Tekil Mesaj gösterimi
Alt 10.09.12   #1
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Deylem Devrimi ve Tarihi İpek Yolu (Alıntıdır)


10.YÜZYILDA DEYLEM SAVAŞLARININ EKONOMİK SONUÇLARI VE YENİ İPEK YOLU
Veli SALTIK
“İpek Yolu” diye de bilinen Asya-Avrupa ticaret yolu, Roma-Antakya-Tebriz-Rey-Amol-Babol-Sari kentine varıyordu.
Amol, Babol, Sari kentleri Elburuz dağlarının kuzeyinde, Hazar denizinin güneyinde kalan kentlerdi.
Sari kentinde yol ikiye ayrılıyordu. Biri kuzeyden doğuya doğru ilerleyerek Gürgan-Şirvan-Tecer-Merv’e ulaşıyordu. İkinci yol ise Sari’den sonra Elburuz dağlarının üzerin-deki vadiden güneye inerek Damağan-Sebzevar-Nişabur-Meşhet-Serahas üzerinden ku-zeye dönüp Merv’e ulaşıyordu.
Merv’den sonra yol kuzey doğuya doğru ilerleyerek Seyhun(Sirderya) ırmağını geçip, Buhara’ya; sonra batıya doğru ilerleyip Semerkant’a; sonra kuzey doğuya doğru yönelip Taşkent’e varırdı. Taşkent’ten sonra Andican üzerinden Kaşkar’a varırdı.
Kaşgar’dan sonra ipek yolu iki kola ayrılırdı.
Birinci yol; Kaşkar’dan sonra kuzeyden ilerleyerek, Aksu-Kuçan-Bayıngol (Kurla)’a varır. Buradan Lopnor vadisinden Lolan’a ulaşır ve oradan Yumen’e varırdı.
İkinci yol; Kaşgar’dan sonra güneye inerek Yarkent-Hotan-Niya-Kurgan üzerinden Lolan’a ulaşır, oradan Karanor (Karaırmak) vadisinden Yumen’e varırdı.
Araştırmacı Burhan Karadağ:
“Lobnor bataklıklarının kuzeyinde çöllerin ortasındaki Lolan şehri, çöllerden geçen kervanların bir sığınağı, aynı zamanda ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri tek durak durumunda idi. O nedenle bütün Asya devletleri Lolan’a sahip olmak istemişlerdir.” (H.B. V. A. Dergisi 203)
Mete Han döneminde Lolan* stratejik bölgesi Hunlar’ın eline geçti.
Kuzeyde yeni bir yol açıldı. Bu yol; Lolan’dan sonra Kurla’dan kuzey-doğuya dönerek Turfan’a; oradan Urumçi üzerinden İli vadisinden Almaata’ya ulaşıyordu.
*Mete Han, Lolan’ı Büyük Hun İmparatorluğu’na kattı. Hunlar ile Çinliler arasında uzun savaşlar oldu. Sonunda Hunlar Doğu Türkistan bölgesine tamamen hakim oldular. M.Ö.92 Yılında Çinliler Lolan kralını tutsak alıp Çine götürdüler ve orada idam ettiler. Hunlar, Hun sarayında bulunan onun oğlunu Lolan Prensliği’nin başına getirdiler. Ne var ki bu prens de M.Ö.77 yılında Çinliler tarafından öldürüldü.
Hunlar, 216 yılından sonra, büyük dalgalar halinde batıya göç ettiler. Hunlarla bütünleşmiş Lolanlılar da batıya göç ederek, Horasan Balhan ve Gilan bölgesine yerleştiler. Doğuda kalan birçok prenslik, Hun desteğinden yoksun kalınca, M.S.260 yılında Çinliler Lolan ve Turfan bölgelerini ele geçirip, buralarda garnizyon kentleri kurdular.
Kuzeyde açılan yeni yol, Almaata-Taraz-Karabulak-Taşbuge yolu ile Aral gölünün kuzeyinden, Hazar denizinin kuzey ucunda kurulan Edil (bugünkü Astrahan) kentine ulaşıyordu.
Edil(Astrahan) kentinden sonra iki kola ayrılarak, bir kolu Edil-Volgagrat-Moskova-Petersburg üzerinden Baltık denizine ulaşıyor; bir kolu da Azak (Rostov)-Kiev-Budapeşte üzerinden Avrupa’ ya ulaşıyordu.
Hun İmparatorluğu’nun merkezi batıya kayınca, kuzeyden Çin’e yapılan ticaret yolu daha da önem kazandı. Kuzeyde yapılan Karadeniz-Çin ticaret yolu, Hun ülkesinden Edil bölgesinden güvenli bir şekilde geçerek, Avrupa’ya ulaşıyordu.
454 Yılında Batı Hun imparatoru Atilla’nın ölümünden sonra kuzey yolu güvensiz olmaya başladı. Doğu-batı ticaret yolu tamamen güneye kaydı.
Asya-Avrupa ticaret yollarını ve ticareti önceleri İrani kavimler olan, Cumoklar, Kuşanlar, Çığrıklar ve Soğdlar kontrol ediyorlardı.
Göktürkler döneminde doğu-batı ticareti, İrani unsurların tekelinden çıktı. Kentlere yerleşen Türk boyları da ticaretle uğraşmaya başladılar.
Maveraünnehir(Seyhun-Ceyhun nehirleri arası)’in kuzeyindeki ticaret yolu üzerinde kentler kurarak ticaretle uğraşan İrani koloni kavimler, zamanla Türkleştiler. Talas ve Çu havzasındaki tüccar Soğdlar’ın Türkleştiğini Kaşgarlı Mahmut’da anlatmaktadır.
İşte bu ünlü ticaret yolu, çok eski çağlardan beri İran’ın kuzeyinde, Elburuz dağlarının arkasında kalan Hazar denizinin güney sahillerindeki Tabaristan-Deylemistan-Gilan kentlerinden geçerek Akdeniz ve Anadolu üzerinden Roma’ya ulaşıyordu.
DEYLEM DEVRİMİ
Halife Mustain, kendisini çok korkutan ve uğraştıran, 864 yılındaki 1.Küfe isyanının bastırılmasında gösterdiği başarısından dolayı Tahiri Emir Muhammet’e, Tabaristan’da bulunan Deylem sınırındaki Salur ve Kalur kentlerini ikta olarak verdi. Bu bölge Dey-lemlilerin hayvanlarını otlattıkları geniş meralardı. Ayrıca Deylemliler, yakacak odunlarını da bu bölgeden temin ediyorlardı.
O sırada Tabaristan valisi Tahirilerden Abdullah oğlu Süleyman’dı. Muhammet Belhi de bölgenin en büyük egemeni idi ve vali Süleyman üzerinde tam bir otorite kurmuştu. Bölge halkı Tahiri vali Süleyman’dan ve Muhammet Belhi’den bıkmıştı. Halk onlardan nefret ediyordu. Bu iki sömürücü, bölge halkını keyfi vergi ve haraca bağlamışlardı.
İbnul Esir:
“Bu valinin zamanında bölgeden arazi vergisi olarak 440.847.000 dirhem alınıyordu. Buna ek olarak 13 deve, 2.000 koyun, 2.022 köle, 1.300 adet kürek ve demir sac vergi alınıyordu. Hatta Tabaristan hakimi Muhammet Belhi, zaman zaman Deylemistan’a sal-dırıp, oradan edindiği tutsakları, Tabaristan’daki çiftliklerinde köle olarak çalıştırıyordu” demektedir. (İ. Esir 7: 114).
Tahiri Emir Muhammet, kendisine ikta olarak verilen bu toprakları teslim almak üzere adamlarından Cabir’i oraya gönderdi. Bölgenin önemli kentleri olan Ruyan, Kalur ve Kalus kentleri halkı, bölgede çok sevilen iki kardeş olan Rüstem’in çocukları Muhammet ile Cafer’in öncülüğünde ayaklandılar. Tahiri Emir Muhammet’in adamı Cabir’i oradan kovdular. Cabir ve adamları, Tabaristan valisi Süleyman’a sığındılar.
Deylem halkı, vali Süleyman’ın ve bölge hakimi Muhammet Belhi’nin gazabından korkuyordu. Onlara karşı birleşmek için, Seyyitlerin kendilerine öncülük yapmalarını istiyorlardı.
Rüstem’in çocukları, Tabaristan’da çok sevilen Ali soyundan İmam Musa Kâzım’ın torunu İbrahim oğlu Seyyit Muhammet’e elçi göndererek, gelip kendilerinin başına geçmesini istediler. Seyyit Muhammet; “yaşının çok ilerlediğini, böyle bir görevin üste-sinden gelemeyeceğini” bildirerek, onları o sırada Rey kentinde bulunan İmam Hasan’ın torunu Hasan El Alevi’ye gönderdi. Hasan El Alevi bu teklifi kabul ederek, Deylemistan’a gitti.
Hasan El Alevi, Deylemistan’a geldiği zaman, Kalur, Ruyan ve Şalur halkları onu kabul edip, bağlılıklarını bildirdiler.
Deylemlilerin lideri Custani kabilesinden Merzuban oğlu Vahsudan da, Hasan El Alevi’ye bağlı kalacağına dair yemin etti. Deylemliler ona bir hükümdarlık unvanı olan “Ed Dai İlel Hak” unvanını verdiler.
O bölgede bulunan vali Süleyman’ın adamlarını kovdular. Tabaristan ve Damağan halkı ile dağlık bölge Toharistan halkı da Hasan El Alevi’ye katıldılar. Ayrıca Kadusiyan halkı ile Katad oğlu Leys de Hasan’a katıldılar.
Hasan El Alevi, Deylem lideri Vahsudan ile kolektif bir yeni yönetim oluşturdu. Yeni yönetim, yaklaşık 90 yıl önce Seyyit El Mukenna’nın Horasan’da yaptığı gibi, kabile bey-lerine ait bütün topraklara el koyarak halka dağıttı. “Toprakların, bundan böyle işleyenlere ait olduğu”nu ilan etti. Keza kabile liderlerine ait sürüler de hayvancılık yapacak olan halka dağıtıldı.
Bölgede köle rejimi henüz yaygın değildi. Var olan da Abbasi Tahirilerle birlikte getirilmişti. Bütün köleler özgür bırakıldı. Bundan böyle bu topraklar üzerinde kölelik sistemi yasaklandı. Özgür bırakılan kölelerden isteyen çiftçilik, isteyen hayvancılık yapacak; isteyen asker olacaktı.
Yoksul halk, bu yeni sistemi coşku ile karşılarken; egemen kabile beyleri kızgınlık ve öfke ile karşıladılar.
Deylemistan eski lideri Merzuban oğlu Vahsudan, 865 yılında vefat etti. Vahsudan’ın halefi, kardeşi Hurşit idi. Ellerinden mal ve mülkleri alınan eski egemenler, gizliden Hurşit’in çevresinde toplandılar. Bu durumu öğrenen yeni kolektif yönetim, onun yerine Vahsudan’ın oğlu 2.Custan’ı yerel yönetimin başına getirdiler. 2. Custan da babası gibi devrime sadık kalıp, çalışmalara gönüllü olarak katkı yaptı.
Hurşit ve diğer kabile beyleri devrime ve onun lideri Hasan El Alevi'ye gizli gizli düşmanlıklarını sürdürdüler, ancak ellerinden bir şey gelmiyordu. Çünkü, dayandıkları güçler, onlardan kopmuştu, onları dinlemiyorlardı. Deylem halkı yeni devrimci yönetim biçiminden çok memnundu.
Güçlenen Hasan El Alevi, 865 yılında bölgenin önemli kentleri olan Amul ve Babul * üzerine yürüdü. Burada şiddetli çarpışmalar oldu. Sonunda Hasan El Alevi’nin devrimci güçleri galip geldiler. Amul ve Babul kentlerini ele geçirdiler.
*Amul, İran’ın kuzeyinde Harzan ırmağı üzerinde kurulmuş bir kentti. Çok verimli tarım topraklarına sahipti. Doğudan gelen tarihi İpek Yolu’nun üzerinde önemli bir konaklama merkezi idi. Amul, Deylem Devleti döneminde önemli bir ticaret ve kültür merkezi oldu. Bu dönemde açılan sulama kanalları ile pirinç tarlalarına ve narenciye bahçelerine sahip oldu. Yine bu dönemde önemli demir ocakları açıldı. Kervanlar için kervansaraylar ve pazar yerleri kuruldu. 14.Yüzyılda Timur’un orduları bu güzel kenti yağmaladılar.
Babul’un (Babol olarak da yazılır.) eski adı Barfuruş’tur. İran’da Mazenderan Eyaleti’nin (ostan) en büyük kentidir. Babul ırmağı üzerinde kurulmuş, Hazar Denizi’ne 24 km uzaktadır. 1.Şah Abbas, Babul’da bir yazlık saray yaptırdı. Babul’da küçük ölçekte üretim yapılır. Şirin tarihi dokusunun bozulmaması için, büyük sanayi tesisleri Babul yakınlarındaki “Şahi” kentinde kurulmuştur. Bugün “Babulşer” olarak bilinen yer, eskide Babul’un limanıydı. Babul’da bir hava alanı da var.
Bu kentlerdeki bir kısım Tahiri güçler, Sari kentindeki Abbasi valisi Süleyman’ın yanına kaçtılar. Amul, Deylem Devleti’ nin başkenti oldu. Amul ve Babul çevresindeki tüm köleler özgür bırakıldı. Sasani artıkları prenslerin ve köle beylerinin elinde bulunan mal ve mülklere el konup yoksul halka ve özgür bırakılan kölelere dağıtıldı.
Hasan El Alevi, Amul’da bir süre dinlenip toparlandıktan sonra, 865 yılında devrimci ordusuyla Amul’un doğusunda bulunan Tahiri vali Süleyman’ın oturduğu Sari kenti üzerine yürüdü. Vali Süleyman ile bölgenin egemeni Muhammet Belhi’nin güçleri onu kentin dışında karşıladılar. Çetin savaşlara tutuştular. Hasan El Alevi, bir taraftan Süleyman ile savaşırken, diğer taraftan bazı kuvvetlerini gizlice kenti ele geçirmeye gönderdi. Savunmasız ve güçsüz kalan Sari kenti, çok çabuk düştü. Kentin düştüğünü öğrenen Süleyman’ın ordusu, paniğe kapılıp kaçtı. Abbasilerin Tahiri valisi Süleyman, karısını, çocuklarını ve ağırlıklarını Sari de bırakarak, daha doğuda bulunan Gürgan’a kaçtı.
İbnul Esir;
“Bu yenilgi, şikeli bir yenilgi idi. Tabaristan’daki Tahirilerin çoğu Alevi olmuşlardı. Hatta vali Süleyman da Alevi olmuştu. O nedenle Hasan El Alevi ile çarpışmaya girmemiş, bir bölüm yakını ile Gürgan’a kaçmıştı” demektedir. (İ. Esir 7: 116)
Devrimci lider Hasan El Alevi’nin soy ağacı şöyledir:
Hz.ALİ
İMAM HASAN (625-669)
ŞERİF ZEYD (655-715)
ŞERİF HASAN (702-785)
ZEYD
İSMAİL (786 Medine’de öldürüldü)
MUHAMMET
ZEYD
HASAN EL ALEVİ (864 – 884 Deylem Lideri)
Hasan El Alevi ve onun devrimci güçleri Sari’ye girdiler. Kent egemenlerinin mal ve mülklerine el koydular. Tüm köleleri özgür bıraktılar. Elde edilen ganimetlerin bir bölümü Deylem ordusuna dağıtıldı, bir bölümü de kent yoksullarına ve kölelere dağıtıldı. Bundan böyle Sari ve çevresinde de kölelik yasaklandı.
Kölelerin büyük çoğunluğu coşku ile Devrimci Deylem Ordusu’na katıldılar. İsteyen köle, gönüllü olarak toprağı kendi adına işlemeye devam edecekti. Devrimci Deylem Devleti’ne az miktarda vergi verecekti.
Hasan El Alevi, bundan sonra Gilan bölgesindeki Kazvin ve Zencan isyanının lideri Seyyit El Kevkebi ile birleşti.
Hasan El Alevi’nin öncülüğünde yapılan Deylemistan Devrimi’nin yankıları dalga dalga bölgeyi sarınca; Seyyit El Kevkebi de Gilan’ın başkenti Havsam’da isyan edip, bölgeyi ele geçirdi.
İmam Musa Kâzım’ın oğlu Seyyit Cafer Nasır’ın (780-860) Gilan da kurduğu “Nasırıye Mezhebi” yanlıları; Seyyit El Kevkebi öncülüğünde isyan ederek Gilan bölgesini ele geçirdiler. Bu isyancılar, daha güneyde yer alan Kazvin kentini de ele geçirdiler. Abbasilerin Kazvin valisini bölgeden kovdular. Kazvin valisi de Abbasilerin işbirlikçileri Tahirilerdendi.
El Kevkebi, Kazvin’den sonra Zencan kentini de ele geçirip, bütün Gilan ve aşağı Azerbaycan bölgesine hakim oldu.
866 Yılında Gilan devrimcileri ile Deylemistan devrimcileri, Hasan El Alevi’nin lider-liğinde birleştiler. Gilan ve Deylemistan’ın iki devrimci gücü birleşince, kuzeyde önemli bir devlet ortaya çıktı.
Deylemistan’da uygulanan rejim, Gilan’da da uygulandı. Devrimciler tarafından belirlenen “Halk Şuraları” ile eski yerel prensler, ülkeyi birlikte yönetiyorlardı. Mülk bütün topluma ait oluyordu. Kölelik yasaklanıyordu. Köylüler ve özgür bırakılan köleler, toprağı işliyor, hayvancılık yapıyorlardı. İşletmeci köylülerden çok küçük vergiler alınıp, askerler ve toplumun sosyal ihtiyaçları için harcanıyordu.
Hasan El Alevi ve Seyyit El Kevkebi, 866 yılında Rey üzerine yürüdüler. Rey kenti, bugünkü Tahran’ın bitişiğinde bulunan eski kent merkeziydi. Elburuz dağlarının güneyinde yer alan önemli bir kentti. Kuzeyden gelen ticaret yolu ile doğudan gelen ipek yolunun kesiştiği yerdi.
Devrimci Deylem Ordusu, Rey’i ele geçirip, Tahirilerin Abbasi valisini kovdu. Rey zenginlerinin mallarına el koydu. Malların bir bölümü Deylem ordusuna dağıtılırken, bir bölümü de Rey halkına ve kölelere dağıtıldı.
Hasan El Alevi, bundan böyle Rey bölgesinde de köleliği yasakladı. Bu bölgede de toprağın işleyenlere ait olduğunu ilan etti. Rey ve bölgesini yönetmek üzere Muhammet oğlu Cafer El Alevi başkanlığında bir Devrimci Şura kurdu.
O güne dek savaşlarda alınan tutsaklar, kazanan tarafın kölesi oluyorlardı. Devrimci Deylemistan Devleti ve lideri Hasan El Alevi, bu konuda da bir ilki başlattı:
Halka işkence yapan zalim ve gaddar yönetici ve bölge egemenleri, yargılanıp cezaya çarptırılıyor, suçsuz olanlar ise, serbest bırakılıyorlardı. Karşı taraftan alınan tutsakların çoğu, serbest bırakılınca, Devrimci Deylem birliklerine katılıyorlardı.
El Kevkebi’nin soy ağacı şöyleydi:
Hz.ALİ
İMAM HÜSEYİN
İ. ZEYNEL ABİDİN
İ.MUHAMMET BAKIR
İSMAİL
MUHAMMET
İSMAİL
AHMET
El KEVKEBİ(865 Kazvin isyanı lideri)
Abbasi halifesi Mustain, Emir Muhammet komutasında bir orduyu 866 yılında Rey üzerine gönderdi. Deylemistan’ın Rey valisi Cafer El Alevi, yenilerek tutsak alındı. Rey yeniden Abbasilerin eline geçti.
Bu sıralarda Mutez, Samara’da halifeliğini ilan etmiş, Mustain’e karşı savaş hazır-lıklarına başlamıştı. Halife Mustain, Rey’deki Tahiri komutan Emir Muhammet’i Bağdat’a çağırdı. Emir Muhammet, Mikail oğlu Muhammet’i Rey’de bırakarak Bağdat’a geri döndü. Gizliden Mutez ile anlaşarak, halife Mustain’i 866 yılında Vasıt kenti yakınlarında öldürttü.
Deylemistan’da bulunan Hasan El Alevi, 867 baharında, Vaçin adında bir komutanını, yeniden Rey üzerine gönderdi. Komutan Vaçin, Tahiri komutan Mikail oğlu Muhamet’i bozguna uğratarak Rey’i geri aldı. Böylece Rey yeniden Devrimci Deylem’in eline geçti.
Deylem lideri Hasan El Alevi, Gürgan üzerine yürümek üzere hazırlıklara başladı.
Gürgan, Hazar denizinin güney doğusunda yer alıyordu. Asya’dan gelen İpek Yolu üzerinde idi. Sulu Türkleri tarafından kurulmuş sulak ve verimli topraklara sahip bir kentti.
867 Yılında devrimci lider Hasan El Alevi, Deylem ordusunun başında Gürgan üzerine yürüdü. Bu sıralarda Abbasilerin Horasan genel valisi olan Tahiri Muhammet, hiçbir masraftan kaçınmayıp, büyük paralar harcayarak güçlü bir paralı ordu kurdu. Bu güçlü ordu ile Gürgan’ı korumak üzere o bölgeye gitti. Tahiri Muhammet’in büyük ordusu, devrimci lider Hasan El Alevi’nin ordusu karşısında fazla dayanamadı. Büyük bir bozguna uğrayıp dağıldı. Tahiri Muhammet, az bir kuvvetle Horasan’a kaçtı. Deylemliler, Abbasi ordusunun mallarına ve silahlarına el koydular.
Deylemliler, coşku içinde Gürgan kentine girdiler. Bu bölgede de zenginlerin mal ve mülklerine el koydular. Köleleri özgür bırakıp, köleliği yasakladılar. Toprakları işleyen köylülere dağıttılar. Bu bölgede Türkler büyük çoğunluğu oluşturuyorlardı.
Gürgan yenilgisinden sonra Tahirilerin Horsan’da otoritesi büyük bir yara aldı. Hatta Horasan bölgesinin birçok kenti, Tahirilerden koparak, Hasan El Alevi’ye bağlandı. Bu bölgelerdeki Tahiri egemenlerinin çiftliklerinde çalışan köleler, sahiplerine isyan ederek, bölük bölük Deylemistan’a kaçtılar.
Yeni Abbasi halifesi Mutez, hareketin giderek büyümesi üzerine, El Cibal valisi Buğa oğlu Musa’yı, güçlü bir ordu ile Deylemistan üzerine gönderdi. Musa, 1 Aralık 868 yılında Kazvin yakınında Seyyit El Kevkebi’yi yendi. Kevkebi, Deylemistan’a çekildi. Abbasi komutan Musa, Kazvin ve Rey’i geri aldı.
Öte yanda 869 yılında Hz. Ali’nin torunlarından Şerif İsmail, Mekke’de isyan ederek, Mekke’yi ele geçirdi. Abbasilerin valisi Cafer Beşaşt Mekke’den kaçtı. Şerif İsmail, köleleri serbest bıraktı. Abbasi vali ve yöneticilerinin mal ve mülklerine el koyup, kölelere ve fakir halka dağıttı. Ayrıca Mekke zenginlerinden 200. 000 dinar para toplayarak yoksul halka ve kölelere dağıttı.
İsmail, bu isyandan 50 gün sonra Medine’ye geçti. Oradaki Abbasi valisini de kovdu. Orada da köleleri özgür bıraktı. Zenginlerin mal ve mülklerine el koyup, halka ve kölelere dağıttı.
Şerif İsmail’in bu davranışı gösteriyor ki, Deylemistan Devrimi’nin yankısı ve etkisi bütün bölgeyi sarmıştır. O güne dek yapılan isyanlar, genellikle “öç almaya” yönelik olduğu halde, bu kez öç alma peşinden koşulmayıp, Deylem Devrimi taklit edilmiştir.
Abbasi halifesi Mutez, Şerif İsmail’in üzerine bir ordu gönderdi. O sırada Arafat’ta konumlanan İsmail, Abbasi ordusunun karşısında fazla dayanamayarak Cidde’ye kaçtı.
Sponsor Reklamlar

__________________
İmam-ı Cafer-i Sadık buyurmuştur ki, “Pir ikidir. Piri kamil piri cahil. Piri kamil odur ki, Evladı Resul’den ola. Evladı Resul’den olmakla da olmaz. Çünkü; Evladı Resul’ün bütün güzelliğini, bilgeliğini, turaplığını, sevgisini ve hoş görüsünü üstünde taşıyan o kişi piri kamildir.
Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti