Tekil Mesaj gösterimi
Alt 20.01.14   #2
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart Cevap: Alevilik tartışmaları ve "art niyet"


hasan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Soru şudur; Alevi kimliğinin tanınmasından yana mısınız, değil misiniz? Alevilerin "ama"lı, "fakat"lı, "art niyet"li ifadelere karnı tok
Bu tartışmayı, bence Alevilerle Sünniler arasında sürdürülen bir tartışma olarak göstermek, son derece yanıltıcıdır. Alevilerin sürdürdüğü tartışma, herkese din ve inanç özgürlüğü alanının açılması tartışmasıdır.
İzmirli belediye işçisi Sinan Işık'ın, kendi iradesi dışında, kimlik bilgisine yazılmış olan İslam yerine Alevi yazdırmak istemesi medyaya yansıyınca Alevi örgütlerinin yöneticileri arasında Aleviliğin kaynağına ilişkin tartışmalar yeniden alevlenmiş oldu. Kimi gazeteler röportajlar yayınladı; kimi yazarlar da köşelerini bu konuya ayırdı. Tartışmanın kurgusunu yanlış bulmakla birlikte geliştirici bir tarafı olduğunu düşünüyorum.
Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan'ın, "Asıl İslam biziz" görüşünde olduğunu, Alevi Federasyonu Başkanı Ali Doğan'ın da "Alevilik İslam'dan ötedir" fikriyatında olduğu biliniyor. Ancak bu tartışma olmasa, Ahmet Hakan'ın çocukluğunda çevresinde Aleviler hakkında söylenenleri, Ömer Lütfi Mete'nin kendisini hem Alevi hem de Sünni Müslüman olarak hissettiğini; Cemal Şener'in, bir çeşit mesaj içeren, "Alevilik laikliğin bekçisidir" görüşünü öğrenememiş olurduk.
Alevilik İslam'ın içinde mi dışında mı tartışması geçmişten geleceğe uzanan bir tartışma olmakla birlikte sorunun özüne ilişkin çözüm üretme konusunda zerre kadar fayda içermiyor. "Asıl Müslüman biziz" demek, "bizim görüşlerimiz esas alınsın, diğerlerinin tanımı bize göre yapılsın" demekle eş anlamlıdır. Tersi de başka bir yaklaşımı çağrıştırıyor. Bu nedenle yürütülen tartışma, Aleviliğin karşı karşıya olduğu sorunları çözebilecek anahtar niteliğini taşımıyor. Bence Aleviliğin ne olduğuna ilişkin tartışmayı, esas olarak, alanında uzmanlaşmış bilim insanları ve felsefecilere bırakalım ve bütün toplumu ilgilendirmesi gereken tartışmanın özüne dönelim.
"Art niyet"li sorular!
Bu toplumda, ister İslam'ın içinde isterse de dışında kabul edelim, Aleviliğin kendisini ifade etme sorunu yaşanıyor mu? Yaşanıyor! Alevi çocuklarına zorunlu bir biçimde, Sünni İslam esas din olarak öğretiliyor mu? Öğretiliyor! Daha da ileri gidilerek, zaman zaman ders kitaplarına dahi yansıyan bir biçimde Aleviliğin bir sapkınlık olduğu dikte ediliyor mu? Ediliyor! Alevilerin rızaları alınmadan, kendilerinden kesilen vergilerle Sünni Müslümanlığı yaygınlaştırmak ve geliştirmekle görevli imam ve müezzinlerin maaşları ödeniyor mu? Ödeniyor! Bütün toplumun din işlerini örgütlemekle görevli Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kuruluş gerekçesinin laiklik ilkesine aykırı olduğu biline biline, bu kurumun varlığı korunuyor ve bütçesi birçok bakanlığın bütçesini katlayacak oranlara ulaşıyor mu? Korunuyor ve ulaşıyor!
Sözün tam bu noktasında son dönem tartışmalarının vazgeçilmez kavramlarından biri olan "art niyet" nitelemesine gelelim. "Art niyet" gerçek niyeti saklama anlamına geliyor; bu konu özelinde İslami literatürdeki "takiye" kavramıyla örtüşüyor. Ahmet Hakan, "özeleştiri" verirken bile, "Alevilerin art niyetli kişilerin manipulasyon hedefi" olduğu fikri sabitini söylemekten vazgeçmiyor. Ömer Lütfi Mete ise Ali Doğan'ı tenzih ederken bile, "konu üzerinde art niyetli faaliyetler"in olduğunun altını ısrarla çiziyor. Akıllarına "Alevilere yönelik ayrımcı tutumlar" geliştirenlerin "iyi niyet"lerinden kuşku duymak gelmeyenlerin bir bütün olarak Alevilerin "art niyet"lere teşne olduğu düşüncesine nasıl ulaştıklarını, doğrusu merak ediyorum. Alevilerin Yavuz'un kırımından Madımak katliamına kadar onlarca elem görmüş olmalarına rağmen, felsefesinin eksenine "yedi iklim dört köşede 72 millet"in varlığını oturttuğu biliniyor. Hal böyleyken, inançlarını serbestçe yerine getirmek isteyen Alevilere, biraz utangaç bir biçimde de olsa, "art niyet" engeli çıkarmak, en hafif ifadeyle "art niyet" içeriyor.
Evrensel laiklik ilkesi özgürlükçü bir kurguya sahiptir ve bu kurgu laikliği benimsemiş her devletin her inanç biçimine eşit uzaklıkta durmasını ve bütün inançların kendisini serbestçe ifade etmesini güvence altına alır. Yukarıdaki soruları bu genel prensibin ışığında değerlendirdiğimizde Alevilerin gördüğü muameleyi din ve inanç özgürlüğü çerçevesine yerleştirmek mümkün olabilir mi? Elbette olamaz! Peki bu muamele yalnızca Alevilere mi yapılıyor? Elbette hayır! Bahaisinden Süryanisine, kadar bu coğrafyanın farklı inançları hep benzer saiklerle susturuldu.
Tartışmanın Aleviler ekseninde dönüyor olmasının birinci nedeni niceliktir. Alevilerin sayıları yaklaşık 20 milyonu buluyor ve bu rakam artık Türkiye coğrafyası açısından yadsınamaz bir yekun oluşturuyor. İkinci önemli nedeni de, bütün baskı ve sindirmelere karşın Aleviliğin kendisini ifade edecek bir damarı hep canlı tutmasındandır. Alevilik, din ve inanç özgürlüğü mücadelesinde, deyim uygun düşerse, bugüne dek, bir çeşit "mayın eşeği" rolünü üstlendi. Kimliklerin din hanesinin boş bırakılması mücadelesi de, bu tarz bir "mayın eşekliği"ne denk düşüyor.
Dolayısıyla Alevilik üzerinden yürüyen tartışma esasında, bu coğrafyanın binbir renginin kendi inançlarını özgür bir biçimde yerine getirme güvencesine sahip olup olamayacakları tartışmasıdır. Bu tartışmayı, bence Alevilerle Sünniler arasında sürdürülen bir tartışma olarak göstermek, son derece yanıltıcıdır. Alevilerin sürdürdüğü tartışma, herkese din ve inanç özgürlüğü alanının açılması tartışmasıdır. Hedef bu olunca tartışmayı sürdürenlerin İslam içi veya dışı olması önemini yitirir. Alevilerin "laikliğin bekçileri" olduğu görüşüyse "mesaj kaygılı" bir tanımlama olmasının dışında hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Çünkü "bekçilik" militer bir kavramdır. Oysa Alevilik, kaynağını nereden alırsa alsın, özü itibariyle özgürlükçüdür.
Soru şudur; Alevi kimliğinin tanınmasından yana mısınız değil misiniz? Alevilerin "ama"lı, "fakat"lı, "art niyet"li ifadelere karnı toktur.


yaklaşık beş yıl önce açılmış bir konu,
yorum bile yazılmamış GÜNCEL
Sponsor Reklamlar

__________________
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez.
Sokrates




HAYATIN SESİ’Nİ biz kurduk.
Biz susmadıkça
HAYATIN SESİ’de susmayacak.
Ve biz hiç susmayacağız.

EVRENSEL GAZETESİNİ DESTEKLEYELİM.

DERSİMİ UNUTURSAN MARAŞ,
MARAŞI UNUTURSAN SİVAS,
SİVASI UNUTURSAN GAZİ,
GAZİYİ UNUTURSAN SONUN OLUR.



ALEVİLİK YOLDUR...
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti