Sponsor Reklamlar


İmam Caferi Sadık ve Buyruk (Alevi-bektaşi Ekolü)

 Alevi Önderlerimiz Katagorisinde ve  12 İmamlar Forumunda Bulunan  İmam Caferi Sadık ve Buyruk (Alevi-bektaşi Ekolü) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen Dede-baba

 
Seçenekler
Alt 10.01.10   #1
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 41
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart İmam Caferi Sadık ve Buyruk (Alevi-bektaşi Ekolü)


Degerli canlar...

Alevi-bektaşi islam ekolünün Kurucusu İmam Cafer Sadık'tan bugün bahsetmek istedim...


Alevi-bektaşi Kırklar Ayin-i Cem-i... semahımız ve bu yol ve erkanın kurucusu İmam Caferi Sadık'ı Alevi-Bektaşi kaynaklarından öğrenelim..


Adı cafer Unvanı Sadık (doğru, gerçek dost)... babası İmam Muhammed Bakır.. Annesi Ümmü Ferve ( Halife Ebubekir torunu) Doğum yeri ve tarihi: medine, 699 Çocukları. ismail, Musa, Kasım, Muhammed, İshak ve Fatıma'dır (/ erkek, 3 kız).. İmam Abbasi halifesi mansur tarafından 765 te Medine de zehirlenerek şehit edilmiştir.. Türbesi Medine'dedir...İmamet Süresi 34 yıl. 6. İmam'dır.


Alevilik konusunda bilgi yönünde ileri seviyede olduğundan, kendisinden sonra gelen Ehlibeyt yanlılarına en sağlam bilgileri o ulaştırmıştır. Bu işi o kadar sistemleştirmiştir ki, koyduğu ilkeler Aleviliğin yasaları haline gelmiştir. Zamanla fikirleri o kadar gelişmiştir ki Caferilik diğer İslam mezhepleri arasında ayrı bir yer işgal etmiştir.

Alevilik esaslarını o kadar mükemmel düzenlemiştir ki, İslamiyet’in kabulünden sonra Anadolu’ya gelen Türk boylarının büyük bir kısmı kendi inanç ve törelerinden taviz vermeden.. arap ve fars kültürü içinde asimile olmadan İslama dahil olabilmiştir.. İmam Cafer-i Sadık.. Ceddi muhammed mustafa ve hz. Ali gibi, Arap emperyalizmini ve egemenliğini değil... islamın gerçeğini ve özünü yayan olmuştur..

Yani bu mezhep, Türklerin birlikte getirdikleri Türk diline, Türk müziğine, Türk dansına, Türk şiirine vs. hiç engel olmamıştır.

Maliki Mezhebi’nin kurucusu Malik Bin Enes’in:

“...Üstünlük, bilgi, ibadet ve takva bakımından İmam Cafer’den ilerisini ne bir göz görmüş, ne de bir kulak duymuştur....”


sözü kayda değerdir...

Saygı ve sevgilerimle
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.01.10   #2
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 41
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart İmam Caferi Sadık - BUYRUK-


Alıntı:
Dede-baba´isimli üyeden Alıntı
Bugün, İmam Caferi Sadık 'a ait Buyruk kitabından bahsetmek istiyorum, kitabın küçük ve büyük olmak üzere ve erdebil nüshası olmak üzere bir kac sekli vardır. Ama genel olarak, içerikleri aynıdır.

Kitap Alevi erkanını , Peygamber'in Miracını, "Kırklar Cemini" "SEMAHI" anlatmaktadır. Özellikle kitapta bir yer var ki bu kısmı her alevinin okumasını tavsiye ederim. KİTABIN "RIZA ŞEHRİ" kısmı , aleviliğin oluşturmaya calıştığı ütopyayı içermektedir. İlginc olan sey ise Karl Marx'ın Das kapital'inin deki komünizm aşamasıyla büyük benzerlikler göstermesidir. Ayrıca kitap, batının yüzyıllar sonra keşfettiği "hümanistik" düşünceyi ortaya koyan enfes bir eserdir.


=RIZA ŞEHRİ=

" Bir zamanlar bir sofu dünyayı gezmeye çıktı. Bir gün yolu bir şehre düştü. Bu şehir şimdiye dek gördüğü şehirlere benzemiyordu. sabah saatinde herkes işine gücüne gidiyor, sessizlik içinde yaşam sürüyordu. Sofu şehrin bu düzenini görünce şaşa kaldı. öyle ki birisine yaklaşıp bir şey sormaya cesaret edemedi. karnı acıkmıştı. şehri gezerken bir fırın gördü. Ekmek almak için içeri girdi. Fırıncıya para uzatarak ekmek istedi. ama fırıncı hayretle paraya baktı:

-Bu ne bu? Biz bunu kaldırmak için yıllarca uğraştık, Büyük savaşlar verdik. Anlaşılan sen RIZA şehrinden değilsin. Dünyalı olmalısın, dedi.

SOFU: Evet bu şehirden değilim, diye karşılık verdi.

FIRINCI: Hele belli oluyor. Dur, öyleyse seni görevlilere teslim edeyim. Onlar seninle ilgilenirler. bizim şehrimizde para pul geçmez dedi. Görevliler önce kendi aralarında bu sofuyu ne yapacaklarını tartıştılar.

İÇLERİNDEN BİRİ: Meclise götürelim ulular karar versin dedi. Diğerleride bu görüşe katıldılar. Bunun üzerine tümü meclisin yolunu tuttu. Yol boyu sofu düşünüyordu. İçinden "paranın gecmediği bir şehir. Görevliler. ulular meclisi, şimdide büyük ne görkemli yerdir gör ulular meclisi diye" kurdu. neyse bir süre yürüdükten sonra divana vardılar.Ama sofu bu kez de şaşa kaldı. Çünkü divan denen bu meclis hiç de düşündüğü gibi büyük ve göz kamaştırıcı değildi. Düşündüğünün tam karşıtıydı. Bir sessiz köşede küçük bir yapı idi. Yerlere basit kilimler serilmişti. Ak sakallı ulular bağdaş kurmuş kentin sorunlarını görüşüyorlardı.

Görevliler Uluları Selamladıktan Sonra :

"Bu Dünyalı şehrimize girmiş. Acıkmış, ekmek almak için bir fırına girmiş. Fırıncıya para vermeye kalkmış. Bunun üzerine fırıncı farkına varıp bize teslim etti. ne yapalım?" diye sordular.

ULULAR.

" Bunu neden buraya getirdiniz? Törelerimizi biliyorsunuz. Onu konakta bir odaya yerleştirin, aşevine götürün, gerekeni yapın! diye buyurdular.

Bunun üzerine görevliler sofu ile birlikte geri döndüler. Önce bir aşevine götürdüler. karnını doyurdular. Sonra kentin konukları için yapılmış konağa götürdüler. Bir odaya yerleştirdiler.

Sofuya kentte ne yapması, nasıl yaşaması gerektiğini anlattılar.:

"Burada para pul geçmez, Burası Rıza şehridir. Rızalıkla her istediğini alır, her istediğini yaparsın" dediler, yeterki rızalık olsun. "bunu unutma" diye uyardılar.

Sofu konaga yerleşti, gezip dolaştı. Rahatı yerindeydi. İstediği yerde yiyip içiyordu. Bir kaç gün sonra eşyalarını topladı. Şehirden ayrılıp yola koyulmak istedi. Ama görevlileri Karşısında buldu.


GÖREVLİLER:

--"Gidemezsin!" dediler. "Bu şehir Rıza şehridir, adı üstünde. Sen buraya rızan ile geldin. Bizde sana yiyecek ve5rdik, yatacak yer sağladık. bu şehirde kaldığın sürece bizden razı kaldın mı?

SOFU: "-- Kuşkusuz razı kaldım, sağ olun! " diye karşılık verdi.

GÖREVLİLER: "Şimdi bizim de senden razı kalmamız gerek. bu yiyip, içip yattığın günler için çalışmalısın

SOFU: "-- O ki töreniz böyle çalışayım" diye kabul etti.

Görevliler sofuya yapabileceği bir iş verdiler. konakladığı odadan alıp daha büyük bir eve yerleştirdiler. Artık o da Rıza şehrinden bir adam olmuştu. Her sabah işine gidiyor, akşama dek çalışıp evine dönüyordu. Yavaş yavaş dost, arkadaş edinme çabasına girişti. Ama her kiminle konuşmaya başlasa ilk sorulan "Sen dünyalı mısın?" oluyordu. Bu şehrin insanları kavga, çekememezlik, kendini beğenmişlik gibi tüm kötülüklerden arınmışlardı. Böylece gün geçti ay geçti. Sofu şehri iyiden iyiye sever oldu. Dünyayı gezme düşüncesinden vazgeçti. Bu şehirde kalmaya karar verdi. Ama hala yanlızdı.

Bir gün yakın bulduğu bir arkadasına açıldı:

"-- Sizin bu şehirde nasıl evlenilir, ne yapılır diye sordu.

ARKADASI: "-- Şehrin ortasındaki bahçe var ya, işte orda her cuma günü tanışmak dost edinmek isteyenler toplanır. Gençler gelirler. Herkes orda beğendiği anlaştığı biri ile evlenme yolunu arar. Orda tanışırlar. Anlaşırlarsa evlenirler" dedi.

SOFU: Cuma günü söylenilen bahçeye girdi. Kocaman bahçe tıklım tıklım doluydu. türlü giysiler içinde genç kızlar kelebek gibi dolaşıyorlardı. Birbirini beğenip anlaşanlar uzaklaşıyorlardı. Anlaşamayanlar ayrılıp başkasına yaklaşıyorlardı. Sofu olup bitenleri bir süre hayranlıkla izledi. Sonra kanının kaynadığı bir kıza yaklaştı.

Ama O Bacının ilk sorusu:

"--Sen dünyalı mısın? " oldu.

Sofu aylardan beri hep bu sözü duymaktan iyiden iyiye bıkmıştı.

"-- Evet Dünyalıyım. Ne olacak?" diye karşılık verdi.

BACI: "--Davranışlarından hemen belli oluyor. Ama alınma, zararı yok. O ki beni kendine eş seçmek istiyorsun, bu konuda bende sana yardımcı olurum, davranışlarını düzeltirsin" dedi.

Bacı ile sofu anlaşmaya niyet ettiler. İşten artan boş zamanlarda buluşup konuşuyorlardı. Sofu bir keresinde bacı ile buluşmaya giderken yolun kıyısında kocaman bir nar bahçesi gördü. bahçenin ne duvarı, ne bakçisi ne koruyucusu vardı. Hemen bahçeye daldı. Kimse görmeden bahçeden bir kaç nar topladı. Yakalanırım korkusu ile ivedi davranıp ağacın bir kaç dalını kırdı. Ama ne kimse geldi, ne de sordu. Sofu narları toplayıp bacı ile buluşacakları yere gitti. Henüz bacı gelmemişti. Narları tabağa koydu. Masanın üzerine yerleştirdi. Bacının gelmesini bekledi. Nitekim bir süre sonra bacı geldi. Ne var ki narları görmesine karsın hiç ilgilenmedi. Oysa sofu bacının narları görüp ilgilenmesini, sevinmesini bekliyordu. Bacı her zamanki gibi yerine oturdu. O zaman sofu dayanamadı. Bacıya narları gösterdi.

BACI: "Bunları nerden aldın?" diye sordu.

Sofu narları nerden kopardığını söyledi. Bunun üzerine

"-- beni düşündüğün için sağ ol. Ama o bahçenin yerini, varlığını ben de biliyorum. Canım isteseydi gidip ben de alabilirdim. Şimdi benim canım istemiyor. Bu narlar burda boşuna çürüyecek. Başkalrının hakkını boşuna çürütmüş olacağız. gelirken öğrendim. Narları kopartırken bahçeye bahçeye de bir sürü zarar vermişsin. oysa daha dikkatli davranıp bahçeye zarar vermeyebilirdin. Burda kimse senden birşey kaçırmıyor ki... Bunca süredir Rıza şehrinde yaşıyorsun. Bu şehirde rızalıkla her şeyin serbest olduğunu bilmeliydin. Şimdi anlıyorum, sen bu şehre ayak uyduramayacaksın.

Bunları söyledikten sonra bacı sofuyu bırakıp gitti. Görevlilere söylemiş olacak ki, görevliler sofunun yaptıklarını divana bildirdiler. Divan sofunun durumunu tartıştı. Sonunda sofunun Rıza şehrine uymayacağına karar verdi. bunun üzerine görevliler Dünyalı sofuyu şehirden attılar

Şimdi Bu olay kulağınıza küpe ola!

Rıza üç türlüdür.

BİRİNCİSİ: Kişinin kendi ile rızasıdır.

İKİNCİSİ: Toplumla rızasıdır.

ÜÇÜNCÜSÜ: Kişinin tarikatla rızasıdır. ( Alevi erkanına göre yola giriş, islamiyeti kabul -ikrar verme- rıza iledir.)
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.01.10   #3
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 41
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart İmam Caferi sadık Kendisine Sunulan Halifeliği Red Ediyor?


Degerli canlar...

Muaviye ve yezit nesli... Emevi saltanatının ve yaptığı zulümlerin intikamını Eba Müslim HORASANİ aldı... Bu noktada az bilinen bir gerçekte şudur..


751 Yılında Ehl-i Beyt yareni Türk Eba Müslüm Horasani , Emevi Devletini yıkıp yerine bir devlet kurmak istediğinde ilk önce akla Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’inin soyundan gelmekte olan 6. İmam Cafer Sadık’a (İmam Cafer Sadık : İslam içtihadını içeren ve kaynağını ilahi telkin Kuran- ı Kerimden alan İslamın el kitabı, Buyruk isimli eseri kaleme alan zattır) müracaat eder.

İmam Cafer Sadık, şöyle cevap verdi:

"....Büyük Dedem Hz. Muhammed ahir zaman peygamberiydi. Cenabı Allah, ümmetine öncü olarak kendisine Kuran-ı Kerim’i gönderdi. Ümmetinin içinden bir kısım insanlar buna rağmen kendisine her türlü cefayı çektirdiler.

Kendisinden sonra Halife olarak dedem Hz. Ali’yi tayin etmesine rağmen, bu insanlar ilahi emri dinlemediler. Daha sonra Dedem İmam Ali halife oldu. Ancak buna rağmen itaat etmeyenler oldu. Çok kan döküldü. Dedem İmam Ali şehit edildi.

Dedem İmam Hasan yerine geldiğinde gene aynı dava devam etti. Onu da Süfyanoğulları zehirleyerek şehit ettiler. Zamanın bir kısım müşrikleri bu sefer de Dedem İmam Hüseyin’e, kendilerini Emevi zulmünden kurtarmaları için defalarca müracaat ettiler.

Dedem Şah Hüseyin’i Kerbela’da susuz şehit ettiler. Dedem İmam Zeynel Abidin, çıplak develere bindirilerek susuz çöllerde aile efradımız ile birlikte çok cefalara maruz bırakıldı.

Dedem İmam Muhammed Bakır gene aynı şekilde zehirlettirilerek şehit edildi. İslam dinini ve Kur’anı koruyan Aba- i Ceddimize karşi zulüm ve katliamları reva gördüler.

Bütün bunların nedeni dünya malına ve onun saltanatına karşı sonsuz ihtiras ve hırsları sebep oldu. Bedelini tüm insanlık alemi ve İslam dünyası ödedi ve bu acı halen devam ediyor. Bu vesile ile ben bir İmam olarak daha fazla acı çekilmesini ve bedel ödenmesini reva görmüyorum. Dünya işlerini inanç işinden ayırmak lazım gelir. Ben ve aile efradım kendimize hakka ikrar ve hizmet yolunu tercih ettik. Siz başka uygun bir insanı bu işe halife olarak tayin ediniz’’.

Böylece İmam Cafer Sadık, kendisine sunulan Halifelik makamını nazik bir dille red etmiş ve kaynak olarak Kuran-ı Kerimi esas alarak kendisini din hizmetine adayan büyük bir İmam ve ulemadır.

İmam Hanefi, İmam Şafii, İmam Hambeli ve İmam Maliki dahil olmak üzere zamanın ünlü alim ve din ulemaları, İmam Cafer Sadık’a gönülden bağlı olan onun talebeleridirler. Bu konuda ismi yukarıda zikr edilen ulemalar, İmam Cafer Sadık’a ve İslam dinine karşı yanlışlıklar yapmaya zorlanmalarına rağmen buna uymadıkları için bu uğurda Abbasi halifeleri tarafından işkence ile katledilmişlerdir....

Ne yazıkki Hz. Muhammed'in Amca oğlu Hz. Abbas'ın soyundan gelen ...Abbasiler döneminde de, Arap / İslam coğrafyasında Abbasiler'in Ehli Beyt düşmanlığını içeren katı zulmü süre gelmiştir.

Harun Reşit ile yönetimin başında olan Bermekoğlu Caferin arası açılmış, bütün Bermekiler kılıçtan geçirilmiştir. Bu arada İmam Musa-i Kâzım'ı kendisine rakip olarak gören Harun Reşit, kendisini zehirleterek şehit etmiştir...

Allah Eyvallah
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.01.10   #4
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 41
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart İmam Caferi Sadık'a Göre Ehl-i Beyt'i Sevmek


Ehli Beyt'i Sevenler kısım kısımdır..

İmam Caferi Sadık, Batın ilmini bilen, Cümle hakikatlere erendi.. ilmi yedi iklim dört köşeyi cümle cihanı sarmıştı, herkes ilminden nasip almak için kapısında dara durmuştu.

Ne mutlu ol insana ki o yüceler yücesinden nasiplenir, ilim deryasının çeşmesinden nasiplenir, ve İmam Cafer’e bağlanır...

Senin Dervişlerin Semahlar Döner
Kadir Geceleri Şem'alar Yanar
Katarımız İmam Ca'fer'e Uyar
Gel Dinim İmanım, İmamı Hüseyin
Şah Hatayi

İmam cafer’in hanesinde, bir can belirdi… Destur alıp, İmam Cafer huzuruna geldi…

İmam Cafer-i Sadık… sual eyledi ki

Kimlerdensiniz?..

----"Sizi sevenlerden ve sizi takip edenlerdenim." dedi.

Bu devri zamanda Şah’ı sevmek, Evlad-ı Resule tabi olmak demek. hapse atılmak, horlanmak, öldürülmek ve her türlü zulmete katlanmak demekti.

İmam Cafer-i Sadık, bu hitaba sevindi.. ve şöyle devam etti….

“.. Her kim ki yeri göğün sahibi olan Allah’a inanır…. İki cihan sultanı Muhammed Mustafa’yı peygamber.. Hz. Ali ve evladını velayet kabul ederse.. ol Hakk’ın lutfu ve ihsanı boldur, ol kimse.. hakikate erer. Batın sırlarına vakıf olur. Cümle eşya sırrını ona açar… marifet ehlinden olur.

Amma bizi sevmek zordur. Kimi size bağlıyım, sevdim der de; ihanet ehlinden olur. İçimizde dolaşır adımızı zikrederde, vakti zamanı gelince, ihanet ehlinden olur, Ehli beyt düşmanlarıyla bir olur da, sırtımızdan vurur. Bu kimselerin sevgisi dildedir.. kalbinde değil.

Bir kısım sevenimizde. Can telaşına düşer, Türlü belalara uğramamak için, saklar kendini gizliden gizliye içinden severler, adımızı zikreder, içlerine kan ve göz yaşı akıtırlar.

Son bir sevenimiz daha vardır ey can, ol kimselerin sayısı gayet azdır, Bu kimselerdir ki, Kur’anın açık ve gizli sırlarını bilirler… Hakk olanı, (batıl) yanlıştan, ayırır. Her nere baksa Hakk cemalin görürler… Ol kimselere sır ve giz yoktur.. cümle eşya Hakk’ın rızası ile sırrını onlara açar… Marifet ehlindendir ol kimseler.

Ne çare ki avam (halk) bilmez onları, Ol kimselerin sözlerini dinlemezler, Ömrü hayatları, yoksulluk, her türlü belalar, ve çilerle geçer, kimi zaman kafir sayarlarda, tutarlar yakalarından, dar ağaçlarına sürüklerler, kimi zaman, bedenlerini yakıpta küllerini göğe savururlar, kimi zaman derisini yüzerlerde, toprağı bile laik görmezler.. kimi zaman yerlerinden yurtlarından ederler.. kavmini ve de sevenlerini…


And olsun yedi kandilli süreyya’ ya, and olsun, nur’un geri döneceği mutlak sonun geleceği o güne ki… Yüce Allah bu yerleri ve gökleri bu kulları’ın hürmetine ayakta tutar, Onların hürmetine, semaya yönelen dualara karşılık verir.. cümle yartılanın., dertlerine deva, gönüllerindeki dileklerine murat ihsan eder..


“… Ey Yüceler yücesi Allah’ım bizleri, yoldan çıkmışların, sapıtmışların yoluna değil.. doğru bildirdiğin kullarının yoluna ilet…”

Evvel ahirsin Ya Allah
Şefaat eyle ya Resullah

Ezelden yolundayız ya veliullah
12 İmam’a beli dedik eyvallah
Bektaşiyiz inkar etmeyiz billah
Tarikat babında Caferiyiz İlallah
(yazan Dede-baba)
(Celal-abbas Erenler Ceminden Alıntı)
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.01.10   #5
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 41
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart İmam Caferi Sadık ve Halka Namazında Secde


Namaz; Kelime anlamı olarak teslim olma anlamı tasır. Namazın, hem sünnilikte hem de alevilikte peygamberin mihracı esnasında farz kılındığı kabul edilir.

Namazın nasıl kılınacağına ilişkin olarak Kur'anda bir hüküm yokken ayetler incelendiğinde 3 temel hareketin olduğu (ruku-secde kıyam) görülür.

Alevi-Bektaşi islam inancında... namaz "Niyaz" olarak isimlendirilir.. Ayin-i cemlerin Miraclama kısmında kılınır (değiş okunurken ayağa kalkma, kıyam ve secte) iki rekat olarak kılınan namaz aleviliktede vardır.


Alevilerin Ayin-i cem de kıldıkları namaz, iki rekat olup, sadece farzlar vardır. sünni namazındaki sünnetler burada yoktur. Alevi namazında şekilden ziyade öz önem taşımaktadır.

Alev-bektaşi islam anlayışında, halka Namazında secdenin nasıl olması konusunda bakınız İmam Caferi Sadık'ın buyruğunda neler deniyor?

"....Alevi, ayini cem de namaz esnasında baş secdede iken, kendi kendini dara çeker.

O, ana değin yaptıklarını ölçer, yargılar kendi özü ile yüzleşir, hiç kimsenin tanıklığı olmadan, şikayeti bulunmadan özünü yargılar, ve de kendi suçunu kendi gözü ile görür.

Secde bir çeşit aynadır. Çünkü secde de sadece Tanrı ve kişinin kendi vicdanı vardır. O Tanrı ki her şeyi görücü ve bilicidir. Bu nedenle Alevi ölmeden ölür, hesabını burada verir ve öle gider öte tarafa, yine bu nedenledir ki ayin-i cem başlarken pir herkesin birbirinden razılık almasını şikayeti suali olanı olup olmadığını cemaate sorar.

Alevi Halka namazında kıble cemal cemaledir ( yüz yüzedir). Hakkın evi gönüllerdir. Çünkü Alevi anlayışında, aynı Mekke de hacıların birbirinin yüzüne bakarak kadın erkek karışık kıldığı namaz gibi, Aynı kırklar ceminde İki cihan sultanı Muhammed Mustafa'nın kıldığı gibi. namaz kılınır......"

"....Yüce Allah hepinizin kıldığı halka Namazını... Kırklar namazı niyetine kabul ve makbul eyleye ,

Allah Eyvallah, Şeyhen İlallah.

Hu diyelim gerçekler demine...

saygı ve Sevgilerimle Degerli Canlar...
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.01.10   #6
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 41
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart İmam-ı Caferi Sadık ve Ebu Hanifi


Degerli canlar...

Aşağıdaki Kısa Peygamber sünnetinin asıl taşıyıcılarının kimler olduğunu ortaya koyması açısından önemlidir. Ebu Hanifi (sünnilik mezhebi teorik temellerini Ebu hanifiden alır)

İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurdu:

Ey Nu'man (Ebu Hanife'nin ismi Nu'man'dır) babam, büyükbabamdan nakletmiştir ki, Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:

---"Din işlerinde ilk kıyas (mukayese ve benzetme) yoluna giden İblistir (Şeytan'dır). Allah-u Teala ona: "Adem'e secde et." dedi. O ise "Ben ondan daha üstünüm; beni ateşten ve onu topraktan yaratmışsın (yani Şeytan ateşle toprağı birbirine mukayese ederek kendi üstünlüğünü ortaya koymaya çalışmıştır)." dedi. Her kim dinde kendi görüşüyle kıyas ederse Allah-u Teala onu kıyamet günü İblisle birlikte kılar. Çünkü o, kıyasta ona (İblis'e) uymuştur.

Meşhur Sünni alimi Ebu Nuaym kendi senediyle nakleder ki: İmam Cafer Sadık Ebu Hanife'den sordu ki:

--- "Adam öldürmek mi daha büyüktür (büyük günahtır), yoksa zina mı?" Ebu Hanife, "Adam öldürmek" diye cevap verdi. İmam buyurdu ki, "(Öyleyse neden) Allah-u Teala adam öldürmede (adam öldürmenin ispatında) iki şahidi yeterli bilmiştir; ama zinada dört şahit istemiştir?"


Yine İmam Cafer Sadık sordu ki,

"Namaz mı daha önemlidir, yoksa oruç mu?" O "Namaz" diye cevap verdi. Bunun üzerine İmam şöyle buyurdu: "Öyleyse neden kadın hayız (adet) olduğu zamandaki orucunu kaza etmesi gerekir, ama namazını kaza etmesi gerekmez?

Yazıklar olsun sana, kıyas nasıl doğru olabilir? Allah'tan kork ve dini kendi görüşünle kıyas etme."


Mezhebinden sual olunsa zahit
Dersin ki mezhebim Ebu Hanife
Zerre kadar senin imanin olsa
Imam demez idin böyle herife

Hasa sümme hasa imam degildir
Vallahi imam-i azam degildir
Imamlik bertaraf Islam degildir
Kulak asma böyle bir er caife

Hazreti cenab-i nebi-i ihsan
Evladina oldu bu herif düsman
Harabi sen Imam Cafer'e baglan
Baska mezhepleri etme vazife
Harabi


Allah Eyvallah
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.01.10   #7
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 41
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Hz. Adem'in yaradılışı (İmam Cafer Erkanı)


Hazreti Ademin yaradılışı:

Ol vakit, Yüceler yücesi Allah, Ademi yaratmayı murat etti. Cebrail a.s emretti, Arza git bir avuç toprak al.

Cebrail hemen yedi kat gökten yer yüzüne indi. İndiği yer Mekke de Kabe'nin bulunduğu yerdi.

Toprak almak için eğildi, fakat arz titredi: Olur ki bu mahluk itaatsizlik eder dedi niyaz etti ve toprağından vermedi. Bunun üzerine Hz. Cebrail geri döndü ve durumu arz eyledi.

Cenabı Rabbül Gafur olan Allah, Hz. Mikail-i gönderdi.. Arz Ona'da niyaz etti toprağını vermedi.

Yüce Allah üçüncü defa İsrafil a.s. gönderdi.. O'da elleri boş döndü.
Nihayet emr-i bari ile Azrail a.s. Arza indi. Arz onada niyaz etti,

Fakat Azrail:

-- Ben Allahü Tealanın emrini yapmamazlık edemem dedi. Hemen yer yüzüne el attı...Her çeşit topraktan aldı ve getirdi.

Rab olan Allah, Ademi işte bu topraktan yarattı. Sonra Meleklere emir buyurdu;

Onu Rıza suyu ile yıkadılar. Başına hilafet tacını koydular. Keramet hil'atı giydirip, yücelik kürsüsü üzerine oturttular.

Ve: Sen yerde, gökte halifesin dediler.

Yerde yatıyordu. Henüz ruh verilmemiş idi. Fakat böyle iken bile çok güzel idi. Kendisini gören Melekler, kuşlar, bütün canlılar hayran kalıyordu. O zamana kadar böyle güzel mahluk görülmemişti.

Sonra O'na ruh verildi. Adem yattığı yerden kalktı. Oturdu ve aksırdı:

-- "Elhamdülillah (Şükür olsun Yaradan'a dedi.

Bunun üzerine Kaadiri Kayyum:" Yerhakemullah ya Adem"dedi. (Allahtan sana rahmet gelsin) demektir.

Sonra:-- Ya Adem! İzzim Celalim hakkı için, seni bu kelime için halk ettim dedi.
Ve buyurdu:

Yukarı bak! O da başını kaldırıp baktı.

Arşta: La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah. Yazılı olduğunu gördü.
Ve sordu:

-- Ya Rab! "La İlahe İllallah" senin birliğindir amma, (Muhammeden Resulullah kim?)

Ol Hakk'tan Nida geldi:

-- O benim habibimin adıdır. Ve senin oğlundur, buyurdu.

Bu esnada Adem a.s. havaya baktı, üç sevimli kuş gördü. Hepsi birbirinden güzeldi. Fakat bilhassa biri pek zarifti. Adlarını ve makamlarının neresi olduğunu sordu.

İlkin en zarifi:

-- Ben akılım, diye cevap verdi. Makamım insanların başıdır.

Adem a.s. "Cenabı Hakkın halk ettikleri arasında en üstünü" diye düşündü.

Sonra ikincisine döndü. Çok güzel bir yüzü vardı.
O da :

-- Adım edep ve hayadır ve makamım insanların yüzü ve gözüdür dedi.

Üçüncüsü pek babacan bir kuştu. Yumuk, yumuk gözleri vardı. Kanatları pek parlak değil, ama temizdi.

-- Adım ilim ve şevkat, makamım insanların göğsüdür diye kendisini taktim etti.

Adem:

-- O halde gelin yerlerinize girin! teklifinde bulundu. Üç kuş yerli yerine yerleşince Hz. Adem kalbinde büyük bir huzur ve ferahlık hissetti.


Sonra sol tarafına baktı, orada da birbirinden çirkin üç kuş gördü. Onlarada adlarının ve makamlarının neresi olduğunu sordu.

İlki pek kurumlu bir kuştu.kimse ile pek meşkul görünmüyordu. Sadece benim diyen bir hali vardı. Kanatları, süslü ve parlaktı öyle yapmacık halleri vardı ki, gerçekten görülmeğe değerdi.

Adım Kibir ve makamım insanların başıdır. dedi.

Adem -- Fakat o aklın yeridir dedi. Sen orada nasıl durursun?

Kibir gülümsedi -- Aklı oradan çıkarır yerine ben girerim. Ben gelince akıl oradan gider, diye cevap verdi.

İkincisi:-- Adım Tamahdır ve makamım insanların yüzü ve gözüdür dedi.

Adem:-- Fakat bu edep ve hayanın yeridir dedi.

Tamah:-- Ben gelince edep ve haya gider, diye cevap verdi.

Üçüncüsü:-- Benimde adım hased,dedi ve makamım insanların göhsüdür.

Adem:-- Ama, bu ilm ve şefkatin yeridir, dedi.

Hased:-- Ben gelince, ilim ve şefkat gider.

Hz. Adem yüzünü buruşturdu ve düşünceye daldı. Bunun üzerine iyi kabul görmeyen üç sevimsiz, daha fazla orada duramadılar ve ayrılıp gittiler.

Hak Teala bütün ruhları da Ademe gösterdi. Ve sağ yanına iyman edenlerin, sol yanına da kafirlerin ruhlarını koydui

Sonra şöyle buyurdu: "Elestü birabbiküm" Allah Tealaya layık olan kular: " Beli" dediler.

Hakka layık olmayanlar da: "La" dediler. Bir kısmıda aldırış etmediler.

Yine buyurdu: "Elestü birabbiküm" Budefa: "Beli" diyenlerin bir çoğu "La" Aldırış etmeyenlerin de bir çoğu "Beli" dedi. Bir kısmı yine aldırış etmedi.

İki kere "Beli" diyenler Mü'min ve de doğru Mü'min olacaklardı.

İki kere "La" diyenler kafir doğup kafir öleceklerdi.

İki kere aldırış etmeyenlere gelince; onlarda neüzübillah şaki ve azgın olacak olanlardır.

İlkin "Beli" sonra "La" diyenler Mü'min doğup kafir ölecekler.

İlkin "La" sonra "Beli" diyenler ise kafir doğup Mü'min ölecek olanlardır.

ERKAN-I İMAM-I CAFER-İ SADIK

Allah Eyvallah
Sponsor Reklamlar

Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti
Alt 10.01.10   #8
Dede-baba
Dede-baba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
Üye
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nereden: Erzincan
Yaş: 41
Mesajlar: 384
Rep Puani : 10
Standart Tanrı İnsan'a Görünür mü?


İmam Caferi Sadık Buyruk'unda der ki :


"...Tanrı,inanan sofu kullarına 7 yüzle gözükür...

Birinicisi: Kendi Görünümünde,Bu Tanrı Sevgisi içindir ve tüm sevgilerin başıdır.

ikinicisi :,Üstad görünümünde gözükür bu bilim ve sanat sevgisi
içindir.Bilim ve sanat sevgisi kişiyi olgunlaştırır,kişinin kendisini aşmasını sağlar.

Üçüncüsü: Pir görünümündeki sevgidir.Pir'e sevgi ,insan veTanrı'nın doğru yoluna olan sevgidir.

Dördüncüsü :.Tanrı kişiye Sevgilisi olarak gözükür .Bu mutlu ve huzurlu yaşama olan sevgidir.

Beşincisi :14 yaşında bir cocuk gorunumundedir.Bu cocuk sevgisi içindir.

Altıncısı: Kabe gorunumundedir, Bu doğa sevgisi içindir.Doğa Tanrının Eseridir.Doğayı sevmek Tanrı'yı sevmektir.

Yedincisi :33 yaşındaki cennetlik görünümündedir.Bu tüm iyi insanları sevmek içindir.Ama sevginin Gercek sahibi Ulu Tanrı'dır. Tanrı Sevgisinden üstün sevgi,onun sevgisinden sevgi calmaktır.

''...Biz Adem'i Balçıktan yarattık Ve Âdem'e secde etmesi için meleklerimize emrettik....Âdem'e secde etmeyeni de cennetimizden kovduk...''(BAKARA SURESİ)


Ellerin Kabesi var Benim Kabem insandır..

Hünkar Bektaşi Veli


Allah Eyvallah, Şeyhen İlallah
Sponsor Reklamlar

gezgin1881 bunu beğendi.
Dede-baba isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alinti

Seçenekler


Bookmarks
    Bu içeriği paylaş --> Facebook Bu içeriği paylaş --> del.icio.us Bu içeriği paylaş --> Myspace Bu içeriği paylaş --> Google Bu içeriği paylaş --> Twitter Bu içeriği paylaş --> MSN Bu içeriği paylaş --> Digg Bu içeriği paylaş --> Yahoo Bu içeriği paylaş --> Linkedin
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Önceki veya sonraki konu...
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İmam Cafer Sadık'tan Sözler Pir Mehmet 12 İmamlar 0 25.08.11 21:30
İmam Cefer Sadık-(e-book) Ismin Kütüphane (E-Kitap) 0 22.05.10 18:02
alevi-bektaşi dergahları gezgin1881 Alevi Dedeleri - Pirleri - Ocakları 0 05.02.10 00:53
İmam Caferi Sadık - BUYRUK- Dede-baba Alevi Kitaplari 0 01.01.10 14:19
İmam Cafer Sadık ve Caferi Mezhebi Üzerinde Görüş ve Düşünceler.. Alevi Alevi Nedir ? Alevi Tarihi... 0 07.09.09 15:13






Sitemiz tüm dünyaya açık, hiçbir ayrım yapmaksızın faaliyettedir. Sitemize katılmak için alevi olmanız şart değildir kapımız herkese açıktır ve herkes fikir ve düşüncelerini özgürce konuşabilir. Ayrıca tüm üyeler her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. Her türlü sorumluluk yazan kullanıcıların kendisine aittir. Uygunsuz davranış vb. hareketler bazen site ekibinin gözünden kaçabilir. Bu yüzden uygunsuz davranış görülmesi durumunda, şikayetlerinizi iletişim bölümünden bildirirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır. Bu site, telif hakları Copyright ©2000 - 2011, Jelsoft Enterprises Ltd'e ait olan vBulletin® scripti ile tasarlandı ve kodlandı. Ayrıca sitemiz extra Php ve Ajax -jQ- ile güçlendirildi. Arama motoru optimizasyonu ise, vBSEO kullanılarak yapılmıştır.

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2