Sponsor Reklamlar


Hüseyin Yalçın dede ile söyleşi 2

 Alevilik ve Aleviler /Ana Forum Katagorisinde ve  Alevi Araştırmaları Forumunda Bulunan  Hüseyin Yalçın dede ile söyleşi 2 Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

 
Seçenekler
Alt 28.07.10   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 37
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart Hüseyin Yalçın dede ile söyleşi 2


OCAKLAR

"Ocak" ne demektir? Ocaklar nasıl ve ne zaman ortaya çıkmıştır? Ocakların manevi anlamını nasıl yorumluyorsunuz? Ocakların mutlaka bir kurucusu var mıdır?

Aleviliğin temel inançsal kurumları olan ocakları iki bölümde inceleyebiliriz. Ehlibeyte dayanan Oniki İmamların soyundan gelen ki bu gruba ocakzadeler diyoruz. Anadolu Aleviliğinde 12 ocakzade vardır. Hacı Bektaş Veli hazretlerinin Anadolu birliğini oluşturduktan sonra ortaya çıkan ocaklar. Hünkar'a gelip hizmet verip himmet alan yol evlatlarının oluşturduğu ocaklar gibi. Genelde Anadolu'nun Hacı Bektaş Veli yolundan gelenler oluşturduğu ocaklar 36 bin çerağ uyanmıştır. Bunlara dedebaba babagan kolu ve ya ocağı diyoruz. Bu ocaklar Bektaşiliği yaymakla görevlendirilmişlerdir. Örneğin Bedrettiniler, Sinemenli, Yalıncak Abdal, Karadonlu Can baba gibi. Özellikle de Oniki İmam soyundan gelen ocakzadeler Anadolu Aleviliğinin ve Alevi tasavvufunun temel doktirinini oluştururlar. Elbette ki evladı Resulden ocakzadelerin her biri imamların soyuna dayanmaktadır. Anadolu Aleviliğinde de ecdadının soyu ve ismi ile anılırlar.

Siz kendi geldiğiniz ocak hakkında bilgi verebilir misiniz? Ocağınız hangi imama ve /veya evliyaya bağlıdır?

7. İmam Musa-i Kazım'dan gelen Hünkar'ın baş halifesi olan Seyyid Cemal Sultan evlatlarındanım. Dersim'de Nuri Cemal (Derviş Cemal) olarak bilinir. Dedemiz S. Cemal Sultan'ın türbesi ve mekanı Afyon İhsaniye Döğer Nahiyesi Tökelçik Mevkii'nde ilk Osmanlı yapısı kesme taş iki kubbeli bir yapıya sahiptir. Avrupa konseyi doğal ve kültürel varlıkları koruma envanteri Türkiye Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü J24 c-1 1/25000 Osmanlı XV. Y.Y. Kayıtlı plan ve ceylan derisine yazılı bilgiler dosyası Afyon Müze Müdürlüğü'nden dosyanın fotokopisi elimizde mevcuttur. Tarihi 26/12/1985 Saadet Özgündüz müze md. V. İmzalıdır. GÖZLEMLER: "Yapı avlu çevresindeki temellerden anlaşıldığına göre bir zaviye özelliğinde olmalıdır. Bugün bile halk tarafından ziyaret edilmekte ve hastalar "özellikler karın şişkinliği" için tutunarak iyileşmektedir. Bu tekkeyle 84 yaşında olduğunu söyleyen İsmail Aytar adlı kişi ilgilenmektedir. Tekkeye gelip kurban kesilmektedir. Tekke içinde ve dışında toplam 11 mezar vardır" deniliyor. Torunu Nuri Cemal (Derviş Cemal)'e gelince; Tunceli Hozat Mezra köyünde kışın ortasında meşe göğerttiği rivayet ederler. Ancak şunu unutmamak gerekir; insan hiçbir zaman mezar taşlarıyla övünmemelidir. Marifet o güzellikleri biz yakalamalıyız.

Bildiğiniz Alevi Ocakları'nın adlarını söyleyebilir misiniz? Ocakların sayılarındaki artış; sizce nasıl gerçekleşmiştir?

Ocakzadeler:
Şeyh Ahmet Dede Ağuçanlar Derviş Cemaller Sarı Saltuklar Baba Mansurlular Kureyşanlılar Karca Ahmet Sultanlar Abdal Musa evlatları Seyyid Sabun evlatları Şeyh Sati evlatları Şeyh Delil Berhacan evlatları Celal Abbas evlatları dersim yöresindekiler.

Ocaklar ise; Kızıl Veli evlatları Nuri dede evlatları Kara Pirvat evlatları Şeyh Aziz Mahmut evlatları Şeyh Hasan evlatları Şeyh Çoban evlatları Nuseyri Musa-i Tusi evlatları Üryan Hızır ocağı Hızır Abdal ocağı Cemal Abdal ocağı Munzur Abdal Ocağı Yalıncak Abdal Ocağı Sultan Abdal Ocağı Sultan Munzur evlatları Keçeci baba ocağı Sinemenli Ocağı Yunus Mukri Köse Süleyman ocağı Hübyar Ocağı Seyyid Garip Musa ocağı Mehmed Abdal Ocağı Şah İbrahim ocağı Hasan Dede ocağı Seyyit Hacı Ali ocağı Şah Kalender ocağı Fikri Sinan ocağı Şah Mahmut Veli ocağı (1)

Bu ocakları yazarken sayıyı daha da arttırabiliriz. Ancak bir gerçeği de vurgulamak gerekliliğine inanıyorum. O da şu; bu onlar var olmasına var ama hangi ocak Oniki İmamlar'dan gelip gelmediğini Hakk bilir. Dileriz ki hepimiz artık görevlerimizin bilincine varır, çağımızın koşullarına ayak uydurarak, toplumumuzu aydınlığa çıkarırız.

Kerbela, Matem, Muharrem Orucu'nu ne zaman tutuyorsunuz?

Ehlibeyt yüceliğini ve sevgisini anlatmaya ne gücümüz yeter, ne de kalemler. Ancak bu sevgiyi yaşayan bilir. Alevi Bektaşi toplumu da 1400 yıldır Ehlibeyt yüceliğin ve sevgisini acı ve tatlı yönleriyle yaşayarak bugünlere gelmiştir. İsterseniz gelin bu yüceliği ve sevgiyi Hz. Peygamber torunu imam Zeynel Abidin'den dinleyelim. Çünkü onları hiç kimsenin cesaret edip de "Necat Gemisi" Peygamberin soyu olan Ehlibeyte ne ilim ne de amelde tercih edebileceğini sanmıyorum. Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur. "Onların ne önlerine geçin ne arkalarında kalın, çünkü onların önlerine geçer veya arkalarında kalırsanız helak olursunuz. Onlara karşı bilgi taslamaya da kalkmayın. Çünkü onlar sizden bilgilidirler.

İMAM ZEYNEL ABİDİN

Kuran'daki "Ey iman edenler Allah'dan korkun ve sadıklarla beraber olun" ayetini okuduğunda uzun uzun dua eder ve şöyle der; bazı kimseler hakkımızı vermekten geri kaldılar. Kuran'ın imaalı ayetlerini te'vil ederek, kendi fikir ve görüşlerini benimsediler. Oysa Cenabı Hak "Kendilerine açık deliller ve ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşerek türlü yollara sapanlar gibi olmayın" diye emrediyor. Ehlibeyt Kuran'da sevgileri farz kılınmış mübarek ağacın dalları Cenabı Allah her türlü günah ve kötülüklerden uzak tutarak tertemiz bıraktığı kimseler olarak görmüyor musunuz? Bu ilahi emirlere uyup sevgi göstermek Alevi Bektaşiler için ikrarlılıktır. Kerbela'da Alevi Bektaşinin kanayan bir yarasıdır. Hem de öylesine kanayan bir yaradır ki tarihe geçmiş kara bir lekedir. İnsanlık var oldukça da kanayacaktır. Bu kara leke Hicri 10 Muharrem 61 (miladi 10 Ekim 680) tarihinde Yezid'in emriyle İbni Ziyad'ın komutasındaki ordunun İmam Hüseyin'i şehit ettiği gündür. O gün dünya insanlığının en karanlık günüdür. İnsanlık var oldukça bu acı unutulmayacaktır. Emevi soyunun tarih sayfasındaki kara lekesi olarak kalacak ve lanetle anılacaktır. Çünkü 72 Ehlibeyt ve yakınlarının inanmışlarının Kerbela çölünde acımasızca katledildikleri gündür. Koca fırat suyu bile 12 gün boyunca Evladı Resül inananlara, Yezid ordusu tarafından yasaklanmıştır. Suçları ise Kerbela Şehidi Hz. Hüseyin'e biat etmeleri, ikrarından dönmemeleridir. Ali sevgisi ile gönüllerin dopdolu olmasıydı. Hakkı hakikati Ehlibeytte görüp, gönül vermeleriydi. Batılı bırakıp hakka hakikate yönelmeleriydi.

Peki Kerbela Şehidi İmam Hüseyin'in istemi ne idi yoksa İbni Ziyatin binlerce kişilik zalim ordusuna karşı zafer kazanmak mıydı. Veya kahraman olmak mıydı? Bir makam sahibi olmak mıydı? Yoksa Mekke'ye Medine'ye, Basra'ya, Küffe'ye veya Mısır'a vali olmak mıydı. Haşa asla dünya malına meyletmemişti. Öyleyse amacı ne olabilirdi. İşte önemli olanda burası. Kerbela Şehidi İmam Hüseyin'in amacı Hakk ile batılı birbirinden ayırmaktı. Hakkı batılı karşı savunmaktı. İmamet ve velayet hakkına sahip çıkmaktı. Emevi sermayesine karşı emeğin mücadelesini vermekti. Ezilenin yanında yer alarak, onları savunmaktı.

O günkü Emevi gericiliğine karşı insanlığı savunmaktı. İnsanın insana köle olmayacağını, özgür ve barış içinde yaşamasını sevgi ve hoş görü içinde ayrımsız bir dünyayı hedeflemişti. Çünkü atası Muhammed Mustafa ve babası Ali'yel Murtaza'nın kendisine bıraktığı miras bu ilkelerdi.

İmam Ali bir özdeyişinde şöyle buyurmuştu. "Haksızlığa tepki göstermeyen dilsizse de şeytandır" diye. O zaman Kerbela bizim için ağlama duvarı olmaktan çıkmalı, acıyı ve göz yaşlarımızı yüreğimize akıtarak; İmam Hüseyin'in koyduğu ilkeler doğrultusunda mücadelemizi sürdürmeliyiz. Birlikten, barıştan, özgürlükten, sevgiden yana haksızlıklara karşı durarak. Onun içinde 1318 yıldan bu yana Ehlibeyte gönül vermiş ve ikrarlı Anadolu Alevi Bektaşileri aşure yası mateminde Kerbela şehitlerini 12 gün yası matemini sürdürerek orucunu tutarlar. 12.ci gününde de aşure çorbasını yapar. Bu orucun temel özelliği su orucudur. 12 gün su içilmez, hiçbir insanın kalbini kırmak istemez. Hiçbir canlıyı incitmez kan akıtmaz. Barışçıl, sevgi ve hoşgörüyle davranmak zorundadır.

Bu nedenlerden ötürü; cumhuriyet rejimi bizim özümüzdür. Çağdaşlık demokrasi, laiklik, barış ve kardeşlik bizim vazgeçilmez temel ilkelerimizdir. Evrensel Alevi Bektaşi kültürü din, dil, mezhep, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmaz. Tüm etnik kimlik ve kültürel kimliklerle birlikte yaşamasını bilir ve arzu eder. Ulusal birlik için kültürel mücadelesini sürdürür.

MUHARREM ORCUNUN KENDİNE ÖZGÜ KURALLARI VARDIR.

Muharrem orucu, kurban bayramının birinci tatil gününden itibaren 20 gün sayılır. O akşam oruca niyet edilerek tutulur. Ertesi sabahtan itibaren Muharrem orucu başlamış olur. Alevi Bektaşiler oruca başlarken kendi kültürüne özgü niyet ederler. O niyet gülbangı (duası) nı okuyarak şöyle niyet ederler. "Bismi Şah Allah Allah, erenler himmetine, Er Hak Muhammed Ali'nin aşkına, Hz. İmam Hüseyin efendimizin susuzluk orucu niyetine, Kerbela'da şehit olanların temiz ruhlarına ve matem orucuna niyeti Fatıma üz Zehra'nın şefaatine Oniki İmam, Ondört Masumu Pak efendilerimizin şevkine, Onyedi Kemerbestler hürmetine hazır gaib gerçek erenlerin yüce himmetleri üzerlerimize hazır ve nazır ola. Yuh münküre, lanet Yezid'e, rahmet mümine Allah eyvallah hü" diyerek niyet eder. Tüm Alevi Bektaşiler Muharrem orucunun birinci gününden, onuncu günü akşamına kadar su orucu tutarlar. Onuncu gün su orucu biterse de matem orucu 12 güne kadar devam eder. Muharrem orucunu sade suyla değil tam oruç olarak da tutanlar çoğunluktadır. Fakat devamlı olarak gece gündüz 10 gün su içilmez. Sulu gıdalar alınabilir. Yaşlılarımız bu orucu, (3 gün Masumlara ve Hür Şehide ve karşılamak olmak üzere) 17 gün tam tutarlar.

Röportajı yapan /Ayhan Aydın
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alevi Dedesi Hüseyin Gazi Dedeyle söyleşi Alevi Bir Alevi'nin Gözünden Türkiye 10 31.08.12 21:19
Ali Haydar Karayünlü Dede ile Söyleşi Pir Mehmet Alevi Dedeleri - Pirleri - Ocakları 1 09.11.11 16:33
Yalçın Küçük'ten Alevileri kızdıracak açıklama Alevi Pir Yolu Haber Merkezi 9 06.10.11 23:22
Hüseyin Dede Pir Mehmet Alevi Dedeleri - Pirleri - Ocakları 5 04.10.11 21:43
Hüseyin Yalçın dede ile söyleşi 1 Alevi Alevi Araştırmaları 0 28.07.10 20:22




Satılık pomeranian Pomeranian Boo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2