Sponsor Reklamlar


Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?

 Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Araştırmaları Forumunda Bulunan  Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 15.07.12   #1
Seyhlerli
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: May 2011
Nereden: Kütahya
Mesajlar: 10
Rep Puani : 10
Standart Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?



Uploaded with ImageShack.us
TÜRKİYE CUMHURİYETİ SÜNNİ DİKTATÖRLÜĞÜ MÜ OLDU?
Dr. Hüseyin DEMİRTAŞ
Bundan yaklaşık 10 sene önce iktidara geldiğinde gizli bir ajandası-gündemi var mı diye sora geldiğimiz Başbakan Tayyip Erdoğan nihayet asıl yüzünü bütün çıplaklığıyla göstermeye başladı. Aslında Erdoğan’ın yüzündeki makyaj 2007 genel seçimlerinden sonra erimeye yüz tutmuştu ama çoğumuz son bir-iki yıldır farkına vardık. Farkına varmasına vardık ama pek çoklarımız için artık bayağı geç oldu. Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti. Çünkü bizler ayılıncaya kadar 1950’lerden sonra başlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir şeriat devletine evrilmesi süreci neredeyse tamamlandı.
O nedenle rahatlıkla diyebiliriz ki, “Gözün aydın Türkiye, nihayet bir şeriat devleti oldun!” Hem de en katmerlisinden. Zira Türkiye sadece Sünni-Müslüman bir şeriat devletine değil, aynı zamanda bir şeriat diktatörlüğüne dönüştü. İşin gerçeği bir tek adam (Tayyip Erdoğan) diktası adı konulmasa da çoktan ilan edilmiş durumda. Kimse yok Türkiye’de Meclis var, onlarca siyasi parti faaliyette, ana muhalefet partisi (CHP) ve diğerleri kapatılmadı veya ülkemizde serbest seçimler yapılıyor diye kendini aldatmasın. Gelinen noktada bu olgu ve olayların bir önemi kalmadı. Çünkü partilerin varlığı, güya serbest seçimlerin yapılıyor olması filan bırakın mevcut durumu değiştirmeye, hükümeti frenlemeye bile yetmiyor. Üstelik başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere, ülkemizdeki pek çok resmi ve gayri resmi kurum ve kuruluşun da Türkiye’nin bir şeriat devleti haline gelmesindeki sorumlulukları inkâr edilemez. Buna sonra değineceğiz.
Önce Türkiye’nin nasıl bir Sünni-Müslüman Diktatörlüğüne dönüştüğünü, devletin cumhuriyet ve kısmi laik vasfının nasıl da içinin boşaltıldığını ortaya serelim ki, kafalarda en ufak bir şüphe kalmasın.
Önce bağımsız haber portalı Bianet dışında hiçbir yerde yayınlanmayan bir gelişmeyi aktaralım da, durumun vahameti daha iyi anlaşılsın. Kıyametler kopması gerektiği yerde, ortalığı ölü sessizliği bürüdü. 27 Mayıs’ta yayınlanan bu habere göre, Türkiye’de devlet protokolü değiştirildi. Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) devlet protokolündeki yeri 51. sıradan 10. sıraya yükseltildi. Buradan çıkan sonuç çok net şekilde şudur: Ülkemizde şeriat çoktan ilan edilmiş durumdadır ve sıra artık bu yeni yapının son rötuşlarını yapma noktasına gelmiştir. Oysa DİB’in Osmanlı’da karşılığı olan Şeyhülislamlık bile hiçbir dönemde devlet protokolünde bu kadar öne çıkmadığı gibi, Şeyhülislam çoğu dönemde zamanın protokol temsil makamı Divan’a daimi üye bile değildi. Öyle ya, zamanımızın şeriat devleti demek ki boynuz kulağı geçer misali kendine örnek aldığı Osmanlı atalarını bile geride bırakmış!
Ne yazık ki, bu tarihi önemdeki gelişme ne Aleviler arasında ne de muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri tarafında hiç dikkat çekmedi. Sanki böyle bir değişim yaşanmamış gibi davranılarak, en küçük bir tepki verilmedi. Oysa devletin protokol sırasının radikal bir değişime uğraması, en az 1923’te cumhuriyetin ilan edilmesi kadar önemliydi. O nedenle diyebiliriz ki, ilerde tarihçiler belki de 2012 yılının Mayıs ayını Türkiye’de şeriat ilanın yıldönümü olarak kayda geçirecekler.
Toplum bilimlerinde temel yasa şudur; hiçbir toplumsal gelişme akşamdan sabaha gerçekleşmez. Her biri bir sürecin, zincirleme olaylar-olgular, etki ve tepkiler dizisinin ürünüdür. Haliyle Türkiye’de de şeriat akşamdan sabaha doğmamıştır.
Esasında mevcut AKP Hükümeti, 1950’lerde bugün çok laik ve cumhuriyetçi geçinen CHP döneminde atılan devletin vasfını şeriatçılığa götürecek adımları sadece tamamlamış ve sistemi bugünkü noktaya taşımıştır. Nitekim bugün başta Aleviler, laik ve demokrat kesimlerin en büyük baş belası olan okullarda din derslerinin ilk okutulmaya başlanması, Kuran kurslarının serbest bırakılması, Diyanet’in konumunun güçlendirilmesi, ilk imam-hatip okullarının ve ilahiyat fakültelerinin açılması, askerlik hizmetini yapan erlere yönelik Askerin Din Kitabı’nın Ahmet Hamdi Akseki’ye yazdırılması benzeri uygulamalar hep bu dönemde hayata geçmiştir.
Önceki hükümetler bu uygulamaları ivmesini artırmak suretiyle devam ettirerek 2003’e kadar getirirlerken, onlardan daha cevval çıkan AKP de büyük ölçüde bu süreci kendi Arap İslamcı, Selefist ve Milli Görüşçü çizgisine çekerek büyük ölçüde tamamlamıştır. Büyük ölçüde diyoruz, zira devlet tüm kurum ve kuruluşları, yasa ve yönetmelikleriyle tam bir şeriat devleti niteliğine henüz kavuşmamıştır. Ancak bu Türkiye’de devletin şu anki belirleyici vasfının Sünni-İslam şeriatı olduğu gerçeğini değiştirmez. Keza zaten tarihte de Selçuklu ve Osmanlı dâhil hiçbir devlet yüzde yüz şeriat kanunlarına göre yönetilememiştir. Örf yani din dışı yasalar hep olagelmiştir. Ondan dolayıdır ki, Türkiye’de artık şeriatın gelip gelmediğini tartışmaktan çok, sürecin bundan sonra nasıl ilerleyeceğini takip etmek ve buna dikkat kesilmek gerekiyor.
Üstelik bu hükümet, ülkenin tüm ekonomik imkânlarını şeriat devletini yerleştirmek ve güçlendirmek için hızla seferber ederken, arkasındaki dış destek ve para kaynakları da çok zengin. Keza ABD’nin Ortadoğu’da hegemonyasını sürdürmek adına İran ve Suriye’ye karşı Sünni bir hat oluşturma planı bulunduğundan bu duruma bir itirazı olmadığı gibi üstelik büyük desteği de söz konusu. O nedenle Amerikan uydusu Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte bütün Körfez Sermayesi, Türkiye’yi şeriata daha da uygun hale getirmek hedefine dönük olarak kesenin ağzını sonuna kadar açmış durumdalar. Avrupa ise kendi dertleri ve ekonomik kriziyle iyice bunaldığından zaten sürece müdahil olacak bir konumda değil.
Ek olarak Türkiye’nin tek sorunu devletin Sünni-İslami bir nitelik kazanması değildir. Mesele aynı zamanda Başbakan Erdoğan’ın “tek adam” ve “diktatör” olma isteği yanında, her şeyi tekleştirme inadıdır. Başbakan “tek dil, tek din ve tek mezhep” istemektedir. O nedenle de dindar bir nesil yetiştirmeyi planlamakta ve bu yöndeki uygulamaları hızla hayata geçirmektedir.
Diyanet’in devlet protokolündeki yerinin öne çekilmesi başta olmak üzere, imam-hatiplerin orta bölümlerinin tekrar açılmasını sağlayacak eğitimde 4+4+4 uygulaması, zorunlu din derslerinin kaldırılması bir tarafa, üstüne üstlük okullarda “Hz. Muhammed’in Hayatı” ve “Temel Dini Bilgiler” gibi yeni “seçme de göreyim!” derslerin konulması; TRT’de bir kanalın DİB’e tahsis edilip, “Diyanet TV” adıyla yayına başlaması benzeri nice gelişme Erdoğan’ın yukarıdaki malum amacına hizmet etmektedir.
Kısaca her şey kurulan şeriat devletinin toplumda da kök salmasına, daha da olgunlaşmasına ve de dolayısıyla Erdoğan’ın hemen her şeyde tek söz ve yetki sahibi olduğu bir düzenin inşasını hedeflemektedir. Başbakan sadece siyasette değil, dini konular da dâhil hemen her şeyde tek adam olma yani diktatör olma yolundadır. Kadınların kürtaj olmasına dini gerekçelerle karşı çıkması, her aileye üç çocuk yapmalarını tavsiye etmesi, dindar nesil yetiştirme plan ve uygulamaları hep bu hevesin dışa vurumlarıdır. Bu heves nedeniyledir ki, tüm bu dinsel vurgusu yüksek tartışma ve konuşmaları bizzat kendisi gündeme getirmekte; sonrasında da Diyanet’ten ve diğer Ulema’dan destek fetvaları beklemektedir. Onlar da zaten İslam’ın birer temsilcisi değil, Başbakanın “emir kulu” olduklarından istenen fetvayı derhal yayınlamaktadırlar. Anlaşılacağı gibi, şeriat gelmeyi bir yana bırakın, gelmişte emin adımlarla yoluna devam etmektedir. Maalesef şeriatın kökleşmesinin ve bir daha yerinden kaldırılamayacak şekilde oturmasının önünde Aleviler, kısmen Kürt Hareketi ile küçük bir sol, laik ve demokrat çevre dışında önemli bir engel de bulunmamaktadır.
Çünkü ortada Erdoğan ile “Gözü Yaşlı ABD’de Sürgün Vaiz Gülen Cemaati Koalisyonunu” durduracak hiçbir kayda değer örgütlü güç yoktur. Nitekim zaten general tutuklamalarından bunalan askerin de, Genelkurmay Başkanlığı’nın devlet protokolündeki 3. sırada bulunan yeri korunarak, ağzına bir parmak bal çalınmış ve sürece müdahale etmesinin önü kesilmiştir. Polis desen yıllar öncesinde Cemaat’in denetine girmiş durumdadır. Kimse kendini aldatmasın, Türkiye artık kısmen bile laik bir ülke değildir. Belki bu ikili iktidara gelmeden en azından yarı-laik bir devletten söz edilebilirdi ama bugün böyle bir Türkiye’nin defteri çoktan dürülmüş vaziyette…
Ne yazık ki, ana muhalefet CHP’den de bu hususta frenleyici bile olması artık beklenemez. Zira ulusalcı, Kemalist CHP’nin de amacı ta kuruluşundan beri, dini denetimine almak ve onu devletin ulu menfaatleri için kullanmak olduğundan, itirazı sadece dini AKP’nin kontrol etmesine karşı olur ve oluyor. Onun ötesinde devletin her geçen gün koyu şeriatçı ve diğer inançları yok sayan bir niteliğe bürünmesine karşı, lideri Alevi kökenli olmasına rağmen, CHP’nin de çok fazla bir engel çıkaracağını tahmin edemiyoruz. Yani al birini vur ötekine durumudur söz konusu olan.
Madem öyle, muhalefet güçlerinin bu vahim ve çaresiz konumlarına rağmen, ne yapmalı ve nasıl davranmalı da bu çıkmazdan kurtulmalı soracaksınız. Maalesef bu gidişata son verecek hazır bir reçete-formül kimsede ve dünyanın hiçbir yerinde yok. Ancak karalar bağlamaya ve bu makûs talihe de kimse razı olmamalıdır. Oturup ağlaşmanın anlamı yok. Çareler henüz bitmiş ve umutlar sönmüş değil.
Evet, can çıkmayınca umutlar tükenmez. Gidişata çok küçük bir kitlenin bile itirazı varsa, orada hala çok şeyler yapılabilir. O yüzden çare, her şeye rağmen ve her zamanki gibi yine “benim, sensin, biziz ve sizsiniz!” Lakin bu kötü hale ayrı ayrı yerlerde durarak bir son verilemez. Yalnız silahşorlar gibi bireysel itirazlarla, çıkışlarla saman alevi parlamak yerine veya “kuru kalabalık” şeklinde değil de, bütün hepimiz “nitelikli bir toplam” oluşturarak farklı bir mücadele başlatmalıyız. Yakınlarda büyük bilim adamı ve barışsever Albert Einstein’ın bir sözünü okudum. Diyor ki, “Örgütlü ve düzenli bir güç olan bir iktidara veya bir güç odağına karşı, ancak ve ancak örgütlü ve düzenli bir güç halinde mücadele verilerek başarıya ulaşılabilir.”
Ya Einstein’ın bu sözüne kulak verelim ya da aksi takdirde yapılanlara kayda değer bir itirazı olmayan Türk-Müslüman-Sünniler dışındaki herkes hemen tasını tarağını toplamaya başlasın. Kendine dünyanın 180’den fazla ülkesinden ülke beğensin! Zira Türkiye gittikçe Erdoğan’ın Sünni Şeriat Diktatörlüğü hâkimiyetinde daha da yaşanmaz ve nefes alınmaz hale geldi ve bu basınç daha da artacak.
Hala uyuyanlar ve ayılamayanlar varsa, onlara da “günaydın” diyoruz. “Türkiye Sünni-İslam Cumhuriyeti”nin ilan topu çoktan atıldı. Tayyip Erdoğan’ın da padişah ve halifeliği ilan edildi. Buna sevinmek veya üzülmek sizin bileceğiniz bir iş. Geçmiş olsun!
---------- o O o ------------
Butzbach, 17 Haziran 2012

— Bu Makale Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) Aylık Yayın Organı Alevilerin Sesi Dergisi’nin 161. Sayısında Yayınlanmıştır —
Sponsor Reklamlar

Seyhlerli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.07.12   #2
Seyhlerli
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: May 2011
Nereden: Kütahya
Mesajlar: 10
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?


Sünni diktatörlüğüne hoş geldiniz. Bunu girmekte olan ramazanda daha çok fark edeceksiniz. Baskı eskiye göre katlandı. Hem mahalle baskısı hem de kamu baskısını iliklerinizde hissedeceksiniz bu ramazanda.
Sponsor Reklamlar

Alevi bunu beğendi.
Seyhlerli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.07.12   #3
ozgurkursun44
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2011
Nereden: out of Turkey
Mesajlar: 202
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?


Seyhlerli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sünni diktatörlüğüne hoş geldiniz. Bunu girmekte olan ramazanda daha çok fark edeceksiniz. Baskı eskiye göre katlandı. Hem mahalle baskısı hem de kamu baskısını iliklerinizde hissedeceksiniz bu ramazanda.

Çok korktum
Sanki Türk devletinde daha önce hoşgörü vardı
Dün neyse Türk devleti bugün de aynısı.
Dün Türk devletinde ramazan neyse bugün de ramazan aynısı.
Bir aşağı bir yukarı.
Hiç de fark eden bir durum yok.
Dolayısı ile sizin bu mesajı yazmanız bu duruma ortaklık olmanız anlamına gelir.
Umarım yanılırım....
Sponsor Reklamlar

ozgurkursun44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.07.12   #4
dAbBe
dAbBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: Oradan
Mesajlar: 2.172
Rep Puani : 32
Standart Cevap: Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?


Iranda sünni olmayan iktidar var.
Orda yasasak bundan dahami az mahalle baskisi, dislama, asagilama olacak?
Sponsor Reklamlar

dAbBe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.07.12   #5
ozgurkursun44
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2011
Nereden: out of Turkey
Mesajlar: 202
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?


dAbBe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Iranda sünni olmayan iktidar var.
Orda yasasak bundan dahami az mahalle baskisi, dislama, asagilama olacak?

Bir varsayım yapıyorsun.
Yaşasak diyorsun İran'da.
Türk devleti Sünni bir devlet değil mi kurulduğu günden beri?
İşte dev bütçeli Diyanet'in bütçesi.
Bu ne anlama geliyor?
Sen doğduğundan beri sünni devlette yaşıyorsun ve bunun etkilerine maruz kalıyorsun.
İşin ilginç tarafı sanki bu durum Akp ile ortaya çıkmış gibi gösteriyorlar. Oysa öyle değil. Akp den öncede aynıydı.
Türk İslam sentezi vardı şuan da Türk İslam sentezi var.
Ecevit dönemlerinde de Türk İslam sentezi vardı.
Ecevit ile Bahçeli koalisyon dönemlerinde de Türk İslam sentezi vardı.
Değişen bir şey yok.
Devam ediyor hayat
Sponsor Reklamlar

ozgurkursun44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.07.12   #6
dAbBe
dAbBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: Oradan
Mesajlar: 2.172
Rep Puani : 32
Standart Cevap: Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?


ozgurkursun44 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir varsayım yapıyorsun.
Yaşasak diyorsun İran'da.
Türk devleti Sünni bir devlet değil mi kurulduğu günden beri?
İşte dev bütçeli Diyanet'in bütçesi.
Bu ne anlama geliyor?
Sen doğduğundan beri sünni devlette yaşıyorsun ve bunun etkilerine maruz kalıyorsun.
İşin ilginç tarafı sanki bu durum Akp ile ortaya çıkmış gibi gösteriyorlar. Oysa öyle değil. Akp den öncede aynıydı.
Türk İslam sentezi vardı şuan da Türk İslam sentezi var.
Ecevit dönemlerinde de Türk İslam sentezi vardı.
Ecevit ile Bahçeli koalisyon dönemlerinde de Türk İslam sentezi vardı.
Değişen bir şey yok.
Devam ediyor hayat

Seriatin eli kulaginda.
Geldigi zaman anlarsin Cumhuriyetin, Laikligin kiymetini.
Sponsor Reklamlar

dAbBe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.07.12   #7
ozgurkursun44
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2011
Nereden: out of Turkey
Mesajlar: 202
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?


dAbBe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Seriatin eli kulaginda.
Geldigi zaman anlarsin Cumhuriyetin, Laikligin kiymetini.

Laikliğin tanımını yapar mısınız?
Sponsor Reklamlar

ozgurkursun44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.07.12   #8
ozgurkursun44
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2011
Nereden: out of Turkey
Mesajlar: 202
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?


Tabii, burada sorgulanması gereken temel hususlardan biri de, bugünkü Devlet yapılanmasıdır. Şeyhülislamlık makamı kaldırılıp yerine Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ikame eden; ilk iş olarak Türk İslam Sentezi doğrultusunda Kur'an tesfiri yapan; Aleviler'in ibadet yerlerini kapatıp ayinlerini yasaklayan, dahası cezalandıran;Koçgiri ve Dersim katliamlarına imza atan; "Alevi" ismiyle örgütlenmeyi yasaklayan; daha 20. yüzyılın sonlarında Maraş, Çorum,Sivas, ve Gazi gibi birçok katliama ortak olan; askeri yönetim ve devamında Osmanlı'ya bile rahmet okutup Alevi Köylerine zorla cami yaptıran bir irade ve uygulama sizce laiklik ve demokrasi ile bağdaşır mı?..(alıntı)

Kaynak:Mehmet Bayrak Alevilik, Kürdoloji, Türkoloji
Sponsor Reklamlar

ozgurkursun44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.07.12   #9
dAbBe
dAbBe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jul 2012
Nereden: Oradan
Mesajlar: 2.172
Rep Puani : 32
Standart Cevap: Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?


ozgurkursun44 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Laikliğin tanımını yapar mısınız?

Laikligin tarifini yapmami isterken, elimin altinda internet oldugunu bilmiyor olamazsin.

Öyle oldugu gibi bu sekil bir yaklasim ne beni cahil, ne de seni alim yapar.


Elbetteki güc ve iktidar sünnilerin hatta yobaz bir iktidarin elinde. Alevilerin haklarinin calindigini onlara haksizlik yapildigini görmemek icin kör olmak gerek.

Söylediginiz gibi AKP iktidarindan önce de, Alevilerin haklari hiclenmekteydi. Ancak bunu sisteme baglamanin dogru olduguna inanmiyorum.

Simdi oldugu gibi bizler bir olmayi basarip bir türlü iktidara gelemedik. Iktidara gelmeyi birak Alevilerin haklarini müdafa edecek bir parti bile kuramadik.
Sponsor Reklamlar

dAbBe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 20.07.12   #10
profet
Avatar mevcut degil.
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Jan 2010
Nereden: Almanya
Mesajlar: 264
Rep Puani : 11
Standart Cevap: Türkiye cumhuriyeti sünni diktatörlüğü mü oldu?


dAbBe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Laikligin tarifini yapmami isterken, elimin altinda internet oldugunu bilmiyor olamazsin.

Öyle oldugu gibi bu sekil bir yaklasim ne beni cahil, ne de seni alim yapar.


Elbetteki güc ve iktidar sünnilerin hatta yobaz bir iktidarin elinde. Alevilerin haklarinin calindigini onlara haksizlik yapildigini görmemek icin kör olmak gerek.

Söylediginiz gibi AKP iktidarindan önce de, Alevilerin haklari hiclenmekteydi. Ancak bunu sisteme baglamanin dogru olduguna inanmiyorum.

Simdi oldugu gibi bizler bir olmayi basarip bir türlü iktidara gelemedik. Iktidara gelmeyi birak Alevilerin haklarini müdafa edecek bir parti bile kuramadik.


Birak su adama cevap vermeyi dAbBe okudugu tek kitap ve belledigi tek sey var her sitede ve her ortamda aynisini yapiyor kaale bile almaya degmez.
Sponsor Reklamlar

dAbBe bunu beğendi.
__________________
www.yaprakfirtinasi.com
profet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alevi, Sünni ve imkânsız bir aşk Alevi Sinema 1 08.10.11 23:10
Tombala Cumhuriyeti Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 2 09.03.11 04:14
Türkiye 2-1 Çek Cumhuriyeti macin golleri ve genis bilgi Alevi Milli Takım Haberleri 0 22.05.10 22:25
Ben, Cumhuriyeti Böyle Kazandım!.. UYSAL VE ASİ Mustafa Kemal ATATÜRK 0 13.12.09 09:09
Rota İslam Cumhuriyeti (Şeriat)! Ülkemizde iktidara gelen hükümetler, “Demokrasiyi ö omergul Pir Yolu Haber Merkezi 0 15.09.09 18:11






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2