Tekil Mesaj gösterimi
Alt 04.09.13   #1
bilgeyol
bilgeyol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BİZİM KABEMİZ İNSANDIR...
Yönetici
Üyelik tarihi: Jun 2012
Nereden: KERBELA-KOBANİ
Mesajlar: 11.315
Rep Puani : 76
Standart HIZIR Paşadan İZZETTİN DOĞANA ASİMİLASYON !!!


cami-ve-cemevi-yanyana[/COLOR]/"]







Cami ve Cemevi yanyana


Kırmızı Haber | 04 Eylül 2013 | Gündem, Kırmızı Haber, Manşet, Numaralı Haberler, Üst Haberler
Cafer Kaplan (Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Dedeler KuruluBaşkanı) – Hak yiyenle Hakkı yiyilenlerin bir araya gelmesi kabul edilemez bir davranıştır.
Sevgili canlar songünlerde basına ve kamuoyuna yansıyan Cem Vakfının Fetullah Gülen cematiyle birlikte Cami,Cem evi, Aşevi projesi birlikte yürütmesi kendi yaptıkları toplantıda açık bir şekilde beyan etmeleri toplantıda bulunan inanç önderlerinin de bunu kabul etmesine anlam veremiyoruz.
Bir taraftan İmam Hüseyinin yolundan gittiğini söylüyeceksin bir taraftan seni bugüne kadar yoksayan zihniyetle aynı yerde buluşacaksın kabul edilemez bir durumdur. Çıkar ve menfaata dayalı bir Dedelik anlayışı bu toplumda kabul görmesi artık mümkün değildir. Hangi ocağa mensup olursanız olun Hangi soydan gelirseniz gelin , Alevilik değerlerini kendi çıkarlarınızın önünde tutuyorsanız,Dede olma hakkını kaybetmişsinizdir.
İnsan hakkı yiyenlerle,insan canına kıyanlarla,seni bugüne kadar zındık tarif edenlerle,aynı çatı altında buluşup ibadet yapıp aynı lokmayı paylaşacaksan senin’de onlardan farkının olmadığını bilinmen gerekir.Şayet okyanus ötesindekiyle aynı kapıdan girerek bütünleşmek istiyorsanız en iyi adres okyanusun ortasıdır.
Bu tür toplantılara Avrupadanda katılan İnanç önderleri de varsa bunlarında bun dan sonraki cem evlerindeki hizmetlerinin sorgulanması gerekmektedir.
Aşk-ı Niyazımla
AABF İnanç kurulu
Başkan
Cafer Kaplan


Cami ve cemevi -Necdet Saraç


Necdet Saraç | 04 Eylül 2013 | Gündem, Manşet, Manşet Altı Gündem Haber, Numaralı Haberler, Üst Haberler, Yazarlar


Necdet Saraç / Birçok kişinin söylediğinin tersine aslında her inanç bir diğerinin alternatifidir. Eğer bir inanç bir diğer inancın alternatifi değilse var olma şansı bulamaz. Yaşayamaz! İnançlar birbirinin alternatifi olunca, onlara ait ibadethaneler de fiili olarak birbirinin alternatifidir. Bu anlamıyla örneğin cami, cemevinin de, kilisenin de alternatifidir. Aynı şey havra ya da bir başka ibadethane için de çok rahatça söylenebilir. Hatta inançların kendi içlerindeki tarikatlar bile fiili olarak birbirinin alternatifidir. Bundan dolayı, örneğin Almanya’da her İslami tarikatın ve siyasi eğilimin kendi camisi vardır. Süleymancıların, Nurcuların, Kaplancıların camileri birbirinden farklıdır. Ya da Ortodoksların, Protestanların, Katoliklerin farklı kiliseleri olduğu gibi…
Türkiye’de “Allah’ın bildiğini kuldan saklama” alışkanlığı bir toplumsal geleneğe dönüştüğü için hep gerçeklerden kaçılır. Herkes birbirine gerçek hayatla hiçbir alakası olmayan hoşgörü edebiyatı yapıp durur! Örneğin, Antakya her fırsatta diyaloğun ve hoşgörünün merkezi gösterilir. Ancak gerçek böyle değildir. Sokakta yaşanan çok renklilik, sıra bu renkliliğin karar mekanizmalarında temsiline geldiğinde İslamın yeşiline dönüşerek tekleşir. Aleviler, Hıristiyanlar, Yahudiler ve diğerleri “marketing” için yalnızca birer “çeşni” olurlar… Çünkü siyasal sistem “tek bir inanç” üzerine şekillenmiştir ve bu tek inancın adı Sünniliktir. Sünnilik ise ısrarla ve bilinçli olarak büyük bir İslam şemsiyesi olarak pazarlanır. Diğer bütün farklı yorumlar ve yollar da bu şemsiyenin bir parçası olarak sunulur. Türkiye Cumhuriyeti böyle bir Cumhuriyettir. Bu nedenle Türkiye “yüzde 99’u Müslüman” bir ülke olarak tarif edilir. Başta Aleviler olmak üzere kimsenin bu “yüzde 99”luk büyük daireden çıkmasına izin verilmez! Gerçekler gizlenir. Eşitlik her fırsatta reddedilir. Her şey, ötekinin kendisine benzemesi üzerine kurgulanır. Asla kimsenin kendisi olması istenmez! “Ev sahibi ve misafir” ilişkisi bu yüzden ısrarla korunmak istenir! Bir asli olanlar vardır, bir de olmayanlar!
Hoşgörü sosuna batırılarak “gerçek ve eşit” diye sunulan her şeyde çoğunluğun görüşünü veya çoğunluğun inancını kabullenme zorunlu bir ön kabule dönüşür. Sistemin kimyasını bozmak istemezler. Örneğin, bilirler ki; cemevi bir ibadethane olarak kabul edildiğinde sistemin DNA’sı da değişir. Bilirler ki; inançlar arasında eşitlik olunca, karar mekanizmalarında da, devletin ve kamunun her türlü olanağının paylaşımında da Alevi Sünni eşitliği olur, bu yüzden ısrarla bundan uzak durular. Cemevine ibadethane dememek için kırk dereden su getirirler. Çünkü çoğunluk için aslolan her zaman azınlığın asimile olarak kendine benzemesidir.
Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan’ın Fettullah Gülen ile birlikte planladığı “Cami ve Cemevi” projesi de tam bu nedenlerle tam bir asimilasyon projesidir. Eşitlik temelinde olmayan bu proje, Aleviliğin dokusuna da yabancı bir projedir. Yayılmacı ve misyoner olmayan bir inanç olan Alevilik, zoru reddettiği için her inancın kendi yerinde “güzel ve ağır” olduğunu bilir… Bu proje için fazla öne çıkartılan kardeşlik de, barış da bir niyet sorunu değil, bir sistem sorunudur! Bu sistemin sihirli kelimesi de eşitliktir! Yasalar önünde ve günlük hayatta eşit olmadan, söylenen her şey yalandır! Nitekim, sürekli yıldızı parlatılan Fettullah Gülen’in bu konudaki yaptıkları ortadadır. Alevi taleplerinin bir tekini kabul etmek bir yana, ciddi bir hamle bile yapmamışlardır. Cami-cemevi projesinde olduğu gibi bunların tek derdi, hep Alevileri kendilerine benzetmeye çalışmak olmuştur… Zorunlu din dersini 12 Eylül Anayasası’na koyduğu için Kenan Evren’i cennetlik ilan eden, bütün ömrü sola ve komünizme karşı mücadeleyle geçen Fettullah Gülen’den Alevilere yarar gelmez! Aleviler kendilerini kandırmaktan da ihsan beklemekten de artık vazgeçmelidir. Eşitlik ve eşit ilişkiler, asla mağduru oynamakla, zavallı görünerek, camiyle yan yana gözükmeye çalışarak ve bolca hoşgörü lafı ederek asla sağlanmaz! Alevileri teslim alacak bir proje için “bizim paramız yok, bütün parayı onlar veriyor, daha ne istiyorsunuz” demek ise Alevileri yüceltmez, küçültür! Alevi dedeleri bu zavallılığı reddetmeli!
Yurt Gazetesi
-------------------------------------------

izzettin doğan,

aleviliği caferilik ve şiilik arasında eritip,

içini boşaltmakla görevlendirilmiş,

aleviliği kalkan olarak kullanan biridir,


ocağına saygıdan dolayı

kimsenin sesini yükseltmek

istemediği doğan aleviliği devlete pazarlıyor,

yavuzdan sivasa yapılan alevi katliamlarını

görmezden geliyor,

buda DEVLET ALEVİLİĞİNE ANGAJEDİR,

izzettin doğanın tutarsızlığını ortaya koyuyor.

ANADOLU ALEVİLİĞİ PAZARLANAMAZ,

ALEVİLER YALNIZCA ALEVİDİR.
Sponsor Reklamlar


Konu bilgeyol tarafından (28.05.16 Saat 19:21 ) değiştirilmiştir. Sebep: başlık degiştirme
bilgeyol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti