Sponsor Reklamlar


 
Seçenekler
Alt 29.08.10   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 38
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart Abdal Musa Erkani-1


Bu yazıda Antalya’nın Elmalı ilçesi Tekke köyünden Sadık Doğan (Sadık Dede)’nin anlatımı ile, her yıl Muharrem ayından önce gerçekleştirilen Abdal Musa cemlerinin nasıl yürütüldüğü konusunda aydınlatıcı bilgiler sunulmaktadır. Cem başlamadan önce yapılan hazırlıklar ile cem sırasında uyulması gereken kurallar, cemdeki görev dağılımı, dedenin görevleri, talibin yapması gerekenler bir cem havası içerisinde anlatılmaktadır. Aynı zamanda bu yazı ile cemde okunan dualar ve gülbangler de aynen cemde söylendiği şekilleri ile verilmektedir. Sohbet geleneği içerisinde sunulan bu yazıda orijinal ifadelere ve yöresel ağızlara dokunulmamıştır. Sözlü geleneğin son örneklerinden birisi olması, yer yer Dede Korkut anlatımında, yalın ve coşkun bir dille sunulması açısından önemli gördüğümüz bu derlemeyi okurlarımıza sunuyoruz.


Her yıl Muharrem ayı gelmeden birkaç gün önce cem yapılır ve bu sebeple herkes bir araya gelir. Bir Muharrem ayından diğerine kadar o cemde bulunanlar kendilerini idare edecek on iki postun sahiplerine “kabul ettik” diyerek niyaz ederler. Seçilen baba yalnız kendi gözcüsünü alır ve bağlı bulunduğu mürşidine giderek ondan bir yıllık icazet alır. Buna “başını okutmak” da denir. Baba başını okuttukdan sonra gözcüyle istişare edip, halkı pervane ulusuna söyleyerek, Cem Evi’nde toplar. Halk Cem Evi’nde toplandıktan sonra ise on iki postun şahısları seçilir. Bunlar:


l- Baba : Erkanı yürütür

2-Gözcü : Cemin ihtiyaçlarını karşılar

3-İznikçi : Buna kapıcı da denir

4-Meydancı : Cemin temizliği ile ilgilenir.

5-Güvende : Cemin güvenliğini idare eder.

6-Carcı : Süpürgeci

7-Ayakçı : Aşçı yardımcısıdır

8-Sofracı : Sofra kurar

9-Selman : Abdest suyu dağıtır

10-Kurbancı :Kurban keser.

11-Sâkî : Cemde sakka suyu dağıtır ve dualar

l2-Pervane ulusu: Cemin pervanesinin piridir. (Semah ekibine pervane denir.)


Hizmetin on iki olmasının sebebi Abdal Musa Erkanı’nın on iki posta sahip olmasıdır. Bu posta sahipler seçildikten sonra bir yıl bu babanın emrinde erkan süreceğim diyerek icazet alırlar ve başını okuturlar. Bunun için ilk önce gözcü gelerek abdestini alır. Çoraplarını çıkarır ve babanın karşısına durarak ellerini göğsüne bağlar. Ardından şu tercümanı (gülbank) okur:

“Bismişah Allah Allah. Elim erde, yüzüm yerde, gönlüm darda. Erenlerin dâr-ı ma’sûnunda, Hak yolunda Muhammed, Ali divanında, malım kurban, tenim tercüman. Bu fakirden arınmış incinmiş can varsa dile gelsin, bile gelsin, hakkını talep eylesin. Bercemali Muhammed, kemal-i İmam Hasan, Şah İmam Hüseyin”

Baba da cemaate sorar: “Bu candan şikayetçi var mı?” Canlardan “ben dargınım” diyen olursa hemen orada barıştırılırlar. O ceme dahil olan herkes kesinlikle barışık olmalıdır. Bu erkanda katı bir mahkeme vardır. Her türlü sorun burada çözüme ulaştırılır. Küs olan can barıştırıldıktan sonra babanın yanına diz çökerek sağ dizini babanın dizine dayar, başını babanın dizine koyar. Baba da talibin omzuna elini koyarak On İki İmamları şöyle salavatlar:

“Bismişah Allah Allah

Allahümme nur-ı Hüda, Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali Muhammed Mustafa Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam Ali kerremallahü veche

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali Haticetü’l-Kübra

Fatımatü’z-Zehra hayrü’n-nisa şefaat kânisi Muhammed Mustafa

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam Hasanü’l mücteba

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam Hüseyin-i şehid-i Kerbelâ

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam Zeynel âbâ

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam-ı Bâkır

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam-ı Cafer mezhebimiz pâk

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali Musa-yı Kazım

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam-ı Rıza

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam-ı Tagî

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam-ı Nagî

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali İmam-ı Hasani’l-Askerî

Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina

Bi Hakkı nur-ı cemali Muhammed Mehdi

Sahibü’z-zaman, kutbu’d-deveran, huccetü’l-Kur’an, Duvaz İmam (On İki İmam), On Dört Masum-ı pâk, On Yedi Kemerbest, Yetmiş İki şehid-i şüheda efendilerimiz katarlarından, didarlarından, şefaatlerinden cümlemizi mahrum etmesin. Bu meydanlardan her ne kadar tarikat erbabı gelmiş geçmiş ise Allah taksiratlarını afvı mağfiret eylesin. Dil bizden, nefes On İki İmam’dan, Hünkâr Hacı Bektaş Veli efendimizden olsun. Abdal Musa efendimizin demi devranı yürüsün” der ve niyaz-ı dârda bulunan talibin önce sağ omzuna sonra sol omzuna ardından da zincir kemiğine “Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali” deyip üç defa elini vurur. Bundan sonra talip doğrulur ve ayağa kalktıktan sonra babanın karşısına tığbentli olarak divan olup dikilir.

Ardından “kesenek” yani yıl kurbanı kesilmesi işlemine geçilir. Yılda her erkeğin bir koyun veya keçi kurban kesmesi gerekmektedir. Bir veya iki kişi bir cemin bütün masraflarını karşılar. Ayağa kalkan talip divan durup şu tercümanı okur:


“Elim erde, yüzüm yerde,

Ererenlerin dâr-ı ma’sûnunda

Hak yolunda, Muhammed Ali Divanı’nda

Canım kurban tenim tercüman
Bu fakirden arınmış, incinmiş can varsa dile gelsin, bile gelsin hakkın taleb eylesin”


Baba da cemaate sorar: “Bu candan bir hakkı olan, darılan var mı?” Cemaatte bu cana dargın olan varsa barıştırır, yoksa canlar “Eyvallah” diyerek dargın olmadıklarını ifade eder. Bu sözü duyan baba ise, “Eyvallah talip, fakirlerin kalbinde, gönlünde Hak ve senin kalbinde, gönlünde varsa koy ortaya, saklarsan, kendini koyarsan birliğin” der. Talip babanın sorusuna “var” cevabını verirse küs olduğu kişi ile hemen barıştırılır. “Eyvallah” derse küs olduğu kimsenin olmadığı anlaşılır. Bundan sonra yere niyaza inerek “Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali, Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Şah Abdal Musa’ya bağlı belim” diyerek niyaz eder ve kalkar. Ardından yine divan durur. Baba önceden bahsedilen kurbanlardan birisini kesmesi için: “Yolumuzun edep ve erkanı üzerine dört ayak bir kelleye Hü” der. Talip hemen “Eyvallah” der ve niyaza iner. Ardından ayağa kalkar ve yine divan durur. Baba da şu gülbangi okur: “Dârların mamur olsun, muradın hasıl olsun, evin ocağın şen olsun, Allah dilde dilediğini gönülde muradını versin. Allah iki cihanda utandırmasın, ceza bela hastalık vermesin üçler, beşler, yediler, kırklar katarından ayırmasın. Dil bizden nefes On İki İmam Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den olsun. Abdal Musa efendimizin demi devranı yürüsün, gerçeğe Hü”

Talip tekrar niyaza inip kalkar ve ardından da baba yine yukarıdaki gülbangi tekrarlar. Bu tekrardan sonra talip yine niyaza inip kalktıktan sonra, ilk olarak babaya sonra da gözcü ve iznikçiye niyaz eder. Daha sonra ortaya gelir ve herkese “Cümleden cümleye” diyerek selam verir. Tekrar niyazını ettikten sonra diz çöker ve önceden dua okuyarak bağladığı tülbenti yine dua ile çözer:


“Bismişah Allah, Allah
Nasrun minallahi ve fethun garib

Bercemali, Muhammed kemal-i İmam Hasan Şah Hüseyin,Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali” diyerek tülbenti çözdükten sonra gider yerine oturur. Ardından başka bir talip gelir ve cemde bulunan herkese bu muamele uygulanır. (Bu durum kadınlar için de geçerlidir.)


Kesenek olarak “cebrel” (az kan akıtma anlamında) yani tavuk veya horoz kesilir. Kesenek kesen kişiye “bacı” denir ve bacı üç beş kesenekle cem yapan erkeğe katılır. Bu duruma “dârdan geçme” denir. “Baş okuma” da denilen dârdan geçme, Muharrem’in birine kadar sürer. Muharrem’den sonra dârdan geçenlere ise baş okunmaz, yapılanların hepsi ayakta uygulanır. Bu geçişler yıl boyu sürer ve böylece cemin teşekkülü tamamlanır.

Muharrem ayı içinde geçme olmaz, ancak Muharrem orucunun bitiminden sonra devam eder. Muharrem ayında ise hem oruç tutulur, hem de genellikle Kerbela, Ebu Müslüm Horasanî gibi kitaplar okunur. Bu ibadet ise Muharremin onuncu günü öğle vaktine kadâr sürer. Öğle vaktinde Baba Evi’nde veya Meydan Sofrası’nda toplanılır. Burada kitap tamamlanır ve ardından merziye okunur, tekbirler alınır, selevatlar verilir ve dualar okunur. Bu an İmam Hüseyin’in şehit olduğu saate rastlar. Dede veya babalar tarafından okunan sâkî suyu içildikten sonra “Allah bu günlerin yenisine kavuştursun” gibi dualarla yıldan yıla avdet edilmiş olunur.

Bundan sonra ise sonbaharın ilk ayında başlayan cemler ilkbaharın son günlerinde biter. Yapılan bu cemler genellikle cuma (dernek) akşamlarında olur.


ABDAL MUSA ERKANINDA CEM


Abdal Musa’da yapılan cemde herkes sırasıyla kurban keser. Cemde yapılan masrafların hepsi kurban sahiplerine aittir. Herkes sıraya girerek, gözcüden gün alır ve o güne kadâr bütün masraflarını tamamlar. Baba, gözcüye birkaç gün önceden haber verir bundan kurbancının da haberi olur. Kurbancı ikindi vakti kurban sahibinin evine giderek kurbanları keser. Pervane ulusu ise, pervanelerini evlere göndererek o gün cem yapılacağını bildirir. Pervaneler gittikleri evlere girerek niyaz ederler. Bunun ardından da ev sahibi pervanelere niyaz ederler. Eğer ceme çağrılan canın bir mazereti varsa, gelememesinin sebebini bildirir. Pervaneler gelemeyecek olan canları not ederek akşam pervane ulusuna tekmil verirler. Pervane ulusunun gelemeyecekleri bildirdiği gözcü de durumu babaya anlatır. Böylece ceme çağrılma işi de tamamlanmış olur.

Akşamın erken saatlerinde canlar ceme gelmeye başlarlar. Baba ve post sahipleri onlardan erken gelir. Meydancı sobayı erkenden yakar, temizliğini yapar. Kurban sahipleri de gelerek varsa eksikleri tamamlarlar ve niyazlar başlar.

Gelen herkes cem evine girince “Hü” diyerek selam verdikten sonra, önce pervane ulusuna niyaz eder. Dizine eğilerek; “Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali, Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Şah Abdal Musa’ya bağlı belim, niyazım sana Kaygısız Baba” der. Oradan aş ocağını da salavatladıktan sonra, “Niyazım sana aşçı baba, ayakçı ana; niyazım sana, ya Kızıl Deli Abdal Musa Sultan” der, çünkü bu postlar onlara aittir. Bundan sonra Cem Evi’nin kapısına varılır, divan durularak şu gülbang okunur ve temenni edilir:


“Bismişah Allah Allah,

Eşik özüm, meydan yüzüm, çırak gözüm” İçeri girince ise hemen kapıda oturan İznikçi’ye eğilerek niyaz eder: “Niyazım sana iznikçi baba” dedikten sonra sırasıyla gözcüye, mürşide, babaya, Muhammed Mihrabı ve Fatımatu’z-Zehra denilen çırağa niyaz eder. Ardından meydancı, güvende ulusu İmam Bakır postuna niyaz ettikten sonra meydana gelir ve “cümleden cümleye niyazım var” der. Bu niyaz herkese selam verme anlamındadır. mürşid Derviş baba da dahil herkes bu postlara niyaz eder. Mürşid derviş baba geldiğinde ise herkes ayağa kalkar. Niyazlar bittiğinde baba onların oturması için şu gülbangi okur:

“Dârda duranlar dîdar görenler, Hak Muhammed Ali’yi can gözüyle görenler, Pirim pircivan Abdal Musa efendimiz şefaatçimiz olsun. Hü”

Böylece niyaz tamamlanmış olur. Bununla beraber eğer cem başladıktan sonra gelen olursa, meydana gelerek “cümleden cümleye” der ve yere niyaz eder. Bundan sonra gözcü aş ocağına bakar ve eğer kurbanlar parçalanıp kazana konmuş ise, babaya gelerek hazır olduğunu bildirerek ceme başlayıp başlamamaları gerektiğini sorar. Baba da “eyvallah başla” yanıtını verir. Gözcü yerine oturarak, “canlar ceme başlayacağız. Erkan üzerine oturalım” deyince herkes diz üstü oturur. Gözcü, Carcıya car çekmesini söyler ve carcı da carını çeker, yani babanın önünü postun altına süpürdükten sonra yerine oturur ve görevine devam ederek üç kez “bakın canlar dargın küskün varsa görüşsün, barışsın” der. Eğer canlar arasında dargın varsa barışır barışmayan olursa cemden kovulur ve cemin düşkünü olur. Bu can eşi ile birlikte cem yerini terkeder. Nitekim bir başka gün barışmak isterse yöreye göre bir ceza kesilerek yola alınır, böylece dargınlık sorunu çözümlenmiş olur.

Gözcü üç defa “barışın” dedikten sonra babaya işaret ederek “eyvallah” der. Baba da ardından akşam hayırlısı gülbangini okur, bu sırada herkes el el üstüne koyup babanın duasına “Allah Allah” diyerek eşlik ederler. “Yarabbim hallerimizi güzel kıl. Bizleri doğruluk ve masumluğa yaklaştır da güzel kullarından eyle. Bizlere güzel ameller ver. Bizleri ilahi nurunla nurlandır. Bütün hakikatler ve bütün inceliklerle dolu ilim ver. Bizlere faydalı bilgi ver, faziletle geçirecek uzun ömürler ver. Kalbimizi o bilgiler ile olgun ve engin kıl. İlahi ilminle meşgul ve mesrur kıl. Ömrümün sonunda canımızı ecele vereceğimiz dakikalarda kalbimizi iman nuru ile nurlandır yarabbi. Bizleri iyi kullarından, peygamber efendimizin güzel ümmetlerinden, Ehl-i Beyt’i seven, evliyaya saygı duyan, bizleri bu yolun yolcularından eyle” diyerek On İki İmamları tamamlar ve devam eder:


“Bismişah Allah Allah akşamlarımız hayrola, hayırlar feth ola, şerler def ola, münkirler berbat ola, meydanlar abad ola, sırlar mesrur ola, gönüller mesrur ola, hanedan-ı fukara mamur ola, er Hak Muhammed’le Ali yardımcımız, gözcümüz, şefaatçımız ola. On İki İmam, On Dört Masum-ı Pak, Yetmiş İki Şehid-i Şüheda efendilerimiz yardımcımız, gözcümüz, şefaatçimiz ola. Pirim Kutb-ı Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa Sultan, Balım Sultan diğer evliyau’llah efendilerimiz üzerlerimizde hazır ve nazır ola. Üçler, beşler, yediler, kırklar, Ricâlü’l-gayb Erenler ve Kutbu’l-Aktab efendilerimiz, yardımcımız, gözcümüz, şefaatçımız ola. Allah dertlerimize derman gönüllerimize iman, borçlarımıza eda, hastalarımıza şifa ihsan eyleye. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Allah cümlemize güruh-ı naci’den zümre-i salihinden eylesin. Allah gökten hayırlı rahmet, yerden hayırlı bereketler ihsan eylesin. Allah kaza, bela vermesin. Allah bu günlerimizi aratmasın, dualarımızı dergah-ı izzetinde kabul eylesin. Dil bizden, nefes On İki İmam, Hünkâr Hacı Bektaş Veli efendimizden olsun. Abdal Musa efendimizin dem-i devranı sürsün. Yûh münkire, lanet Yezide, rahmet mümine. Nûr-ı Nebikerem İmam Ali Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli demi bir, keremi bir gerçek efendiler evliyalar demine keremine Hu diyelim. Hü” der. Bu gülbangden sonra hemen meydancı çırağları uyandırmak için harekete geçer ve tığbentini eline alır. Bu sırada herkes ayağa kalkar, Meydancı şu duayı okur:

“Nasru’n minallahi ve fethu’n garib Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali, Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli ve Şah Abdal Musa’ya bağlı belim” der ve tığbendini beline bağlar. Bir mum, bir de kibrit alarak babanın yanına varıp diz çöker ve şu duayı okur:


“Bismişah Allah, Allah Muhammed Ali’den doğmuştur şems-i ulema. Bu fakirlerde zerresini alalım destur. Allah eyvallah” der. Baba da o sırada meydancının elinde bulunan çırağı uyandırır. Meydancı ise niyazını ederek ayağa kalkar ve postuna varır. Nûr-ı semâvât duasını okuduktan sonra “rüşen fahr-i dervişan, himmet-i pîrân piri Horasan kürşad-ı meydan” diyerek ikinci çırağı yakar. Üçüncü çırağı ise yine, “çırağ-ı rüşen fahr-i dervişan himmet-i pîrân kürşâd-ı meydan” diyerek yakar. Elindeki çırağla birlikte babanın karşısında divan durduğunda ise şu gülbangi okur :

“Bismişah Allah Allah çün çırağ-ı fahri uyardık, ol hüdanın aşkına seyyidel-kevneyn Muhammed Mustafa’nın aşkına, sâkî-i kevser Aliyyü’l-Murteza’nın aşkına, hem Hatice, hem Fatıma Hayru’n-nisa’nın aşkına, Şah Hasan, hulk-i Rıza, Şah Hüseyin şehid-i Kerbela’da ol imam-ı edkiya Zeynel Aba’nın aşkına. Hem Muhammed Bâkır nesli pâk-ı Mustafa, Cafer-i Sadık imam rehnümanın aşkına, imam Musa-yı Kazım serfiraz-ı ehl-i Hak, hem Ali Musa Rıza’yı ol esfiyanın aşkına, Şah Tagî ve Nagî, hem Hasanü’l-Askeri ol Muhammed Mehdi sahibu’l-livanın aşkına, on dört masum-ı pâk, Al-i Abâ’nın aşkına, on yedi kemerbest, yetmiş iki şehid-i şühedanın aşkına, pîrîmiz tarikat pîrî Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin aşkına, arşa dek yanan, yakılan ol âşıkânın aşkına” der ve baba da hayırlısını verir.

“Bismişah Allah Allah çırağların aydın, meydanların kürşad olsun. Allah dilde dileğini, gönülde muradını versin, Allah iki cihanda utandırmasın, yaramaz yanlış yerlere uğratmasın, gazalardan belalardan kendi gizlesin, kendi gözlesin. Üçler, beşler, yediler, kırklar katarından, şeriatından ayırmasın. Dil bizden nefes Hünkâr Hacı Bektaş Veli efendimizden olsun. Abdal Musa efendimizin demi devranı yürüsün. Sarı İsmail Sultan efendimiz yardımcın, gözcün, şeriatcın olsun. Hizmetlerin de Hak indinde kabul ve makbul olsun” dedikten sonra çırağı söndürerek postuna gider ve ayakta şu gülbangi okur; “Erenlerin gülcemaline cümlesinden, cümleye erenlerin gülcemaline cümleden cümleye aşk olsun” Ayakta duranları indirmek için ise : “Dârda duranlar, dîzar görenler, Hak Muhammed Ali’yi can gözüyle görenler, pirim pir civan, Şah’ım Abdal Musa efendimiz yardımcımız, gözcümüz, şefaatcımız olsun.” der ve herkes oturur. Ardından Güvendeler bir duvaz okurlaroğru söyle sözün, her an
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alevİler abdal musa’ya koŞtu Pir Mehmet Pir Yolu Haber Merkezi 0 11.11.11 16:24
Abdal musa hasan Alevi Önderlerimiz 3 30.09.11 19:45
Abdal Musa'yı Anma Törenleri Alevi Abdal Musa Sultan 1 16.12.09 15:52
Abdal Musa'yı Anma Törenleri hasan Alevi Nedir ? Alevi Tarihi... 0 05.12.09 19:35
Abdal Musa Sultan tuncer yilmaz Abdal Musa Sultan 0 04.09.09 11:52




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2