Tekil Mesaj gösterimi
Alt 10.04.16   #1232
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Karalama Defteri !!!


“TAŞ ÜSTÜNDE TAŞ,
BAŞ ÜSTÜNDE BAŞ
KOYMAYIN!” ZİHNİYETİ
Perşembe, 07 Nisan 2016 14:14


Dostlar, Can’lar


Yeryüzünde ve özelliklede Ortadoğu’daki bütün kötülüklerin müsebbibi emperyalist amaçları için her şeyi mübah sayan arsız, hırsız, soyguncu, sömürücü ve zalim ULUSLAR ARASI GÜÇ ODAKLARI! Bölgeye dönük plan, projelerine bağlı olarak tüm patavatsızlıklarıyla ve tüm vicdansızlıklarıyla, bölgesel çatlaklardan yaralanıp, gerginlikler, çatışmalar, savaşlar yaratıp, saflaştırıp, mezhepleştirerek Müslüman’ı Müslüman’a, insanları insanlara kırdırmaya devam etmektedirler.


Ülkemizde ise;

“Sana neyi infak edeceklerini-dağıtacaklarını sorarlar; De ki ‘kazandıklarınızın ihtiyaçtan artanının tamamını” Kuranı Kerim’in (Bakara Suresi 219.Ayet)inde belirtilen ihtiyaçtan fazlasını yasaklayan ekonomik modelini bugün bile (günümüzde) özellikle de insanların inanç zaafından faydalanarak din üzerinden tarikat-ticaret-siyaset üçgeniyle suiistimal yaparak saray ve saltanatlar kuranlar, adalet ve hukukunun ırzına da geçmektedirler.


Devletin tüm kurum ve kurumlarını da kullanarak bankalarla, faizlerle, soygunlarla, hırsızlıklarla, yolsuzluklarla, rüşvet alma, talanlarla güç ve iktidar hastası olan bu ‘iktidar erkleri’ sömürücü ve zalim ULUSLAR ARASI GÜÇ ODAKLARI’NIN amaçlarına hizmet etmekte yarışır haldedirler.

Daha önce Alevi ve Solcuların hedef alınıp 111 kişinin öldüğü 1978 Maraş katliamının yaşandığı ve Alevilerin yoğun yaşadığı bölgeye yapılmak istenen sığınmacı kampına 27 bin insan yerleştirileceğinden bahsedilmesi bölge halkında elbette ki tedirginlik yaratacaktır.

Geçmiş dönemde yaşanmış 111 kişinin öldüğü 1978 Maraş katliamının bir benzerinin tekrar yaşanmayacağının bir garantisi yoktur.

Zaten yolgeçen hanına dönmüş sınırların güvenliğinin yeterince sağlanamadığını, kamplara cihatçı Işid'li, Daiş, El Nusracı çetelerin ve katillerin de girebildiği yönünde bilgileri biliyoruz. Bu kamplarda cihatçı unsurların da barınabildiğini-barınabileceği de bir gerçektir.

Çünkü belli güç ve odaklar tarafından yaratılan Daiş, El-Nursa, İşid vs gibi grupların özellikle kadınları hedef seçip, kaçırıp, tecavüz edip, pazarlarda sattıkları veya öldürdüklerini de biliyoruz.

Adli vakaların neredeyse hiç olmadığı bölgelerine olası bir Suriye'deki cihatçı grupların Alevileri hedef alıp saldırmaları ihtimalinde bile bölgenin ‘Hızlı müdahale edilebilmesinin zor olduğunu’ belirten halkın bu konuda endişeleri haklı değil midir?

Suriyeli sığınmacılar için kurulması planlanan bu çadır kentin; Kamp kurulması kararından önce arazinin kanunen inşaat yapılması yasak olan mera vasfında olduğunu Ama "Mera Komisyonunun o araziyi mera vasfından Hazine arazisine çevirip usulsüz olarak TOKİ'ye devrettiği”bilgileri de ortaya çıkmıştır.


Bu durumun mazlum halklara karşı oldukları anlamını taşımaması gerektiğini söylüyoruz.


Üstelik kamp yapılacak arazinin mera olduğunu ve bölge sakinlerinin geçimi açısından da hayati bir önem taşıyan bölgelerine “Ne amaçla geldiğini bilmedikleri ve ne yapacaklarına dair kuşkuyla bakılan insanların..!” getirilmesini istemiyoruz' demektedirler.


Gün geçmiyor ki bunların hukuksuzlukları, olumsuzlukları, yalanları, dolanları ortaya çıkmasın!

Rüşvet ve kara para aklama soruşturması kapsamında tutuklanan İran asıllı işadamı Reza Zarrap’ın o dönemki Türkiye İçişleri Bakanı Muammer Güler’le telefon kayıtlarına yansıyan görüşmelere göre “Vallahi böyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım ya...” denmesi bile yalanlandı, inkâr edildi ve aklanmaya çalışıldı.

Nokta Dergisinin, Reza Zarrap’ın İran’da ki ortağı-kuryesi adı her neyse Zencani İlgili Dosyada; Zencani’nin Türkiye’de 8,5 Milyar Dolar rüşvet dağıtıklarını açıkladığı yazılmıştır. Reza Zerrap'ın da ABD’de tutuklanmasının gerçek nedenlerinden birinin bu bağlantı olduğu açıklanmıştır.

Reza Zarrap’a ihracat ödülü verenlerde bunlardır.

“Bu Milletin .mına koyacağız” diyen Mehmet Cengiz gibi iş adamlarına “Vergi Affı” çıkaranlarda bunlardır.


Bu adamlar iktidarlaştıkça her turlu yalan, dolan, talan ve soysuzluk dinin icapları arasına sokuşturuldu. Yolsuzluk, rüşvet ve tecavüz olayları bile bunların iktidarında doğal yaşam sayılmaya başlandı.


Görevini yapan gazetecilere, “Barış” istiyoruz diyen Aydınlara, Akademisyenlere hain damgası vurularak mahkemelere talimat vererek, yasalara göre değil de isteğe bağlı yargılatma dönemini başlattılar.


Biliriz ki yüreği ve vicdanı kirlenenler çeteler, ilkel aşiretler, mafya örgütleriyle kele hesabı yaparlar. Mazlumların sesi çıkmaya başlayınca da daha vahşileşip barbarlaşırlar. Çünkü kin ve kan ile beslenirler.

İntikam ile ayakta kalmaya çalışırlar.


Düşünün bir ülkenin Cumhurbaşkanı bir devlet adamlığına yakışmayacak bir şekilde

"Bugün de hamdolsun Yozgat’ımızdan kınalı hasanlar eksik olmuyor"

"Biz bir ölüyorsak onlar onar, yirmişer, otuzar ölüyor..." diyebiliyor.

Bundan cesaret alan bir parti genel başkanı da

“Taş üstünde taş, baş üstünde baş koymayın.” Diyebiliyor.


Dostlar, Can’lar


Unutulmasın ki, unutmayalım ki

Mazlumların sesinden ürken tüm yabancı ve yerli zalimler! Kirli oldukları kadar da İslam ve insanlık tarihinin yüzkarası bir iktidarı olarak anılacaklardır.

Çünkü tarih bunu bize defalarca göstermiştir.

Hilafetçi, mezhepçi, haramzade ve harami zalimlerin adaleti de olmaz…

Din kavramını da suiistimal ederek, çıkarına göre yontan gözlerini mal, mülk, hırs, kibir bürümüş bu zihniyet içindeki insanlar adil düşünemez ve tarafsız davranamazlar. Çünkü vicdanları kirlenmiştir.

Devletler içinde gücü ve iktidarı paylaşanların bilmesi gereken bir şey vardır. Hukuk devleti vatandaşlarını, yurttaşlarını, halkını “Korumak” adil ve eşit olma vekâletini halklarına hakkaniyetle dağıtmak için vardır.


Her zaman söylüyoruz ve söylemeye de devam edeceğiz.

İnekleri kutsal sayan Hinduların, “Dünya beyaz adamın kardeşi değil düşmanıdır.” diyen Kızılderililerin, Avrupalıların en son 1928 yılında katliam yaptığı Aborjinlerin, inançları gereği birbirine bağlanmış kemik yığınlarını tanrılarına sunan Eskimoların, kendisini hiçbir zaman bir tanrı ya da herhangi türde bir ilahi varlık saymayan Buda’ya inananların, İçtiği su için sanki başını, gagasını kaldırıp Dua eder gibi teşekkür davranışı gösteren güvercin, kumru gibi canlıların.

Her kim ya da kimselerin istedikleri, diledikleri gibi inançlarını yaşama ve sürdürme hakları vardır.


Anlıyoruz. Saygı duyuyoruz ve destekliyoruz da.


Çünkü Alevilik; Tanrı sevgidir, sevgi can’dır, eşit, hakkaniyetli, özgür ve barış içinde yaşamaktır diyen yoldur.


Umarız ki kendi dünyalıklarına göre din yaratanlar bir gün “Komşun aç yatarken sen tok yatma” diyen Hadis-i Şerif’i hatırlarlar..!?





ABF

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

BAŞKAN


BAKİ DÜZGÜN
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti