Abdal Musa'yı Anma Törenleri

15 bin Alevi-Bektaşi,Abdal Musa`yı anma töreninde,gönül seslerini dile getirdi.
Abdal Musa`ya akan canlar
Antalya`nın Elmalı kasabasına bağlı Tekke köyünde 250 hane var.Yaklaşık bin olan köy nüfusu,9-10 Haziran tarihlerinde düzenlenen Abdal Musa`yı anma törenlerinde 15bine çıkıyor.Türkiye`nin dört bir yanından gelen canlar konuk ediliyor .Abdal Musa`yla yaşıt olan Uluçınar Meydanı`nda hep birlikte semah dönüyor ,gelenekler canlı tutuluyor.
Akdeniz yakası Aydın illeri
Kuşlar gider bizim Abdal Musa`ya
Cemalin görünce yürüdü dağlar
Taşlar gider bizim Abdal Musa`ya
Katardan ayrılan turna sürüler
Her andıkça sinelerim sızlar
İrili ufaklı emlik kuzular
Koçlar gider bizim Abdal Musa`ya
Baba Kaygısuz`dan almış cehdini
Gördün mü İbrahim Ethem vaktini
Padişahlar tacı ile tahtını
Velim eydür dört dergahtan evveli
Seyd Ali,Abdal Musa ,Bektaş-ı Veli
Şah Hüseyin aşkına didemin seli
Çağlar gider bizim Abdal Musa`ya
ABDAL Musa`nın müridlerinden Aşık Veli, pirine olan sevgisini ve saygısını ,tüm Anadolu Alevi-Bektaşileri`nin dili ,gönül sesi ,özlemi olarak işte böyle dile getiriyor.Sahnedeki ozan da onu bugüne taşıyor.
Tekke Köyü`nün tören alanında Abdal Musa`nın yaşıtı olduğuna inanılan "ULUÇINAR MEYDANI" tıklım tıklım.Daha sabahın dokuzunda sıcaklık otuz derecenin üstünde .Bağlama eşliğindeki ozanı dinleyen kalabalık kendinden geçmiş durumda .Ozan her "Abdal Musa"dedikçe meydandaki 15 bin Alevi-Bektaşi, önce büyük bir saygı ile ellerinin baş parmağını niyaz edip ,arkasından hep bir ağızdan Abdal Musa`ya olan sevgi ,saygı ve muhabbetlerini ifade etmek için , "Allah ,Allah,Allah,Allah" , "Yetiş ya Abdal Musa"diye meydanı inletiyor.
Bir günde artan nüfus Tekke Köyü;Antalyaénın Elmalı kazasına bağlı 250 hanelik bağ ve bahçeler içinde Torosla`rın arka yüzünde şirin biri köy .Normal günlerde bin civarında olan nüfus,bu yılki geleneksel Abdal Musa Törenleri`nin düzenlendiği 9-10 Haziran`da 15 bin kişiyi buldu.
Bu köyde birkaç bakkal ve kahveden başka ticari işletme yok sayılır.Ne otel,ne de pansiyon var.Gelen binlerce insanı,Tekke Köyü sakinleri ,evlerinde misafir ediyorlar.Buraya Anadolu`nun hemen hemen her ilinden Alevi Bektaşiler akın akın gelip Pir Abdal Musa`ya saygılı sevgilerini iletiyor,niyaz ediyor,adaklarını sunup kurbanlarını kesiyorlar.
Edirne`den Malatya`dan,Tokat`tan ,Adana`dan,Eskişehir`den,Bursa`dan ,Tunceli`den,Ankara`dan gelenleri , otobüslerinin önlerinde asılı bez yazılardan anlamak olası.
Biz de İstanbul`dan gelmiştik.Otobüs katarları döne döne Toroslar`ı aşıp Abdal Musa`ya varıyordu.İstanbul`dan toplam sekiz otobüs ve onu aşkın özel gelmişti Tekke Köyü`ne.
Karacaahmet Dergahı İstanbul`da Abdal Musa`ya hareketten önce Karacaahmet Dergahında sabah yedide buluştuk.Yaşlı,genç,kadınlı,erkekli heyecanlı bir kalabalık vardı .Birçoğu Abdal Musa`ya ilk defa gitmenin heyecanını yaşıyordu.Önce Karacaahmet Türbesi ziyaret edilip niyaz ediliyor,dualar edilip ,hayırlı yolculuklar dileniyordu.
Anadolu Alevileri`nin;bin yıla yakın bir süredir,bu topraklarda inançları yüzünden uğramadıkları kötülük kalmamıştı.Osmanlı`nın ve Cumhuriyet`in kuruluşunda büyük büyük yararlılık göstemelerine rağmen Osmanlı`nın Yavuz Sultan Selim`le birlikte aşırı meshepçi bir tarzda sünnileşmesi`nden bu yana birçok katliama uğradılar.İnançları yüzünden ,yaşam tarzları yüzünden ,düşünce yapıları ve hayat felsefeleri yüzünden ,düşünce yapıları ve hayat felsefeleri yüzünden çok kötü günler yaşadılar.Ve ne yazık ki hala da yaşınıyor.
Çünkü Anadolu Aleviliği ,doğuştan bugüne dek,her türlü toplumsal haksızlığa karşı başkaldırmış olmalarının cezasını çok ağır tarzda ödemiştir.Son yıllardaki toplumsal çalkıntıdan gene en ağır fatura Aleviler`e çıkmıştır.
Türbedeki kalabalıktan hangisiyle sohbete başlasam, bir yarasını hemen açıveriyordu.Bir araştırmacı 12Eylül`de;siyasi nedenlerle içeri alınanlarla ilgili;Alevi mi Sünni mi,türünden kayıtlar tutulduğunu söylemişti.Hatta bu dönemde siyasi sorgudan geçen yaklaşık 750bin kişiden 500 bininin Alevi kökenli insanlar olduğu yolundaki söylentiyi ister istemez anımsadım.Şahkulu önündeki kalabalığın önemli bir bölümü kimi Çorum olaylarından ,kimi Sivas kimi Maraş`tan kaçıp İstanbul`a gelmiş insanlardan oluşuyor.Evlat acısı İstanbul`dan yola çıkmadan önce tanık olduğum bir olay beni çok düşündürdü ve etkiledi.Yola çıkmadan önce tüm kitle Karacaahmet Türbesi`nde ki Konukevi`nde biraraya geldi.Dede önce dili döndükçe Abdal Musa`yı anlattı.Arkasından dua etti ve son olarak uzun bir "gülbenk"çekti.Çekilen gülbenkte bir dizi dua ve temenni vardı.Dede ailelere sağlık diliyordu ,aile yuvalarına birlik,dirlik diliyordu.Mal ,mülk sahibi olmayı diliyordu.
Bütün bu iyi dilekler sırasında cemaat de "Allah Allah"diyerek bu dileklere katılıyordu.(Alevi inancında amin denilmez ,Allah, Allah denilir.)
Dede;"Şah-ı Merdan Ali evlat acısı vermesin" deyince,Konukevi`nde öyle canhıraş bir "Allah Allah ,Allah Allah," sesleri yükseldi ki,tüylerim diken diken oldu.Bazı analar hışkıra hışkıra ağlamaya başladı .Ordakiler, o kadar çok evlat acısı görmüştü ki, artık böylesi bir acıyı yaşamak istemiyorlardı.Bu durum beni çok sarstı. Yolculuk başlıyor
Derken otobüslere binildi ve yola koyulduk.Programda Abdal Musa`dan önce ,Aleviler`ce kutsal sayılan bazı türbelerin ziyaret edilmesi de yer alıyordu.
Bunların başında Osmanlı Devleti`nin kuruluşunda büyük emekleri geçen Şeyh Edebali`nin Bilecik`teki türbesi vardı.
Şeyh Edebali ;Ahi-Bektaşi dervişlerindendir.Fakat Sünni Osmanlı anlayışı Edabali ve Dursun Fakih gibi Ahi-Bektaşi Türk dervişlerini ehli sünnet mensubu gibi lanse edilmiştir.TRT deki "Kuruluş" adlı dizide bu iş çok pervasızca ypılmıştır.Şeyh Edebali Sünni değildir.
Alevi köylerine cami Bilecek`teki türbenin hemen yanına da bir cami yaptırılmış.Caminin yapılış tarihi 1500`lü yıllara dayanıyor.Alevi köylere cami yaptırma politikası Anadolu`da 500 yıl önce uygulanmaya konulmuştur.Anadolu`da nerede bir Bektaşi türbe ve külliyesi varsa ,hemen yanına bir cami oturtulmuştur.Aleviler`in ibadet için camiye gitmedikleri bilindiği halde...
Ankara Keskin`deki Hasan Dede Türbesi,Hacı Bektaş`ı Veli Türbesi,Sultan Şücaattin Veli Türbesi,Seyit Battal Gazi ve Abdal Musa Türbesi için de durum böyledir.Adı geçen tüm külliyelerin yanıbaşına birer cami inşa edilmiştir.
Bilecik`te Şeyh Edebali ,Dursun Fakih ile kızı Balhun Hatunve diğer dervişlerin türbeleri ziyaret edildi,dualar okundu ,lokmalar dağıldı ve yola devam edildi.
Tarih,Abdal Musa`nın Buhara`dan gelen Kırk Abdallar`dan biri olduğunu yazar.
Gönül dostu bir savaşçı
14`üncü yüzyılda, Osmanlı Devleti`nin ilk devirlerinde Yeniçeri Ocağı`nın kuruluşuna
adının karıştığı anlatılan Abdal Musa`nın, Bursa`nın fethinde büyük kahramanlıklar gö
sterdiği, Geyikli Baba ile Bursa`da bulunduğu sırada kendisine makam verildiği,ancak
Bursa`nın Sünni Osmanlı`nın merkezi olmasından sonra Antalya civarındaki Tekke
Köyü`nde dergah kurduğu rivayet edilir.
İkinci durak;Eskişehir-Seyit Gazi beldesindeki Seyit Battal Gazi Türbesi`ni ziyaret oldu.
Türbede dede öncülüğünde kısa bir cem yapıldı.Gülbenkear okundu. Bağlama eşliğinde
Hz.Ali,Ehlibeyt ve Kerbele şehitleri ile ilgili ağıtlar,deyişler ,okundu.Dede ve bir ana tevhit
Çekti.
Burdan sonra yolumuz;Eskişehir Aslanbeyli Köyü`ndeki Sultan Şücaattin Veli Türbesi`ne
Ulaştı.
Şücaattin Veli geleneksele anma törenleri Mayıs ayında olurmuş. Oraya binlerce Alev-i Bektaşi gelir. Cemler kurulur, semahlar dönülür ve adaklı kurbanlar kesilirmiş.
Şücaatin Veli Türbesi`nde bizi Nevzat Dede karşıladı. Kurbanlar kesildi ve kazanlar
Kaynadı.Gelenler türbe ve çevresini gezip, ziyaretlerini edinceye kadar kurbanlar da pişti.
Cem yapıldıktan sonra kurbanlar yenildi. Bahçede Nevzat Dede ve eşinin güzel ve yanık
Sesleri ile Hz Ali ve Kerbela Şehitleri üstüne okudukları mersiyeler,ağıtlar tüm canları
Etkiledi, duygulandırdı ve birçoğunu ağlattı.Gece saat 10:00 olmuştu. Antalya yönüne
Yola koyulduk. Nevzat Dede Sultan Şücaattin Türbesi`nin kazanını kaynatmaya devam
Ediyordu.
Otobüslerdeki tüm canlar birbirlerine sevgi ve saygı ile davranıyorlardı. Bu durumu otobüs şo
Förümüz de saptamış olacak ki, "Aleviler birbirlerine karşı çok saygılı, sevgili davranıyorlar.
Bu yanlarına hayranım. Geçen yıl Hacı Bektaş`a da grup götürdüm. Çok memnun kaldım. Gene olursa severek giderim. Bize Aleviler`i yanlış tanıtmışlar. Çok sabırlı,sakin ve saygılı
İnsanlar. Yolculuktan sonra otobüs de çok temiz kalıyor."diyerek duygularını dile getirdi.
Evet, gerçekten insanlar birbirine karşı çok insani, saygılı ve sevecen bakıyorlardı. Bu da savundukları felsefeden olsa gerekti. Çünkü; Alev-i Bektaşi inancında en kutsal varlık insan
Ve en yüce sevgi de insan sevgisidir. Aleviler bu olguyu en güzel şu dizelerde dile getirirler:
Ellerin kabesi var
Benim kabem insandır
Kuran da kurtaran da
İnsanoğlu insandır.
Türbeyi ziyaret
Sabah güneşi ile birlikte uzun yolları arkada bırakarak Tekke Köyü`ne ulaştık Otobüslerimiz
Doğruca Abdal Musa Türbesi`nin bahçesine geldiler. Halk akın akın türbeyi ziyarete koyuldu.
Anadolo`nun dört bir yanından işini gücünü bırakıp, dağları,taşları,uzun yolları aşıp gelen bu İnsanlar buralarda ne arıyorlar? Asırlardır süren bu sevgi ve saygı selinin kaynağı nedir? Bu Büyük insan kimdir?
Abdal Musa Sultan Türbesi,Anadolu Alev-i Bektaşileri`nce kutsal sayılan, sevgi ve saygı duyulan Hac-ı Bektaşileri`nce kutsal sayılan, sevgi ve saygı duyulan Hacı Bektaş-ı Veli Türbe
Si`nden sonra en büyük ziyaretgah olarak kabul edilen bir türbe.
Abdal Musa Sultan 14`üncü yüzyılda Elmalı`da yaşamıştır. Tarihi kaynaklar; Abdal Musa`nın Buhara`dan gelen Kırk Abdallar`dan biri olduğunu, babasının, Hacı Bektaş-ı Veli`nin
Amcası olan Haydar Ata`nın oğlu Hasan Gazi`nin olduğunu yazar. Anası, Ana Sultan,kızkardeşi ise Hüsniye Bacı`dır.
Gene yazılı kaynaklar, Abdal Musanın bir süre Hacı Bektaşta pir evinde Kadıncık Ana nın yanında kaldığını bildirir.14`üncü yüzyılda Batı Anadolu da şöhret kazanan Ablüler dal Musa`nın ,
Osmanlı nın ilk devirlerinde Yeniçeri Ocağının kuruluşuna da adı karıştığı rivayetler arasındadır.
Ayrıca, İkinci Osmanlı Padişahı Orhan Gazi zamanında
Bursa`nın fethinde büyük kahramanlıkları görüldüğü çeşitli fetihlere katıldığı, Geyikli Baba ile birlikte Bursa`da bulunduğu sırada kendisine makam verildiği, Bursa`nın Sünni Osmanlı`nın merkezi olması ile orayı terkedip Denizli, Aydın taraflarına geldiği ve oradan da Antalya civarına geçip Elmalı Tekke Köyü`nde çeşit kerametler göstererek dergahını bu köyde açtığı bilinir, anlatılır.
Kendisi şairdir, savaşçıdır, keramet sahibidir, felsefecidir, gönül dostudur. Bunlardan başka
Hacı Bektaşı Veli`nin önde gelen halifelerindendir. Alev-i Bektaşi-lerce kutsal sayılan on iki posttan on birinci olan "Ayakçı Postu " Şah Abdal Musa postudur.Günümüze kadar gelmiş özdeyişleri vardır. Rumeli`de serçeşme (kumandan) olduğu, tahta kılıç ile taşı ikiye böldüğü de anlatılan rivayetler arasındadır.
600 yıllık külliye
Karşımızda duran; köyün başında büyük bir bahçenin içinde yeşiller arasında Abdal Musa Türbesi`nin bulunduğu bu külliyenin 600 yıllık bir tarihi var. Bu gün bir oda ve önündeki salondan oluşan türbe çok ihtişamlı bir geçmişe sahip Bu kısmı köyün yaşlılarından dinleyelim:
Köy geçmişte daha da bağ ve bahçelikmiş, evler ahşap örtülüymüş. Köy halkı hiç vergi vermezmiş. Dergaha gelen, yer, içer, gidermiş. Tekkenin tamiri, bakımı dervişlerin ve konukların tüm ihtiyaçlarını köylüler temin edermiş. Köylüler bugün vergi ödüyorlar, ama diğer hizmetler gene en sevecen bir şekilde veriliyor.
Bu dergah geçmişte çok büyükmüş Dergaha iç içe yedi kapıdan geçildikten sonra ulaşılırmış. Abdal Musa Sultan; dört bin adımlı bir bağ ortasında, üstü çam tahtaları ile kaplı, kagir bir kubbe altında yatarmış. Türbe üstündeki altın alem beş saatlik yoldan görülürmüş.
Külliyenin çevresinde geniş bağ ve bahçeler misafirhaneler, meydanlar, kiler ve mutfaklar varmış. Tekke`de, dergahta 500 civarında mücerret derviş oturmuş. Mutfakta 40 derviş hizmet vermiş.Erzak dolu 20 ambar varmış.Misafirhanenin üstünde konak ,altında ise 200 atın kalabileceği büyüklükte ahır varmış.Her gün yüzlerce misafir gelirmiş.Türbeye ilk gelene "Baba Çorbası"ikram edilirmiş.Bu tekke o kadar işlermiş ki ,yapıldığı günden beri mutfağında ateş sönmezmiş.
Tekkenin çok zengin vakıfları varmış:Evliya Çelebi`nin yazdığına göre ,tekkenin mal varlığı ;onbinden çok koyun ,bin manda ,on kadar deve,yedi katar katır,bini aşkın sığır,yedi yüz kısrak ,yedi değirmen ,bağlar,bahçeler ve dağlarki korulardan oluşuyormuş.
Bugün bu tekke,toplam 30 metre kareye sığdırılmış durumda .Ama O`nun sevgisi,saygısı milyonlarca insanın kalbine öyle yer etmiş ki,600 yıl geçmesine rağmen gene dolup taşıyor .Adeta bir insan seline sahne oluyor.
İşte sabahın gündoğumu ile birlikte otobüslerimiz bizi bu türbenin önüne bıraktı.Grubumuzdaki bir arkadaşımız geçen yıl da geldiği için bizi geçen yıl misafir kaldığı eve götürecekti.
Türbenin dış bahçe eşiği oldukça yüksek .Alevi inancında eşiğe basmak günah .Eşik özel olarak yüksek tutulmuş ki ,bilmeyenler de basmasın diye .Basmaya kalkanların kafası kapı doğramasını "niyaz etmek"zorunda kalıyor.