Sponsor Reklamlar


Alevilik, Namaz ve Mescit

 Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Araştırmaları Forumunda Bulunan  Alevilik, Namaz ve Mescit Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


 
Seçenekler
Alt 27.08.11   #1
Aleviyyun
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Feb 2011
Nereden: Hatay
Yaş: 33
Mesajlar: 64
Rep Puani : 10
Standart Alevilik, Namaz ve Mescit


Alevilik, Namaz ve Mescit

Aleviliği İslam’dan uzaklaştırmak için yapılan çeşitli çalışmalar ve bunların tarihinden bahsetmek inanın hem uzun hem de meşakatli bir iş olacaktır. Bu sebepten ben bu çalışmada Aleviliği temel anlayışından koparmak için ortaya konan batıl ve çelişkili düşüncelerden yalnızca birkaçı üzerine durmak istiyorum.

Bir inancı, düşünceyi, yolu bozmak, yozlaştırmak isteyenlerin her yüzyılda farklı araçlarla kullandıkları yöntemler hemen hemen aynıdır. Batıl bir düşünceyi o inancın içine koymaya çalışmaktaki amaç ise söz konusu inancın yozlaştırılmak suretiyle temel tağutî hedeflere ulaşıp kişisel dünyevi çıkarlar sağlamaktır. İşte bu minval üzerine Alevilik üzerinde de yüzyıllardır çok çeşitli oyunlar oynanmıştır. Tabi burada batıl düşüncelere gösterilen referansların hakikat olduğunu söylemek pek mümkün gözükmemektedir. Daha ziyade bu referanslar “çarpıtma” yöntemiyle ortaya konulmuştur, tıpkı Muaviye’nin konuşan Kuran İmam Hz. Ali (as)’ye karşı Kuran’ı referans göstermesi gibi.

Mesela, Aleviler camiye gitmez, denildi. Neden, peki? “Çünkü İmam Ali (as) orada şehit edilmiştir. Çünkü camilerde Emeviler zamanında Ehl-i Beyt (as)’e lanet edilmiştir. Çünkü Sivas’ta canlı canlı insan yakanlar camiden çıkıp gelmişlerdir. Hem cami yokken Allah resulü evlerde ibadet ederdi. Demek ki İslam’ın gerçek ibadethanesi evlerdir, yani cemevleridir. Zaten kırklar ceminde görüyoruz ki Ehl-i Beyt (as) cem etmişlerdir. Namaz dediğiniz şey esasta ibadet şekli açısından putperestliği andırmaktadır. Hem Kuran’da namaz yoktur, salât vardır. Salât ise dua demektir. Her zaman her yerde olur. Namazda şekilcilik yanlıştır. Camiler Emevî uydurması kurumlardır. İslam’la ilgisi yoktur.” Ve benzeri birçok İslamî kaynakların çarpıtılması olarak ortaya konulmuş referansla karşılaşmak mümkündür.

Yazının sıkıcı olmaması için fazla uzun olmasını istemiyorum. Bu yüzden bu çarpıtmalara kısaca değineceğim. Öncelikle söz konusu düşüncelerin hiçbir sağlam temeli yoktur. Hiçbir bilimsel gerçekliği yoktur. Sadece çarpıtmalar yoluyla akıl karıştırmak istenilmiştir. Daha dün Kuran’a karşı olanların, sosyalizm ekseninde dinlerin insanları yönetmek için uydurulduğunu söyleyenlerin, Alisiz Aleviliği savunanların bugün Kuran’dan referans göstermeleri ilginç bir durumdur. Bu durumu olumlu bir gelişme olarak düşünmek isterdik ama maalesef hakikat öyle değil.

“Aleviler camiye gitmez çünkü İmam Ali (as) orada şehit edildi.” düşüncesinin ne kadar içi boş, temelsiz olduğu ortadadır. İmam Ali (as)’nin camide şehit edilmesi onun takipçilerinin oradan uzaklaşma sebebi olamaz. Bilakis daha fazla oraya gitmek gerekir. İmam Ali (as)’nin camide sabah namazı esnasında ve Ramazan ayında oruçlu iken şehadeti şereflendirmesinin onun tarafından bize verilmiş çok önemli bir ders olduğunu düşünüyorum. Bu ders, namazın ve Ramazan orucunun İmam Ali (as) takipçileri için ne derece önemli olduğu dersidir. İmam Ali (as)’nin yaşamında birçok yerde namaza ne derece önem verdiğini görmek mümkündür.

Bazılarını alıntılamamız yeterli olacaktır:

İmam Ali (a.s): “Allah Resulü (s.a.a) akşam yemeğini ve diğer yemekleri namazdan öne geçirmezdi. Namaz vakti geldiğinde adeta ne aile ne de şefkatli bir dost tanıyordu.” (Tenbih’ul Havatir, 2/78)

İmam Hz. Ali (a.s): “Namaz her takva sahibinin Allah’a yakınlaşma sebebidir.” (el-Hisal, 620/10)

İmam Ali (a.s) Muhammed bin Ebi Bekri Mısır’a vali tayin edince ona şöyle tavsiyede bulundu: “Namazının nasıl olduğuna bir bak. Zira sen halkının imamısın. Namazı kâmil bir şekilde yerine getirmen, hafife almaman gerekir. Zira her kim halk için imamlık eder ve namazlarında eksiklik olursa günahları onun (imamın) boynunadır. Onların namazından hiçbir şey eksilmez. O halde namazı kâmil bir şekilde eda et ve namaza dikkat göster ki sen de onlar gibi sevaba erişesin. Bu onların sevabından bir şeyi azaltmaz.” (Emali et-Tusi, 29/31)

İmam Ali (a.s) şehirlerin valilerine yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: “Onlarla (halkla) en zayıfları gibi namaz kıl ve namazda fitne çıkarmaya çalışma.” (Nehc’ul Belağa, 52. Mektup)

Üstelik işin ehemmiyeti bu kadarla sınırlı değildir. Çok daha fazla öneme sahip bir meseledir bu. Başka bir cevap olarak da şöyle söylemek mümkündür: Eğer İmam Ali (as) camide şahadeti şereflendirdiği için camiye gitmemek, namaz kılmamak, Ramazan orucu tutmamak gerekseydi, onun evlatları olan diğer on bir masum imam namaz kılmaz, Ramazan orucu tutmaz, camiye gitmezlerdi. Onun torunu Seccad (çok secde eden) lakabıyla anılmazdı. Burada bir parantez içinde namazın putperestlikten geldiğini söyleyenlere bir cevap vermek gerekir. Onlar bu düşünceleriyle 4. İmam (as)’a hakaret etmiş oluyorlar. Çünkü o Seccad’dı, yani çok secde ederdi. Öyle ki bu isim ona lakap olmuştu. Nasıl olurda masum ve ilim şehrinin kapısı, sınırı olan imamlar putperest kökenli yani ilahi olmayan bir temelden gelen bir ibadete bu kadar sıkı sıkıya sarıldılar? Bu düşünce Aleviliğin temel inançlarından olan imamet inancıyla, masumiyet inancıyla taban tabana zıt, temelsiz ve uydurma bir düşüncedir.

İmam Ali (as)’nin savaş meydanında çarpışmanın en çetin olduğu vakitte namazı düşünmesi ve yandaşlarından birinin bu durumda namazın sırası olmadığını söylemesi üzerine ne cevap verdiğini elbette biliyoruz: "Biz namaz ayakta kalsın diye savaşmıyor muyuz?"

İmam Hüseyin (as) Kerbela’da Aşura gecesi ibadet etmek, namaz kılmak, Allah’ı anmak için, dua etmek için düşmanlarından niçin bir günlük müsaade istemiş olabilir?

Şu tarihi vakaya dikkat etmekte fayda vardır: Aşura günü öğle namazı vakti, Ebu Semame-i Saydavi İmam Hüseyin (a.s)’a şöyle arz etti:

“Ya Eba Abdullah! Canım size feda olsun! Düşmanın ordusu size yaklaştı, Allah’a ant olsun ki, ben senin huzurunda öldürülmedikçe sen öldürülmeyeceksin; gönlüm, seninle öğle namazı kıldıktan sonra Rabbimi mülakat etmeyi (şahadet şerbetini içmeyi) istiyor.”

İmam Hüseyin (a.s) göğe doğru bakarak şöyle buyurdular:

“Bize namazı hatırlattın, Allah seni namaz kılanlardan etsin. Evet, namazın ilk vaktidir. Bu halktan, namaz kılmamız için savaşı durdurmalarını isteyin.”

Hasin bin Numeyr, İmam Hüseyin’in sözünü duyunca şöyle seslendi: “Sizin namazınız Allah katında kabul değildir.”

Habib bin Mezahir onun bu sözüne karşılık şöyle dedi: “Ey alçak! Resulullah’ın oğlunun namazının kabul olmayıp da senin namazının kabul olacağını mı zannediyorsun?”

Daha sonra Züheyr bin Kayn ve Said bin Abdullah, İmam Hüseyin (a.s)’ın namaz kılması için Hazreti korumak amacıyla O’nun önünde durdular; İmam (a.s) da az bir yareniyle namaz kıldılar. Said bin Abdullah, kendisini İmam’a taraf atılan oklara siper ediyordu, bedenine o kadar ok isabet etti ki, ayaküstünde duramayıp yere düşerek şöyle dedi:

“Allah’ım! Âd ve Semud kavmine lanet ettiğin gibi bu kavme de (Kufe halkına da) lanet et! Allah’ım! Benim selamımı Peygamberine ulaştır; O’nu bunca yaraların acısından haberdar et; çünkü bu işten hedefim, Peygamberinin oğluna yardım etmektir.”
Said, bu olaydan sonra şahadete erişti. Allah’ın rahmet ve rızvanı ona olsun. (Bihar, c. 45, s. 21 )

İmam Hüseyin (as)'in namaza ne derece ehemmiyet verdiğini bu alıntıyla daha net olarak görmüş olduk. İmam Hüseyin (as)in takipçisi olan Aleviler nasıl olur da namaza karşı olabilirler. Gerçek Alevilik Ehl-i Beyt (as)’in yolundan gitmekse onlar gibi ibadet etmemiz gerekmez mi?

“Aleviler camiye gitmez çünkü camilerde Emeviler zamanında Ehl-i Beyt (as)’e lanet edilmiştir.” düşüncesine gelince durum yukarıda konu edinilenlerden farklı değildir. İmam Ali (as)’nin camide şehit edildiği bahanesine verilen cevaplar bunun içinde geçerli ve yerindedir. Bunlara ek olarak şöyle söylemek mümkündür: Evet, İmam Ali (as)’ye, Ehl-i Beyt (as)’e lanet edilen camilere gitmeyin. Zaten Ehl-i Beyt (as) ve takipçileri de gitmemişlerdir. Ama kendi camilerine yani Ehl-i Beyt (as)’in velayetinden, faziletinden, imametinden söz edilen Ehl-i Beyt Mektebi fıkhının, öğretilerinin kabul gördüğü camiler inşa etmiş ve oralara gitmişlerdir. Peki, Ehl-i Beyt (as)’in kendisi bile böyle yapmışken bizim böyle bir bahane arkasına sığınmamız doğru mudur?

“… çünkü Sivas’ta canlı canlı insan yakanlar camiden çıkıp gelmişlerdir.” İşte bu tarihi olay da bizi haklı çıkarmaktadır. Alevileri camiden uzaklaştırmak için oynanan oyunların gerçekliliğe bir delil olur bu. Kasıtlı olarak oynanmış bir oyundu Sivas katliamı. Amacı ise Alevileri İslamî motiflere düşman etmekti. Oysa toplumumuz burada bilerek yanlışa yönlendirilirken uyanık olmamız gerekirdi. Ehl-i Beyt öğretileri canlı canlı insan yakmaya müsaade etmez. Mecburiyet olmadıkça savaşa karşıdır. Son ana kadar barış için çaba harcamak gerektiği düşüncesi vardır. Hâl böyleyken kışkırtmacı bir eylemi Ehl-i Beyt (as)’in yaşamından, sözlerinden verilen onca örneğe rağmen camiye gitmemeye bahane olarak sunmak doğru mudur? “Yok, efendim adam camiye gidiyor, haram yiyor, cana kıyıyor, canlı canlı adam yakıyor.” Camiye gidenlerin hepsi öyle mi? Bu genelleme neden? Sen öyle olma! Camiye git ama öyle olma. Neden camiye gitmenin bir sonucu olarak gösteriyorlar bunu? Elbette ki Alevileri cami kavramından uzaklaştırmak için… Biz kimseyi Ehl-i Beyt (as)’e lanet edilen, sonra gidip canlı canlı insan yakılan camilere davet etmiyoruz. Bizim söz ettiğimiz camiler Ehl-i Beyt (as) camileridir. Onların veladetlerinin kutlandığı, şahadet günlerinde matemlerinin tutulduğu, Ehl-i Beyt (as)’in sözleriyle, davranışlarının anlatıldığı toplantılarla nurlanan camilerden söz ediyoruz.
Sponsor Reklamlar

Aleviyyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 27.08.11   #2
Aleviyyun
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Feb 2011
Nereden: Hatay
Yaş: 33
Mesajlar: 64
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilik, Namaz ve Mescit


Tevbe suresi 107–108. Ayetlere bakalım:

"107- Zarar vermek, kâfirlikte bulunmak, inananların aralarını açmak, daha önce Allah’la ve Peygamberiyle savaşanın gelmesini gözlemek için mescit kuranlara gelince: Biz ancak iyilik istemekteyiz diye yemin edecekler ve Allah’sa tanıklık etmektedir ki onlar yalancıdır.


108- Orada hiçbir zaman namaz kılma. İlk günden itibaren Allah’tan çekinmek ve ona itaât etmek temeli üstüne kurulmuş olan mescit, elbette namaz kılmana daha lâyıktır. Orada öyle erler var ki arınmayı severler ve Allah, temizlenip arınanları sever."



Evet, ayetler peygamberin bazı mescitlere gitmemesini orada namaz kılmamasını söylüyor. Hiç namaz kılma demiyor. Kötü niyetle kurulan mescitler yerine Allah’a itaat etmek temeli üstüne kurulmuş mescitlerde namaz kılmak bu işe daha layıktır, deniliyor. Buradan camiyi kötülemek, camiye gitmemek anlamı çıkmaz. Bunu bu şekilde yorumlayanlar sonraki ayette bahsedilen zalim topluluktan olmaz mı?

“Cami yokken Allah resulü evlerde ibadet ederdi. Demek ki İslam’ın gerçek ibadethanesi evlerdir, yani cemevleridir.” Bu düşüncede gerçekten çarpıtmadan öte değildir. Evet, Peygamber (saa) camiler yapılmamışken evlerde ibadet ediyorlardı, hatta camiler yapıldıktan sonra da evlerde ibadet ediyorlardı. Bunu Cemevlerini İslamî bir temele dayandırmak için referans göstermek gerçekten çok ahmakçadır. İsimlerde takılmadan, işlevlere bakmak gerekir. Ehl-i Beyt (as) camilerde namaz kılıyordu, evlerde de namaz kılıyordu. Hiçbir zaman semah dönmediler, saz çalmadılar, kırklar cemi denilen toplantı hiçbir zaman olmadı. Gerçekçi olalım! Olmayan bir şeyi nasıl onlara atfediyorlar. Bu vicdansızlıktır ve büyük bir vebaldir. Yok, illa da oldu diyen varsa bunun tarihi vesikalarını sunsun. Hangi tarihi vesikada böyle bir şey var. Ben size Ehl-i Beyt yolunda namaz olduğuna dair bir sürü sağlam delil sunabilirim. Oysa Ehl-i Beyt (as)’in semah döndüğünü, saz çaldığını iddia eden varsa çıksın tek bir tane sağlam bir delil sunsun! Biz bunu çok yerde istedik ama böyle bir delil sunan yok. Sunamazlar çünkü böyle bir şey yok. Sünnilikten gelen tasavvuf ritüellerini İslam’ın ve Aleviliğin özü olarak sunmaya çalışmak gerçekte nedir artık siz düşünün. Durum böyle olduğu için asla ve asla Ehl-i Beyt’ten delil sunamıyorlar. Sadece bir iki Bektaşi kaynağı olarak bilinen eserden, değiştirilmeye çok müsait şiirlerden ortaya konan referanslar var. Zaten bunlar yeterli olmayacağı için gerçek İslamî kaynakları referans olarak gösterme çabaları var. Bunu da yapamadıkları için mecburen çarpıtma yoluna başvuruyorlar. Burada düşünmek gerekir ki bir Alevi öncelikle Ehl-i Beyt (as)’in yolunu, sözlerini, davranışlarını kendine referans almak durumunda değil midir? Bir tarafta Ehl-i Beyt (as) tarafından bize ulaşmış ve doğruluğu bilimsel olarak ispatlanmış hadisler, sözler, öğretiler var; diğer tarafta ise Ehl-i Beyt (as) ile ilgisi olmayan ama onlara atfedilen temeli tasavvufa dayanan başka sözler ve öğretiler var. Tercih kişinin kendine aittir.



İslâm’ın ilk tebliğ yıllarında camide ibadet edilmemesinin evlerde ibadet edilmesinin sebebi ise o zamanki şartlar dâhilinde düşünülmelidir. Biraz empati yapmakta fayda var. Kendimizi o zamanda gibi düşünürsek durumu daha iyi algılayabiliriz. Yüzyıllardır atalarının sapkın inançlarına, putlara inanan bir toplum içinde ilahî mesajı açıkladığınız ilk günden sonra hemen cami inşa etmek olanaksız bir durumdur. Elbette ki gerekli şartlar yerine geldiğinde ilk yapılan şey bir cami inşa etmek olmuştu. Sormak lazım neden evlerde ibadete devam edilmedi? Neden cami inşa edildi? Neden ezan okundu? Ezanda neden “haydi namaza, haydi kurtuluşa” diye nida edildi? Mektebimizin namaza ne derece önem verdiğini ezandaki bu kısımdan anlamakta mümkündür.


Kırklar cemi meselesine ise ayrıca girmek istemiyorum. Zaten bu konuda ortaya konulmuş çok güzel çalışmalar var. Özellikle Teoman ŞAHİN’in eleştirilerinin dikkate alınması gerektiği kanaatindeyim. İsteyenler bu eleştirilere bakıp durumun ciddiyetini görebilir.

Kırklar cemi mitinin hiçbir gerçekliği olmadığı, hikâyenin içeriği incelendiğinde ortaya çıkmaktadır. Yezit’in içkisi olan şarabı helal etme çabası olarak ifade edebileceğimiz Kırklar Cemi miti, hiçbir Ehl-i Beyt kaynağında yoktur, masumların hiçbir hadisinde böyle bir şeyden bahsedilmemektedir. Biz de Alevi olduğumuza ve Ehl-i Beyt (as)’e uyduğumuza göre, onlardan gelmeyen hiçbir düşünce, inanç bizi ilgilendirmemektedir. Yani kırklar cemi masalının bizim için inanç bakımından hiçbir geçerliliği yoktur.

Kuran’da namaz olmadığını iddia edenlere de daha önce çok yerde cevap vermiştik. Kuran’da salât vardır. Bu doğrudur. Namaz sözcüğü ise Farsça bir sözcüktür. Ancak salât (namaz) sadece duadan ibaret bir ibadet değildir. İkisi de Arapça olan bu sözcükler arasında büyük anlam farklılıkları vardır. Salât duayı da içine alan bir ibadettir. Ama sadece dua ve yakarış değil; belli vakitleri, kuralları, şekli olan bir ibadettir. Bu ikisinin farklı kavramlar olduğunu Kuran’dan ispat etmek de mümkündür. Çünkü birbirinin aynı olduğunu iddia ettikleri “salât” ve “dua” kavramları birbiriyle ilgili peş peşe gelen iki ayet içinde ayrı ayrı kullanılmaktadır. Bu da bu iki kavramın farklı anlamlar içerdiğini göstermektedir.


Al-i İmran Suresi38–39. ayetler:

"38- Zekeriyya, orada Rabbine dua etmiş, yâ Rabbi demişti, sen katından tertemiz bir soy ver bana, muhakkak ki duaları duyansın sen.

39- Mihrapta durmuş, namaz kılıyordu ki melekler, gerçekten de Allah, sana Yahya’yı müjdelemededir. O, Tanrıdan gelen sözü tasdik eden bir erdir, uludur, kötülüklerden tamamıyla çekinmiştir, iyilerden ve doğrulardan bir peygamberdir o diye nida etmişti. "



Ayrıca Kuran’da abdest ayetinde “namaza duracağınız vakit…” diye başlandığı onun her zaman her yerde kafana göre yapılan bir ibadet olmadığını belli kuralları, vakti ve şekli olan düzenli bir ibadet olduğunu göstermektedir.

Yine Kuran’da namazla ilgili birçok ayet vardır:

“Namazı kıldıktan başka, Allah’ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda, namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz, iman edenlere belirli vakitlerde farz kılınmıştır.” (Nisa suresi 103) Ayetin manası incelendiğinde namazın salât konusunda kafa karıştırmak isteyenlerin iddia ettiği gibi şeklinin olmadığı, istenildiği gibi yapılabileceği düşüncesinin içi boş bir söz olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü “namazı kıldıktan başka” ifadesi buna işaret etmektedir. Dikkat edilecek olursa ayette “Allah’ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de salât edin denmiyor, anın deniliyor.” Bu da namazın yani salâtın özel bir ibadet olduğunun ispatı olarak gösterilebilir. Namazın kısımları olan rükû, kıyam ve secde ile ilgili olarak da Kuran’dan deliller bulmak mümkündür. Ayrıca “Bakara 238” ayeti de namazın vakitli olduğuna bir işarettir: “Namazlara ve orta namaza devam edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza” durun.” Ayrıca “Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namaz kıl. Güzellikler kötülükleri silip süpürür. İşte bu, Allah’ı ananlara bir öğüttür.” (Hud Suresi 114) ayeti de namazın vakitli olduğuna işarettir. Bundan başka namazın vaktiyle ilgili ayetler de mevcuttur. Ben yazının fazla uzamaması için daha fazlasına değinmiyorum.

Üstelik ibadette şekilcilik olmadığını iddia edenlerin alternatif olarak sundukları kültürel sentez olan semahta namazdan çok fazla şekilcilik vardır. Bu tezat ise gerçekten düşündürücüdür. Peygamberin emaneti Kuran’da ve Ehl-i Beyt’in yaşantısında, sözlerinde namazla ilgili onlarca delil varken, üstelik semahla, cemeviyle ilgili tek bir delil yokken hâlâ Aleviliği yozlaştırmak için bu kadar temelsiz, çarpıtma düşünceleri savunanlara inanmak gerçekten de insanımızın ne kadar cehalet içinde olduğunun bir göstergesi değil midir?

Sözün özü, Aleviler namaz kılmalıdırlar, Ramazan orucunu tutmalıdırlar, camiye gitmelidirler. Bunları yapmamanın hiçbir bahanesi yoktur. Ancak bu ibadetlerin Ehl-i Beyt fıkhına, öğretisine göre yapılması gerektiğini de vurgulamak gerekir. Ortaya sunulan gerekçelerin geçerli olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Aleviliği Ehl-i Beyt (as)’ten koparma çabalarına karşı bir Alevinin yapabileceği en güzel şey, 12 İmamları tanımaya çalışmak, onların gerçek yaşantısının, düşüncelerinin, inançlarının ne olduğunu öğrenmek ve bunları -tüm Alevilerin bu yozlaştırma oyunlarına karşı uyanması için- her yerde anlatmaktır. Bu uyanış ve öze dönüş süreci uzun ve zahmetli de olsa devam edecek, Alevi halkı gerçek kimliğine ve bu kimliğin gerektirdiği düşünce, inanç ve yaşam tarzına kavuşacaktır. Hiç kimsenin düşüncesini, ibadetini, inancını değil, Ehl-i Beyt (as)’in öğretilerini savunmadıkça, yaşamaya çalışmadıkça asla ve asla gerçek Alevi olamayacağımızın bilincinde olmamız ve bu değerli mücadelenin meyvelerini tez zamanda toplayacağımız günün, Zamanın Sahibi’nin âlemi felaha erdireceği kutlu zuhur gününün çabucak gelmesi temennisiyle…



Özcan CANPOLAT

www.alevisesi.com ana sayfadan alıntıdır.
Sponsor Reklamlar

Aleviyyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 28.08.11   #3
Ali Benim
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Aug 2011
Nereden: Ankara
Mesajlar: 17
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilik, Namaz ve Mescit


Aleviyyun isimli arkadaş anladığım kadarı ile aleviliğin aslında olmadığını ve alevilikteki iddialar ile dayanakların geçersiz olduğunu söylemeye çalışmaktadır. Tabi bu iddiasını söylerken alevilerden belge kanıt ve delil istemektedir. Bunları söylemek ve istemek Osmanlı tarihini vagonlarla yurtdışına göndermek ve tarihi belgeleri yakarak hadi buyur ispatla demek gibi bir şey. Neyseki azda olsa bugüne kadar gelenler ile alevilerin yaşam bicimi ve kültürüne mal olan bir islami ehlibeyt sevgisinin ön planda tutan hayat tarzı var. Bunlardan daha önemlisi yüce yaradanın insanoğluna verdiği bir akıl varki bazı yalanlar ve uydurmalar belge ve islam diye birilerinin önüne atıldığında halen kerbela şehitleri gibi bu Allah ın kelamı değil diyerek red eden ve bu tuzağa düşmeyen insanlar var.
Önce şunu belirtelim evet islam dini ile ilgili olarak yayın yapan dergi gazete televizyon ve radyolar var ve bir çok konuyu ele almaktalar. Garip bu yayınlar nedense islamın bize kadar geldiğini anlatan eserler ve kendilerince bahsettikleri alimler ya tarikat liderleri yada tarihte sıkıntılı isimlerden beslenirler. Mesela bugün Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Ahmet Yesevi gibi islam felsefesinin gerçek alimleri ve erenleri diğer kendilerince alim olarak benimsenenlere göre yok denecek kadar az yayınlanır. Buda yetmiyormuş gibi peygamber ehlibeytine, on iki imamlara ellerinde gelse hiç yer vermeyecekler. Bunuda geçin ilahilerde Ehlibeyt sevgisi sanki zoraki dile getiriliyormuş gibi, nedense azınlığın azınlığını oluşturuyor. Halbuki bu yer vermedikleri ve direndikleri zatlar islamın en saf en temiz en gerçek önderleri olduğunu onlar kabul etmiyorlarsa aleviler bilirler. Tüm bunlar aslında gizlenmeye çalışılan bir suçun ve günahın göstergesi olduğun elbette itiraf edilmeyecek. Yani bunlar şunu gösteriyor ki müslümanlık kılıfı ve alimlik kılıfı ile gerçek insan sevgisini ve kolaylığın yolu olan islamın yozlaştırıldığı gizlenmektedir. Öyleki her kılıf için hiçbir soru yüzyıllardır cevapsız kalmasın diye bir şeyler uydurulmuş hiç bir şey bulunmazsa bile peygamber efendimize aitmiş gibi hadisler uydurulduğunu anlamak için aklı selim insanların sadece okumaları yeterlidir. Peygamber efendimiz derki okuduğun bir hadis içini rahatlatıyorsa bilki benden rahatlatmıyorsa bil ki benden değildir. Bu şu demektir akli dengesi yerinde olan herkes islamı ve Kuran ı anlamak için yeterli akla sahiptir.İşte Kuranın neden türkçeye çevrilmeyip bahaneler üretildiği, gerçek şu ki kuran tüm insanlara gönderildi. Herkes kendi diliyle pekala kelamı daha iyi öğrenir. Ebu Davud Tırmızi nin kalkıpta çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmayı öğretin, 0n yaşına bastığı halde kılmazsa cezalandırınız sözünü söylemesi ve bunu islamiyete dayandırması vede bunun kabul edilmesi aslında islamla değil insanlıktan nasiplenmekle alakalı olduğunu anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. Bu kadar basit bir konu ve yorum dahi islamın anlayışının üzerinde çok fazla oynandığının anlaşılması için yeter ki bu şahsın alim olarak varlığının kabul edilmesi dahi islamın kolaylıklar dini ilkesine başlıbaşına aykırıdır. Bu çelişkilere verilecek örnekler çoğaltılabilir. Cennet anaların ayakları altındadır sözü ile mirasta kadına verilecek mirasın erkeğin alacağının yarısına eşit olması Allahın kelamı kuranla nasıl alakalı olabilir. Bunlar ancak dar kafalıların uydurması olabilir.Gerçek şu ki kadın kutsaldır. Kadın yönetici olamazmış gibi yaklaşımlar islamla alakalıolamayacağı gibi Allah ın gazabının başımızdan eksik olmamasının nedenlerinden sadece bir tanesidir. Gücünün ve merhametinin sınırı olmayan yaradanın şanına bunu yakıştıranlar iyi bilsinlerki Allah aç gözlülüklerine dini alet etmelerinide elbette görüyor. Bu örneklerle devam edecek olursak yazı çok uzayacak.

Alevilerden inançları ile ilgili kaynak isteyen arkadaş şunuda elbette iyi biliyordur. Aleviler ne zaman özgür bir şekilde inançlarını yaşamışlar. Bu birbirlerine fazlasıyla tutkun ve saygılı olan topluluk hangi okulda, hangi kütüphanede, hangi cemevinde inançları ve kültürlerini yerine getirebilmişler.Hangi dini kurum aleviliğin başını çekmiş. Sovyetlerdeki türklere ne oldu islamiyeti neden unuttular. Bunlara ne zaman izin verilmiş, merak etmeyin izin verilse bu insanlar gösteriş için israf ederek her adım başına cami kurar gibi cemevi kurmazlar ama, sanat eseri cemevlerin aydınlık yüzlerine yakışır şekilde inşaa ederlerdi. Peygamber efendimizin vefatı ile birlikte ezilen, zülm edilen ve katledilen aleviler, yüzyıllardır soykırım ve asimile olmama mücadelesi verirken aynı zamanlarda anadolunun göbeğinde ot otlayarak karnını doyurabilecek kadar yoksuldular. Öyleya alevinin helal etmediği vergisi ile diyanette kul hakkı öğretenler aynaya bakmazsa alevi belgeyi napsın, nerden bulsun, aleviler belge değil canlarını herzaman kaçırmak zorunda kalmışlar. Keyfinden dağ köyleri alevi köyü değilya. Alevilerin belgesi İmam Ali camide, ehlibeyti kerbelada ve devamında yakılıp yok edilirken, aleviler bunu deyişlerine işlediler. Alevilerin belgesi hayat tarzlarıdır. Aleviler kadınlarını zorla kapatmayı bırakın bir kenara, kadın saçını namahrem görecek kadar hastalıklı bir anlayışla elbette bağdaşamazlar.Örnekleri arttırmayacağım.

Namaz oruç gibi ibadetler aleviliğin felsefesinde değil alevinin baskı altında yaşamasından dolayı terk edilen ibadetlerdir. Aleviliğin mayası ALLAH, MUHAMMED ve ALİ den beslenir. Sazıda ALLAH der. İçtiği suda İmam Hüseyin der. Ancak aleviler namazın ve orucun sayı ve şekille tutulmayacağınıda bilirler.Yüce Allahın şanında aciz kullarına şart koşmayı beklemek akıl hastalığıdır. Mevlananın seması neyse alevinin semahıda odur. Namaz vakti beş olabilir ama beş vakit farz olacağının ispatı nerde. Eğer peygamberden kavun yemeyi görmediği için Allahın nimetine sırt çevirenlerin alimliği önümüze atılacaksa bunu söyleyenleri Allah ıslah etsin demekten başka bir sözüm olmaz.

Bu arada bu konuya ek yapmam lazım anadolu aleviliği türkmen kültürü ile islam kültürünün kaynaşması olduğu biraz tarih araştırıldığında anlaşılır. Dolayısıyla araplardan ve şiilerden faklıdırlar.

Netice bu bugünkü islam diye müslümanların önüne konulan din Ehlibeytin katli ile muaviye ve sonrasının şekillendirdiği bir anlayış olup, akıllı ingilizlerinde bu durumu çok iyi kullanıp tarikat ve mezhepleri desteklediği, yönlendirdiği ve bugüne taşıdığı bambaşka bir din olduğunu anlamak için alevi olarak ramazanda sokaklarda gezerken anlamak kadar daha etkili bir yöntem yoktur herhalde. Peki ingilizler ve devamında global güçler neden bu işe el atsınlar ki işte ortadoğunun durumu, müslümanlar bu kıvamda olurlarsa bu güçler emellerine fazlasıyla ulaşırlar. Örneğin arap ülkelerinin en demokrat ülkesi suriyede yönetim sırf alevilerin elinde olduğu için istenmiyor. Çünkü aleviler bu güçlerin oyunlarına gelmez ve alet olmazlar. aleviler gidince şeriat morfini ile uyutulan suriyeyi kendi emellerine tepe tepe alet edecektir. Tarih ileriyi görmeyenleri günü gelince utandıracaktır.Daha başka örnek ırak afganistan filistin geçmişte ekilenlerin meyvasıdır yaşananlar.

Tüm bunlara Mustafa Kemal dehasının kurtuluş savaşına başlarken alevilerle olan temaslarını ve cumhuriyet fikri için alevilere bakış tarzına girmeyeceğim. Kuran ve ibadetin neden ana dil ile okunup yapılmadığı uzun konular. Sadece şunu belirtmem lazım aslında alevileri eleştiren ve alevilikle uyraşanların amacı alevilik düşmanlığıdır ki farklılıklar nedeniyle düşmanlık müslümanlığa aykırıdır. bunu yapanlar zaten müslüman kisvesinde ki imansızlardır. Neden mi islam dininde zorlama yoksa alevilere yapılanları ne hitler yahudilere yaptı, nede ermeniler türklere yaptı, kürtler zaten mezhepleri nedeniyle alevileri ellerinden gelse kesecekler. Nasıl müslümanlık anlayışı ise. Hal böyle iken alevilik yanlış bile olsa kime ne, bu düpedüz, kurgulanmış aklı olmayaıp galeyana gelen toplum psikolojisi ile hareket edip sırf alevi olduğu için oteldeki insanları yakan sığır sürüsü anlayışı değil de nedir. Sığır sürüsünden müslüman olurmu. Bu anlayış ile ancak ve ancak batıyı menun edersiniz çünkü aydınlanmanızı istemiyorlar. Bilgi çağında bulunduğunuz nokta bunu gösteriyor. Ben bunlara çokta üzülmüyorum ama geçmişin bedelini çocuklarına ödetiyorlar buna üzülüyorum. En çokta bu oyunlara gelmeyen alevilere üzülüyorum. Günah keçisi gibi başkalarının hatalarının cezasını çekmek zorunda klamak alevilerin kaderi olmamalı. Aleviler kimseye karışmaz ama tek istedikleri haklarının yenilerek dışlanmamaları, bununda hesabı ahirette elbette sorulacak.Alevilik neyse o kimseye yorum hakkıda vermez, karışma hakkıda vermez. Çünkü aleviler kendilerine kimlerin zarar verdiğinden tutun, kimlerin Allah diyerek canlarını kibrit yaktıklarını iyi bilirler. Bu zihniyetin inancına ve rehberliğine kanmayacak kadarda akıllıdırlar. Kısacası aleviler türklerin balık hafızalı olmayan türüdür.
Sponsor Reklamlar

Alevi ve PirCan bunu beğendiler.
Ali Benim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 28.08.11   #4
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 36
Mesajlar: 4.784
Rep Puani : 199
Standart Cevap: Alevilik, Namaz ve Mescit


Sevgili Aleviyyun Ben kendim ile celiski yasiyorum mantigima ters bir durum bana aciklarmisiniz.. 30 gun oruc tutup alaha haykirisdan sonra neden bayram yapiliyor..

biz aleviler muharrem ayinda 12 gunluk orucumuzdan sonra bayram yapmayiz, Sunnilige gore norma olan bir coksey bize gore gunahtir...

bu soruma cevap vermenizi bekliyorum... kim yanlis yapiyor engin bilgilerinizden yararlanalim....
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 29.08.11   #5
Aleviyyun
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Feb 2011
Nereden: Hatay
Yaş: 33
Mesajlar: 64
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilik, Namaz ve Mescit


Alevi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili Aleviyyun Ben kendim ile celiski yasiyorum mantigima ters bir durum bana aciklarmisiniz.. 30 gun oruc tutup alaha haykirisdan sonra neden bayram yapiliyor..

biz aleviler muharrem ayinda 12 gunluk orucumuzdan sonra bayram yapmayiz, Sunnilige gore norma olan bir coksey bize gore gunahtir...

bu soruma cevap vermenizi bekliyorum... kim yanlis yapiyor engin bilgilerinizden yararlanalim....

Değerli Alevi,
Öncelikle şunu söyleyim bende bir Aleviyim (Arap Aleviyim). Seninde bildiğin gibi Allah (c.c.) Kuran'da orucu farz kılmıştır. Oruç herşeyden önce bir ibadet şeklidir. Bayram yapılmasının nedeni bu ibadetin tamamlanmış olmasıdır.

Ramazan ayında tutulan oruçtan kısaca bahsedeyim.

Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur;
"183. Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Böylece umulur ki fenalıklardan korunursunuz.
184. Oruç sayılı günlerdedir. Sizden her kim o günlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutar. Oruç tutamayanlara fidye gerekir. Fidye bir fakiri doyuracak miktardır. Her kim de, kendi hayrına olarak fidye miktarını artırırsa bu, kendisi hakkında elbette daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer işin gerçeğini bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.
185. O sayılı günler, ramazan ayıdır. O ramazan ayı ki insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren Ve hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur'ân o ayda indirildi. Artık sizden kim ramazan ayının hilâlini görürse, o gün oruca başlasın. Hasta veya yolcu olan, tutamadığı günler sayısınca, başka günlerde oruç tutar. Allah sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez. Oruç günlerini tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden ötürü Allah'ı tazim etmenizi ister. Şükredesiniz diye bu kolaylığı gösterir.

186. Kullarım Ben'i senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da dâvetime icabet ve Bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler.
187. (Ey kocalar), oruç tuttuğunuz günlerin gecelerinde, eşlerinize yaklaşmak size helâl kılındı. Eşleriniz sizin elbiseleriniz, siz de eşlerinizin elbiselerisiniz. Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için yüzünüze bakıp, size bu lütufta bulundu. Artık bundan böyle onlara yaklaşıp Allah'ın sizin için takdir buyurduğu neslin arayışı içinde olun! Şafak vaktine, günün ağarması gecenin karanlığından fark edilinceye kadar yiyin için. Sonra gece girinceye kadar orucu tamamlayın! Mescidlerde itikâfta bulunduğunuz sırada eşlerinize yaklaşmayın! Bunlar Allah'ın yasak sınırlarıdır, sakın o hudutlara yaklaşmayın! İşte böylece Allah insanlara, zararlardan sakınıp korunmaları için âyetlerini iyice açıklar."
(Bakara Süresi)

Bilindiği gibi Yüce Allah, bizden öncekilere oruç tutmayı farz kıldığı gibi bize de farz kıldı.

Bu sayılı günler Ramazan ayının tamamı ve 30 gündür. Her ne kadar Sünni inancı bazen 29 gün tutsa da, normalde oruç 30 gündür ve Arap Alevileri hiçbir zaman 30 günden az oruç tutmamışlardır.
Oruç hakkında Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki: "Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevaba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, beş duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan, dilin orucu karnın orucundan hayırlıdır." (Nehcu’l Belağa s.396.) Hz. Ali (a.s.) bu sözlerinden anladığımız gibi bir Müslüman önce kalbin orucunu sonra dil orucunu tutmalıdır. Sadece yemekten kesilmek ile oruç tutmuş sayılmayız. Nitekim Hz. Fatıma (a.s.) buyurdu ki: "Oruç tutan dilini, kulağını, gözünü ve diğer organlarını haramdan korumazsa o tuttuğu oruç ne derdine değer ki!"

İmam Rıza (a.s.), "Oruç niçin emredildi?" diye sorulacak olursa cevap olarak şöyle denir; "Açlık ve susuzluğun zorluğunu görerek ahiretin fakirliğini anlamaları; oruçlunun alçak gönüllü, huşulu, mükafatlanması, sevaba ümitli olması, açlık ve susuzluk karşısında bilinçle sabretmesi ve böylece sevabı hakketmesi için oruç farz kılındı. Üstelik oruç, şehvetlerin ölmesine de sebep olur. Yine orucun farz kılınışı, dünyada insanlara bir öğüt olması, onları dini mükellefiyetlerini yerine getirmeye yöneltmesi, ahiret için kılavuz olması, dünyadaki yoksulların durumlarını anlamaları ve Allah’ın onların malında farz kıldığı hakları yoksullara eda edilmeleri içindir." Farz olan orucu herkesin eda etmesi gerekmektedir.


Allah (c.c.) bizi Kuran-ı Kerim ve Ehl-i Beyt yolundan ayırmasın...
Sponsor Reklamlar


Konu Aleviyyun tarafından (29.08.11 Saat 20:18 ) değiştirilmiştir.
Aleviyyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 29.08.11   #6
Aleviyyun
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Feb 2011
Nereden: Hatay
Yaş: 33
Mesajlar: 64
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilik, Namaz ve Mescit


Ali Benim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Aleviyyun isimli arkadaş anladığım kadarı ile aleviliğin aslında olmadığını ve alevilikteki iddialar ile dayanakların geçersiz olduğunu söylemeye çalışmaktadır.

Ali benim isimli arkadaş,
Şunu iyi biliniz ki, bende bir Aleviyim ve Aleviliğin olmadığını söylemedim. Bu sizin kıt anlayışınızdan kaynaklanan bir durumdur. Aleviliğin Kuran-ı Kerim ve Ehlibeyt yolu olduğunu, Hz. Resulullah (s.a.a.v)'a, Ehlibeyt'ine ve Ehlibeyt imamlarına uyulması gerektiğini söyledim. Sadece bu şekilde gerçek bir Alevi olunabileceğini anlatmaya çalıştım. Aleviliğin dayanağı ise Kuran-ı Kerim ve Ehlibeyt'tir. Bu nedenle Alevilik hak yoldur.
Bizler Alevi olarak Ehlibeyt'i örnek almalıyız ve onlar gibi ibadet etmeliyiz.

Alevilik dendiğinde ise aklınıza sadece Bektaşilik gelmesin. Şunu unutmayın ki Bektaşiler dışında da Aleviler vardır.
Aleviler, Hz. Ali’nin yolundan gidenlerdir, İslam’a bağlı kişilerdir. İslam Alevilikten, Alevilik de İslam’dan başka bir şey değildir. Hz. Ali’ye bağlı Müslümanlara (Alevilere) baktığımızda, bunların da iman ve ilim derecelerinin farklılığı nedeniyle birçok gruba ayrıldığını görüyoruz. Bunlara örnek olarak; Bektaşiler, Caferiler, Nusayriler (Arap Alevileri)… Verilebilir.

Bilindiği gibi yüce Allah İslam’ı Hz. Ali’nin velayeti ile tamamlamış ve İslam’ı insanlara din olarak seçmiştir. Bütün Müslümanların Hz. Ali’ye peygamberin vasisi ve halifesi olarak biat ettiği Gadir-i Hum gününde inen ayet bunun en somut kanıtıdır.

“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.” (Maide S. Ayet 3)
Sponsor Reklamlar


Konu Aleviyyun tarafından (29.08.11 Saat 20:16 ) değiştirilmiştir.
Aleviyyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 29.08.11   #7
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 36
Mesajlar: 4.784
Rep Puani : 199
Standart Cevap: Alevilik, Namaz ve Mescit


Aleviyyun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ali benim isimli arkadaş,
Şunu iyi biliniz ki, bende bir Aleviyim ve Aleviliğin olmadığını söylemedim. Bu sizin kıt anlayışınızdan kaynaklanan bir durumdur.

Sevgili Can, Kelimelerimizde daha secici olamim sonuc olarak burasi bir alevi sitesisi dogru veya yanlis uygun bir dille birbirimize hitap edelimki moderator arkadaslar bizlere yaptirim uygulamasinlar...


sordugum soruya cevap verdiginiz icin tesekur ederim.. yanliz verdiginiz bilgiler cok aciklayici degil dunya gorusum ve alevi yasantimla karsilastirdigimda malesef ikna edemediniz beni saygi duyuyorum inac bicimize ama bahsettiginiz anadolu aleviligi ile uzaktan yakindan hicbir alakasi yoktur ..
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 30.08.11   #8
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 36
Mesajlar: 4.784
Rep Puani : 199
Standart Cevap: Alevilik, Namaz ve Mescit


Islamlastirilmis aleviligi anlatiyorsunuz, alevilik bir yoldur bir durusdur.. alevilik boyledir boyle yapicaksin demek hatadir sucdur.. bence konuya arap aleviliginde namas ve mescit yazsaniz daha dogru olur alevilerin ibadet yerleri cem evleridir...

alevilik disindaki her inancda saygi duyuyoruz ama lutfen parantezle ayirin anadolu aleviligi arap aleviligi degildir
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet bunu beğendi.
Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 30.08.11   #9
Ali Benim
Avatar mevcut degil.
Banned
Banned Users
Üyelik tarihi: Aug 2011
Nereden: Ankara
Mesajlar: 17
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Alevilik, Namaz ve Mescit


Aleviyyun sizin açık bir şekilde söyleyemediğinizi ben net bir şekilde söyledim. Doğru siz direk alevilik yok diyemediniz, ancak yaşanan aleviliğin alevilik olmadığını da iki sayfalık bir metinde anlatmaya çalışmışsınız. Siz bunu açıkça yazmamışsınız ama aleviliğin bir çok uygulaması ile alevilerin yaşam tarzlarının aslında gerçek alevilik olmadığını anlatmaya çalışmak, alevilik bu değildir ve dolayısı ile yoktur demek değildirde nemektir. Bırakın kelime oyunlarını yazınızın geldiği nokta belli. Ya siz kendinizle çelişiyorsunuz, veya bu sitede kıt aklınızla kafa bulandırmaya çalışıyorsunuz. Sonradan verdiğiniz cevaplarda arap alevisi yani nusayri olduğunuzu vede uygulamada anlattıklarınıza uyduklarını ima etmişsiniz alevi isimli arkadaşa verdiğiniz cevapta, ki benim yazımıda kıt aklınızla doğru idrak etseydiniz, anadolu aleviliğinin benim tabirimle türkmen aleviliğinin, arap aleviliği ve diğer alevi gurublardan daha farklı olduğunu bu nedenle yaşam tarzlarının birbirlerine çokta benzemediklerini belirttim. Anadolu alevililerinin tarihteki en önemli rollerinden biri araplaşmaya direnmesidir. Uygulamaya gelince anadolu aleviliği sadece alevilik değildir, bir arap alevisi olarak farkındamısınız bilmem ama anadolu aleviliğ aynı zamanda türk kültürünün yozlaşmasına karşı bir direnişidir aynı zamanda. Anadolu aleviliğinin tarihi diğer islam anlayışlarına biat etmemek için çok canlarını kaybetti. Bu arada bay çok bilmiş siz verdiğiniz ayet örneklerini, mealden mi veriyorsunuz yoksa tesfirden mi yazıyorsunuz. Bi zahmet bunuda belirtinki insanların kafasında soru işareti kalmasın.

Alevi isimli arkadaşın sorusunu gerçekten anladınız mı, soru basit ramazan sonunda neden bayram ediliyor diye sormuş, siz kendinizce uzun uzun oruç ve ramazanı anlatmışsınız. İyi güzelde neden sonunda bayram var sorusunun cevabı nerde (Bayram yapılmasının nedeni bu ibadetin tamamlanmış olmasıdır.) soruyla ilgili tek yazabildiğiniz parantez içindeki cümle, kendiniz çalıp kendiniz dinliyorsunuz.


Unutmadan şunuda belirteyim kaleminle yazacaksan yaz, ukelalık yapıp canımı sıkma.....
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet ve PirCan bunu beğendiler.

Konu Ali Benim tarafından (30.08.11 Saat 22:41 ) değiştirilmiştir.
Ali Benim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 30.08.11   #10
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.111
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Alevilik, Namaz ve Mescit


Aleviyyun arkadaş, bence de konunun adı arap aleviliğinde namaz ve mescit olmalıydı. Aleviler, namazı Emevi yorumu olduğu için benimsemedi. Eğer sevgiye ve saygıya dayalı, aydın, yenilikçi, Hakk'ın, Muhammed'in, Ali'nin ve On iki İmam'ın izinden giden bir inanç diyorsanız bu Anadolu Aleviliğidir. Hem zaten sizin dediğiniz (Caferi v.b.) inançlar Şii'dir. Alevilik de öyledir, diğerleri yoldan saparken Anadolu Aleviliği Oniki İmam, Hakk'ın yolundan ayrılmamıştır. Bir İran'a ya da o kadar uzağa da değil Iğdır'a gidin, oradaki Şiilerin, Sünnilerden hiçbir farkı yoktur.
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İşte Namaz Kılan Aleviler Pir Mehmet Alevi Kültürü 116 30.11.12 20:18
Aleviler Neden Namaz Kılmaz Alevi Sorularla Alevi'lik 110 11.10.12 15:04
Alevilik de Namaz Damal Kızılbaşlığı Alevi'likte İbadet 0 23.11.11 13:22
namaz caner karagöl Sorularla Alevi'lik 4 11.07.11 17:57
Alevi öğrencilere zorla Namaz kıldırılıyor Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 6 14.05.11 16:31






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2