Sponsor Reklamlar



 
Seçenekler
Alt 02.10.11   #1
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Dersim Hikayeleri


Dersim toprağı, onlarca efsaneyle doludur, paylaşabildiğim kadarıyla bu güzel efsaneleri paylaşacağım:

AĞUÇAN EFSANESİ (Karadonlu Can Baba) :

Rivayete göre Ağuçan (zehir içen) Hacı Bektaş-ı Veli ile beraber Horasan'dan gelmiş ve Tunceli yöresine yerleşmiştir. 0 dönemde Diyarbakır'a hakim olan bir Bey, Ağuçan'ı tutuklamış daha sonra kendisine zehir içirmiş. Rivayete göre Ağuçan içtiği zehiri bal halinde parmağından bir tabağa akıtmış ve bu balı yedirdiği yaşlı bir adam genç yaştaki insan haline gelmiş. Bu mucize karşısında yöre Bey'i kendisini serbest bırakarak şimdiki Türbesinin bulunduğu Hozat'ın Karabakır (Bargini) Köyüne göndermiş. Bu köyde halen iki odalı bir türbe ve içinde üç tane mezar bulunmaktadır. Yöre halkınca ziyaret edilmektedir.
Sponsor Reklamlar

__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.10.11   #2
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Dersim Hikayeleri


BAĞIN KALESİ EFSANESİ :

Yöre halkından edinilen bilgiye göre Mazgirt ilçesi Dedebağ köyü'nde bulunan Bağın Kalesi'nde Selçuklu'lar döneminde Alaaddin Keykubad, yörede yaşayan ve ermiş bir zat olarak tanınan Haci Kureyş'ten bir takım mucizeler bekler. Kureyş'in gösterdiği mucizelere inanmayarak Kureyş'i kızgın bir firına atmaya karar verir. Kureyş bu teklifi kabul eder ve yanında bir şahsı alarak firına girer. Rivayete göre üç gün firında kalır. Fırının kapısı açıldığında Kureyş'in sakalının buz tuttuğu yanında bulunan şahsında her tarafının külden bembeyaz olduğu ve ikisininde sağ olduğu görülür. Yanındaki şahsa o günden sonra Derviş Gevr (Boz Derviş) ismi verilir. Bu mucizeler karşısında Alaaddin tarafindan ikisi de serbest bırakılır ve kendilerine saygı duyulur.
Sponsor Reklamlar

__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.10.11   #3
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Dersim Hikayeleri


SAĞMAN KALESİ SÖYLENCESİ :

Evliya Çelebi kaleye ait efsaneyi şöyle anlatır : Diyarbakır Bey'i burada keklik avlarken bir kayadan "Sağma" diye şiddetli bir ses duyar. Bu olay karşısında korkan Bey kayanın üzerinde kurban kesmiş. Bunun üzerine kaya ortadan yarılmış. Birgün bir gece buradan altınlar akmış. Diyarbakır beyi bu altınlarla burada bir kale yapmış ve adını da Sağman Kalesi koymuş.
Tunceli yöresinde efsaneler genellikle dini bir yapıya sahiptir. Bu nedenle yöre halkı tarafından ziyaret olarak kabul edilir ve çeşitli zamanlarda buraları ziyaret eder.
Tunceli'de ziyaretler oldukça yaygındır. Hemen hemen her köyde, her dağda bir ziyaret bulmak mümkündür. Söylencelerin (Efsanelerin ) ana kaynağını bu ziyaretler oluşturur.
Sponsor Reklamlar

__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.10.11   #4
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Dersim Hikayeleri


SÜPÜRGEC BABA EFSANESİ


Bu söylence dini bir nitelik taşır. Süpürgeç Baba Horasan'dan gelmiş bir Türkmen'dir. Sabahtan akşama kadar sokakları temizler ve ekmek kırıntılarını toplayıp dağdaki hayvanları beslermiş. Bu yüzdende sokaklar da ne bir çöpe ne de bir ekmek kırıntıs'na rastlanmazmış. Süpürgeç Dağı adı verilmiş ve bu dağ dostluğun simgesi olmuştur.

Süpürgeç Dağı ile Karadağ Efsanesi öylentilere göre Pertek'te bulunan bu iki dağ aynı kıza sevdalı iki delikanlıymış. Aralarında büyük bir çekişme varmış. Aradan yıllar geçer ama hiç birisi ne birbirlerini yenebilirler ne de sevdikleri kızla evlenebilirler. Yaşlanıp giderler. Önce sevdikleri kız daha sonra da kendileri ölür. Ancak aralarındaki çekişme devam eder. Her ikisi de birer Uludağ olup birbirlerine top atmaya başlarlar. Süpürgeçin attığı topla Karadağ'ın yüzü kara olur. Karadağ'ın attığı toplada Süpürgeç Dağıının tepesi uçar. Bu nedenle de Süpürgeç Dağı'nın tepesi düz, Karadağın ise yüzü kara olur
Sponsor Reklamlar

BERF62 bunu beğendi.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.10.11   #5
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Dersim Hikayeleri


YÜRÜYEN DUVAR EFSANESİ

Bu efsane Mazgirt İlçesi'nin Darıkent Bucağı'nda geçer. Kureyş Baba adında ermiş birisi bileğine doladığı yılanı kamçı yaparak bir ayıya binmiş köye doğru geliyormuş. Bu sırada duvar örmekte olan Baba Mansur kendisininde bir keramet göstermesi gerektiğine inamış ve oda yaptığı duvara binerek yürütmüştür. Kureyş Baba Mansur'un bu mucizesine hayran kalmış ve ona " Siz cansız duvara can verdiniz" diyerk Baba Mansur'un elini öpmüştür. 0 günden sonrada Kureyş sülalesinden olanlar Mansur sülalesinden olanlara hürmet etmişlerdir ve taliplik yapmışlardır.
"Yine Khuresin Bomosur (Baba Mansur) ile olan iliskisi de hemen herkes tarafindan anlatilir.Khures elinde yilani ile bir ayinin sirtina binerek dolasirmis.Bir gün karsilasirlar ve Khures Bomosura kerametini göstermesini söyler.Bomosur tas duvarin üstüne biner ve yürümesini emreder duvara ve yürütür.Khures Bomosu´ra:"Ben canlilari terbiye ediyorum sense cansiz bir seyi yürütüyorsun.Senin kerametin benimkinden büyüktür.Bomosur Mazgirt / Muhundu da duvara binerek duvari yürüttügü ve bu olaydan sonra Khuresin Bomosuru kendine Pir olarak secmesi anlatilir.
Bu olayin mitolojik boyutunu degerlendirmemekle birlikte;bugün Baba Mansurlularin Kureysanlilarin Pirleri olmasi ve Baba Mansur Ocaginin Muhundu da olmasi bir gercektir."
Sponsor Reklamlar

BERF62 bunu beğendi.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.10.11   #6
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Dersim Hikayeleri


DÜZGÜNBABA
EFSANESİ


Şah Haydar, Seyyit Mahmud-i Hayrani'nin oğludur. Zewe
yakınlarında bulunan Zargovit tepesinde hayvanlarını otlatmak için
bir ev yapar. Burada hayvanları ile meşgul olur.



Kışın zemheride keçilerinin gayet güzel beslendiklerini gören Seyyit
Mahmud-i Hayrani "Acaba Şah Haydar, bu kışın ortasında bu hayvanlara
ne yediriyor ki, hayvanlar bu kadar güzel besleniyorlar." diye merak
eder ve Şah Haydar ile hayvanların bulunduğu yere gider. Bir de
bakar ki, Şah Haydar elindeki çubuğu hangi meşe ağacına
değdiriyorsa, ağaç hemen yeşeriyor, taze süsleniyor, keçilerde bu
filizlerden yiyerek besleniyor.



Seyyit Mahmud-i Hayrani durumu görünce sesini çıkarmadan geri dönmek
ister. Ancak o sırada bir keçi, bir kaç kez üstüste hapşırır. Şah
Haydar da; "Ne oldu? Babam Dervis Mahmud'umu gördün ki bu kadar
hapşırırsın, der ve arkasına baktığında babasının kendisine
görünmeden gitmek istediğini görür.



Babasına bizzat ismi ile hitap ettiği için utanır, mahçup olur.Mahçubiyetinden
kaçıp, halen Düzgün Baba Dağı olarak bilinen tepeye çıkar ve burada
mekan tutar.(Rivayet olunur ki, Şah Haydar babasına ismen hitap
ettiği için, mahçubiyetinden ötürü kaçtığı zaman ayağında kışın
karda giyilen, hedik veya lekan varmış.Bu hediklerle Zargovit'den,
Düzgün Baba tepesine kadar (takriben 5km) üç adım atmış, bastığı her
yerde hedikler taşa iz bırakmış ve bu izler hala durmaktadır.)



Bir iki gün eve gelmeyince Şah Haydar'ın annesi endişelenir.
Durumunu öğrenmesi için babasına rica eder. O da yanındaki
müritlerine;" gidin bakın bakalım, bizim Şah Haydar ne alemde?" der.




Müritlerinden birkaç kisi bu 2450 m. yüksekliğindeki dağın tepesine
çıkıp, Şah Haydar ile görüşürler. Durumun iyi olduğunu öğrenirler ve
tekrar Zewe'ye dönerler. Seyyit Mahmud-i Hayrani'ye durumu
düzgündür, merak edilecek herhangi bir şey yoktur. Selam ve hürmet
eder, ellerinizden öper, derler. (Bu işi düzgündür sözü, dilden dile
dolaşır ve asıl adı Şah Haydar olan bu zata, artık bir süre sonra
Düzgün Baba ismi atfedilir. O günden bu güne Düzgün Baba olarak
söylenir.) Bugün dahi halk şifa bulmak için Düzgün Baba'ya gider,
adaklar adar ve ziyaret eder.
Sponsor Reklamlar

BERF62 bunu beğendi.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.10.11   #7
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Dersim Hikayeleri


GELİN PINARI EFSANESİ



Gelin Pınarı veya diğer adıyla Gençlik Şelalesi, Nazımiye ilçesinin
kuzeyinde, Nazimiye ilçesine 13 km. uzaklıktaki Dereova bucağının
yanında bulunmaktadır. 30-40 m. yükseklikteki kayalardan sarkıtlar
ve dikitler yaparak ince ince akan sular, alışılmış bir şelale
görünümünün dışında, buraya bir efsane havası vermektedir. Yazın
bunaltıcı sıcağında şelalenin 50 m. yakınına varıldığında, bir anda
sanki binlerce vantilatörün çalışarak meydana getirdiği bir serinlik
insanın bedenini sarar. Kayalardan aşağıya iplik iplik akan suların
gerek sesi, gerek serinliği ve gerekse manzarası görülmeye değer bir
tabiat harikasıdır.Tunceli'de her tabiat güzelliğine bir efsane
yakıştırılmıştır. Buranında kendisine özgü efsanesi şöyledir:



Bu yörede yaşayan ailelerden birinin oğlu ile kızı evlendirilir.
Yeni gelin, yöre adetlerine göre belli bir süre evde kaldıktan
sonra, bir gün kaynanası kendisine:



-Hadi gelinim. Su bakracı al. Sağım yerine getirilen hayvanları sağ
ve sütü al getir, der.



Gelin bakracı alır. Köyün diğer genç kızları, gelinleri gibi oda
sağım yerine gelir ve kendine ait bütün sütlü hayvanları sağar,
bakracını sütle doldurur. Ancak en son sağdığı kara keçi birden
ayağını vurur. Süt dolu bakracı devirir, süt akar, gider.



Gelin birden şaşırır, çok üzülür. Ağlamaya başlar. "Daha yeni
gelinim. Bana elinden iş gelmez, beceriksiz gelin diyecekler.
Benimle alay edecekler diye sızlanır ve bir yandan da kara keçiye
beddualar yağdırır.



O sırada gelinin geciktiğini gören kaynana, yüksekçe bir yere
çıkarak, acele gelmesi için gelinine seslenir. Gelin mahçup ve üzgün
bir şekilde, önündeki boş bakracı, boş götürmektense, yaradana
sığınarak, yanındaki pınardan su ile doldurur ve ağzına da bir bez
kapatıp, o şekilde getirip sepetin altına koyar.



Bir müddet sonra sütü kaynatıp, mayalamak için,bulunduğu yerden
almaya gelen kaynana, bezi kaldırdığında, bakracın içindeki su, süt
olmuştur. Bir kenarda durarak olanları üzüntü ile seyreden gelin,
kendisini mahçup etmediği için Tanrıya şükreder.



O gün bugündür, bu pınardan akan sular koyunlar sagılmaya
başlandığında, süt renginde akarlar. Koyunların sütü kesilince de,
tekrar tabii rengine dönerler.
Sponsor Reklamlar

BERF62 bunu beğendi.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.10.11   #8
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Dersim Hikayeleri


MUNZUR BABA EFSANESİ









Bugünkü Tunceli ili Ovacık ilçesine bağlı Koyungölü Köyü civarında
yaşayan bir ağa ve ağanın koyunları gütmek için yanına aldığı Munzur
isminde bir çoban varmış. Munzur'un ağası Hac zamanı hacca gitmiş.
Ağa hacda iken Munzur bir gün ağanın hanımının yanına gelir ve,

- Hatun, ağamın canı sıcak helva ister. Helvayı yaparsan ben
kendisine götürürüm der.

Ağanın hanımı önce şaşırır,sonra herhalde zavallı çobanın canı sıcak
helva istiyor, doğrudan söylemeye dili varmıyor, utanıyordur.
Ağasını da bahane ediyor.Kendisine bir helva yapayım da yesin der.
Helvayı pişirir bir bohçanın içine bağlar ve Munzur'a:

-Al evladım götür der.

O sırada ağa hacda namaz kılmaktadır. Namaz sırasında sağa selam
verirken bir de bakar ki sağ yanında elinde bir bohça ile Munzur
dikilmiş duruyor. Namazını bitirip Munzur'a:

-Hoş geldin evladım, burada ne arıyorsun nedir o elindeki? der.

Munzur da: -Ağam canın sıcak helva istemişti onu sana getirdim der.


Elindeki bohçayı ağasına uzatır.Ağası bohçayı açar ve bakar ki
içinde sıcacık helva paketlenmiş duruyor. Hayretler içinde Munzur'a
bir şeyler söylemek için başını çevirdiğinde bir de bakar ki Munzur
yanında yok. Hac vazifesini tamamlayıp köyüne döndüğünde komşuları
herkes elinde bir hediye ile hacıyı karşılamaya giderler. Munzur da,
götürecek başka hediyesi olmadığından, bir çanağın içerisine
koyunlarından bir miktar süt sağar ve bununla ağasını karşılamaya
gider. Ağa Munzur'u görünce yanındakilere:

-Asıl hacı Munzur'dur. Öpülecek el varsa Munzur'un elidir. Önce ben
öpeceğim der ve Munzur'a koşar.

Munzur bu konuşmaları duyduğunda:

-Aman ağam Allah aşkına. Böyle bir şey olmaz. Ben yıllarca senin
ekmeğinle, aşınla büyüdüm. Sen nasıl benim elimi öpersin. Ben sana
elimi öptürmem, der ve kaçmaya başlar. Munzur önde, ağa ve
yanındakiler arkasında bir kovalamaca başlar. Şimdiki Munzur
ırmağının ilk yere geldikleri zaman Munzur'un elindeki süt dolu
çanak dökülür ve sütün döküldüğü yerde, süt gibi bembeyaz su
fışkırır. Bundan sonra Munzur kırk adım daha atar.Attığı her adımda
bir kaynak fışkırır. Ve fışkıran bu sulardan bir ırmak meydana
gelir.Munzur'un arkasından koşanlar bu ırmaktan öteye geçmezler.
Munzur'da bu dağlarda kaybolur gider. Yöre halkının efsaneleştirdiği
Munzur ile, Tanrının varlıklı ve sözü geçen kişiler yanında bir
çobanın da keramet sahibi olabileceğini,çoban olsa bile Tanrının
sevgisine mazhar olabilecek temiz yürekli, imanlı insan olabileceği
belirtilmekte, Munzur'u bu inançla efsaneleştirmektedirler.
Sponsor Reklamlar

BERF62 bunu beğendi.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.10.11   #9
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Dersim Hikayeleri


ELTİ HATUN EFSANESİ








Tunceli ili Mazgirt ilçesi merkezinde bulunan Elti Hatun
Türbesi 14. yüzyıl eseri bir kümbettir. İçinde ikisi büyük , bir
tanesi de küçük olmak üzere birbirine yapışık üç tane mezar bulunur.
Mazgirt ilçesi ve yöresi uzun süre Akkoyunlular'ın idaresinde
kalmıştır. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yanında bulunan kız
kardeşi Elti Hatun hastalanır. Artık öleceğini tahmin eden kadın ,
kardeşi Uzun Hasan'a: Ben yılandan çok korkarım. Şayet ölürsem benim
tabutumu yere gömme. Bana bir kümbet yapıp tabutumu burada astır,
diye vasiyette bulunur. Kardeşinin vefatından sonra isteğini yerinne
getiren Uzun Hasan bugünkü Elti Hatun türbesini yaptırır ve
içerisine uzunca bir zincir asarak kardeşinin tabutunu havada
kalacak şekilde bu zincire asar.

Rivayete göre ertesi gün kız kardeşinin mezarını ziyarete gelen Uzun
Hasan türbenin kapısını açar açmaz kız kardeşinin tabutuna sarılı
büyük bir yılan görür ve irkilerek geri kaçar. Tanrı Buyruğuna karşı
gelinmez. Mukadderata boyun eğmek lazımdır, diyerek havada asılı
duran tabutu zincirden indirir ve toprağa defnettirir. Zincir hala
kümbetin tavanından aşağı ucunda dört halkası ile sarkık durmakta,
mezar da zincirin tam altında kümbetin ortasında yer almaktadır.
Sekizgen şeklinde yapılan Elti Hatun Türbesi'nin yanında bir de
çeşme olduğu söylenmekte ise de izine raslanmamıştır.

Türbeye ait bilgileri içeren kitabenin restoresi sırasında muhafaza
altına alınacağı kaydıyla ilgililer tarafından götürüldüğü
söylenmektedir.

Türbenin içerisinde bulunan iki büyük bir de küçük mezarın bir
tanesinin Elti Hatun'a bir tanesinin Uzun Hasan'ın annesine , bir
tanesinin de Uzun Hasan'ın yeğenine it olduğu rivayet edilmektedir.
Sponsor Reklamlar

BERF62 bunu beğendi.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 02.10.11   #10
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Dersim Hikayeleri


SULTAN HİDİR EFSANESİ





Rivayet edilir ki , bugünkü Pertek ilçesine bagli Merkez Dorutay
köyü yakinlarinda yasli bir zat yasarmis. O tarihlerde bunlarin,
buralarin kumandani olan Alâeddin Pasa ordusu ile birlikte buralarin
denetimini yaparken aksam olur ve Dorutay köyü yakinlarindaki sultan
gölü mevkiinde geceyi geçirmeye karar verir. Çadirlar kurullur ,
yerlesme baslar. O sirada Sultan Alâeddin'in yanina gelen
gözcülerden biri "Sultanim su ileride çadira benzer bir sey ve
içinde bir isik hüzmesi var " der . Sultan Alâeddin de; gidin bkin
bakalim. Kimler varsa gelip bana bilgi verin der. Iki tane atli
asker bu çadirin yanina gönderilir. Askerler gelip bakarlar ki bir
eski çadir ve bu çadirin içinde yasli bir zattan baska kimse yok.
Askerler sorarlar:

-Ihtiyar kimsin sen? burada ne isin var? ihtiyar:

-Gördügünüz gibi bir ben-i Ademim, adim Sultan Hidir'dir der. Bir
toprak güvecim , bir seccadem ve bir de atima yedirmek için bir
miktar arpam var Askerler:

-Biz Sultan Alâeddin'in askerleriyiz , seni sultanimiza götürmek
istiyoruz , deyince bu defa ihtiyar , buralara kadar zahmet edip
gelen sultainiza söyleyiniz buyursun misafirim olsun. Fakirhanemize
seref versin.

-Iyi ama gelecek olan koca bir sultan. Yaninda bir hayli vezir ,
vezirâzam ve kumandalari var. Bunlari oturtmak için halin bile yok.
Hem kaldi ki koca ordu, gelince ekmek ister , as ister . Bunlari
nasil agirlarsin? Iyisi mi biz seni oraya huzura götürelim. Ihtiyar:-Tanri
misafiri umdugunu degil buldugunu yer. Yüce Allahin izini ile mahçup
olmayiz. Buyursunlar gelsinler diye cevap verir.

