Sponsor Reklamlar


YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.

 Alevi'lik Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Basın-Yayın Organları Forumunda Bulunan  YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 01.03.13   #11
renk
renk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 1.677
Rep Puani : 80
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


Okullarda din derslerine giren imamlar! vaaz vermeye devam ediyorlar. Oğlumun okulundaki İmam derste " alevileri dışlamayın, onlara iyi davranın, onlar da insan ( hadi yaa ) ; ama cemevleri batıldır, ibadethane değil " demiş!!!
Sponsor Reklamlar

bilgeyol, kristal ve gülveşeker bunu beğendiler.
renk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 01.03.13   #12
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


bunun gibi olaylara sıklıkla rastlanacaktır renk kardeşim,

asimilenin farklı metodlarından,

ama buda bir sonuç vermeyecek,

dünya artık aleviliğin ne olduğunu biliyor,

türkiyede öğrenecek,

asimlie,nafile çabadan ileri gidemeyecek.
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 01.03.13   #13
renk
renk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: istanbul
Mesajlar: 1.677
Rep Puani : 80
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


Okulda bununla ilgili daha çok sorunumuz var! İlk dönem pek birşey yoktu ama ikinci döneme baya hızlı girdiler, yarı yıl tatilinde peygamberin hayatı kitabını vermişler tüm öğrencilere ve seçmeli ders olarak seçmeyen öğrencilerin isimlerini almışlar! Napıcaklarmış bakalım o isimlere! Toplantıda hepsini dile getircem... Büyük ihtimalle fişlencez
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
renk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 01.03.13   #14
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


renk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Okulda bununla ilgili daha çok sorunumuz var! İlk dönem pek birşey yoktu ama ikinci döneme baya hızlı girdiler, yarı yıl tatilinde peygamberin hayatı kitabını vermişler tüm öğrencilere ve seçmeli ders olarak seçmeyen öğrencilerin isimlerini almışlar! Napıcaklarmış bakalım o isimlere! Toplantıda hepsini dile getircem... Büyük ihtimalle fişlencez

terredütende haklısın renk kardeşim,

12 eylül faşist dabesi önceside,

lisedeyken,

sınıf listesini alıp tatil günleri,

ülkü ocağına gelin diye dayatıyorlardı,

yoklama yapacağız ülkü ocağına gelmeyen okula gelmesin deniyordu,

ve okulu bıraktık,

bu gün aynı şeyi ne yazıkki devlet ve hükümet yapıyor,

yani faşizm yasallaşmış vaziyette,

okul müdürüne şikayette bulunun,

ardından il milli eğitime bildirin,

gerçi bir sonuç almakda zor,

hepsi yobaz takımından seçili,

ama mücadele etmek gerekli.
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 04.03.13   #15
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


ALEVİLER kararlı bir tavır sergiler organize olurlarsa,

akp diktatörlüğü geri adım atmak zorunda kalacaktır.
Sponsor Reklamlar

gülveşeker bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 05.03.13   #16
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


Diyanet’ten skandal anket

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın TÜİK'e sipariş ettiği ankette birçok ilginç soru yer alırken, anketi oldurmayana para cezası uygulanması ise söyleyecek söz bırakmadı.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye İstatistik Kurumu’na sipariş ettiği anket kafaları karıştırdı. Ankete katılmak istemeyenlere ise para cezası uygulandı. Ne için hazırlandığı ve amacı belli olmayan ankette kişilerin inançları ve dini eğilimleri sorgulanırken, ilginç sorulara yer veriliyor.

LOTO OYNAR MISINIZ?

“Hangi dine mensupsunuz, hangi mezhebe göre amel edersiniz?” gibi sorularla başlayan ankette, “Ne zaman dua edersiniz? Loto oynar mısınız? Misafirlikte kadınlar ve erkekler ayrı mı oturursunuz? Hangi namazlara hangi sıklıkla gidersiniz? Sarhoş olmayacak kadar içki içmek sizce günah mıdır? Faizli kredi çeker misiniz? Küçük yalanlar söyler misiniz? Evlenmeden önce flört eder misiniz? Dışarı çıkarken başınızı örter misiniz? Dini grup ve cemaatler yararlı mıdır? Türbeye gider misiniz? Sizce köpek olan eve melek girer mi? gibi sorular yer alıyor.

YANIT YOKSA CEZA VAR!

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 70 soruluk anketi ile TÜİK’e bağlı anketörler evlerin kapılarını çalmaya başladı. Soruları gören denekler neye uğradığını şaşırırken, TÜİK anketlerine yanıt vermeyen kişilere para cezası uygulanıyor.

TEPKİ ALMIŞTI AMA...

Diyanet İşleri Başkanlığı geçtiğimiz ay da TÜİK tarafından adres sistemi veri tabanı üzerinden yaptırdığı “Vatandaş Memnuniyet Anketi” adı altında vatandaşların dindarlık düzeylerini ölçerek tepki toplamıştı. Ankete toplumun yüzde 9’u “Çok dindar”, yüzde 63’ü “dindar” yüzde 21’lik kesim “Ne dindarım, ne değilim” yanıtını vermişti.

Diyanet anketinden bazı sorular şöyle:

-Allahın varlığına inanıyor musunuz
-Alevilik, Bektaşilik, Halvetilik, Kadirilik gibi oluşumlardan birine mensup musunuz?
-Dini kimden öğrenirsiniz?
-Aileniz ne kadar dindardır? Hangi dine mensuptur?

-Oruç, hac, zekat, fitre, kurban kesme gibi ibadetlerle ilgili durumunuz nedir?
-Ne sıklıkla dua edersiniz?
-İbadetlerinizin kazasını yapar mısınız?
-Oy verirken adayın dindar olup olmadığını önemser misiniz?

-Miras paylaşımında erkeklere iki kat pay mı verirsiniz?
-Laiklik İslamı özgürce yaşamanın teminatı mıdır?
KIRMIZI HABER.

MUAVİYE, YEZİT,EBU SUHUDCU İSLAM ANLAYŞI İKTİDARDA.

BU TÜR ANKETLER HÜKÜMETTEN CESARET ALINMADAN YAPILMAZ.

ALEVİLER NE YAPMALI,

ŞİMDİ KAYNAŞMA VE ZULÜME,

DİKDURMA ZAMANIDIR.
Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 05.03.13   #17
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


Sponsor Reklamlar

renk bunu beğendi.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 09.03.13   #18
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


Hak, kadında,
hakikat olarak şekil bulmuştur





“Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde

Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde

Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok

Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinde.”

Hacı Bektaş Veli



Alevilerle, Alevilik arasındaki farklılaşma giderek derinleşiyor. Aleviliğin toplumsalcı, eşitlikçi ve hümanist yanları asimilasyonla ortadan kaldırılıyor. Binlerce yıldır baskılara direnen, varlığını sürdürmek için bedel ödeyenler, modern denen dünyanın tüketici rüzgarı altında Alevilikten uzaklaştırıyor. Kimi zaman Alevilerin eliyle Alevilik tanınmaz hale getiriliyor.

Bunu Alevi kadınların özellikle büyük şehirlerde yaşadıklarında görmek mümkündür.

Birlikte üreten, ürettiklerini birlikte paylaşan, bunu toplumsal temsili olan sosyal bir ilişki olarak yaşayan Aleviler bu değerlerini bir kenara bırakarak, erkek egemenlikli bir hayatı organize etmeye başlamışlardır.

Toplumun en etkin alanlarında kendini temsil etme, karar verme gücüne her zaman sahip olan Alevi kadını, bugün posta dahi yaklaştırılamaz bir duruma düşürülmüştür. Kendisini temsil etmek bir yana, karar verme yetisi elinden alınmıştır. Cemlerde “ana” diye hitap edilen ve Pir yanında Pir hükmünde posta oturan Alevi kadını, gelinen noktada sadece hizmetli, ya da en iyi durumda sembolik temsil durumuna düşürülmüştür. Bu da Alevi asimilasyonun boyutunun anlaşılması için gösterilebilecek bir örnektir. Cemleri özellikle devlet otoritesine, devlet merkezine yakın bir mantık içerisinde yürüten çevreler Alevileri, Türk-İslam anlayışıyla asimile etmek isteyenler, postta kadını yaklaştırmamaktadırlar. Bu anlayışın ve uğursuz rolün sahipleri “Kadın posta oturmaz” diyerek Aleviliğe hakaret edebilecek cesarete ulaşmışlardır.

“Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok / Noksanlıkla eksiklik senin görüşlerinde” diyen Alevi erenlerine karşı, Cemlerde kadınları ve erkekleri ayrıştıranlar, fikrindeki ayrılıkçı resmi ortaya koymaktadır. Bu ayrılık temelden bir sapma, yoldan ayrılmadır. Böyle bir resim, Alevilikle, Alevilerin bağlarını koparmaktadır. Bu durum ağır bir travmatik hastalığa tekabül eder. Aleviliğin merkeze doğru çekilmesi, devletle ve onun kurumlarıyla benzeşmesi, egemen inançların uygulamalarını rehber alması, Aleviliğe Alevi kadınına ayrımcılık olarak, kadının Alevi toplumu içinde kazanmış olduğu haklarının gasp edilmesi olarak yansımaktadır.

Alevi örgütlenmelerindeki kadın sayısının azlığı, yönetim düzeyinde nerdeyse yok denecek kadar kadının olması, Alevi hareketinin karakterini de ortaya koymaktadır. Alevilerin demokratik eşitlikçi yanının ne kadar törpülenerek kendisi olmaktan çıkarıldığının göstergesi olmaktadır.

Kadına yaklaşım, kadının Alevi örgütündeki yeri, kurumlarımızın kimliğini ele vermektedir. Alevilikle olan bağ zayıfladıkça Alevi kurumları da eleştirdikleri karşıtlarına benzeşmektedir. Alevi kadının özgürleşme sorunu Alevilerin özgürleşmesiyle de ilintilidir. Alevi kadının Alevi hareketine katılımı onun gücüyle de ilgilidir. Alevi kadının Alevi örgütüne katılımı o kurumun Alevi olup olmamasıyla da ilgilidir. Büyük özgürlük iddiası eşitlik iddiası hak ile hakikat olma iddiası kadının özgürlük iddiası ile ilgili ve ölçülüdür. Böyle bir düzlemde baktığımızda Alevi hareketinin demokrasi hareketi içerisindeki yeri toplumu etkileme gücü ve kendisini koruyarak gelecek nesillere aktarma hürriyeti çok zayıflatılmıştır.

Yaşayan Aleviliğin gelenek, görenek ve kültürünün en yoğun biçimde ifadesini bulduğu Alevi kadını bugün Alevi hareketinin dışında örgütsüz ve kendisini temsil etmekten çok uzakta durmaktadır. Bu durum Alevi hareketinin kendisini aşamamasının ve demokrasi güçleriyle de buluşamamasının da temel nedenlerinden biri olmaktadır. Bu durum ancak Alevi değerlerine Alevilerin sahip çımasıyla aşılabilinir. Aleviliğin kadını yücelten, onu eşitleyen, toplumu idare eden, karar sahibi kılan kadın kimliğinin tekrar bu toplumla buluşması gerekmektedir.

Bunun somut örneğini Kürt siyasi hareketinde görmek mümkündür. Değişim yaratıcısı ve temsilcisi kadındır. Kürt toplumsal değişiminin ilk fedaileri Azimeler, Zekiyeler, Zilanlar, Beritanlardan Sakinelere uzanan kadın emeği devasa bir ürün olarak demokrasiye yürüyen, özgürlüğe yürüyen bir hareket yaratmıştır. Alevilik felsefesinin Kürt siyasetiyle buluşmasının temsili olan bu yiğit kadınlar bugün özgürlüğün, demokratik bir dünyada eşit bir yaşamın teminatı olmuştur. Orta Doğu’dan dünyaya özgürlük ve eşitlik meşaleleri olarak anılmaktadır.

Kürt siyasetindeki kadın iradesi; dönüştürücü, özgürleştirici ve hayatı anlamlandırıcı hareketi geleceğe dair büyük umutların yeşermesine vesile olmaktadır. Ortadoğu coğrafyası bu büyük umudu demokrasinin sembolü haline gelen hareket tarzıyla saygınlık yaratan bu durum, tüm alanlarda değişim dinamiğinin de kendisi olmaktadır. Ortadoğu’nun değiştirici dinamiği kadındır. Kadınsız değişim ve demokratik eşitlik söz konusu olamaz. Alevi kadının desteklemediği, iradesini katmadığı bir hareket, ne dönüştürücü, ne de eşitlikçi olabilir. Bugün tam da Alevi hareketinin yaşadığı budur. Kadınsız Alevi hareketi tüm saldırılara ve asimilasyona açıktır.

Alevilerin Alevilikte ısrarı Alevi ruhuna, toplumsal dünyasına yapılacak en büyük katkı olacaktır. Hak ve hakikat olacaktır. Fatma Ana’dan, Bese’ye, Zarife’ye uzanan ve direnen Aleviliğin mirasçıları olan bu yol erlerinin fedakarlıklarıdır ki; Alevilik hakikatle kutsanmıştır. Hak, kadında hakikat olarak şekil bulmuştur, Alevilik olmuştur.

Nice 8 Mart’lara…



Hasan Ali KIZILTOPRAK

kırmızı haber


yorumsuz
Sponsor Reklamlar

jetlii11 ve renk bunu beğendiler.
__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (09.03.13 Saat 00:18 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.03.13   #19
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


Bu Barış Alevileri Korkutuyor…


"İslami söylem üzerinden bir barış söyleminin beni korkutmasında bir tarihi geçmiş var mıdır bilmem, ama Anadolu ve Dersim Alevileri büyük Alevi kıyımının Kürt beyi İdris-i Bitlisi ile Yavuz Sultan Selim arasında varılan anlaşma ile yapıldığını hep akılda tutarlar."

Edebiyatçı ve Gece Kelebeği (Perperık-a Söe) eserinin yaratıcısı Haydar Karataş, edebiyata bakışını, yaşamından kesitleri ve hayata dair biriktirdiklerini yine kendisi gibi bir edebiyatçı olan Gönül Kıvılcım’a anlattı.

»Sevgili Haydar Karataş, kelimeleri hayatının merkezine alan birisin. Barış hep büyülü bir kelimedir ama şu günlerde yüklendiği anlam bizler için daha da büyüdü. Ne dersin?

Bu barış beni ürkütüyor, bir yandan umutlanmak istiyorum, af çıkar ülkeme dönerim, sevdiklerime kavuşurum, ne bileyim büyüdüğüm anılara geri dönmek muazzam bir şeymiş gibi geliyor insana, ama diğer tarafta anlamlandıramadığım bir korkum var. Sanki barış değil de başka bir şey oluyormuş hissine kapılıyorum. Hem barış nedir ki, insan yasalar çıkarır, boşaltılan köyler için mesela, geri dönüş programları hazırlar. Yirmi otuz yıldır hapiste yatan insanlarla söyleşiler yapar. Düşünün bir başbakan ya da devlet yetkilisi gidip onları ziyaret etse! Ben olacak denen bu barışın toplumsal alt yapısının hiç oluşmadığına inanıyorum, aksine aşırıya varan tutuklamalarla çelişkiler derinleştirildi. Biz barış diyerek bir özlemi dile getiriyoruz, insanlar bir arada kardeşce yaşamayı özlemiş, ama kardeşliği bozan asıl faktörler öyle yerli yerinde duruyor.
Mesela bir CHP örneği vardı, Kılıçdaroğlu ilk aşamada açık kredi verdi, ancak başbakan atılan adımı karşıt cepheye itti, oysa ulusalcıların sürece dahil edilmesi ve dönüşümün orada da hayat bulması, Öcalan ile görüşme kadar önemliydi. MHP’yi de rahatlatmak gerekmez mi? Ya işler yolunda gitmez ve toplum büyük bir öfkeye kapılırsa bu felaketlerden felaket olmaz mı? İslami söylem üzerinden bir barış ileride toplumun başka kesimlerinde de büyük sorunlara yol açabilir. Anlamlandıramadığım kaygı ve korkularım var.


ALEVİLER BARIŞ SÜRECİNDE DIŞLANIYOR

»Bu korkularda Alevi olmanın da payı var mı? Bir barış olsa bile Alevilerin bundan dışlanacağı korkusu mesela?

İslami söylem üzerinden bir barış söyleminin beni korkutmasında bir tarihi geçmiş var mıdır bilmem, ama Anadolu ve Dersim Alevileri büyük Alevi kıyımının Kürt beyi İdris-i Bitlisi ile Yavuz Sultan Selim arasında varılan anlaşma ile yapıldığını hep akılda tutarlar. Neredeyse bütün Avrupa’yı dolaştım ve Alevi derneklerine konuk oldum, okumalar yaptım. Gözlediğim şudur, demokrasi ve özgürlük vurgusu yerine sorunlarımızı İslamın çözeceğini söylemek bu çevrelerde korkuya yol açıyor. Kürt meselesinden daha derin bir yara var orada, İslamın sünni yaklaşımı Anadolu’nun tutkalı olamaz. Öcalan’ın ayetten örnek vermesi, gençken namaz kılıyordum demesi Dersimlileri ve Alevileri çok ürkütmüş, özellikle yaşlı kesim çok korkmuş. Aşırı İslami vurgu Alevilerin barış sürecine katılmasını edilgen kılar. Türk ve Kürt Alevileri hala Anadolu’nun en büyük çimentosu, milliyetçilik o kesimlerde yeterince hayat bulmadı. Böylesi barış süreçlerinde bu dinamik iyi bir tutkal görevi görebilir, ancak ayetleri yarıştırsanız, hangimiz daha iyi namaz kılıyoruz noktasına durumu getirirseniz bu kesimi korkutur edilgen faktör haline getirirsiniz.

»Evet bir kadın olarak beni de ümmet devletine vurgu korkutuyor. Ama sanki bir milat lazım herkese. Kanın duracağı, insanların birbirine güvenmeye başlayacağı… Oğlu olanların çocuklarının geleceğinden korku duymayacağı, toprağın altına kasetlerin kitapların değil kinin gömüleceği bir milat.

Evet, eğer bu barış sağlanırsa bu bir milat olur, bu ikinci Mahmut’tan beri süre gelen kimlik savaşlarının bir sonu, yani bir çağın kapanıp başka bir çağın açılması demek. Bunu yapan kişi tarihe geçer, itirazlar tam burada başlıyor. Ulusalcılar için bu miladı başlatan Mustafa Kemal’dir, bunun bir milat olacağı ortada ve soruyorlar Mustafa Kemal’i yeni sürece nasıl adapte edeceğiz?

KÖYÜME DÖNMEK İSTİYORUM

»Evet bunlar kritik sorular, buna ve barış sürecini tehlikeye atabilecek diğer düğümlere geçmeden önce sürgünde yaşayan bir Dersimli edebiyatçı olarak barış somut olarak sana ne ifade ediyor?

1993’teki Turgut Özal girişimi olduğunda Buca cezaevinde Kürt koğuşundaydım. 40 kişilik bir koğuşta 120-130 kişi kalırdık. Hiç unutmam, insanlar bir iki yıldır hapisteydiler, buna rağmen nasıl ki Beka’ya heyetler gitti bir fırtına koptu koğuşlarda. Halaylar çekildi, af geliyor dendi, İzmir Diyarbakır, Diyarbakır İzmir oluyor sandı insanlar. Bu sürecin mağdurları aynı coşkuyu duyar mı bilmiyorum, ne kadar kanadı yaralar, konuşmak dahi istemiyor pek çok kesim. Uzak bir özlem, ama Türkiye’ye dönmek muazzam bir şey olsa gerek, annemi alıp köye götürmek, geride bıraktıklarımı görmek. Annem çok yaşlandı, ölür de cenazesine katılamam diye korkarım.

»Ne zamandır görmedin anneni?

1992 yılında tutuklandım ve bir daha görüşme şansını ancak İsviçre’ye çıkınca elde edebildim yani 2009 yılı. İsviçre’ye davet ettim, bakalım. Burada 1980 yılında gelmiş ve hala Türkiye’de aranan insanlar var, hısım akrabalarını görmüyorlar.

»Peki barış sürecin bekleyen tehlikelere geçmeden önce sence son otuz yılda her iki tarafın yaptığı en önemli hatalar nelerdi? Bu hataları konuşmadan da gelemez barış değil mi?

Benim üzerinde durduğum bu. Türk ulusu çok güçlü bir lider yarattı, Atatürk olgusunu ve ona yüklenen misyonu öylesine abarttılar ki, her köy meydanına, her okul kapısına heykelleri dikildi. Kürtler, buna karşı, aynı dokunulmazlıkta Başkan Öcalan idolünü yarattılar. Sınıf bilinci, inançlı olmak gibi, ulus bilinci gibi bir kavram geliştirdiler. İki taraf için de vazgeçilmez bir lider tabusu oluştu. Pratik hatalar da oldu elbet.
Köy yakmalar, insanlara dışkı yedirmeler ve gene PKK’nin büyük şehirlerdeki sivil insanları hedef alır tarzda büyük alış veriş yerlerini yakmalar vs.

BU BARIŞ BENİ ÜRKÜTÜYOR

»Anladım. Bu barış beni ükütüyor diyordun en başta. Neden? Barış sürecinde neler tehlikeli olur sence?

Politik çıkarlar, hesaplar bu sürecin en büyük tehlikesidir. Paradoks şudur: Başbakan ve Öcalan, hatta kamuoyu barış sürecini Erdoğan’ın başkanlık stratejisinin bir parçası olarak algılıyor. Dünyaya bakıldığında da görülen bu, toplumsal barışı sağlayan liderler politik hesap yapmazlar. Tek bir siyasi çıkar vardır, barışı sağlamak. Otuz yıldır süren bir savaşı bitirmek bir ülkeye başkan olmaktan çok daha büyük bir anlama sahiptir. Barışa barış olarak bakmamak sanıldığından da tehlikelidir.

»İyi de yine aynı soruyu soracağım. Bir milat lazım. Nereden başlayacağız. İki tarafta da yaralar kanamaya devam ederken soğukkanlılıkla nasıl tartışmaya başlayabiliriz ve kime güveneceğiz? Güvenmeye nereden başlayacağız eğer Erdoğan’a güvenmiyorsak?

Ben güven meselesi dışında bakıyorum olaya. Bunu inanarak yaptığına eminim, ama bir politik lider ülkeye barış getirmenin, bir devlete başkan olmaktan çok daha anlamlı ve kalıcı olduğunu göremiyorsa o barış tehlikeye girer. Bence Erdoğan’ın politik kariyeri taçlanacaksa; ‘bu ülkenin ilk başkanı ben olayım’ olmamalı, en azından bu gölgeyi kaldırmalıdır. İki yüz yıllık bir kimlik çalkantısına son veriyorum övüncüyle dolu olmalı göğsü, bunu sağlamak büyük bir milattır, o siyasetçiyi tarihe mal eder.

BARIŞ BÜYÜK BİR FELAKETE YOL AÇABİLİR

»Orada, yurt dışında nasıl algılanıyor barış ve barış ne kadar yakın sence?

Buradaki gazeteleri okuyorum ve oradan bu süreci anlamlandırmaya çalışıyorum, Avrupa’daki entelektüeller, gazeteciler de ne diyeceğini bilmiyor. İyidir, iyidir demekten öteye gitmiyor yorumlar. Erdoğan’ın son yıllarda sertleşen politikası ve söylemi ile bu ani demokrasi ve özgürlük hamlesi herkesi şaşırtmış, hangi Erdoğan demekten kendilerini alamıyorlar.
Dolayısıyla barış ne kadar yakın diyemiyor kimse.
Aslında büyük tehlikelerden biri budur, Kürt meselesini Erdoğan çözmek istiyor olabilir ancak bunu tek başına yapmak istiyor. Bu durumda, ulusalcılar için bu bir ölüm kalım meselesi haline gelir.
Çünkü, cumhuriyet felsefesi öyle birşey yaptı ki, Türklüğü, Türk modernizmini hepsini Mustafa Kemal’in kişiliğinde birleştirdi. Şimdi anayasadan Türk milleti tanımını çıkarmak onlar için Mustafa Kemal felsefesinin sonu olarak algılanıyor. Aslında Kürt meselesine karşıt olmaktan ziyade onların derdi Mustafa Kemal’i kurtarmak, onun kurucu öge faktörünü ayakta tutmak istiyorlar. Çünkü onlar için bunun anlamı var, islamlaşma tiradına karşı olguyu da Mustafa Kemal’in şahsına indirgediler. Kemal Atatük geldi bizi Suudi Arabistan olmaktan kurtadıysa inandırdılar kendilerini yüz yıldır. Kemalistler O’nu dokunulmaz bir tabuya dönüştürdüler, Erdoğan’ın bu tür girişimlerini o tabuya savaş açması olarak anlıyorlar.
Bu yüzden de eğer işler rayından çıkarsa barış büyük bir felakete dönüşebilir diye düşünüyorum.

»Peki İzmir’in Diyarbakır Diyarbakır’ın İzmir olması yani batıyla doğunun kucaklaşması için daha mı yavaş gitmek gerekiyor?

Daha yavaş değil, belki daha hızlı gitmek lazım. Ancak karşılıklı güvenilir barışın muhataplarını bulmak lazım. Öcalan ve Erdoğan’a da dur diyebilecek barış temsilcilerini oluşturmamız lazım. Devlet devlete oturmuşlar, ikisi de gardını alarak konuşuyor. Müslümanlıkta anlaştık demekle kendilerini kandırabilirler. Barış konserleri yapmak, ne bileyim, büyük aktiviteler yapmak gerekir diye düşünüyorum. Politikacıların korkacağı bir barış tabanının oluşması lazım. O yok, bunu nasıl oluşturabiliriz…
Böyle dönemlerde yasaklı Kürt sanatçılar ile sembol haline gelen Türk sanatçılar ortak birşeyler yapmalıdırlar. Ama herkes tutuk, içimizden gelmiyor birşey yapmak, çünkü barış söylemi üzerinden başka kavgaların verildiğine kendimizi ikna etmişiz. Belki haklıyız, ama öyle olsa dahi, arzu ettiğimiz barış felsefesini topluma mal edebiliriz böyle anlarda.

»Evet ben de sana edebiyatçılara, sanatçılara düşen rolü sormak üzereydim. Herkesin korkuları, hesapları var ve bu korkular hesaplar uzak kıldı sanki sanatçıyı toplum meselelerinden.

Bizde sanatçılar, edebiyatçılar politik argümanın bir parçası olarak görüyorlar kendini. Edebiyatçıları hain gören bir toprakta yazıyoruz. bizler hala Kürt edebiyatçılarla ortak birşey yapamadık, hala Türkiye’de yayınlanan kitap ekleri Kürt edebiyatından, Zazaların, Lazların yazdıklarından haber vermiyor. İsviçre’de yaşıyorum, ülke dört dilli, ama kitap ekleri diğer dillerde çıkan eserlerden haberdar eder bizi. Bir Dersim Hikâyesi edebiyatımızda ilkti. Geçikmiş bir ilk, ama böyle anlarda neden güçlenmesin böyle girişimler.

POLİTİKACILARIN YOL GÖSTERİCİLİĞİNDEN KORKUYORUM

»Tamam korkularımızdan değil umutlarımızdan bahsedelim o zaman. Önemli bir şeye değindin. Barış felsefesi. Bunu biraz daha açar mısın?

Barışın felsefesi toplumsaldır, yani argümanlarını politikacılar değil, sivil toplum kuruluşları, yazarlar, dernekler, sanatçılar oluşturur. Politikacılardan ona sahip çıkan kazanır. Oysa burada tersi oluyor, politik çıkarlar hesaplanıyor. Ben politikacıların yol göstericiliğinden korkan biriyim. Halktan, sivil olandan yanayım. Özal dönemi bana daha hoş geliyordu, gerçekçi olmalıyız, en berbat teorileri çekinmeden dillendirmeliyiz, öyle ki hayal kırıklığı yaşamayalım, daha sağlıklı yola devam edebilelim. Bu kadar aşırı lider eksenli düşünmek bize bela getirebilir, belki de barışın felsefesi derken, iki toplumda bu lider eksenli düşünmekten biraz uzaklaşsın, rahat düşünsünler. Kemalistler beş dakikalığına Mustafa Kemal’i bir tarafa bıraksınlar, dindarlar Erdoğan’ı, Kürtler Apo’yu. Evet biz beraber eğlenebiliriz diyebilmeliyiz. Farklı düşünelim ama eğlenelim de.

»Evet barış gelsin ve yaraları iyileştirip biraz da eğlenelim. Edebiyat iyileştirsin yaralarımızı. Müzik, film, sanat iyileştirsin. Son olarak şunu sormak istiyorum. Seninle daha önceki yazışmalarımızdan biliyorum ki köyündeki ağaçları, memleketin rüzgârlarını özlemiş bir adamsın. Barış biraz da bunlar değil mi senin için?

Benim için barış af demek. Köyümdeki kiraz ağacı demek. Edebiyatımız, sanat, aklınıza ne geliyorsa iyileşir, daha da önemlisi savaşın hasta düşürdüğü ruhlarımız iyileşir. Onun oluşturduğu kin ve nefret gider, düşük ses tonuyla konuşuruz. Aslında eskiden hiç birşey umurumda değildi, ama bugün acılarımla yaşlanmak istiyorum, o acılara dönmek, onları iyileştirmek istiyorum. Benim Zürich şehrinde kiraz ağacım var, ceviz ağacım, armut, elma. Bu ağaçları ziyaret eder köyümdeki ağaçlara benzetirim. Bu dünyayı size versinler, ama küçük ayak yolunu yasaklasınlar, ille de oraya gitmek istersin. Altı üstü ‘ayakyolu’ diyemiyor insane! Gönül vaz geçmiyor doğduğu topraktan. Zaten bundan sonra Türkler ve Kürtler birbirini yenemez, atılacak her kurşun, söylenecek her olumsuz cümle kopuşu sadece hızlandırır.

Kaynak-BirGün Pazar


KIRMIZI HABER.

YORUMSUZ.
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 13.03.13   #20
BERF62
BERF62 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2012
Nereden: Hiçlik
Mesajlar: 1.892
Rep Puani : 46
Standart Cevap: YOLUMUZ her zaman CEMEVİNE ÇIKAR.


Bugün bunca yaşananlar; yanlış araştırmacı ve politikacıların eseridir.
Subjektif idelerini objektif hale getirerek empoze etmeye çalışmak, Aleviliğin dışında bir harekettir.
Sponsor Reklamlar

bilgeyol bunu beğendi.
BERF62 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yolumuz vardir !!! muhlisakarsuaskina Alevi Kültürü 3 17.07.13 23:20
YOLUMUZ da YÜRÜYORUZ. bilgeyol Alevilik ve Aleviler /Ana Forum 16 15.04.13 14:22
Barış ne zaman Alevi Duygusal Bolum 3 20.10.11 21:57
Bizim Yolumuz Yeliz miSbon Türkü ve Ezgi Video Bölümü 0 21.05.11 15:36
Erkeler Ne Zaman Bırakılmalı ayyil Komik Yazılar & Bektaşi Fıkraları 0 08.09.09 20:08






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2