Sponsor Reklamlar


2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Konser - Alevi Dernek Etkinlikleri Forumunda Bulunan  2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 13.06.13   #11
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...


Sivas katliamı ile ilgili

yeni savlar ve yorumlar üzerine zorunlu bir yazı...



Çorum, Maraş, Malatya; hatta ’95 İstanbul katliamı bir bakıma yapanların yanına kaldı. Anımsayalım, katliamlar içerisinde birebir rol alan kimileri de, “büyük-itibarlı” işadamı veya milletvekili oldu. Sivas katliamından sonra da aynı sonuçları bekliyorlardı. “Katliam yapacak, ‘kahraman’ olacaklardı.” Öyle olmadı: “Kanlı Sivas” imajı pekişti. Sivas, sosyal ve kültürel etkinlikler anlamında tükendi. Sanayi ve ticaret durdu: En çok göç veren şehir oldu. Ve davalardan mahkumiyet kararı çıktı.



Sivas Katliamı sonrasında adalet duygularımız tümüyle tatmin olmasa da, esas yargılanması gereken derin(!) adamlara dokunulamasa da, bir yargılama süreci yaşandı ve sonuçlandı. Şeriatçı kalkışma sırasında benzin taşıyandan, kibrit çakana-otel içine girip linç girişiminde bulunandan, itfaiye aracının önüne yatarak yangının sönmesine engel olanlara dek binlerce “taşeron”dan 33’ü idama, onlarcası çeşitli cezalara çarptırıldı, geriye kalanlar da yok sayıldı. Bu kadarına bile tahammülleri yok... İşte “kör zihniyet” dediğimiz budur: Aydın ve Alevi katliamlarını alışkanlık haline getirip, sonra hiçbir sorun yokmuş gibi itibar beklemektir. Kuyucu Murat Katliamından, Pir Sultan’ın katledilmesine dek 100’lerce katliamın suçlularına-katillerine itibar edilmesi, “yapanın yanına kalması” alışkanlığıdır...



Sivas Katliamının üzerinden 10 yıl geçti. Katliam öncesi, cezaevindekilerle birlikte şeriat düzenini getirmek için “müşrikleri(!) öldürmek” üzere ant içen arkadaşları “vefa” gösteriyor ve cezaevindeki arkadaşlarının “masum” olduklarını söylemek istiyorlar. Kendilerince yardımcı olmak ve bir şey(!) yapmak istiyorlar. Tam olarak ne istedikleri bir süre sonra çıkar ortaya...



Anımsamalıyız. Katliam öncesinde Sivas Caddelerinde hangi sloganları atmışlardı? “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!..”, “Yaşasın Şeriat!..” Bunun nesini tartışacaksınız? Her şey öylesine açık ki...

Ya katliam sonrasında: Örneğin duruşma salonunda?

“Söz uçar, yazı kalır.” Mahkeme kayıtlarında sabit olan ve insanın (evet insan olanın) kanını donduran şu cümleleri anımsayalım: “Evet yaktık!

Şimdi olsa yine yakarız!

Elimizden gelse sizleri de yakarız!..”

Yer: Ankara 1 Nolu DGM Salonu. “Yaktık” dedikleri, Sivas Şehitlerimiz. “Elimizden gelse sizleri de ....” dedikleri de biz, şehit yakınları ve aileler...



Gerçekleri örtmek, karartmak, unutturmak istiyorlar. Bu amaçla 10 yıl sonra tekrar bir polemik başlatmak gereği duyan Fikret Ünsal isimli kişinin böyle bir çabayı tek başına başlattığını sanmak saflık olur. Kendisi Sivas Anadolu Gazetesi’nin sahibidir. 2 Temmuz ’93 Pir Sultan Abdal Şenliklerinin 3-4 gün öncesinden başlayarak gazetesinde şenlik ve katılımcılar aleyhine kampanya başlatanlardan da biridir.



6 Ocak 2003 tarihli gazetesinde, “Kınaya kınaya kınamız bitti”, “kınama değil, kamuoyu oluşturmak zamanıdır” diyerek yeni iftiralara başladı. İddiası şu: “Arif Sağ Otelden kaçıp kurtulmak isteyenlere ve Valiliğin gönderdiği otobüslere binmek isteyenlere engel oldu. Akarsu’yu ve Otel görevlisi Ahmet Öztürk’ü tabancasıyla vurarak öldürdü. Bu nedenle Arif Sağ cinayetten, sorumlulardan Şenlik Komitesi Başkanı Murtaza Demir ve diğerleri de sessiz kalma (ortak olma) suçundan yargılanmalıdırlar.” Elbette deli saçması ama, aynı zamanda da “haber” ya da çamur!..



Öyle ki, yerel basından, ulusal basına, TV’lere; hatta bizim internet sayfalarına değin alıcı-okuyucu-yazıcı bulan bir haber!.. Örneğin canlardan Kazım Balaban, Balaban’ın “hocası” Zeynel Kozanoğlu, İsmail Onarlı dost... Canlar dahi böyle bir iftirayı elinin tersiyle itmiyor; bire bir tanıştığı dostlarına-bizlere “nedir bu iddialar?” demiyor; birbirleriyle yazışıyor, konuyla ilgili savlar üretiyorlar. Onarlı dost daha da ileri gidip “Arif Sağ’ın havaya ateş açtığını biz de biliyoruz” diyor. Referans olarak da şeriat yanlısı Cuma Dergisi’ni gösteriyorlar. İnsaf!.. Değerli dostum, merhamet et!..



08.01.2003 tarihinde İstanbul’da yaptığımız ortak basın açıklamasına katılan ve bizleri destekleyen, bir de konuşma yapan Sn. Levent Kırca’nın dediği gibi; “bu iddialara insan ağzıyla değil, başka bir yeriyle güler” ama, kazın ayağı hiç de öyle değil. Dost bildiklerimiz dahi arama-sorma gereği duymadan bu tür “haberlere” itibar ettiklerine göre, özenli olmalı; deli saçması da olsa iddiaları yanıtlamalıyız.

Özetle ellerin taşı değil ama, canların gülü konuya değin bir açıklama zorunluluğu getirdi. Acılarımızın tazelenmesine neden olsa da...



Senaryoya göre yanıtlanması gereken iki iddia var:

1- “AKARSU ve otel görevlisi Ahmet ÖZTÜRK’ü, Arif SAĞ beylik tabancasıyla öldürdü! Bu iki ceset çıkarılmalı ve otopsi yapılmalıdır.”

2- “Zamanın İl Turizm Md. Vahap SÜMBÜLOĞLU’nun otel önüne iki otobüs götürmesine karşın, Otobüse binmek isteyenlere Arif SAĞ engel oldu. Sorumlular ise, (bizler) Arif SAĞ’ı korumak adına sessiz kaldılar: Halen de konuşmuyorlar.”



Gelelim yanıtlara:

1. sorunun yanıtını Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin konuyla ilgili (08.01.2003 tarihli) basın açıklamasından verelim:

“... Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi morgunda, Cumhuriyet Başsavcısı, Oktay İRDEM’le birlikte yapılan iş bölümü gereği Cumhuriyet Savcısı F. Murat AKKUŞ, yazman Cafer DARENDE, Otopsi yardımcısı Mustafa BEKİŞ ve adli tabip Selim ÖZKÖK tarafından yapılan otopsi ve otopsi sırasında tutulmuş olan “Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağının” ikinci sayfasında “İkinci ceset” olarak otopsi yapılan Ahmet ÖZTÜRK’tür”.



Aynı otopsi tutanağının 9. sayfasında “12 numaralı ceset” olarak otopsi yapılan da, Muhlis AKARSU’dur.

Bu husus; 03.07.1993 tarihli C.Ü. Hastanesi “Hüviyet Tespit Tutanağı” 2. sırasında söz edilip, 2 numara verildiği bildirilen ceset, Dayısı Gazi UÇAR tarafından, “...yeğenim Ahmet ÖZTÜRK” denilerek, teşhis ve tespit edilmiştir.



04.07.1993 tarihli “Hüviyet Tespit Tutanağı”nda 12. sıra numarası verilen ceset, Kayınpederi Halil ÇİFTLİK tarafından “Damadımdır. Adı Muhlis, soyadı AKARSU’dur” denilerek, teşhis ve tespit edilmiştir.



Tekrar otopsi raporuna dönüp baktığımızda; C.Ü. Tıp Fakültesi morgunda bulunan 17 cesetten, 2. sırada bulunan Ahmet ÖZTÜRK ile ilgili olarak, “... Bu cesette de ateşli silah yarası, kesici, delici, batıcı alet izi, darp, cebir emaresi mevcut değildir.” tespitinin yapıldığı; 12. sırada bulunan Muhlis AKARSU ile ilgili olarak “...yanık olduğu, bunun dışında vücutta ateşli silah yarası, kesici, batıcı alet izi, darp cebir emaresi mevcut olmadığı” tespitinin yapıldığı görülecektir. ...”





Şimdi 2. soruya yanıt verelim:

“Otel önüne otobüs getirmişler de bizler otelden ayrılmak istememişiz.”

Niye?.. Canımızı sokakta mı bulduk? O can pazarında köşe-bucak oradan kurtulacak bir çare ararken, hazır ayağımıza gelen otobüslere binip, neden oradan uzaklaşmayalım?..



Bir kere bütün iddialar gibi, Otobüs işi de yalan; hele de Otelin önüne otobüs geldiği iddiası, kuyruklu yalan!.. İşin aslı şu: Olay öncesinde, yani saat 13.00-1400 sularında camilerden çıkanların öncülüğünde, Sivas sokak ve caddelerinde protestoların başlamasıyla birlikte, bu görüntülerden endişe eden Otel çevresinde-merkezde bulunan arkadaşlarımız, konakladıkları Otele (Madımak’a) sığındılar. Kültür Merkezine yapılan saldırının, polisin saldırganlara yardımına karşın, arkadaşlarımız tarafından püskürtülmesinden sonra sayıları daha da çoğalan ve sloganlar atarak caddeleri dolduran güruhun bir bölümü Madımak’ı kuşattı. Aslında bizlerin Madımak’da olduğumuz bilgisi bir şekilde(!) ve birileri(!) tarafından bunların kulağına fısıldandı. Bir yandan bağırıp, çağırıyorlar, bir yandan da Oteli taşlıyor; içeriye girmeye çalışıyorlardı.

Bizler nasıl kurtulacağımızı tartışıyor; her yana, devlete, hükümete, İstanbul’a, Ankara’ya telefon ediyor, durumu haber veriyorduk. Diğer yandan da binanın protestocuların bulunduğu sokaktan başka bir yöne, çatıya, başka bir binaya çıkışı olup olmadığını araştırıyorduk: Yoktu!.. Bir tek çıkış vardı: Soldaki binayla, Madımak Oteli arasında bulunan aydınlık-havalandırma boşluğuna inilecek, oradan söylenen binanın 1. katında bulunan dairenin penceresinden içeri girilecek ve arka sokağa çıkarak kurtulabilecektik.



Birkaç arkadaş boşluğa inip, otele bitişik binanın aydınlık aralığına bakan dairesinin pencere camına vurmaya başladık: Eyvah! İçerideki adamlar bize “.....in gidin” diye bağırıyor, ağıza alınmayacak küfürler ediyorlardı. Meğer burası Büyük Birlik Partisinin İl Merkeziymiş!.. Tekrar geriye dönüp “umut” olmadığını, silahlı adamların “içeri girme” istemimize “hakaret ve tehditle” karşılık verdiklerini, bize silah gösterdiklerini söyledik. Bu girişimi birkaç kez denedik fakat maalesef başarılı olamadık. (Sonra yine buradan çıktık ama, katliamın bu boyutuyla ilgili yaşadıklarımız, ayrı bir yazı, hatta kitap konusu olacak kadar vahim ve uzun.)



Tüm umutlarımız tükenmeye başlamıştı...

Bir ara Otele gelen biri, (İl Turizm Müd. Olduğunu sonra öğrendim) “Vilayetten geldiğini, Otelde bulunan arkadaşlarımızın Otelden çıkıp iki sokak öteye kadar gelebilirlerse, oraya 2 otobüs getireceklerini” söyledi. “Otobüslerin Otelin çıkışına gelip gelmeyeceğini” sorduk. “Hayır” dedi, “Otelin önü göstericilerin kuşatması altında, otobüsleri buraya getiremeyiz: tahrip ederler!..”



Otobüsleri Otelin çıkışına getiremeyen ve “tahrip olmalarını önleyemeyeceğini” söyleyen devlet görevlisi “otorite”, bizlerin Otelden çıkıp, güruhun içinden geçip iki sokak öteye kadar yürümemizi teklif ediyordu. Öneriyi tartıştık ve bize tuzak kurulduğuna karar verdik. İçeride bulunan yaklaşık 140 kişiyi dışarı çıkarıp tuzağın üstüne çekecekler, linç edeceklerdi!.. Öneriyi reddettik!..

Özetle, “Otobüs geldi, gelmedi-geldi de binmediler” tartışması da bundan ibarettir.



Aslında bu yazının yazılmasına neden olan iddia sahibi zat, benzer hezeyanlarını daha 1994 yılında ortaya atmış, Arif Sağ tarafından dava edilmiş ve İst. As. Hk. Mah. 1994/188 esas 1997/54 sayılı kararıyla mahkum olmuş, Karar Yargıtay tarafından da onaylanarak kesinleşmişti. Yani söylediklerinin yalan ve iftira olduğunu kendisi de biliyor.





Şahsımla ve PSAKD Genel Başkanı sıfatımla ilgili ise, bir-iki değil otuzdan fazla dava açıldı. Sivas Katliamı ve Alevilere atılan her türlü iddiadan-iftiradan yargılandım. Bunlardan, Şevket KAZAN’a hakaret ettiğim savı ile açılan davanın dışındaki tüm davalardan beraat ettim: İddia sahiplerinden Akşam Gazetesini: Ank. 11. As. H. Mah. 1997/129 sayılı dosya ile, Zaman Gazetesini: Ank. 19. As. H. Mah. 1994/999 sayılı dosya ile mahkum ettirdim ve birçoğunun maddi-manevi ceza almalarını sağladım. Yine Kayseri DGM Savcılığınca 1995/048 nolu dosya kapsamında, “kendilerine hakaret ettiğim ve Sivaslıları suçladığım” savı ile; Muhsin YAZICIOĞLU, Abdullatif ŞENER, Ahmet ARIKAN, Temel KARAMOLLAOĞLU’nun açtıkları davadan da beraat ettim.



O halde aynı şeyleri neden tekrarlayıp duruyor?

Maddi ve cezai dava açılması durumunda (ki elbette dava açılacaktır) tekrar mahkum olacağını bilmiyor mu? Biliyor elbette; biliyor ama konuşuyor: Ya da konuşturuluyor.



Bir yandan Sivaslının tamamına “katil” nitelemesi yapmanın yanlışını, bu imajın kente zarar verdiğini; kaldırılması gerektiğini ifade ediyor, Ama diğer yandan “üzgün” ya da “pişman” olduklarını söylemeye, ve “özür dilemeye” de hiç niyetli görünmüyorlar. Sanki diri diri insan yakanlar Sivaslı değil!.. Sanki Madımak Oteli önünde, meydanlarda, caddelerde saatlerce çığlık atıp, tepinen güruhun Sivaslılarla hiç ilgisi yok!.. Sanki bize iftira ve çamur atanların, oteli kuşatan binlerce Sivaslı içinde hiç akrabası, eşi, dostu, tanıdığı yok.



Kaldı ki bunların, yani böyle bir eyleme katılmanın veya desteklemenin büyük ve tarihi hata olduğunu söylemesi gerekenlerin yarayı kaşıyıp; Sivas’a saz çalıp türkü söylemeye gelmekten başka hiçbir niyeti olmayan bizlere iftira edip, suçlamaları iyice düşünülüp, analiz edilmelidir.



Kabuk tutmuş yarayı deşmekten zevk duyan bu kişiler Sivas’a ve Sivaslıya hizmet etmedikleri gibi, Sivaslıyı da temsil etmiyorlar. Belki kendilerini tatmin ve temsil ediyorlar hepsi o kadar. O takdirde aklıselim Sivaslı, kişisel tatmin ve şöhret peşinde olan ve ayrıca çok azınlık olan “malum” militan kişiliklere dur deme cesaretini göstermelidir. “Artık bu yarayı saralım” tezini savunan Sivaslılar tezlerini daha somut hale getirmeli; her şeyden önce katliamı kamuoyu önünde açıkça lanetlemelidirler. Yaranın tedavi edilmesini istemeyenlerden ve toplumsal gerilimden çıkar bekleyenlerden daha cesur olmalıdırlar.



Hatayı kabul edip, oradan dönmek bir erdemdir. Erdem ise medeni insanlara özgü davranış biçimidir. Bizim, bu katliamın şu ya da bu evresinde zihinsel ve fiili destek olanlardan herhangi bir beklentimiz yoktur. Bunlarla aynı çağda yaşamak, aynı ortamda bulunmak bile en büyük işkencedir bizlere!.. Konu ettiğimiz ve insani duyarlılık beklentisi içinde olduğumuz kesim, katliam nedeniyle içi kan ağladığı halde sessiz kalan büyük çoğunluktur. Hiç göz ardı edilmemeli ki, Sivas Katliamına katılıp fiilen destek verenlerin sayısı tahminen on bin kişi iken, Sivas merkez ilçenin nüfusu 300 bindir.



10 bin kişinin katılarak desteklediği bir katliam nedeniyle 300 bin nüfusa sahip bir kenti top yekun mahkum etmek ne kadar yanlış ise, bu yanlışın vebalini bizde veya yakılanlar arasında aramak, daha da büyük yanlıştır.

Tanrı Dünyayı, insanlığı bunların şerrinden, cehaletinden ve iftirasından korusun!..



29.01.2003

Murtaza DEMİR

Pir Sultan Abdal Kültür Vakfı Bşk.


GÜNCELLEME
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (13.06.13 Saat 00:32 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.06.13   #12
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...


Haluk Bilginer'den Sivas yorumu: İnsan yakmanın zaman aşımı olmaz

Yeni oyunu "Antonius ile Kleopatra"yı anlatmak için Bedia Ceylan Güzelce'nin sunduğu Skala'ya konuk olan usta oyuncu Sivas Katliamı'yla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bilginer, "İnsan yakmanın zamanaşımıolmaz, o zaman Naziler de zamanaşımına uğrardı" diye konuştu
Habertürk Televizyonu'nun kültür sanat programı Skala'da Bedia Ceylan Güzelce'nin sorularını yanıtlayan Haluk Bilginer, 2 Temmuz 1993'te 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan Sivas Katliamı davasının "zamanaşımı"na uğrama tehlikesini değerlendirdi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13 Mart'ta görülecek davada katliamı "insanlık suçu" olarak nitelendirmemesi halinde dosyanın tamamen kapanacağının üzerinde duran usta oyuncu, Bedia Ceylan Güzelce'nin "Sivas, kültür sanat programlarının işidir" sözü üzerine "Sivas'ta kültür sanat insanları katledildi. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nin kara sayfalarından biridir. Bu utanç zaten var, bir de üzerine hakaret eklememek gerekir" diye konuştu.

PROGRAMI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN...

"ZAMANAŞIMI SAÇMALIKTIR"
"...İnsan yakmanın zamanaşımı olabilir mi? Alçaklığın zamanaşımı olabilir mi? O zaman Hitler'i neden yargıladık. Bu utanç, tarihe utanç olarak geçmemelidir. En azından "biz bu utancı telafi etmek için gereğini yaptık" diyebilmeliyiz. Bu ülkenin tüm insanları davanın peşinde olmalı. Sadece yargıya da bırakmamalı. Mutlaka böylefelaketlerle hesaplaşılması gerekir.."

"POLİTİKAYLA İLGİLENMİYORUM DEMEK AYIPTIR"
Bilginer, genç oyunculara da seslendi: "...12 Eylül'ün oyuncuların politikadan uzaklaşmasında etkisi büyük. Ama oyuncu olmak isteyen ne 12 Eylül dinler, ne 12 Mart dinler, ne de 28 Şubat dinler. Bir oyuncu veya oyuncu olmaya çalışan biri 'Ben oyuncuyum, politikayla ilgilenmem' gibi bir cümle kuramaz. Sorun şurada: Biz oyuncu olmak istemiyoruz, meşhur olmak istiyoruz. Bu iş tiyatroda öğrenilir, televizyonda öğrenilmez. "Politikayla ilgilenmiyorum" demek ayıptır. Her şeyi de 12 Eylül'le suçlamayalım. 12 Eylül bitti, şimdi biz varız. '12 Eylül beni böyle yaptı' derseniz 'siz ne yaptınız' diye sorarım size..."


haber türk.


GÜNCELLEME


Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.06.13   #13
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...


Sivas katliamı bir provaymış
Dönemin SHP Milletvekili ve Sivas Olaylarını Araştırma Komisyonu Başkanı Mustafa Kul, aradan geçen 14 yılın ardından önemli açıklamalarda bulundu.
Dönemin SHP Erzincan Milletvekili ve Sivas Olaylarını Araştırma Komisyonu Başkanı Mustafa Kul, geçtiğimiz günlerde Cem TV’de katıldığı Çapraz Ateş programında, Sivas olaylarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulunmuştu. Katliamdan 14 yıl sonra ilk kez dile getirilen bu açıklamalara göre MİT Bölge Başkanlığı’nda görevli bir istihbaratçı, Kul’a olaylardan önceden haberdar olduklarını belirterek, “Bir provaydı, ancak sınırı aştı” dedi. Hem bu açıklamaların detaylarını hem de o dönem yaşananları Kul’a sorduk.
Sivas’taki olaylardan nasıl haberdar oldunuz oradan başlasak...
Olayları bana ilk olarak Arif Sağ bildirmişti. “Birtakım insanlar sokaklarda geziyorlar, slogan atıyorlar. Bizim saat 14.00’te kültür merkezinde bir etkinliğimiz olacak, kültür merkezine geçemiyoruz” demişti. Ben de dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’i aradım. Merak edilecek bir şey olmadığını, birazdan otobüslerin geleceğini ve olay çıkaranların götürüleceğini bildirdi. Vali Yardımcısı Şenol Bey’i aradım o da aynı şeyleri söyledi. Sivas Emniyet Müdür Yardımcısı Veli Karadayı’yı aradım, o da aynı şeyleri söyledi. Onlarla da yetinmedim, Emniyet Genel Müdürü’nü aradım. O zaman Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’dı. O da “Merak etmeyin, gelişmeleri masamdan takip ediyorum. Gereken yapılacaktır. Devletin gücü oradadır, merak edecek bir şey yoktur” dedi. İçişleri Bakanı’nı aradım, benzer şeyleri ondan da dinledim. Akşam saat 16.00’dan sonra Sivas’la irtibat kurmak mümkün olmadı telefonla. Akşam saat 17.30’da haberlerde Sivas Madımak Oteli’nin yandığını öğrendim. Hemen birkaç arkadaşımla birlikte Erzincan’dan Sivas’a hareket ettik. Saat 21.30 sıralarında Sivas’taydık. Giriş çıkış kapalıydı, sokağa çıkma yasağı vardı. Hemen valiliğe gittim. Orada neler olduğunu, 37 insanımızın hayatını kaybettiğini vali bey bana söyledi. Ben olaylardan sonra orada bir iki gün kaldım. Sokaklarda dolaştım, tanıdığım insanlara giderek onları dinledim. Olaydan bir gün önce, “Müslümanlar” isimli bir bildiri dağıtıldığı, iki gün önce de “Türkiyeli Müslümanlar” isimli bir bildiri dağıtıldığı söylendi. Bildirilerde “Ey Müslümanlar, ey Sivaslılar Müslüman mahallesinde salyangoz sattıracak mısınız? Dinsiz Aziz’in Sivas’ta konuşmasına izin verecek misiniz?” gibi şeyler yazıyordu. Bu bildirilerin birer örneği Meclis Komisyonu’nun dosyasında var. Oraya koymuştuk. Ben daha sonra Ankara’ya gelip, grup toplantısında bu olayla ilgili bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasını önerdim. Kabul edildi ve biz o dönemki SHP grubu olarak bu konuda bir önerge verdik, önergemiz kabul edilerek bir komisyon kuruldu ve komisyonun başkanlığına da ben geldim. Sivas Olaylarını Araştırma Komisyonu. Biz, öncelikle Sivas’a gittik. Sivas’ta valiyi, emniyet müdürünü, tugay komutanını, oradaki bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini dinledik. Gazetecileri dinledik. Ama yerel gazetelerde de olayların 15 gün öncesinden başlayarak her gün o bildirilerle aynı başlıkların atıldığını gördük.
Kışkırtıcı başlıklar...
Evet. Ben bu bildirilerin hangi matbaada basıldığının öğrenilmesini istedim. Ama ne yazık ki tek başınıza bir şey yapamıyorsunuz.
Diğer üyeler hangi partidendi?
Komisyon 11 kişiden oluşuyordu. SHP’den ben ve Nami Çağan bey vardık. Sonra Nami Çağan Bey ayrıldı komisyondan. Amasya Milletvekili Haydar Oymak arkadaşımız seçildi onun yerine. Biz SHP’den 2 kişiydik. DYP’den, ANAP’tan, Refah Partisi’nden milletvekilleri vardı. Sivas Milletvekili Abdullatif Şener Komisyon üyesiydi. Şu an AKP’li olan ve o dönemde MHP’de olan Osman Seyfi komisyon üyesiydi.
Onların tavrı nasıldı?
Önceleri onlar da olayla ilgili dinlediğimiz kişilere benimle birlikte birkaç soru soruyorlardı, ancak daha sonra hafife aldılar. Pek önemsemediler.
Geçtiğimiz günlerde Cem TV’de, bir MİT görevlisinin size, olaylardan başından beri haberdar olduklarını söylediğini anlattınız. Nasıl geçti o diyalog. Bir daha ayrıntılarıyla dinleyebilir miyiz?
Sivas’ta olayla ilgili çalıştığımız zaman, Sivas Valiliği’nde takım elbiseli birisi yanımıza geldi ve “Komisyon başkanı ile görüşmek istiyorum” dedi. Valilikte koridorda görüştük.
MİT görevlisiymiş değil mi bu kişi?
Evet, istihbaratta çalıştığını söyledi ve şöyle dedi: “Efendim, bizim bu gelişmelerin hepsinden öncesinden haberimiz vardı. Biz yerel basını günü gününe takip ediyoruz. Sivas’a dışarıdan gelenlerin kimler olduğunu, hangi amaçla geldiklerini biliyorduk. Kale Camisi’nin önünden slogan atarak bu işi başlattıklarını biliyoruz. Bizim, bu provokasyonun olacağından haberimiz de vardı ama, acaba bunların burada gücü nedir, toplananların ne kadarı sempatizan, ne kadarı taraftar, bunları tespit etmek için böyle bir olay olması halinde bunları ne kadarlık bir güçle dağıtabileceğimizin provasını yaptık. Ancak olay öyle bir hale geldi ki, elimizdeki güçle bunları engellememiz mümkün olmadı.”
Bu açıklamalar üzerine ne gibi girişimlerde bulundunuz?
Ben bunları Komisyon’da dile getirdim. Bir kez daha MİT Bölge Başkanı’nı çağırıp dinlememiz lazım dedim. Komisyon’un diğer üyeleri, “Bir kez dinledik, yeni ne söyleyecek?” diyerek karşı çıktılar.
Peki bugün o dönemde görev yapanların listesi çıkarılsa tanır mısınız o kişiyi?
Tabii tanırım.
Peki, bir de “Sivas’ta aydınlar yakıldığında sosyal demokratlar iktidar ortağıydı” diye bir görüş var. Yıllardır söylenir. Sosyal demokratlar gereken her şeyi yaptı mı o dönemde?
Vicdanınız rahat mı tam olarak? Biz o dönemde hükümetten çekilmeyi de çok tartıştık. Ancak, hükümetten çekildiğimiz zaman bu olayın, Sivas davasının üzerine hiç gidilemeyecekti. O zaman hükümette kalıp bu işin üzerine gitmeliyiz yönünde bir karar çıktı. Ortağımıza İçişleri Bakanı’nın ve Emniyet Genel Müdürü’nün görevden alınması için baskı yaptık. Ama kabul ettiremedik.
Tugay komutanı ifade vermeye gelmedi
Olayda ihmali bulunduğunu düşündüğünüz yetkililerle ilgili neler yaptınız?
Tugay komutanı (Tuğgeneral Ahmet Yücetürk) çağırdığımız halde komisyona gelip bilgi vermedi. Ben bunları komisyon raporumuza yazdım, ancak ne yazık ki o raporu Haydar Oymak ve ben imzaladık sadece. Diğer komisyon üyeleri suçu daha çok Aziz Nesin’e ve Pir Sultan Abdal Derneği’ne yüklemeye çalıştılar. “Neden Aziz Nesin orada konuşma yapıyor, neden ortamı bildikleri halde oraya Pir Sultan’ın heykelini dikiyorlar” gibi suçlamalardı bunlar. Onlar ayrı bir rapor verdi. Ben raporumda İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü başta olmak üzere, MİT Bölge Başkanı’nın, Emniyet Müdürü’nün ve Vali’nin hakkında soruşturma açılmasını istedim. Ne yazık ki, Meclis’te onlar çoğunlukta olduğu için onların raporu kabul edildi.
Dönemin valisi, “O Gün” belgeselinde, “Askerler geç geldiler ve oteli değil, orduevini korudular”, “Polis sırtlarını sıvazladı”, “Belediye Başkanı bakanı yanılttı” diyor.
Evet, video kayıtlarından da görüleceği gibi asker saat 19.00’da, otel yanmaya başladıktan sonra geliyor oraya. Asker geldiğinde bir içerde yananlar var, bir de hâlâ dışarıda taş atan, bağıran çağıran ve parmak sallayanlar var. Sonuçta askerin araya girmesi lazım. Önce onları oradan uzaklaştırması lazım. İtfaiyenin otele yanaşıp söndürebilmesi için bir ortamın yaratılması lazım. Ama ne yazık ki askerin yanında birisi itfaiyenin hortumunu kesiyor, asker seyirci kalıyor. Asker orada havaya bir el ateş etseydi bence kalabalığın tamamı dağılacaktı. Zaten vali bey bana şunları söyledi: “Oteli yaktılar, en son benim kapıya geldiler. ‘Dinsiz vali çık dışarı seni de öldüreceğiz’ diye bağırıyorlardı. Ben son anda Jandarma Alay Komutanı’nı aradım. ‘Elimde son bir manga asker var, onu göndereyim’ dedi. O bir manga askerin gelip havaya ateş açması sonucu kalabalık dağıldı.” O bir manga asker otel yanmadan önce gelip havaya ateş açsa o kalabalık gene dağılacakmış.
Fatih Polat - EVRENSEL GAZETESİ - 11.07.2007


GÜNCELLEME



2 TEMMUZ 1993 SİVAS MADIMAK KATLİAMINI 20.YILINDA UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

GELİN CANLAR BİR OLALIM!
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

8 Haziran Cumartesi
------------------------
İlkay AKKAYA
Suavi
Ferhat TUNÇ
Erdal ERZİNCAN
Cengiz ÖZKAN
Tolga SAĞ
Muharrem TEMİZ
Nuretttin GÜLEÇ
Bulutsuzluk Özlemi
Simurg Müzik Grubu


9 Haziran Pazar
-------------------
Sabahat AKKİRAZ
Pınar AYDINLAR
Dertli DİVANİ
Metin KAHRAMAN
Gülcihan KOÇ
Elif Buse DOĞAN
Grup Emeğe Ezgi
Semah Ekibi
Sinevizyon
Metin ÇOŞKUN (Şiir Dinletisi)

Sunucular ;
Orhan AYDIN - Zeynep Derya YILDIZ


8 – 9 Haziran 2013 Deniz Gezmiş Parkı (Ataşehir)
Saat : 16.00 – 23.00
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

Ataşehir Belediyesi'nin Katkılarıyla...


PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELERİ

* * * * *

2 TEMMUZ 1993
SİVAS ŞEHİTLERİMİZ
ÖLÜMSÜZDÜR...

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne katılan 33 aydın, yazar ve sanatçı, gericiler tarafından ateşe verilen Madımak Oteli'nde Katledildiler.

Çok büyük değerlerini kaybetti o gün Türkiye...

Şair Metin Altıok, yazar Asım Bezirci, sanatçı Muhlis Akarsu, şair Behçet Aysan, üç telli curanın ustası Nesimi Çimen, karikatürist Asaf Koçak, şelpe tekniğinin önderi Hasret Gültekin... Ölenler arasında Hollandalı araştırmacı Carinna Cuanna da vardı, daha henüz 12 yaşında olan Koray Kaya da...

33 can... Kimisi nişanlıydı, kimisi üniversiteliydi.. Doktordu, eczacıydı, mimardı, mühendisti, öğrenciydi onlar.. Anadolu, Rumeli, Karadenizli, Akdenizli, Egeli…Aleviydiler, Sünniydiler ve Dünyalıydılar…

2 TEMMUZ 1993 SİVAS KATLİAMINI
UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! Sponsor Reklamlar
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (14.06.13 Saat 23:19 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 15.06.13   #14
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...


Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Sivas'ta yaşananları 'insanlık suçu' olarak nitelemezse dosya kapanacak. Madımak'ta yaşamını yitiren şair Uğur Kaynar'ın kızları katliam için ilk kez konuştu: Yangın babamızı, acısı annemizi aldı
2 Temmuz 1993’te 37 kişinin Madımak Oteli’nde yakılmasına ilişkin süren ve ana davadan dosyası ayrılan 7 firari sanığın yargılandığı davada, zamanaşımı kıskacının “insanlık suçu” değerlendirmesiyle aşılması bekleniyor. Savcılığın 15 yıllık zamanaşımından düşme talebine 13 Mart Salı günü yapılacak duruşmada cevap verecek olan Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Sivas’ta yaşananları “insanlık suçu” olarak nitelemezse dava düşecek, dosya tamamen kapanacak.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Mart Salı günü görülecek duruşmada gözler mahkeme heyetinde çevrildi. Sanıklar hakkında 1994’te düzenlenen iddianame üzerine başlayan yargılama, sanıkların firari olması ve bir türlü yakalanamaması nedeniyle 19 yıldır sonuçlandırılmadı.
Madımak Oteli’nin yakılması ve 37 kişinin ölümüne ilişkin ana davadan dosyası ayrılan 7 firari sanığın yargılandığı, davada Cumhuriyet Savcısı Hakan Yüksel, esas hakkındaki mütalaasında dönemin Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak dışındaki sanıklara isnat edilen “anayasal düzeni bozmaya kalkışmaya iştirak etmek” suçuna öngörülen 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davaların ortadan kaldırılmasını talep etti.
Savcının yorumu
Savcı Hakan Yüksel, esas hakkındaki mütalaasında firari Sivas sanıkları Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca, Yılmaz Bağ ve Necmi Karaömeroğlu’nun üzerlerine atılı eylemlerinin “anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüse iştirak” suçu olduğunu kaydederek, bu suça ilişkin olağanüstü zamanaşımı süresinin yasalar uyarınca 15 yıl olduğunu belirtmişti.
Suç tarihinin 2 Temmuz 1993 olduğu dikkate alındığında 2 Temmuz 2008’de zamanaşımı süresinin dolduğunu ifade eden Yüksel, 6 sanığa açılan kamu davasının zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşmesine karar verilmesini istedi. Müşteki avukatları ise 12 Eylül 1980 darbesine yönelik soruşturmayı yürüten savcının yorumuna dikkat çekerek, Yüksel’in “zamanaşımı” talebine karşı çıkıyor.
12 Eylül soruşturmasını yürüten savcı, söz konusu insanlığa karşı suçlar maddesini sanıklar aleyhine, mağdurlar lehine yorumlayarak, işkencelerin üzerinden 32 yıl geçmesine karşın zamanaşımı işlemeyeceğini belirtti.
TCK’nin 77. maddesinde, “kasten öldürme, yaralama, işkence, eziyet veya köleleştirme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarının bir plan doğrultusunda, sistemli olarak işlenmesi insanlığa karşı suç” olarak tanımlandı. AİHM’nin, “Yaşama hakkını ihlal ettiği iddia edilen, işkence ve kötü muamele iddiaları ile suçlanan kamu görevlilerinin af ve zamanaşımından yararlandırılmaması” yönünde aldığı karara dikkat çeken müdahil avukatlar, yarın görülecek dava da aynı yorumu bekliyor.
‘Dosya kapanacak’
Savcı Hakan Yüksel’in zamanaşımı talebini Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, salı günü yapılacak duruşmada değerlendirecek. Mahkeme, 1993’te Sivas’ta yaşananları “insanlık suçu” olarak değerlendirmez, savcının isteği doğrultusunda zamanaşımı kararı verirse sanıklardan öldükleri ortaya çıkan Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ dışındaki sanıklar Erdoğan, Koçak, Çakmak, Karaca ve Karaömeroğlu hakkındaki dosya kapanmış olacak.
Yangın babamızı, acısı annemizi aldı
Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te meydana gelen olaylarda 35 kişinin yaşamını yitirdiği katliam ve sonrasında gerçekleşenler toplum vicdanını sarsarken yakınlarını kaybedenlerin ailelerinde de derin yaralar açtı. Çocukların, annelerin, babaların ve eşlerin yitirildiği Madımak yangını pek çok aileyi de parçaladı.
Katliamda babaları, şair Uğur Kaynar’ı yitirdiklerinde Ezgican 5, Elif 12 yaşındaymış. Ankara’da, hemen her çocuk gibi eğlenceli, neşeli bir çocukluk yaşıyorlarmış ancak çocuklukları, babalarının ölümüyle birlikte sona ermiş. İki kız kardeş, babalarını yitirmelerinin ardından yaşanan zor günleri kendilerine hissettirmemek için büyük fedakârlıklar sunan anneleri öğretmen Serap Kaynar’ı da 2007 yılında kanser nedeniyle kaybetmiş.
Ailemizi parçaladılar
Elif Kaynar, hayatının akışını değiştiren o dönemi şöyle anlatıyor: “Babamın Sivas’a gidişini, o son günümüzü unutamam. Hepimizi teker teker öpmüştü. Çocuklarını, 36 yaşındaki gencecik karısını bir daha göremeyeceğini bilmeden öylece gitmişti... Annem ise babam öldükten sonra tüm hayatını bize adadı. Bir anlamda kendinden vazgeçti. Kanser olduğunu öğrendiğimde dünyam tam anlamıyla çöktü. Yaklaşık 2 sene mücadele ettik. Öldüğünde yalnızca 49 yaşındaydı.”
Ezgican Kaynar ise 2 Temmuz’dan sonra evlerine hep hüznün hâkim olduğunu anlatıyor. Ezgican Kaynar “Babamın üstüme titrediğini her daim hissetmiştim. Babamın ölümünden sonra ise her şey o kadar kolay olmadı. Annemin tek ebeveyn olmasından doğan hem maddi hem de manevi sorunlarla uğraşmak durumunda kaldık. Ailemizi parçaladılar. Eminim ki babam ölmeseydi annem de şu anda hâlâ yaşıyor olurdu. Bu katiller benim elimden sadece babamı değil, annemi, ailemi de aldılar” diyor.
Elif ve Ezgican Kaynar, Sivas davasının zamanaşımı nedeniyle düşecek olmasına tepkili: “Yargının önüne çıkmayarak kaçanlar birer zavallı, katil olarak hatırlanacak. Onları koruyabilirler ama biz adaletin yerine getirilmesi için sonuna kadar savaşacağız.”

Cumhuriyet – 12.03.12
__________________



GÜNCELLEME



2 TEMMUZ 1993 SİVAS MADIMAK KATLİAMINI 20.YILINDA UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

GELİN CANLAR BİR OLALIM!
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

8 Haziran Cumartesi
------------------------
İlkay AKKAYA
Suavi
Ferhat TUNÇ
Erdal ERZİNCAN
Cengiz ÖZKAN
Tolga SAĞ
Muharrem TEMİZ
Nuretttin GÜLEÇ
Bulutsuzluk Özlemi
Simurg Müzik Grubu


9 Haziran Pazar
-------------------
Sabahat AKKİRAZ
Pınar AYDINLAR
Dertli DİVANİ
Metin KAHRAMAN
Gülcihan KOÇ
Elif Buse DOĞAN
Grup Emeğe Ezgi
Semah Ekibi
Sinevizyon
Metin ÇOŞKUN (Şiir Dinletisi)

Sunucular ;
Orhan AYDIN - Zeynep Derya YILDIZ


8 – 9 Haziran 2013 Deniz Gezmiş Parkı (Ataşehir)
Saat : 16.00 – 23.00
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

Ataşehir Belediyesi'nin Katkılarıyla...


PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELERİ

* * * * *

2 TEMMUZ 1993
SİVAS ŞEHİTLERİMİZ
ÖLÜMSÜZDÜR...

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne katılan 33 aydın, yazar ve sanatçı, gericiler tarafından ateşe verilen Madımak Oteli'nde Katledildiler.

Çok büyük değerlerini kaybetti o gün Türkiye...

Şair Metin Altıok, yazar Asım Bezirci, sanatçı Muhlis Akarsu, şair Behçet Aysan, üç telli curanın ustası Nesimi Çimen, karikatürist Asaf Koçak, şelpe tekniğinin önderi Hasret Gültekin... Ölenler arasında Hollandalı araştırmacı Carinna Cuanna da vardı, daha henüz 12 yaşında olan Koray Kaya da...

33 can... Kimisi nişanlıydı, kimisi üniversiteliydi.. Doktordu, eczacıydı, mimardı, mühendisti, öğrenciydi onlar.. Anadolu, Rumeli, Karadenizli, Akdenizli, Egeli…Aleviydiler, Sünniydiler ve Dünyalıydılar…

2 TEMMUZ 1993 SİVAS KATLİAMINI
UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! Sponsor Reklamlar Sponsor Reklamlar


__________________
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 17.06.13   #15
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...


Can Dündar – Sivas Belgeseli





Featured by sivasiunutmayacagiz
Siz de aşağıdaki metni imzalamak için buraya tıklayabilirsiniz.
Değerli Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimleri,
Size adaletin gerekliliğine yürekten inanan genç akademisyenler ve farklı mesleklerden gelen Türkiyeliler olarak sesleniyoruz. Mahkemenizden, 13 Mart’ta yapılacak duruşmada Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı suç teşkil ettiğinin kabul edilmesini, ve dolayısıyla zamanaşımı kuralının uygulanamayacağının karara bağlanmasını talep ediyoruz. Bizler insanlığa karşı işlenen suçların zamanaşımı kavramı ile değerlendirilemeyeceğini; dahası böyle bir kararın yeni katliamların önünü açacağı gibi, zaten yaralı olan toplumsal barışa ve adalet duygusuna büyük bir darbe vuracağını düşünüyoruz.
2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde gözlerimizin önünde katledilen sadece 35 canımız değil, aynı zamanda insanlıktır. Geçen 19 yıl süresince katliamı örgütleyen, göz yuman ve destek olan sorumlular ortaya çıkarılmadığı gibi şimdi de kalan birkaç şüphelinin zamanaşımı ile salıverilmesi ihtimali ortaya çıkmıştır. 13 Mart’ta yapılacak duruşmada Sivas davasının zamanaşımı dolayısı ile düşmesi ve tamamen kapatılması tehlikesi vardır. Davanın savcısı Hakan Yüksel, son duruşmada eylemlerin “Anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüse iştirak” suçu olduğu gerekçesiyle zamanaşımı talep etmiştir. Oysa Sivas katliamında asıl suç, insanların düşünce ve kimliklerinin yok edilmesi maksadıyla katledilmesi, ve dolayısıyla insanlığın katlidir. Bu katliam Türk Ceza Kanunu’nun 77. maddesince düzenlenen ‘insanlığa karşı işlenen’ suçlar başlığı altında değerlendirilmelidir. Aynı kanun bu suçlarda zamanaşımı olamayacağını da hüküm altına almaktadır.
Değerli hakimler,
Madımak Oteli’nde diri diri yakılan Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Hasret Gültekin ve Behçet Aysan’ın da aralarında bulunduğu 35 canımızı ne tarih unuttu; ne de onların yakınları, dostları, sevenleri. Bilmelisiniz ki, tıpkı 1978’de Maraş’ta yahut 1980’de Çorum’da olduğu gibi Alevi ve sol görüşlü vatandaşlarımızı hedef alan bu saldırıda öldürülen insanlarımızın katillerini zamanaşımıyla aklarsanız, tarih sizi de unutmayacak, katliamın failleriyle birlikte anacaktır. Sivas davasında sanıkları savunan yirmi bir avukatın iktidar partisinde görev alması; bunlardan beşinin milletvekili olması; ve avukat Hayati Yazıcı’nın geçtimiz dönem Başbakan Yardımcısı ve bu dönem Gümrük ve Ticaret Bakanı olarak kabinede yer alması iktidarın yargı üzerindeki kontrol ve etkisini tekrar sorgulamamıza yol açmaktadır.
Size, zamanaşımının tarihe ve toplumsal belleğe işlemediğini, ve Sivas katliamı davasının genişletilerek tüm idari ve siyasi sorumluların yargı önünde hesap vermesinin önünün açılması gereğini hatırlatmak bizim boynumuzun borcudur. Hrant Dink davasının akıbetinden sonra, Türkiye’de adalet sisteminin adil olarak işleyebileceğini bizlere hatırlatmak da sizin borcunuz olsun.
Saygılarımızla,
İmzalamak için: http://www.ipetitions.com/petition/sivasiunutma/
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 18.06.13   #16
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...


Habertürk ekranlarında Balçiçek İlter'le Söz Sende'ye konuk olan ünlü oyuncu Genco Erkal'dan gündeme dair çarpıcı açıklamalar geldi. Nobelli yazar Orhan Pamuk'u eleştiren Erkal "Demek ki belli bir şeye o kadar angaje oluyorlar ki, onun dışında bir şey söyleyemiyorlar." dedi.

ORHAN PAMUK'U "ANGAJE AYDIN" OLMAKLA SUÇLADI

Genco Erkal ülkenin aydınların duruşundan yakınarak, "Ünlü bir yazarımızı Sivas 93'ün galasına davet ettik. O da "Benim politik olarak orada görünmem doğru olmaz." dedi." diye konuştu. Balçiçek İlter'in o yazarın kim olduğunu sorması üzerine ise Erkal, "Nobel ödüllü bir yazarımız." diyerek Orhan Pamuk'u işaret etti. Genco Erkal şunları söyledi: Bu yazar acaba neden Sivas 93'ü oyununu seyretmeye gelemiyor. Söylediği lafa bakın? Böyle bir şey olabilir mi? Korku mu, eksen kayması mı bilemiyorum. Anlatırken bile şaşırıyorum... Demek ki belli bir şeye o kadar angaje oluyorlar ki, onun dışında bir şey söyleyemiyorlar.

"İKİ KAMPIN ORTASINDA BİR YERDEYİM"

Sanat dünyasındaki kamplaşmadan çok rahatsız olduğunu söyleyen Genco Erkal, "O iki kampın ortasında bir yerde hissediyorum kendimi. İki kampı da eleştirdiğim yanlar var. Ama en çok rahatsız eden şu; çok yakın arkadaşlarımı kaybettim ben. Aynı yolda olduğumu düşündüğüm insanlarla birdenbire aramızda bir uçurum oluştuğunu farkettim. Buna dayanamıyorum." diye konuştu. Ülkenin aydınlarının bu hale gelmesinden rahatsızlık duyduğunu söyleyen ünlü tiyatrocu, "Ortak bir şeylerde buluşamıyor olmamız geleceğimiz açısından çok sakıncalı." dedi.

DOSTLAR TİYATROSU EVSİZ KALDI

Ünlü tiyatrocu, Dostlar tiyatrosunun evsiz kalmasına da değinerek şöyle konuştu:

"Muammer Karaca kapatıldı, biz de 23 yıldır çalıştığımız tiyatronun kapısına konmuş olduk... Tiyatro iki defa yandı. Tabii orayı bir rant alanı olarak gördükler için böyle davranıyorlar. Normalde aynen yeniden inşa edilmesi gerekir."



GÜNCELLEME

2 TEMMUZ 1993 SİVAS MADIMAK KATLİAMINI 20.YILINDA UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

GELİN CANLAR BİR OLALIM!
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

8 Haziran Cumartesi
------------------------
İlkay AKKAYA
Suavi
Ferhat TUNÇ
Erdal ERZİNCAN
Cengiz ÖZKAN
Tolga SAĞ
Muharrem TEMİZ
Nuretttin GÜLEÇ
Bulutsuzluk Özlemi
Simurg Müzik Grubu


9 Haziran Pazar
-------------------
Sabahat AKKİRAZ
Pınar AYDINLAR
Dertli DİVANİ
Metin KAHRAMAN
Gülcihan KOÇ
Elif Buse DOĞAN
Grup Emeğe Ezgi
Semah Ekibi
Sinevizyon
Metin ÇOŞKUN (Şiir Dinletisi)

Sunucular ;
Orhan AYDIN - Zeynep Derya YILDIZ


8 – 9 Haziran 2013 Deniz Gezmiş Parkı (Ataşehir)
Saat : 16.00 – 23.00
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

Ataşehir Belediyesi'nin Katkılarıyla...


PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELERİ

* * * * *

2 TEMMUZ 1993
SİVAS ŞEHİTLERİMİZ
ÖLÜMSÜZDÜR...

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne katılan 33 aydın, yazar ve sanatçı, gericiler tarafından ateşe verilen Madımak Oteli'nde Katledildiler.

Çok büyük değerlerini kaybetti o gün Türkiye...

Şair Metin Altıok, yazar Asım Bezirci, sanatçı Muhlis Akarsu, şair Behçet Aysan, üç telli curanın ustası Nesimi Çimen, karikatürist Asaf Koçak, şelpe tekniğinin önderi Hasret Gültekin... Ölenler arasında Hollandalı araştırmacı Carinna Cuanna da vardı, daha henüz 12 yaşında olan Koray Kaya da...

33 can... Kimisi nişanlıydı, kimisi üniversiteliydi.. Doktordu, eczacıydı, mimardı, mühendisti, öğrenciydi onlar.. Anadolu, Rumeli, Karadenizli, Akdenizli, Egeli…Aleviydiler, Sünniydiler ve Dünyalıydılar…

2 TEMMUZ 1993 SİVAS KATLİAMINI
UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! Sponsor Reklamlar Sponsor Reklamlar
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 19.06.13   #17
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...


FRANSA' DA ALEVİLER SİVAS KATLİAMI KARARINI KINADILAR





Sivas'ta 1993 yılında 37 kişinin yaşamını yitirdiği Sivas katliamı davası, 19 yıl sonra zamanaşımı nedeniyle düşen davayla ilgili Fransa'daki Alevi kuruluşları Paris Başkonsolosluğu önünde protesto gösterisi düzenleyip siyah çelenk koydular. Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından organize edilen 200 yakın kişinin katıldığı protesto gösterisi sonunda basın bildirisi okunduktan sonra sessizce dağıldılar.

Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu yakınında toplanan, Paris'teki Alevi kuruluş temsilcileri ile üyeleri ve Alevi vatandaşlarımız. Ellerinde, Sivas katliamı davasının zaman aşımından dolayı düşmesine büyük tepki gösterdiler. Genç, yaşlı, kadın, erkek ellerinde zaman aşımındandolayı düşen dava kararını kınayan pankratlar taşıyan göstericiler, Başkonsolosluk önüne siyah çelenk bıraktılar.

Genç delikanlı ve genç kızlar ellerinde " Alevileri öldürebilirsiniz. Ama, Aleviliği asla " sloganları yazan pankratlarla karara tepki gösterdiler. Sivas'da yapılan katliamı asla unutturamazsınız. Aklayan. Katil. Parti. Sivas, Madımak Otelindeki Cinayet bir insanlık katliamıdır. Aleviler için Adalet. Sivas Katliamını unutmadık. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Kahrolsun AKP, Faşist AKP, Slogan yazılı pankrat taşıyan göstericiler sık sık hükümeti kınayan sloganlar attılar.
Paris Başkonsolosluk Binanısın giriş kapısı önüne bırakılan siyah çelenk sonrası, Türkçe ve Fransızca olarak, Sivas katliamını ve bu katliamla ilgili zaman aşımı kararının geçersiz olduğunu, belirten bildiriyi okuyan gençler, Sivas katliamı davasının sanıklarının avukatlarının bugün İktdar partisi AKP Milletvekili ve İktidar Partisinin Bakanı durumunda olduğunu ifade ettiler. Gösteri yerinin çevresinden geçenlere fransızca ve türkçe olarak, Sivas katliamını anlatan aşşağıdaki sözlerin yer aldığı bildirileri dağıttılar.
Madımak Katliamı “insanlık suçu”,verilen karar ise insanlık ayıbıdır. Bu kararın alınmasında rol oynayan hükümet ve yargı mensuplarına “Zaman aşımı ile neyi aşmayı planladıklarını” sormak istiyoruz ve haykırıyoruz: “Madımak Katliamı insanlık suçu, verilen karar ise insanlık ayıbıdır. Bu karara ve yaklaşıma yabancı değiliz!


19 yıldır devam eden Sivas davası bugün 27.duruşmasında, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “zaman aşımı” bahanesi ile düşürüldü. Geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğinde gerçekleştirilen Maraş, Malatya, Çorum ve Gazi katliamlarındaki hukuki süreçte de aynı sonuçlarla karşılaştık. Ülkemizde; maalesef “Tarihle yüzleşme” kavramını sadece gündem değiştirmek için kullanan siyasi bir malzeme olarak gören zihniyet hâkim… Sanık avukatlarının Bakan ve milletvekili olduğu bir ülkede alınan sonuç, bizim adımıza şaşırtıcı değil. Fakat bu kararı verenler şunu bilmelidirler ki; zaman aşımı sadece yasalar için vardır, hafızalarımız ve vicdanlarımız için böyle bir kavram söz konusu değildir… Hele insanlık suçları için asla.
Sorun yasalarda değil, siyasi iradededir…19 yıldır bu katliamla ilgili adaletin tescil edilmesini engelleyen tüm hükümetler ve bürokratlar bu işin suç ortağıdır. Madımak otelini yakanları bulmak için gizemli güçlere ve komplo teorilerine ihtiyacımız yok. Yakan da, yakılan da, hiç bir şeye müdahale etmeden bakanlar da toplumumuzun hafızasında çok net bir şekilde yer almaktadır. Bu katliamla yüzleşme konusunda sorun yasalarda değil, mevcut siyasi iradededir.

Polisin sert müdahalesini kınıyoruz. Katliam sırasında Madımak Oteli önündeki azgın kalabalığa müdahale etmeyen aynı güvenlik güçleri, amaçları sadece bu katliamı protesto etmek olan canlarımıza karşı oldukça sert bir şekilde saldırmıştır. 18. yılında Madımak oteli önünde yaşatılan sahnelerin benzerini Ankara Adliyesi önünde yaşatan bu faşizan saldırıları kınıyoruz ve bu tür baskıların bizleri hak arayışımızdan geri döndüremeyeceğini haykırıyoruz. Dersim Katliamı gibi yetmiş yıl sonra gelecek kuru bir özürle bu konuyu kapanacağını düşünenlere de yanıldıklarını göstereceğiz. Adaletin er veya geç tesis edilmesi için bu davanın gerek ulusal gerekse uluslararası hukuki boyuttaki takipçileri olacağız.
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından organize edilen, Sivas katliamı davasının zaman aşımı dolayısıyla düşüşü Paris'teki Alevi vatandaşlarımız tarafından Paris Başkonsolosluğu önüne siyah çelen konuldu ve karar protesto edildi. Paris. www.hodrimeydan.net















GÜNCELLEME



2 TEMMUZ 1993 SİVAS MADIMAK KATLİAMINI 20.YILINDA UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

GELİN CANLAR BİR OLALIM!
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

8 Haziran Cumartesi
------------------------
İlkay AKKAYA
Suavi
Ferhat TUNÇ
Erdal ERZİNCAN
Cengiz ÖZKAN
Tolga SAĞ
Muharrem TEMİZ
Nuretttin GÜLEÇ
Bulutsuzluk Özlemi
Simurg Müzik Grubu


9 Haziran Pazar
-------------------
Sabahat AKKİRAZ
Pınar AYDINLAR
Dertli DİVANİ
Metin KAHRAMAN
Gülcihan KOÇ
Elif Buse DOĞAN
Grup Emeğe Ezgi
Semah Ekibi
Sinevizyon
Metin ÇOŞKUN (Şiir Dinletisi)

Sunucular ;
Orhan AYDIN - Zeynep Derya YILDIZ


8 – 9 Haziran 2013 Deniz Gezmiş Parkı (Ataşehir)
Saat : 16.00 – 23.00
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

Ataşehir Belediyesi'nin Katkılarıyla...


PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELERİ

* * * * *

2 TEMMUZ 1993
SİVAS ŞEHİTLERİMİZ
ÖLÜMSÜZDÜR...

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne katılan 33 aydın, yazar ve sanatçı, gericiler tarafından ateşe verilen Madımak Oteli'nde Katledildiler.

Çok büyük değerlerini kaybetti o gün Türkiye...

Şair Metin Altıok, yazar Asım Bezirci, sanatçı Muhlis Akarsu, şair Behçet Aysan, üç telli curanın ustası Nesimi Çimen, karikatürist Asaf Koçak, şelpe tekniğinin önderi Hasret Gültekin... Ölenler arasında Hollandalı araştırmacı Carinna Cuanna da vardı, daha henüz 12 yaşında olan Koray Kaya da...

33 can... Kimisi nişanlıydı, kimisi üniversiteliydi.. Doktordu, eczacıydı, mimardı, mühendisti, öğrenciydi onlar.. Anadolu, Rumeli, Karadenizli, Akdenizli, Egeli…Aleviydiler, Sünniydiler ve Dünyalıydılar…

2 TEMMUZ 1993 SİVAS KATLİAMINI
UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! Sponsor Reklamlar[/QUOTE]
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.06.13   #18
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...


Esad’a verdiğin öğütleri anımsa… Git!
– Murtaza DEMİR

Kırmızı Haber Yazarları | 20 Haziran 2013 | Alt Manşet, Gündem, Numaralı Haberler, Üst Haberler, Yazarlar


Bakmayın “demokrasi” mavralarına; demokrasinin en temel kriteri olan çoğulculuğu dahi bilmiyor. O bir diktatördür! Boğazın mavi sularına bakıp sultanlık düşü görüyor. Sultanlık düşüne engel olan herkese ve zırnık oy vermeyen Alevilere kin ve nefret besliyor. Kin ve nefret, düşünce sistemini, akli melekelerini felç ediyor, kan akmasına neden oluyor. Bu yüzden ülke içinde ve dışında çağcıl değerlere karşı topyekûn kampanya yürütüyor. Her ne kadar Suriye’ye karşı yürüttüğü örtülü savaşın bir nedeni ADD-İsrail iradesinin talimatı olsa da, diğer nedeni Alevi nefretiyle ilintileniyor…

Meydanları terörize ediyor, demokratik talepleri polis şiddetiyle sindireceğini sanıyor; daha çok polis, daha çok polis şiddetinin felaket getireceğini göremiyor; “Arap Baharından” ders çıkarmıyor… Ve ülkemiz, telafisi imkânsız bir mecraya doğru baş aşağı gidiyor.

Başbakanın demokratik refleksimize karşı yürüttüğü hasmane tutumuna karşın, yurttaşlarımız umutlarını koruyor; korkmuyor, bedelini göze alıyor; mücadele ediyor. Kıyımlara, zulümlere, yanıp-yakılmalara karşı duruyor, hukukunu arıyor… Erdoğan faşizmine karşı omuz omuza yürüyor. Sokak ve meydanlarda Erdoğan polisinin kurşunlarına göğüs geriyor, tıpkı Yavuz iktidarında olduğu gibi canlarını veriyor…

Sokağa çıkan bizler, bu toprakların hancısı, başbakan ise yolcusudur. Dün özgürlüğümüz için “acıyı bal eyliyorduk”; bugün Erdoğan faşizmine meydanları dar eyliyoruz.

Dur bakalım hele dur bakalım; “görelim Mevla’m neyler, eylerse güzel eyler…”

Bu ülkenin çağdaş birikimi; “zulüm meşru ise, isyan haktır!” diyor… Demokratik birikimini, hassasiyetini açığa vuruyor. Bu demokratik refleks, hayırlıdır; umut vericidir; eli öpülesidir, saygındır, muhteşemdir…

Hukuku gasp edilen, geleceğini tehlike altında hisseden ve AKP iktidarından-zihniyetinden umudunu kaybeden herkes sokağa çıkıyor. Tayip Beyin inadı dehşet veriyor. Negatif, itici, bencil tavrı, protestoların artmasına neden oluyor. Hareketin nerede duracağı, nasıl sonuçlanacağı meçhule kanat çırpıyor! Soruna çare üretmesi gereken diktatör, ezberini okumaya devam ediyor…

Sorunun kaynağı diplerdedir; talepler, volkan azmi, gücü ve kararlılığıyla meydanlarda haykırılmaktadır. Başbakan, yakın çevresiyle kurduğu sanal dünyada bu isyanı polis şiddetiyle durduracağını düşünüyor; sokağın refleksini doğru okumuyor; Hülya Avşar, Necati Şaşmaz aymazlığıyla kendini kandırıyor… Ve ilk kez bir TC başbakanının halkına bu kadar yalan söylediğine şahit olunuyor! Ajitasyon ve yalanları tek tek patladıkça yeni yalanlar uyduruyor; halk aptal yerine konuluyor…

Sokak “yalancı diktatör istifa!” sesleriyle inliyor. Sağırlar diyalogu, empati yoksunluğu ve monolog hali bir felaketle karşı karşıya kalabileceğimiz ihtimalinin ipuçlarını veriyor.

Başbakanı aklıselime çağırıyorum; sırf kişisel çıkarını parasını-pulunu, sultanlık düşünü korumak uğruna kumar oynamaktan derhal vazgeçmelidir. Parlamenter rejim, güçler erki “ben değişmem; dediğim dedik” inatlaşması içinde iç boğazlaşmaya zemin hazırlamasına, bölücülük suçu işlemesine izin vermemelidir.

İktidar zihniyetinin Reyhanlı katliamını ele alış biçimi dahi insanı dehşete düşürmekte, akıl ve izandan nasıl uzaklaşıldığını gözler önüne sermektedir.

Başbakan, AKP İl Başkanları toplantısında; “… Reyhanlı’da 53 Sünni vatandaşımız şehit edildi. (…) Mezhebi bir tahrikin içinde, çok ciddi bir tahrikin içinde olmaktan başka ne yaptı ana muhalefet lideri. Kılıçdaroğlu gibi adamlara rağmen ülkemizi bu batağın içine sokmak isteyenlere izin vermedik. (…)” demektedir.

Ey ülkemin savcıları; Başbakan suç işliyor olayları yurttaşlarının aidiyetleri-mezhepleri üzerinden anlamlandırıyor. Mezhep kavgalarıyla boğuşan İslam ülkelerinde kullanılan mezhepçi kavramlar, cumhuriyet döneminde bir başbakan tarafından ilk kez kullanılıyor.

İhbar ediyor, savcıları göreve çağırıyorum: Anayasa Başlangıç maddesi, 4. paragraf; “(…) kutsal din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı…” Keza “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılması, Madde 14. “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri (…) dil, din, ırk ve mezhep ayırımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak amacıyla kullanılamazlar.” Diyor.

Sn. Başbakan; bu yasalar seni de bağlar ve bir gün hesap sorulur; hırsını, egonu dizginle; eline, diline sahip ol, ateşle oynama! Unutma; bu ülke, bu topraklar, bu halk faşizme boyun eğmez!

Esad’a verdiğin öğütleri anımsa…

Yol yakınken istifa et; çıkmaz sokağa girme… Bundan geri senin için en hayırlı yol istifa edip, bağımsız mahkemeler önünde hesap vermektir.





GÜNCELLEME



2 TEMMUZ 1993 SİVAS MADIMAK KATLİAMINI 20.YILINDA UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

GELİN CANLAR BİR OLALIM!
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

8 Haziran Cumartesi
------------------------
İlkay AKKAYA
Suavi
Ferhat TUNÇ
Erdal ERZİNCAN
Cengiz ÖZKAN
Tolga SAĞ
Muharrem TEMİZ
Nuretttin GÜLEÇ
Bulutsuzluk Özlemi
Simurg Müzik Grubu


9 Haziran Pazar
-------------------
Sabahat AKKİRAZ
Pınar AYDINLAR
Dertli DİVANİ
Metin KAHRAMAN
Gülcihan KOÇ
Elif Buse DOĞAN
Grup Emeğe Ezgi
Semah Ekibi
Sinevizyon
Metin ÇOŞKUN (Şiir Dinletisi)

Sunucular ;
Orhan AYDIN - Zeynep Derya YILDIZ


8 – 9 Haziran 2013 Deniz Gezmiş Parkı (Ataşehir)
Saat : 16.00 – 23.00
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

Ataşehir Belediyesi'nin Katkılarıyla...


PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELERİ

* * * * *

2 TEMMUZ 1993
SİVAS ŞEHİTLERİMİZ
ÖLÜMSÜZDÜR...

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne katılan 33 aydın, yazar ve sanatçı, gericiler tarafından ateşe verilen Madımak Oteli'nde Katledildiler.

Çok büyük değerlerini kaybetti o gün Türkiye...

Şair Metin Altıok, yazar Asım Bezirci, sanatçı Muhlis Akarsu, şair Behçet Aysan, üç telli curanın ustası Nesimi Çimen, karikatürist Asaf Koçak, şelpe tekniğinin önderi Hasret Gültekin... Ölenler arasında Hollandalı araştırmacı Carinna Cuanna da vardı, daha henüz 12 yaşında olan Koray Kaya da...

33 can... Kimisi nişanlıydı, kimisi üniversiteliydi.. Doktordu, eczacıydı, mimardı, mühendisti, öğrenciydi onlar.. Anadolu, Rumeli, Karadenizli, Akdenizli, Egeli…Aleviydiler, Sünniydiler ve Dünyalıydılar…

2 TEMMUZ 1993 SİVAS KATLİAMINI
UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.06.13   #19
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...





Kadıköy’de onbinler Sivas katliamını lanetledi!


Kırmızı Haber | 23 Haziran 2013 | Gündem, Kırmızı Haber, Manşet, Numaralı Haberler, Üst Haberler
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin ve Alevi Bektaşi Federasyon bileşenleri 2 Temmuz Sivas Madımak katliamının 20. yılı dolayısıyla Kadıköy Meydanı’nda düzenlediği mitinge onbinlerce insan katıldı.
Kürsü alanına “Unutmadık, unutmayacağız”, “Madımak Oteli’nin müze olması için 2 Temmuz’da Sivas’tayız” yazılı dövizleri asıldı. PSAKD ve Alevi dernekleri dışında, DİSK, KESK, ESP,SKM, BDP, ÖDP, CHP, SDP, TKP, TÖPG, Alınteri, Çağrı, Devrimci Hareket, Sürekli Devrim Hareketi gibi bir çok kurum mitinge katıldı. Çarşı ve Sol Açık taraftar grupları da mitingte yerini aldı.
“Zorunlu din dersi kaldırılsın”, “İnanca saygı, düşünceye özgürlük” yazılı pankartlar açılırken, bir çok kez ”Her yer Taksim, her yer direniş” sloganını atıldı. ”Bu daha başlangıç mücadeleye devam” denildi.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, CHP Milletvekili İlhan Cihaner, ÖDP Eş Başkanı Alper Taş, Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın da içinde olduğu çok sayıda kurum temsilcisi de alanda yerini alırken, alandaki binaların üzerine Ethem Sarısülük ve Hz. Ali’nin büyük posteri ile “Dün Yavuz, bugün Tayyip. Boyun eğmeyeceğiz”, PSKAD imzalı “İnanç özgürlüğü istiyoruz”, “Boyun eğme”, “Partizan” yazılı pankartlar açıldı.
Kürsü programı saygı duruşuyla başladı. Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin isimleri sayıldı, kitle hep bir ağızdan “Burada” yanıtını verdi.
“DURAN ADAM” EYLEMİ YAPILDI
Binlerce insan yüzünü, talan edilen Galata, Haydarpaşa ile direnen Taksim ve Gazi’ye dönerek, “duran adam” eylemini gerçekleştirdi. Eylem sırasında “Her yer Taksim, her yer direniş”, “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganı atıldı.
“BURADA BİNDİRİLMİŞ KITALAR YOK”

Sahneden katılımcılara seslenen tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, “Burada bindirilmiş kıtalar taşınan insanlar yok. Başbakan gör burayı. Bu katil geldiği gibi gidecek. Bu meydan kardeşliğin, barışın meydanıdır. Eşitliğin, özgürlüğün meydanıdır. AKP’nin yalanını söndürenlerin meydanıdır. Türklerin, Kürtlerin, Lazların, Gürcülerin tüm halkların meydanıdır. Kardeşlik burada, bu meydandadır” diye konuştu.
Mitingde ilk olarak PSAKD Başkanı Kemal Bülbül söz aldı. Hükümetin “teklik” politikasını eleştirdi, “Bu teklerin hiçbiri kabul etmedik, etmeyeceğiz” dedi. Hükümetin “Milli Birlik” mitinglerine dikkat çeken Bülbül, “Bu mitingler Erdoğan’ın mitinglerinin bittiğinin göstergesidir” diye konuştu.
Köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesine tepki gösteren Bülbül, “Bu ismi kabul etmiyoruz. Köprünün meydana getirdiği doğa katliamı unutuldu” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı’nın “İki devlet projesinin birine pir sultan, diğerine Hacı Bektaş adını veririz” açıklamasına dikkat çeken Bülbül, “Bunu kabul etmiyoruz” diyerek taleplerini sıraladı: “Sivas’taki üniversitesinin adını Pir Sultan Abdal Kültür Üniversitesi yap. Hacı Bektaş’a Hacı Bektaş Doğa Üniversitesi kur. Tunceli’nin adını Dersim yap, üniversitenin adını Seyit Rıza Üniversitesi yap. Hakikatleri Araştırma Komisyonu kur, halklardan maddi ve manevi özür dile.”
Bülbül, seçim sürecine dikkat çekerek, emekçi sol hareket ile Kürt hareketine bir araya gelme çağrısında bulundu.
PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Metin Aslan’a yönelik saldırıya ve Sürgü davasında sanıkların “Biz yaptık” sözlerinin tutanağa geçirilmediğini hatırlatan Bülbül, “Bu devlet demokratikleştirilmek zorunda” dedi.
Bülbül, bir hafta sonra Madımak Oteli’nin önünde olacaklarını duyurdu, “Katledilen tüm canlarımız için Madımak’ın önüne gelin” diye konuştu.
Miting’te ABF ve Taksim Dayanışması adına da konuşmalar yapıldı.
----------------------------------------







2 TEMMUZ 1993 SİVAS MADIMAK KATLİAMINI 20.YILINDA UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

GELİN CANLAR BİR OLALIM!
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

8 Haziran Cumartesi
------------------------
İlkay AKKAYA
Suavi
Ferhat TUNÇ
Erdal ERZİNCAN
Cengiz ÖZKAN
Tolga SAĞ
Muharrem TEMİZ
Nuretttin GÜLEÇ
Bulutsuzluk Özlemi
Simurg Müzik Grubu


9 Haziran Pazar
-------------------
Sabahat AKKİRAZ
Pınar AYDINLAR
Dertli DİVANİ
Metin KAHRAMAN
Gülcihan KOÇ
Elif Buse DOĞAN
Grup Emeğe Ezgi
Semah Ekibi
Sinevizyon
Metin ÇOŞKUN (Şiir Dinletisi)

Sunucular ;
Orhan AYDIN - Zeynep Derya YILDIZ


8 – 9 Haziran 2013 Deniz Gezmiş Parkı (Ataşehir)
Saat : 16.00 – 23.00
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

Ataşehir Belediyesi'nin Katkılarıyla...


PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELERİ

* * * * *

2 TEMMUZ 1993
SİVAS ŞEHİTLERİMİZ
ÖLÜMSÜZDÜR...

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne katılan 33 aydın, yazar ve sanatçı, gericiler tarafından ateşe verilen Madımak Oteli'nde Katledildiler.

Çok büyük değerlerini kaybetti o gün Türkiye...

Şair Metin Altıok, yazar Asım Bezirci, sanatçı Muhlis Akarsu, şair Behçet Aysan, üç telli curanın ustası Nesimi Çimen, karikatürist Asaf Koçak, şelpe tekniğinin önderi Hasret Gültekin... Ölenler arasında Hollandalı araştırmacı Carinna Cuanna da vardı, daha henüz 12 yaşında olan Koray Kaya da...

33 can... Kimisi nişanlıydı, kimisi üniversiteliydi.. Doktordu, eczacıydı, mimardı, mühendisti, öğrenciydi onlar.. Anadolu, Rumeli, Karadenizli, Akdenizli, Egeli…Aleviydiler, Sünniydiler ve Dünyalıydılar…

2 TEMMUZ 1993 SİVAS KATLİAMINI
UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

GÜNCELLEME__________________
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (23.06.13 Saat 22:48 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 25.06.13   #20
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: 2 Temmuz Sivas Katliamı Anma Etkinliği...


Çarşamba, 29 Şubat 2012 - 17:14
ÖDP Sivas Katliamı'nda zaman aşımı riskine karşı eylemdeydi



Sivas Katliamı davasının zaman aşımından düşürülmesine karşı birçok ilde eylem yapan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) İzmir’de Narlıdere’de bir yürüyüş gerçekleştirdi.
Sivas’ta 33 aydının katledilmesi sonrası açılan davanın zaman aşımından düşürülme tehlikesine karşı ÖDP Narlıdere’de bir yürüyüş gerçekleştirdi.
“İnsanlık suçundan zaman aşımı olmaz”
BirGün gazetesinden Gülsen Candemir'in haberine göre, Narlıdere İtfaiyesi önünde toplanıp buradan meşalelerle Narlıdere Semt Polikliniği önüne yürüyen ÖDP üyeleri, burada yaptıkları basın açıklamasında insanlık suçundan zaman aşımı olamayacağını söylediler.
Partililer adına basın açıklamasını okuyan Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir İl Başkanı Avukat Olgun Soydan, başlatılan sözde yargılama sürecinde, olayın arkasındaki gerçek güçlere dokunulmadığını, şimdi de bu sözde yargılama bile çok görülmüş olmalı ki davanın zaman aşımından düşürülmek istendiğini belirtti.
Narlıdere’deki Alevi Derneklerinden ve ilçe halkından da katılımın olduğu eylemde açıklama yapan İl Başkanı Soydan, “20 yıl önce Sivas’ta bu aydınlık insanlarımızı, kardeşlerimizi katlettiler. Devlet yetkililerinin alenen teşvik ettikleri, yol verdikleri Katliam’ın ardından yıllar geçti. Katliamın gerçek sorumluları ne ortaya çıkarılabildi, ne de yargılanabildi. AKP, ‘tarihle hesaplaşma’ adı altında, gerici-faşist sağ akımların kanlı ve kirli tarihlerini ‘temize çekmeye’ çalışıyor. Sivas Katliamı’nın zaman aşımına uğratılarak, zihniyetlerinin bu katliam’daki rolü aklanmak isteniyor” dedi.
Sivas Katliamı’nın Alevilere yönelik dışlama ve nefretin bir sonucu olduğunu söyleyen ÖDP İl Başkanı, AKP’nin mezhep karşıtlığını körüklemeye devam ettiğini, Alevilerin kimlik ve kültürel hak taleplerini görmezden gelerek, Alevi topluluğunu içerden parçalayarak güçsüzleştirmeye çalıştığını iddia etti.
“Unutmayacağız”
Devletin kirli ve karanlık tarihinin parçalarından birisi olan Sivas Katliamı’nın hesabı sorulmadan, gerçek sorumluları ortaya çıkarılıp yargılanmadan bu davanın kapatılamayacağını söyleyen avukat Soydan, insanlık suçlarının zaman aşımının olmadığını, AKP iktidarının bu hukuksuzluğuna karşı kardeşlerini unutmayacaklarını belirtti.sol haber

------------------------------------------------------------------







2 TEMMUZ 1993 SİVAS MADIMAK KATLİAMINI 20.YILINDA UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

GELİN CANLAR BİR OLALIM!
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

8 Haziran Cumartesi
------------------------
İlkay AKKAYA
Suavi
Ferhat TUNÇ
Erdal ERZİNCAN
Cengiz ÖZKAN
Tolga SAĞ
Muharrem TEMİZ
Nuretttin GÜLEÇ
Bulutsuzluk Özlemi
Simurg Müzik Grubu


9 Haziran Pazar
-------------------
Sabahat AKKİRAZ
Pınar AYDINLAR
Dertli DİVANİ
Metin KAHRAMAN
Gülcihan KOÇ
Elif Buse DOĞAN
Grup Emeğe Ezgi
Semah Ekibi
Sinevizyon
Metin ÇOŞKUN (Şiir Dinletisi)

Sunucular ;
Orhan AYDIN - Zeynep Derya YILDIZ


8 – 9 Haziran 2013 Deniz Gezmiş Parkı (Ataşehir)
Saat : 16.00 – 23.00
Etkinliğimiz Ücretsizdir...

Ataşehir Belediyesi'nin Katkılarıyla...


PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELERİ

* * * * *

2 TEMMUZ 1993
SİVAS ŞEHİTLERİMİZ
ÖLÜMSÜZDÜR...

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne katılan 33 aydın, yazar ve sanatçı, gericiler tarafından ateşe verilen Madımak Oteli'nde Katledildiler.

Çok büyük değerlerini kaybetti o gün Türkiye...

Şair Metin Altıok, yazar Asım Bezirci, sanatçı Muhlis Akarsu, şair Behçet Aysan, üç telli curanın ustası Nesimi Çimen, karikatürist Asaf Koçak, şelpe tekniğinin önderi Hasret Gültekin... Ölenler arasında Hollandalı araştırmacı Carinna Cuanna da vardı, daha henüz 12 yaşında olan Koray Kaya da...

33 can... Kimisi nişanlıydı, kimisi üniversiteliydi.. Doktordu, eczacıydı, mimardı, mühendisti, öğrenciydi onlar.. Anadolu, Rumeli, Karadenizli, Akdenizli, Egeli…Aleviydiler, Sünniydiler ve Dünyalıydılar…

2 TEMMUZ 1993 SİVAS KATLİAMINI
UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

GÜNCELLEME__________________[/QUOTE]
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
2 Temmuz anma etkinlikleri sürüyor.. Deniz Pir Yolu Haber Merkezi 0 16.07.12 02:12
2 Temmuz anma etkinlikleri sürüyor.. Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 0 10.07.12 16:49
Çorum Katliamı Anma etkinlikleri 2011 Alevi Alevi Resimleri 3 10.08.11 22:49
2 Temmuz Sivas Katliamı… Hüseyin Fakioğlu Alevi Bir Alevi'nin Gözünden Türkiye 1 01.07.11 15:55
2 Temmuz Sivas Katliamı... akdora Alevilik ve Aleviler /Ana Forum 23 02.07.10 19:06






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2