Tekil Mesaj gösterimi
Alt 23.10.12   #1
HURUFİCAN
HURUFİCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 104
Rep Puani : 0
Standart alevilik ne değildir!


Alevilik ne değildir!!!!
1- Anadolu kızılbaşlığı Cem olgusu İslam’da yoktur. İslam’da cami vardır. Nemaz vardır. Kadın erkek ayrıdır. Kuran kitabında kesin hükümler vardır. Bazı sözde Kızılbaşlar tevil ile(kıvırtma asimle) cem kuranda yazıyor diye akla fikre ehlibeyt ve İslam öngörüsünü tezat saçma sapan bir ütopya ortaya atıyorlar. İnançsal olguları bireyler iki dal şeklinde akarımı sağlanır. İlki inanırsın kul olursun diğeri ise bilimsellik şüphecilikle var olma olan Ne, niçin, nasıl neden gibi sualleri koşullarına göre sorarak bir yere varma ki burada kul olma zaten otomatikman kalkar.

2-İlk cem kelimesi ZERDÜŞ daha sonraları Sasanilerde görülmektedir. Cem kelimesinin (Toplanma) manasının anlam kazandırması da etimolojik olarak Arap yarım adasında yayılması tarihsel sürecini iyi analiz edince ortaya çıkmaktadır.
Kureyşan ocağının cem ayinlerinde dedeler elleriyle kor yanan ateşten demiri veya kömürü alarak ağzı ile dili ile söndürmeleri eski kadim Mezopotamya ateş kültü inancının aynısıdır. Güneş çıkınca güneşe doğru dönüp dua ederek elinin içinin öpülmesi Mitra yani Zerdüşt inancının, Şaman inancının izleridir.

3-Kızılbaşların İslam ve mezhepleri ritüelleri ve pratikleriler ile ilgilimiz yoktur. Tabiki toplumsal etkileşmelerden dolayı ortak yanlar bulunmasıda az çok kaçınılmazdır. Kızılbaş inancında hayata bakışımızda çok farklıdır. Sen şusun biz daha Müslümansız gibi absürtçe asılsızca kanıtlarda tavanda su dövme gerek yoktur. Artık yeter kimseye biz daha iyi birer mümin ve müminleriz diye argümanlar ileri sürmemize kendimizi üste çıkarmak için dilimizi eğip bükmeye gerek yoktur.
4-İslam anlayışında Hakk yaratıcı ve âlemlerden mutlak ayrıdır. Tanrı hariç her şey yaratılmıştır. Kızılbaşlıkta ise Hakk âlemlerle birleşir ve kendinin tüm gösterişidir. Yani âlem içinde âlemler. Öğleki ekber-i Hakk süzülerek mikro âlem-i sugra olan insana nazar eğlemiştir. Yaratan ve yaratılan yoktur. Yaratılan olsaydı idi ayrı tanrı olur ki burada ikilik meydana çıkar. Birlik meydanında görünen tüm asıllar birdir. Her görünen bilinen âlem hakkın tecellisi ise tanrı diyorsak o zaman yaratılan yok. Âlemler içinde tüm her şey hakkın aynasıdır. Ayna ve aynada görünen Ali hep birdir. Buradan tüm âlem Bir birlerine geçerek(hulul)ederek devir ederler(semah).Bu kızılbaşlık felsefeside tamamen İslam dışıdır.
5- Nedenleri bizce bilinse de bu günkü toplumumuzda din iman inanç denilince İslam Hıristiyan Yahudilik akla gelmektedir. Ne gerçek tarih ne insanlığın geldiği yönler unuttulmuş unutturulmuştur. Tek düze mecburi bir yön çizilmiştir. Halbuki Manihanizm’e de, Brahmanizm’e de, Babekçilik’e Zerdüşt ilik’e de,Mazdekçilik’e de,Budizm’e de, belli ölçüde Şamanizm’e de, insanların dinleridir. Teolojik ve antropolojik gelişimlerle Kızılbaşlığın tüm bu verilerden çok iyi analiz ve eleyerek oluşturulmuş olduğu aklımıza bile gelmesi sakıncalı görünmüş gösterilmiş. Cehenneme inanmayan canlara anlamsız korku verilmiş ruhları ile çelişir hale getirilmiştir. Tabi bunun en büyük rol oyuncuları dönekler ikiyüzlü kara cahiller ve erkin yanında çıkarları uğruna kılıç ve kalem sallayanlardır.

6-objektif tarihle belirlenen sebeplerden dolayı toplumumuz İslamdan dönem içerisindeki yayılmacı politikasından dolayı değişimler asimilasyonlar geçirdi. Lakin bu değişimler ahım şahım gibi olmadı. Direndiler.
Islama ısınıyoruz diye, İslam’ın ezik mücadeleci kısmı olan Ali tarafını ve 12 imamları tutuldu. Bu şahısların inançlarından hiç bir şey alınmamış. Dünya ve insani ilişkileri analiz edilerek kızılbaş hayat felsefeleri ile alışım edilmiştir. Zorunlu nedenlerden dolayıda çeşitli İslami figürler ve ehlibeyt büyüklerinin isimleri alınmıştır. Alınan bu isimler üzerinden takiyye yapılarak inancımız erke karşı savunmaya direnmeye devam etmiş. Teviller(kıvırtmalar)ile ayakta durmaya çalışılmış olsada. İçimizdeki riyakârların ve çıkarcıların cahillerin izlediği yoldan ötürü günümüzde hızlanan büyük darbeler yiyerek asimle geçişin çoğunlukla sağlanmış olduğunu da bu dönem görüyoruz. Bu gelişiminde zaman içerisinde çok şeylerini kaybetmiştir. Çoğu canımız ne İslami nede Kızılbaş inançları acısından ikilem içerisinde bu kişilikler tam oturmamış arayış içerisindedirler.

7-Kızılbaşlar islam dinini kuranda yazıldığı gün aylarda kesin talimatları hac, oruç, namaz, zekât istenilen şeyleri yerine getirmedikleri kesindir. Yerine getiren varsada kendine kızılbaş demesininde bir mantığı yoktur.

Biz Cem ibadetlerimizde dem alırız. Bu bazen rakı bazen şarap votka olur.Halada devam etmektedir.İslam’ın hangi ibadetinde alkol alınır.Hangi 12 imam cem yaparak alkol almıştır.Hatta kızılbaşlar mezarlarada gidilince de dem alınır oturulur konuşulur.Peki islam kitabı Bırak içkili ibadet yapmayı içki içmeye Kuran’da açık ayetlerle yasaklanmasına rağmen bizim riyakarlar iki yüzlülük yaparak illaki dem-i islami göstermelerine çalışması neye hizmet etmektedir.Kendimizi bu manada islam içine sokmak için bin dereden su getirmenin hiç bir mantığı yoktur.Ne isek biz oyuzdur.Kendini başkalaşmış görenede sözümüz yok.Bizim yolumuz bellidir.

8-Aklı başında kızılbaş Ramazan ayı, orucu bayramınada inanmaz. Hatta kurban bayramıda buna dâhildir. Toplumumuzun hümanist yaklaşımı ile birlikte zaman içerisinde erkin ve yine riyakâr çıkarcılar izlediği ve baskılar sonucu ramazan ve kurban bayramlarında cami yolunu tutarak. İslamcılara şirin gözükmek adına kendimizden daha ne kadar ödün vereceğiz. Hatta islami bayram zamanları bazı canlar Neden Cem evleri açık değil diyerek islamın bayramında sabah ilk ışıklarında gelip soru soracak kadar asimle olan canlarla dolup taşıyoruz. İslamda ramazan bayramıda orucuda katiyen vardır. İmamlarda ashapta Muhammed peygamberde bunu takip etmiştir. Kızılbaşlıkta ise ramazanın esamisi bile gerçekte okunmaz.

9-İslamda Allah karşısında kul olan birey mevcuttur. Kızılbbaş inancında bu söylemleri görmemiz mümkün değildir. Mihmanın mihman olduğu Ene-l-hakk diyen bir inançtır. Kızılbaşlık. Avam tarafından çok anlaşılamasa da kızılbaş inancında mihman çok önemli yer tutar
Aynayı tuttum yüzüme
Ali göründü gözüme
Nazar eyledim özüme
Ali göründü gözüme

Kızılbaş Tanrısı evreni düzenleyen ve içinde kendide yaşayan görünen her şey olarak bilinmektedir. Anadolu kızılbaşlığında Hûlûl ya da "Sudür" biçim olarak geçmiştir. Kızılbaşlar bu bakımdan zamanın öğretisine göre her bileni hızır hızırıda, Hakk sureti olarak bilirler öğlede görürler. Her görüneni Hızır bilki Aliye Selman olasın mantığını iyi algılamamız gerekmektedir. İsimler İslami olması erkten dolayıdır ki burada anlatılan manalar islamın uzaktan yakından pek ilgisi bulunmamaktadır.Her görünen birden Hakktan başka değildir hakk devir eder semah döner tüm alem Zamanlada her alem bir birlerini takip ederek başkalaşır.Bu başkalaşma hep aynıdır aslında birdir.Tüm başkalaştığını gördüğümüz her şey inancımızda kısaca buna "beden birliği" diyoruz. "Vahdet-i Vücut". Yani Tanrı, kendi güzelliğini görmek ister ve bunun için de varlığından var eder. kızılbaşlıkta "Küntü Kenzen Mahfiyya" diye geçer. Yani "Ben gizli bir hazineydim istedim ki bilineyim" demektir. 4 ana maddeden (anasır erbaa)ateş su hava toprak sonra 3 eklendiğinde insan bitki hayvan 7 âlem oluşur yedi kat böylelikle de tamam olur. Kızılbaş inancında ayrıcıda Ölmek ölüm yoktur. Bu islama ait bir bilgidir. Ölen hayvandır can ölmezdir. Can hakka yürür. Aslı oradadır çünkü bir vakitten sonrada tekrar ruh yeni bir beden arayarak oraya gider.
Unutmayalım ki bir yaratma değil Hakk tarafından şuur edilerek bir belirleme mevcuttur. Görünen hissedilen her şey Hakkın maddesel halidir. Buna yok demek İlimsel olarak mümkün değildir. İslam tanrısı kendini tarif ederken doğmadığı doğrulmadığı ve hiç bir şeye benzemediği hiç bir şeyde ona benzemediği söylemlerinde bulunmaktadır. Ama müminin kalbine girip hulul edebilmektedir. Bu maddeler kime aittir. Kimdir? Kaçımız bu felsefeyi yüz yıllardır erkin söylediği ezberden farklı okumayı deneyenleri baş tacı ettik ulular dedik peki söylemlerimizle yaptıklarımız ne kadar bir birini tutuyor. Kaçımız veya kaçınız ulu olmayı neden denemedik? Bu söylemleri islamın neresine koyacağız.
Kalenderi derviş olan şems Hulûl akidesi, Şems-i Tebrizi'de de vardır. Bir gün Mevlana Şems'in hanımı Kimya Hatun'u Şems ile birlikte muhabbet içinde gördüğünde oradan bir süre uzaklaşır.

Sona Şems onu yanına çağırdığında Mevlana, "Kimya Hatun az önce buradaydı, nereye gitti?" diye sorunca Şems, "Yüce Allah beni o kadar sever ki istediğim şekilde yanıma gelir. Az önce de Kimya Hatun şeklinde geldi." demişti. Yani Şems'e göre Allah, Kimya Hatun'a hulûl etmişti. Bkz.: Eflâkî, II, 57.

Alevi inanışındaki Hakikati sorgularken bilki ahret işi cahillerin anladığı gibi değildir. Cennet, huru, cehennem gibi köşkler azap cehennem ve benzeri gibi şeylerin her birinin bilki birçok farklı anlamı vardır. Onları ancak doğruya ermiş insanlar bilir. Gelir geçer çok anlayışta çoğu şey yanlıştır.



Bedenin sonu ile bu beden için kalım olmadığı gibide sona erdiği zamanda parçalarının için eski şekli için birleşim yoktur oradaki mana başkadır. Yokluğa karışan parçaların birleşmesi imkânsızdır parçaların birleşme olasılığı yoktur. Bedrettin’e göre Tanrı imkânsızı dilemez.(varidat)


Mansur Her seviyeden insanı celp edecek ve kendisine hayran bırakacak şeyler sergiliyordu. Bu yüzden Sünni Müslümanlara göre o Sünni, Şiilere göre de Şii idi. (İbnu Teymiyye, 39)Aslına bakarsanız bu kadar şii ve sunni olarak litenendirilmesi taraf bulmasını iyi analiz edilince daha sonra uzuvları kesilen ulu hallacın islam içinde olmadığıda açıkçada bizzat öldürülmesinden ortaya çıkmıştır.


10-Günümüzde başta Irene Melikoff ve Ahmet Yaşar Ocak olmak üzere bazı akademisyenler yaptıkları çalışmalarda, anılan bakış açısının doğru olmadığını, Anadolu Alevîliğinin; Şiîlikle organik bağı olmayan ama başka unsurlardan olduğu gibi ondan da etkilenmiş Anadolu İslam heterodoksisinin bir kolu olduğunu söylemektedirler.
(bkz. A. Y. Ocak, Türk Sûfîliğine Bakışlar; Iréne Mélikoff, Uyur İdik Uyardılar (Çeviren: Turan Alptekin)

11-Irene Melikoff, ‘Alevî’ tabirinin yanlış bir kullanım olduğunu söyleyerek, XIX. yüzyıldan önceki Osmanlı arşiv belgelerinde ‘Alevî’ ifadesinin geçmeyip, daha çok, ‘Râfizî’, ‘Kızılbaş’, ‘mülhid’, ‘zındık’ ifadelerinin kullanıldığını söyler. (bkz. Mélikoff, Efsaneden Gerçeğe, s. 319; Uyur İdik Uyardılar, s. 25-26 ve 53)
Bu merkezden yola çıkarsak asimle olmanın adıdır ALEVİLİK. Alevilik Aliciliktir. Kızılbaşlığın Alicilikle alakası yoktur. Alevilerle Anadolu Kızılbaşlığı çok ayrıdır. Ama ne yazıkki bize Alevilik giysisi giydirildi. Bir kere.

12-Zaman içerisinde hakka yürüyen irene MELİKOF ve Yaşar OCAKLI’ DA KIZİLBAŞ anlayışı son dönemlerinde İslam içerisine yerleştirme ve Türk kültürü içinde olduğu söylemlerinin yanlış olduklarını anlamışlardır. Gerçek tarafsız araştırmaların önüne set koyamayaçaklarınıda anladıklarından üzerlerine düşen misyonun yanlış okuduklarını anlamışlardır. Çoğu söylemlerinden geri adım atmış. Gerçeklerle yüzleşmiş ve yüzleştirilmişlerdir.

13-Ebubekirden sonra gelen Halifeler seçilerek gelmiştir. Ama bu seçilme gayri olduğu yazılmaktadır. Bu şii kesimin iddiasıdır. Lakin Aliden sonra Halifelik babadan oğula geçecekti ki bu oyunu Muaviye bozdu. Kendine çevirdi. Demek ki bu işin kutsallığı yoktur. Olsaydı islam içinde Alicilik Direk Hakk emri ve Muhammed emri ile ilk başkan Ali olurdu. Bunu teville uyduruk hadislerle bu gün düzenleyen Şia tayfası var. Bizede yıllarca bu öğretildi işlendi. Peki, faydası neydi. Kendi yarasını kapatmayan bin acısı olan canlarımız İslam Tanrısının cennet verdiği Ali ve çocuklarına neden çok önemsedik veya önemsettiler. Onların keyif süreceği bir âlemden biz KIZILBAŞ lar ne yapsın?

14-Yayılmacı İslam anlayışında İslami Ali, çoğu Arap kaynaklarına göre çok evlilik yapmış hatta Alinin yetiştirdiği muhammedin yetiştirdiği kutsal ev halkının ikinci imamı olan Hasan’ kayıtlara göre 25 kez evlendiğini bilmekteyiz. Muhammed Ali ve Hasanı göz önüne alırsak beline eline diline felsefesini beline dikkat etmeyen çok evliliği öğle ya da böyle savunan bu anlayış kızılbaşlığın neresinde. Nerede Ana rahim kadınlarımız. İşte riyakârlar ve ruhlarına söz geçiremeyen dönekler bir kez daha düşünsünler. Şapka düştü kel göründü artık. Kızılbaşlıkta kadının yeri bellidir. Özellikle hanımlara sözüm size olsun burada. Düşünün biraz.
Bizim Ali tek evlenen eşine sadakati olan zülfikarı kötülüğe kullanan hatta Alim mazlum olandır. Tarihe bakınca islam erk çekişmesi haricinde sözde dinden dönenleri kılıçtan kimler geçirdi bakalım. Kimleri göreceksiniz. Bakın özellikle İslam erk ele geçirme savaşından değil İslamdan dönen veya islama baş kaldıran toplumlar açısından bakın.

15-Kızılbaşlığın menşesine ilişkin iddialardan biri, onun Şamanizm’den geldiğini ve Türklere – Türkmenlere has olduğunu söyler Bu iddianın dayanağı nedir, nereden geliyor? Bu gün artık ayan beyan ortadadır ki bu iddia yanlıştır taraflıdır. Bir tek yere hizmet etmektedir. Asimlasyonu kolaylaştırıp geçiş kolaylaştırılmaktadır. Irkçı beyinlerin ürünleri kızılbaşlığa darbe vurup tekelleştirerek ötekileştirerek dar alana sokup asimle edilmesini kolaylaştıran bu ırkçıları artık bilmeyen kalmadı. Kızılbaşlığı tek bir dinin ırkın meyvesi olmadığı ayan beyan ortadadır. Bunun aksini söyleyen yalancı bilimden toplumdan gerçeklerden uzaklaşmıştır. Faşist şahsiyetsizlikler kendilerine verilen misyonu yerine getirdiklerini artık biz canların görmesi gerekmektedir.



16- Dedelik ocaklar islamdan öncedir. Zerdüştilik’te din görevlileri var. Bunların görevleride bizim pirler dedelerle benzemektedir. Kehanet ve keramet göstermeye varıncaya kadarda ortak yanları vardır. O zaman merkezden yine hareket ile dedelik pirlik kurumunun öncesi var yani islamla gelmedi bunlar. Kızılbaş toplumu eski Zerdüşt Mazda kültürlerini, Mitra kültürünü, olmadı Güneş kültünü karşısında duran Sasani kültürüyle, diniyle karşılamış. Sasaniler çıkınca Mazdaları kovalamışlar, Zerdüştleri kovalamışlar. Yani her dem bizde var idik ocaklarda pirlerde İslam ile alakalı bir var oluş değildir.


Çıkarcı erkçi İslamcı tarih nedense Selçuklunun oyunları seçere vererek toplumu baskı halinde tutulmasını sağlamak olduğunu artık bilmeyen kalmadı. Bazı anlamayan sözüm ona kızılbaşların doğruları görmesi için gözlerinin içine neyi sokmamız gerekir bilmiyorum. Bizde dedelere verilen soyağaçları hüccetlerin, icazetname adıyla verilen bu belgelerin özellikle Selçuklular döneminde verilmiş olduğu görülüyor bu yıllar ilk belge ise 1232'den sonra başladığına göre, 1232'den bu yana ocaklarımıza Kızılbaş toplumunu yönetenler olmamış mı? Bu ne yaman çelişkidir.

Şecere olayı Selçuklunun Osmanlıda iblisçe bir kazığıdır. Ne diyor erk " ey dedeler Siz ehl-i beytten soyundan geliyorsunuz. Onları temsil ediyorsunuz "yalanıdır. Bu secereler. Bu yalan ayan beyan dedelerin fiilleri kızılbaş inancı ile ehlibeyit inancı tutmadığı göründüğü halde. Bu da dedelerin işine gelmiştir. Yol evlatlığını bel evlatlığına dönüştürdüler. Böylece büyük bir yanlışlığa girilmişte oldular. Buradaki amaç Kızılbaş toplumunu islama ve sonrasında hem ekonomi hem askeri ve siyasi acıdan erke birey kazandırmaktır. Dedeleri pof, poflamak kullanmaktır. Kullanıldıda. Halada devam etmektedir. İnançta bel olmaz yol olduğunu bilmeyen yoktur. Fakat Selçuklunun attığı bir kazık 7 yüzyıldır sürmektedir. Buna benzer Erdebil tekkeside aynı siyasetle yola çıkmıştır. Çünkü maya her daim tutmuştur. Öğleki tarihe baktığınızda erke islama karşı olanların ellerinden bu belgeleri alınıyordu. Bu günde doğruları söyleyen suçlanıyor. Hem ide kendi toplumu tarafından İş vahim yani.


17- Kızılbaş inancında yoğunlaşmış 12 imam inancını ancak safavi devrinde görmekteyiz Kızılbaş inancına başka bir hale sokulduğu başkalaştığı yıllardır bu yıllar. Şah İsmail ve sonrasındaki inanış yarı kuranı yari kızılbaş karması bir inanış olmuş. Akademik manada ise allemelerin yetiştiği yıllara denk gelmiş. Daha sonrada Şiileşme geçilmiştir. Kızılbaşlar bu acı başkalaşmayı üzerinden atamamıştır. Atanlar ise kendi kabuklarına çekilmek zoruna bırakılmıştır.

18-Musahiplik olayı kızılbaşlıkta eski Mezopotamya zerdüş Budist dinlerinden kalmadır. Yok, islam içerisinde Medine döneminde olmuş yalanına daha ne kadar inanaçağız. Hatta bu nun islam içine çekmek için kuranda sebe süresini kullanırlar. Tevillerin(kıvırmalar)bini bin para. Peki, kardeşim Ali Nakinin Ali askerir imam caferin bir nevi ehlibeyitin diğer evlatlarının musahipleri kim. Yok, yok kardeşim islamda musahiplik yok. Kıvırmanında bir manası yok. İmam Caferin yazmadığı buyruk adındaki kitabı nasıl okursanız okuyun islam ehlibeyti ile inançsal olarak kızılbaşlığın alakası yoktur. İmamı caferin İmamı cafer buyrugu diye bir kitabıda olmadığınıda tüm şia ve Arap kaynaklar söyler. safavi güçlenmesi adına aldığı önlemlerden olan buyrukları erkin kandırma kelamları kutsallaştırmak kızılbaşlığa darbe üzerine darbe vurmuş. Zamanlada kemikleşen bir hal alması ne acıdır.

19-Kızılbaş inancının tüm kadim geçmiş inançları evrensel yaklaşımlarını toplayarak eleyerek gelişerek geldiğini söyledik söyleyeçeğizde. Kesinlikle silantan yana olmayan ve hümanist bir felsefe her daim ön planda olduğu için devamlı diğer çıkarcı toplumlar ve dinler tarafından talan edilmiştir. İnsanın ilk var olduğu düşüncedir kızılbaşlık. Bilimin bu gün insanlığın temellerini tamamen koyamadığı geçmiş uygarlıkları çözemediği gerçeğidir kızılbaşlık, Çünkü insanilik olan her yerde kızılbbaşlık vardır. Bunu her akıl idrak edemez. Maddesel her daim ruhun varlığı günümüzde az çok ortaya çıkmaktadır. Hormonlara yüklenen misyonları inançsal olarak nasıl ne zaman niçin alındığı soruları hem gelecekte olana hem geçmişte olana hemde zamanı yaşayana sormamız ve sorgulamamız gerekmektedir. İnancı sorgulamak belli bir yere kadar olabilmektedir. Her inan kendi adına bir kargaşa içerisindedir.

Hakk manasında kitabı olduğu var sayılan inançlar bile günün koşullarına uymadığı için çeşitli fıkıh kelam gibi teviller sözde hadisler rivayetler çıkartıyorsa burada söylenecek çok şey vardır.




Not: Fikirlerimiz derlemelerimiz devam ederek ilerleyeceğiz. Doğruları hasbihal ederek bulacağız!
Sponsor Reklamlar

HURUFİCAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti