Tekil Mesaj gösterimi
Alt 26.10.20   #32
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 44
Mesajlar: 409
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Atatürk Ve Bektaşilik ( Belgelerle)


"Atatürk ve Bektaşilik"

Her ne kadar Anadolu Aleviliginde soydan gelme, Alevi kimliginde önemli olsa da Alevi/
unutulmamalıdır ki,Bektaşi doğulmaz , Bektaşi olunur....



Bir Bektaşi Babasının bile çocukları Bektaşi olamayacağı gibi, ailesinde hiç Bektaşi olmayan birisinin nasip alarak Bektaşi olması mümkündür.Mustafa Kemal'in Doğup büyüdüğü Selanik ve genelde Rumeli bölgesi Bektaşi dergahlarının yoğun ve güçlü olduğu bir bölgedir. Bu nedenle gençlik yılları süresince bir şekilde bu dergahlardan biri ile münasebete geçmiş olması olağanüstü bir durum olarak karşılanmamalıdır.

Hal böyle iken önce Mustafa Kemal'in bu bağlantısı ile ilgili bilgileri incelemek daha doğru olacaktır;
Mustafa Kemal'in daha yüzbaşı iken Selanik’te Deli Hurşit Baba'dan el alarak Bektaşiliğe girdiğini araştırmacı yazar Dursun Gümüşoğlu baba erenler açıklamıştı.

Sağlığında kendisi ile ilgilenen doktoru Ragıp Erensel’in de bir Bektaşi Babası olması Mustafa Kemal'in Bektaşiler ile olan ilişkisinin kanıtıdır. `Baba erenler` lakaplı Dr. Hasan Ragıp Erensel 1953`te vefat ettiğinde yine Çankaya`da oldugu kaydedilir, bu defa Celal Bayar`ın başhekimi olarak vazifesine devam eder.

Mustafa Kemal'in Ragıp Erensel vasıtası ile Cumhurbaşkanlığı köşkünde Haydar Cemil Baba ile Ali Nutki Baba’yı konuk edip, gece de köşkte yatırdığı yakın çevresine Bektaşilikten nasip alanları yerleştirdigi;

Özel Kalem Müdürü, özel doktorunun Bektaşi olduğu, İstihbaratın başına (MAH -Milli Amala Hizmet Teşkilatı,şimdiki MİT yerine o dönemde olan teşkilattır.)

Erenlerden Alb. Hüsamettin Öztürk'ü, hatta posta telgraf amirliğine Ali Naci Baykal dede babayı getirdigi anlatılır.

Mustafa Kemal’e esin, duygu ve duşünceleri için esin kaynağı olan Namık Kemal de Bektaşi’ydi. Bektaşi bir ailenin çocuğuydu. Anne yoluyla dedesi olan Adüllatif Paşa inançlı bir Bektaşiydi. Namık Kemal bu dedesince büyütülmüş ve eğitilmişti. Namık Kemal’in geçliğinden itibaren entellektüel gelişmesine bu Bektaşi etkeni damgasını vurmuştu.

Osmanlı'nın ordusunun temeli Yeniçerilerdi. Devletin temeli ve padişahın muhafız gücü olan Yeniçerilerin 94. alayında mürşit olarak bir Bektaşi Babası otururdu. O vefatı ile yeni "Baba" Hacıbektaş'tan gönderilirdi.

Sofya Ataşe militeri iken, verilen kostümlü baloya yeniçeri kıyafeti ile gitmiştir.Büyük resmi törenlerle karşılanır ve makamına oturtulurdu.

Yeniçerilerin Avrupa'ya kadar yayılmış olan bu savaşçı ünü elbette Mustafa Kemal'i de etkilemiştir, Kurmay Yüzbaşı iken çektirdigi fotograftaki Yeniçeri bıyıkları bunu ispatlamaktadır.Ayrıca Sofya Ataşe militeri iken, verilen kostümlü baloya İstanbul'dan istedigi yeniçeri kıyafeti ile gitmiş ve etrafında derin bir hayranlık uyandırmıştır.

Mustafa Kemal’in Harbiye ( Harp Okulu) yıllarında, tatillerde Selânik’e gittiğinde, bir dergahı ziyaret ettigi duyumunu yazan kişi, Falih Rıfkı Atay’dır.
( o dergahın bektaşi değil Rıfai dergahı olduğu çeşitli kaynaklarda yazmaktadır) Atay, bu duyumu şöyle anlatır:

“…Atatürk’ün çocukluğunu ve gençliğini yakından bilen Kılıçoğlu Hakkı, bana yazdığı mektupta der ki: ‘Ailece pek yakındık. Zübeyde Molla’yı ikinci defa kocaya veren benim kaynatam Şeyh Rıfat Efendi’dir. Mustafa Kemal tatillerde, Selânik’te sılaya geldiği vakit, büyük kaynatamın tekkesini ziyaret ederdi.”

"Atatürk, bir milletin yeniden doğuşu" adli Atatürk biyografisinin yazarı, gazeteci Kahire'deki İngiliz büyükelçiliginde görev yapmış İngiliz Lord Patrick Kinross da, Mustafa Kemal’in gençliğinde, bir ara Selânik’te Bektaşi toplantılarına katıldığını, belirtir.

Mustafa Kemal Kurutuluş Savaşı öncesi yaptığı Erzurum Kongresi`nin ardından 22 Aralık 1919`da Hacı Bektaş Veli Dergahı`nı ziyaret etmiştir.

Ziyaretinde dönemin dergah postnişi olan Cemalettin Çelebi Dede`den savaş için destek istemiş `Cemalettin Çelebi Mustafa Kemal`e destek sözü vermiştir`.

Cemalettin Çelebi`nin, Mustafa Kemal`e savaşı kazandıkları takdirde Cumhuriyet`i ilan edip etmeyeceğini sorduğunu, Atatürk`ün de Bektaşi Babası'na `O günün ilanına kadar aramızda kalmak şartıyla, `evet` diye yanıt verdiği anlatılır.

Savaş sırasında ayni yardımların yanısıra dergah kasasında bulunan 1800 altın lira da Mustafa Kemal Atatürk`e verildi. Atatürk savaşla ilgili tüm gelişmeleri de Hacı Bektaş Dergahı`na hemen bildiriyordu.

Atatürk Nutuk`ta bunu şöyle belirtiyor: `2 Ocak 1920 günü cemiyetin merkez kurullarına ve Hacıbektaş`ta Çelebi Cemalettin Efendi`ye, Mutki`de Hacı Musa Bey`e ayrıca bir bildirim yaptık.`

Son olarak şunu belirtmek gerekir ki; bir kişi nasip alıp Bektaşilige katılmışsa, bu katılım “Hizmet Erkanı” ile yıllık olarak tazelenmediği takdirde o kişinin Bektaşiliği bir anlamda buzdolabına kalkar, ya da uykuya yatar.

Bir tasavvuf okulu, eğitim sistemi gibi düşünürseniz, okulu bırakmiş kişi durumunda olur.
Dolayısıyla Mustafa Kemal bir dönemde Bektaşiliğe sadece bu kültür içinde büyümek şeklinde değil de bizzat dahil olmuş olsa da bu üyeliğini devam ettirmemiş olması büyük olasılıkla doğrudur.

Çünkü,ilk gençlik yıllarının ardından son derece yoğun bir yaşantısı vardır. Yaşantısının da hemen her dakikası da gözler önündedir. Ancak, bu da hiçbir şekilde bir “nasip alma” olayını yaşamadığı anlamına da gelmez.

Pek muhtemeldir ki, ilk gençlik yıllarında böyle bir deneyim de yaşamış olsun...

(@lıntı)
Sponsor Reklamlar


Konu Dede-baba tarafından (26.10.20 Saat 21:22 ) değiştirilmiştir.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti