleviliğin tüm tarihi bunu söyler, kültürü, destanları, türküleri, şiirleri bunu anlatır. Aleviliğin tarihsel özü dediğimiz, budur.

Alevilik, inanç boyutuyla, kültürel boyutuyla, tarihsel toplumsal işleviyle, böyle bir bütünlük arzettiği içindir ki, Alevilik tarihsel özünden kopartıldığında ondan geriye hiçbir şey kalmaz. O tarihsel öz yok sayılırsa, binlerce Cemevi, onlarca televizyon kanalı da olsa, Alevilik yaşatılamaz ve geliştirilemez.

Alevilik, inanç olarak da, kültürel olarak da, değerlerinin yaşatılması, toplumsal yaşamın düzenlenmesi, kapitalizmin pisliklerinden kendilerini koruyabilmeleri açısından da, tarihsel özüne sıkı sıkıya sarılarak hayatın ihtiyaçlarına cevap verebilir. Alevilik için bu tarihsel öz: DEVRİMCİLİKTİR, devrimci mücadeledir. Alevilik ancak devrimci mücadele içinde tarihsel özüne kavuşabilir. Devrimcilikle araya mesafe koymak demek, aslında Alevilikle araya mesafe koymak demektir. Aleviliğin kendi ellerimizle öldürülmesi demektir.

Aleviliği gerçek özüyle sahiplenme cesaretini gösteremeyenler, Aleviliği ancak düzenin icazeti içinde savunabilenler, devrimcilerle araya mesafe konulmasını savunurlar.

Bu korkaklıklarıyla Aleviliğin asimilasyonuna ortak olmaktadırlar. Onların Aleviliğinde Baba İshaklar, Bedreddinler, Pir Sultanlar ve elbette günümüzde zulme karşı direnişi sürdüren Alevi yiğitleri, İbililer, Bediiler, Fidanlar yoktur onlarda. Bu icazetli anlayışla Aleviliği, Alevi inancını, Alevilerin haklarını savunmak mümkün değildir.

Aleviliği düzenle uzlaştırmak, düzen partilerine yedeklemek isteyenler, Aleviliğin tarihsel özüne ve değerlerine ihanet etmektedirler. Hiçbir ilerici, demokratik Alevi kurumu, düzene kanal açmanın aracı olmamalıdır. Aleviliğin öldürülmesine karşı çıkmak, devrimden yana saf tutmak, devrimci mücadele içinde olmaktır. Aleviliğin değerlerini, özünü, başka türlü ve başka zeminlerde yaşatmak mümkün değildir.

Alevilik devrimciliktir; Aleviliği Alevilik yapan tüm değerlerin karşılığı devrimcilikte vardır. Alevi halkının devrimle bağını kimse koparamaz. Pir Sultanlar'ın, Babailer'in, Bedreddinler'in ve Bediiler'in, Fidanlar'ın isyanı ve isyan nedenleri devrim mücadelesinde sürüyor...2009.04.05


YÜRÜYÜS OKU,OKUT,DAGITIMINI YAP


Sponsor Reklamlar

Gülce isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 27.01.11   #2
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 37
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart Cevap: Alevilik Kimliğini Devrimcilikle Bulur!


Devrimci olmak yenilikci olmaktir.. Aydin goruslu olmaktir, Her insan devrimci olamaz.. Ben herzaman diyorum Zamanin en buyuk devrimcisi Pir Sultan Abdaldir. Bazi kendini bilmezler Che,fidel, Marks diyorlar once gecmisinizdeki deryaya bakin,

Hızır paşa bizi berdar etmeden
Açılın kapılar Şaha Gidelim
Siyaset günleri gelip yetmeden
Açılın kapılar şaha gidelim

Gönül çıkmak ister, şahın köşküne
Can boyanmak ister, Ali müşküne
Pirim Ali on ik'imam aşkına
Açılın kapılar şaha gidelim

Her nereye gitsem, yolum dumandır
Bizi böyle kılan, ahd-ü amandır
Zincir boynum sıktı hayli zamandır
Açılın kapılar şaha gidelim

Yaz selleri gibi akar çağlarım
Hançer aldım, ciğerciğim dağlarım
Garip kaldım, şu arada ağlarım
Açılın kapılar şaha gidelim

Ilgın ılgın eser seher yelleri
Yare selam eylen urum erleri
Bize peyik geldi, şah bülbülleri
Açılın kapılar şaha gidelim

PİR SULTAN'ım eydür mürvetli şah'ım
Yaram baş verdi, sızlar ciğergahım
Arşa direk direk olmuştur ahım
Açılın kapılar şaha gidelim
Sponsor Reklamlar

cagatay, "-dost-", Pir Mehmet ve 1 diğerleri bunu beğendiler..
Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 28.01.11   #3
Gülce
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jan 2011
Nereden: istanbul
Mesajlar: 17
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilik Kimliğini Devrimcilikle Bulur!


Halkların tarihihinde zülme başkaldırı sınıflı toplumların ortaya çıkışından beri vardır.Spartaküslerden baha ishaklara,şeyh betretinlere pir sultanlara kadar adını sayamadığımız sayısız halk ayaklanması olmuştur.Bunlar bizim değerlerimizdir.Sınıf savaşlarının emperyalist sistemlerde bilimsel zemine oturtan ise karl Marks'tır.En doğru sosyolojik tahlilleri yapmıştır dünyanın her ülkesinde de taraftar bulmuştur.Bugün insanlığın yegena ideolojisi Marksizmdir.Fidel,çhe Lenin gibi önderler ise bu ideolojiyi ete kemiğe büründürerek uygulanabilir bir sistem olduğunu göstermiştir.
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet bunu beğendi.
Gülce isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 29.01.11   #4
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Alevilik Kimliğini Devrimcilikle Bulur!


Bence de Alevilik Devrimci ideoloji sıkı bir bağla örtüşmeketedir çünkü Şeyh Bedrettin, Seyit Rıza, Alişer, Derviş Cemal, Sarı Saltuk, Börklüceli Mustafa ve Pir Sultan gibi düşüncelerinde devrimi belirttiler... Eğer dilediği şekilde devrim olsaydı Alevilerin durumu şu an çok farklı olurdu. Şu an ki Alevi canlar, onlar gibi davransaydı gerçekten çok farklı olabilirdi... Fidel, Che, Marx da birer devrimciydi onlar da halkları her anlamda tutan bu akımı kemikleştiren devrimcilerdir...
Sponsor Reklamlar

^çirkin^-^kral^ ve Gülce bunu beğendiler.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 30.01.11   #5
mustafa güney
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jan 2011
Nereden: ankara
Mesajlar: 91
Rep Puani : 11
Standart Cevap: Alevilik Kimliğini Devrimcilikle Bulur!


sevgili canlar bence yaşadığı çağa göre en büyük devrimci muhammed mustafa (AS) .
20 ' ci asrın devrimcisi mustafa kemal atatürk dür.ALLAH EYVALLAH
Sponsor Reklamlar

mustafa güney isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 30.01.11   #6
Gülce
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jan 2011
Nereden: istanbul
Mesajlar: 17
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilik Kimliğini Devrimcilikle Bulur!


Dinlerin ilk çıktıkları zamanana göre ileri yönleri vardır.zaman içinde halkı egemenliğ altında tutmanın aracı olmuştur.Egemenler halkı din adına sömürmüşlerdir.Farklı inançlardan halk gene sömürünün aracı olarak birbirlerine düşman gösterilmiştir.Her inanaçtan halkın inançlarını özgürce yaşyabilmesi sömürüsüz bir toplumun varlığıyla mümkün olacaktır.

"BOZUK DÜZENDE SAĞLAM ÇARK OLMAZ,BU DÜZENİ BAŞTAN AŞAĞI DEĞİŞTİRMENİN YOLUNU BULMALI DİYEREK HEM ZÜLFÜKARA HEM SAZINA SARILDI PİR SULTAN ABDAL.

Bozuk düzeni değiştirmediğimiz sürece gerçek anlamda özgür olamayacacağız.
Sponsor Reklamlar

^çirkin^-^kral^ ve Pir Mehmet bunu beğendiler.
Gülce isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...





Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2