Askerler geri döner , durumu Sultan Alâeddin Keykubat'a anlatirlar.
Alâeddin Keykubat da bu ihtiyari merak eder ve ertesi gün ihtiyari
ziyare eder. Çadira gelir gelmez ihtiyar nezaketle sultani selâmlar
ve altina seccadesini serer. Her gelen bu seccadeye oturur, fakat
seccadenin bir kenari daima bos kalir. Sultan Alâeddin hayretler
içinde kalir ve hayretini gizlemez , durumunu ögrenmek için
seccadeye oturan vezir , kumandan ve askerlerine bir komutla "Ayaga
kalk" der. Herkes ayaga kalkar. Sultan bakar ki yerde küçücük bir
seccade var. "Otur" diye emir verir. Bakar ki yerde oturan kimse yok
. Herkes seccadenin üzerinde oturmus. Hayretler içinde kalirsa da
sesini çikarmaz.

Biraz sonra yasli adam topraktan yapilmis güvecin içerisinde bir
miktar as oldugu halde Sultan Alâeddin'in önüne birakir. Sultan:

-Baba erenler , bunu hangimiz yiyecegiz?

Ihtiyar da; Sultanim Besmele ile baslayin yemeye insallah hepinize
kadar yetecek vardir. Diye cevap verir.

Sultan Alâeddin ve yanindakiler baslarlar yemegi yemeye , küçük
güvecin içerisindeki yemek bütün askerler tarafindan yenilir.
Herkesin karni doyar. Fakat yemek bit türlü bitmez. Sonra direkte
asili bulunan dagarcik'in(kuzu ve oglak derisinin tabaklanmis,
kurutulmus ismi) içindeki arpadan atlara arpa dagitmaya baslar.
Bütün atlara arpa verildigi halde dagarciktaki arpanin hala
bitmedigi görülür.

Sultan Alâeddin bu zatin ermis ve keramet sahibi bir zat oldugunu
anlar ve ona: -Sen burada yalniz basina yasli bir ihtiyar olarak zor
yasarsin. Ben sana askerlerimin içerisinden akilli, dürüst ,
itaatkâr asker verecegim. Bunlar ölünceye kadar senin emrinde ve
hizmetinde olacaklar , der , 3 veya 5 askeri ve bulundugu bölgeyi de
vakif olarak kendisine birakir ve vedalasarak ayrilirlar.

Rivayet olunur ki Sultan Alâeddin'in biraktigi 3 askerin isimleri
Resul , Munzur ve Delil'dir. Bunlar yasli Sultan Hidir'in ölünceye
kadar ona hürmet ve itaatte kusur etmezler. Sultan Hidir öldügü
zaman Dorutay köyünün güneyinde ve köyün alt tarafinda fakirlik
denen mevkiiye defnedilir. Ancak burasi köylüler tarafinfan temiz
tutulmaz. Gübre dökülür , hayvanlarin yatak yeri yapilir.

Bir süre sonra bir Cuma gecesinin sabahinda bir de bakarlar ki
oradaki mezar bugünkü Dorutay(eski ismi ile Zeve) köyünün ortasinda
bulunan yüksek tepenin üzerine gelmis ve buradaki ulu agacin altinda
mekân kilmistir. Bilahare üzerine Selçuklu Sultani tarafindan
bugünkü türbesi yapilmistir.
Sponsor Reklamlar

"-dost-" ve BERF62 bunu beğendiler.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Keloğlan Hikayeleri Serdar Yıldırım Hayata Dair 1 09.05.11 17:24
Serdar Yıldırım Hikayeleri Serdar Yıldırım Hayata Dair 5 10.03.11 19:26
'Dersim'i CHP Bombaladı!' eftelya_58 Pir Yolu Haber Merkezi 7 18.08.10 18:00
dersim katliyamı hasan Alevi Kültürü 0 04.12.09 15:14
Dersim aşiretleri hasan Alevi Resimleri 0 04.12.09 11:57




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2