Sponsor Reklamlar


Aleviler Neden Camiye Gitmezler

 Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Kültürü Forumunda Bulunan  Aleviler Neden Camiye Gitmezler Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 02.04.10   #1
sevdalı güzel
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2010
Mesajlar: 8
Rep Puani : 10
Standart Aleviler Neden Camiye Gitmezler


Aleviler Neden Camiye Gitmezler
Anadolu Alevileri Allah'a inanırlar. Allah'ın birliğine, Hz. Muhammet'in peygamberliğine ve Hz. Ali'nin veliliğine inançları tamdır. Hatta bunu: "Allah-Muahammet-Ali" üçlemesi ile ifade ederler. Ayrıca Kuran'ı kutsal kitapları olarak görürler. Kuran, Hz. Muhammet zamanında değil de daha sonraki halifelerden, önce Ebubekir, sonra Ömer tarafından sahabelerden alınan bilgilerle yazıya geçilmesi sırasında tartışmalar nedeni ile toplanan bazı ayetlerin ve hadislerin yok edildiğini, yakıldığını da iddia ederler. Eldeki Kuran'ın 3. halife Osman zamanında oluşmuş olduğundan da bazı çekinceleri vardır.
Bu düşüncelerini eskiler: "Kuran'a kalem karıştı" diye ifade ederler. Ayrıca, 620 yıllarının Bedevi Arap toplumunun sosyolojik yapısına uygun getirilen kurallarla değişen sosyal ve toplumsal şartlara rağmen dünyanın sürgit bu kurallarla yönetilmeye kalkılmasının sıkıntılar yaratacığını düşünürler.
Bu nedenlerle Allah'ın dünyamız ve insanlık için söyledikleri Kuran'ı Batıni yoruma tabi tutarlar. Kuran'ın ilham kaynağı olması gerektiğine inanırlar. Bu nedenle de Hz. Ali'yi "Kuran'ı Natık" yani "Konuşan Kuran" olarak değerlendirir ve buyruklarına önem verirler.
Namazın 5 vakit veya 3 vakit olmasını, 30 gün tutulan Ramazan orucunu, islamın 5 şartından biri olarak görmezler.

Örneğin:
Kuran'da 5 vakit namaz kılmanın ne sayısı, ne şekli, ne de yeri olmadığına Aleviler inanırlar. (Namazın bu biçimde ve 5 vakit kılınmasının islama Emeviler ve Abbasiler zamanında konan kurallardan biri olduğuna inanırlar)
şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da şiilerin oluşturduğu bir kural olarak değerlendirirler.
islamın 5 şartı olarak ifade edilen şartların da Kuran'da olmadığını, bunların da islama sonraki dönemlerde girdiğini kabul ederler.
30 gün orucun da Kuran'da olmadığını söylerler.

Gerçekten de Kuran incelendiğinde; oruç ve ibadetten bahseder. Ama ne orucun süresi, ne de ibadetin biçimi ve sayısı Kuran'da yoktur. Ayrıca Kuran'da camiden ve camide kılınan namazdan da söz edilmiyor. Bu da gene daha sonra islama giren kurallardan birisidir. Aleviler bu düşüncelerini Kuran'daki bazı ayetlere dayanarak ileri sürerler:
Örneğin ibadetin biçimi ile ilgili olarak Ali imran Suresi 191. ayette: "Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah'ı anarlar" şeklinde olduğunu anımsatarak ibadetin bazı kurallara bağlanamayacağını, bunların göstermelik ve şekilcilikten kaynaklandığını düşünürler.
Aleviler, "Her oruç tutmayan, namaz kılmayan Müslümanları biz islamdan saymazsak bu büyük bir çoğunluk oluşturan insan toplumunu islam dini dışında saymak (kafir) anlamına gelir ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca bu islam'a da aykırıdır" diyorlar. Bu konuda Kuran'ın Nisa Suresi'nin 94. ayetinde: "Size Müslüman olduğuna bildiren dünya hayatının geçici menfaatlerine göz dikerek, sen mümin değilsin demeyin" diyor. O halde islama sonradan konan şartlar olan 5 şartı yerine getirmeyene islam değilsiniz denemez.
Aleviler ibadetin ille de camide yapılması gerektiğini de kabul etmiyorlar. Onlar "Yeryüzünün tümü ibadet yeridir" diye düşünüyorlar. ibadet için camiye gitmek gibi bir zorunluluğu gerekli görmüyorlar. Kendi inançlarına göre; cami etimolojik anlamda tapınak değil, toplantı yeridir.
islamiyetin ilk yıllarında Hz. Muhammet bir ibadet yeri yapmaya gerek görmemiştir. Çünkü belli bir tapınak oluşturmak ve düzenli olarak sadece orada ibadet yapmak onun getirdiği inanç sistemine aykırıdır. Nitekim o yıllarda ibadetin özellikle gece yapılması, gösterişten kaçınılması isteniyordu. Bazı müslümanların Mekke-Medine yolu üstünde Kuğba Köyünde yaptırdığı Camiyi Hz. Muhammed, "Dedikodudan başka bir şeye yaramıyor" gerekçesiyle yıktırmıştır. Peygamber elbette bunu Allah'ın ilhamına aykırı olarak yapmaz. Bu konuda Kurandaki 2 ayet ilginçtir.
işte Tövbe Suresin'de 107. ayet: "Zarar vermek, inkar etmek müminlerin arasını açmak Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescit kurup, biz sadece iyilik yapmak istedik diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah'da şahittir." Bu ayetin devamındaki 108. ayette ise; bakın Kuran ne diyor: "Ey Muhammed, o mescide hiç gitme, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarla bulanman daha uygundur. Orada arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever." Demek ki ibadet yapmak için cami şartı aranamayacağı gibi her yapılan camiyi "Allah'ın Evi" olarakda görmek de doğru değildir.

Aleviler, Allah için ille de şu şartlar yerine getirilerek yapılır gibi katı kurallara katılmıyorlar. Kuran'daki bir ayet bu düşünceyi doğruluyorlar. Bakın Hadid Suresi 4. ayet ne diyor. "Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. Allah ne yaptıklarınızı görür."
Namaz ve cami ilişkisini Hacı Bektaşi Veli soy evlatlarından A.Celalettin Ulusoy "Alevi Bektaşi yolu" kitabında bakın şöyle ifade ediyor:
"Hz. Muhammed'den sonra halifeler özellikle Ümeyyeoğulları ve Abbasoğulları istedikleri düzeyde manevi saygınlığa sahip olamamışlardı. Hükümranlıklarını güçlendirmek için, islam toplumunun her kesimine ulaşan bir propagandaya gereksinme duyuyorlardı. Bunun o çağda en kolay ve etkili yolu topluluklara hitap etmek şekli idi. Bu amaçla Müslümanların belli saatlerde belli yerlerde toplanmaları ihtilal çevrelerincede teşvik ediliyor ve hatta zorunlu tutuluyordu. Nitekim, Emeviler zamanında camiler Ali'yi ve onun soyunu kötülemek için konuşma yerleri olmuştur."
Bu ve benzeri nedenlerle ibadet için camilere gitmeyen Aleviler-Bektaşiler ibadetlerini, Cemlerini uygun evlerde yapıyorlar. Cemiyet evi veya Cemevi adı ile toplantı yapılan Cem yapılan binaları bulunan köy sayısı yok denecek kadar az buluyor.
Aleviler'in Cemine kadın-erkek, yaşlı-genç herkes gelebilir.
Dede önderliğinde ve bağlama eşliğinde ibadet yapılır.
Oturuş biçimi ise toplumsal ilişkiyi geliştiren, küskünlükleri gideren, kin ve düşmanlık kapılarını kapatıp, barışa kardeşliğe yönelmeyi kolaylaştıran içtenlikli bir ibadet tarzı olarak yüz yüze, cemal cemale oturma biçimindedir.
Allah'a ibadet ve dualarla birlikte sohbet, yardımlaşma, kişi ve toplum sorunlarına çare bulma imkanları sağlayan toplu tapınma biçimidir. ınsanın insana yakın olması bu biçimde daha kolay oluşuyor.
Duvara değil cemale, "Didar-ı pak'e" yani temiz insan yüzüne bakmak, insanın yaptığı cami binasından önce Allah'ın özenle yaratıp, "Bütün meleklerin secde ettiği" insanı kutsal görmek Alevilerde ibadetin esasını oluşturuyor. Bu anlayışla Aleviler; "Secde ademedir", "Hak ademedir" düşüncesiyle insanı, insan sevgisini dinin esası haline getirmişerdir.
Alevi-Bektasinin ibadet tarzini bir ozandan örneklemek gerekirse bakin Edip Harabi ne diyor:

Zühd ü riya ile olan ibadet
Hatadir Hz. Settar'a karsi
Böyle namaz ile olamaz ümmet
Hiç kimse Ahmet-i Muhtar'a karsi

Tarikatsız mü'min olamaz kimse
Nur'u nübüvvetle dolamaz kimse
Hakk'ı Peygamber'i bulamaz kimse
Yatup kalkmak ile duvara karsi

Allah gözlerine çekmis bir perde
Yok dersin Allah'ı gökde ve yerde
Gösterelim gelde gör Hakk'ı nerde
Secde edersin Didar'a karşı
Sponsor Reklamlar

Dede-baba bunu beğendi.
__________________

Konu sevdalı güzel tarafından (09.04.10 Saat 21:06 ) değiştirilmiştir.
sevdalı güzel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 03.04.10   #2
ayyil
ayyil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
özel üye
Üye
Üyelik tarihi: Sep 2009
Nereden: İSTANBUL / SARIGAZİ
Yaş: 34
Mesajlar: 291
Rep Puani : 20
Standart Cevap: Aleviler Neden Camiye Gitmezler


Kendi ibadetleri gereği camiye gitmezler... Ayrıca böyle bir soru ile karşılaştığımda birincisi çok saçma bir soru olduğunu söylüyorum , çünkü ibadet sadece camiye gidilerek yapılan birşey değil ... İkincisi ise "siz neden cemevine gitmiyorsunuz" diyorum ... Doğal olarak sorun ortadan kalkıyor kıssadan hisse bu soru çok saçma ... Ben kiliseye gitsem kime ne, cemevine gitsem kime ne ...




.................................................. .
Sponsor Reklamlar

Dede-baba, hasan, UYSAL VE ASİ ve 4 diğerleri bunu beğendiler..
__________________


""ÖNCE İNSAN""

""YORUMUN BENİM İÇİN DEĞERLİ""
ayyil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 05.04.10   #3
meyou
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Mar 2010
Nereden: ankara
Yaş: 45
Mesajlar: 281
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Aleviler Neden Camiye Gitmezler


Allaha ınancım tamdır,camııye gıdıp gıtmemde kımseyı ılgılendırmez.Gıdene bızım lafımız olmaz herkes kendı özgür iradesiyle hareket eder.Ayrıca camiiden çıkıp allah,ın adını kullanıp allah allah deyip doğruca diri diri insan yakıyorlar,bunu allahmı emretti,kuranda ınsana saygısızlık ve ınsan yakmak varmı hıç.
Sponsor Reklamlar

Dede-baba bunu beğendi.
meyou isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 05.04.10   #4
hasan
hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Yaş: 31
Mesajlar: 588
Rep Puani : 14
Standart Cevap: Aleviler Neden Camiye Gitmezler


Aleviler Neden Camiye Gitmezler ?

Anadolu Alevileri Allah'a inanırlar. Allah'ın birliğine, Hz. Muhammet'in peygamberliğine ve Hz. Ali'nin veliliğine inançları tamdır. Hatta bunu: "Allah-Muahammet-Ali" üçlemesi ile ifade ederler. Ayrıca Kuran'ı kutsal kitapları olarak görürler. Kuran, Hz. Muhammet zamanında değil de daha sonraki halifelerden, önce Ebubekir, sonra Ömer tarafından sahabelerden alınan bilgilerle yazıya geçilmesi sırasında tartışmalar nedeni ile toplanan bazı ayetlerin ve hadislerin yok edildiğini, yakıldığını da iddia ederler. Eldeki Kuran'ın 3. halife Osman zamanında oluşmuş olduğundan da bazı çekinceleri vardır.
Bu düşüncelerini eskiler: "Kuran'a kalem karıştı" diye ifade ederler. Ayrıca, 620 yıllarının Bedevi Arap toplumunun sosyolojik yapısına uygun getirilen kurallarla değişen sosyal ve toplumsal şartlara rağmen dünyanın sürgit bu kurallarla yönetilmeye kalkılmasının sıkıntılar yaratacığını düşünürler.
Bu nedenlerle Allah'ın dünyamız ve insanlık için söyledikleri Kuran'ı Batıni yoruma tabi tutarlar. Kuran'ın ilham kaynağı olması gerektiğine inanırlar. Bu nedenle de Hz. Ali'yi "Kuran'ı Natık" yani "Konuşan Kuran" olarak değerlendirir ve buyruklarına önem verirler.
Namazın 5 vakit veya 3 vakit olmasını, 30 gün tutulan Ramazan orucunu, islamın 5 şartından biri olarak görmezler.

Örneğin:

Kuran'da 5 vakit namaz kılmanın ne sayısı, ne şekli, ne de yeri olmadığına Aleviler inanırlar. (Namazın bu biçimde ve 5 vakit kılınmasının islama Emeviler ve Abbasiler zamanında konan kurallardan biri olduğuna inanırlar)
şiilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da şiilerin oluşturduğu bir kural olarak değerlendirirler.
islamın 5 şartı olarak ifade edilen şartların da Kuran'da olmadığını, bunların da islama sonraki dönemlerde girdiğini kabul ederler.
30 gün orucun da Kuran'da olmadığını söylerler.

Gerçekten de Kuran incelendiğinde; oruç ve ibadetten bahseder. Ama ne orucun süresi, ne de ibadetin biçimi ve sayısı Kuran'da yoktur. Ayrıca Kuran'da camiden ve camide kılınan namazdan da söz edilmiyor. Bu da gene daha sonra islama giren kurallardan birisidir. Aleviler bu düşüncelerini Kuran'daki bazı ayetlere dayanarak ileri sürerler:
Örneğin ibadetin biçimi ile ilgili olarak Ali imran Suresi 191. ayette: "Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah'ı anarlar" şeklinde olduğunu anımsatarak ibadetin bazı kurallara bağlanamayacağını, bunların göstermelik ve şekilcilikten kaynaklandığını düşünürler.
Aleviler, "Her oruç tutmayan, namaz kılmayan Müslümanları biz islamdan saymazsak bu büyük bir çoğunluk oluşturan insan toplumunu islam dini dışında saymak (kafir) anlamına gelir ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca bu islam'a da aykırıdır" diyorlar. Bu konuda Kuran'ın Nisa Suresi'nin 94. ayetinde: "Size Müslüman olduğuna bildiren dünya hayatının geçici menfaatlerine göz dikerek, sen mümin değilsin demeyin" diyor. O halde islama sonradan konan şartlar olan 5 şartı yerine getirmeyene islam değilsiniz denemez.
Aleviler ibadetin ille de camide yapılması gerektiğini de kabul etmiyorlar.
Onlar "Yeryüzünün tümü ibadet yeridir" diye düşünüyorlar. ibadet için camiye gitmek gibi bir zorunluluğu gerekli görmüyorlar. Kendi inançlarına göre; cami etimolojik anlamda tapınak değil, toplantı yeridir.
islamiyetin ilk yıllarında Hz. Muhammet bir ibadet yeri yapmaya gerek görmemiştir. Çünkü belli bir tapınak oluşturmak ve düzenli olarak sadece orada ibadet yapmak onun getirdiği inanç sistemine aykırıdır. Nitekim o yıllarda ibadetin özellikle gece yapılması, gösterişten kaçınılması isteniyordu. Bazı müslümanların Mekke-Medine yolu üstünde Kuğba Köyünde yaptırdığı Camiyi Hz. Muhammed, "Dedikodudan başka bir şeye yaramıyor" gerekçesiyle yıktırmıştır. Peygamber elbette bunu Allah'ın ilhamına aykırı olarak yapmaz. Bu konuda Kurandaki 2 ayet ilginçtir.
işte Tövbe Suresin'de 107. ayet: "Zarar vermek, inkar etmek müminlerin arasını açmak Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescit kurup, biz sadece iyilik yapmak istedik diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah'da şahittir." Bu ayetin devamındaki 108. ayette ise; bakın Kuran ne diyor: "Ey Muhammed, o mescide hiç gitme, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarla bulanman daha uygundur. Orada arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever." Demek ki ibadet yapmak için cami şartı aranamayacağı gibi her yapılan camiyi "Allah'ın Evi" olarakda görmek de doğru değildir.

Aleviler, Allah için ille de şu şartlar yerine getirilerek yapılır gibi katı kurallara katılmıyorlar. Kuran'daki bir ayet bu düşünceyi doğruluyorlar. Bakın Hadid Suresi 4. ayet ne diyor. "Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. Allah ne yaptıklarınızı görür."
Namaz ve cami ilişkisini Hacı Bektaşi Veli soy evlatlarından A.Celalettin Ulusoy "Alevi Bektaşi yolu" kitabında bakın şöyle ifade ediyor:
"Hz. Muhammed'den sonra halifeler özellikle Ümeyyeoğulları ve Abbasoğulları istedikleri düzeyde manevi saygınlığa sahip olamamışlardı. Hükümranlıklarını güçlendirmek için, islam toplumunun her kesimine ulaşan bir propagandaya gereksinme duyuyorlardı. Bunun o çağda en kolay ve etkili yolu topluluklara hitap etmek şekli idi. Bu amaçla Müslümanların belli saatlerde belli yerlerde toplanmaları ihtilal çevrelerincede teşvik ediliyor ve hatta zorunlu tutuluyordu. Nitekim, Emeviler zamanında camiler Ali'yi ve onun soyunu kötülemek için konuşma yerleri olmuştur."
Bu ve benzeri nedenlerle ibadet için camilere gitmeyen Aleviler-Bektaşiler ibadetlerini, Cemlerini uygun evlerde yapıyorlar. Cemiyet evi veya Cemevi adı ile toplantı yapılan Cem yapılan binaları bulunan köy sayısı yok denecek kadar az buluyor.
Aleviler'in Cemine kadın-erkek, yaşlı-genç herkes gelebilir.
Dede önderliğinde ve bağlama eşliğinde ibadet yapılır.
Oturuş biçimi ise toplumsal ilişkiyi geliştiren, küskünlükleri gideren, kin ve düşmanlık kapılarını kapatıp, barışa kardeşliğe yönelmeyi kolaylaştıran içtenlikli bir ibadet tarzı olarak yüz yüze, cemal cemale oturma biçimindedir.
Allah'a ibadet ve dualarla birlikte sohbet, yardımlaşma, kişi ve toplum sorunlarına çare bulma imkanları sağlayan toplu tapınma biçimidir. ınsanın insana yakın olması bu biçimde daha kolay oluşuyor.
Duvara değil cemale, "Didar-ı pak'e" yani temiz insan yüzüne bakmak, insanın yaptığı cami binasından önce Allah'ın özenle yaratıp, "Bütün meleklerin secde ettiği" insanı kutsal görmek Alevilerde ibadetin esasını oluşturuyor. Bu anlayışla Aleviler; "Secde ademedir", "Hak ademedir" düşüncesiyle insanı, insan sevgisini dinin esası haline getirmişerdir.
Alevi-Bektasinin ibadet tarzini bir ozandan örneklemek gerekirse bakin Edip Harabi ne diyor:

Zühd ü riya ile olan ibadet
Hatadir Hz. Settar'a karsi
Böyle namaz ile olamaz ümmet
Hiç kimse Ahmet-i Muhtar'a karsi

Tarikatsız mü'min olamaz kimse
Nur'u nübüvvetle dolamaz kimse
Hakk'ı Peygamber'i bulamaz kimse
Yatup kalkmak ile duvara karsi

Allah gözlerine çekmis bir perde
Yok dersin Allah'ı gökde ve yerde
Gösterelim gelde gör Hakk'ı nerde
Secde edersin Didar'a karşı

NOT: Bu yazı Karacaahmet Dergahının arşivinden alınmıştır: www.karacaahmet.com
Sponsor Reklamlar

__________________
hasan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.04.10   #5
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 42
Mesajlar: 391
Rep Puani : 10
Standart Alevi İnancında İbadet Yeri


CAMİ VE CEM EVİ


Medreseler ve minareler viran olmadıkça
Kalenderilik cerayanı genişleyemez.
İman küfr, küfr iman sayılmadıkça
Halkın hiçbir bendesi hakkıyla müslüman olmaz


Mevlana Celalettini Rumi


Yüzün Sürüp Cemevine Gelirse
Erenler Döşenip Deme Gelirse
Cümle Kutlu Olur Ceme Gelirse
İman Tarikini Çalmak Görünür


Şah Hatayi

(Kaynak: İ. Arslanoğlu Şah Hatayi,sayfa 368 / )




Cami kelimesi, Arapça "CEM" (toplanma, bir araya gelme) kelimesinden sonradan türetilmiştir… Bu anlamda. Kur’an-ı Kerim’ de ne cami kelimesi ne de cem evi kelimesi, sözcük olarak geçmez.

Kur'an ‘da ibadethane olarak secde edilen yer anlamına gelen, “mescit” sözcüğü geçer. İlk mescid Hz. Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretinde kurulmuştur. Medine girişinde konakladığı KUBA köyünde yapılmıştır. Bu mescid yapılış öyküsü ise şöyle anlatılır: Peygamberimiz Hz. Muhammed Medine’de “tef” çalınarak karşılanır ve devesini serbest bırakılır, deve iki yetim çocuğa ait olan bir yere konaklar. Bu yere ”Peygamber Mescidi” yapılır. İşte Kuba köyünde yapılan ilk mescid’in öyküsü böyledir.

Daha önce Peygamberimiz ibadetlerini evinde veya Ashab-ı Kiram’dan olan Erkan Bin Ebu’l Erkan’ın evinde yapardı. (İslam Ansiklopedisi “mescit” bölümüne bak.)
Medine’ye hicretinden hemen sonra ashabıyla birlikte bina ettiği, Peygamber mescidi: -Mescid-i Resul, Mescd-i Şerif, Mescid-i Saadet ve en çok bilinen ismiyle “Mescid-i Nebevi” adlarıyla anılmıştır.


Bu mescidte şunlar yapılıyordu:

1-Gündüzleri bir eğitim – öğretim yeri idi.

2- Geceleri ise, evsiz kimseler ve misafirlerin barınması için “Suffa” denilen üzeri kapalı bir bölüm eklenmişti

3- Hz.Muhammed dersler veriyordu. Yeni gelen insanlara okuma yazma bile öğretiliyordu. Savaş esirleri 10 kişiye okuma yazma. Öğretmeleri karşılığında serbest bırakılıyordu.

4- Buranın ihtiyaçları da sahabelerce karşılanıyordu. İslam’da ilk üniversite diyebileceğimiz bu okul sayısız alim yetiştirmiştir.

5- Bu mescit aynı zamanda, kurulan devlete ait bütün faaliyetlerin yürütüldüğü merkez niteliğinde idi.

6- Hz. Muhammed, ashabıyla sohbet ediyor savaş ve barış kararları orada alınıyordu. Elçileri orada kabul ediyordu. Savaşa çıkacak orduları orada techiz ederek yola çıkarır, topluma ait bütün meseleler orada çözüme kavuşturulurdu.

7- Medine de bir evi ve ailesi olmayan fakir kimseler de Suffa’da yatıp kalkıyor, ihtiyaçları buradan sağlanıyordu


Hz. Muhammed Mustafa’nın Temiz soyu Ehl-i Beyt’in ibadetini yaptığı mekana, yani

Alevilerin ibadet ettiği yere secde edilen yer anlamında “cemevi” denir.

Cem evi; Alevi İslam inancının ibadet yeridir. Geçmişte de tekke, zaviye, dergah olarak adlandırılmıştır. Farsça’da, dayanma anlamına gelen tekke (tekye) sözcüğü İslam’da inançsal etkinliklerin yürütüldüğü yapıyı anlatmak için kullanılır. Tekke insanlığın mabedidir, gönül gözünün aydınlandığı, kalp gözüyle görmeye başlanılan yerdir.

Tarihimize baktığımız da; Ahmet Yesevi Dergahın da, Hacı Bektaş dergahın da ve 1207 tarihinde yapılan Seyit Gazi Dergahın da “Kırklar Meydanı” veya “Meydan Evi” olarak anılan “Cemevi” ni göreceğiz. Bu dergahlara “Cami” sonradan eklenmiştir.

Bu mabetler değişik isimlerle anılmıştır; Mevlevilikte “huzur” ya da “huzur-ı pir” Alevilik’de “pir evi” yada “pir makamı” olarak adlandırılmıştır. Mutasavvıfcılarca ilk tekke, sufi adı ile anılan ilk kişi olan Ebu Haşim El-Kufi (ölüm 767) tarafından Şam yakınlarında Remle’de kuruldu ve İslam dünyasının her tarafına hızla yayıldı. 12. Yüzyılda Türkistan’da yetişen Ahmet Yesevi Hazretleri en büyük tekkeyi kurarak “Pir-i Türkistan” adı ile ünlenmiş oradan da küçük Asya dediğimiz Anadolu’ya Hacı Bektaş Veli tarafından taşınmış, Hacı Bektaş ilçesinde büyük bir dergah kurarak gönüller fethetmeye başlamışlardır.

Buralara “ışık dergahları” adı da verilmiştir. Çünkü burada doğan ışık Balkanlara, Budapeşte’ye kadar yayılmış ve gitmiştir. Işık dergahları olarak gönüller fethetmişlerdir. Bu dergahlardan yetişen dervişler dünyanın belirli yörelerine yayılarak irşatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tekkelerde yetişen Yunus, Abdal Musa, Kaygusuz Abdal, Sarı saltık ve daha niceleri halen günümüzde de gönlümüzde de yaşayıp irşatlarını devam ettirmektedirler.

Türkiye’de II. Meşrutiyet ilanından (1908) sonra yapılan bir sayıma göre sadece İstanbul’da 311 tekke varmış. Ülkemizde tekkeler kullanım amaçlarının dışına taşındığı için 30 Kasım 1925 tarihinde, 677 sayılı yasa ile kapatılmış, tekke ve zaviyeler kapatılıp yasaklanınca o kelimeler yerine “Cemevi” kelimesi kullanılmıştır. Cem, birliğin ve beraberliğin adıdır. Cemin yapıldığı Cemevi ise sadece ibadet amaçlı kullanılmamış geçmişin mescitin işlevini yerine getirmiş ve getirmeye de devam etmektedir. Çok amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Cem Evleri’nde neler yapılır.

1-İkrar ve iman, edeb ve erkan, tevella ve teberra, güvenin ve Birbirinden razı olanların toplandığı, Hakk'a temenna ve Hakk'ın tecelli yeridir

2-Barış, Huzur ve toplumsal birlikteliğin sağlandığı mekânlardır

3-Toplum içerisinde, suç işleyenlerin halk meclislerinde yargılandığı, Herkesin birbirinden rızalık aldığı meydanlardır. Bu manada, toplumsal yargı ve karar yeridir.

4-Alevi topluluğunun tapınma dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir.

5-Cem evleri, toplumsal kaynaşmanın birlikteliğin perçinleştirildiği, sohbet ve muhabbet ocağıdır

6-Hiçbir karşılık beklenmeksin (Veya sadece minimum maliyetler) eğitim-öğretim , kesintisiz devam ettiği mekanlardır. Bu mekânlarda, (saz, bağlama, semah, müzik, Bilgisayar kursu, dikiş-nakış, okuma, Vb birçok kurs verilmektedir)

7-Bir çok cem evi, ırk renk, dil, din gözetmeksizin bütün yoksullara aş evi olmuştur.. Bugün, herhangi bir cem evine gitseniz, farklı din ve mezheplerden fakir birçok insanın karnını doyurduğunu göreceksiniz.

8-Birçok cem evinde, hasta, ve doktora gidecek parası olmayanlara, bedava sağlık hizmeti sunulmakta, hastalara yardımcı olunmaktadır.. bu hizmetler renk, ırk, dil, din, mezhep ayrımı olmaksızın herkese bedava sunulmaktadır.


Allah Eyvallah

Kaynaklar:

1- İslam Ansiklopedisi, Bkz. “mescit”

2-M. Hamidullah, İslam Peygamberi, İstanbul, 1981,11,s. 832

3-Nesei, Mesacid, s. 21

4-İbn Sa’d Tabakatül- Kübra Beyrut, C.1, s.239

5-A. Rıza. UĞURLU, "CEM EVİ", http://www.habercem.com/haberdetay.a...5&Categoryid=4
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.04.10   #6
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 42
Mesajlar: 391
Rep Puani : 10
Standart Cami ve Cem Evi Arasındaki Farklar


Degerli canlar..

Bir kısım sünni din adamları islamın ibadet yerinin cami olduğunu söylemekte, İbadet için alevileri Camiye çağırmaktadır..

Bugün neden alevilerin cami yerine cem evine gittiklerini cami ile cem evi arasındaki farkları anlatmaya çalışacağım


1- Cami şeriat evidir.. cem evi ise, alevi ve bektaşi İbadet yeidir.

2- camiye gündüz girilir, Orası şeriata aittir. Cem evine gece gidilir, Cem evi Tasavvuf ehline aittir..

3- Cami gündüz açık gece kapalıdır, Cem evi ise, ibadet için gündüz kapalı gece açıktır..


4- İbadet evinin ibadet için gündüz kapalı olması Kur'an emriyledir...


Çünkü Kur'an-ı Kerim, İnsan Suresi ayet 26, İsra Suresi ayet 78 ve 79, Müzemmil Suresi ayet 1-9'a kadar ve 20. ayetleri, Nebe Suresinin 9-10-11 ayetleri, Müdessir Suresi 1-5 ayetleri emri gereği, Yüce Allah gece secde ve ibadet etmeyi buyurur..

"... Ey Muhammed! kalk ve kaldır. gecenin üçte ikisi veya evvel veya sonra kalk ağır ağır Kur'an oku. Biz Sana taşınması ağır söz vahiy edeceğiz. Şüphesiz ki, gece kalkmak kolay olmayacak, amma, huşu içerisinde ibadet için daha elverişli, daha tesirli olacaktır.. Bedeninizin rahatı ve istiratı için, geceyi size örtü ettik, bir bölümüne uyku verdik, Diğer bölümünde de halveti istiratına göre yönelip ibadet edesiniz,

Gündüzleri de geçim ve nafakanız için dolaşın, sizi uzun uzun işleriniz vardır..."


5-Camide arapça okunur, cem evinde her milletin anlayabildiği dil konuşulur.

6- Camide Allah'tan korkulur, cem evinde Allah sevgisi öğretilir..

7- Cami dünya meşgalesi, siyaset meydanıdır. cem evi akıl ve imanın birleştiği , irfan meclisidir.


8- Camide cemaat Mescid-i Harama döndürülür. Cem Evinde Bakara suresinin 115. ayeti gereği,

" Doğuda Allah'ın, Batıda Allah'ın, hangi yöne dönersen dön Allah2a dönmüş olursun.." hükmüne uyulur..


9- Camide ben, sen vardır. cem evinde benlikten sıyrılarak Birlik vardır (Biz)

10- Caminin mihrabı vardır... cem evinin ise Tanrı Aşkıyla kurulan, "Gadir-i humm" daki Hz. Muhammed'in veda Kürsüsü vardır...

11- Camide, Ezanı Muhammed varken, cem Evinde ise, Ezan-ı muhammed ve sırat-ıl Mustakim olan Ehl-i Beyt'in nesefi ve Hünkar Gulbanki vardır..

12- Camide kıbleye dönüş vardır.. cem evinde, karşılıklı kıble oluş vardır.


13- camide Fatiha okunur, el yüze sürülür. cem evinde, Fatiha'anın sırrına erilir, Hakk'a niyaz edilir...

14- camide "amin amin" derler, Cem Evinde Allah Allah derler..

15- camide kadın erkek var.. cem evinde ise (Elhamdü lillâhi rabbil alemiyne) ayetitinin hükmüne uyarak bacı ve kardeş vardır.

16- Camide ateş korkusu, cennet yalvarışı vardır.. cem evinde ise, her ikisinden vaz geçilerek, sevgi ile "Enel Hakk" inancıyla İnsan-ı kamilin özünde, tanrıyı görmek vardır..


17- camideki Yaratan ile yaratılmış ikiliğinden sıyrılalarak, Tanrının tezahürü. yansıması, "vahdet-i Vucut" olmak vardır..

18- cami de şeriat ehlinin emir ve yasakları varken, cem evinde, akış ve imanın birleştiği, İlahiliğin İrfan meydanı vardır..

Gerçeklerin Demine Hû Diyelim..

Allah Eyvallah


yararlanılan kaynak:

Seyid Derviş Tur ,Erkânname
Sponsor Reklamlar

Erzincanli_onur_24_34 bunu beğendi.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.04.10   #7
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 42
Mesajlar: 391
Rep Puani : 10
Standart Camileri kimler yaptırdı


Camileri kimler yaptırdı



Bakınız Kur'an-ı Kerim'in Tevbe suresinin 107-109 ayetleri ne diyor


" ...Bir de şunlar var. Tutup bir mescid edinmişler. zarar vermek için, nankörlük için, inanları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve Resulü ile savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. "iyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz" diye gerile gerile yeminde edeceklerdir. Allah tanıktır ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. böyle bir mescitte asla namaza durma! (Duacı olma) Daha ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescid içinde, namaz kılman ( Burası Allah Resulunun ve Ehli Beyti'nin ibadethaneleridir-cem evleri- ancak) çok daha uygundur, Temizlenmek arzusu taşıyan erler vardır. o mescitte, Allah, temizlenenleri sever. Peki, binasını Allah'tan gelen bir sakınma duygusu ve Allah rızası üzerine kuran mı hayırlıdır, yoksa binasını sel artıklarının ucundaki uçurumun kenarına kurup ta onunla cehenneme yuvarlanacak mı (Tevbe Suresi 107-109)


Tarihi Taberi II. Cildinde ve, Altıparmak kitabının 306. sayfasında bu konudan bahsedilirken şunlar yazılmaktadır:



"...Vakti saatle Müslüman'ız diyenlerin yaptıkları camilerde namaz kılmak için Hazreti Muhammed'e teklif edilmiş idi. Bu teklif üzerine Cebrail Aleyisselâm nazil olup:

'O camilerin yıkılmasını sana emretti' ayeti kerimesini getirince, namaz kılmak için yaptıkları mescidi Hz. Resulullah farzı Kur'an'la yıktırdı.

Hz. Muhammed'in zamanında ilgili ayet ile yapılan tüm mescitler yıkılrken başkada mescit yapılmamış.. Mü'min'ler kendi evlerinde gizli olarak İbadet etmişlerdir..


Hazreti Muhammed'den sonra camiyi Halife Ömer yaptırdı."

Ravzatul Ahbab kitabının III. Cilt, 103. sayfasında ve IV. Cilt 100. sayfasında yazıldığına göre,


"...muhteşem camileri Muaviye yaptırdı. Buralarda Hazreti Ali'ye ve evlâtlarına lanet eden hutbeler okuttu. Hazreti Ali'yi ve evlâtlarını sevenlerin katline fermanlar çıkardı...."


Ahmet Refik'in 'Büyük Askeri Tarihi Umumiyesi'ne göre,

"...camileri Muaviye yaptırmıştır. Sünniliği her tarafa Muaviye yaymıştır...."


Şirketi Sahafıyei Osmaniye Elhac Ahmet Hulusi fi 11 Şevval, -ene 306 tarihiyle Matbaayı Arnire'de İstanbul'da basılan Dibacei Tercümei Tıbyan'm yazdığına göre:


Hazreti Muhamrned ile namaz kılmak için yapılan cami hakkında 'La takım ebeden'' ayeti gelince



"...Allahü-teâlâ o camilerde namaz kılmayı Hazreti Muhammed'e yasak etti. Peygamber'imiz sahabeden birkaç kişiden müteşekkil heyet gönderdi. Mescidi Tarra denilen camiye vardılar. Ana ateş urup yaktılar ve camiin binasını bozup yıktılIar. Ve o caminin yerini cife ve kinase ile doldurdular...."



(II. Cilt, sy. 204, Tevbe Suresi)



Ve Ata eder: Ömer bin Hattap zamanı hilâfetinde vakta ki Ensar fethl olundu . Müslimine emreyledi ki yine mescit bina edeler. Lâkin iki -mescidi birbirinin yanında yapmayalar ki, biri diğerine zarar vermeye."



(Bu sözlerden anlaşılan şudur: Ömer, hilâfeti zamanında Hz. Muhammed'in Medine şehrinde bulunan yardımcılarını, ensarını mağlup etti.

Ensarın isteklerine karşı koyarak, cami yapılması için emir verdi. böylece, Peygamber Efendi'mizin yıktırdığı camileri ilk defa olarak Ömer yaptırdı. Ondan sora da Muaviye yaptırdı.)


Allah Eyvallah

Kaynak:

1- Kur'an da İbadet Müslüman'a Saadet, Halil ÖZTOPRAK- HÜSEYİN ERDOĞAN

2-Kur'an da Hikmet Tarihte Hakikat ve Kur'an da Hikmet İncilde Hakikat, halil ÖZTOPRAK
Sponsor Reklamlar

Erzincanli_onur_24_34 bunu beğendi.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.04.10   #8
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 42
Mesajlar: 391
Rep Puani : 10
Standart Kur'an-i İbadet te Zaman ve mekan fetişiz mi var mı?


Kur'an-i İbadet te Zaman ve mekan fetişiz mi var mı?


Degerli canlar...

Öncelikle İbadet için herhangi bir özel mabetin islam inancında olmadığını belirtmek gerekir... cemaatle toplu ibadet ise sadece Cuma İbadeti için geçerlidir. .. Cami yada benzeri özel mabetler Kur'an-ı Kerim'in Tevbe suresi gereğinde yıkılmıştır... ilgili Ayetten sonra İbadethane insa edilmesi üzerine hiçbir sure ayet nazil olmamıştır..


Peygamber efendimiz ise, kendi Evinin ikamet ettiği mekanın salonunda İbadet ederdi.. yine Ehl-i beyt'te yaşamları müddeince hiçbir özel mabet yaptırmamıştır. Tümü kendi İkamet ettikleri evlerinin salonlarında ibadetlerini yaptılar..

Tarihi kaynaklar göstermektedir ki camileri insa edenler ömer, ve Muaviyedir. emevilerdir...Yine İbadet belli bir zaman'a 'aykırıdır.. Şirktir...

İBADET KUR'ANİ MANADA NASILDIR?


1- Allahı anmak , ibadet etmek, belli bir zamana bağlanamaz..

2- İbadetin gizliği esastır.. Aleni olarak yapılan İbadet riya ve şirke götüreceği için Kur'an İbadetin gizli olanını emreder..

3- İbadet toplu olarak değil, birey ile Allah arasındadır. ( Cuma İbadeti hariç)




1- Allahı anmak , ibadet etmek, belli bir zamana bağlanamaz..

Ahzab Suresi 41, 42. ayetler:


".. Ey İnanlar! Allah'ı çok anın.. O'nu sabah akşam tesbih edin.."

Şuara Suresi 227. ayet


"... Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah'ı çok çok zikredenler ve haksızlığa uğradıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır.. haksızlık eden kimseler, nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.."



Enfal Suresi 45. ayet

"... Ey İnanlar! bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın, başarıya erişebilmeniz için Allah'ı çok anın.."

Mearic Suresi 22, 23, ayetleri

".. Kılınması vacip olan emrolunan, yüksek olan daimi ( sürekli) namazdır...."


Rum Suresi 17. ve 18. Ayetler


".. Allah'ı akşam, sabah, birbiri ardınca tesbih et ve tenzih et.. yerde ve gökte olanlar öğle ve akşam ona hamd ederler..."


Şimdi Yüce Allah, İbadeti DAİMİ OLARAK isterken, siz İbadeti üç vakte, beşte indirgemeniz.. ve ibadete zaman fetişzimini sokmanız doğrumudur? oysa Kur'anın hiç birinde belli bir vakitte ibadet yoktur.. İbadete devamlıdır..

hemen belirtelim ki Kur'an birçok ayetinde İbadet olarak Zikirden yani Duadan bahseder. Dua yolu ile allah'ı anma ve tesbihten bahseder.. Yoksa sabah aşkam binlerce kez secde ve ruku edip dünyadan el etek çekmeyi değil..
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.04.10   #9
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 42
Mesajlar: 391
Rep Puani : 10
Standart İbadetin Gizliliği


İbadetin Gizliliği


Degerli canlar hemen belirtelim ki islam inancında İbadetin gizliliği mahremiyeti esastır.. yoksa cami ve benzeri özel mabetlerde namaz ve benzeri İbadet islamda yoktur.. Kur'ani de değildir... ( Cuma İbadeti hariç/ perşembe akşamları Cem ibadetidir)

Bakalım Kur'an bu konuda ne diyor:

A'raf Suresi 55. ayet


"... Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın, doğrusu O aşırı gidenleri sevmez..."

A'raf Suresi 205. ayet

".. Rabbini gönülden ve korkarak içinden hafif bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma..."

Bakara Suresi 238. Ayet

".. Niyazlarını ( namazlarınızı) saklayınız, orta Niyaza ( namaza) dikkat ediniz. Allah için Duaya kalkınız..."

Dikkat edilirse Burada Zikir özellikle vurgulanır.. yani dua...

Mü'min Suresi Ayet 9.

"... Ol kimseler, Niyazlarını ( namazlarını) saklarlar.."

Şimdi Kur'anın yüzlerce ayetinde İbadetin gizli yapılacağı açıkken camide ibadete insanları zorlamak ve bir mekan fetişizmi yaratmak Kur'ana asi olmaktır..

peki bundaki amaç nedir* elbetteki İnsanları manupule etmek siyasi çekişmeler için rant sağlamak ve insanları yönlendirmek... Kur'anın bir çok suresinde namaz olarak ifade edilen ve tercüme edilen kavramlar esasında zikir kasdedilir yani sabah aşkam Allah adını anmak, Dua etmek kastedilir.. yoksa Rukulü secdeli kıyamlı beş vakit yada daha fazla İbadet değil..


Kur'an 'ayetleri tetkik edildiğinde İbadetin dami olduğu kesinlik kazanır.. Fakat Özellikle gündüzün çalışmak gece ise İbadet halinde olmak Kur'an emridir...

Sünni/şii 'lerin gündüz beş vakitlik namazlarına Kur'andan kanıt getirilez ancak Alevi_bektaşilerin gece yaptıkları cem İbadetine ve İnanların geceleri ibadet etmeleri Kur'andan pek çok kanıt getirilebir...


İsra Suresi 78-79

"... Güneşin batışından, gecenin koyu karanlıklarında salatında ( İbaetinde/ zikrinde) daim ol; seherde de Kur'an oku, seherde okunan Kur'an şahitlidir...."


Müzemmil Suresi 1-4 Ayet

"...Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku...."


Müzemmil Suresi 6-7Ayet


"...Şüphe yok ki geceleyin kalkmak, pek meşakkatlidir, fakat ibâdet için de gece, pek uygun....

Doğrusu sana, gündüz uzun bir meşguliyet var;bunun için geceleyin bol bol ibadet etmek en uygundur..."



Müzemmil Suresi 20. ayet

".....Muhakkak ki Rabbin, senin ve seninle beraber olanlardan bir topluluğun, gecenin üçte ikisinden daha azında, (bazan) onun yarısında ve (bazan da) onun üçte birinde (Kur'ân okumak, zikir yapmak, kanitin olmak, teheccüd namazı kılmak için) kalktığını biliyor. Ve geceyi ve gündüzü Allah takdir eder, onu sizin asla hesaplayamayacağınızı (gecenin zaman dilimlerini doğru tayin edemeyeceğinizi) bildi. Bu sebeple sizin tövbenizi kabul etti. O halde Kur'ân'dan size kolay geleni okuyun! Sizden bir kısmınızın hasta olacağını, diğerlerinin yeryüzünde, Allah'ın fazlından (rızık) isteyerek dolaşacaklarını ve diğer bir kısmının da Allah'ın yolunda savaşacaklarını bildi. Artık O'ndan (Kur'ân'dan) size kolay geleni okuyun, namazı ikame edin, zekâtı verin ve Allah için güzel bir şekilde borç verin! Ve nefsiniz için hayır olarak ne takdim ederseniz, onu Allah'ın indinde daha hayırlı ve daha büyük bir ecir olarak bulursunuz. Ve Allah'a istiğfar edin (tövbe edip Allah'tan mağfiret dileyin)! Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahîm'dir...."

Yukardaki Ayetler bize açıkca sünni/ şii gündüz kılanan üç vakit yada beş vakit namazın/ ibadetin Kur'ani olmadığını Kur'an emrinin açık ve sarih olarak İbadeti gece yapılması gerektiğini belirtmektedir.

Bu durumda sünni/şii günlük beş vakit namazın Kur'ani dayanağı olmayıp sadece birer yorumdur...

Kur'ani İbadet tek başına, gizli olarak gece yapılır...

özel mabetler Kur'anda yoktur..

Toplu ibadet etme sadece Cuma İbadeti içindir Buda Alevilerde perşembe Akşamı ( Hiçri takvime göre cumaya perşembe güneş batarken girilir) Cem ibadetidir.
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 07.04.10   #10
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 42
Mesajlar: 391
Rep Puani : 10
Standart İlk cemevi


Ilk Cemevini Peygamber kendisi kurmustur.

Hz.Muhammed Peygamberligini ilanindan (610) sonrada islamiyeti gizlice yayiyordu.


615´de Mekke´de ”Darün Nedve” (Cemevi) denilen bir gizli ev tutularak ibadet eda ediliyordu...

İslamın bu ilk yıllarında, İbadetler gizli ve saklı idi,İbadet esnasında, gizliliğe riayet ve bu ibadet yerinin temizliği, idaresi belli kurallar dahilinde idi..

Yine bu evde 618 yilinda ”Kirklar Meclisi” Olusturularak islamiyetin yürütme organi islevi üstlendi. Hz.Ali´de bu organin yetkili kisisi kilindi.
(1)




kaynak

1-Nehc´ül Belega sayfa 10)
Sponsor Reklamlar

Erzincanli_onur_24_34 bunu beğendi.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aleviler Neden camiye Gitmezler? cem24d Alevi Nedir ? Alevi Tarihi... 46 12.09.12 17:30
Haydi ALeviler Camiye 301 Cemil fetva verdi Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 6 11.09.12 16:16
Aleviler neden bölünüyor cem_guvenc Siyaset,Politika ve Ekonomi 35 22.04.11 15:21
Aleviler Neden Camiye Gitmezler SHİFT Alevi Araştırmaları 4 20.12.10 22:13
Aleviler neden camiye gitmezler hasan Pir Yolu Haber Merkezi 0 25.11.09 13:59




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2