Sponsor Reklamlar


Bir Alevi Dedesiyle söyleşi

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Dedeleri - Pirleri - Ocakları Forumunda Bulunan  Bir Alevi Dedesiyle söyleşi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç3Beğeni
  • 2 gönderen gencalevi
  • 1 gönderen devran

 
Seçenekler
Alt 04.10.11   #1
gencalevi
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jan 2011
Nereden: almanya
Mesajlar: 626
Rep Puani : 12
Standart Bir Alevi Dedesiyle söyleşi


Bir Alevi Dedesiyle söyleşi

En ünlü Alevi dedesi Hüseyin Gazi Metin VATAN'a konuştu: Nüfusta hiçbirinin yazılmaması gerekiyor. Ne İslam, ne Sünni, ne Alevi, ne Hıristiyan, ne ateist... Kime ne? Kimi ne ilgilendirir? Saçmalığın ta kendisi.

* Aleviler İslam'ın içinde midir dışında mı? "
İçinde mi, dışında mı, göğsünün nakışında mı? Düğmesinin başında mı, şeytan bunun neresinde?" Anadolu'nun alevisi değişik bir tiptir. İslam'ın da güzelliklerini almış, Hıristiyanlığın da, Şamanlığın da... Anadolu'yu sünger gibi çekmiş. O yüzden alevilik'te Muhammed, Ali var, Ehli Beyti var.

* Peki din midir?
Alevilik dine sığmıyor ki... Bütün dinler bir kalıptır, beşikten mezara kadar öbür taraf için yatırımdır. Anadolu aleviliği'nde öbür tarafta hediye kazanmak için bu dünyada yaşanmaz. Bizim için tek kutsal varlık insandır. Biz o yüzden insana kötülük yapmaktan kaçınırız, kıl köprüsünden rahat geçmek için değil.

* Sizin için de Ali'den bile önce Muhammed gelmiyor mu?
Elbette. Ama bugünkü İslam Emeviler'in şeriat izlerini taşıyor. Hz. Muhammed'i yatağında öldürmeye çalışan, Ali'yi öldüren Ebu Süfyan'ın dinini yaşıyoruz şu anda. Biz Allah'ı severiz. İnsanlar sevdiğine tapar, korktuğuna değil. Korktuğundan kaçmaya çalışırsın. Biz Ortaçağ karanlığına güneş gibi doğan, Ehli Beyt'ten başka soyu olmayan Muhammed'e, Doğu'dan Batı'ya kadar herkesi kesen değil, adalet için kılıç çeken Ali'ye inanırız.

* Siz de insanın balçıktan olduğuna, siz de öbür dünyaya inanıyorsunuz. Sonuçta bugünkü diye tanımladığınız İslamiyet'le de çok ortak yanınız yok mu?
Evet, bunlar bizim de inancımızdır. Bizim en önemli farkımız ise ibadetimizi öbür dünyayı sağlama almak için değil Allah'ın yarattığı insana kötülük etmemek için yapmamızdadır. O yüzden biz dürüst konuşurken, "Hu" çekerek değil, komşumuzu üzmemeye çalışarak ibadet ederiz. "Ya Allah Ya Muhammed" dersin. Hem de beş vakit değil 100 vakit yaparsın. Özünü temizlersen korkacak bir şey yok. Öbür dünya var mı yok mu? Gidenler faks çekmiyor, telefon da etmiyor. Giden gidiyor. Ama ben buna rağmen dürüstlüğüme devam ederim.

* O korku da olmasa dünyayı zaptetmek iyice zorlaşmaz mı?
Yok o yanlış bir fikirdir. Merak etmeyin korkusundan kötülük yapmayan yine Allah'tan korktuğu için değil kanunlardan korktuğu için yapmıyor. Kanundan korkusu olmayan adam gidip kafa kesiyor, yolsuzluk yapıyor. Kanunlardan da korkmasa kim bilir neler yapacak insanoğlu?

* Neden alevi vatandaş "Din haneme alevi yazın" diye ısrar ediyor?
Bence zaten yanlış bir tavırdı. Ne İslam, ne Sünni, ne alevi... Hiçbirinin yazılmaması gerekiyor. Kime ne? Saçmalığın ta kendisi. Alnımızda yazıyor mu kimliğimizde yazsın?

* Yargıtay'ın davayı bozma gerekçesine de karşısınız.
Mahkemenin bilirkişi olarak bu konuyu aleviler'e de sormamasına sadece Hanefi olan Diyanet'in Hukuk Bürosu'nun görüşüyle yetinmesine karşı çıkıyorum; bir. Bana sormadan İslam yazılmasına karşı çıkıyorum, iki. alevilik elbette bir inanç kurumudur, üç.

* Yani İslamiyet başka bir şey, alevilik başka bir şey mi?
Bu öyle bir şey ki, "Biz İslam değiliz" dediğin zaman da kurtaramazsın. Çoğu yapılanlar Kuran dışında, Muaviye'nin kendi hükümdarlığı için yaptığı uydurmalar. "Ben İslam'ım" dersem seninle toka yapmam, seninle oturmam, seninle halay çekmem, seninle içki içmem günah. Ben Muhammed'e inanıyorum, ondan sonraki Araplar'ın iktidar kavgalarına değil!

* Özellikle yeni nesil aleviler arasında ben hem aleviyim hem de ateistim diyenler çok. aleviliğin sadece "türkü bar kültürü" ne indirgenmesi size doğru geliyor mu?
Sünniler'den de ateist çıkıyor, bunun alevilikle alakası yok. Sadece biz inanmayana da saygı duyduğumuz için bunu söylemesi daha kolay geliyor. Ama tabii hem alevi'yim hem ateistim diyenin ikisinden birinin tarifini bilmediğini gösterir. Değil tabii ama aleviliğin okulu yok. Sünniler Türkçe cenaze namazı kıldırdığımız için bize geliyor

* Alevi dedeleri yöreseldir. Tanınmazlar. Siz neden bu kadar tanınıyorsunuz?
Demek ki katıldığımız cenazelerde, panellerde, Cem'lerde doğru şeyler söylüyoruz ki gerçekten çok severler.

* Mesela ünlü ozan Mahsuni Şerifin cenazesini neden sizin kaldırmanız istendi?
Benim en önemli özelliğim Öztürkçe dua okumamdır. Çünkü eğer aleviler de Arapça dua okumaya başlarsa Cumhuriyet'in iyice tehlikeye gireceğine inanıyorum. Hem insanın kendi diliyle ibadet etmesi kadar doğal ne olabilir ki?

* Başka dedeler Türkçe okumuyor mu?
Umuma açılanların sayısı çok azdır. Mahsuni Şerif de o yüzden bana vasiyet etmişti zaten. Bana "Anarşi Dedem, benim cenazemi Öztürkçe sen kıldır" demişti. Öldüğünde Divriği'deydim. Çağırdılar, hemen Hacı Bektaş'a gittim. Yüz binler vardı cenazesinde. Yer gök insandı. Polisin yardımıyla ulaşabildim ancak. O cenazeyi benim kıldırmam dedeliğimin en önemli günlerinden biriydi.

Yobazlığın Aleviliği Sünnisi olmaz, dedenin de yobazı var
* Birkaç yıl önce Adana'dan Hacı Bektaş Veli ziyaretine giderken kazada ölen 39 Alevi'nin cenazesini de siz kıldırmıştınız değil mi?
O zaman da Öztürkçe dua etmem nedeniyle beni istemişlerdi. Aslında Sünniler arasında bile duasının Öztürkçe okunmasını isteyenlerin sayısı çoktur. Mesela Fikret Otyam Sünni'dir ama o da bana vasiyet etmiştir. "Lütfen Öztürkçe kıldır cenazemi" diye ricası vardır. Çok sayıda Sünni yurttaşımızdan da bana bu taleple gelen oluyor.

* Arapça duaların Türkçe'sini mi okuyorsunuz?
On İki İmamlar'dan kalma beyitler okurum. Aynı Kuran okur gibi avazıyla söylerim ama Arapça sure okumam. "Ey Yüce Allahım. Sana geldik. Sana sesleniyoruz. Senden yardım bekliyoruz. Sen Rahman ve Rahimsin.

Sen bağışlayıcısın. Bizlerin ve ölülerimizin günahlarını bağışla Yarabbi!" Bu Alevilerin geleneksel cenaze duasıdır. Bizim duamız Öztürkçe'dir. Çünkü Hacı Bektaşi Veli bu memlekete Atatürk'ten önce Öztürkçe'yi getiren bir pir.

* Aleviler'in cenazesinde bu duaya pek rastlamadım...
Dedeler okumuyor ki... Korku aleminden geliyor çoğu. Sünniler "Aa, bak onlar da bizim gibi Arapça dua okuyor" desinler diye, "Biz de sizin gibiyiz"i göstermek için özlerinden vazgeçiyorlar. Çoğu Alevi'nin cenazesi geleneğimize aykırı bir şekilde defnediliyor.

* Dedelerin arasında da yobaz yok mu?
Yobazlığın Aleviliği Sünniliği olmaz. Hocanın yobazı muska yapıyorsa yobaz dede de suyu efsunluyor, iplik düğümlüyor, yobazlık yapıyor.

Bir Alevi ne yapar ne yapmaz?
* Alevi kadınları neden tesettüre uymaz?
Alınları açıktır, yüzleri de parlaktır. Kapanacak bir şeyleri yoktur ki...

* Bir Alevi neden camiye gitmez?
Şekilciliğe karşıyız, ibadetin gizli yapılması gerektiğine inanıyoruz.

* Aleviler neden namaz kılmaz?
Namazın kelime anlamı duadır, ibadettir. Yatıp kalkarak ibadet etmem. Muhammed soyundan gelmeyenin arkasında da namaz kılmam.

* Ramazan orucunu neden tutmuyorsunuz?
Kuran'a göre cezalı adam oruç tutar. Oruç tutmak yemeden, içmeden kesilmek değil. Ben 365 gün kötülük yapmayarak zaten oruç tutarım.

* Neden Kerbela orucu?
O oruç değil, protesto etmektir. Topluma "Yezid'in yaptığını yapmayın" mesajını vermek içindir. Cennete gitmek için değil yani.

* Hacca niçin gitmiyorsunuz?
Dostu ziyaret etmek hacca gitmektir. Kabe'yi Muhammed yaptırmadı. O ev İsmail için yapıldı. Milletin gidip yüzünü sürdüğü yer de Halil İbrahim'in karısı Hacerül Esved Taşı'dır.

* Tespih neden çekiyorsunuz?
'Allah, Allah, Allah" diye tespih çekmeyiz. Kültürel bir etkilenmedir bu. Sünniler de saz çalmıyor mu?

* Sünniler'le Aleviler'in hiç mi ibadetlerinde ortak bir yan yok yani?
Elhamdülillah yok!

* Ama camiye giden Aleviler var, oruç tutan Aleviler var?..
Ya korktuğundandır ya da unuttuğundan...

Dedelik için soy yetmez, mürşidinden ders almak gerekir
Hüseyin Abdal Ocağı'ndanım. Bu ocak Horasan Erenleri'ndendir ve Hz. Ali'nin soyundandır.

Dedelik için soy yetmez. Halkla haşır neşir olmayan, mürşidinden dersini almayan insan dedelik yapamaz.

Elini öptüğümüz dedeler var. Onların huzurunda saz çalarsın, cemiyette bir şeyler söylersin, ceme katılırsın, onlar hep seni izler.

Dedenin barıştırma gücü vardır. Sözü dinlenir. Yargılama hakkına sahiptir. Düşkün ilan ettiğiniz kişi üç, beş ya da yedi yıla kadar cezalıdır. Ona selam verilmez, onun selamı alınmaz, düğününe, cenazesine gidilmez.

Düşkün hırsızlık yapan, sebepsiz yere yuva yıkan, insan öldürendir. Bizim cemiyetimize giremezler.
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet ve bilgeyol bunu beğendiler.
gencalevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 04.10.11   #2
devran
Avatar mevcut degil.
Moderatör
Deneme Mod.
Üyelik tarihi: Jun 2011
Mesajlar: 197
Rep Puani : 20
Standart Cevap: Bir Alevi Dedesiyle söyleşi


eyvallah can paylaşım için teşekkürler üstüne söylenecek söz varmı ?
işte tam bi bektaşi dede .
Sponsor Reklamlar

gencalevi bunu beğendi.
__________________
Har içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
İblisin talim ettiği yola minnet eylemem
devran isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 05.10.11   #3
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.111
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Bir Alevi Dedesiyle söyleşi


Hüseyin Gazi Metin dedem, yüreğine sağlık... Tam da gönlümden geçenleri anlatmış, çok güzel bir söyleşi olmuş. Emeğinize sağlık.
Sponsor Reklamlar

__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 26.07.13   #4
bab'ül ilim
bab'ül ilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: TERCAN
Mesajlar: 429
Rep Puani : 50
Standart Cevap: Bir Alevi Dedesiyle söyleşi


ALEVÎLİK KÜLTÜRÜ ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ

Alevîlik ve Bektaşîlik konularında aydınlatıcı bilgiler almak üzere Alevî dedelerinden Haydar Aşılıoğlu’na Alevîlik kültürüne yönelik olarak sorular yönelterek siz değerli okurlarımıza sunmak istedik. Bu görüşmenin araştırmacı ve konu ile ilgilenen okurlar tarafından ilgi ile okunacağı kanısındayız. Haydar Aşılıoğlu, 1939 yılında Kırıkkale Delice ilçesi, Yaylameşe köyünde doğmuştur. Altı çocuk babası olan Aşılıoğlu, 1970 yılında gittiği Almanya’da bir süre işçi olarak çalışmış olup, 1976’da Türkiye’ye dönmüştür. Aşılıoğlu, halen yaşamını Yaylameşe köyünde devam ettirmektedir. Sizce “dedelik” nedir ? Okurlarımıza bu konuda bilgi verir misiniz?
Dede, din bilgini anlamına gelmektedir. Ehl-i Beyt sülalesinden olan, Horasan’dan Anadolu’ya gelerek Hacı Bektaş’tan icazet alan ve Hacı Bektaş felsefesine inanarak o dönemde Anadolu’daki Bizanslılar’ı irşat eden kişilere Alevîlik’te “dede” denmektedir. Siz de bir Alevî dedesi olarak bu ünvanı nasıl aldığınızdan söz eder misiniz? Ehl-i Beyt sülalesinden gelmekte olup, Hacı Bektaş Külliyesi’nde kayıtlarımız bulunmaktadır. Hacı Bektaş postunda oturan kişiden (Postnişin) icazet almış bulunmaktayım. Ayrıca, burada belirtmek isterim ki, Ehl-i Beyt sülalesinden gelen herkes dede olamaz. Dede olan kişinin, Hacı Bektaş felsefesine inanmış, bu konuda bilinçli ve eğitimli olması gerekmektedir. Alevîlik ve Sünnîlik mezhepleri arasında sizce farklılıklar bulunmakta mıdır ? Varsa bunlar nelerdir ? Temelde farklılık bulunmamaktadır. Yalnız mezhepler arasında ibadet şeklinde ve görüşlerde farklılıklar vardır. Alevîler’e göre, Hz. Muhammed iki emanet bırakmıştır. Bunlar: 1-Kur’an-ı Kerim 2-Ehl-i Beyt’tir. Kendisinden sonra bu emanetlere itaat edilmesini istemiştir. Sünnîler ise, bu görüşe inanmamaktadırlar. Onlara göre ise emanetler: 1-Kur’an-ı Kerim 2-Sünnet (Peygamberin icraatı)’tir.
İbadetleriniz arasında namaz yer almakta mıdır ? Makâlatnâme’de Hacı Bektaş Veli’nin Alevî ve Bektaşî toplumuna hitabı şu şekildedir: “Şeriat lambadır, tarikat fitildir, Marifet yağdır, hakikat ışıktır.” Bu dizelerdeki şeriat; namaz kılın, oruç tutun, hacca gidin, malınızın zekatını verin, demektir. Tarikat ise, senede bir gün toplum içine çıkın, senelik yapmış olduğunuz işin icraatını verin, anlamına gelmektedir. Marifet; şeriat ve tarikatınızı temiz yapın; hakikatse, sevilen, sayılan, iyi bir aile reisi ve örnek bir islâm olun demektir. Bu cümlelerden de anlaşıldığı gibi Alevîlik’te namazın varlığı kabul edilmekle birlikte, namaz kılınması yükümlülüğü yerine getirilmemektedir. Bunun ise çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Sebeplerin başında Hz. Ali’nin camide öldürülmüş olması ve Muaviye döneminde Emevîler tarafından camilerde Haşimiler’e küfür ettirilmesi gelmektedir. İbadetteki usuller aynıdır. Cemlerde senenin bir günü toplanılır ve insanlar arasındaki sevgi, saygı gösterilir ve kişiler birbirleri ile helalleşirler. Bir Alevî dedesi olarak taliplerinizi nasıl yetiştirmektesiniz, öğretinizi nasıl genç kuşaklara aktarmaktasınız ? Gençlerimizi İslâmiyet’in icratı ve “eline, beline, diline sahip ol, kendine güç geleni başkasına yapma” düsturu ile yetiştirmekteyiz. Alevîlik’te “kurban” nedir ? Kaç türlü kurban vardır ? Kurban Bayramı’nda kesilen kurban haricinde iki tür kurban bulunmaktadır. Bunlar: 1 -Cemlerde kesilen kurban, 2 -Belli bir adağın gerçekleşmesi için kesilen kurbandır. Cemlerde kesilen kurbanlar belli dönemlerde belli amaçlar için kesilmektedirler: Abdal Musa Kurbanı: Bütün köylünün katılımıyla alınan kurban, tarlalar ekilmeden önce kesilir ve bu kurban cemde köy halkı tarafından yenilir. Müsahip Kurbanı: İki musahip tarafından alınan kurban, cem töreninde kesilir ve yenilir. Düşkünlüğü Kaldırma Kurbanı: Cemde düşkünlüğü kaldırılan kişi tarafından kesilen kurbandır.
Muharrem Kurbanı: Muharrem ayı bitiminde kesilen kurbana denilmektedir. Görgü Kurbanı: Yola giren bir Alevî’nin ilk giriş töreninde kesmesi gereken kurbandır. Yıl Kurbanı: Bir Alevî’nin senede bir bağlı olduğu dede ya da baba tarafından görülmesi gerekir. ‘Baş okutmak’ olarak da bilinen, cemlerde kesilen bu kurbana ‘Yıl Kurbanı’ denir. Dar Kurbanı : Ölen bir Alevî’nin ardından yakınları tarafından kesilen kurbana verilen addır. Cem törenlerine kimler katılamaz ? Bu konuda açıklayıcı bilgi verir misiniz ? Cem törenlerimize mahkemede yalan söyleyen kişiler, adam öldürenler, zina yapanlar, eşini haksız yere boşayanlar katılamazlar. Ancak dede bu kişilerin cezalarını affederse tekrar cem törenlerine girmeye hak kazanırlar, bu da dedenin inisiyatifine kalmıştır. Cemlerde içki içilmekte midir ? Bu soruya şu şekilde yanıt vermek uygun olsa gerek: Cennette dört ırmak vardır. Bunlar: süt, bal, kevser ve şerbet ırmaklarıdır. Cehennemde de dört ırmak bulunmaktadır. Bunları ise, kan, katran, irin ve pislik olarak sıralayabiliriz. İnsanlar dürüst insan olurlarsa cennetteki dört ırmaktan içerler. Eğer dürüst değillerse, cehennemdeki dört ırmaktan içerler. Hz. Muhammed kırkların ceminde şerbet içtiği için biz de cemlerimizde şerbet içmekteyiz. Cemlerimizde içki bulunmamaktadır.
“Semah” nedir ? Nasıl yapılmaktadır ? Semah, Alevîliğin kültürüdür. Semahları genellikle kadın ve erkekler birlikte icra ederler. Semah yapacak kişilerin birbirleri ile evli olmak zorunlulukları bulunmamaktadır. Semahı yapan kişiler birbirlerine dokunmadan, birbirini tutmadan semah dönerler. Bu arada semah dönülürken dedeye arkalarını dönmezler. Semahlarda yapılan el hareketleri ve duruş biçimlerinin ise çeşitli anlamları vardır.
Aşağıda cemlerde söylenmekte olan semah gülbanglarından birisine örnek olarak yer verilmektedir:
“Pir bugün bize geldi
Gönülleri tazeledi
Elinde kanber ile
Ali yel Murtaza geldi”
Alevîlikte “musahiplik” ne demektir ? Huneyn Savaşı’nda Müslümanlar daha azınlıkta oldukları için birlik ve beraberliği sağlamak üzere Hz Muhammed, en başta bulunan Müslüman askerle en sonda bulunan askere kardeşlik yemini ettirmiştir. Musahiplik de o günden bu yana gelmektedir. Musahipliğin belirli şartları var mıdır ? Musahip çocukları birbirleriyle evlenebilirler mi ? İlk olarak, musahip olmak isteyen kişilerin ikrar vermiş olmaları ve evli olmaları gerekmektedir. Birbirlerine yakın mesafede oturuyor olmaları gereken bu kişilerin, düşkün olmamaları da önem taşımaktadır. Musahip olacak olan her iki kişinin de tümüyle birbirleri ile uyuşuyor olmaları, iyi geçinmeleri gerekmektedir. Aralarında da iki göbek ötesine kadar evlilikle kurulan akrabalık bağı bulunmamalıdır. Bu arada musahip çocukları birbirleri ile evlenebilirler. Okurlarımıza sunmak istediğiniz bir deyişiniz var mıdır ? Gelin canlar bir olalım Camiye, ceme beraber girelim Neme lazım ikiliği nidelim Bir ve beraber olalım kardeş Hz Peygamber bar olun dedi Hadisleri ile böyle söyledi
Birlikle İslâm dini doğdu
Bir ve beraber olalım kardeş Hz Hünkar bir olun dedi Aslan ile geyiği kucağına aldı Bu olay bize örnek oldu Bir ve beraber olalım kardeş Dede Haydarı hor görmen bende insanım Adem’le Havva’dan dünyaya geldim
İslam’dır dinim şahadet verdim Bir ve beraber olalım kardeş Burada görüşmemizi sonlarken, Haydar Aşılıoğlu’na teşekkür etmekteyiz.
* Dipnotlar yazarın açıklayıcı bilgiler vermek üzere yapmış olduğu ek bilgilerdir.
Alevîlik-Bektaşîlik’te mürşitlik aşamasına gelmiş babgan kolunda baba, çelebiyan kolunda çelebi adıyla anılan ve cemdeki on iki hizmet sıralamasında ilk sırada gösterilen cemi yönetme hizmetinin sahibi durumunda bulunan dini, ruhani önder (Korkmaz, E. (1994) “Ansiklopedik Alevîlik-Bektaşîlik Terimleri Sözlüğü” İstanbul: Ant Yayınları, s. 89-90).
Arapça semah, sima kelimesinin Anadolu ağızlarında aldığı şekillerden birisi olan semah, Anadolu’nun çeşitli yörelerinde; samah, semah, zamah, semağ biçimlerinde de söylenmektedir (Er, P. (1998) “Geleneksel Anadolu Alevîliği” Ankara: Ervak Yayınevi, s. 39).
Musahiplik, Anadolu Alevîliği’nde, inanç mensubu, evli iki kişinin eşleri ile birlikte, ahirete kadar kardeş kalacaklarına, birbirlerini koruyup kollayacaklarına, birlik ve beraberlik içerisinde yaşayacaklarına, toplumun ve dedenin huzurunda söz vermeleri ile gerçekleştirilen bir akrabalıktır (Er, P. (1998) “Geleneksel Anadolu Alevîliği” Ankara: Ervak Yayınevi, s. 39).


Alevi dedesi Haydar AŞILIOĞLU
Sponsor Reklamlar

__________________
Nur-ı Nebi, Kerem-i İmam-ı Ali, Pirimiz Hunkar Hacı Bektaşı Veli, gerçekler demine hû
bab'ül ilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 26.07.13   #5
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Bir Alevi Dedesiyle söyleşi


7/23/2013 1:59:00 PM

Turan Eser
-
Aleviler devletin
inanç cezaevine hapsedilemez







Aleviler özgürleşmek ve tanınmak istiyor. Aleviliği tanımlama hakkı, cüretini gösteren Diyanete “seni tanımıyoruz”, AKP iktidarına ise “sen işine bak, o bana ait bir hak” diyorlar.

Aleviler devletin ayrımcılığına ve AKP’nin nefret söylemine maruz kalmakta istemiyor.

Siyasetçilerin çözüm üretme kapasitesi eksikliğinden kaynaklı olarak, ulema gibi teoloji üreterek, “Ali’yi sevmek Alevilikse, ben dört dörtlük Aleviyim" gibi tribün konuşmalarına da kulak asmıyor.

Aleviler, artık laga luga dinlemek istemiyor. Gerçek laiklik doğrultunda çözüm önerisi olan bir iktidar arıyor. Yani inancı/dini kamulaştırmadan, devletleştirmeden bir çözüm.

AKP iktidarı Aleviliği Sünnilik anlayışıyla devletleştirmek istiyor. Alevi dedelerini dinin MGK’sı olan Diyanet kaynaklarıyla ulemanın tornasından geçirip, sertifikalı ve maaşlı dede haline getirerek, devletten icazetli dedeler ordusu kurmak istiyor. Yani laiklik karşıtı çözüm.

Bir yandan “her dinin ancak bir mabedi olur” argümanı ileri sürülerek Aleviler camiye çağrılmaktadır. Diğer yandan ise Cemevlerine ise “ibadethane” demeksizin, cemevlerine “Erkân merkezi” gibi yasal statü tanıyıp, “ibadethanelere tanınan imkânlardan faydalanması” sağlanacakmış.

Aleviliği, dedeleri ve simgeleri devletleştirmek, bin ya da iki bin dedeyi maaşa bağlamak bir çözüm mü?

Kesinlikle hayır!

Çözüm olmadığı gibi inanç özgürlüğü ve laiklik uygulamalarına ilişkin yeni sorunların ve yeni çatışma alanlarının üretilmesi anlamına gelir.

21. yüzyıl dünyasında yapılacak en büyük hata, bir inancı devletleştirmek suretiyle yok etmektir. Aslına ermekse hüner, o zaman Aleviliği özgürleştirmek yerine, aslını bozmaya yönelik adımlar çözüm değil, sorun doğurur.

Aleviliği devlet dini içinde eritmek ve asimilasyona maruz bırakmak suretiyle varlığını riske sokmak, “cemevine ibadet yeri değildir ama ibadet yerlerine sunulan imkânlar cemevine de sunulsun” görüşü, çözüm değil, Aleviliği katlini vacip görmektir.

Bu nedenle, Alevi taleplerin çözümü, inanç özgürlüğü, eşitlik ve gerçek laiklik anlayışıyla sivil alanda olması gerekir. Yani her türlü devletleştirme ve Aleviliği homojenleştirme stratejilerinden uzak durmasını içerir.

Mağdurun çözüm aradığı zemin demokrasi ve laiklik. Muktedirin çözümü devletin inanç cezaevindeki asimilasyon hücresidir.

AKP iktidarının bilinçli olarak sürdürdüğü ve bizce yanlış olan, Sünni çoğunluğun kendi referansları üzerinden Aleviliğe ve Alevi taleplerine bakmasıdır. Diyanetin, Caminin, Kuran’ın ve İlahiyatın tanımları ve sınırları dairesindeki çözüm arayışı, Alevilerin özgürlük alanını çizme hakkını kendinde görme kibri, aslında Alevilerin hapsolacağı devletin inanç cezaevinin inşasına hizmetten başka bir şey değildir. Alevilik kendi özgü kimliktir. Başkaca bir kimliğin içinde eritilemez. Bunun böyle bilinmesi ve kabullenmesinden başkaca bir çözüm yoktur.

AKP İktidarının ve Sünni cemaatin Alevilik algısı değişmelidir. Kendi algı dairelerinde resmettikleri Alevilik ve Aleviler yerine, Alevilerin algısındaki gerçek Alevilikle tanışarak, ezberlerini bozmaya hazır olmalıdırlar.

Bunun içinde, Alevileri içten parçalayacak çakma Alevilik ve çakma Alevi kurumları ve çakma liderlere gerek duymadan, demokrasi ve laiklik zemininde karşılaşma mümkündür.

Bunun dışında ve çakmalar üzerinden buluşma ve karşılaşmalar, samimiyeti olmayan, Aleviliği teslim almaya, devletin inanç cezaevine hapsetmeye dönük stratejik plandır.

Kabul edilmelidir ki, ne Osmanlı Şeyhülislamı, ne cumhuriyetin, AKP’nin ve Diyanet’in ulemaları da Alevileri teslim alamaz.

Başka bir Türkiye’yi insan haklarından, laikten ve demokrasiden yana kurarak, inançları devletin inanç cezaevinden firar etmesini sağlayabiliriz.


BİRGÜN
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (26.07.13 Saat 23:34 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alevi Dedesi Hüseyin Gazi Dedeyle söyleşi Alevi Bir Alevi'nin Gözünden Türkiye 10 31.08.12 21:19
Alevi can ile söyleşi Pir Mehmet Tanışma/Kaynaşma Bölümü 4 05.01.12 18:51
gencalevi ile söyleşi Pir Mehmet Tanışma/Kaynaşma Bölümü 2 19.10.11 18:24
DEMAN can ile Söyleşi Pir Mehmet Tanışma/Kaynaşma Bölümü 17 29.05.11 03:15
Hüseyin Yalçın dede ile söyleşi 1 Alevi Alevi Araştırmaları 0 28.07.10 20:22






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2