Tekil Mesaj gösterimi
Alt 18.08.11   #9
gerçekçi
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: May 2011
Nereden: İzmir
Mesajlar: 10
Rep Puani : 10
Standart Cevap : Akli Rumuzluya cevap.


Seyit Mustafa'da, Cömert Baba da nasıl sizin başınızın tacı olabilrler? Cömert Baba'yı baş tacı ediyorsunuz, Ama kardeşi Ali Düzgün babayı kaale almıyorsunuz. Eri erden ayırmak olur mu? Ali Düzgün Baba, sizden yaşça küçük de olabilir. Ama temsil ettiği makam senin makamından büyük olsa gerek. Eline niyaz olmakla, onun şahsında tamsil ettiği makama bağlılığını göstermiş olursun. Erkanımız EL ELe, EL Hakk'a düstürü üzerine inşa edilmemiş mi? Eğer bu yolumuzun bir gereği değilse, çocuklara el öptürüp poz vermenin anlamı nedir? Yoksa küçük yaşlardan itibaren çocuklara el öptürme eğitimi mi veriyorsunuz?

Bunu eleştirmek neden sizi zıvanadan çıkardı? Siz eleştirilemeyecek bir imtiyaza mı sahipsiniz? Madem 22 yaşından itibaren Pirlik yapıyorsunuz, bu manada Pirinizi tanımanız da gerekmiyor mu? Bu hareketinizle müritlerinize ve gençlerimize nasıl bir mesaj verdiniz? Pirini tanımayan nasıl Pir'lik yapabilir? Yani bunları da mı konuşmayalım?

Musa Küçük çevresindekileri küçümseme ve aşağı görme bakımından gençliğinden beri sabıkalıdır. Geçmişte; Seyit Sabunlu sayin Mehmet Özcan için: "Bu da bizim Hemzo'nun torunudur" Dediğini ve Mehmet Özcan'ın buna üzüldüğünü daha önce yazmıştım. Baş tacı ettiği Seyit Mustafa'nın kendisini telefonla arayarak, bu yaptığının çok yanlış olduğunu söylemesi üzerine de, "öyle demek istemedim" diyerek savunma yaptığını, bu konunun ta fransa da bile konuşulduğunu öğreniyoruz. Oysa Sayın Mehmet özcan'ın Esenyalı Cemevine giderek kendisine has katkı sunduğu bilinmektedir.

Bu yetmezmiş gibi, Murat Küçük'ün 3 ncü kitabı "Allıturna" çıktığında; "Xıştonun da Xençeri var" dercesine, "Gazi'nin oğlu da kitap yazmış" diyerek, içindeki kıskançlık ve haset duygularını gün ışığına çıkarmıştır. Bir defa Murat artık babasının adı ile anılma devrini geride bırakarak, bir birey olarak kendi başına yeter bir konumdadır Çünkü İzmir'deki çeşitli gazetelerde Özellikle Gazeteciliğin mektebi sayılan Hüriyet'te çalıştıktan sonra sırasıyle Nefes ve Cem Dergilerinde Genel Yayın Yönetmenliği yaptıktan sonra "Allıturna" yı yazmıştı. Yanı bu iş birilerinin himmet ve hüceti ile yapılmamıştı.
Hastalık kokan bu cümlesi, hem bir büyüğü, hemde bir amca olarak Musa Küçük'e hiç yakışmamıştır. Oysa Murat Nefes Dergisinde çalışmaya başladığı sıralarda kendisini ziyarete gitmiştim. Seyit Seyfi Cemevinin Ceddimizin adını taşıması nedeniyle tanınması gerektiğni ve bunun için de gidip ziyaret etmesinin ve bu yönde bir iki Resim ve yazıyı dergiye koymasının münasip olacağını söylemem üzerine Amcamın oğlu Hüseyin Küçük'ün arabası ile gidip ziyeret etmiş ve bir iki yazı yazmıştı. Keza Cem Dergisinde ikende Sanırım fazla iş yoğunluğu nedeniyle sadece bir yazı yazabilmişti. Ancak Resim yolladıkları taktirde altını dolduracağını iletmemi istemişti. Ben de bizzat Musa Küçük'e Söyledim.
Bütün bu iyi niyetlerimize rağmen Haset ve kıskançlık kokan bu sözler, bir büyüğü ve bir amca olarak Musa Küçük'e hiç yakışmadığını söylesem acaba ne diyecekler. Merak ediyorum. Acaba bunu da mı dememeliydim?
Bu tür sözlerinin anında bize ulaşması bile, çevresindekiler tarafından yeteri kadar sevilmediği ve hürmete şayan görülmediğinin göstergesidir. Şanslarını fazlaca zorladıkları için bunu da yüzlerine söylemek zorunda kaldım.

Bunlar üzerinden şunu anlatmak istiyorum;
Herkesten saygı bekleyen, bila istisna herkese saygı göstermek zorundadır. Aksi halde hiç kimse aptal veya enayi değildir. Herkesin bir kişiliği, bir saygınlığı vardır. Yani Rüzgar eken fırtına biçer. Hiç kimsenin başkasını aşağılamaya, küçük görmeye hakkı olmaması gerekir.
Bunları yazarak hiç bir şeyi de istismar ettiğimi düşünmüyorum. Esasen benim bu yazdıklarıma "istismar" denmez. "Eleştiri" denir. biliyor musun? terimleri yerinde kullanmayı da öğrenmelisin.
Aynı zamanda; bunları yazmakla birilerinin menfaatını haleldar etmek de denir ki böyle bir olasılık yok değil.

Bunlar üzerinden babana vurmak diye (Hele belden aşağı) bir şey yoktur. Bu eylemleri baban yapmışsa, bir başkası benim kadar suhuletle veya temenni şeklinde dile getirmez. Çok daha acımasızca eleştirir. Neticede amcamın oğludur. Ondan sadır olacak nahoş durum benide üzer. Bu kadar açık.

Yazılarımı ilk okuduğunda keşke gülüp geçmeseydin de, bana özel olarak ulaşsaydın. O zaman ben sana, oraya halen yazmaktan hicap duyduğum bir sürü olay ve duyum daha anlatırdım. İnanın bunlar şimdilik yakın akrabalar arasındaki ev sohbetlerinde konuşulmaktadır. Ben de bu yolla öğrendim. Böylece belki de ev sohbetlerinde dolaşan bu fısıltılar önlenirdi. Şunu diyebilirsin, Büyük Dağın, büyük dumanı olur. O Zaman, buna karşılık gelen bir deyim daha vardır. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Yazdıklarımın hiç biri yanlı ve yanlış değildir. Tehdit içeren Emrin üzerine yazdıklarımı düzeltsem bu gördüklerim ve duyduklarım yok mu olacak? yapılmamış, söylenmemiş mi olacak? Eğer öyle olacaksa yazdıklarımı geri alabilirim. Yeter ki sen iste, Dükkan senin.

Bak yeğenim son söz olarak;
Seyit Musa'yı yermiyorum, Eleştiriyorum! Bu iki terim aynı manaya gelmez.Yermek; Dedikodu, Bühtan, Çekiştirme anlamındadır. Eleştiri, kişinin yüzüne, yaptığının yanlış olduğu söylenerek yapılır. Bende öyle yapıyorum. Benden fazla kitap okuduğunuz için, bildiğinizi sanıyordum.
"Bilenler sizi de onu da biliyor zaten" dediğn için bende zıvanadan çıktım. Böylece, beni duymak istemeyeceğiniz dokuz sayfa boyunca bir sürü şeyi söylemeye mecbur ettin. Şimdi burada söylenecek bir tabir daha vardı ama ben terbiyem gereği söylemekten imtina ediyorum. Beni en azından kimse kötü bilmez. Çünkü yeni nesilin çoğu beni tanımaz. Bunu Menemen'de ve Seyidan'a gittiğimde müşahade ediyorum. Ama çok şükür, yürüdüğüm izden şimdiye kadar toz kalkmadığına eminim. Ama ben Babanı, Hatta Abisi Düzgün Babayı çocukluğumdan beri çok yakinen tanırım. Gençliğimde gözümden bir şeyin kaçmadığını, ben yaştakiler bilir. Mesela Allah selamet versin, Düzgün Baba ve Hanımı Sevli yenge hasta imiş, ikisine de acil şifalar dilerim. Düzgün Babanın da Kendisinde bazı güçler vehmetmesi çok meşhurdur. Birini Gülelim diye yazayım; Amerka Başkanı Clinton eğer kendisini dinleseymiş, İsrail diye bir ülke olmayacakmış......
Şimdilik bu kadarı yeter diyelim ve
eğer fazlaca zülfü yare dokunduysak af ola.
Selam ve sevgilerimle yine de gözlerinden öperim.
Sponsor Reklamlar


Konu gerçekçi tarafından (30.08.11 Saat 20:19 ) değiştirilmiştir.
gerçekçi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti