Tekil Mesaj gösterimi
Alt 10.06.15   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Alevilik ve Müslümanlık...


Alevilik-
Müslümanlık


Yakındoğu’da ve Ortadoğu’da, Alevilik-Müslümanlık-Şiilik arasındaki ilişkiler sağlıklı bir şekilde açıklığa kavuşturulmuş ilişkiler değildir. Alevilik, çok yerde, çok zaman Müslümanlık sayılmaktadır. Bu, çok yanlış bir düşüncedir. İkinci olarak da Alevilik Şiilikle karıştırılmaktadır. Aleviliğin Şiilik olduğu veya Şiiliğin Alevilik olduğu söylenmektedir. Halbuki Şiilik Müslümanlıktır. Alevilik ise ayrı bir dindir, inançtır. Bu yazıda, Alevilik- Müslümanlık-Şiilik arasındaki ilişkileri konu etmeye, bu ilişkilere açıklık getirmeye çalışacağım.

Müslümanlıkta iki önemli mezhep vardır. Sünnilik, Şiilik. Bu iki büyük bölünmeyi siyasal partiler olarak da anlamak mümkündür. Sünni İslam içinde de, Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli şeklinde alt mezhepler vardır.

Ama İslamiyetdeki, Müslümanlıktaki Sünnilik-Şiilik mücadelesi çok kanlı bir mücadeledir. Bu mücadeleyi, İslamiyetdeki iktidar kavgası olarak değerlendirmek mümkündür

İslam’daki iktidar kavgası, Peygamber Muhammed’in ölümünden hemen sonra başlamıştır. Peygamber’in yaşadığı dönemde, kendisinden sonra halife olarak, amcası Ebu Talib’in oğlu ve damadı olarak Ali’yi gösterdiği belirtilmektedir. Fakat Ali karşıtları, Ebubekir, Ömer, Osman taraftarları, bu düşüncenin yaşama geçmesine engel oldu. Ebubekir, 632-634 yılları arasında Halife oldu. Ebubekir’in vefatından sonra 634-644 arasında Halife Ömer’di. Ömer’in yaşamı bir suikastle son buldu. Ömer’den sonra Osman 644-656 yılları arasında Halifelik yaptı. Ali’nin halifeliği her seferinde engellendi. Halife seçiminde her zaman mücadeleler, silahlı kavgalar oldu. Osman’ın yaşamı da bir suikastle son buldu.

Osman öldürülür öldürülmez, Ali kendisini Halife ilan etti. Dördüncü Halife Ali oldu. Ali’nin halifeliği İslam’daki iktidar kavgasını kızıştırdı. 656’da, Basra’da Cemel Vakası yaşandı. Bu Peygamber’in damadı Ali ile Peygamber’in eşi Ayşe arasında yaşandı. Bu savaşta, her iki taraftan onbinlerce Arap öldü. Öte yandan Şam Valisi Muaviye Ali’nin halifeliğini tanımadı. Muaviye ile Ali arasındaki iktidar mücadelesi 657’de gerçekleşen Sıffın Savaşı’nı getirdi. Sıffın, Suriye’de, Rakka’ya yakın bir yerdeydi. Sıffin Savaşı, Amr İbn-ül As ve Hakem Olayı İslam’daki iktidar kavgasının, iktidar için yapılan savaşın hangi noktalara kadar vardığının işaretidir. Dört halifeden üçünün suikastle öldürülmesi dikkate değer bir durumdur.

661’de, Ali de bir suikastle öldürüldü. Ali, camide, ibadet yaparken bıçaklanarak öldürüldü. Ali’nin öldürülmesinden sonra, Muaviye, kendini Halife ilan etti. Şam Valisi Muaviye’nin Halife olmasıyla İslam’da Emevi Hanedanı kurulmuş oldu. Emeviler de Haşimi Sülalesi’ne mensuptu. Peygamber Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman ise Haşimi Sülalesi’nin Kureyş Kabilesi’ne mensuptu.

Emevi Hanedanı 750’de yıkıldı. 750’de, Abbasi Hanedanı kuruldu. Abbasilerle birlikte Haşimilerin Kureyş kolu yine Halife olarak göreve geldi.

Muaviye’nin kendisini Halife ilan etmesinden sonra da iktidar savaşı yoğun bir şekilde sürdü. Muaviye, Peygamber’in torunlarını kendisine biat ettirmek (bağlamak, kabul ettirmek) için çok yoğun bir çaba sarfetti.

Fatıma’nın ölümü de bu iktidar kavgasının çok önemli bir boyutudur. Paygamber’in kızı Fatıma, Şii anlayışına göre 614 doğumludur. Sünni anlayışa göre de 606 doğumludur. 624’de Ali ile evlenmiştir. Üçü erkek ikisi kız beş çocuk annesidir. İlk çocukları Hasan 624 doğumludur.

Fatıma’nın vefatı 632’dir. Peygamber’in ölümünden sonra, Ali defin işlemleriyle uğraşırken, Ebubekir, Ömer’in ve Osman’ın entrikaları sonuncu halife seçilmiş. Ömer, Fatıma’nın evine giderek, Ebubekir’in Halife seçildiğini bildirmiş, Ebubekir’e biat etmesini istemiştir.

Fatıma bunu kabul etmemiş, arada çok yoğun tartışma, atışma olmuştur. Bu tartışma sırasında Ömer, Fatıma’ya, Ebubekir’e biat etmezse, evinin yakılacağını ihtar etmiştir. Bu tartışma ve darp sonrasında hamile Fatıma’nın çocuğunu düşürdüğü ve sonra vefat ettiği söylenir.

10 Ekim 680’de yaşanan Kerbela ise, İslam’ın getirdiği vurgulanan adalet, barış, huzur anlayışının son bulduğu bir andır.

Ali, Fatıma, Kerbela, Oniki İmamlar, Hasan, Hüseyin Şiiliğin kavramlarıdır. Birinci İmam Halife Ali (599-661) Kufe’de camide öldürüldü. İkinci İmam Hasan ( 624-670) Medine’de, karısı tarafından zehirlenerek öldürüldü. Karısı, Ali’den sonra Halife olan Muaviye tarafından kandırılmıştı. Üçüncü İmam Hüseyin (626-680) Kerbela’da kafası kesilerek öldürüldü. Kafası bir tepside Halife Yezid’e götürüldü. Yezid Muaviye’nin oğluydu.

Dördüncü İmam Zeynelabidin (658-714), Kerbela’daki 72 kişiden kurtulan tek kişidir. Medine’de, gözlerden ırak, politika dışında bir yaşam sürdürürken zehirletilerek öldürüldü.

Beşinci İmam Muhammed Bakır (676-732), babası Zeynelabidin’den daha faal bir yaşam sürdü. Altıncı İmam Cafer-i Sadık (702-765) Şiiliğin önemli bir kitabı olan “Buyruk”u kaleme aldı.

Yedinci İmam Musa Kazım (745-799) Abbasi Halifesine saygısızlık yaptığı iddiasıyla sürüldüğü ve göz hapsinde tutulduğu, Irak’ın bir şehrinde öldürüldü.

Sekizinci İmam Ali Rıza (765-818) Abbasi Halifesi Me’mun tarafından göz hapsine alında, Meşded’e sürüldü. Orada zehirlenerek öldürüldü.

Dokuzuncu İmam, Muhammed Taki (811-835) Halife Mu’tasım tarafından Bağdat’da, zehirlenerek öldürüldü. Politik bir yönü yoktu.

Onuncu İmam Ali Naki (828-868) Samara’da, Abbasi halifesi Mu’tez tarafından zehirlenerek öldürüldü.

Onbirinci İmam Hasan Askeri (846-873) Abbasi halifesi Mutemid tarafından zehirlenerek öldürüldü. Halife Mutemid Ali Soyu’nun tamamen yok edilmesine karar verdi. Çok büyük bir katliam gerçekleşti. Bu katliamdan sadece, Hasan Askeri’nin oğlu olan İmam Muhammed Mehdi kurtuldu. O zaman İmam Mehdi dört yaşındaydı.

Onikinci İmam Muhammed Mehdi (869- ) babası Hasan Askeri’nin öldürülmesinden sonra gizlenmiş, ondan sonra onu kimse görmemiştir. Halen yaşadığına inanılmaktadır. Birgün ortaya çıkacak ve adaletsiz dünyaya adalet getirecektir.

Bu tablodan da görüldüğü üzere, Emevi ve Abbasi halifeleri, peygamberin torunlarına karşı yoğun ve yaygın bir şiddet kullanmıştır. Oniki imamlar, mazlumdur. Düşünelim ki, Hüseyin’e bağlı 72 kişinin çoğu, kadınlar, çocuklar susuzluktan ölmüştür. Fırat Nehri, Kerbela’da, çadırların hemen ötesinde aktığı halde, Yezid’e bağlı ordular Hüseyin taraftarlarının Fırat’a gidip su almalarına engel olmuştur. Çadırların dışına çıkmayı yasaklamıştır. İslam’ın getirdiği söylenen barış, huzur, adalet eşitlik, Kerbela’da son bulmuştur.

Sünni İslam’daki bu devlet terörü, Kürd yazar Metin Aktaş tarafından kaleme alınan, Rüzgar Ateş Gibi Yakıyordu (Fam Yayınları, Mart 2014) romanında çok çarpıcı bir şekilde dile getirilmiştir. Yazar, Emevi hanedanının yıkıldığı, Abbasi hanedanlığının kurumlaşmaya başladığı dönemi söz konusu etmektedir. Halife seçilmek için düzenlenen entrikalar, rüşvet, yolsuzluk, kölelik, hadımlık, harem, cariyeler vs. bir hadımın ağzından anlatılmaktadır. Bu bir romandır. Ama, yazar Metin Aktaş’ın belirttiği gibi bu romanın yazılışı sırasında tarihsel kaynaklar da değerlendirilmiştir.

Bilim olguları anlamaya çalışır. Olgular arasındaki ilişkileri açıklamaya çalışır. Roman ise, insanların duygularını irdeler. Romancı Metin Aktaş, Rüzgar Ateş Gibi Yakıyordu romanında, birbirleri aleyhine dolaplar çevirmeye çalışan halifeleri, halife yakınlarını, haremi, cariyeleri, hadımları, köleleri… onların duygularını, niyetlerini, bu süreçte gerçekleşen terörü, devlet terörünü ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Fethedilen alanlardaki halkın nasıl köleleştirildiği, köle pazarlarında satıldığı, köleliğin, hadımlığın nasıl kurumlaştırıldığı çok zengin olgularla dile getirmektedir. Fethedilen alanlarda, elde edilen ganimetin paylaşılması konusunda yapılan mücadele yine romanın önemli bir boyutudur.

Kur’an’da, köleliğin lağvedilmesiyle, kadınların durumuyla ilgili bazı olumlu belirlemeler vardır. Ama bunların çoğunun toplumsal bir karşılığı yoktur. Gerek Emevi gerek Abbasi halifeleri döneminde yoğun bir köleleştirme vardır.

İSMAİL BEŞİKCİ
28.05.2015
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...

Konu bilgeyol tarafından (10.06.15 Saat 17:26 ) değiştirilmiştir.
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti