Tekil Mesaj gösterimi
Alt 05.09.09   #1
Alevi
Alevi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıbrısl�
Kurucu
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nereden: Schweiz(isvicre)
Yaş: 37
Mesajlar: 4.785
Rep Puani : 199
Standart Alevilikte Cem


ALEVİLİKTE CEM


ÖZET
Cem, Alevi anlayışında önemli bir hizmettir. Bu yazıda, Sivas, Kangal, Dışlık köyünde 1960’lı yıllardaki uygulanış şekliyle cem töreni tanıtılmaktadır. Bu tören daha çok ekim-kasım aylarında, tüm köy halkının katılımıyla, akşam saatledxrinde yapılır.
ABSTRACT

Cem is important service in Alavi understanding. The cem ceremony that was performed before 1960s, in Dışlık village of Kangal, Sivas, is narated in this writing. This ceremony is mostly performed in october and november, with the participation of all residents of the villege, and in the evining hours.
Anahtar Kelimeler : Cem, Alavilik, On İki Hizmet.
Key Words: Cem, Alevism, The Twelve Services
Ön Söz
On iki hizmet ve Cem, Alevi anlayışında önemli bir hizmettir. Bu hizmetin ana kaynağı Kuran-ı Kerim’deki ayetlere ve Kırklar Cemi’ne dayanmaktadır.
Bu hizmetin uygulayıcısı pir, rehber, mürşit, talip, ikrar ve imandır. Meydan sofası küskün, dargın, kırgın ve haksızların yeri değildir. Allah, “Kul hakkı ile huzuruma gelmeyin.” demiştir. Bizim cemlerdeki canlar “Ölmeden önce nefsi envaresini öldürür.” Hak huzuruna varmadan, meydan sogasında yargılanırlar. Herkes birbirinden pir ve cemaat huzurunda rızalık alır. Haklı hakkını bu huzurda talep eder. Haksız olan da özür dilemesini bilir. Kin ve kötülükler dışarıda kalır. Meydan sofaları dostluk, hoşgörü, güzellik, birlik, beraberlik, sevgi, Hak ve Ehlibeyt’le haşır neşir olma yeridir.
Halk arasındaki yanlış söylemleri ortadan kaldırmak için, cemler herkese açıktır. İsteyen gelip görebilir.

Bu çalışmada Sivas ve çevre illerde uygulanancemleri, Oni ki hizmet’iyle, ayetiyle, duasıyla, deyişi ve düivaz imamı ile dara durma, secdeye inme ve niyazı ile tüm detaylarını anlatmaya çalıştık. Bunu anlatırken noksanlığımız varsa hoşgörünüze sığınırız. Bu metne katkısı olan dede ve araştırmacı-yazarlara teşekkür ediyorum.[1]
ALEVİ KİMDİR
Alevi’yiz Allah’ı bir bilenleriz
Başımız ol yüce Kur’an’a bağlı
Resul’üne iman edenlerdeniz
Yolumuz bir ulu divana bağlı
Severiz Resul’ü aşk ile candan
Hazreti Ali’yi seçmeyiz ondan
Müsahip oldular hem teni tenden
Kalbimiz bir ulu ikrara bağlı
Aşığız bizler hakikatin yoluna
Rehberine mürşidine pirine
Hazreti Resul’ün İslâm dinine
Mezhebimiz İmam Cafer’e bağlı
Etmeyin iftira bize ne kârınız var
Hak’ka doğru dönen didarımız var
Hacı Bektaş gibi hünkârımız var
Gittiğimiz yollar dergâha bağlı
Severiz bizler on iki imamı
Kalben bağlıyız yoktur gümanı
Gelecek diye Mehdi sahip zaman
Aşık Musa’nın gönlü yollara bağlı
Musa KARAKAŞ

ABDAL MUSA CEMİ

Cem, Abdal Musa Cemi’yle başlar. Cem, köylerde sonbaharın son aylarında veya kış aylarında yapılır.
Birçok köyde dede vardır. Dede olmayan köylere de vardır. Ayrıca her talibin ıkrar verdiği ayrı ocaklar ve o ocaklara bağlı dedeler vardır.
Dede:Dede Seyyit’tir. Seyit demek, dedenin silsile ve sülalesinin Ehlibeyt’e uzamasıdır. Yani aslının Ehlibeyt neslinden olmasıdır.
Talip:Ehlibeyt’i seven, inanan ve ikrar veren ehli müminlere talip denir.
Dedenin Köye Gelmesi: Görgü, Abdal Musa Cemi’yle başlar, demiştik. Dede köye gelir, herhangi bir talibinin evine misafir olur. Bu misafirliğe konaklama denir.Talip, dedesinin kendi evinde konaklamasından dolayı sevinçli ve mutludur. Eğer imkânı varsa, dedesine konak kurbanı keser. Durumu kurban kesmeye müsait değilse imkânlarına göre bir lokma; yani bir yemek hazırlar. Köyün aile büyüklerini yemeğe davet eder. Köyün büyükleri yemekten sonra sohbet ederler. Sohbet esnasında konak sahibi:
-Talip komşular, pirim gelmişken münasip görürseniz bir Abdal Musa Cemi yapalım, diye sohbet açar.
O cemaatta bulunan canlar tarafından, bu öneriye olumlu cevap verilince herkes gönlünden ne koparsa kalkar dedenin huzurunda tek tek duaya durur. Abdal Musa aşkına ne verecekse orada ikrar eder. Kimisi kurban, kimisi para, kimisi un, bulgur ve saire ikrar eder.
Dualarını aldıktan sonra hizmet sahipleri o andan itibaren hizmetlerine başlarlar. Bu arada dede, cemaatta bulunan canlara rızalıkiçin bir hatırlatma yapar:
-Aranızda küskün, dargın varsa birbirinizle görüşüp barışmadan Abdal Musa Sultan Cemi’ne gelmesin....Burası Hak yolu; hak alma ve hak verme yeridir....
Dargın, küskün olanlar dede huzuruna gelir, barışır, görüşür, rızalık alır. Herkes hizmetine devam eder.
Meydan Sofasında Toplanma
Akşam olur meydan sofasında toplanılır. Cem yapılır. Cem yapılırken on iki hizmetyapılır. Abdal Musa Cemi’ne Kısır Cemide denilir. Çünkü bu cemi yaparken görgü-sorguolmaz. Hatta Abdal Musa Cemi’nde delilde yanmaz. Çünkü delil yanan cemde görgü, sorgu, rızalık, erkan cemiolması gerekir. On iki hizmetin tamamı Görgü Cemi’nde gerçekleşir. Ama görüyoruz ki Abdal Musa Cemi’nde de delil yakan var.
Bu bölümde Abdal Musa Cemi’ndeki hizmetleri yazmadım. Sadece cemin başlama aşamasına kadar olanı yazdım. Abdal Musa Cemi ile Görgü Cemi arasında on iki hizmet uygulama farkı hemen hemen aynıdır. Bu nedenle cem on iki hizmetini burada yazmadım. Çünkü ilerideki sayfalarda on iki hizmeti, duası, secdesi, dar-ı Mansur’u, farraşı, sakası, delilcisi... tüm hizmetleri detayıyla bulacaksınız.
Abdal Musa Cemi’nin Bitmesi
Abdal Musa Cemi bittikten sonra talipler, dedenin kaldığı konuk evinde toplanırlar. Dede:
-Allah kabul ve makbul eylesin, Abdal Musa aşkına cem yaptık; aranızda inşallah küskün, dargın kalmadı; bu nedenle buradan gitmeden sizler de şu Görgü Cemi’ni yapmak isterseniz dar-ı meydanolalım. Yoksa ben yoluma gideyim, diye müsaade ister.
Talipler de:
-Gelmişken bizlere Hak yolunda görülüp sorulmak isteriz, derler.
Bundan sonra görgü için görülmefaslı başlar.
Görgü Cemi
Daha önceleri tarikata girmiş müsahip canlar görülür. Müsahipli canlar görülmeden önce boy abdesti alır; yıkanır, temizlenir. Temizce giyinir. Eşleri de aynı şekilde yıkanır, boy abdesti alır. Bellerine kemer-best bağlarlar; rehberleri önlerinde olmak üzere büyük müsahip sağ başta, küçüğüonun solunda, eşleri de yaş durumuna göre eşlerinin solunda, ayakları yalınayak olarak meydana, pirinhuzuruna gelir. Eğilip meydana niyaz eder; dara dururlar.
Dede, Kuran’ın A’raf suresi 23. ayetiniokur:
Her ikisi Rabbimiz, kendimize yazık ettik. Bizi bağışlamaz ve bize rahmet etmezsen biz kayıp edenlerden oluruz.
Dede bu ayeti okuduktan sonra şöyle devam eder:

-Allah Allah! Eli yerde, yüz gökte, özü Dar-ı Mansur’da; Hak Muhammet Ali yolunda, erenler meydanı, pir divanında, canı kurban, teni terceman, On iki İmam ve on dört Masum-u Pak Efendilerimizin dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak kavliyle Hak Erenler’in nasihatını kabul, muktedasıyla amel etmek üzere yalın ayak, yüzü üzere sürünerek gelmiş, Ayn-i Cem Erenleri’nin izn-i icazetiyle Muhammet Ali yoluna, Seyyit Muhammet Hünkar Hacı Bektaşı Veli, tarik-i nazenine dahil olmak üzere koç kuzulu kurbanlarıyla gelmişler. Hakk’ı görmüş, rah-ı Hak bilmiş, Nesimi gibi yüzülüp, Mansurgibi asılıp, Fazlıgibi borçtan halas olmak dilerler. Himmet-i Pir niyaz ederler. Allah Allah!...Eyvallah!...
Dede, cemde bulunan canlara hitaben:
-Ayn-i cem erenleri, sizler bu canlardan razı mısınız? der.
Dede, bu soruyu üç defa tekrarlar. Görgüye katılanlar genellikle daha önceden şikâyete konu olacak bir durumları varsa, onu komşular arasında hallederek ceme geldiklerinde herhangi bir istekli can çıkmaz; şayet biri birinden istekli çıkarsa pir ve canların gayretiyle hâlledilir.
Cemde bulunanlar ayağa kalkmadan oldukları yerde secdeye niyaz eder, “Allah Allah!...” diye dardaki görülen canlardan razı olduklarını ifade etmiş olurlar.
Dede, bunun peşinden Kuran-ı Kerim’den Tevbe Suresi: 119. ayeti okur:Ey inananlar, Allah’tan sakının. Doğrularla beraber olun.
Ayetini okumaya devam eder. Daha sonra:
-Tevbe günahlarımıza estağfurullah...Elimizle, dilimizle, belimizle işlediğimiz günahlarımıza tevbe estağfurullah...Kalbimizle, cem-i azamızla işlediğimiz günahlarımıza tevbe estağfurullah...İsyanımıza tevbe estağfurullah...
Can-ü dilden el bağladım evliya erkanına
Hamd-ü lillah gene durdum Piri’imin divanına
Elaman, sığındım erenler lütf ü ihsanına
Bu yolda canım kurban Pir’imin fermanına
Dede:
-Ber cemal-ı Muhammet, kemal-i Hasan, Hüseyin, Ali- ra bülende selavat...,der; tüm canları selavat vermeye çağırır.
Hep birlikte:
Allahümme salli ala seyyidina Muhammed ve alâ Al-i Seyyidine Muhammed!..diyerek selâvat verilir.
Darda bulunanlar, yani görülenler yüz üzeri kapanıp secdede dururlar. Dede:
-Geldiğiniz Ali yolu, durduğunuz Mansur darı...Hak, cesedinize can verdi; kalbinize iman verdi... Ağız talip, dil mürşit...dedikten sonra, darda duranlara sorar:
-Erenler meydanında ne gördünüz, ne işittiniz?....
Secdedeki canlar, başlarını kaldırmadan:
-Pir meydanına geldik, Hak gördük, Hak işittik... derler.
Dede secdedeki canlara şu telkini yapar:
-Allah, Eyvallah kapısında, döktüğün varsa doldurun, ağlattığınız varsa güldürün...Yıktığınız varsa yapın. Doğru gezin, dost gönlünü incitmeyin...Mürşide teslim-i nıza olun. Yalan söylemeyin, haram yemeyin, zina etmeyin...Elinizle komadığınız herhangi bir şeyi almayın; gözünüzle görmediğinizi söylemeyin.
Gelme...gelme; dönme...dönme! Gelenin malı, dönenin canı...Riya ile ibadet; şirk ile taat olmaz... Söylediğin meydanın, sakladığın senin!...
Allah!... Eyvallah!...
Bunun üzerine görgüsü yapılanlar dara kalkarlar.
Dede sorar:
-Erenler meydanında, Pir huzurunda Mürşid’ine teslim-i rıza oldun mu? Allah-Muhammet-Ali, On İki İmam ve Ehl-i Beyt soyuna iman ü ikrar ettin mi? Kazaya razı olup, kadere bağlandın mı? Nacilerin pişuvası İmam Caferi Sadık’ın içtihadı üzere hak dediğimizi hak bilip, batıl dediğimizi batıl bildin mi? Muhammet-Ali’nin ve Ehlibeyt’inin sevdiğini sevip tevella; sevmediğini sevmeyip teberra ettin mi?
Dört kapı, kırk makam hak mı?...On iki yas-ı matem hak mı?...
Suret-i haktan görünüp, dünya menvaatiyle gözünü kamaştıracak münafıkların sözlerine aldanıp erenler yolundan uzaklaşırsan Mahşer günü yüzünüz kara olsun mu?...der. Dardaki canlar da her soruya:
-Allah...Eyvallah!, diyerek cevap verirler. Dede:
-Allah-Muhammed-Ali, Hünkar Hacı Bektaşı Veli ikrarınızda sabit kadem eyleye, gerçek erenler demine Hüüüü..., diye dua eder.
Böylece canların görülüp sorulması bitmiş olur.
Tarikten ( Erkandan) Geçme
Bundan sonra günahlardan arınmak için müsahipli canlar erkandan geçmeden terceman(yani kurban eti) yiyemezler. Tarikten geçme töreni şu şekilde olur:
Müsahipli iki can eşleriyle meydana, pir huzuruna gelmeden abdestlerini almış olup; ter temiz giyinmiş, yalın ayak, rehberleri önlerinde meydana gelirler. Dede meydanda,erkan elinde, kendisi ayakta,erkana düşecektalipleri/canları bekler.
Meydana gelen canlar diz çöker. Meydana niyaz ettikten sonra ayakta duran dedenin ayağına niyaz eder. Büyük müsahip sağ tarafa, yüz üzere yere uzanır. Küçüğü olan müsahip de aynı vaziyette sol tarafına uzanır. Eşleri ise ayak tarafında duvakları veya önlükleri ile müsahip canların yalın olan ayaklarını örterler.
Dede, canlara erkan çalmadan önce La Feta’yı okur. “La feta illa Ali, la seyfe illa Zülfikar.Daha sonra “ Nasrun min-Allah’i ve Fethün karip ve beşşirü’l müminin ya Muhammet!.., ya Ali!.. Üstadı nefes, tarikatı iman, erkanı meşayih, erkansıza ne meşayih..Göz görenin, yol varanın. Yolca giden yorulmadı; gerçek gediğinden ayrılmadı. Güzel Şahım eyvallah!...Destur Şahı Merdanı Zülfikar, ya Şahı Velayet!... ” diyerek, üç kere:
-Allah Muhammet, ya Ali....
-Kalka diyelim bir Allah Allah!..., diyerek canların sırtına erkanlar vurur.
Canlar bu erkan vurmadan sonra tekrar dedenin ayağının önüne niyaz ederek ayağı kalkar. Dedenin elindeki erkanın bir sağ başına, bir ortasına, bir de sol başına niyaz ederek dedenin sol tarafından ayrılıp müsahipler küçüğü büyüğünün eline niyaz eder; büyük de küçüğünün yüzlerin öper ve tecella, temmenna dolanır. Tevella, teberra ile cemin sol yanına çıkıp duaya durur.
Mürşit/Dede:
-Temennaları kabul, muratları hasıl ola...Allah diyelim. Hak penahında saklasın...Hüüüü...diyelim, der.
Bundan sonra müsahipli canların hepsi de sırayla erkandan geçerler. Halkadaki yerlerine otururlar.
Müsahipliğe İkrar Verme
Ehlibeyt bendesi olan, Ehlibeyt yoluna inanan canlar evli olup, pirine, mürşidine, rehberine inanıp iman getiren insanlar bir biri ile anlaşırlarsa müsahip olabilirler.
Müsahip olacak canlar önce eşlerine, baba ve annelerine danışarak onların rızasını aldıktan sonra görgü evine eşleri ve anne-babaları ile gider, rehberi görürler. Rehber bunlara abdestlerini aldırır ve boyunlarına bir tığ-bent(büyük mendil veya çevre) takar.

Rehber bu mendili sağ eli ile tutar, önlerine düşer. Önce kapının sağına-soluna niyaz eder. Kapıdan içeri girince rehber, yüksek sesle:
-Hü şeriat erenleri....
-Hü tarikat erenleri
-Hü marifet erenleri
-Hü sırr-ı hakikat erenleri, diyerek rehber ve canlar sağ ayaklarını önce atarak her söylediklerinde bir ayak ileri giderler.
Pir, onların isteklerine karşı der ki:
-Ey talip!...Bu bir uzak yoldur; gidemezsin. Demirden leblebidir, yiyemezsin. Oddan gömlektir, giyemezsin.....Geri gidiniz!..., der.
Rehber, ikrar verecek canları geri götürüp tekrar üç defa geri getirir. Dördüncüde pir, bu talipleri kabul eyler.
Repber, talipleri dedenin önüne getirip niyaz ettirir. Niyazdan sonra müsahip olacak canlar, dedenin önüne diz çöker; dizlerinin üzerine oturur. İkisi de sağ ellerinin baş parmaklarını dedenin eline verirler. Dede bunlara der ki:
-İyi ve kötü günlerde kardeşsiniz. Bir gömlekten ses vereceksiniz. Gelme, gelme...Dönme, dönme...Gelenin malı; dönenin canı..
Daha sonra dede müsahip gençlere yemin verdirir:
-Bu ikrardan dönmemesine yanımızdaki daşlar, hıfız melekleri güvah olsun mu? İkrarından dönen Muhammet-Ali’nin şefaatından mahrum kalsın mı? Boynuna münkir halkası takılsın mı? Yanımızda bulunan gözle görünmeyen melekler şahit olsun mu? Müsahibinle pirin eteğini tuttun mu? Mürşidin Muhammmet, rehberin Ali’dir. Per, Hünkar Hacı Bektaş Veli’dir. Verdiğiniz ikrar onlaradır. Taşlar, ağaçlar, ay, gün, yer, gök...tanık olsun mu? Bu ikrardan dönerseniz Ali’nin Zülfikar’ı boynunuza dolansın mı?....diyerek bu andı içtikten sonra dede müsahip canlara şu duayı eder:
-Allah Allah!...İkrarları kadim ola, muratları hasıl olsun...Verdiği ikrardan dönmeyeler. Birbirlerinden usanmayalar. Allah-Muhammet-Ali, gönlünüzü gümandan, başınızı dumandan halas eyleye. On İki İmam, didarından, katarından ayırmaya. Hünkar Hacı Bektaş yardımcıları ola...Gerçeğin demine hüüüü!...

Bundan sonra bu yeni müsahip canlar da erkandan geçirilirler.
Müsahiplik ve Tercüman Kurbanı:
Kurban veya kurbanlar sahipleri tarafından başları dedeye doğru durdurularak, ön sağ ayaklarını elleri ile kıvırarak duaya dururlar.

Dede, Saffat Suresi’nin 103 ve 107. ayetleriniokur:
İkisi de Allah’a teslim oldular. Babası oğlunu alnı üzerine yatırdı. Biz, ey İbrahim rüyayı gerçek yaptın dedik. Bu demede O’nu ödüllendirdik Ona bir kurban verdik
der. Kurbanlar tekbirlenir. Dede:
-Fermanı celil, kurban-ı Halil, tüyü Cebrail, canı İsmail,
diyerek cemaatla ve kurban sahipleri ile birlikte tekbir getirilir:
Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber...Eşhedü en la ilahe illalah vallahü ekber...Allahü ekber ve lillahil hamd,
diyerek üç defa tekarlanır.
Dede devamla:
La feta illa Ali, la feta illa Zülfikar(Ali’den başka er, Zülfikar’dan başka kılıç yoktur.), der.
Dede:
Yardım Allah’tandır. Kazanç yakındır. İnananlara müjdeler olsun,ayetini okur.
Dede:
-Ya Allah, ya Muhammet, ya Ali!...Pirimiz, üstadımız Hünkar Hacı Bektaşı Veli...Diyelim Allah Allah!...
Tüm cemaat secdeye varırlar. Dede, aşağıdaki gülbankısöylerken hep bir ağızdan Allah...Allah! derler:
Allah Allah!...Akşamlar hayır ola, hayırlar feth ola, şerler def ola....Münkirler mat, münafıklar berbat ola...Müminler şad ola; Hak Muhammed Ali yardımcımız ola...On İki İmam, On Dört Masum u Pak, On Yedi Kemerbest katlarından, didarlarından ayırmaya...Pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaşı Veli, muin ve destigirimiz ola. Cenabı Hak münkir, münafık şerrinden, adü mekrinden uzak eyleye... Dertlerimize derman, hastalarımıza şifa, borçlarımıza eda nasip ve müyesser eyleye... Gökten hayırlı rahmetler, yerden hayırlı bereketler ihsan eyleye...Namerde muhtaç eylemeye. Kurbanlarımızı dergah-ı izzetinde kabul eyleye; lokmalarımıza sevap yazıla...Kazaları, afetleri, belaları defetmiş ola... Dil bizden, nefes Hünkar’dan ola. Nur-ı Nebi, Kerem-i Ali, Gülbank-ı Evliya, Hünkar Hacı Bektaşı Veli....Gerçekler demine hüüüüü... der. Böylece kurban tekbirlenmiş olur ve bu hizmetin tamamlanması için dede, zakirlere destur verir. Zakirler kurban hakkında Yedi Aşıklar tarafından söylenmiş üç Düvaz-İmam okurlar.
Sponsor Reklamlar

Alevi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti