Tekil Mesaj gösterimi
Alt 26.01.10   #3
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 42
Mesajlar: 391
Rep Puani : 10
Standart ımam alı ve semah


IMAM ALI VE SEMAH




Semah sözcügü, asil Arapca ve anlami ”isitme” veya ”duyma” olan Semâ / Simâ’dan türemistir. Bu sözcükten gelen bir ritüeli, Aleviler disinda, genellikle mistik Islami cevreler (sufi/tasavvuf tarikatlari) tarafindan uygulanmaktadir.


Bu tarikatlarin degisik semâ’ tarifleri vardir; kimine göre, müzik esliginde mest olunan bir hala erismek doruguna yükselen kutsal bir hareket (kendi etrafindan dönmek biciminde, veya halka seklinde dönmek gibi), kimi tarikatlar ise, sadece müzik esliginde meditasyonda bulunmak, veya ayakta durarak, ya da oturarak belli hareketler yapmak anlaminda kullanirlar. Tasavvuf’da ilahi bir askin hareketleri olarak görülen semâ’, cogu zaman raks olarak da anilir. Benzer tasavvufi ritüeller arasinda kavvali (Arapca: söylemek, dile getirmek) ismi ile tanilan ritüeller de vardir. Hindistan cevrelerindeki Cisti tarikati, kücük bir org/harmonyum kullanarak müzikli ayinler yapmaktadir.

Müslümanlar arasinda, semâ’nin yasak olup olmadigi konusunda da degisik fikirler vardir: cogu insanlar semâ’nin yasak olmadigini, fakat bir ibadet statüsünde de olmadigini görüsündedir.

Semah’in ise Kirklar Meclisi’nde Kirklar ile birlikte dönüldügünü geleneksel bir Alevi olan herkes bilir. Semah, 60 bin kelamdandir, batin ile ilgili bir ritüeldir; yani aslinda herkesin bilmeyecegi, ve hatta ehl-i batin olmayan insanlarin önünde bile dönülmeyen, veya bahsedilmeyen bir ritüeldir.

Bunu atalarimizdan ve tarihten de biliyoruz; bugün yapildigi gibi, herkesin önünde semah dönülmezdi – semah sadece batin dünyasinin yasatildigi Cem Ayinlerine mahsustu. Cünkü semah’in anlamini ve hakikatini, sadece sirlari bilen kisiler anlar ve sadece sir ehli olanlar görebilir. Semah’in da dahil oldugu bu ilahi sirlar, ta Mirac’ta belirlenip, Oniki Imamlara ulastirilmistir Bundan dolayi 12 imamlarin sirlarinin, ehli olmayan insanlarin topladigi kaynaklarda, fazla yansimadigini da görürüz, ki yansimasini da bekleyemeyiz (yoksa sir olmanin ne anlami kalir?).

Semah’in batini bir ritüel olmasi, Alevileri kendi yazili kaynaklarini da gizleme zorunda birakmistir. Cünkü Aleviligin hemen hemen bütün yazili ve sözlü kaynaklari, bu olayin gerceklestigini tasdikler. Sirlari gizli tutabilmek icin, Pirlerin ve Babalarin yeri geldiginde elindeki kitap ve nüshalari yere gömmüslerdir.

Aleviligin yazili kaynaklarini ve bu kaynaklarda gecen bilgilerin cogu Aleviler tarafindan tanidik oldugunu varsayarak, bunlari buraya simdilik aktarmiyoruz. Fakat erken dönem proto-Alevi sahsiyetlerin bazilarindan örnek vererek, semah döndüklerine yönelik bir isaret edelim:



Haci Bektas-i Veli (1209 - 1271):

Haci Bektas-i Veli’nin semah döndügünü, ve semah hakkindaki görüsünü bilmeyen yoktur herhalde. Makâlât isimli eserinde, bu konulara daha derince girmistir, ve semah hakkindaki görüsünü aciklamistir. Kimi insanlar, semah’in adeta Haci Bektas tarafindan insa edildigini iddia ediyor, ki bunun da dogru olmadigini, hemen devam ederek anliyoruz. Haci Bektas’in memleketi olan Horasan, o dönemler bir tasavvuf merkeziydi.



Hoca Ahmed Yesevi (1093 - 1166):

Yesevi’nin de semah döndügünü Divan-i Hikmet gibi eserinden anliyoruz ve Haci Bektas’tan yaklasik yüz yil once yasamis bir mutasavviftir. Yesevi de tasavvuf diyari olan Horasan yöresinde hayat gecirmistir.



Ebu’l Vefâ el-Kâkes (1026 - 1107):

Seyyid Ebu’l Vefâ hem Haci Bektas’tan 200 yil once yasamis, hem de 12 imamlarin memleketi, ve takipcilerin de yogun oldugu bir yörede yasamistir (Irak). Kendisi de Imam Zeynel Abidin’in 10. kusak torunudur. Kendisi de bizzat Horasan’a gitmistir, ve ta Horasan’dan sadece Ebu’l Vefâ’ya mürid olabilmek icin gelenler olmustur.



Aleviligin yazili kaynaklarindan olmayan kaynaklara basvurmayi daha yararli görüyoruz:

Dinsel olmayan tarihsel kaynaklara baktigimiz zaman, semâ’ ritüelleri icin özel yapilmis Semâ-hânelerin 800’lü yillarin ikinci ortasinda, Bagdad sehrinde yaygin ve aktif oldugu bir dönemin varligindan haberliyiz. Bu dönemler Oniki Imamlarin (bazilarinin) hala hayatta olan bir zamana denk düsüyor. Ve ayni dönemlerde bir cok önemli ve taninmis mutasavvifin da yasadigi anlasiliyor (bkz. Hasan-i Basri, Cüneyd-i Bagdadi, Beyazid-i Bistami, Hallac-i Mansur vs.)

Haci Bektas’tan da, Yesevi’den de yüzyillar once; 810lu yillarda, Imam Riza Horasan’a variyor. Orada büyük bir etki birakarak, bir cok taraftar buluyor. Maruf-i Kerhi, o dönemlerde, Imam Ali Riza araciligi ile Islam’a gecen ünlü bir Alici ve mutasavviftir. Hem genel olarak tasavvuf cevrelerinde, hem de Alici zümreler tarafindan tanilan ve sevilen bir zat olarak tarihe gecmistir. Ne kadar da ilginctir ki, tasavvuf tarikatlarinin neredeyse tamami, silsile’lerini Imam Ali’ye dayandirmaktadirlar.



Müzik esliginde hareket etmenin Muhammed tarafindan bile yasak görülmedigini de asagidaki olay ile anlayalim.

”Habesler [Etiyopyalilar] Peygamber'in huzurunda "Muhammed abdun saleh" [Muhammed salih bir hizmetkârdir] diyerek, bir müzik aletinden (tef) cikardiklari ritimlere oynuyorlardi.

Onlari izleyenlerin arasinda bulunan Peygamber, neler oldugunu sordu. Ve cevabi aldiktan sonra, dikkatlice dinleyerek, faaliyetlerini durdurmak icin hic bir sey yapmadi.”


Eger müzik ve oyun Muhammed tarafindan kötü görülmüsse, neden Habesleri durdurmadi? Durdurmak bir kenara, Muhammed Habeslileri dikkatlice izleyip dinlemistir.



Imam Ali, kardesi Cafer ibn Ebu Talip ve Zeyd ibn Harise ile Muhammed’i ziyaret ettiklerini anlatan Imam Ali’nin söylemlerine bir göz atalim:
Ali dedi ki:



"...Cafer (ibn Ebu Talip) ve Zeyd (ibn Harise) ile Peygamber'i ziyaret ettim. Peygamber Zeyd'e söyle dedi: "Sen benim azatlimsin" (ente mewlay). Bunun üzerine Zeyd Peygamber'in etrafindan "sekerek" dönmeye basladi. Peygamber sonra Cafer icin söyle dedi: "Sen benim kisiligime ve edebime benziyorsun". Bunun üzerine Cafer de Zeyd'in arkasinda "sekmeye" basladi. Peygamber sonra bana söyle dedi: "Sen bendesin ve ben sendeyim" (ve) bunun üzerine ben de Cafer'in pesinde "sekmeye" basladim..."


Burada da anlasiliyor ki, Muhammed’in sözleri üzerine, kendilerinden gecerek, Muhammed’in etrafinda dönmeye baslayanlarin arasinda Imam Ali de bulunmustur.

Semahin yasak olmamasi bir yana, yukaridaki olay, Aleviligin yazili kaynaklarindan bagimsiz bir sekilde, Imam Ali’nin bile kendinden gecerek Peygamberin etrafindan hareketli bir sekilde döndügünü gösteriyor. Hatta baska bir önem tasiyan tarafi da, Ali’nin yalniz dönmedigi, fakat 3 kisi pes pese, bir halka seklinde, Peygamber’in etrafindan dönmesidir.

Not: yazı alıntıdır, aleviforum.com. sitesinde, İmam-ı Ali ve Semah adlı forum konusu, Qizilbash, nicli Can'ın yazından yararlanılmıştır.
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti