Tekil Mesaj gösterimi
Alt 12.08.11   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 38
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart Suriye’ye yapılan ziyaretin gerçek yüzü!


Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı’nı Suriye’nin sivil halkına yaptığı katliamı, Türkiye’nin bir iç sorunu olarak gördüğünü ve tahamül sınırlarını aştığını bildirmek ve son kez uyarmak için 9 Ağustosta Suriye’ye göndermişti.

6,5 saatlık bir görüşmeden sonra yurda dönen Bakan Davutoğlu, yaptığı ilk açıklamada: “Görüşlerimizi açıkladık. Bekleyip göreceğiz” demesine rağmen, İkinci gün, Şam’ı fetetmişçesine gerek güdümlü basını ve gerekse hükümetteki siyasetçiler “işte neticeyi alıyoruz”. Gazetelerde ise sür manşet: “Tanklar şehirlerden çekiliyor” diyorlardı.

Gerçekler hiçde öyle değildi. Başbakanımız bir zaman “Kürt sorunu yok dersen, sorun olmaz” demişti. Şimdi birileri tanklar çekilmiş, operasyonlar yapılmıyor derse, operasyonlar yapılmamış mı oluyor sizce? Kendimizi kandırmayalım. Bugün (11.08.2011) gazeteciler bakana soruyorlar “Sayın bakan Suriye’de operasyonlar devam ediyormuş, ne dersiniz?” Bakan da “bize söz verdiler. Bekleyip göreceğiz” diyordu.

Oysaki verilen hiç bir söz yokmuş. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM)’nde görevli Doç. Dr. Veysel Ayhan (ORSAM Ortadoğu Danışmanı, Abant İzzet Baysal Üniversitesi U.) tarafından hazırlanan Esad-Davutoğlu Görüşmesinin sonuç analiz raporu hiç de öyle dememektedir: “...Başbakanlıkta gerçekleşen üst düzey toplantılar, Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından Esad’a ciddi uyarıların Davutoğlu üzerinden gönderileceği yönünde yapılan açıklamalar ve bu yödeki görüşmeler, Arap Birliği ve Körfez işbirliği Konseyi’nin Suriye rejimini sert ifadelerle eleştiren açıklamaları, Katar, Bahreyn, Kuvveyt ve Suudi Arabistan Şam’daki büyük elçilerini danışmak amacıyla çağrılmış olması Davutoğlu’nun ziyaretini Türkiye’nin kendi başına başlattığı bir girişim olmaktan çıkmış ve sanki uluslararası toplumun elçisi konumuna girmiştir” tespitine yer veriyor.

Zatan Türkiye daha önceleri de bu güvenilir merkezin raporları doğrultusunda hareket etmekteydi.
Böylece Başbakanın, “hiç kimsenin insiyetifiyle hareket etmiyoruz. Bunu gündeme getirenler hiyanet içindedirler” mealinde muhalefete cevap veriyordu. Bu beyanatın koca bir yalan olduğunu görüyoruz.

Analiz raporunda: “...Suriye, “Orduyu kışlaya geri çekme yönündeki” talepleri görüşmeye bile yanaşmayacağını, gösterileri meşru talepler olarak görmediğini ve Ramazan ayında bile güç kullanma politikasından vaz geçmeyeceğini hem Türkiye’ye hem de Davutoğlu’nun ziyaretinden bazı beklentileri olan uluslararası topluma iletmiş oldu” deniliyor.

Devamla: “...eldeki resmi açıklamalardan hareketle bir analiz yapacak olursak: Suriye yönetiminin Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na doğrudan Suriye’de yaşananları silahlı terör gruplarının sivil vatandaşları ve güvenlik güçlerini öldürme eylemleri olarak gördüklerini, bu kesimlerin taleplerine boyun eğmeyecekleri gibi bunlara tolerans tanınmıyacaklarını ve şayet Türkiye Suriye’nin “terörle mücadelesine” destek vermeye hazırsa Ankara’nın girişimlerini dost ve kardeş bir ülkenin dostane girişimi olarak değerlendireceklerini aksi durumda ise buna sert bir şekilde karşılık vermeye hazır olduklarını mesajını vermiştir” denilmekte.
Bizde iç sorun sayarız!
Ayrıca raporda çarpıcı ve o derece de haklı bir tespit var: “....Ayrıca Esad yönetimi tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin Suriye’de yaşananları bir iç sorun olarak görme hakkına sahip olduğüunun ifade edildiği ileri sürülmektedir. Esasında bu sözlerin anlamı Şam’ın da gelecek günlerde Türkiye’de yaşanan bazı olaylar karşısında açık bir eleştiri geliştirmeye hazırlandığı şekilde olmuştur..... Türkie’de Kürt sorunu veya demokratikleşme konusunda yaşanan sorunlar karşısında daha fazla sessiz kalamayacağının mesajını üstü örtülü bir şekilde Dışişleri bakanı Davutoğlu’na iletmiştir ....” demilmekte. Ve “görüşmede Türkiye’nin Esad yönetiminden çok kısa süre içerisinde Suriye halkının kendi geleceğini barışçıl yöntemlerle tayin edilmesini yol açacak politikaları hayata geçirme baskısı yapıldığı anlaşılmakradır” denilmekte.

Raporun sonuç kısmında ise: “Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Esad’a demokratik bir şekilde yönetimi bırakması gerektiğini yüksek sesle dile getirdiği ancak Esad yönetimi de iktidarı bırakmayı kabul etmediği gibi Türkiye’nin girişimine meydan okuduğu ileri sürülebilir” denilmekte.

Bizim politikacılarımız ve güdümlü basınımız neden bu konulara dokunmamakta ve duymazdan gelmekte?

Sayın Davutoğlu, bu barışçıl yöntemi kendi vadandaşın Kürtlere neden uygulamıyorsunuz? Elinizi tutan mı var? Yoksa Kürtlerin cenazeleri sizleri ilgilendirmiyor mu? Her cenazenin gelişinde zevk mı duyuyorsunuz? Bütçenizin üçte biri Kürtlerin alınterlerinden oluşmuyor mu?

Bence, ABD, BM ve uluslararası camia ile birlikte yakın bir gelecekte Suriye’ye askeri müdahale ve ekonomik yaptırımlar gündeme gelebilir. Ve Uluslararası Ceza Mahkemesinde Beşşar Esad ve bağlı bulunduğu dikta grubu yargılanabilir.
Ali ERDOĞAN
[email protected]
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti