Sponsor Reklamlar


 
Seçenekler
Alt 04.09.09   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 39
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart Gercek inanlarin sifatlari


GERÇEK İNANANLARIN SIFATLARI VE KARAKTERLERİ

Cenabı Allah İnsanı yüce sıfatlarla donatıp, Eşrefi mahluk, (şerefli yaratık ) olarak yaratmış ve onu ödüllendirerek, yarattıklarının en üstünü kılmıştır. Böylelikle insan yer yüzünün halifesi olmuştur. Ancak bu üstünlüğünü koruya bildiği kadarıyla insan olacaktır. Aksi taktirde Allah’ın ayetinde buyurduğu gibi, aşağıların aşağısı olan “Esveli Safilin” makamına düşecektir. Bu makam hayvanlardan da aşağı olan bir makamdır.

Gerçek inananların sıfatlarını ve karakterlerini Hz. Muhammed (s.a.s) muhtelif hadislerinde belirtmiştir. Bunlar şöyledir:

Doğruluk, Sabır, Utanmak, Temizlik, Vatan sevgisi, Tevazu, Güzel ahlak, Cömertlik ve Takva.

Doğruluk: Hz Muhammed, selam olsun o gül yüzlü şaha, “doğruluk imandandır” diye buyurmuştur. Her müminin doğru sözlü ve iyi davranışlı olması şarttır. Her kimsede doğruluk var ise işte o doğruluk imanın alametidir.
Doğruluğun zıddı yalandır. Cenabı Allah Kuran-ı Kerim’de yalancıyı sert bir dille kınamıştır ve onun cezasının büyük olduğunu belirtmiştir. Doğruluk için ise,şöyle buyuruyor: “Bu gün doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara içinde ebedi kalacakları, altında ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlarda ondan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur. (Maide sr:119 )

İşte doğruluğun ve doğruların gerek dünyada ve gerekse ahrette kazanacağını yüce Allah bildirmiştir.

Hz. İmam Ali, (K.V.) doğruluk hakkında şöyle buyuruyor.
En çok güveneceğin insan, en fazla doğru söyleyen kişi olmalı.
Doğruluk ve dürüstlüğe bağlı ol. Çünkü bunlar, iyi kişilerin karakteridir.
Doğru söylemek, kurtuluş ve asalettir.
Doğruluk dinin ve imanın esasıdır.

Evet doğruluk dinin ve imanın esası olduğu gibi insanlığın da esasıdır.
Kişi doğruyum, dürüsttüm diye öğünmemelidir, zira insan olabilmek için doğru olmalıdır.

Sabır: Hz. Muhammed, “sabır imandandır” buyuruyor. Her mümin bütün durumlarda, iyi ve kötü, zor ve kolay, ferahlı ve kederli, dar ve geniş, dünya hayatının muhtelif durumlarında sabırlı olması gerekir. Bu bir müminin sıfatıdır ve imanın da alametidir. Yüce Allah, “Gerçekten Allah sabır edenlerle dir” diye buyuruyor. (Bakara sr:153)

Gerçek imana sahip olan bir kimse, yüce Allah’a sığınıp sabır göstermeli ve şükür etmelidir. Her hangi bir işte başarı sağlamak veya bir menzile yetmek için, sabır ister. Atalarımız bu konuda bizlere değerli mesajlar iletmişler:

- Sabırlı baş selamet sabırsız baş malamattır.
- Sabreden derviş, muradına ermiş.
- Murada ermek sabır iledir.
Sabır konusunda Cafer baba bize şöyle sesleniyor:

Sabrı tahammül et derdi belaya
Erbabı Kamilin halidir sabır
Sabırlı erişir menzili alaya
Kudret arısının balıdır sabır.
Gönül gözü açık olan Cafer baba; derdi belalara düşersen sabret diyor. Çünkü seni kamilleştirecek olan şey o derdi belalardır. Bütün peygamberler bela görmüştür. Allah Peygamberleri ağır belalara duçar etmiştir. Bunun nedeni, insanlara örnek olsun diye, çünkü onlar örnek kişilerdir. Cenabı Allah insanlara, Peygamberlere verdiği kadar dert bela vermez zira, insanlarda peygamberler kadar sabır gücü yoktur.

Bir kişi kendisine sabrı, yetinmeyi ve yiğitliği gösterecek ve öğretecek birisini arıyordu. Sordu, soruşturdu. Ona, Bağdat’a gitmesini ve soruları cevaplandıracak birisi varsa onun da ermiş bir veli olan Hallac-ı Mansur adında birisinin olduğunu söyledi. Düştü yollara gündüz demedi, gece demedi yol aldı. Yorulmak nedir bilmedi. Sora sora Bağdat’a geldi. Hallac’ın hapiste olduğunu öğrendi, “En-el Hak” demişti ve bu suçtan dolayı idamına hüküm vermişlerdi.

Üç aylık yoldan geldiğini söyleyince Hallac-ı hapiste ziyaret etmesine izin verdiler. Hallac-a sordu:

-Sabır, yetinmek ve yiğitlik nedir? Cevap verdi:
-Ey oğul ! bunları anlatmaya bedel ödemek gerekir. İstersen anlatayım: “Bana hapiste sevenlerim yiyecek getirirler. Ama ben o yiyecekleri hiç yemedim. Çünkü, hapishanenin o kadar çok yoksulları var ki ağızlarına kuru ekmek düşmez ama bana kuru ekmek ve su veriyorlar. Ben onlarla yetiniyorum. Onun için o yiyeceklere hiç dokunmadan o zavallı yoksullara yediririm. Ben kanaat ederim..

Sabra gelince: Hallac-ı Mansur ayağa kalktı ve kollarını iki yana açtı. Bileklerinde ki zincirleri kopardı. Sonra duvara işaret edince kalın duvar yarıldı ve oradan yol açıldı.

Hallac-ı Mansur gözleri yuvalarından fırlamış olarak bakan adama döndü; “Evet sabır meselesine gelince ben Muhammed aşkına şu açılan duvardan kaçabilirim. Fakat kaçmıyorum çünkü, şeriatın yasaları beni anlamadı ve suçlu buldu. O suçumun bedeli olan idamı bekleyeceğim,” dedi ve devam etti:

“Yiğitliğe ve affetmeye gelince; bu çok önemli konu, bunu anlatabilmem için yarın bana gelmen gerekecek.”

Ertesi gün oldu adam erkenden koştu. Hallac-ı Mansur; bütün uzuvları kesilmiş darda kanlar içinde cansız yatıyordu. Feryat etmeye başladı. “Bu yüce veliyi niye doğradınız.” Üçüncü sırrı öğrenememişti. Hallaç niye bu kadar buna önemli demişti. Evine geldi. Üzüntüden uyudu. Rüyasında Hallaç karşısındaydı. Kendisini idama götüren kadıyla ulu divanda hesap veriyorlardı. Kadı suçlu bulundu ve cehenneme atılmaya mahkum edildi.

Hallac-ı Mansur sordu: “Rabbim! Benim makamım neresidir?

-Cennettir” diye cevap aldı. Hallaç niyaza durdu: “Rabbim ben cennette neylerim. Benim cennete girmeme vesile olan kadı cehennemde yanarken ben nasıl rahat ederim. Ben Resulullah’tan aldığım terbiye gereği ya ben de cehenneme girer veya şu kadıyla birlikte cennete gireriz. Bu niyazımı; Affını, sonsuz rahmetine ve yüce Resulu’nun ve Ehl-i Beyt’inin hürmetine diliyorum” dedi. Melekler duraladılar. Kararı ulu divanın sahibi yüce Allah verecekti. Karar verildi; kadı da Hallaç ile birlikte cennete gidecekti.

Resul-u Haşim’in hakkı hürmetine Hallaç onu bağışlamıştı. Hallaç adama döndü; “İşte yiğitlik bu” sözüne devamla; “Marifet kendine kötülük yapanı affedebilmektir.” dedi ve adam rüyasından uyandı.

Üçüncü sırrı öğrenmişti.

Değerli canlar! Şunu bilmeliyiz ki Cenabı Allah bizlere tahammül gösteremeyeceğimiz, sabır edemeyeceğimiz dertleri belaları vermez. Eğer niyetimiz menzile ermekse, bütün dertlere, gamlara, kederlere, belalara, karşı sabırlı olmalıyız.

Hz. İmam Ali cenabı Murtaza; “Bir felakete uğradığın bazı musibetlerle karşılaştığın zaman, sabır ölçüsünü üstüne al. En iyisi budur. Sabırdan, güzel neticeler elde edersin” buyuruyor. Ve yine:

-Gerçeğin acılığına, ancak onun ötesindeki tatlılığa inananlar sabredebilir.
-İmanlı kişi; bolluk ve ferah anında şükreder, belalar karşısında sabreder.
-Yumuşak huylu insanlar, sabır ve tahammülleri ile tanınırlar.
-En güzel Allah vergisi, felaketlere karşı sabretmektir.
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 04.09.09   #2
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 39
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart


Utanmak: Hz. Muhammed, “Utanmak imandandır diye buyurmuştur. Utanmak imanın alametidir. Utanmayan hayasızdır, hayasız olmakta edepsizliktir. Edep ve terbiye dinin temelidir. Edep ve terbiyesi olmayanın, dini de yoktur diye Hz. Muhammed buyurmuştur. Çünkü edeb, insan oğluna mahsuz bir vasıftır. Geniş kapsamlı bir kelimedir. İnsan oğlunu diğer mahlukatlardan ayran ana ilkeleri içerisinde taşır. Örneğin:

- 1 Yapılan hatadan pişman olup utanmak.
- 2 Bir mecliste nasıl oturup, nasıl kalkacağını bilmek.
- 3 Sohbet sırasında üzerine düşmeyen söze karışmamak ve konuşulduğunda da sözlerin içeriğine ve ses tonuna dikkat etmek.


Edeb bir manada, "Eline, Diline, Beline” öz deyimlerinin kısa yazılışıdır. Kişi evvela edebini bilmeli ki; Eline sahip olup, hırsızlık etmeye, can incitmeye, marifetli ola. Diline sahip olup yalan söylemeye, iftira atmaya, küfür etmeye. Beline sahip olup, zina yapmaya. Eşine sahip olup, yuvasını bozmaya, çocuklarını ortada koymaya. İşine sahip olup, helal kazanç kazanarak, başkasına muhtaç olmaya.

Edebini bilmeyen, hak dilinde edepsiz kişi, yaptığı kötü işlerden utanmadığı için, ne eliyle yaptığı hatadan, ne diliyle söylediği yalan, iftira ve küfürden, ne beliyle yaptığı zinadan, ne eşine sadık olmaktan, ne de işine sahip olmaktan çekinmez…

Yine Hz. İmam Ali cenabı Murtaza’nın değerli sözleriyle noktalayalım.
Haya ve utanma, güzel bir huydur.
Haya ve utanma iffet ve namusla iç içedir.
Alçak insan, utanma diye bir şey bilmez.
Yalancı kişi utanmaz.
Açgözlü insanın utanması olmaz.
Kötü ve utanmaz bir insanla uzlaşmak zordur.
Kötü sözlü kişiden daha utanmaz kimse yoktur…

Temizlik: Temizlik imandandır diye Hz. Peygamberimiz buyurmuştur.
Hak dilinde de şöyle bir deyim vardır: “Temizlik imandan gelir.” Kuşkusuz temizlik imanın alametidir ve vücudun sağlığıdır, ayrıca insanlığın da sembolüdür.
Dört kapı kırk makamda şeriat kapısının 8. makamı olan; “ Temiz giyinip temiz yemek” vardır. Temiz giyinip temiz yemeyi, kişinin ekonomik durumuna göre değerlendirmek yanlış olur. Örneğin: fakir bir kişi, ahlaki yapısı itibarıyla eski fakat temiz giyinmesini, yavan ama temiz yemesini sever. Ve böyle yer içer giyer yaşar. Bu yaşamından dolayı da, ne bedeni ne de çevresi rahatsız değildir.

Kişi de var ki, varlıklıdır. Pahalı giyisiler giyer ama pasaklıdır. Yaka-paçasının kirinden, hem çevresi hem de bedeni rahatsızdır. Temizlik, toplu ibadetlerde de çok önemlidir. Örneğin; cem evinde, birlikte yan yana ibadet yaptığın kişi temiz değilse, üstü başı kokuyorsa, seni rahatsız ediyorsa tefekküre dalamazsın. Daha doğrusu Allah’a teslim olamazsın. Kişinin tefekkürüne mani olmanın vebali büyüktür. Demek ki, gerek sağlık açısından, gerekse vebal almamak açısından temiz olmamız gerekiyor.

Temizliği değerlendiren atalarımız, geriden gelen bizlere, faydalı mesajlar vermişlerdir.Bunlardan birkaç örnek verelim.
Temizlik aydınlıktır.
Temizlik güzelliğin anasıdır.
Temizlik ruhun aynasıdır.
Temizlik sağlığın mayasıdır.

Değerli canlar! Beden temizliğinin yanı sıra ruh temizliği de önemlidir. İnşallah gelecek sohbetimizde, ruh temizliğinin önemine değineceğiz.
Temiz bir gelecekle beraber, Allah bizleri, bedeni temiz, ruhu temiz ve vicdanı temiz kullardan eylesin. Gerçeğe Hü…

MUSTAFA ULUÇAM(DEDE
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
akp gercek yuzu Alevi Komik Resimler 1 27.05.10 01:37
İşte gerçek Tom ve Jerry Alevi Hayata Dair 0 16.01.10 00:55
Akp Gercek Yüzü Alevi Komik Resimler 4 10.12.09 16:32
islamiyetin Özü Gerçek Alevilik Alevi Alevi Kitaplari 0 21.10.09 10:28
Gerçek Musahiplik-1 HURUFİCAN Alevi Araştırmaları 0 20.10.09 23:38




Totobo Totobo

Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2