Tekil Mesaj gösterimi
Alt 29.10.11   #3
munzuro
Avatar mevcut degil.
Üye
Üye
Üyelik tarihi: Aug 2011
Nereden: izmir
Mesajlar: 74
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Erzincanlı Doğan Dede, Baba Rıza Ve Deli Aziz


sayın şener ırkçıdır çünkü bütün enerjisini diğer milliyetlerden alevilerin olamayacağını, özellikle dersim merkezli kürt alevilerin türk olduğunu kanıtlama çabasına sunmuştur. yani sayın şener türk İslam sentezi denilen resmi ideolojinin kılıcını kuşanmıştır ki; bu ideoloji bütün anadolu topraklarını kan gölüne çevirmiştir. bu ideolojiden kaynaklı sorunlar hala can almaya devam ediyor. hala bu ideoloji doğrultusunda öngörülen tek tip insan profiline uymayan tüm dinsel ve etnik kimlikler hedef halindedir. antik dönemlerden beri bu topraklarda yaşayan pek çok halk bu ideoloji ve onun gerçekleşimi sonucu tarihe karıştı. hemde çok kanlı bir şekilde...
alevi yolu sayın Şenerin biat verdiği ideolojiyi içermez, kabul edemez... zira zulüm yoludur. Şenerin yazdıklarına, duruşuna bakın Aleviliğe dair en ufak bir içerik bulamazsınız. o güçlüye biat vermiş, aklını zulümata sunmuş, alevi kitlede yaratılan düşünsel kirlenmeye dayanarak tek tip insan politikasına hizmet etmekte, halkımızı yanıltmak için gayret göstermektedir...
canlar; her halk, alevi nazarında aynı kriterlerle değerlendirilebilir. buda alevi öğretisinin öngördüğü kriterlerdir ki; Aleviler cümle eşyanın, bağlı olarak insanın aynı özden "Hü"den doğarak geldiğini kabul ederler. ve bakın dostlar burada varlığın sevgi ve rızalık ile biribirine ikrar verdiğini de "kozmogonisinde", yani evren doğumu açıklamasında güvenceye almıştır; önce Çar Anasır" doğuş yapmış, Rızalık ile İkrar vermiş, Aşk ile bağlanıp cümle eşyayı vücuda getirmişlerdir ki bu dört unsurunda aynı öz'den doğuş yaptığını bir kez daha vurgulayalım
on sekizbin alemden geçen varlık insana doğru evrilmiş, "insan makamı"nda Hakk kendini bilmiştir....
canlar, İnsan Makamı deniyor dikkatinizi çekmek isterim...
insan ise sadece kalıptan/bedenden ibaret değildir, "sireten"de insan olmak gerekir ki, insanı kamil diyoruz... hakk'ın emri rızasına bağlanmak, öğretimizin öngördüğü eğitim süreçlerinden geçmek gerekir...
günümüzde halkımız sahipsizdir, aklı karmakarışık edilmiştir çünkü sayın Şenerin biat verdiği ideoloji ve organizasyonu bütün ocaklarımızı vurmuş, darmadağın etmiş, işlemez hale sokmuş ve öngördüğü insan tipini gerçekleştirmek için halkımızı ideolojisinin hammaddesi haline getirmiştir. bu süreç sonucu ise Şener gibi şahıslar kervanımızdan kopmuş, ağacının kurdu haline gelmiştir.
canlar; alevi aidiyetine mensup farklı halklar vardır, doğaldır, alevinin böyle bir sorunu yoktur... her etnik aidiyet saygındır, tartışılamazdır.. Alevi Yolu kendini boşuna "Yetmiş üç" olarak nitelememiş... çünkü bir toplama işaret ediliyor, "birlik makamında" buluşan İkrar veren Rızalık Toplumuna işaret ediyor...
sayın şener ve benzerleri varsın ırkçı ideolojilerden sesini yükseltsin. eğer Alevi kendi öğretisine sahip ise bu seslerin ne kadar çapsız ne kadar uğursuz olduğunu daha ilk andan algılar.
şenerden aktarılan yazıda halkımızın saygın ve yol ehli olan insanlarından söz ediliyor. bugün dahi bu büyüklerimiz saygı ve sevgi ile anılıyor ise bu aşk ehli olduklarındandır... yol ehli olduklarındandır ve sayın şenerin biat ettiği zulümat yoluna biat etmediklerindendir...
Hakk'ın adaleti birdir, Hakikat birdir... Yolumuzda çifte standarda asla yer yoktur, vicdansız kimsenin kalbi asla Hakk'a mekan olamaz... Sayın şenerin ceddi şüphesiz ki yol ehliydi, tarih boyunca atalarımız zalimin kılıcına birlikte direndiler, birlikte katledildiler ve kanları biribirine karıştı... aynı cemlerde bulunup Hakk'ı çağırdılar, semah yürüdüler, biri birlerinin cemalinde Hakk'ı gördüler... Sayın şener ve benzer bir çok şahıs ise elinde kılıç ardımızda yüz yıllardır kovalayanların hizmetine girdiler ki Maraş katilleriyle kucaklaşıyor, Koçgiri ve Dersim Katliamlarını savunuyor, haklı görüyor, failleri aklamaya çalışıyorlar. ki çorumun, sivasın, gazinin failleri hep aynı adrestir.
canlar; zulüm zulümdür... ister tanrı adına, isterse laik bir odak adına olsun... devletler tarih boyunca tanrı adına kıyım, zulüm, talan gerçekleştirdiler. aynı fiiller "tanrı aradan çıkarılarak" gerçekleştiriliyorsada sonuç aynıdır. yani zulümdür ve "zulümattan" gelmektedir.
sayın şener ve benzerleri bir "Türkçülük"tür aldı gidiyorlar. Canlar, Türk etnisitesine tabi her insan tabiki bu aidiyetine, kültürüne, diline sahip çıkacaktır. bundan daha doğal ne olabilir? halkını sevecek çünkü içine doğduğu toplumdur, sosyal ilişkileri o toplumun içerisindedir... dilini sevecek çünkü meramını; sevgi ve acısını o dille ifade edebilecektir... kültürüne sahip çıkacak, çünkü kendi gerçeği, tarihsel mirasıdır...
bunlar tartışma konusu dahi edilemez, Türk kökenli her can kendi kimliği ile mutlu olabilecek, kendini yaşayabilecek, tabiki saygıda bekleyecektir...
canlar; işte bu yaklaşımı hiç bir Alevi diğerinden ve hiç bir insandan esirgemeyecektir... unutmayalım insan "bir"den gelir... aynı nurdan gelir, aynı gönül aleminden nasiplenir, aynı akıldan konuşur ve canlar, "Vicdanda" buluşur...
işte sayın şener ve benzerleri "vicdana" ya hiç sahip olamamış, ya da onu yitirmişlerdir... bakın insanlık evrensel normlardan bahsediyor... nasıl buluşabilir, özgür ve mutlu geleceği kurabilirizi tartışıyor...
canlar, bizim ceddimiz bunu başarmış; İkrar demiş, Rızalık demiş, aşk demiş; "yetmişüç" olmuş!!!!
şimdi uğursuz ve çapsız ideoloji ve odaklara biat neden????
insanlığın ulaşabileceği hakikat bir tanedir... en başta "Hü"de mevcut idi... nefs süreği zorbanın bin bir hukukunu oluşturdu, adına adalet dedi... zorbanın hukuku adalet içeremez... Hakk'ın adaleti "bir"dir ve cümle varlığı sarar!!!
insan aklı geliştikçe; yani gerçekte Hakk insan makamı üzerinden kendi kendini bildikçe; kainata içerili kendi adaletini, hakikatı keşfettikçe "Bir"de buluşacak ve vicdan üzerine kurulu olan bu yol/hakikat insanlığı hakikatta, biricik adalette buluşturacak; insanlık "yetmişüç"ü gerçekleştirecektir. ceddimizin emeğini ayaklar altına almaya çalışanlara meydan vermeyelim, zulümata düşmeyelim.
canlar engin bir konu ve algılayabildiğimiz ölçüde ifade etmeye çalışıyoruz. özce Hakk, hakikattır ve bir tanedir, cümle eşya O'nun; yani gerçekte Kendisinin yasalarına tabidir...
bizim sorunumuz "Mevcut"tan doğup gelen, zahire çıkan ve cümlesi Hakk olan herhangi bir halk veya dili değil; "Sürektir". birey veya halkların Zulümata/nefse mi, Hakk'a hakikata mı bağlı olduklarıdır.
biz cümle eşya ile yol'un öngördüğü biçimde ilişkileniriz.
canlar, şimdi sayın Şenerin yazıları ve duruşu o kadar sorun içeriyor ki hangi birine değinsek... Şener, alevileri ittihatçı insan düşmanlarının öngördüğü kalıba sokmak, tek tip insana indirgemek için habire "Şamanizm"e göndermeler yapıyor. şamanizm diye de bir kitap yazmış ki acizliğin, çapsızlığın ifadesi.. çünkü hakikatin peşinde değil, bilinçli bir dezenformasyon peşinde... bizimle alay ediliyor, yıllardır bir şamanizdir aldı gidiyor. kaç kişi merak edipte bu şamanizm nedir diye biraz incelemeye girişti merak ediyorum...
bu konuda da halkımız kasıtlı olarak yanıltılmaya çalışılıyor.
öncelikle başlı başına "Şamanizm" diye bir din yoktur... evet yanlış okumadınız.. Şamanizm olarak ifade edilen düşünce sistemleri insanlığın erken dönemlerine ait, bilgi birikiminin henüz zayıf olduğu dönemlerdeki algı ve açıklamalardır.. şöyle diyeyim; yeryüzünde ne kadar erken dönem topluluğu var ise o kadar şamanizm vardır...
örneğin, eskimo şamanizmi, arap şamanizmi, hint şamanizmi, kürt şamanizmi, ingiliz şamanizmi, fransız şamanizmi, alman şamanizmi, çin şamanizmi, avustralya halklarının her birinin şamanizmi, kızılderili halkların her birinin şamanizmi.... uzat uzatabildiğin kadar... esas olarak "Mitsel" düşünceye uzanır... ve canlar; "avcı/balıkçı, göçebe" toplulukların düşün biçimidir.... yerleşik yaşama geçilen bölgelerde daha erken tarihlerde aşılmış, göçebe ve avcı yaşamın sürdüğü bölgelerde ise günümüze kadar bazı etkileşimlerlede olsa gelebilmiştir...
şlimdi en gelişkin dinlerde dahi yer yüzünün her bölgesinde o bölgenin şamanizminden izler bulmak mümkündür. çünkü tarih boyunca vücut bulan düşünsel yaratılar içerik değiştirerek söz konusu çağa/koşullara uyarlanırlar. ritüellerde/törenlerde benzerlikler o ritüllerin içeriğinin aynı olduğu anlamına gelmez. ateş her toplulukta erken dönemlerde kutsaldır ancak alevi yolunda ateş Çar anasır'dan olduğu için kutsaldır, yüklenen anlam farklıdır.
canlar basit bir kaç örnekle bitirmeye çalışayım. asya bozkırlarında pek çok halk vardır ve bu halklarda şamanizmin çeşitli formları bugünde yaşamaktadır. kimi şaman ritüeline kısaca göz atıp Şener ve benzerlerine kısa sorular soralım.
Şaman, ritüelinde belli başlı amaçlar şunlardır;
1- ölülerin ruhuna eşlik etmek;
şu şekilde gerçekleşir ki, vefat eden kişinin aile ve çevresinin huzurunda gerçekleşen ritüelede Şaman, "ölünün ruhuna" eşlik etmekte, çok tehlikeli olan yeraltı ülkesinde karanlıklar içerisinde rehberlik görevini yerine getirmektedir. bu sırada transa girmiş, tüm bu tehlikeleri ve geçtiği yolları anlatmakta, ölünün ruhunu başarılı bir şekilde yer altı ülkesinin kralı/hakimi ya da tanrısı olan "erlik hana" teslim etmektedir.

böyle bir ritüeli gerçekleştiren Alevi Piri gördünüz mü?

2- bolluk ve bereket için göktanrısı olan "Bay Ülgene" aynı şekilde topluluğun huzurunda bir göksel yolculuk gerçekleştirir. tüm gelişmeler tiyatrosal biçimde anlatılır, Bay Ülgen ile buluşulur, ona içki sunulur, birlikte içilir, Bay Ülgen içkiyle etkilenir, en cömert olduğuna inanılan bir anda şaman halkı için bolluk ve bereket diler ve bunları koparıp halkının arasına muzaffer bir şekilde döner.

Alevi Pirlerinin böyle bir ritüel gerçekleştirdiğini gören var mı?

3- hastaların tedavisi için gerçekleştirilen ritüel ki şu şekilde gerçekleşir; Şaman yine bir trans haline geçer, öküz gibi böğürür ki, öküzün ruhunu bedenine almıştır. ayı gbi homurdanır ki ayının ruhu bedenine girmiştir, kurt gibi ulur... kaz gibi vaklar... kartal ve diğer bir çok hayvanın ruhu aynı şekilde şamanın bedeninde toplanır, onlardan alacağı güçle hasta tedavi ediliecektir. hastalığın nedeni ise "hastanın ruhunun bir ölü" tarafından çalınmış olmasıdır.... şaman yine tehlikeli yolculuğa çıkacak, hastanın ruhunu ölüden geri alıp hastayı iyileştirecektir...

alevi pirlerinin böyle bir ritüelini gören varmı? ya da bu konulara ilişkin böyle algıları var mı pirlerimizin?

canlar; yukarıda örneklediğim konular dahi "insan " denen varlığın yaşadığı aşamalar, gerçeklerdir ve insanın o koşullarda bunlara ihtiyacı vardı. kendi koşullarında bu girişimlerin, ritüellerin kesinlikle saygınlığı vardır, işlevi vardır... insan tarihsel serüvenini böyle yaşamış, motive olmuş, olağanüstü zorlu koşulları böyle yenebilmiş ve o koşullara dayanabilmiştir.

tek başına "Şamanizm" diye bir sistematik yoktur aslında ama ortak motifleri vardır yinede. yani yer yüzünde ne kadar arkaik, erken dönem topluluğu varmış ise o kadar şamanizm varmış olarak algılamalıyız. son örnek; yağmur ormanlarında ne kadar topluluk varsa bu gün giderseniz o kadar şamani algı ve gelenek, ritüel görürsünüz.
aleviliğin bu anlamda şamanizmle ilgisi yoktur. bu benzetme veya özdeşleştirme çabaları tamamen ideolojiktir, manipülasyona yöneliktir ve maalesef tutmuştur da ama güneş balçıkla sıvanamaz, gerçekler açığa çıkar..

son bir açıklama; şamanizm deliliktir diyenler var gibi ifadelere gönderme yapmış sayın şener; bizim algıda "Budela" denen saf ve temiz insanlar vardır ve saygı görürler ki bunun nedeni bu insanların "kötülüğü bilmemeleri" yani sırf "iyilikle" yaşadıkları, iyilikle dolu oldukları içindir. yani onların aklı ve davranışları "kötülük içermez" kötülük onlardan uzaktır, sırf iyilik yüklüdürler. buraya da dikkat.

aşkı niyazlarımla
Sponsor Reklamlar


Konu munzuro tarafından (30.10.11 Saat 18:39 ) değiştirilmiştir.
munzuro isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti