Tekil Mesaj gösterimi
Alt 29.06.10   #3
akdora
akdora - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: May 2010
Nereden: bakıpta görülemeyen uzanıpta tutulamayan yerden...
Yaş: 39
Mesajlar: 397
Rep Puani : 20
Standart Cevap: Hubyar Derviş


2-)Hubyar Abdal

Halk arasında Hubyar Devletlü, Hızır Hubyar, Hubyar Baba, Hubyar Derviş olarak adlandırılmaktadır.
Birleşik bir kelime olan Hûbyâr’ın iki anlamı vardır. Hû: Allah anlamındadır. Hûb: güzel, hoş, iyi demektir. Yâr: yârân, dost, sevgili, ahbab, mahbûb, muhibb ifade etmektedir. Hûbyâr ise birincisi dünyevi anlamda “Güzel Dost” demektir.Türkmence; Huday (Hudaay): Allah, Hüda. Hudayyolı (Hudayyoolı): Allah için kesilen kurban. Demektir ki eski Orta-Asya Türkçesinde ve lehçelerinde aynı anlamlara gelen benzer kelimeler vardır. İkincisi ise manevi anlamda “Allah’ın sevgilisi”, “Allah’ın Güzel Dostu” ya da “Hakk Ereni”ni, Allah yolunda başını (serini) kurban etmeye hazır, kamil insanı ifade eder ki; Alevilerde bu manada “Hubyar Sultan”ı telakki etmişlerdir.
Hubyar Köyü’nde tarihsel olarak Beydili Sıraç topluluklarına ve Hubyar Dede Ocağı’na damgasını vuran Hubyar adında iki zat vardır. I.Hubyar Sultan 13.yüzyılda, II.Hubyar Abdal 16.yüzyılda yaşamıştır. İki Hubyar’ın yaşam öyküsü, rivayetleri, menkıbeleri, kerametleri, ozanların deyişleri birbirine karışmıştır. I. Hubyar Sultan’ın konar – göçer bir şekilde zaman zaman geldiği Ormanlık yöre kutsal kabul edilmektedir.Kendi adıyla anılan bugünkü Hubyar Köyü’nü kuran II.Hubyar Abdal ise Horasan’dan gelen Hubyar Sultan’ın torunlarındandır.
I.Hubyar Diye de bildiğimiz ve 13.yy da yaşayan Hubyar Sultan’ ın tam olarak ne zaman ve nerede öldüğü bilinmemektedir.
Yaklaşık rakamlar olarak 1500 – 1582 yılları arasında yaşadığı varsayılan Hubyar Abdal 1530'lu yıllarda Gürgençukuru'na tamamen yerleşerek Otağını kurmuş, burada Dergahını da faaliyete geçirmiştir. Hubyar Abdal 1562 yılında Kanuni Sultan Süleyman’dan ferman alarak Gürgençukuru bölgesinin kendisine vakfedilmesini (1) sağlamıştır. Gürgençukuru bölgesinde Dergah işlerini yürüten Hubyar Abdal kendisine bağlı Beydili aşiretini de buradan yönetmiş ve Anadolu’da ki kimi ayaklanmalarda da yer almıştır. Tarihi verilerde "Baba Zünnun Ayaklanması" (1527) olarak bilinen Tokat - Amasya yöresinde yer alan ayaklanmayı yapan Baba Zünnun'un danıştığı bir akıl hocası olarak bilinen Hubyar Abdal o süreçte Dergahından kalkarak Kazova bölgesine kadar gelmiştir. Bugün Turhal Çaylı Beldesi'nde bulunan "Hubyar Kuyusu"ndan da asası ile suyu o tarihlerde çıkardığı öngörülmektedir.
1582 yılında Hakka yürüyen Hubyar Abdal’ın Mustafa isminde bir oğlu dünyaya gelmiştir. Hubyar Abdal’dan sonra postnişinlik makamına oturan Mustafa’nın da Deydiyar ve Buynat isminde iki oğlu bulunmaktadır. Buynat’ın bu gün Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Kazan şehrine gittiği kimi söylencelerde yer alırken Hubyar köyünü oluşturan ailelerinse Deydiyar’ın (öl: 1671) soyundan geldiği Hubyarlılarca bilinmektedir. Üç çocuğu bulunan Deydiyar’ın oğullarından büyük oğlu Hüseyin Abdal aşıklık, ortanca oğlu Saçlı Ali talip köylerini gezerek dedelik ve küçük oğlu Kenan Şeyh ise Tekke’de durarak postnişinlik görevlerini yerine getirmişlerdir.
Hubyar Abdal’ın Türbesi Tokat Almus Hubyar Köyündedir. Bu türbenin nezdinde her iki Hubyar bir kabul edilmiş ve dua ve kurbanlar buraya sunulmaktadır.
Hubyar Abdal Hubyar Köyünde bir Tekke kurarak taliplerine ve gelip geçenlere aş imkanı sağlamıştır. Buraya kurduğu Dergahta yetişen Dedeleriyle Kızılbaş Beydili Sıraç Türkmenlerine hizmet etmiş onların birliğini ve dirliğini temin etmiştir.


Dipnot: (1)
Faaliyetlerine 2006 yılında yeniden başlayan Hubyar Vakfı aslında 500 yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. O tarihlerde ülkenin tamamı Osmanlı hânedan ailesinin malı sayılırken bir yerin devlet elinden çıkıp şahıslara verilmesi sözkonu değildi. Sadece kurulu bulunan vakıflara araziler vakfedilebiliyordu. Geçmiş büyüklerimizin sık sık vurguladığı Hubyarlılar değirmende sıra beklemez, askere alınmaz, vergi vermezmiş gibi sözleri gerçeği yansıtmaktadır. Gerçekten de Kanuni Sultan Süleyman tarafından o dönem de Hubyar Abdal'a verilen bir ferman vesilesiyle Hubyarlılar bu görevlerden muaf tutulmuştur. Bu süreç, Osmanlı padişahı 2. Mahmut'un Hace Bektaş Dergahı'na bağlı Yeniçeri Ocağını kapatarak diğer Alevi Dergahlarına da Nakşibendi Şeyhlerini atadığı 1820 yılına dek sürmüştür.
Sponsor Reklamlar

__________________
Kanarkan doya doya karanlığa bir kadeh soğuk çektim akşamlarıma ..Sorar dururken bilinmezliğe adını yana yakıla ben kaldım esir olmuş bakışlarına...



kendi olarak, sana gelen
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan
o, işte…

Oruç Aruoba....

Biz kendimizi adadık o renklere..Ayrılık nedir bilmedik yüreğimizde..Öyle bir bağlandık ki ölüm bile diz çöktü önümüzde..
akdora isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti