Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07.09.11   #2
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.111
Rep Puani : 54
Standart Cevap: Babailer ve Babai İsyanı


''1227 yılında ise Suriye baş dai'si Mecdeddin Rum Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat'a elçisini gönderip ondan Sultanlık tarafından Alamut'a her yıl düzenli gönderilen 2000 Dinarı talep etti. Sultan bir süre onu oyaladı ve Alamut yöneticisine (Alaeddin Muhammed III (1221-1255) danıştı. Alamut İmamı, Suriye şefinin talebini onaylayarak, verginin Suriye İsmaililerine verilmesini söyledi. Bunun üzerine vergi Suriye İsmaili topluluğuna gönderildi. "[10]

Kısacası Hacı Bektaş'ın da başından beri içinde ve stratejik katkılarda bulunduğu Baba İlyas ve Baba İshak'ın yönettiği Babai Halk hareketinden Alamut'un habersiz olduğu düşünülemez. Baba İlyas'ın dahi Dede Garkın'ın yerine geçirilmiş bölge baş daisi olması bile çok mümkündür. Dolayısıyla Alamut'tan ve oraya bağlı Suriye İsmaili kalelerinden yardım gelmiş olması da çok doğaldır.

Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi, Baba İlyas hareketinin teorik temeli, zaten Aleviliğin siyasetlerinden - ya da türevlerinden- olan Babek-Karmati-İsmaili öğretileri üzerinde kurulmuştur. Kuramsal olarak "Mazdek komünizmi" ile ilişkilidir. Bu bile gösteriyor ki, Horasan'dan geldiği bilinen gerek Baba İlyas Horasani'nin ve gerekse onu görmeye gelen Hacı Bektaş Horasani'nin Nizari İsmaili toplulukları ve Alamut devletiyle ilişkilerinin varlığı su götürmez doğruluktadır. Şimdilik sadece değindiğimiz bu konuyu, Nizari İsmaililer üzerinde araştırmalarımızda ayrıntılamaya çalışacağız.

1230'lu yılların ortalarında ayaklanmanın hazırlık dönemi tamamlanmış ve sonlarına doğru Baba İshak Güneydoğu Anadolu'da propaganda eylemlerine yoğunlaşmış olmalıydı. Çok büyük olasılıkla İsmaili fedailerinden yardımcıları da bulunmaktaydı bu propaganda eylemlerinde. Ayrıca Besni, Adıyaman çevresine 70-80 yıl önce Karmati gruplarının gelmiş oldukları ve yerleşip buralarda kaldıklarını da göz önünde tutmak gerekir.

Kuzeydeki Çepni, Karaman, güneydoğudaki Ağaçeri, Döger, Bayad Türkmenleri kadar, Sünni Türk ve Kürt boyları ve Hıristiyan gruplar arasında da propaganda yapılıyordu. Elvan Çelebi'ye göre Baba İlyas, Baba İshak'a kendi adına propaganda yapmak ve otoritesi altına çekmek için destur vermişti. Kendisini temsil eden simgesi ise Baba İshak'ın başına giydirmiş olduğu kızıl börküydü. Böylelikle halka güven sağlıyordu. Propaganda çok bilinçli bir biçimde üç yönde sürdürülüyordu:

1. Baba İlyas'ın Peygamber ve kurtarıcılığı altında Kıyam'a durma (ayaklanma); dünyanın sonunu getiren kötüler ve zalimleri yok edip, yeniden yaratarak devr-i daimi (dönüşümü) sağlamak canı ve malı bu uğurda harcanacak (Alevi inançlı halklara).

2. Sultan Gıyaseddin Keyhusrev, Sünni Müslüman olarak Muhammed'in şeriatın koşullarını yerine getirmemekte, içki ve işret sofralarında eğlenmekten başka bir iş yapmamaktadır, dinden çıkmıştır (Sünni inançlı halklara).

3. Beylerin elinden alınacak topraklar, hayvan sürüleri ve elde edilecek diğer bütün ganimetler, ayaklanmaya katılan kim olursa olsun, ayırım yapılmaksızın eşit paylaştırılacaktır (Gayrimüslim halklara).


Ayrıca insanların bireysel dertlerine çareler buluyor, hekim gibi hastaları iyileştiriyor, hakim gibi davalara bakıp aralarını düzeltiyordu. Böylece Baba İshak ezilen baskı gören her din ve inançtan, milliyetten insanlara güven vererek akıl ve bilincini harekete geçirmiş oldu. Baba İlyas için çevresinde kadınlı erkekli çok sayıda insan topladı. Konar göçer Türkmenler sürülerini, diğerleri ellerinde neleri varsa satıp silah alıyorlardı. Baba Resul'dan haber geldiğinde ayaklanma başladı. Baba İshak'ın dışında, Vilayetnâme'deki bazı keramet söylencelerinin yorumundan dahi Hacı Bektaş Horasani'nin ayaklanmaya katıldığını ve hatta onun katılımından sonra hareketin batıya doğru genişlediği ve hazırlıkların hızla doruk noktasına ulaştığını sonucu çıkartabiliyoruz.
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti