Tekil Mesaj gösterimi
Alt 16.07.11   #1
Pir Mehmet
Avatar mevcut degil.
Co-Admin
Kurucu
Üyelik tarihi: Dec 2010
Nereden: Şiran
Mesajlar: 2.112
Rep Puani : 54
Standart Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini istemeleri


Qoçgirî İsyanı: Katliam ve Asimilasyon

15 Nisan 2011 Cuma Saat 18:51

Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini istemeleri,

Bir insanın kendi anadilini özgürce konuşması, anadilinde eğitim ve öğretim görmesi, anadiliyle mahkemelerde savunma yapması o insanın veya toplumun en doğal, en demokratik hakkıdır.
Anadil hakkı kutsaldır, ananın ak sütü gibi ak ve helaldır. Anadil aynı zamanda kültürün de şah damarıdır. Kültürün iki temel direğinden biri dil, diğeri inançtır, ancak dil esastır, önceliklidir. O nedenle büyüklerimiz "Berê zar û ziman, pâşê dîn û îman" yani önce dil, sonra inanç diyerek çok doğru bir tesbitte bulunmuşlar. Zira dil olmadan ne inanç olur ne de ibadet. Ancak çifte asimlasyona tabii tutulan Alevi Kürtler, bilhasa da Qoçgirî ve Dersim Kürtleri ne dillerini ne de inançlarını özgürce yaşayamadılar.

Asimilasyon tehdidi
Her ne kadar gelinen aşamada devlet Kürtlerin varlığını kabul etmiş gibi gözüküyorsa da Alevi Kürtler için en büyük tehlikelerden biri hâlâ kültürel soykırım olan asimilasyondur.
Qoçgirî insanı Kürt ve Alevi olduğu için 1921'de Meclis'in açılmasıyla beraber önce fiziksel soykırımdan (jenosid) geçirilmiş, peşinden çifte asimilasyona tabii tutularak kültürel soykırımdan (etnosid) geçirilmiş, bir yandan Türkleştirilmek, diğer yandan Sünnileştirilmek istenmiştir.

Tarihi arka plan
Bilindiği gibi 1. emperyalist paylaşım savaşı dediğimiz 1. Dünya Savaşı'ndan sonra adına yedi düvel denilen emperyalist devletler Anadolu'yu işgal edince, Kürtler ve Türkler yedi düvele karşı omuz omuza tüm cephelerde beraber çarpışarak Anadolu'yu düşman işgalinden kurtarıp Türklerin ve Kürtlerin beraber yaşayacağı ORTAK VATAN'ın temelini attılar.
Çok doğaldır ki düşman işgalinden beraber kurtarılan ortak vatanda yani Anadolu'da Kürtler de aynen Türkler gibi; başta Kürtçe dilinde eğitim ve öğretim hakkı olmak üzere, Türklerin yararlandığı tüm hak ve özgürlüklere sahip olmak, eşit ve özgür yurttaş olmak istediler.
Bu işin ilacı ve çaresi de o günkü şartlarda DEMOKRATİK ÖZERKLİK olarak formüle edilmiş ve Kürtlere bu konuda söz verilmişti. Bu çerçevede 23 Nisan 1920'de Meclis açılmadan önce Kürtlere verilen Demokratik Özerklik sözü Meclis açıldıktan sonra ne yazık ki yerine getirilmedi ve Kürtlere verilen tüm sözler unutuldu. "Alavere dalavere Kürt Memet nöbete" denip savaşta kırdırıldıktan sonra Kürtlere zırnık verilmedi.
Bunun üzerine başta Qoçgirîli Alişêr, Dersimli Seyid Rıza ve Nuri Dersimi olmak üzere Kürt Teali Cemiyeti'nin örgütlü olduğu diğer Kürt coğrafyasındaki Kürt liderleri Demokratik Özerklik taleplerinde direnince bu taleplere kanla cevap verildi.
Plana göre önce Qoçgirî ve Dersim'in işi bitirilecekti, fakat siyasi-askeri koşullar, konjonktür elvermeyince Dersim operasyonu daha sonraki bir tarihe bırakılmak üzere, evvela 1921 Newrozu'na girmeden Qoçgirî katliamı başladı. Peşinden 1925 Şeyh Said, 1927 Zilan ve 1937-38 Dersim jenosidi (fiziksel soykırım) yapıldı.

Tertele
Yavuz Selim'in 1514 yılında yaptığı Kızılbaş-Kürt katliamından daha beter olan II. Yavuz katliamı da diyebileceğimiz Qoçgirî Katliamı Türklük ve İslamiyet adına 1921 Mart ayında Qoçgirî'de başlatıldı. Yaşlılar bu olaya "VURĞUNA QÛRMİNC", Kürt vurgunu veya TERTELE diyorlar.
O tarihteki yöneticilerin talimatı ile sakallı Nurettin Paşa'nın emrinde Sivas'ta hazır bekleyen merkez ordusu ile Topal Osman'ın emrindeki gönüllü Laz alayları dört bir taraftan Qoçgirî'ye girdiler. Yaşlı, çoluk çocuk, kadın, hasta ayrımı yapılmadan insanlar, kurşun ziyan edilmesin denerek; süngülerle, hançerlerle, duvar diplerine dizilip üstlerine duvar yıkılmak suretiyle, sırıklarla dövülerek, sırıklara (kazığa çakılıp) ateşin önünde yakılmak suretiyle, ev damlarına toplatılıp üzerlerine gaz dökülüp toptan yakılmak suretiyle ve kaçanlar mitralyözlerle vurulmak suretiyle Qoçgirîliler büyük bir katliam ve soykırımdan geçirildiler.
Çardaklar, otlar, ahırlar içlerindeki hayvanlarla beraber, evler, damlar ateşe verildi. Binlerce canlı hayvan sürüler halinde çalınarak götürüldü. Yatak, yorgan, cacım, kilim, sitıl, tencık, kap kacak, un, buğday, yağ, çökelik, ne varsa Su şehri ve Alucra Deresi'nden Topal Osman'a katılan, vurgundan önce Qoçgirîli Alevi Kürtlere kirva diyen Ovalı, Suşehirli, Ezbiderli, Şanigarlı ve Alucralı, komşu Türk köyleri tarafından yağmalanıp tertele edildi. Şu anda dahi Suşehri ve Alucra Deresi'ndeki bazı kivralarımızın! duvarlarında halen Qoçgirili nenelerimizin kendi elleriyle ördükleri tertele edilen renkli Kürt halıları, cacım ve kilimleri asılıdır.
Katliam-isyan döngüsü
Qoçgirîlerin tek suçu Alevi Kürt olmaları, anadillerini ve kültürlerini istemeleri, Türklerin sahip olduğu demokratik hak ve özgürlüklerin Kürtlere de tanınmasını istemeleriydi. Kısaca Demokratik Özerklikti talepleri.
Qoçgirililerin bu haklı taleplerinin kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra sırasıyla Ağrı, Zilan, Dersim katliamları yapıldı.
Bu kadar vahşetten sonra bazı Qoçgirî ve Dersimli akraba ve kardeşlerimizin korkudan dolayı kendilerini en iyi Türk ve Müslüman göstermeleri bir yerde anlaşılabilir, ama kendilerini öldürtenlerin resimlerini yatak odalarına asmaları, kendisini katleden partiye halen oy vermeleri ise asimlasyona uğramış olmalarındandır. Bununun başka izahı mümkün değildir. İşte onun için ısrarla Alevi Kürtler için en büyük tehlikelerden biri de "asimilasyon"dur diyoruz.
Kürtlerin Türkleştirilmesi
Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber 88 seneden beri asimilasyon gereği Kürt dili yasaklandı, tarihte Kürt diye bir milletin olmadığı söylenip Kürtler inkar edildi, 20 milyon Kürt göz göre göre sıfır vatandaş sayıldı, Zaza Kürtler dağlı Türk olarak adlandırıldı.
Asimilasyon gereği Kürt yerleşim yerlerinin isimleri değiştirildi. Qoçgirî ve Dersim isimleri yasaklandığı gibi haritalardan silindi. Qoçgirî'nin ismi Gümüşakar olarak, Dersim'in ismi Tuncçeli olarak değiştirildi. Qoçgirî bölgesinin 700 yıllık Çit ismi İmranlı olarak değiştirildi. İmranlı ilçesindeki Cefan köyü Altınca oldu, sanki Cefan'ın dağında altın rezervi varmış gibi. 800 yıllık Kızılbaş Kürt dervişi Cogi'nin ismi Yünören oldu. Zimagîn ismi Kuzköy yapılarak ucube isimler türetilip isim kirliliği yaratılarak Kürtlerle alay edildi.
Asimilasyon gereği korku imparatorluğu kurularak Alişêr ve Seyid Rıza'nın ismiyle beraber Kürtçe isimler her tarafta yasaklandı. Alişêr'in, Seyid Rıza'nın ve Şêx Said'in ismini ağzına almak her babayiğidin harcı değildi. Cuntacıların ve katillerin isimleri teşvik edildi. Qoçgirîli Kürtler çocuklarına Alişêr ismini takamadı ama Kemal, Gürsel, Sunay, Bülent, Yavuz gibi isimlerden geçilmez oldu. Aradan yıllar geçtikten sonra o Kemaller ve Gürseller büyüyünce Alevi Kürtlerin ve Alevilerin oylarını kaçırmamak için vitrin süsü olarak katliam yapan partilerin yüksek mertebelerine getirildiler.
Asimilasyon ve beyin yıkama metoduyla Kızılbaş Kürtleri kendi cellatlarına aşık ettiler. Asimilasyon politikalarıyla Qoçgirî, Dersim, Maraş, Madımak ve Gazi katliamlarının arkasındaki partiyi ve güçleri göremeyecek kadar Alevi Kürtlerin gözlerine adeta mil çektiler.
Ne zamanki Kürtler mücadele ederek bileğinin gücüyle kendilerinin varlığını kabul ettirip Kürt hareketi güçlendi, ondan sonra da çeşitli alavere dalaverelerle Kürt mücadelesini zaafa uğratmak, Kürtleri bölmek için 90 yıl önce başvurdukları yalanları tekrar piyasaya sürdüler.
Kızılbaşların Sünnileştirilmesi
Cumhuriyetle beraber 1925 yılında Hacı Bektaş dergahı kapatılıp, Alevi cemleri yasaklanmış, Alevilerin inancına ambargo konmuş, Alevi cemleri gizli yürütülmek zorunda kalınmıştır.
Alevi öğretisini yayan Dersimli yurtsever pirler çıban başı görülerek hedef tahtasına konmuş,1937-38 Dersim Katliamı'nda 7 sülalesiyle beraber ya öldürülüp yok edilmiş ,ya da batı illerine sürgün edilerek Alevi inancı kökten bitirilip yok edilmek istenmiştir.
Katliamdan kurtulabilen pirlerin bir kısmı parayla satın alınıp muhbirleştirilerek Seyid Rıza'nın yaş küçültme davasında yalancı şahitlik yaptırılarak Seyid Rıza idama gönderilmiştir.
Asimilasyon politikası gereği sahte pirler türetilip bu sahtekarlar eliyle "Namaz esasında Alevilerin hakkıdır" denilerek Alevi köylerine cemevi yerine camiler yapılmıştır.
Asimilasyon gereği yatılı bölge okullarında Alevi Kürt öğrenciler küçük yaştan itibaren bir yandan Türkleştirilip diğer yandan Sünnileştirilmeye çalışılmıştır. Alevi çocuklarına zorla namaz kıldırılmış, okullarda zorunlu din dersleri konularak Sünnilik dayatılmıştır.
Asimlasyon gereği Kürt tarihini çarpıtarak yazanlar Alevilik tarihini de çarpıtıp yalan yanlış yazdılar. Aleviliğin İslamiyetten önceki dini olan Zerdüştiliğin bir devamı ve günümüzdeki uygulaması olduğu, İslamiyet'le ve 4. halife Ali'yle ilgisi olmadığı halde Aleviliği götürüp İslamiyet'in göbeğine oturtup Ali sevgisine bağlanarak İslamcı Türkçü resmi görüş doğrultusunda Aleviler yönlendirilmiştir. Aleviliğin Zerdüşt inancının devamı olduğu, Zerdüştiliğin gereği Güneşe ve onun bir parçası olan Ateşe ve ateşin alevi olan Kürtçe "alav"a saygıdan ileri geldiği inkar edilerek bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı yaratılmıştır.
Alevliği Xorasan'da yayan Zerdüşti Kürt Eba Müslüm Xorasani, Ebul Vefa Kürdü, Beyazid Bestami, Halacı Mansur, Seyid Nesimi gibi Alevi düşün ve felsefe öncüleri bir kenara bırakılıp Alevilikle ilgisi olmayan koyu bir şeriatçı ve Şii olan İmam Cafer Sadıkın Buyruk adlı (kim tarafından yazıldığı belli olmayan) kitabı Alevilerin dini kitabı gibi gösterilerek Aleviler çaktırmadan Sünniliğe özendirilmiştir.
Kılıçdaroğlu'nun Alevi ve Kürt alerjisi
Kürt hareketinin güçlenip Kürt sorununda demokratik çözümü dayatması üzerine Kürt hareketini zayıflatmak, Alevi Kürtleri Kürt mücadelesinden koparmak, Kürt sorununu sadece "Güneydoğu" sınırları içine hapsetmek için 90 yıl önce Qoçgirî Kürtlerinin mücadelesini bölüp isyanı bastırmak için başvurulan "Qoçgirî aşiret reisi Alişan Bey ve Haydar Bey Şafidir, Qoçgirîliler Alevidir, nasıl bu Şafilerin peşine takılıp isyana katılırsınız" şeklindeki dezenformasyon ve yalan propaganda bugün "Aleviler Kürt değil Türk'tür, Alevi'nin Kürdü olmaz, Kürtler şafidir" şeklinde propaganda edilerek Kürt mücadelesi içerden bölünmek istenmiştir.
Bütün bu olanlar Alevilerin ve Kürtlerin içindeki inkarcı, işbirlikçi Xızır paşalar ve İdrisi Bitlisiler eliyle yapılmıştır.
Bugün gelinen aşamada devletin başbakanı dahi Seyid Rıza'nın sözlerini hatırlatarak devletin Dersim'de katliam yaptığını itiraf ettiği halde Dersimli Kürt Alevi ve üstelik dede soyundan olan CHP'nin genel başkanı bunu duymazlıktan, görmezlikten geliyor. CHP'li milletvekili Onur Öymen, Meclis kürsüsünden açıkça Dersim Katliamı'nı savunurken CHP Genel Başkanı gülümseyerek Onur Öymen'i izliyor. Dersimli Kürt Alevi Kılıçdaroğlu; Kürt sorununa nasıl bakıyorsunuz sorusuna "Etnik temelde siyaset yapılmasını doğru bulmam" diye cevap veriyor. Aynı şekilde Alevi hakları ile ilgili ne düşündüğü sorulduğunda; "İnanç temeline dayalı siyaset vatandaşları böler" diyerek Kürt ve Alevi kelimelerini ağzına almaktan dahi korkuyor.
Seyid Rıza ve Şêx Said'in mirası
Bugün için düzenin mağduru durumunda olan Kürtlerin, Alevilerin, sosyalistlerin, ezilenlerin ilacı Demokratik Özerkliktir, daha geniş demokrasidir. Kürtler özgürleştikçe Aleviler ve Türkler de özgürleşiyorlar. Bugün Alevilikten dolayı hapishanelerde bir tek insan yoktur. Ama Kürtlükten dolayı dama tıkılan on binlerce Kürt vardır.
Bundan 90 yıl önce Qoçgirî Alişêr'in, Dersimli Seyid Rıza'nın, Xınıslı Şêx Said'in istedikleri Demokratik Özerklik projesi aradan 80-90 yıl geçtiği halde şu an için halen acil bir talep ve bir siyasi çözüm olarak karşımızda duruyor.
Diğer yandan tüm Alevi Kürtlerin büyük bir azim ve kararlılıkla asimilasyoncuların, inkarcıların, döneklerin ve işbirlikçilerin inadına işte-aşta-mahkemede-evde-okulda-piknikte-düğünde-ölüde hayatın her alanında Kürtçe konuşmaları, kültür ve geleneklerini Kürtçe yaşamaları, cem ve ibadetlerini Kürtçe yapmaları asimilasyon zehirinin en büyük panzehiri olacaktır. Bu alanda en büyük görev başta Kürt analarına, bilahare dengbêjlere, sanatçılara, pirlere, dernek ve vakıflara, cemevleri görevlilerine, Kürt aydın ve yazarlarına düşmektedir.
'Kürt vekil'lerin inkar ve ihanet batağı
Şu anda AKP'deki yüzlerce Kürt milletvekili, CHP'deki onlarca Alevi veya Kürt Alevisi milletvekileri sadece şahsi çıkarları ve koltuklarını düşünmeyip biraz da Alevilerin ve Kürtlerin sorunlarıyla ilgilenmiş olsalardı yani ihanet ve inkar batağına sapmamış olsalardı Aleviler ve Kürtler bu kadar mağdur olmazlardı.
Bırakın sıradan Kürt veya Alevi milletvekillerini bu memlekette Maraş'ta Kürt Alevi Katliamı yapılıyor iken başbakanlık yapan Malatya Akçadağ sürgünlerinden Kürt kökenli Ecevit için de Kürt sorunu diye bir sorun yoktu. O da Kürt kelimesini ağzına dahi alamadı. 70'li yıllarda Tandoğan'daki CHP mitinginde "Kurdanra azadî" diye slogan atan Kürt öğrencilere tahammül dahi edemeyip polis zoruyla miting dışına atırdığı hâlâ hafızalardadır.
Devletin Başbakanı'nın Dersim Lideri Seyid Rıza'nın idama giderken söylediği sözleri eksik de olsa dile getirmesi Dersim Katliamı'nı kabul etmiş olması da yetmiyor. Seyid Rıza'nın niçin idam edildiğini ve idama giderken söylediği sözleri de bilmesi gerekirdi. Baytar Nuri (Veteriner doktor Muhammed Nuri Dersimi) "Kürdistan Tarihinde Dersim" adlı eserinde Seyid Rıza'nın idama giderken "Yazıktır, günahtır zulümdür, beni suçsuz yere idam ediyorsunuz, Kürdistan şehitlerine katılıyorum, yaşasın hür ve müstakil Kürdistan" dediğini ve ilerlemiş yaşına rağmen celladı iterek ilmiği kendi eliyle boynuna geçirip sandalyeyi tekmelediğini yazıyor.
Bugün gerek kültürel soykırım, gerek siyasal soykırım son hızıyla devam ediyor. Demokratik Özerkliği talep eden yüzlerce Kürt siyasetçi hapishanelerde çürütülmeye ve anadillerinde savunma hakları engelenerek insanlık suçu işlenmeye devam ediliyor, her gün onlarca Kürt siyasetçisi içeri atılıyor.
Yusuf ZERİ / Araştırmacı
Yararlanılan kaynaklar:
1-Nuri Dersimi-Kürdistan Tarihinde Dêrsim
2-Mehmet Bayrak-Basında çıkan yazılar ve kitapları
3-Dr. Cemşid Bender-12 İmam ve Alevilik
4-Dr. Cemşid Bender-Kürt Tarihinde Alevilik
5-Dersimli araştırmacı Kazım Yeşilgöz-Zerdüştiliğin Devamı Olan Alevilik
6-Qoçgirî yaşlılarının anlatımları
kaynak:Ö.gundem
Sponsor Reklamlar

Pir Mehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti