Sponsor Reklamlar


Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini istemeleri

 Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Araştırmaları Forumunda Bulunan  Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini istemeleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç6Beğeni
  • 1 gönderen Pir Mehmet
  • 1 gönderen devran
  • 2 gönderen munzuro
  • 2 gönderen Pir Mehmet

 
Seçenekler
Alt 16.07.11   #1
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini istemeleri


Qoçgirî İsyanı: Katliam ve Asimilasyon

15 Nisan 2011 Cuma Saat 18:51

Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini istemeleri,

Bir insanın kendi anadilini özgürce konuşması, anadilinde eğitim ve öğretim görmesi, anadiliyle mahkemelerde savunma yapması o insanın veya toplumun en doğal, en demokratik hakkıdır.
Anadil hakkı kutsaldır, ananın ak sütü gibi ak ve helaldır. Anadil aynı zamanda kültürün de şah damarıdır. Kültürün iki temel direğinden biri dil, diğeri inançtır, ancak dil esastır, önceliklidir. O nedenle büyüklerimiz "Berê zar û ziman, pâşê dîn û îman" yani önce dil, sonra inanç diyerek çok doğru bir tesbitte bulunmuşlar. Zira dil olmadan ne inanç olur ne de ibadet. Ancak çifte asimlasyona tabii tutulan Alevi Kürtler, bilhasa da Qoçgirî ve Dersim Kürtleri ne dillerini ne de inançlarını özgürce yaşayamadılar.

Asimilasyon tehdidi
Her ne kadar gelinen aşamada devlet Kürtlerin varlığını kabul etmiş gibi gözüküyorsa da Alevi Kürtler için en büyük tehlikelerden biri hâlâ kültürel soykırım olan asimilasyondur.
Qoçgirî insanı Kürt ve Alevi olduğu için 1921'de Meclis'in açılmasıyla beraber önce fiziksel soykırımdan (jenosid) geçirilmiş, peşinden çifte asimilasyona tabii tutularak kültürel soykırımdan (etnosid) geçirilmiş, bir yandan Türkleştirilmek, diğer yandan Sünnileştirilmek istenmiştir.

Tarihi arka plan
Bilindiği gibi 1. emperyalist paylaşım savaşı dediğimiz 1. Dünya Savaşı'ndan sonra adına yedi düvel denilen emperyalist devletler Anadolu'yu işgal edince, Kürtler ve Türkler yedi düvele karşı omuz omuza tüm cephelerde beraber çarpışarak Anadolu'yu düşman işgalinden kurtarıp Türklerin ve Kürtlerin beraber yaşayacağı ORTAK VATAN'ın temelini attılar.
Çok doğaldır ki düşman işgalinden beraber kurtarılan ortak vatanda yani Anadolu'da Kürtler de aynen Türkler gibi; başta Kürtçe dilinde eğitim ve öğretim hakkı olmak üzere, Türklerin yararlandığı tüm hak ve özgürlüklere sahip olmak, eşit ve özgür yurttaş olmak istediler.
Bu işin ilacı ve çaresi de o günkü şartlarda DEMOKRATİK ÖZERKLİK olarak formüle edilmiş ve Kürtlere bu konuda söz verilmişti. Bu çerçevede 23 Nisan 1920'de Meclis açılmadan önce Kürtlere verilen Demokratik Özerklik sözü Meclis açıldıktan sonra ne yazık ki yerine getirilmedi ve Kürtlere verilen tüm sözler unutuldu. "Alavere dalavere Kürt Memet nöbete" denip savaşta kırdırıldıktan sonra Kürtlere zırnık verilmedi.
Bunun üzerine başta Qoçgirîli Alişêr, Dersimli Seyid Rıza ve Nuri Dersimi olmak üzere Kürt Teali Cemiyeti'nin örgütlü olduğu diğer Kürt coğrafyasındaki Kürt liderleri Demokratik Özerklik taleplerinde direnince bu taleplere kanla cevap verildi.
Plana göre önce Qoçgirî ve Dersim'in işi bitirilecekti, fakat siyasi-askeri koşullar, konjonktür elvermeyince Dersim operasyonu daha sonraki bir tarihe bırakılmak üzere, evvela 1921 Newrozu'na girmeden Qoçgirî katliamı başladı. Peşinden 1925 Şeyh Said, 1927 Zilan ve 1937-38 Dersim jenosidi (fiziksel soykırım) yapıldı.

Tertele
Yavuz Selim'in 1514 yılında yaptığı Kızılbaş-Kürt katliamından daha beter olan II. Yavuz katliamı da diyebileceğimiz Qoçgirî Katliamı Türklük ve İslamiyet adına 1921 Mart ayında Qoçgirî'de başlatıldı. Yaşlılar bu olaya "VURĞUNA QÛRMİNC", Kürt vurgunu veya TERTELE diyorlar.
O tarihteki yöneticilerin talimatı ile sakallı Nurettin Paşa'nın emrinde Sivas'ta hazır bekleyen merkez ordusu ile Topal Osman'ın emrindeki gönüllü Laz alayları dört bir taraftan Qoçgirî'ye girdiler. Yaşlı, çoluk çocuk, kadın, hasta ayrımı yapılmadan insanlar, kurşun ziyan edilmesin denerek; süngülerle, hançerlerle, duvar diplerine dizilip üstlerine duvar yıkılmak suretiyle, sırıklarla dövülerek, sırıklara (kazığa çakılıp) ateşin önünde yakılmak suretiyle, ev damlarına toplatılıp üzerlerine gaz dökülüp toptan yakılmak suretiyle ve kaçanlar mitralyözlerle vurulmak suretiyle Qoçgirîliler büyük bir katliam ve soykırımdan geçirildiler.
Çardaklar, otlar, ahırlar içlerindeki hayvanlarla beraber, evler, damlar ateşe verildi. Binlerce canlı hayvan sürüler halinde çalınarak götürüldü. Yatak, yorgan, cacım, kilim, sitıl, tencık, kap kacak, un, buğday, yağ, çökelik, ne varsa Su şehri ve Alucra Deresi'nden Topal Osman'a katılan, vurgundan önce Qoçgirîli Alevi Kürtlere kirva diyen Ovalı, Suşehirli, Ezbiderli, Şanigarlı ve Alucralı, komşu Türk köyleri tarafından yağmalanıp tertele edildi. Şu anda dahi Suşehri ve Alucra Deresi'ndeki bazı kivralarımızın! duvarlarında halen Qoçgirili nenelerimizin kendi elleriyle ördükleri tertele edilen renkli Kürt halıları, cacım ve kilimleri asılıdır.
Katliam-isyan döngüsü
Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini istemeleri, Türklerin sahip olduğu demokratik hak ve özgürlüklerin Kürtlere de tanınmasını istemeleriydi. Kısaca Demokratik Özerklikti talepleri.
Qoçgirililerin bu haklı taleplerinin kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra sırasıyla Ağrı, Zilan, Dersim katliamları yapıldı.
Bu kadar vahşetten sonra bazı Qoçgirî ve Dersimli akraba ve kardeşlerimizin korkudan dolayı kendilerini en iyi Türk ve Müslüman göstermeleri bir yerde anlaşılabilir, ama kendilerini öldürtenlerin resimlerini yatak odalarına asmaları, kendisini katleden partiye halen oy vermeleri ise asimlasyona uğramış olmalarındandır. Bununun başka izahı mümkün değildir. İşte onun için ısrarla Alevi Kürtler için en büyük tehlikelerden biri de "asimilasyon"dur diyoruz.
Kürtlerin Türkleştirilmesi
Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber 88 seneden beri asimilasyon gereği Kürt dili yasaklandı, tarihte Kürt diye bir milletin olmadığı söylenip Kürtler inkar edildi, 20 milyon Kürt göz göre göre sıfır vatandaş sayıldı, Zaza Kürtler dağlı Türk olarak adlandırıldı.
Asimilasyon gereği Kürt yerleşim yerlerinin isimleri değiştirildi. Qoçgirî ve Dersim isimleri yasaklandığı gibi haritalardan silindi. Qoçgirî'nin ismi Gümüşakar olarak, Dersim'in ismi Tuncçeli olarak değiştirildi. Qoçgirî bölgesinin 700 yıllık Çit ismi İmranlı olarak değiştirildi. İmranlı ilçesindeki Cefan köyü Altınca oldu, sanki Cefan'ın dağında altın rezervi varmış gibi. 800 yıllık Kızılbaş Kürt dervişi Cogi'nin ismi Yünören oldu. Zimagîn ismi Kuzköy yapılarak ucube isimler türetilip isim kirliliği yaratılarak Kürtlerle alay edildi.
Asimilasyon gereği korku imparatorluğu kurularak Alişêr ve Seyid Rıza'nın ismiyle beraber Kürtçe isimler her tarafta yasaklandı. Alişêr'in, Seyid Rıza'nın ve Şêx Said'in ismini ağzına almak her babayiğidin harcı değildi. Cuntacıların ve katillerin isimleri teşvik edildi. Qoçgirîli Kürtler çocuklarına Alişêr ismini takamadı ama Kemal, Gürsel, Sunay, Bülent, Yavuz gibi isimlerden geçilmez oldu. Aradan yıllar geçtikten sonra o Kemaller ve Gürseller büyüyünce Alevi Kürtlerin ve Alevilerin oylarını kaçırmamak için vitrin süsü olarak katliam yapan partilerin yüksek mertebelerine getirildiler.
Asimilasyon ve beyin yıkama metoduyla Kızılbaş Kürtleri kendi cellatlarına aşık ettiler. Asimilasyon politikalarıyla Qoçgirî, Dersim, Maraş, Madımak ve Gazi katliamlarının arkasındaki partiyi ve güçleri göremeyecek kadar Alevi Kürtlerin gözlerine adeta mil çektiler.
Ne zamanki Kürtler mücadele ederek bileğinin gücüyle kendilerinin varlığını kabul ettirip Kürt hareketi güçlendi, ondan sonra da çeşitli alavere dalaverelerle Kürt mücadelesini zaafa uğratmak, Kürtleri bölmek için 90 yıl önce başvurdukları yalanları tekrar piyasaya sürdüler.
Kızılbaşların Sünnileştirilmesi
Cumhuriyetle beraber 1925 yılında Hacı Bektaş dergahı kapatılıp, Alevi cemleri yasaklanmış, Alevilerin inancına ambargo konmuş, Alevi cemleri gizli yürütülmek zorunda kalınmıştır.
Alevi öğretisini yayan Dersimli yurtsever pirler çıban başı görülerek hedef tahtasına konmuş,1937-38 Dersim Katliamı'nda 7 sülalesiyle beraber ya öldürülüp yok edilmiş ,ya da batı illerine sürgün edilerek Alevi inancı kökten bitirilip yok edilmek istenmiştir.
Katliamdan kurtulabilen pirlerin bir kısmı parayla satın alınıp muhbirleştirilerek Seyid Rıza'nın yaş küçültme davasında yalancı şahitlik yaptırılarak Seyid Rıza idama gönderilmiştir.
Asimilasyon politikası gereği sahte pirler türetilip bu sahtekarlar eliyle "Namaz esasında Alevilerin hakkıdır" denilerek Alevi köylerine cemevi yerine camiler yapılmıştır.
Asimilasyon gereği yatılı bölge okullarında Alevi Kürt öğrenciler küçük yaştan itibaren bir yandan Türkleştirilip diğer yandan Sünnileştirilmeye çalışılmıştır. Alevi çocuklarına zorla namaz kıldırılmış, okullarda zorunlu din dersleri konularak Sünnilik dayatılmıştır.
Asimlasyon gereği Kürt tarihini çarpıtarak yazanlar Alevilik tarihini de çarpıtıp yalan yanlış yazdılar. Aleviliğin İslamiyetten önceki dini olan Zerdüştiliğin bir devamı ve günümüzdeki uygulaması olduğu, İslamiyet'le ve 4. halife Ali'yle ilgisi olmadığı halde Aleviliği götürüp İslamiyet'in göbeğine oturtup Ali sevgisine bağlanarak İslamcı Türkçü resmi görüş doğrultusunda Aleviler yönlendirilmiştir. Aleviliğin Zerdüşt inancının devamı olduğu, Zerdüştiliğin gereği Güneşe ve onun bir parçası olan Ateşe ve ateşin alevi olan Kürtçe "alav"a saygıdan ileri geldiği inkar edilerek bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı yaratılmıştır.
Alevliği Xorasan'da yayan Zerdüşti Kürt Eba Müslüm Xorasani, Ebul Vefa Kürdü, Beyazid Bestami, Halacı Mansur, Seyid Nesimi gibi Alevi düşün ve felsefe öncüleri bir kenara bırakılıp Alevilikle ilgisi olmayan koyu bir şeriatçı ve Şii olan İmam Cafer Sadıkın Buyruk adlı (kim tarafından yazıldığı belli olmayan) kitabı Alevilerin dini kitabı gibi gösterilerek Aleviler çaktırmadan Sünniliğe özendirilmiştir.
Kılıçdaroğlu'nun Alevi ve Kürt alerjisi
Kürt hareketinin güçlenip Kürt sorununda demokratik çözümü dayatması üzerine Kürt hareketini zayıflatmak, Alevi Kürtleri Kürt mücadelesinden koparmak, Kürt sorununu sadece "Güneydoğu" sınırları içine hapsetmek için 90 yıl önce Qoçgirî Kürtlerinin mücadelesini bölüp isyanı bastırmak için başvurulan "Qoçgirî aşiret reisi Alişan Bey ve Haydar Bey Şafidir, Qoçgirîliler Alevidir, nasıl bu Şafilerin peşine takılıp isyana katılırsınız" şeklindeki dezenformasyon ve yalan propaganda bugün "Aleviler Kürt değil Türk'tür, Alevi'nin Kürdü olmaz, Kürtler şafidir" şeklinde propaganda edilerek Kürt mücadelesi içerden bölünmek istenmiştir.
Bütün bu olanlar Alevilerin ve Kürtlerin içindeki inkarcı, işbirlikçi Xızır paşalar ve İdrisi Bitlisiler eliyle yapılmıştır.
Bugün gelinen aşamada devletin başbakanı dahi Seyid Rıza'nın sözlerini hatırlatarak devletin Dersim'de katliam yaptığını itiraf ettiği halde Dersimli Kürt Alevi ve üstelik dede soyundan olan CHP'nin genel başkanı bunu duymazlıktan, görmezlikten geliyor. CHP'li milletvekili Onur Öymen, Meclis kürsüsünden açıkça Dersim Katliamı'nı savunurken CHP Genel Başkanı gülümseyerek Onur Öymen'i izliyor. Dersimli Kürt Alevi Kılıçdaroğlu; Kürt sorununa nasıl bakıyorsunuz sorusuna "Etnik temelde siyaset yapılmasını doğru bulmam" diye cevap veriyor. Aynı şekilde Alevi hakları ile ilgili ne düşündüğü sorulduğunda; "İnanç temeline dayalı siyaset vatandaşları böler" diyerek Kürt ve Alevi kelimelerini ağzına almaktan dahi korkuyor.
Seyid Rıza ve Şêx Said'in mirası
Bugün için düzenin mağduru durumunda olan Kürtlerin, Alevilerin, sosyalistlerin, ezilenlerin ilacı Demokratik Özerkliktir, daha geniş demokrasidir. Kürtler özgürleştikçe Aleviler ve Türkler de özgürleşiyorlar. Bugün Alevilikten dolayı hapishanelerde bir tek insan yoktur. Ama Kürtlükten dolayı dama tıkılan on binlerce Kürt vardır.
Bundan 90 yıl önce Qoçgirî Alişêr'in, Dersimli Seyid Rıza'nın, Xınıslı Şêx Said'in istedikleri Demokratik Özerklik projesi aradan 80-90 yıl geçtiği halde şu an için halen acil bir talep ve bir siyasi çözüm olarak karşımızda duruyor.
Diğer yandan tüm Alevi Kürtlerin büyük bir azim ve kararlılıkla asimilasyoncuların, inkarcıların, döneklerin ve işbirlikçilerin inadına işte-aşta-mahkemede-evde-okulda-piknikte-düğünde-ölüde hayatın her alanında Kürtçe konuşmaları, kültür ve geleneklerini Kürtçe yaşamaları, cem ve ibadetlerini Kürtçe yapmaları asimilasyon zehirinin en büyük panzehiri olacaktır. Bu alanda en büyük görev başta Kürt analarına, bilahare dengbêjlere, sanatçılara, pirlere, dernek ve vakıflara, cemevleri görevlilerine, Kürt aydın ve yazarlarına düşmektedir.
'Kürt vekil'lerin inkar ve ihanet batağı
Şu anda AKP'deki yüzlerce Kürt milletvekili, CHP'deki onlarca Alevi veya Kürt Alevisi milletvekileri sadece şahsi çıkarları ve koltuklarını düşünmeyip biraz da Alevilerin ve Kürtlerin sorunlarıyla ilgilenmiş olsalardı yani ihanet ve inkar batağına sapmamış olsalardı Aleviler ve Kürtler bu kadar mağdur olmazlardı.
Bırakın sıradan Kürt veya Alevi milletvekillerini bu memlekette Maraş'ta Kürt Alevi Katliamı yapılıyor iken başbakanlık yapan Malatya Akçadağ sürgünlerinden Kürt kökenli Ecevit için de Kürt sorunu diye bir sorun yoktu. O da Kürt kelimesini ağzına dahi alamadı. 70'li yıllarda Tandoğan'daki CHP mitinginde "Kurdanra azadî" diye slogan atan Kürt öğrencilere tahammül dahi edemeyip polis zoruyla miting dışına atırdığı hâlâ hafızalardadır.
Devletin Başbakanı'nın Dersim Lideri Seyid Rıza'nın idama giderken söylediği sözleri eksik de olsa dile getirmesi Dersim Katliamı'nı kabul etmiş olması da yetmiyor. Seyid Rıza'nın niçin idam edildiğini ve idama giderken söylediği sözleri de bilmesi gerekirdi. Baytar Nuri (Veteriner doktor Muhammed Nuri Dersimi) "Kürdistan Tarihinde Dersim" adlı eserinde Seyid Rıza'nın idama giderken "Yazıktır, günahtır zulümdür, beni suçsuz yere idam ediyorsunuz, Kürdistan şehitlerine katılıyorum, yaşasın hür ve müstakil Kürdistan" dediğini ve ilerlemiş yaşına rağmen celladı iterek ilmiği kendi eliyle boynuna geçirip sandalyeyi tekmelediğini yazıyor.
Bugün gerek kültürel soykırım, gerek siyasal soykırım son hızıyla devam ediyor. Demokratik Özerkliği talep eden yüzlerce Kürt siyasetçi hapishanelerde çürütülmeye ve anadillerinde savunma hakları engelenerek insanlık suçu işlenmeye devam ediliyor, her gün onlarca Kürt siyasetçisi içeri atılıyor.
Yusuf ZERİ / Araştırmacı
Yararlanılan kaynaklar:
1-Nuri Dersimi-Kürdistan Tarihinde Dêrsim
2-Mehmet Bayrak-Basında çıkan yazılar ve kitapları
3-Dr. Cemşid Bender-12 İmam ve Alevilik
4-Dr. Cemşid Bender-Kürt Tarihinde Alevilik
5-Dersimli araştırmacı Kazım Yeşilgöz-Zerdüştiliğin Devamı Olan Alevilik
6-Qoçgirî yaşlılarının anlatımları
kaynak:Ö.gundem
Sponsor Reklamlar

munzuro bunu beğendi.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.10.11   #2
Damal Kızılbaşlığı
Damal Kızılbaşlığı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2011
Nereden: Damal, Ardahan.
Mesajlar: 31
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini isteme


Soramadan edemeyeceğim. Koçgiriler Koçkar Ata'dan gelmediler mi? Evet. Peki ya bu Kürtperestlik de neyin nesi oluyor? Tekrar söylüyorum. Kürt Aleviliği yoktur. Kürtleşen Alevilik vardır. Alevilikte kaç tane Kürt büyüüü var?
Pir Sultan, Hacı Bektas, Sah Hatayi vs bunlar Kürt mü?

Her Kurtce konusan Kurt degildir. Konusan Aleviler, tarihte Kürtlerin yaptığı Alevi katliamlarından kaynaklanıyor ki Alevilerin bu zulme karsı korunmak icin tek şansları Kurt kimliğine sığınmaktı.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ ~~~~~~

Kürt Alevi olmaz fakat Kürt Bektaşi olabilir. Bektaşilik sadece Türk Aleviliği değildir. Tüm 73 milleti kapsayan bir tarikattır. Kızılbaşlık (Alevilik) ise sadece ve sadece Türklere özgü bir inançtır. Karıştırmayın birbiri ile. Her milletten Bektaşi olabilir. Çünkü Bektaşilik soy şartı gerektirmeyen bir tarikattır. Kızılbaşlık (Alevilik) da böyle bir şey söz konusu değildir.

Kızılbaşlık şöhretimiz, tacımız.
Gelin bir olalım bitsin acımız.
Bir ölür, Bin doğar bizim gücümüz!
Sponsor Reklamlar

__________________
Kün deyince bezm-i Elest’den evvel,
Alemi var eden sultan Ali’dir...
Damal Kızılbaşlığı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.10.11   #3
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini isteme


Damal Kızılbaşlığı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Soramadan edemeyeceğim. Koçgiriler Koçkar Ata'dan gelmediler mi? Evet. Peki ya bu Kürtperestlik de neyin nesi oluyor? Tekrar söylüyorum. Kürt Aleviliği yoktur. Kürtleşen Alevilik vardır. Alevilikte kaç tane Kürt büyüüü var?
Pir Sultan, Hacı Bektas, Sah Hatayi vs bunlar Kürt mü?

Her Kurtce konusan Kurt degildir. Konusan Aleviler, tarihte Kürtlerin yaptığı Alevi katliamlarından kaynaklanıyor ki Alevilerin bu zulme karsı korunmak icin tek şansları Kurt kimliğine sığınmaktı.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ ~~~~~~

Kürt Alevi olmaz fakat Kürt Bektaşi olabilir. Bektaşilik sadece Türk Aleviliği değildir. Tüm 73 milleti kapsayan bir tarikattır. Kızılbaşlık (Alevilik) ise sadece ve sadece Türklere özgü bir inançtır. Karıştırmayın birbiri ile. Her milletten Bektaşi olabilir. Çünkü Bektaşilik soy şartı gerektirmeyen bir tarikattır. Kızılbaşlık (Alevilik) da böyle bir şey söz konusu değildir.

Kızılbaşlık şöhretimiz, tacımız.
Gelin bir olalım bitsin acımız.
Bir ölür, Bin doğar bizim gücümüz!

Koçgirililer öz ve öz Alevi Kürt topluluğudur. Bir kere KOÇ = GÖÇ KİRİ = ETMEK demektir. Yani göç eden anlamına gelir. Kürt Aleviliği yoktur, Kürtleşen Alevilik vardır demişsin, Alevilik hiç kimsenin tekelinde değildir, Alevilik 72 Millete bir gözle bakmamızı öngörürken biz Aleviler, neden böyle ayrım yapıyoruz. Alevilikte Kürt büyüğü yoktur demişsiniz Baba Mansur'u, Nuri Cemaleddin'i, Seyit Seyfi'yi, Sultan Sahak'ı, Ağuçan'ı mı yok sayacağız. Kürtçe konuşan Kürt değildir fakat bu insanların çoğu Çaldıran kırımından önce de Kürttüler. Unutmayınız ki Şah İsmail'in yanında Kızılbaş Kürt aşiret ve ocakları da savaşmıştır.
Sponsor Reklamlar

__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.10.11   #4
Damal Kızılbaşlığı
Damal Kızılbaşlığı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2011
Nereden: Damal, Ardahan.
Mesajlar: 31
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini isteme


O zaman Koçkar Ata'da kim oluyor? Bu ne saçmalık? 72 milleti bir görmek Bektaşi kanunlarındandır. Bizlerde teberra ve tevella kanunları yani Ehlibeyt'i seveni sevme, düşmanına ise düşman olma. Peki ya İdris Bitlisi ve Bıyıklı Mehmet Paşa gibi Alevileri Kürtleştirenler bizim dostumuz mu, düşmanımız mı? Bugün Kürt Alevilerinin hepsi, Türkdür. Osmanlı'nın Kürtleştirme zulmüne karşı Kürt kimliğine gizlenenlerdir. Şimdi ise tamamen aslınızı yitirmişsiniz. Yazık çok yazık...
Sponsor Reklamlar

__________________
Kün deyince bezm-i Elest’den evvel,
Alemi var eden sultan Ali’dir...
Damal Kızılbaşlığı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 21.10.11   #5
devran
Avatar mevcut degil.
Moderatör
Deneme Mod.
Üyelik tarihi: Jun 2011
Mesajlar: 197
Rep Puani : 20
Standart Cevap: Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini isteme


Damal Kızılbaşlığı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
O zaman Koçkar Ata'da kim oluyor? Bu ne saçmalık? 72 milleti bir görmek Bektaşi kanunlarındandır. Bizlerde teberra ve tevella kanunları yani Ehlibeyt'i seveni sevme, düşmanına ise düşman olma. Peki ya İdris Bitlisi ve Bıyıklı Mehmet Paşa gibi Alevileri Kürtleştirenler bizim dostumuz mu, düşmanımız mı? Bugün Kürt Alevilerinin hepsi, Türkdür. Osmanlı'nın Kürtleştirme zulmüne karşı Kürt kimliğine gizlenenlerdir. Şimdi ise tamamen aslınızı yitirmişsiniz. Yazık çok yazık...

Değerli can Bektaşi ile Aleviliği nasıl ayırt ediyorsun ?
ben Aleviyim Çok şükür ama tam bi Bektaşi uslubum var ?

sizden ricam kimseye acıma duygularınızla mesajlar yazmamanız ve kimseyidde hakir görmemeniz
Alevilik eğer dünya kurulmadan var ise ve buna da inancınız var ise 72 millete bir bakabiliyor olmalısınız
Kürdünde Türkünde lazında çerkesinde Türkmeninde Alevisi var can
belkide biz kürtlerin yurduna geldik ve onları ocaklarından ettik
hani şu orta asya göçünü hatırlıyorsanız ?

lütfen üslubunuzu düzeltiniz !

hatamız varsa affola pirim yardımcınız Hızır yoldaşınız olsun
gerçek erenler demine...
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet bunu beğendi.
__________________
Har içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
İblisin talim ettiği yola minnet eylemem

Konu devran tarafından (21.10.11 Saat 21:48 ) değiştirilmiştir.
devran isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 22.10.11   #6
munzuro
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2011
Nereden: izmir
Mesajlar: 74
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini isteme


Damal Kızılbaşlığı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
O zaman Koçkar Ata'da kim oluyor? Bu ne saçmalık? 72 milleti bir görmek Bektaşi kanunlarındandır. Bizlerde teberra ve tevella kanunları yani Ehlibeyt'i seveni sevme, düşmanına ise düşman olma. Peki ya İdris Bitlisi ve Bıyıklı Mehmet Paşa gibi Alevileri Kürtleştirenler bizim dostumuz mu, düşmanımız mı? Bugün Kürt Alevilerinin hepsi, Türkdür. Osmanlı'nın Kürtleştirme zulmüne karşı Kürt kimliğine gizlenenlerdir. Şimdi ise tamamen aslınızı yitirmişsiniz. Yazık çok yazık...

şimdi değerli dostum bir şeyler söylüyorsunuz ama düşündükleriniz, yazdıklarınız alevi aklı ve vicdanından kaynaklanmıyor. aleviler oldukça ciddi bir düşünsel kirlenme yaşamakta. bu ise kendi kendine gerçekleşen bir durum değil. yüz yıllar değil binyıllardır aleviliği yok etmeye çalışan ve aleviliğin üzerine kurulu olduğu "vicdan"dan mahrum gelenekler/odaklar tarafından dayatılan, yaratılan bir kirliliktir. bu gün için bakıyorum yol kardeşlerimin durumuna ve üzülüyorum. durum gerçekten vahim... ama umudumu korumak istiyorum, çünkü ceddimizin güttüğü "İkrar İman " süreği bizlerin vicdanında hiç değilse bir iz bırakmış olmalı.
değerli can, belirtmek isterim ki aleviler tarihe, bugüne ve sorunlara "alevi aklı ve vicdanı" ile bakar, değerlendirirler. milliyetçilik/ırkçılık zavallı ve sığ bir ideolojidir. alevi yolu hakikattır ve hakikat bir tanedir... tüm halkların akıl ve vicdan yolu sadece ve sadece "hakikata" çıkabilir. işte insanlık "Hakk"ta" mevcut olan bu yolu bilemediğimiz kadar erken tarihlerde keşfetmiş, Türk, Kürt, Arap, Arnavut ve bilemediğim pek çok halkı hakikat etrafında buluşturmuştur. bu buluşma "eşitlerin" buluşmasıdır. bu buluşma özgür bir buluşmadır...bu buluşmanın adı, "bir toplam anlamına gelen" "yetmişüç"tür...
iyilik süreği vardır ki, tüm fenalıkların son bulabilmesi için tek seçenektir, Yol'umuz bu çığır üzeredir. kötülük süreği vardır ki yeryüzünde ki cümle fenalıkların nedenidir...
bakın dünyanın neresinde olursa olsun insan hak ve özgürlükleri vardır ve çifte standart kabul etmez ya, öyle bir şey... diyeceksiniz ki her kesin tarif ettiği hak ve özgürlükler farklı... fakat "hakikat Yolunda" böyle değildir. Hakk'ın bir tek hukuku vardır ki, cümle eşyayı kapsar... Yol, vicdan ve adalet üzerine kuruludur. cümle eşya "bir nur"dan gelmiştir... bütün diller haktır, çünkü Hakk'tan gelmişlerdir. hatırlayalım, Hakk'ta mevcut olmayan hiç bir şey doğup gelemez'... insan zulümata düşmüş, binyıllardır birbirini boğazlamakta, gasp etmekte, kendini diğer varlıktan ayrı görüp canlı cansız her varlığı ayaklar altına almaktadır... Alevi süreği bunu kabul etmez... Alevi süreği ebedi barış ve sevgiyi gerçekleştirmeye çalışır ki, buda hakk ile buluşmakla mümkündür... kine, kibire, zorbalığa itibar edemeyiz...
insan düşmanı ırkçı ideolojiler yakın yüz yılların ürünüdür.. yine insanın insana zulmü ve cümle eşyaya düşmanlaşması, aykırı düşmesi daha eski tarihte ortaya çıktı. o gündür bu gündür bir boğazlaşmadır aldı gidiyor. Hakk'ın emri Rızasına uyan aleviler ise işte bu yanlışların dışında kala bir "toplamdır".
sevgili canlar bu konu engindir ve akılları zorlayacak kadar derinliklidir.
Yol, kainata içerilidir... bu sürek varlığın her zerresinde "mevcuttur". ve kötülük süreğide aynı mekandadır.. ve ikiside "insanda" zahire çıkar, kendini insanda gerçekleştirir... insanın tercihi Hakk'ın süreği olan "ikrar ve imandan" yana olmalıdır. Hakk ancak bu şekilde meydana gelebilir, kırklar meclisinde gerçekleşen "eşitlerin" birliği böyle gerçekleşebilir.
canlar, kainat "Bir"den, "mevcut"tan doğup geldi ise, tüm diller ve insanlarda oradan geldiler. tekrarlıyorum; cümlesi Hakktır... insanlar sadece sürekleriyle dara çekilebilir, yanlışlarıyla eleştirilebilir.. etnik ya da dilsel aidiyetleriyle asla!...
biz Alevilerin gerçekleştirdiği buluşma, insanlığın ortak akıl ve vicdanının aradığı, özlediği bir buluşmadır, harcamayalım... sevgili can, eğer etnik aidiyetin Türk'lük ise doğal olarak bununla mutlu olabilirsin, kendini en iyi orada bulabilirsin. son derece normal ve doğaldır... dikkatini çekeyim, hangi halkın dilinden olursa olsun, acı da, mutlulukta, keder ve hüzünde aynı duygulardır, o dili bilemezseniz bile duyguyu mutlaka tanırsınız... çünkü cümlesi bir alemin malıdırlar... duyar, algılarsınız, yeterki bilinciniz ve yüreğiniz zulümat (cümle kötülükler) ile kirlenmemiş olsun...
ve can, her bir insan sizin gibi insandır, aidiyetleri vardır, sizin gibi onlarla mutlu olabilir... çok görebilirmiyiz? her bir renk sayısız güzellikler içerir, bunları insanlığa sunar. yeterki görebilelim, duyabilelim... dahası, aksi tutuma hakkımız olmadığını bilelim; daha güçlü olsakta...
bırakalım yer yüzünü, yaşadığımız ülke nelere şahid oldu... ne kadar can yandı. sonuç? insan sadece kalıbıyla/bedeniyle insan olamaz. sireten insanlaşabilmek gerekiyor ki, bu da İkrar İman süreğiyle mümkündür.
aleviler tarihsel süreklerinden koparılmak uzaklaştırılmak, haksızlıkların, yanlışların zeminine çekilmek isteniyor... haksızlığa, yanlışlara ortak olmayalım. alevi yolu ulu, derinlikli ve insanlığa gelecek vaadeden bir yoldur, çiğnetmeyelim. barış ve sevgi yolcusu olan, haksızlığa ve haksızlara yol vermeyen topluluğumuz her an saldırı altındadır, manipüle edilmektedir. ne yazık ki ciddi bir düşüş ve kirlilik üstümüze kara bulut gibi çökmüştür. çözümü öğretimizi yeniden tanımakta, Yol'un ne olduğunu bilince çıkarıp yeniden İkrarlı bir toplum olabilmemizdedir. güçlüye biat verip kötülüğe ortak olma alevi duruşu değildir. haram sofralara çökenler çoğaldı. zalimin saflarına doluşanlar çoğaldı... dahası zalimin kılıcı olmaya heveslenenlerimiz az değil...
Hakk birdir, adalet birdir. ne İmam Hüseyin, ne de ardılları zalime biat vermedi, haram sofralara itibar etmedi...
her alevi Hakk'a bağlı kalmak durumundadır.
ben bir kez daha alevi aklı ve vicdanına davet ediyor, cümle mazlumların yarası yaramızdır, davası davamızdır diyorum. aşkı niyazlarımla..
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet ve devran bunu beğendiler.
munzuro isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 23.10.11   #7
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini isteme


Damal Kızılbaşlığı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
O zaman Koçkar Ata'da kim oluyor? Bu ne saçmalık? 72 milleti bir görmek Bektaşi kanunlarındandır. Bizlerde teberra ve tevella kanunları yani Ehlibeyt'i seveni sevme, düşmanına ise düşman olma. Peki ya İdris Bitlisi ve Bıyıklı Mehmet Paşa gibi Alevileri Kürtleştirenler bizim dostumuz mu, düşmanımız mı? Bugün Kürt Alevilerinin hepsi, Türkdür. Osmanlı'nın Kürtleştirme zulmüne karşı Kürt kimliğine gizlenenlerdir. Şimdi ise tamamen aslınızı yitirmişsiniz. Yazık çok yazık...

Koçgirilerin atası Hıdo Fincangir ne ara Koçkar Ata oldu?
Ahmet Yurt Dede'nin şu sözleri Alevilikte 72 Millet felsefesini çok güzel açıklar:
Biz de mevlanın kuluyuz
72 dil biliriz

Yani Alevilik ile Bektaşilik ayrı değildir. Aleviliğin bir koludur Bektaşiliktir. İdris Bitlisi gibiler bizim baş düşmanımızdır. Ama Kürtler düşmanımız değildir. Ona bakarsan Yavuz da Türkmen kökenli bir ailenin soyunu devam ettirmektedir. Yani Alevilik Kürtleşmemiştir. Osmanlı eğer bizi Kürtleştirseydi Koçgiri ve Dersim hadiselerinde tekrardan Türkleştirdik. Bir de kendinize Aleviyim diyorsunuz, Alevisiniz ama sevgiyi bilmiyorsunuz, asıl size yazık.
Sponsor Reklamlar

devran ve munzuro bunu beğendiler.
__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.

Konu Pir Mehmet tarafından (23.10.11 Saat 12:37 ) değiştirilmiştir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kürt alevi olurmu Alevi Alevi Araştırmaları 5 23.11.11 17:21
Neden Kürt Sorunu Var,Sizce Bütün Kürt'ler Bölücümü ? Alevi Siyaset/Politika Tartışma Mekanı 13 19.05.11 17:52
Osmanlı-kürt ittifakı ve alevi katliamı gezgin1881 Alevi'lik Tarihinde Üzücü Olaylar 11 14.02.11 17:12
Kürt-Alevi Açılımı sukru yildiz Şükrü Yıldız 5 24.12.10 23:22
Kürt Alevi Dedeleri bir arada Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 0 10.06.10 14:30




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2