Tekil Mesaj gösterimi
Alt 17.08.11   #8
gerçekçi
Avatar mevcut degil.
Yeni Üye
Üye
Üyelik tarihi: May 2011
Nereden: İzmir
Mesajlar: 10
Rep Puani : 10
Standart Cevap: Akli rumuzlu'ya cevap.


Elbetteki; Büyük ceddimiz Seyit Seyfi'nin kabrini bir yerlere götürmek kimsenin kudreti dahilinde değildir. Saygın ve topluma mal olmuş zatlar için mekan izafi olsa de endişemiz bu mübarek ecdadımızın isminin istismar edilebileceği yönündedir.

Musa Küçük'ün çoluk çocuğunun nafakasını temin etmek için gurbet ellere çıkıp, şirketlerde çalışarak, Musa Çavuş ünvanını aldığını da biliyoruz.
Daha sonra çoluk çocuğunu getirip, kıt kanaat geçinerek İstanbulda hizmet sunmaya başladığı Cemevini kurarken, statü değiştirip bir "Alevi Ulusu" payesine yükseldiği halde neden kurduğu bu Cemevine kendi adını vermediğini merak ediyorum. Acaba kendi isminin bu kadar sansasyon yaratmayacağından veya yeteri kadar mürit toplayamayacağından mı endişe etti. Kurduğu Cemevine ve Derneğe Seyit Seyfi ismini vermek bir hazıra konmak değil midir? İnaç yönünden ileride kötü niyetlilerin elinde istismar olasılığı yok mudur?

Hz.Muhammed ve Hz.Ali adına dernek açılması mümkün olsaydı, baban onu da denerdi. diye düşünüyorum. Ancak bu makamlar cihan şumul makamlar olduğundan üzerinde mutabakat sağlanması mümkün değildir.

Seyit seyfi Dernek ve Cemevi için de, başlangıçta böyle bir mutabakat aranabilirdi. Atı alan üsküdarı geçtiği için artık mutabakatın bir önemi kalmamıştır.

Hacı Bektaşi Veli ve Pir Sultan Abdal adına açılan dernekler ise Alevi Camiasının bölünmüşlüğünü ve moda tabirle yetkililerin karşılarında muhatap bulamamaları sonucunu doğurmuştur.

Alibaba Amcanın(1894-1954) sağlığında arkadaşları ile birlikte geleceği görüp, ileride bu gelişmenin olacağını kendilerine bildirmiştir. dediğin "kendileri" kimlerdi? Arkadaşları kimlerdi? Alibaba amca hangi kerameti sırasında bu öngörüyü beyan etti? Bence bütün bu yazdıkların, yaptıklarınıza meşruiyet kazandırma gayretidir.

Bilgi ve donanım bakımından Babam Seyit Hasan (1884-1970) ile Amcam Seyit Haydar (1892-1970) dan bir ayrıcalığı olmadığını kesin olarak bildiğim Alibaba amcama, yaptığınız işe kılıf uydurmak adına bu gibi kerametler izafe ederek, Rahmetlinin yerini daraltmayın. Yazıktır,Küllüyen günahtır.

İmkanım olsa da artık Musa Küçük'ün bulunduğu meclise girmem. Geçmişte Esenyalı'daki evine iki kere gittim. İkinci gidişimiz bir bayram vesilesi ile olmuştu. O gece Müteahit olan kaynı da (benim de Okul arkadaşım) bir nakşi arkadaşı ile gelmişti. Geç saatlere kadar oturduk. Bize kalkıncaya kadar dereden tepeden eski masallar anlattı durdu. Hiç birimize konuşma imkanı da tanımadı. Bizi arabası ile Kadıköy'e bırakan kaynı, daha arabaya biner binmez; "Musa çavuş ne çok masal anlattı. hiç birimize de konuşma imkanı tanımadı" diye rahatsızlığını belirtti. Bu muhabette bir nakşinin, Alevi Pir'i olarak tanıdığı kişi hakkında edindiği izlenimi doğrusu çok merak ediyorum. Herkesin artık terk ettiği, bu masalları dinlemek için mi yanına gideyim?

O Dönemde yaşayan ocak büyükleri Seyit Düzgün, seyit Mustafa, Seyit Mehmet (bu sıralama yanlış) bu çalışmalardan memnun olduğunu sanmıyorum. Kaldı ki o dönemde daha büyük ocakzadelerimiz: Seyit Yusuf solmaz (1919-1984, Seyit Keko Solmaz (1921-1982), Seyit Mahmut yalçınkaya (1922-1985), Seyit Ali Küçük (1924-1998), Seyit Ali Solmaz (1926-2010), Seyit Yusuf Solmaz (l927) da hayatta idiler.

Musa Küçük (1933);Halasıoğlu Seyit Yusuf Solmaz (l927), Amcası oğlu Seyit Mehmet (1928), Abisi Seyit Düzgün (1930), dan sonra dördüncü sırada ocak büyüklerinden olduğu doğrudur. Abim Seyit Kazim ise kendisi gibi 1933 doğumludur. İnanın bunlar da memnun değiller.

"Bütün bunlar dururken, siz mi izin verecektiniz" demek te engin ve tevazu sahibi bir dede çocuğuna yakışmayacak kaba bir ifadedir.Hangi makamdan izin alıp almadığınız artık benim derdim değil. Ama Ecdadım adına açılan bir Cemevi ve Dernekte olup bitenler tabii ki derdim olacaktır.

Musa küçük benim Pirim değil, 6 yaş büyüğümdür. Kendisine dede diye hitap ettiğimi, Pirine niyaz olmadığını gördüğüm ana kadar, saygıda kusur etmediğimi kendisi de bilir.
Hizmetin Hakk için olması esas ise de, günümüzde en kutsal bilinen makam ve mekanlarda dahi çeşitli yolsuzluk ve suistimallerin olduğu kabul edilmeli. Çünkü devir; "Allahın cebinden, peygamberin çalındığı devirdir" Ben şunu da anlayamıyorum, Masumane bir iki eleştiride bulunmuştum. Bunun için Çala kalem yazılan bir buçuk sayfa yazı süresince saldırmanın, hakaret etmenin maksadı birilerini korkutmak, susturmak veya söylediğine pişman ettirmek midir? Eğer böyle düşünüyorsan yanılıyorsun can. Bende tükenmez bir mühümmat stoğu var bilesin.

Sayın Akli, böylece Benim başlangıçta zikrettiğim iki yazımdaki temenni niteliğindeki eleştirilerime kızarak (Rant gailesini doğrularcasına saldırıya geçerek) yapmadıklarımı suç olarak ele alıp, iki sayfaya yakın yazıyı siteye koymuşsun. Okuyanlar sadece senin yazdıklarını görür, oysa benim yazdıklarımı da alıntılayarak koysaydın. bir karşılaştırma olanağı doğacak ve böylece daha objektif bir değerlendirme yapılabilirdi. Yani kendi ifadenle Her yazan evliya değil, her söylenen de doğru değil sözünü ben de beğendim.

Seyit Seyfi Ocağı Sitesine yazdığım Pir Talip ilişkileri başlıklı yazımı elbette okumuşsunuz.O yazıda taliplerimiz olan Baba Mansurlu Seyitlerin hiç bir dönemde Seyit Sabunluları Pir veya Mürşit olarak kabul etmediklerinin aksini ispat etmeye çalışmıştım. KANIMCA OCAK VE YOLA HİZMET BUDUR ancak "az olsun benim olsun" mantığı ile hareket etmiş olmalısınız ki, o yazıma, Lödeklilerle dayı - yeğen olmanız hesabiyle en iyi bilenler olduğunuz halde herhangi bir yorumla katkıda bulunmadığınızı hayretle izliyorum.

Ocağımızın adının herhangi bir şaibeye karışmaması adına Cemevi veya Dernek kurmak aklımdan bile geçmez.
Sponsor Reklamlar


Konu gerçekçi tarafından (18.08.11 Saat 17:36 ) değiştirilmiştir.
gerçekçi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti