Sponsor Reklamlar


Kızılbaş mı, Alevilik mi?

 Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Araştırmaları Forumunda Bulunan  Kızılbaş mı, Alevilik mi? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 13.09.11   #1
hurufican-erzincan
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Sep 2011
Nereden: uzaklardan
Mesajlar: 5
Rep Puani : 10
Standart Kızılbaş mı, Alevilik mi?


Batın-i kelimesinin acılımına öteki olmak diyerek en kısa cevabı vermiş oluruz,Muhalif olma, görünürden farklı olma,aks, farklı yorum ve takiyye gibi açılımlarıda olarak bilinmektedir....
Baskıcı ortamlar akılcı farklılaşmaları karşısında kendi doğrularıyla kanıtlamaktan çok geliştirmiş oldukları dogmalar ilk sırada olmak üzere siyasi ekonomi ırkı meseleleri kullanarak kendi devamını çoğaltımını seçmişlerdir. Bu dün nasılsa bu günde aynıdır. Erk ve asalakları kendi geleceklerini sağlamlaştırmak içinde sık, sık bu argümanları kullanmış büyük bir alan açmıştır.

Biz ve biz gibi düşünenlerin insan sömürüsüne karşı duruşu seçerek erki ve destekçilerini karşımıza almışız dönem, dönem gelişen bu duruşa çeşitli isimler takılmıştır. Konu gereği genel bakışı sunacağımız İslam/şerri olgusunun -batınlilikle ilişkisi coğrafyamızı sardığı M.S.9.yy- ile 15.yy a yayılan bir zaman birimini erk ve karşı duruşun incelemeyi irdeleyelim anlatmaya çalışacağız.


İslam toplumunun ilk ayrımı her ne kadar Hz. Ali ve muaviye döneminde gözükse de siyasi oluşan bu ayrım daha sonraki din içerekli erk siyaseti olarak ilerlemiştir. islam dini içinde kabul etmiş olan fakat bunu kendi örf ve anlayışına uygulamaya çalışan ilk ses “ey rasul adaletli ol” diyen Havariç(harici)Zülhuveysıra Temimidir(kaynak: İbnül cevzi. Çeviri S.KOCABAŞ-şeytanın ayartması)

“Dinde aşırılığı temsil eden kurra ehli Haricilik için tam bir fidanlık görevini yapmaktaydı. Ançak Wellhausenin iddia ettiği gibi Haricilik tamamıyla İslam’dan neşet etmiş bin dindarlık olarak değil aksi Arap bedeviliği biçimlendirdiği Müslümanlık olarak anlaşılmalıdır. Zira kuranın ve islamın bedevilik ve ondan neşet eden bir tür hareketler hakkında bakışı belledir. Sıffın hakem(tahkim) olayına karşı çıkan Basralı Temimlilerden Urbe. bin Udeyye el-Hanzalinin ”hüküm ancak Allahındır ”haykırışı harici hareketinin tarihi olarak ve gerçek anlamda ortaya çıkışıydı. Sıffında muaviyenin taraftarları nasıl kuran sayfalarını mızraklarının ucuna takarak onu bir silah olarak kullanmışlarsa onlarda ilk çıkış sloganları ”hüküm ancak Allahındır” gibi kuran ayetlerini sloganlaştırmıştırlar onu adeta dinin kendisi haline getirmişlerdir Böylelikle de dinin siyasete alet edilmesinin belki de ilk büyük gerçekçi tecrübesi yaşanmıştır.”(islamın batını çeviri:doç.dr.M.gül)



Hariciler kuranın zahiri manasına sarılarak onları sloganlaştırılması İslamın bedeviliğinin sert kalıbına dökülmesinden başka bir şey değildi. İleride göreceğiz ki Batın-i hareketler(ayrımcı) olan haricilerde farklı bir İslam çizgisiyle islamı anlamaya ve karşı duruşunu organize edemediklerinden tarih sayfasında yok olmuşlar fakat bir eğim sağlamışlardır.Sonrasında ise erk siyasetinin içine girerek yok olmuş ve İslam-ı farklı yorumlamak zorunda kalan yakın doğu Asya ve Anadolu halklarına karşı duran eşarilik ile ortak bir zemin içerisine girmişlerdir.

Diğer yandan 9,yy başlarında Suriye Arabistan kırman, fars, horasan, Ermeni, Arap, Arami, Türk ve Kürt ayaklanmalarının çoğu yukarı Mezopotamya’nın çoğunda devlet kontrolüne karşı kabile akınları ve direnişi meydana geliyordu. Bunlara da genel manada Erk devleti harici ismini takmıştı. Bu şimdiki anlayışımızla yanlış daha sonra düzeltilecek ırk inanç ve örf kültür bundan büyük rol oynayacaktı
Harici topluluklar yeni farklı bir Müslümanlık izleri taşıyan mevalilere teorikte kucak açsalar’ da ırkı yönden erkin ve inanç yönetiminin Araplarda olması gibi karmaşa içerisinde olmalarından sebep daha sonrada kendilerini Arapçılığın baaz parti anlayışı içerisine sokarak mevalilerden ayrılmışlardır.


İslam erkin iştahını kabartan dep-depe acımasız savaşlar(fetihlere )yakın Asya için bir yıkım oluyordu. Bunun karşısında nasıl duracağı zayıflamış devletler acısından büyük bir sorun olarak karşılarında duruyordu. Abbasilerin baskılarına karşı Bu günkü İran ve Azerbaycan coğrafyası ile doğu Anadolu bölgesini içeriye alacak şekilde toplumlar dağlarda bayırlarda yaşayarak kendilerini Arap emperyalizmine karşı korumayı başarıyordu. Ama gelecek ifade etmiyordu.

“Hilafete karşı durma İslam ve Zerdüştlük açısından olan şii(şia),Mazdeizm sentezleyen mezhepler biçimini aldı”(kynk:Ira M. Lapidus İslam toplumları tr.1.s:129.çeviri: Yasin ALTAY)

Dönem içerisinde Abbasileri destekleyerek ebu Müslim horasani sayesinde emevi erkini yıkan Şia(ayrılıkçı-gruplar) halkları kendilerini rahatlatacak sistemin muhalif olan ve mevaliye iyi davranacağını zannettiği peygamber amca çocuklarını getirmişlerdir. Özellikle emeviler dönemi ayaklanması olarak büyük Şia ayaklanması el-Muhtar es-Sakafi önderliğinde erke karşı ilk Şia büyük ayaklanma denemeleri unutmamak gerekir. sonraki zamanlarda bu hareketlerin devamı Abbasiler mevalilere oyun yaparak emevileren geri kalmadıklarını göstermişlerdir. Şia olmanın temelinin inanç açısından farklılıklar arz etsede bayrak olarak muhalif olma ehlibeytten olma gibi varsayımda böylelikle değişikliğe uğruyor muhalif olma hareketinin adı Hz. Ali taraftarı olmak ile eş değer bir kimlikle ilerliyor ve büyüyordu.

Böyleliklede islam-ehlibeyt ayrı inançlar olarak algılanıp kendi diğer inançlarıyla pişirilerek çeşitli İslami-ehlibeyt ve Hıristiyanlık-sabilik-mazdeizm bileşkesiyle yeni İslam-i(batın-i)heterodoks inançlar meydana geliyordu. Bundan sonra muhalif inanç ve halklar Arap, Kürt, Ermeni, Arami, Türk, Fars, Deylem toplulukları farklı yollar izleyecekti. bu yol BATİNİLİK ti. yanlız birlik için çeşitli görünmeyen akım liderleri ve görünen batın-i lidarlerle Toplumların kendi inançlarına fazla dokunmadan. İslami öğeleri bir potada eriterek bir birlik kuruluyordu.

Şia muhalif olma neye muhalif olma manasında düşünürken sömürülen halk kitleleri inançları örfleri ve adetleriydi. İslam amacı ve tamamen değişmiş olması halkların gökten vari geldiği rejimin kendilerine yaptığı zülüm olmayacağını anlayarak İslam-şerri olgusunun erk ve yönetimde değiştiği anlayışı ehlibeyite yapılan anlayışla kuvvetlenmiş böylelikle de karşı çıkmıştırlar. Uygulamalar erk elinde farklı yapılışı esas temeli oluşturuyordu.
Safarilerden, Fatımilere Deylemlilere ,Tahiriler, Karmatilere,samaniler, zeyidiler gibi muhalif düşünceler şerri uygulamalı İslam karşısında kalarak yeni toplulukların devlet isimleri olmuşlardı.
Bazı kısa, kısa notları vererek büvhrevioğulları ve asıl ana kaynağımız olan safavilerin ilk dönemlerine zaman ayıracağız..

1-868-869 yılında Hz. Ali soyundan birinin ortaya çıkmasıyla Bahreyn halkı ile birlikte zencilerinde “sahib ez-zenc”adını alan İranlı bir liderin idaresinde isyan tarihte görünmekte Mekke’yi ele geçirerek Kâbe’nin örtüsünü bile yanlarında götürmüşlerdi.

2-DEYLEM: İranın kuzey dağlık halklarından olan Deylemliler islamı en son kabul eden topluluklardan olmakla birlikte siyası bakımdan bağımsız hanedanların ortaya çıkmaları dini bakımdan ehli-i sünnete aykırı inançları benimsemeleriyle bu coğrafyada ilk şahsiyet davasına kalkışanlar arasında olmuşlardır.(kyn: Ira M. Lapidus İslam toplumları.1.s:81.çeviri: Yasin ALTAY)

Abbasi baskısından kaçan Hz.Ali soyundan 8.yy sonralarından itibaren sığınak ve desteğe kavuştuğu Deylem Bağdat Abbasi halifesi ile diğer suni yöneticilere karşı özerkliklerini titizlikle koruyan faal bir Şiilik hmerkezi haline geldi. Hürremilerin deylem bölgesinde dini kisve altında siyasi istiklmal peşinde çıkardıkları isyanlar merke tarafından şiddetle bastırılmıştır. Onların hareketinin rengi eski yerli iran inançları ve islamın muhalif dini siyasi unsurların coğrafi potada biçimlenmesinden ibaretti. Deylemliler 10.yy boyunca büveyhilerin idaresinde iran ırak ın büyük bir kısmında nufuslarını yaymayı başardılar Selçuklular gelince Deylemlileren şii akına son verdi.(Nizamümülk siyasetnamesinden çeviri: Çeviren: Nurettin Bayrutlugil)
Hasan sabah en büyük gücünü koyu şii-ismailli propagandan çok etkilenmiş olan bu kuzey bu halkına harcadı..hasan sabahın deylemli yiğit daileri Selçukl veziri nizamı mülk değil Musul valileri Atabeg Mevlud,Kasımüddevle Aksungur el- Porsuki,şam Atabegi Böri gibi devlet adamlarını tarihi sayfasından kaldırmışSelattir eyyübi,Nurettin Mahmut Zengi,Usame ibn Münkız ada suikast girişimlerinde bulunmuşlardır)


Diğer kaynaklardan yararlanarak batın-i anlayışı kavramaya çalışmaya devam edeceğiz. Alevilik- ile aslında batın-ilik ayrı olduğu. Lakin akademik görüş inanç bazında kalarak ekonomik siyası ve ırkı yönleri unuturcasına Sünniliğe muhalif olmayı Alevilik olarak kabul etmiştir. Lakin Hz. Şah İsmail’in zamanında bu isim Kızılbaş olarak değişmiştir. Özellikle şah İsmail ve Hurufilik bu günkü Alevilik isminin çıkışının tamamladığı zannet sekte bu ismi bize koyanlar hep muhaliflik ettiğimiz tayfadır. kendimize isim koyup koymamada ismi ışıkcıdan Aliyül anlayışına Mehdi Hulul gulat anlayışı ile birlikte en çok söz edilen Kızılbaş anlayışıdır ki bu anlayış bence daha oturmuştur.Alevilik günümüzde Kızılbaş anlayışına muhaliftir aynı inanç bazında Sünnilik gibidir.


Bundan dolayıdır ki aslım Alevi değil Kızılbaş daha oturmuş tarihi gerçeklerle günümüze uyan bir çıkıştır.
Buruda birilerinin sualleride cevaplamış olduk sanırım.

HURUFİCAN
23.01.2011

Sponsor Reklamlar

hurufican-erzincan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.09.11   #2
Alhasoglu
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2011
Nereden: Mersin
Mesajlar: 6
Rep Puani : 10
Thumbs up Cevap: Kızılbaş mı, Alevilik mi?


Teşekkürler.
Sponsor Reklamlar

__________________
Seo
Alhasoglu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 14.09.11   #3
kzl.deli
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Jun 2010
Nereden: iİstanbul
Mesajlar: 22
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Kızılbaş mı, Alevilik mi?


Aleviliğe yeni bir şekil verilmekte olup, bunun mimarlığına soyunanlardan biri de Hamza Aksüt hocamız görülmektedir.

''Aleviliğe en yakın inanç yezidiliktir'' ve ardından, ''Yukarı Mezepotamya Aleviliğin çıkış bölgesidir'' gibi ifadeler ile kürtlük çağrışımı yaparken, asıl gayenin ''Büyük İsrail'' değirmenine su taşımak olduğunu çok zayıf bir ihtimal olsa da belki kendiside bilmemektedir?
Yezidilik denilen inanç, Kürt denilen bir etnik unsurun ve öncesinde Asurluların, eski bir sümer inancını tahrif ederek yaşamalarından doğmuştur. Bu tahribatı büyük bir ihtimalle İsrailiyat yapmıştır ve halen yapmaktadır.

Bu inancın tahrif edilmemiş şeklinin Sümerlerde ki sekliyle de ''Tengri inancı'' dediğimiz, Türklerin tek tanrılı dinleri olduğu inkar edilemez bir gerçekliktir.


Bu konuda Sevgili NEFER Can arkadaşımızın bir yazısını alıntılamak istiyorum:

''Yeryüzünün ve sonsuz maviligin tek hakimi Tengri inancinda ve Türkmen Alevilerde arinma her daim vardi ve Varligini devam ettirmektedir.
Kizilbaslarin inanç önderi Sah ismail bir beyitinde söyle söylemistir;
"istemem taheret yundumda geldim"
burda Sah ismail yunmayi ruhen "ar"lanma, manevi temizlige vurgu yapmaktadir.
üstelik Kizilbaslarda ve Alevilerde Dara durma vardir.
Dara durma ölmeden önce Hak huzuruna çikistir , burda hiç bir sey gizlenmez , kisi hatalariyla , günahlariyla yüzlesir, bu divanda Allahin bildigi kuldan saklamaz, hakliyla haksiz ,bu dara durma divaninda yüzlesir, haksiz kisi ne gerekiyorsa, kendisinde hakki olan kisiyle hellalesmesi için ne hüküm verildiyse yerine getirmelidir,rizalik almalidir.
Alevilikte mahser günü ulu divana çikmadan önce, insanlarin hatalarindan dönmeleri ve Hak huzuruna onurluca çikmalari için bu dünyada günahlarindan arinmalari amaçlanmistir.
inancinda samimi olmayan , Alevi edep ve adabina uygun davranmayan kisi bu darda düskün ilan edilir, o kisiyle samimi iliskiye girilmez, toplum içinde yasamasina izin verilir velakin kisiligi ve karekteri iyi bilinen bu kisiden uzak durulur, taki çilesi dolup , edebe ve adaba uygun hareketlerle rüstünü ispatlarsa , cem-i ayin'le tekrar toplum içinde eski saygin kisiligine kavusabilme firsati verilir.
zina gibi adi ,agir suç islemis olanlarin Alevi toplumu içinde hiç bir zaman yerleri yoktur

dünyada var olmus , iz birakmis bir seyi bir müddet gizleyebilirsiniz ama asla yok edemezsiniz.
Sah ismail taraftarlarina neden kizilbas dendigini hepimiz biliriz.
Kizilbaslari olusturan asiretlerin genelini Türkmen ve yörükler olusturmaktaydi.
pekiyi neden bu insanlar kirmizi keçeden yapilmis yukarisindan genisleyerek 12 dilimli, beyaz sariklarin üzerine inen bir baslik kullaniyorlardi ?
Bunun manevi bir sembol oldugunu hepimiz biliriz ama ne anlama geldigini pek anlayamayiz.
Sah Ismail nefeslerinde "Hatayi" mahlasini kullanmistir
neden bu mahlayi kullanmis Sah Ismail ?
ne anlama gelir ?
Sah ismail "Hatayi" mahlasini , ince kivrimlarla birbirine baglanan madalyonlar içinde toplanan sekillendirilmis çiçek ve yapraklardan meydana gelen kivrik dalli bir Türk süslemesinden almistir.
Mahlasini bu denli güzel süslemelerden almis olan sah Hatayi ve takipçilerininde basliklarinda bir anlami olmaliydi.
Sah ismail ve takipçilerinin hepsi Türkmen kabilelerinin olusturdugu Kizilbaslar olarak tanimlanan insanlardi.
12 dilimli Sariklarinin iç kismina Hz Ali ile baslayan sinsileyi olusturan 12 imamlarin isimleri yaziliyordu.
Sarik'in üzerinde konan konik kirmizi basliginde bir anlami vardi !
Gök Tengri inancinda kagan ülgen'in efsanelerinde kirmizi baslikli beyaz giysiler içinde oturdugu anlatilirdi.
Kirmizi Baslik , Ülgen'e atiftir , konik olmasi eski Türklerin ölülerini gömdükleri Kurgan'larin yapi biçimine vurgudur.
Horasandan göç eden Mevlana celalettin Rumi devrisleride Kurgan/mezar tasi anlamina gelen basliklari hala kullanmaktadirlar.

Sah Hatayi bir nefesinin sonunda söyle der ;
Sah Hatayi’dir özümde
Hiç hilaf yoktur sözümde
Eksiklik kendi özümde
Darina durmaya geldim

Eski Türklerde Tengri’ye olan inancin hikmetini ve derinligini anlamak için, insanlarin bir gerçegi kavramasi gerekliydi: “Tanri birdir, O her seyi görür.” O’ndan hiçbir seyi gizlemek mümkün degildir.
Islamiyet inancinda da Allah birdir ondan baska ilah yoktur, Allah her seye kadir'dir Hatta sah damarimizdan bile bize yakindir.
Bu olgular Gök Tengri inancinda olan Türkmen ve Yörüklere hiçte yabanci degildi.
Gök tengri inancinda olan insanlar ayni islamiyette oldugu gibi ilahi yargilamadan korkma düsturuyla yasadilar. Fakat, dehsetle degil , Insanlar sundan emindiler: Dünyada yüce adalet vardir.
Bu ilahi Mahkeme’dir.
Onu kimse atlatamaz, ne kagan, ne de köle.
Türkler Tengri'yi korkulan , çekinilen bir ilah olarak görmediler, Tengrinin her daim yanlarinda yer aldigina , koruyup kolladigina , sefkatli bir anne gibi olduguna iman ettikleri için zorba bir hükümdardan korkulur gibi dehset duygusuna kapilmadilar.
Türklerde Tengriden korkma , saygili bir evladin babasindan korkmasi gibidir ,aslinda buna korkuda denmez bu bir saygidir.
Esasasen Kuran'i kerimde de yazdigi gibi Allah sevgidir , mutluluktur , siginilan sicak bir kucaktir. islam tasavvufunda Allah askin zirvesidir , askin Deryasidir , o ask deryasinda benliginden siyrilarak kendini mutlak varlik içinde yok ederek o ask pinari gibi hareket ederek , insanlara onun sefkatiyle bakabilmek kuran'in amaçladigi insan biçimidir.
Aleviler bu ask kevseri havusunun basinda , hz Muhammedin olduguna inanirlar , bu ask havuzunda saki hz Ali'dir.
Aleviler hz Ali elinden bu ask serbetini içenlerdir, bu bilinçle yasayan Aleviler hayatlari boyunca özlerini dara çekerek yapmis olduklari hatalari bir daha tekrar etmemek için hak ve halk huzurunda söz verirler.
Yüce divana çikmadan önce bu dünyada, kendilerini bu dar-i divanda mahkeme ederler.
tövbe ederek, hak'ki olanlardan rizalik alarak manevi temizliklerine kavusurlar.
Ruhen , manevi temizligini yapmis Alevilerin Allah'tan korkmalarina bir sebepte yoktur.
çünkü Allah onlar için nazlarini çekebilecegi Kadim bir sevgilidir , ulasilmak istenen menzildeki ask'tir.
insanin sevdiginden , ulasmak istedigi yüce asktan korkmasina gerekte yoktur.
Babasi Ebu Sufyanla beraber Hz Peygambere karsi savasmis Muaviyenin Anne'si ise Hz Hamzayi vahsi isimli kölesine öldürterek kalbini söken ve dislerinin arasinda geveleyen Hind kadindir. Muaviye hilafeti ele geçirmek için Hz Hasani zehirlettiren bir komplocudur oglu Yezit ise Kerbela çölünde Hz hüseyini ve can yoldaslarini iskenceyle katleden Peygamber torunu kadinlarin gururunu kirmak için yari çiplak sam sokaklarinda gezdiren zorbalik ve gadadarlikta kimsenin eline su dökemedigi insanlik düsmani bir kisidir . iste bu Ehlibeyt düsmani Emevilerin uydurduklari peygambere istinad edilen Arap milliyetciligin ürünü binlerce Hadis ne yazikki sünniligin omurgasini olusturmaktadir.
Ne yazikki Sünnilerin bir çogu Kurani kerimi degilde Emevi uydurmasi bu hadislere göre iman akidelerini sekillendirmek durumunda kalmislardir.
Kurani kerimde cenabi Hak eksiksiz dini tamamladigini söylüyor.
Hz Ali takipcisi Alevi ve kizilbaslar Tengri inancinin bir benzerini Emevi zulmünden kaçan Ehlibeyt neslinden olan seyyitlerin ve dervislerin vasitaiyla Islamiyetle tanistilar.
Bu Türklerin yabanci olmadigi bir inançti, kabul ettiler, bu yeni inancin ana hatlari isimler haricinde inandiklari inançtan farkli degildi, Peybamberler sinsilesiyle devan eden bir insanin öncesi vr en sonu arasinda degisik anlayis ve olgularin olmasi zaten dogaldir. bir inancin binlerce sene süregelen süreç içinde bir kisim inananlari tarafindan yozlastirildigi ve zaman tahrifatina ugradigi tarihi bir gerçektir.
Hatta islamiyet bile ana kaynak kurani kerim bozulmadan durmasina ragmen bir kisim kökten dinciler tarafindan , uydurulan hadisler ve sait nursi gibilerinin risaleleri temel kaynak alindigi için yozlastirilmistir.
Türkler, bölgenin hakimeyietini ele geçirmek için islam etiketi takan Emevi araplarla daha önce karsilasmis ve savasmislardi.
Emeviler Türkistana defalarca akinlar düzenleyerekten yagma ve katliamlar yapmislardi.
Türkler bu çapulcu vahsi araplarin inancini 2 asir kabul etmediler.
Emevi Arap egemenligi altindaki Hz peygamberin yolundan giden Ehlibeyt takipçileri sürekli baski ve iskencelerle sindiriliyordu.
Hatta Hanefi mezhebinin kurucusu Imam-i azam Ebu Hanife kuran'daki islami ögütlemesinden ve 12 imamlardan olan Caferi Sadik'in talebesi olmasindan dolayi Emeviler tarafindan iskence edilmis ve zindanlara atilmisti.
Emevi Zulmüne son vermek için Ehlibeyt taraftarlarinin ve Türklerin destegini alan Abbasiler sonunda Emevi hükümdarligina son verdiler , abbasi ordularini ise Ehlibeyt takipcisi Türk olan ,Eba Müslüm kumandanlik etmisti
Ne yazikki yönetimi ele geçiren abbasilerde Ehlibeyt taraftarlarinin hilafeti ele geçirecek kuskusuyla Ehlibeyt takipçilerine baskilarini arttirdilar , Emevileri yikmak için yardim aldiklari Türklerin kendilerine karsi gelebilirler korkusuyla katliamlar yaptilar , Hz Ali takipcisi büyük Türk kumandani Eba müslümü kallesçe tuzak kurarak öldürdüler.
Yönetim zorbaliklarina islam kilifi uydurmak için binlerce hadis uydurdular , Bu uydurulmus hadislerle inanç akidesi sekillendirilmesi için zamaninin en parlak alimi, kurani kerime iman eden Caferi Sadik'in talebesi Ehlibeyt takipcisi Imam-i azam ebu hanifeye kadilik teklif ettiler .
Imami azam ehlibeyt düsmani zalimlerin yaninda yer almadi , kadiligi kabul etmedi .
Abbasilerin zulümlerini mesru kilmalarini saglayacak ,islamiyetle alakasi olmayan fetfalara karsi geldi.
Imam-i Azam Abbasiler için çok tehlikeli olmaya baslamisti , Abbasilerin aldiklari kararlarin islamiyetle bagdasmadigini kurandan deliller getirerek ispatliyordu.
Sonuçta Abbasiler Imam-i azami zindana attilar ve iskeceyle katlettiler.
Türkler ,islamiyeti Hz Ali soyundan gelen seyyitlerden ve Ehlibeyt sevdalisi devrislerden ögrendikleri için Emevi ve abbasilerin Ehlibeyt düsmanliklari ve Kerbelada Hz hüseyine yaptiklarini bildikleri için Arap milliyetciligiyle sekillenmis sünnilik inancina soguk baktilar.
haksizda degillerdi.
Islamin bayragini tasiyan Halife Yezit , Islam dini peygamberinin Torunlarini kerbelada vahsice katletmis, Hz Zeynep gibi peygamber torunlarini yari çiplak sam'da deve üzerinde teshir ederek dalga geçmisti.
Kendilerini 12 dilimli sariklarinin iç kismina 12 imamin isimlerini yazarak , ehlibeyt takipçileri olduklarini ve Sariklarinin üzerine Kirmizi baslik koyarak Tengri inancindan gelen Türkmenler olduklarini gösterdiler Kizil baslikli Türkler olaraktan Tarihe Kizilbas olarak geçtiler.
Kizilbaslarin Kuransal inançla çelismeyen , engel teskil etmeyen Tengri inanç kültürleriyle Ehlibeyte gönül vermis Hz Ali takipçileri olmalari zamanla Hz Ali takipçileri anlamina gelen Alevi kelimesine dönüstü.
Kuran'sal bir ögüt olan kendini sorgulayarak islenen hatadan dönmek için birdaha o hatayi islememek ve yaptigi hatadan dolayi Tanri huzurunda tövbe etme Kuranda cenabi Hak'in tavsiyelerindendir.
Tengri inancinda ise buna benzer bir uygulama Türklerde vardi.
Buna meydanda dara durma denir , Alevilikte buna Mansur dari'da denilir.
Meydana çikmis Dara duran insanin saklisi gizlisi olmaz isledigi hatalarla yüzleserek manevi temizlikle ruhunu arlandirmasi gerekir.
küsler baristirilir, hakli hakkini alir , bu sekilde kisiler , hakkini iade ettigi kisiden helallik anlamina gelen riza'lik alirdi . haksiz yaptigi hatalari tekrarliyor özünü dara çekmiyor ve arinmiyorsa düskün ilan edilir.
Hatayi isleyen kaganda olsa , Sah'ta olsa kölede olsa bu meydanda esit haklara sahiptirler.
Aleviler ayni Gök tengri inancinda olan Atalari gibi özlerini dara çekerek öbür dünyadaki yüce divana çikmadan önce bu dünyada hesap verirler.
Bu inanç gelenegi sonsuz mavilik anlamina gelen Tengri inancindan gelmedir ve kuran'da tövbeyi Aleviler bu sekilde algilayarak hayatlarinin bir parçasi yapmislardir.
Türkmen Kizilbaslar ve Aleviler bu inanç sinsilesini zaten biliyorlar ve iman ediyorlardi.
Bir Ehlibeyt takipcisi dervisle , Bir tengri inancini tasiyan Dervisin fazla bir farkliliklari yoktu.
Putperestlik kültüründen esiri olmus, peygambere istinad edilen uydurulmus hadislerle Emevi ve Abbasi Araplarinin islam anlayisi Türklere yabanci ve adil olmayan bir inanç olarak alginanmisti.''
.................................................. ...............................

Saygılar...
Sponsor Reklamlar

kzl.deli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kızılbaş Nedir ? Alevi Alevi Nedir ? Alevi Tarihi... 2 02.07.12 17:18
Neden Kızılbaş deniyor datatip Sorularla Alevi'lik 1 04.08.11 00:58
Kızılbaş! Kaptan Alevi Kültürü 0 24.05.11 20:07
Dünya Kızılbaş Nüfusu Alevi Alevi Araştırmaları 0 31.08.10 16:02
Die Kızılbaş Alevi Deutsch Alevi Forum 0 20.05.10 02:47




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2